Makaleler

Vergi İncelemesinde Süreç Yönetimi ve Aramalı Vergi İncelemeleri

VERGİ İNCELEMELERİ, VERGİ VE CEZA İHBARNAMESİ GÖNDERİLMESİ

I-VERGİ İNCELEMESİNDE AMAÇ NEDİR?

Vergi Usul Kanunu’nun 134. maddesi hükmüne göre; Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır.

İncelemeye yetkili olanlar tarafından lüzum görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine de teşmil edilebilir. Fiili envanterin yapılmasının gerektirdiği ve incelemeyi yapan tarafından tasdik edilen giderler Hazinece mükellefe ödenir.

II-VERGİ İNCELEMESİNDE HUKUKSAL AMAÇ NELERDİR?

Vergi Usul Kanunu’nun 134’üncü maddesine göre, vergi incelemesi, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak amacıyla yapılır. İncelemeye yetkili olanlar tarafından gerek görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine de teşmil edilebilir. Fiili envanterin yapılmasının gerektirdiği ve incelemeyi yapan tarafından tasdik edilen giderler Hazinece mükellefe ödenir.

Madde hükmünden anlaşılacağı üzere, vergi incelemesi yalnızca, vergi kayıp ve kaçağını tespit etmeye yönelik değildir. İncelemede, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğu araştırılıp, tespit edilmekle birlikte, vergi mükellef ve sorumlularının doğru vergi ödemeleri de sağlanır. Vergi incelemesi yapmaya yetkili elemanlar, inceleme konusu vergiyle ilgili gerçek matrahı; defter, belge, kayıt ve hesapların incelenmesinin yanısıra, fiili durumları araştırıp incelemek suretiyle de yapabilirler.

III-KİMLER VERGİ İNCELEMESİNE TABİ OLACAKTIR?

Bu kanuna veya diğer kanunlara göre defter ve hesap tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzelkişiler vergi incelemelerine tabidirler.[1]

IV-VERGİ İNCELEMESİNE KİM YETKİLİDİR?
Vergi İncelemesi; hesap uzmanları, hesap uzman yardımcıları, ilin en büyük mal memuru, vergi denetmenleri, vergi denetmen yardımcıları veya vergi dairesi müdürleri tarafından yapılır.

Maliye Müfettişleri, Maliye Müfettiş Muavinleri, Gelirler Kontrolörleri ve Stajyer Gelirler Kontrolörleri, Gelirler Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra teşkilatında müdür kadrolarında görev yapanlar her hal ve takdirde vergi inceleme yetkisini haizdir.

Vergi incelemesi yapanlar, yanlarında memuriyet sıfatlarını ve inceleme yetkisini gösteren fotoğraflı resmi bir vesika bulundururlar ve gittikleri yerde işe başlamadan evvel bu vesikayı ilgililere gösterirler.[2]

Bu kanuna veya diğer kanunlara göre defter ve hesap tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzelkişiler vergi incelemelerine tabidirler.

V-VERGİ İNCELEMESİ NE ZAMAN YAPILABİLİR?
Vergi incelemesinin ne zaman yapılacağının evvelden haber verilmesi mecburi değildir.

İnceleme, neticesi alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere, tarh zamanaşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabilir.

Evvelce inceleme yapılmış veya matrahın resen takdir edilmiş olması yeniden inceleme yapılmasına ve gerekirse tarhiyatın ikmaline mani değildir.

VI-İNCELEMENİN YAPILACAĞI YER VE ZAMAN NEDİR?
Vergi incelemeleri, esas itibariyle incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır.

İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir.

Bu takdirde incelemeye tabi olanın lüzumlu defter ve vesikalarını daireye getirmesi kendisinden yazılı olarak istenilir.

İncelemenin dairede yapılması halinde istenilen defter veya vesikaları belli edilen zamanda mazeretsiz olarak getirmeyenler, bunları ibraz etmemiş sayılırlar. Haklı bir mazeret gösterenlere, defter ve vesikalarını daireye getirmesi için münasip bir mühlet verilir.[3]

VII-İNCELEMEDE UYGULANACAK İLKELER NELERDİR?
Vergi incelemesi yapanlar, yaptıkları inceleme sırasında aşağıdaki esaslara uymaya mecburdurlar.

İncelemeye tabi olana, bunun mevzuunu işe başlamadan evvel açık olarak izah ederler;
Nezdinde inceleme yapılanın muvafakati olmadıkça resmi çalışma saatleri dışında inceleme yapamazlar veya buna devam edemezler. (Tutanak düzenlenmesi ve inceleme ile ilgili emniyet tedbirlerinin alınması bu hükmün dışındadır. Ancak bu gibi tedbirler, incelemelerin, yapıldığı yerdeki faaliyeti sekteye uğratmayacak şekilde yapılır);
İnceleme bitince, bunun yapıldığını gösteren bir vesika nezdinde inceleme yapılana verilir.
İnceleme esnasında lüzum görülen hallerde, vergilendirme ile ilgili olaylar ve hesap durumları ayrıca tutanaklar ile tespit ve tevsik olunabilir. İlgililerin itiraz ve mülahazaları varsa bunlar da tutanağa geçirilir. Bu suretle düzenlenen tutanakların birer nüshasının mükellefe veya nezdinde inceleme yapılan kimseye bırakılması mecburidir.

İlgililer tutanakları imzalamaktan çekindikleri takdirde tutanakta bahis konusu edilen olaylar ve hesap durumlarını ihtiva eden defter veya vesikalar, nezdinde inceleme yapılandan rızasına bakılmaksızın alınır ve inceleme neticesinde tarh edilen vergiler ve kesilen cezalar kesinleşinceye kadar geri verilmez. İlgililer her zaman bu tutanakları imzalayarak defter ve vesikaları geri alabilirler. Ancak bu defterlerin suç delili olmaması şarttır.

213 sayılı VUK’nun 143üncü madde hükmü, yukarıdaki şekilde alınan defter ve vesikalar hakkında da uygulanır. 144üncü maddenin dördüncü ve son fıkraları hükümleri yukarıdaki şekilde defter ve vesikaları alınan mükellefler hakkında da caridir.

VIII-ARAMALI VERGİ İNCELEMESİ NE ZAMAN YAPILABİLİR?
İhbar veya yapılan incelemeler dolayısıyla, bir mükellefin vergi kaçırdığına delalet eden emareler bulunursa, bu mükellef veya kaçakçılıkla ilgisi görülen diğer şahıslar nezdinde ve bunların üzerinde arama yapılabilir.

IX-ARAMALI VERGİ İNCELEMESİNİN KOŞULLARI NELERDİR?

Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların buna lüzum göstermesi ve gerekçeli bir yazı ile arama kararı vermeye yetkili sulh yargıcından bunu istemesi;
Sulh yargıcının istenilen yerlerde arama yapılmasına karar vermesi; şarttır.
İrtibatları sebebiyle muhtelif şahıslar nezdinde ve mahallerde yapılmasına lüzum gösterilen aramalardan birine karar vermeye yetkili olan sulh yargıcı bunlardan diğer sulh yargıçlarının selahiyetine dahil bulunanlar hakkında da karar vermeye yetkilidir.

İhbar üzerine yapılan aramada ihbar sabit olmazsa nezdinde arama yapılan kimse muhbirin adının bildirilmesini isteyebilir, bu takdirde, vergi dairesi muhbirin ismini bildirmeye mecburdur.

X-ARAMADA BULUNAN DEFTER VE VESİKALAR NE GİBİ İŞLEME TABİ TUTULUR?
Aramada bulunan ve incelenmesine lüzum görülen defter ve vesikalar müfredatlı olarak bir tutanakla tespit olunur.[4]

Vesikaların dosya ve dosya içinde sayı itibariyle tespit olunması müfredatlı tespit demektir.

Arama yapıldığı sırada zaman müsaadesizliği ve sair sebeplerle bu tutanağın tanzimi mümkün olmazsa, bulunan ve incelenmesine lüzum görülen defter ve vesikalar, mükellef nezdinde emin bir yere konur veya kablar içinde daireye nakledilir. Bu defter ve vesikaların konulduğu yerlerin veya kabların aramayı yapan tarafından mühürlenmesi ve mümkün olan ahvalde mükellefin mühürünün de vaazı şarttır. Bilahare, mükellefin huzuriyle kablar ve yerler açılarak müfredatlı tutanaklar tanzim olunur. Mühürleme ve mühürün fekki halleri de birer tutanakla tespit edilir ve müfredatlı tutanağın bir nüshası da defter ve vesikaların sahibine veya adamına verilir.

Bu işler:

Mükellefin, aramada hazır bulunmakta veya mühür vaazından imtinaı hallerinde aramada hazır bulunanlar marifetiyle;
Mükellefin, mühürün fekki veya tutanağın tanzimi sırasında hazır bulunmaktan imtinaı hallerinde de aramayı yapan tarafından iki memurla birlikte; tamamlanır.
Aramada bulunup mükellef nezdinde emin bir yere konulmuş veya kablar içinde daireye nakledilmiş olan ve incelemesine lüzum görülen defter ve vesikalar, arama kararında açıkça yazılmamış olsa bile, inceleme yapanın çalıştığı yere sevk veya celp edilebilir.

Yukarıdaki hükümlere göre alınan defter ve vesikaların iyi saklanması şarttır. Bunların iyi saklanmamasından doğacak zararı idare tazmine mecburdur.

XI-ARAMALI VERGİ İNCELEMESİNDE YÖNTEM NEDİR?
Arama yapılan hallerde inceleme çabukça ve her işten önce yapılır. İnceleme sırasında vergi ile ilgisi olmayan şahsi ve özel mektup ve diğer evrak makbuz karşılığında sahiplerine geri verilir.

Mükellef, ilgili memurun huzuriyle, bu defterler ve vesikalar üzerinde incelemeler yapmaya ve bunlardan suret ve kayıtlar çıkarmaya yetkilidir.

Defter ve vesikaların muhafaza altına alınmış olması, süresi gelen vergi beyannamelerinin verilmesi ödevini kaldırmaz. Mükellef beyannamesini tanzim için gerekli bilgileri defter ve vesikalardan yukarıdaki fıkra hükmü dairesinde çıkarabilir. Mükellefin bu husustaki yazılı isteği yetkililerce derhal yerine getirilir.

Şu kadar ki, defter ve vesikaların muhafaza altına alındığı tarihten vergi beyannamesinin verileceği tarihe kadar olan süre bir aydan az ise beyanname verme süresi kendiliğinden bir ay uzar ve ek süre bu müddetin sonundan başlar.

XII-ARAMALI VERGİ İNCELEMESİNDE UYULMASI GEREKLİ İLKELER NELERDİR?

Vergi Usul Kanunu’nun 144 – 146 md ilgili hükümlerine göre; yapılan aramalı vergi incelemesiyle ilgili esasları aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür.[1]

1- Aramalı vergi incelemelerinin, özel şartları haiz olması nedeniyle en kısa sürede bitirilmeleri zorunluluğu vardır. Bu amaçla kanunda öngörülen süre üç aydır. Ancak, haklı gerekçelerin varlığı nedeniyle, bu incelemenin üç ayda bitirilmesine imkan yoksa, Sulh yargıcına gereken başvuru yapılarak inceleme süresinin uzatılması talep edilir. Sulh yargıcının vereceği karar üzerine inceleme süresi uzatılabilir.

2- Arama sırasında ele geçirilmiş olup, vergi ile ilgisi olmayan şahsi ve özel mektuplar ile diğer evrak ve eşyalar tutanaklara (kanuni deyimiyle makbuz karşılığı) bağlanmak koşuluyla sahiplerine geri verilir.

3- Mükellef, vergi incelemesine yetkili olanların denetim ve gözetimi altında ele geçirilmiş olan defter, belge ve diğer vesikalar ile eşyalar üzerinde inceleme yapabilir, bunlardan örnek alabilme ve kayıt çıkarabilme haklarına sahiptir.

4- Yapılan aramada, defter ve belgelere el konulmuş olması, mükellefin süresi gelen vergi beyannamelerinin verilmesi ödevini ortadan kaldırmayacağından, yukarıda belirtildiği gibi mükellef, beyannamesini düzenlemek için gerekli bilgileri her zaman alabilir. Mükellefin bu yöndeki yazılı talebi vergi incelemesi yapanlarca yerine getirilmek zorundadır.

5- Mükellef nezdinde yapılan arama, vergi beyannamesi verme süresinin bitimine bir aydan daha az bir süre kalmışken yapılmışsa, beyanname verme süresi[2] kendiliğinden bir ay uzar ve ek süre de bu sürenin sonundan başlar.

6- Aramada ele geçirilen defter, belge ve diğer eşyalar[3] üzerinde yapılan vergi incelemesinde, kanuna aykırı olaylar ve hesap durumları mevcut ise bunlar tutanaklarla tespit edilir. Tutanaklarda mükellefin ya da temsilcisinin de imzaları[4] Ancak mükellef ya da temsilcisinin imzadan imtina etme hakları her zaman mevcut olup söz konusu tutanaklara diledikleri itirazlarını da geçirebilirler.

7- Öte yandan, mükellef (ya da temsilcisi) söz konusu tutanakları imzadan çekindiği takdirde, kanuna aykırı olaylar ve hesap durumları içeren defter, belge ve diğer eşyalar, aramanın konusu ile ilgili vergi ve cezalar kesinleşinceye kadar kendisine geri verilmeyerek güvenli bir ortamda muhafaza altına alınacaktır.

8- Mükellef daha önce imzadan imtina ettikleri tutanakları her zaman imzalayarak aramada ele geçirilen defter, belge ve eşyalarını geri alabilirler. Ancak, suç delili olan defter, belge ve eşyalar tutanaklar imzalanmış olsa bile hiç bir şekilde mükellefe geri verilmeyecektir.

9- Arama esnasında ele geçirilen defter ve diğer evrakların koruma altına alınması nedeniyle, mükellefin VUK’nun 219. maddesi uyarınca yapılamayan kayıtları, söz konusu defterlerin geri verilmesinden sonra idare ile mükellef arasında belirlenecek uygun bir süre içerisinde yapılacaktır. Ayrıca, kayıtların yapılması için idarenin bu amaçla vereceği süre bir aydan az olamayacaktır.

10- Öte yandan, mükellef dilerse, nezdinde yapılan arama sonucunda el konulan defterleri kendisine geri verilinceye kadar tüm işlemlerini, yeniden tasdik ettireceği defterlere kaydedebilir, defterleri geri verilince de bu kayıtları geri verilen defterlere aktarabilirler. Bu gibi haklar mükellefe V.U.K.’nun 146. maddesiyle sağlanmıştır.

11- Aramalı vergi incelemesi bitirildikten sonra, normal vergi incelemelerinde, resen veya ikmalen tarh edilecek vergi söz konusu olduğunda düzenlenen türden bir Vergi İnceleme Raporu düzenlenir. Düzenlenen bu rapor, tarhiyatı öngörülen vergiler ile kesilmesi gereken cezalar için ilgili vergi dairesine gönderilir. Ayrıca, olayla ilgili olarak Vergi Usul Kanunun 359 ve 360. maddelerinde yazılı kaçakçılık veya iştirak suçları tespit edilmişse; olayın mahiyetini açıklayacak şekilde düzenlenecek bir Vergi Suçu Raporuyla[5] Cumhuriyet Savcılığına bildirilmesi zorunludur. Zira, bu durum kamu davasının açılmasını da gerektirmektedir. Öte yandan, 4369 sayılı kanunla yapılan yeni düzenlemeye göre, V.U.K.’nun 5. maddesine eklenen bir fıkra ile, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenledikleri veya kullandıkları[6] vergi inceleme raporuyla tespit olunanların, kanunla kurulan birlik ve meslek odalarına da bildirilebilecek ve bu durum vergi mahremiyetinin ihlali de sayılmayacaktır.

12- Eğer, aramalı vergi incelemesine bağlı olarak tarh edilen vergi ve kesilen cezaların tahsili tehlikedeyse ve mükellefin kaçma ihtimali varsa, Emniyet Müdürlüğü’nden bu kişilerin yurtdışına çıkmalarına yasak konulması 5682 Sayılı Pasaport Kanunu’nun 7 ve 22. maddeleri gereğince doğrudan Emniyet Müdürlüğü’nün ilgili Şube Müdürlüğü’nden talep edilir ve 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsili Usulü Hakkındaki Kanuna göre gerekli ihtiyati tahakkuk ve haciz işlemleri başlatılır. Mükellef için konulan yurt dışı çıkış yasağı, Maliye Bakanlığı’nın 24.03.1999 tarih ve 249 Sayılı Tahsilat Genel Tebliği’nde de belirtildiği üzere, kendilerine de bir yazıyla bildirilir. Mükellefler söz konusu borçları için gereken teminatları verdiklerinde ise bunlar için istenen yurt dışı çıkış yasaklarının kaldırılması yoluna gidilir ve durumdan kendileri bir yazıyla haberdar edilirler.

13- Aramalı vergi incelemesi tamamlanıp rapor da düzenlendikten sonra, suç unsuru teşkil ettiği gerekçesiyle mükellefe geri verilmeyen defter, belge ve diğer eşyalar ayrıntılı tutanaklarla tespit edilerek ilgili vergi dairesine teslim edilip, güvenli bir ortamda koruma altına alınması sağlanacaktır.

XIII-ARAMALI VERGİ İNCELEMESİNİN SONUÇLANDIRILMASI
Arama neticesinde alınan defter ve vesikalar üzerindeki incelemeler en geç üç ay içinde bitirilerek sahibine bir tutanakla geri verilir.

İncelemelerin haklı sebeplere binaen üç ay içinde bitirilmesine imkan olmayan hallerde sulh yargıcının vereceği karar üzerine bu süre uzatılabilir.

Defter ve vesikaların incelenmesi sırasında kanuna aykırı görülen olaylar ve hesap durumları tutanakla tespit olunur. Mükellef bu tutanakları imzadan çekindiği takdirde, bahis mevzu olayları ve hesap durumlarını ihtiva eden defter veya vesikalar aramanın mevzuu ile ilgili vergi ve cezalar kesinleşinceye kadar kendisine geri verilmez. İlgililer tutanaklara diledikleri itiraz ve mülahazaları kaydedebilirler. İlgililer bu tutanakları her zaman imzalayarak defter ve vesikalarını geri alabilirler. Ancak, bu defter ve vesikaların suç delili teşkil etmemesi şarttır.

Arama neticesinde bulunan defter ve vesikaların muhafaza altına alınması sebebiyle yapılamayan kayıtlar defterlerin geri verilmesinden sonra idare ile mükellef arasında kararlaştırılan münasip bir süre içinde ikmal edilir. Bu süre bir aydan az olamaz.

Mükellef dilerse defterlerinin muhafaza altına alındığında işlemlerini yeniden tasdik ettireceği defterlere kayıt ve iadesi halinde iade edilen defterlere intikal ettirebilir.

XIV-VERGİ İNCELEMESİNDE TESPİT EDİLEN HATA VE YANLIŞLAR NELERDİR?

Vergi incelemeleri sırasında en sık karşılaşılan hata ve hilelerin en önemlileri aşağıda sıralanmıştır.

Hatalar:

Değerleme Hataları
Amortisman ve Yeniden Değerleme (Enflasyon Muhasebesi Uygulamaları)
KDV Uygulamaları
Gider ve Maliyet Arttırıcı Harcamalar
Tevkifat (Stopaj) Uygulamaları
Yıllara Sari İnşaat ve Onarma İşleri
Muafiyet ve İstisna Uygulamaları
Sabit Kıymet Yenileme Fonu Uygulamaları
Diğer Hatalar (Mükerrer kayıt, haksız zarar mahsubu, eksik hasılat faturası kaydı)
Hileler:

Kayıtdışı Hasılat Belgesiz Satış
Düşük Bedelli Satış
Randıman İncelemeleri Sonucu Bulunan Farklar
Sahte ve Yanıltıcı Belge Kullanmak
Paravan Firmalar Yoluyla Zarar Satışı
Kaydi Envanter Sonucu Bulunan Farklar
Belge Tahrifatları
Mevhum Adlara Satış
Beyan Edilmeyen Kazanç ve İratların Varlığı
Arızi Gelirleri Gizlemek

XV-VERGİ İNCELEMESİ SONUCUNDA SAPTANAN MATRAH FARKI NASIL ELDE EDİLİR?

Beyana dayanan sistemlerde, beyanların doğruluğu vergi incelemeleri ile kontrol edilmektedir. İnceleme elemanları tarafından yapılan incelemeler sonucunda eksik beyan edilen tutar yani matrah farkı tespit edilmesi halinde, bu tutarlar ikmalen, re’sen veya idarece tarhiyata konu edilmekte ve beyan döneminde eksik ödenen vergiler mükelleften istenmektedir.

Vergi İnceleme elemanları çeşitli nedenlerden dolayı vergi mükelleflerinin, vergiye ilişkin sorumluluklarını, tam olarak yerine getirip getirmediğini tetkik edebilmek için zaman zaman inceleme yaparlar.

Mükellef şayet üzerinden vergi ödemesi gereken matrahı yanlış ve/veya eksik hesaplamış ise inceleme elemanı bunu tespit eder ve üzerinden asıl vergi ödenmesi gereken matrahı bulur.

Mükellefin kendi beyanına dayanan ve daha önce üzerinden vergi ödediği matrah ile, inceleme elemanının tespit ettiği ve asıl üzerinden vergi ödenmesi gereken vergi matrahı arasındaki farkı matrah farkı olarak tanımlayabiliriz.

Matrah farkının oluşmasının çeşitli nedenleri bulunabilmektedir. Rakamsal hatalar yapmak, bir takım işlemleri kayıtlara intikal ettirmemek veya mükerrer intikal ettirmek matrah farkı oluşmasına neden teşkil eden olaylardan sadece birkaçıdır.

Mükellef söz konusu matrah farkı üzerinden ilgili vergileri, verginin geçmiş dönemlere ait olması durumunda bu güne dek olan gecikme faizini ve diğer vergi cezalarını ödemekle yükümlüdür.

Gelir Vergisi Kanunu 41. ve 90. maddesi ile Kurumlar Vergisi 15. maddesinde de belirtildiği üzere gecikme faiz ve cezalarının, vergi cezalarının kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınmayacağı aşikardır. Bir başka ifade ile bu cezalar vergi kanunlarımıza göre kabul edilmeyen giderlerdir.

Vergi Kanunlarına göre de gider kabul edilmeyen ödemelerin muhasebeleştirilmesi bir yönetim muhasebesi kararıdır. Ve şahsi kanaatim olarak ilgili gider türüne göre tekdüzen hesap planına göre açılacak gider hesaplarında alt hesap olarak takip edilmelidir.

Yukarıda bahsedildiği üzere gecikme faiz ve cezaları ile vergi cezaları kanunen kabul edilmeyen gider olarak takip edilecektir. Ancak uygulamada ortaya çıkan matrah farkı üzerinden salınan vergi aslının da ödenmesi aşamasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak takip edildiği dikkat çekicidir.

Yani ; Bir matrah farkı tespit ediliyor , bunun üzerinden ödenmesi gerekip de ödenmeyen bir vergi hesaplanıyor , bu verginin süresinde ödenmediği için gecikme cezası ve vergi kaybına yol açıldığı için vergi ziyaı cezası hesaplanıyor.[7]

XVI-İNCELEME SIRASINDA MÜKELLEFLERDEN HANGİ KOŞULDA  DEFTER VE BELGELER TALEP EDİLEBİLİR?  İNCELEME ELEMANINA İBRAZ EDİLMEYEN BELGELERİN DAHA SONRA MAHKEMEYE İBRAZ EDİLMESİ MÜMKÜN OLABİLECEK Mİ?

Vergi idaresi, aşağıdaki nedenlerle mükelleflerin defter ve belgelerini inceleyebilir:

Bir konu genel olarak taranırken,
Sektör incelemeleri sırasında,
Karşıt incelemeler nedeniyle,
Beyanname, ekleri ve dipnotlardaki tutarsızlıklar,
Mükellefin, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullananlar listesine girmesi,

Kasa hesabının şişkin olması,
KKEG’lerin şişkin olması
Yüksek ortaklar cari hesabının olması,
Sürekli ve yüksek oranda devreden KDV,
Sürekli yapılan hatalar ve düzeltme beyanları,
İade talepleri,
Sürekli zarar edilmesi,
Karlılık oranının sektörel beklentiye uygun olmaması,
Açıklamaların net, anlaşılır ve ikna edici olmaması,
İhbar durumunda,
Tesadüfen,
Bankalar, borsa vb. kaynaklardan toplanan verilerin beyanlarınızla karşılaştırılması nedeniyle.
Uygulamada mükelleflerin sıkça karşılaştıkları ve kendileri hakkında önemli müeyyideler doğuran,  çeşitli gerekçelerle mükellefler tarafından kanuni defter ve belgelerin yetkili makamlara ibraz edilmemesidir.

VUK’nun 256. maddesine göre, mükellefler her türlü defter ve belgelerini 5 yıllık muhafaza  süresi içinde yetkili makamlara ibraz etmek zorundadır.  Ancak bu ibraz gerçekleşirken  VUK’nun 139. maddesine göre “vergi  incelemelerinin esas itibariyle incelemeye tabi olanın işyerinde”  yapılacağı prensibine  uygun olması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle inceleme elemanları tarafından  mükellefe yazılan defter ve belge ibraz yazılarında öncelikle defter ve belgenin mükellefin işyerinde ibrazının istenildiği, işyerinin müsait olmaması durumunda daireye   ibraz edilmesi gerektiği belirtilmelidir. Doğrudan inceleme elemanları tarafından defter ve belgelerin daireye ibrazının istenmesi  açıkça VUK’nun 139. maddesi hükmüne aykırılık teşkil eder.[1]

Diğer taraftan, yaşanan bir olayda, önceki aşamalarda inceleme elemanlarına ibraz edilmeyip, daha sonra vergi mahkemesine ibraz edilen  defter ve belgeler  nedeniyle  mahkeme tarafından  verilen karara göre incelemenin  önceki aşamalarda  idare tarafından bir şekilde yerine getirilmemiş olması  daha sonra  mahkeme kararına göre  idarenin   yeniden inceleme yapmasının mümkün olabileceğine karar vermiştir.[2]

Öte yandan,  Danıştay 7. Dairesi tarafından verilen bir kararda da şöyle denilmektedir: “Davada, mahkemece, biçimsel kurallara uygun ve gerçek mahiyetle uygun olup olmadıklarının saptanması amacıyla, kendisine sunulan defter ve belgeler üzerinde davalı vergi idaresince inceleme yapılmasına olanak sağlanması ve idarece yapılacak bu incelemenin sonucu alındıktan sonra uyuşmazlığın karara bağlanması gerektiğinden, dava hakkında bu yapılmadan hüküm tesisinde isabet bulunmadığına” şeklinde karar verilmiştir.[3]

Danıştay 9. Dairesinin vermiş olduğu bir kararda; “defter ve belgelerin inceleme elemanına ibraz edilmemesi nedeniyle KDV indirimlerinin reddi durumunda, vergi mahkemesine de ibraz edilmeyen alış belgelerinin, temyiz aşamasında ibraz edilmesi halinde, bu belgelerin vergi mahkemesince bilirkişi incelemesi  yaptırılmak suretiyle KDV indirimi yönünden araştırılması ve buna göre karar verilmesi gerekmektedir.”[4]

Yine, Danıştay VDDGK tarafından  verilen bir kararda, defter ve belgelerin yangın dolayısıyla zayi olması nedeniyle inceleme elemanına ibraz edilmemesi durumunda  belgelerin temin olunarak ilgili mahkemeye  ibraz edilmesi suretiyle açılan bir dava  şöyle karara bağlanmıştır: “indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin davacı şirkete yapılan teslim veya hizmetler dolayısıyla düzenlenen fatura ve benzeri belgelerde yer alıp almadığının tespiti için, ibraz edilecek bu faturalardan vergi dairesi de haberdar edilip, gerçek mal teslimi ve hizmeti alımına ilişkin olup olmadıklarının araştırılması ve gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bu araştırmaların sonuçları değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği”ne hükmetmiştir.[5]

Netice itibariyle: gerekirse, mükellefler tarafından vergi incelemesi sürecinde denetim elemanına sunulmayan defter ve belgelerin bilahare mahkemeye sunulması da mümkündür.[6] Böylece, mahkeme bu kayıtların  idare  tarafından  ivedi bir biçimde incelenmesi  sağlanılarak  buna göre  mahkemeler tarafından  sonuca göre karar verilecektir.[7]  Danıştay  9. Dairesi tarafından verilen bir başka kararda ise, 3 kat olarak kesilen  vergi ziyaı  cezası  1 kata indirilmiştir.  Kararın dayandığı gerekçe kısaca şöyledir: “davacı tarafından  KDV indiriminde kullanılan ancak muhteviyatı itibariyle  yanıltıcı olduğu saptanan fatura bedellerinin büyük bir kısmı karşılığında davacı  tarafından çek  düzenlenmesi ve bu durumun  inceleme elemanına belirtilmesi nedeniyle  davacı ihtilaflı faturalar karşılığında  gerçekten  mal aldığı, ancak muhteviyatı  itibariyle yanıltıcı  olduğu  saptanan   bu  faturaların  bilmeden kullanıldığı sonuç ve  kanaatine varıldığından, cezanın bir kata indirilmesi gerekirken, cezanın bir kata indirilmesi gerekirken, 3 kat olarak onanmasında isabet görülmemiştir” şeklinde karar verilmiştir.[8]

Şüphesiz defter ve belge ibraz etmeme sonucunda mükelleflerin ağır vergi ve ceza ile muhatap olabilmesini sağlayan kanuni düzenleme VUK’nun 30. maddesinde düzenlenen  “re’sen vergi tarhı” dır. Defter ve belgelerin bir kısmı veya tamamı vergi incelemesi yapmaya  yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmezse mükelleflerin dönem matrahları re’sen takdir edilecektir. Denetim elemanları bu durumda, harici verilerden  hareket ederek dönem matrahlarını belirleyecektir.[9]

Bu durumda yapılan inceleme sonucunda tarh edilen vergi üzerinden hesaplanacak vergi ziyaı cezası da üç kat uygulanacaktır. Çünkü defter ve belge ibraz etmeme fiili  hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılmasını gerektiren bir fiil olduğundan VUK’nun 344. maddesindeki özel  belirleme gereği vergi ziyaı cezasından böyle bir artırım öngörülmüştür.

Defter ve belgelerin ibraz edilmemesi durumunda mükellefler için  uygulanacak  en ağır ceza, bu fiilleri işleyenler hakkında uygulanacak olan hapis cezasıdır. VUK’nun 359. maddesine göre varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerin sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili  kimselere defter ve belgelerin “gizlendiği” anlamına gelir ve bu fiili işleyenler hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Defter ve   belge ibraz edilmemesi fiili VUK’nun 359. maddesine giren bir fiil olduğu  ve bu filler için 3 kat vergi ziyaı cezası kesildiği için; mükellefler tarh edilen vergi ve cezalar için VUK’nun Ek:1. maddesi gereğince tarhiyat sonrası uzlaşma ve ek:11. maddesi gereğince de tarhiyat öncesi uzlaşma haklarından yararlanamayacaklardır.

XVII-VERGİ İNCELEMESİ SIRASINDA MÜKELLEFLERİN DİKKATE ETMESİ  GEREKEN KONULAR  NELERDİR?

İnceleme elemanının talebinden sonra defter ve belgelerin ibraz edilmesi gerekir. Aksi durum, re’sen takdir nedir ve usulsüzlük cezası kesilir.
İncelemeye yetkili memura, talep ederse çalışma yeri göstermek ve resmi çalışma saatlerinde müessesede çalışmasını sağlamak gereklidir.
İnceleme elemanınca çeşitli çalışmalar ve açıklamalar talep edilebilir. Bu tip çalışmalar ve açıklamalar inceleme konusuyla ilgisi öğrenildikten sonra süratle yapılmalıdır.
Ortak ve yöneticilerin sorumlulukları ise;  Mükellefe düşen yükümlülüklerin yerine getirilmesinden kanuni temsilciler sorumludur.  VUK ve AATUHK hükümleri uyarınca mükelleflerin vergiyle ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmesinde mükellef kurum ortakları ve yöneticilerine başvurulması mümkündür. Bu nedenle ortak ve kanuni temsilcilerin vergi incelemesi sürecinde konuya hassasiyetle yaklaşmaları tavsiye olunur.

XVIII-VERGİ İNCELEMESİ SÜRECİNDE  MÜKELLEF HAKLARI NELERDİR?

Mücbir sebeplerin varlığı halinde defter ve belgeler sunulamazsa ibrazdan kaçınma sayılmaz.
Vergi incelemesi gereğinden uzun sürer ve ticari faaliyeti aksatmaya başlarsa mükellef ilgili makamlardan tedbir alınmasını talep edebilir.
İnceleme elemanı görevi dolayısıyla öğrenmiş olduğu bilgileri gizli tutmak zorundadır.
Vergi inceleme elemanı tam bir tarafsızlıkla ve objektif olarak hareket etmek, hazine ile yükümlünün haklarını eşit olarak dikkate almak, matrah arayıcılığından uzak durmakla mükelleftir.
Mükellefin inceleme sonunda tutulacak olan tutanağı öncesinde inceleme ve her türlü itirazının bu tutanağa geçirilmesini talep etme hakkı vardır.
XIX-VERGİ İNCELEMESİ SIRASINDA MÜKELLEFLERİN YAPTIKLARI HATALAR NELERDİR?

İşletmede başlayan her türlü incelemenin ciddiye alınması, dikkatle ve özenle takip edilmesi gerekir.
İnceleme elemanının talep ettiği belge ve bilgilerin, hangi sonuçlara yol açabileceği mutlaka değerlendirilmelidir.
İnceleme elemanına verilen her türlü bilgide yazılık esasına uyulması ve istenilecek belgelerin tutanakla teslim edilmesi şirketin haklarının korunması ve savunma imkanlarının daraltılmaması açısından büyük önem taşımaktadır.
Mükellefçe yapılan açıklamaların ve çekincelerin tutanakta yer almasını istemek yasal bir haktır.
Tutanakta yer alması gereken açıklamaları belirlemede gayretsiz ve bunların tutanağa girmesinde ısrarsız olunması telafi edilmesi zor sonuçlar doğurabilir.
İncelemenin başlangıcından itibaren ama özellikle de tutanağın tutulması ve imzalanması aşamasında bu konuda uzmanlaşmış olan kişilerden yardım alınması çok önemlidir.
XX-VERGİ İNCELEMESİNDE  İSPAT YÜKÜ VE ÖNEMİ NEDİR?

Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. [10]

İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutat olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.

İnceleme sırasında ve tarhiyat yapılırken dikkate alınan en önemli ispat araçları şunlardır:

Vergi inceleme tutanağı
İncelemeye başlama tutanağı
Karşıt inceleme tutanakları
Fiili envanter tutanakları
Takdir komisyonuna yaptırılan kıymet takdirleri
Yükümlünün özel defterleri, inceleme elemanı tarafından ele geçirilir ve yapılan incelemeler sonucunda kanuni defter, kayıt ve belgelerde bulunması gereken kayıtların, vergi matrahını azaltacak şekilde tamamen veya kısmen bu defterlere kaydedildiği tespit edilirse, kanuni defter ve belgelerin doğruluğu karinesi çürütülmüş olacağından re’sen takdir nedeni gerçekleşmiş olur.

Yükümlüler tarafından belgeye bağlanması gereken eylem ve işlemler ancak belirtilen belgelere dayanılarak ispatlanabilir. Kural olarak yükümlünün kanunen tutmak zorunda olduğu defter kayıtları ile saklamak zorunda olduğu belgelerin yükümlü lehine delil olabilmeleri, kanuni şekil ve muhteva şartlarını taşımalarına bağlıdır.[11]

XXI-VERGİ İNCELEMESİ SONUCUNDA  İKMALEN TARHİYAT  YAPILABİLİR Mİ?

Vergi incelemesi sonucunda, matrah farkı, mükellefin defter ve belgelerine dayanılarak tespit edilebiliyorsa ikmalen tarhiyat yapılır.

XXII-VERGİ İNCELEMESİ SONUCUNDA RE’SEN TARHİYAT YAPILABİLİR Mİ?

Vergi incelemesi sonucunda, matrah, defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere göre tespit edilemiyorsa, re’sen tarhiyat yapılır. Böyle bir durumda vergi inceleme elemanı çalışmalarına göre bir matrah takdir eder ve vergi bu matrah üzerinden hesaplanır.

XXIII-VERGİ İNCELEMESİ BİTMEDEN MÜKELLEFTEN TEMİNAT İSTENEBİLİR Mİ?

6183 sayılı AATUHK’nun 9. maddesi hükmüne göre teminat istenebilmesi için vergi incelemelerinin devam etmekte olması amme alacağının henüz tahakkuk etmemiş olması gereklidir. Mükellefler nezdinde yapılan incelemelerin bitmesi halinde tahakkuk eden ve kesinleşen kamu alacağı için artık teminat istenmesi mümkün değildir.[12] Bu nedenle, dava konusu yapılan teminat isteme yazıları neden ve konu unsurları açısından hukuka aykırı olduğu iddiasıyla dava konusu edilebilecektir.[13]

AATUHK’nun 9. maddesi uyarınca vergi incelemesi sırasında, vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile kaçakçılık sayılan hallerin varlığının tespiti halinde teminat istenebilir.

AATUHK’da, teminatın ne kadar sürede verileceği konusunda bir hüküm yoktur. Vergi dairesinin belirlediği süre içinde teminat verilmelidir. Ancak belirlenecek bu süre 15 günden az olamaz.

Diğer taraftan, teminat isteme yazıları hukuksal olarak kamu borçlusunun hukuksal durumunu etkileyen kat’i ve yürütülmesi zorunlu yani icrai yükümlendirici ve öznel nitelikte bir idari işlem olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle teminat isteme yazıları kamu borçlusu tarafından tek başına iptal davasına konu edilebilir.[14] Yargı organları tarafından yapılan değerlendirme sonucunda teminat isteme yazısı iptal edilirse ihtiyati haczi gerektiren neden de ortadan kalkar.[15]

XXIV-VERGİ İNCELEMESİ SONUÇLANMADAN İHTİYATİ TAHAKKUK VE İHTİYATİ HACİZ YAPILABİLİR Mİ?

Vergi incelemesi sırasında ve sonrasında, AATUHK uyarınca, teminat istenmesini gerektiren bir hal bulunduğu takdirde ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz yapılması olasılığı vardır.

İdarenin ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz kararı alması durumunda, şirketin, vergi borcunu karşılayacak miktardaki malvarlığı üzerindeki zilyetliği ve tasarruf yetkisi idareye geçer. Yani, bu sure içinde ihtiyati haciz uygulanan malın mülkiyeti şirkette kalmakla birlikte, mal üzerindeki kullanım ve tasarruf yetkisi idarenin elinde olur.

İhtiyati haciz  ve ihtiyati tahakkuklarda  teminat olarak 6183 sayılı kanunun 10. maddesine zikredilen teminatlar söz konusudur.  Ancak, yine 6183 sayılı kanunun  16. maddesinde  teminat olarak  gayrimenkul gösterilmemesi halinde  ihtiyati haciz kaldırılmamaktadır.  Başka bir ifade ile amme borçlusu 10. maddenin 5. bendinde yazılı menkul mallar hariç olmak üzere, anılan maddeye göre  teminat gösterildiği takdirde  ihtiyati haciz, haczi koyan merci tarafından ancak  kaldırılabilmektedir.[16]

İhtiyati tahakkuk kararı üzerine ihtiyati haciz uygulanan mükellefler, ihtiyati haciz kararı ile birlikte ihtiyati tahakkukun sebeplerine ve miktarına karşı dava açabilirler.

Dava açma süresi, ihtiyati haciz kararının tebliğinden itibaren 7 gündür.

XXV-VERGİ İNCELEMESİNDE SÜREÇ İDARESİ

Vergi incelemesinde süreç yönetimi son derece önem taşımaktadır.  İnceleme neticesinde düzenlenen tutanaklara göre mükelleflerin bu tutanakları mali müşavir veya muhasebecisi ile beraber dikkatlice okuması, tutanakta maddi hata veya başka bir eksiklik görülmesi durumunda bunun düzeltilmesi talep edilmelidir. Daha sonra doğru olduğu kanısında varılan tutanak birlikte imza altına alınmalıdır. Bazı hallerde bu tutanakların “koşullu imza” edilmesi yoluna gidilebilir. Bazı hallerde de bu tutanakların   ihtirazi kayıtla imza konulması şeklinde de imzalanması gerekebilecektir.  Tutanaklarda cezalı tarhiyat yapılması ihtimali var ise buna göre çıkabilecek vergi ve cezalar hakkında “tarhiyat öncesi  uzlaşma” diye tanımladığımız uzlaşma hükümlerinde de yararlanılması talep edilmelidir.

Tutanakların imza süreci bittikten sonra bu tutanaklara dayalı olarak vergi inceleme elemanları tarafından vergi inceleme raporları düzenlenecektir.   Bu raporlara göre de  vergi dairesi tarafından duruma göre vergi ve ceza ihbarnameleri mükellefe kapalı bir zarf içerisinde tebliğ edilebilecektir.  İhbarnamenin tebliğinden sonra mükellefler tarafından yasal hakları devreye tekrar girecektir.

XXVI-ÖZET  VE DEĞERLENDİRMELERİMİZ

Vergi kanunları ile vergileme işlemlerinde verginin tarafları olan vergi idaresi ile mükelleflere bazı hak ve atifetler  verilmiş, bazı sorumluluklar getirilmiş bulunmaktadır.  Vergilemeye ilişkin mevzuat genel olarak incelendiğinde bir tarafta verginin alacaklısı durumundaki vergi idaresinin daha çok vergilendirme yetkisi ve bu yetkileri nasıl kullanacağı, diğer tarafta ise mükellefin ödev ve yükümlülüklerinin neler olduğu konularının ele alındığı görülmektedir. Ülkelerin vergi yasalarında, vergileme sürecinde çoğunlukla, mükelleflerin haklarını savunmaları amacıyla baş vurabilecekleri yollar düzenlenmiş ancak mükellef hakları önemli  ölçüde göz ardı edilmektedir.

1990’lardan itibaren, özellikle gelişmiş ülkelerde vergi idarelerinin mükellef öncelikli yaklaşımlarının öne çıkması, vergileme sürecinin daha etkin, adil ve şeffaf hale getirilmesi çalışmalarına paralel olarak birçok ülkede mükellef haklarının belirlenmesi, açıklanması, korunması ve denetlenmesi gibi hususlar öne çıkmıştır. Bu kapsamda  bir çok ülkede vergi kanunlarında gerekli düzenlemeleri yapmışlardır. Ülkemizde de, gelir idaresi uygulamalarında mükellef odaklı anlayış öne çıkmaktadır. Vergi yasalarında yapılan ve yapılacak değişikliklerde de mükellef haklar konusu mükellef odaklılık yaklaşım ve uygun olarak ele alınmaktadır. Bu yazımızda vergi kanunlarımızda yer verilen, vergi incelemeleri sürecinde mükelleflerin yararlanabileceği haklar üzerinde duracağız.

Gelir İdaresi Başkanlığı yayımlamış olduğu “mükellef hakları bildirgesi”nde mükelleflerle ilgili uygulamaları konusunda belirli ilkeleri benimsemiş ve bunları yazılı bir metin haline getirerek kamuoyu ile paylaşmıştır.   Bu amaçla gelir idaresi başkanlığı her yıl düzenli olarak “faaliyet raporları “yayınlayarak” bir yıl içerisinde yaptıkları faaliyetleri vergi mükellefleri ile paylaşmaktadır.

[1] 213 sayılı VUK md. 137

[2] DOĞAN Hayrullah – YALÇIN Hasan, Vergi Uygulamaları, Uygulama Yayıncılık, İstanbul, Ekim 2008, s. 467-471.

[3] ALPASLAN Mustafa, “Mükelleflerin Defter ve Belgelerini Vergi İncelemesine İbraz Etmeyip, Bilahare Mahkemelere İbraz Edilmesinin Sonuçları Nedir?”, Maliye Postası Dergisi, 15 Mayıs 2010, s.140-141.

[4] Bkz. DOĞAN Hayrullah – YALÇIN Hasan, age. s.469.

[1] Ayrıntılı açıklamalar için bkz. CEYHAN Murat, “Vergi İncelemesi Hakkında Bilinmesi Gerekenler”, 04.07.20085, www.alomaliye.com

[2] Mücbir sebep hallerini düzenleyen V.U.K.’nun 13. maddesinin 1-3. fıkralarıyla, zor durum hallerini düzenleyen aynı kanunun 17. maddesi hükümleri saklı kalmak şartı aranmıştır.

[3] Bu eşyalar, disket, CD, bilgisayar Hard-diski, ses kasetleri gibi..

[4] Tutanaklarda mükellefin ya da temsilcisinin de imzaları, imza sirkülerinde belirtilmişse kaşeleri de gerekmektedir.

[5] Burada vergi suç raporu ile birlikte esas tarhiyat raporu da ek yapılmak suretiyle Cumhuriyet Savcılığına bildirilmesi zorunludur.

[6] Artık burada, kullanılan belgelerin sahte olup olmadığının bilinip veya bilinmemesinin hiçbir önemi yoktur.

[7] Bkz. SAKAL Mustafa – ALPASLAN Mustafa – USLU Ozan, “Vergi İncelemesi Sonrasında Bulunan Matrah Farklarının Muhasebeye Yansıması”, 8.6.2010 tarihli bilimsel yazı.

[1] SAKAL Mustafa – ALPASLAN Mustafa, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı Uyarınca Adil Yargılama  Hakkı ve Vergi İnceleme  Elemanlarına Defter ve Belgelerin İbraz Yükümü ve Sonuçları”  Vergi Hukuku Uygulaması, Makale/İnceleme ve Yorumlar – I, Ocak 2008, İzmir, s. 253-255

[2] İzmir 4. Vergi Mahkemesi, 03.06.2009 gün ve E:2007/387-K:2009/871 sayılı kararları.

[3] Dnş. 7. D.’nin, 23.10.2001 tarih ve E. 2000/6421, K. 2001/3253 sayılı Kararı

[4] Dnş. 9. D.nin, 03.04.2008 gün ve E:2007/3844-K:2008/1713 sayılı kararları.  Benzeri bir kararda, Danıştay 11. Dairesi tarafından verilen  21.10.1999 gün ve E:19999/1038-K:1999/3776 sayılı kararları bulunmaktadır.

[5] DVDDGK’nın, 15.02.2002 tarih ve E. 2001/324, K. 2002/87 sayılı Kararı.

[6] Ayrıntılı bilgi için bkz. KIZILOT Şükrü, KDV Kanunu Uygulaması, Genişletilmiş ve Gözden Geçirilmiş 4. Baskı, s.1444, Ankara 2010.

[7] Dnş. 11. D. 2.3.1998 gün ve E:1997/700-K:1998/690 sayılı kararları.

[8] Dnş. 9. D.nin, 27.01.2010 gün ve E:2009/1991-K.2010/267 sayılı kararları. Bu  karar için bkz. Legal Mali Hukuk Dergisi, Yıl:6, Sayı:72, s.2726-2728.

[9] YILDIZ A.Murat, “Vergide Gündemden Düşmeyen 100 Soru 100 Cevap”, İzmir SMMM Odası, Nisan, 2008, İzmir

[10] Bu konuda daha fazla bilgi için  bkz.  ŞENTÜRK A. Gencer, Hukukçu Gözüyle Vergi Uygulamaları -2, Etki Yayınları, İzmir 2009.

[11] GÜNDÜZ Zeki – TÜRKMEN Ezgi – DİKİCİ Yeşim, “Vergi İncelemeleri”, www.vergiportali.com

[12] Yüksek mahkeme Danıştay Dnş. 4. D.nin, 13.5.2002 gün ve E:2002/701-K:2002/1975 sayılı kararlarında,

vergi incelemesi bittikten sonra teminat istenmesinin mümkün olamayacağına karar verilmiştir.  Teminat istenilmesi için incelemenin bitmemiş olması gerekmektedir.

[13] KAYA Eda – ALPASLAN Mustafa, “Vergi Daireleri, Müstakbel Amme Borçlusu Olabilecek Kimselerden Hangi Hallerde Teminat İsteyebilir”, Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, Mart 2010, Sayı:75, s.180-183.

[14] Dnş. 3. D. nin, 11.03.1998 gün ve E:1997/361-K:1998/849 sayılı kararları.

[15] KIZILOT Şükrü – KIZILOT Zuhal, Vergi İhtilafları ve Çözüm Yolları, 14. Baskı, Ankara, Nisan 2008, s.319

[16] 6183 sayılı yasa md. 16

Kaynak:Av. Nazlı Gaye Alpaslan Güven -HURSES

VERGİ MÜKELLEFİ SAVUNUCULARI DERNEĞİ
Soru ve Sorunlarınız Hemen Arayın! 0533 734 46 42 Genel Başkan Mehmet Kaynak