fbpx

Vergi Dairelerinin Danıştay’da Temyiz Davası Açabilmesi

Vergi daireleri, Danıştay’da temyizen müracaat edilebilmesi için mutlak surette üst makamlardan temyiz için muvafakat yani izin almak zorundadırlar. Başka bir ifade ile, vergi mahkemesi tarafından verilen bir kararının idare aleyhine neticelenmesi halinde bu kararın Danıştay’da temyizi gerekecektir. Dolayısıyla Danıştay’da da temyiz davası açılabilmesi için idarenin yani vergi dairesinin üst makamından muvafakat alarak bu kararı ancak temyiz edebilecektir. Uygulamada vergi daireleri muvafakat almadan temyiz davası açmaları olanaksızdır. Ancak zaman zaman uygulamada muvafakat alınması kimi zaman ihmal edilmekte veya muvafakat almaksızın temyiz davası açıldığı zaman zaman görülmektedir. Vergi daireleri tarafından, temyiz dilekçelerinde; temyiz edilen kararla ilgili olarak bilgiler kısmında Maliye Bakanlığı tarafından veya Maliye Bakanlığının yetkili kıldığı mali örgüt tarafından verilen muvafakatnamenin tarih ve sayısının da zikredilmesi gerekecektir. Muvafakatname alınmadan yapılan temyiz başvurularının reddi ilgili mahkeme tarafından reddedilmektedir. Kimi zaman da duruma göre davayı kaybeden taraf bu kararı temyizde bir sonuç alınamayacağı kanaatine vardığı takdirde anılan kararı temyiz etmeyebilir.

Vergi daireleri vergi mahkemesi tarafından verilen bir kararı temyiz edebilmek için almış oldukları bu muvafakatı da temyiz dilekçelerine eklemek zorundadırlar. Temyiz dilekçesinde eklenmeyen muvafakatname dolayısıyla idarenin temyiz istemi Danıştay tarafından geri çevrilmektedir.

Öte yandan, 2577 sayılı İYUK’nun 48. maddesine göre temyiz müracaatlarında muvafakatname koşulu da bulunmaktadır. itiraz veya temyiz başvurusunda, davayı kısmen veya tamamen kaybeden taraf bulunabilir.(1) Karşı taraf ise, davayı kısmen veya tamamen kazanan taraftır. Davayı kazanan taraf, lehine olan kararın veya kararın lehine olan hüküm fıkrasının temyizen bozulmasını isteyemez.(2) Böyle bir istemde bulunmakta herhangi bir menfaati yoktur. Dolayısıyla; temyize gelen (veya itiraz başvurusunda bulunan) tarafın, kararı (veya ilgili hüküm fıkrasının) bozulmasını istemekte menfaatinin bulunması gereklidir.(3)

İtiraz ve temyiz başvurusunda, ancak, davanın tarafları bulunabilir(4); müdahil, tek başına itiraz veya temyiz başvurusunda bulunamaz; ancak, katıldığı tarafla birlikte hareket edebilir.(5)

Temyiz ve itiraz aşamasında da, davaya taraf olma ehliyeti ve davayı takip ehliyetinin bulunması zorunludur.(6) Aksi halde, başvuru, tıpkı ilk derece davasında olduğu gibi, incelenmeksizin reddedilir. Bu bakımdan; ilk derece mahkemesindeki davanın sonuçlanmasından sonra, davayı takip ehliyetini yitiren; örneğin, hacir altına alınan ve vasi tayin edilen (gerçek kişi) davacılar adına, kanuni temsilcilerinin itiraz ya da temyiz başvurusunda bulunması gereklidir. Aynı şekilde; ilk derece mahkemesi kararının verildiği tarihten sonra, tasfiyesi sona eren ve ticaret sicilinden silinerek tüzel kişiliği sona eren şirketin, aleyhine verilen bu kararın bozulması istemiyle temyiz talebinde bulunması olanaklı değildir.(7) Tüzel kişiler adına düzenlenen itiraz veya temyiz dilekçesinde imzası bulunanların, başvuru tarihinde, tüzel kişiliği temsil yetkilerinin bulunması zorunludur. İlk derece mahkemesinin karar tarihi ile kanun yolu başvurusunda bulunan tarih arasında kanuni temsilcilerinde değişiklik olan tüzel kişi adına, başvuru dilekçesinin yeni kanuni temsilci veya temsilciler tarafından imzalanması gereklidir.(8)

213 sayılı VUK’nun kapsamına giren vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının tarh, tahakkuk ve kesme işlemlerine karşı açılan davalarda verilen kararlara karşı, aleyhine karar verilen vergi idarelerince temyiz başvurusunda bulunulabilmesi için, duruma göre, Maliye Bakanlığının veya ilgili valiliğin muvafakatının alınmış olması gereklidir. Anılan kanunun 377. maddesine göre, muvafakat vermeyen yetkili makam, vergi daireleri için, Maliye Bakanlığı veya yetkilendireceği defterdarlıklar; il özel idareleri ve belediyeleri için ise, ilgili valiliktir. Temyiz başvurusunda bulunan vergi idaresi (vergi daireleri, il özel idareler ve belediyeler) açıklanan şekilde alınan muvafakatnameyi temyiz dilekçesine eklemek zorundadır. İYUK’nun 48. maddesinin 3622 sayılı kanunla değiştirilmeden önce, muvafakatname olmadan temyiz başvurusunda bulunulması halinde, muvafakatnamenin, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 2.7.1985 gün ve E:1985/4-K:1985/5 sayılı kararı uyarınca, temyiz istemi hakkında karar verilinceye kadar dosyaya ibrazı mümkündü. Aksi takdirde; vergi idaresinin temyiz başvurusu incelenmeksizin reddedilirdi.(9) Bugün anılan maddeye göre işlem yapılması gerekmektedir.(10)

Öte yandan, bir başka Danıştay kararında: “Bu durumda, vergi dairesi başkanlıklarının faaliyete geçirildiği 16.09.2005 tarihinden sonra açılan davalarda, 5345 sayılı kanunun 24. maddesine göre, vergi uyuşmazlıklarını takip ve yargısal işlem yapma yetkisi, vergi dairesi başkanlıklarına, bu başkanlıkların bulunmadığı yerlerde vergi dairesi müdürlüklerine ve aynı kanunun geçici 5. maddesi kapsamındaki vergi dairesi müdürlüklerine aittir. 5345 sayılı kanunda, dava takip ve yargısal işlemler yapma yetkisinin, yetkinin sahibi olduğunu açıkladığımız idari birimler tarafından alt idari birimlere devrine izin veren bir düzenleme yoktur. Kanunun Gelir İdaresi Başkanlığının merkez teşkilatını oluşturan başkan ve başkanlık yöneticilerinin astlarına yetki devrine izin veren 27. maddesini ise, taşra teşkilatını oluşturan vergi dairesi başkanlıkları ile bu başkanlıkların bulunmadığı yerlerde vergi dairesi müdürlüklerinin, bu amaçla kendilerine dayanak almaları mümkün değildir.(11)

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

 

VERGİ MÜKELLEFİ SAVUNUCULARI DERNEĞİ
Soru ve sorunlarınız için derneğimize üye olabilirsiniz. Detaylı Bilgi İçin: 0850 304 95 42 veya 0216 606 08 10