Vergide Çifte Yargılama ve Cezalandırma Yasağı

Vergide 213 sayılı VUK md. 359 ve 340 maddelerinin değişikliği hususu artık tartışılır hale gelmiştir. Türkiye’nin İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 7. Ek protokolünün imzalanması sonucunda 01.08.2016 tarihinde Türkiye açısından bağlayıcılığı gündeme gelmiştir. Böylece 213 sayılı VUK 359, 367 ve 340. Maddelerinin ortaya koyduğu çelişkiler yeniden tartışılır bir hal almıştır. Örneğin, sahte fatura kullanımı nedeniyle veya defter ve belgeleri ibraz etmeme nedeniyle birçok vergi mükellefi Asliye Ceza Mahkemelerinde duruma göre 21 yıla varan hürriyeti bağlayıcı hapis cezaları ile cezalandırılmaktadır.

Uygulamada Anayasa mahkemesi “ne bis ın ıdem” ilkesin kabul etmiş, fakat bu ilkenin anayasa ile güvence altına alınmadığı, böylece bu ilkeye uygun hareket etmemenin yasa koyucunun insiyatifine bırakıldığı neticesine varılmıştır. (Anayasa mahkemesi kararı 29.04.1980 – E.1980/1- K.1980/25) oysa ki 1982 anayasasının Cumhuriyetin nitelikleri başlıklı 2. Maddesinde devletin insan haklarına saygılı bir hukuk devleti olması özelliği kabul edilmiştir. Bu nedenle 1982 anayasasında ne bis ın ıdem ilkesinin prensip olarak yer almaması kesin bir eksiklik durumu olarak değerlendirilmemelidir. Çünkü anayasa, hukukun evrensel ilke ve esaslarını ve dolayısıyla devletin insan hak ve hürriyetlerine bağlı olduğunu 2. Maddesiyle benimsemiş bulunmaktadır. Aynı fiil nedeniyle birden fazla yargılama yapılması ve ceza verilmesi engellemesinin anayasada açık şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Suç oluşturan her fiile bir ceza tayin edilmeli, eğer bir fiille farklı ceza normları ihlal edilmişse, bu durumda en ağır cezayı gerektiren yasa hükmü fiili işleyen hakkında uygulanmalıdır. Bu durumda İHAS 7. Ek protokülünün TC açısından 01.08.2016 tarih itibariyle uygulanması ve bağlayıcılığı yürürlüğe girdiği anda “NE bıs ın ıdem” ilkesinin anayasa ile güvence altına alınmasına ilişkin noksanlık tartışmaları sonlanmış, hukuk devleti ilkesine de gereksinim kalmaksızın, anayasanın madde 90/5 uyarınca “ne bis ın ıdem” ilkesi adlı hukukun evrensel prensibi bir insan hakkı olarak üst norm ve teminatına kavuşmuştur.

İHAS 7 ek protokolünün aynı suçtan iki defa yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı başlıklı 4. Maddesine göre;

“1. Hiç kimse; bir devletin ceza yargılaması usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkum edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargısal yetkisi altındaki yargılama usulleri çerçevesinde yeniden yargılanamaz veya mahkum edilemez. 

  1. Yukarıdaki fıkra hükümleri, yeni veya yakın zamanda ortaya çıkarılan delillerin veya önceki muamelelerde davanın sonucunu etkileyebilecek esaslı bir kusurun varlığı durumunda, ilgili devletin ceza yargılaması usulü ve yasasına uygun olarak davanın yeniden açılmasını engellemez.
  2. Sözleşmenin 15. maddesi çerçevesinde bu madde ile öngörülen yükümlülüklere aykırı hiçbir tedbir alınamaz”.

Görüleceği üzere, Türk Hukuku için bağlayıcı olan 7. Ek Protokolün 4. maddesi “ne bis in idem” açısından net bir güvenceye yer vermiş ve hatta olağanüstü hallerde bile bu güvenceye aykırı hiçbir tedbir ve kısıtlamaya gidilemeyeceğini de ortaya koymuştur. Bir başka ifadeyle, üye devletlerin usule uygun şekilde ilan edecekleri olağanüstü hal dönemlerinde çıkarılacak düzenlemelerle “ne bis in idem” prensibinin ihlal edilmesi, yani bir kişinin aynı suçtan iki kez yargılanmasının ve cezalandırılmasının yolu açılamaz. Çünkü Sözleşme, istisnasız bir şekilde aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmamayı insan hakkı kabul etmiştir.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.