Vergi Borcundan Kurtulmaya Yönelik Satışlar ve Bu Satışların İptali İle İlgili Davalar

6183 sayılı AATUHK’nun hükümlerine göre, ivazsız tasarrufların hükümsüz olacağı belirli bir kurala bağlanmış bulunmaktadır. Yasa hükmüne göre iptal davası açılması hakkında 24. maddede hükümsüz sayılan tasarruflar konusunda amme borcunun ödenmesini tehlikeye düşürecek veya bu borcu ödemekten imtina ederek amme borçlusu mallarını kaçırabilmektedir. Bunun neticesi olarak da amme borçlusu elindeki mevcut menkul ve gayrimenkulleri vergi borcu dolayısıyla yakınlarına satabilmektedir. Sonuçta amme borcu ödenmemekte, sürüncemede bırakılmaktadır. Diğer taraftan ise, borçlu elindeki malları dolaylı yollardan yakınlarına veya başkalarına muvazaalı bir şekilde tapudan satış yapabilmektedir. (6183 sayılı md. 27)

Uygulamada vergi mükellefleri biriken vergi borçlarından dolayı elindekileri menkul veya gayrimenkul malları vergi idaresinden kaçırmak maksadıyla yakınlarına veya ilişkide bulunduğu 3. kişilere satış veya tasarrufta bulunmaktadırlar(1). Bu gibi durumlarda idarenin söz konusu muvazaalı satışları iptal etme konusunda iptal davası açma hakkı bulunmaktadır. İptal davası açılabilmesi için belirli koşulların varlığı gerekmektedir. Buna göre, satışın borçlu mükellefin yakınlarına satışının yapılmaması gerekmektedir. Borçlu mükellefin yakınlarının kim olduğu yasa hükmünde açıkça belirtilmiştir. Buna göre, borçlunun 3. dereceye kadar kan hısımlarıyla eşler ve 2. dereceye kadar sıhri hısımlarıdır(2).

Diğer taraftan kamu borçlusunun hükümsüz sayılan bir kısım satış haricindeki ivazsız tasarrufları da yasaya göre hükümsüz bağış ve tasarruf olarak nitelendirilmektedir(3).

Tasarrufun hükümsüz sayılabilmesi için yasada yer alan madde hükmünde kamu borçlusunun yapmış olduğu bağışlamalarla ivazsız tasarruflarının ve bağışlama sayılan tasarruflarının hükümsüz olabilmesi için kimi koşullar aranmaktadır. Bu koşulları, ödeme ve mal beyanı ile ilgili koşullar ve tasarrufun yapıldığı zaman ile ilgili koşullar olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Bunlardan birincisi olan ödeme ve mal beyanı ile ilgili koşullar: tahsili mümkün hale gelmiş vergi borcunu vadesinde ödemeyen amme borçlusunun hibe ve karşılıksız tasarruflarıyla hibe sayılan tasarruflarının hükümsüz olabilmesi için, borçlunun mal beyanında bulunmaması, mamelekinin bulunmadığının beyanı veya beyan ettiği malın borcu karşılayamayacak düzeyde olması gerekmektedir. Diğer ikinci koşul ise, kamu borçlusunun anılan tasarruflarını hükümsüz olabilmesi için kamu alacağının ödeme süresinin başladığı tarihten geriye doğru 2 yıl içinde veya ödeme süresinin başlamasından sonra yapılmış olması da zorunludur. Ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru 2 yıldan önceki tarihlerde yapılan tasarruflar geçerlidir ve hükümsüz olamazlar.

 

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.