fbpx

Makaleler

Vergi Borcu İddiasıyla Haciz Uygulamasında Zamanaşımı Süresi Nedir?

Vergi Borcu İddiasıyla Haciz Uygulamasında Zamanaşımı Süresi Nedir? ,  6183 sayılı AATUHK 102. maddesinde kamu  alacağının  vadesinin  rastladığı  takvim yılını izleyen  takvim yılı  başından  itibaren   5 yıl  içerisinde  tahsil edilemeyen  miktarlar zamanaşımına uğrayacağı  hüküm  altına alınmıştır. Biz bu uygulamayı, “Kamu İcra Hukuku Alanında Tahsil Zamanaşımı” olarak tanımlıyoruz. Tahsil zamanaşımı,  mükellef  ve idare açısından  hüküm ifade eden  ve  re’sen  dikkate alınması  gereken  önemli  bir olgudur.   Mahkemeler veya  uygulayıcı  vergi idaresi, tahsil  zamanaşımını mutlak surette dikkate almak durumundadır. Tahsil zamanaşımını uygulamayan kamu görevlisi suç işlemiş sayılır.

 

Zamanaşımından sonra mükellefin bilinçli bir şekilde ve gönüllü olarak  zamanaşımına uğramış bir borç için  ödeme yapması halinde  bu  alacak idare tarafından  kabul edilir.[1]  Bazı  hallerde kamu  görevlileri  zamanaşımını  kesmeye yönelik olarak   kendi  cebinden  amme borçlusunun bilgisi  dışında ödeme yapabilir.  Ancak bu durum  yargı tarafından   kesinlikle kabul edilmemektedir.   Hatta bu  işlemi  yapan  kamu  görevlisinin   görevini kötüye kullandığı   ileri sürülebilir.   Çünkü, amme borcu  tahsil  zamanaşımına uğramış ise artık bu konuda  sembolik bir miktarda borcu  kapatmaya  yönelik ödeme yapılması  hayatın olağan  akışına aykırı olur.[2] 

 

Bilindiği gibi, 6183 sayılı   AATUHK’nun 62. Maddesi  hükmüne göre,  amme borçlusunun  vadesi geçen borcu dolayısıyla sahibi olduğu  menkul  ve gayrimenkullere haciz konulabilmektedir.  Haciz, alacaklı  amme idaresi  tarafından  konulmaktadır.  Borcunu  ödeyen amme borçlusunun  haczi  borç bitmesi  nedeniyle kaldırılır. Amme borçlusunun, borçlu olduğu miktar  kadar bir bölüm  menkul  veya gayrimenkullerine haciz konulur.   Örneğin,  4.000 TL amme borcu olan  bir mükellefin   sahibi olduğu; 10 adet  mesken  için ayrı  ayrı  haciz konulamaz.   Amme borcuna yetecek miktarda sadece bir gayrimenkule haciz konulur.  Hacizlerin  kaldırılması sırasında  borcun  ödenip/ ödenmediği araştırılır.  Bu  araştırmalar sadece haczi koyan vergi dairesi  bazında yürütülmez.   Türkiye çapında bütün  vergi dairelerinde haczi  kaldırılacak olan  mükellefin  başkaca borcunun olup/olmadığı araştırılması  sonucunda haciz kaldırılır.  Yine, aynı   örnekte (A) vergi dairesine borcu olan  bir mükellefin  bu  vergi dairesine borcunu  ödemesi  durumunda  haciz kalkmaz.   Bu  mükellefin  Türkiye çapında  (A) vergi dairesinin haricindeki bütün vergi dairelerine de borcunun bulunup  bulunmadığının  araştırılması  yapılarak  çıkarılacak  neticeye göre haciz ya kaldırılır veya  ilgili  vergi dairesine  olan sürpriz  borç da ödenmesi koşulu ile  hacizler öylece çözülür.[3]

 

Vergi daireleri tarafından  konulan  hacizlerin   kaldırılmasında  süre önemlidir.  Çünkü, sonsuza kadar  bir vergi  haczinin  gayrimenkul üzerinde kalması  düşünülemez.   6183 sayılı yasanın  73, 74 md hükümlerine  göre,  hacizlerin suratle  paraya dönüştürülerek   tasfiye edilmesi  zorunludur.  Satış sonucunda  elde edilen  bedel  suratle amme borcunun  itfa edilmesi için  uğraşılır.   Satıştan elde edilen bedelden  öncelikle  bu  menkul  veya gayrimenkulün aynından  doğan  vergiler tahsil edilir.  Daha sonra  yapılan  takip marafları   ve amme alacağı  satış bedelinden  düşülür. Daha sonra kalan  kısım,   hacze iştirak  etmiş başka daire yoksa borçluya verilir.   Hacze iştirak  etmiş başka daire olduğu  takdirde ise,  artan kısımdan  öncelikle  bu  dairelerin alacakları   ayrıldıktan sonra  bakiyesi borçluya verilir.[4] 

 

Amme borçlusunun   vadesi  geçmiş  borcu  dolayısıyla  haczedilen  menkul malları  3 ay içerisinde  paraya çevrilerek  gereği yerine getirilmelidir. (Bkz.  6183 sayılı kanun md. 77).  Diğer yandan, haczedilen  malların sonsuza kadar  üzerinde haciz şerhinin  bekletilmesi mümkün değildir.   Aksi  takdirde  borçlu   mağdur olacağından  dolayı, menkul mallarda  haczin yapıldığı tarihin   3. gününden  itibaren   tahsil dairesi  3 ay içerisinde  satışa gitmek  zorundadır.  Aksi takdirde haciz tutanağı düşer.   Gayrimenkullerde ise, yine  hacizlerin   suratle  neticelendirilmesi  zorunludur.  (Bkz.  6183 sayılı kanun  Madde 97).

 

Bir gayrimenkul üzerindeki kamu  haczinin sonsuza kadar  devam ettirilmesi  olanaksızdır. (Bkz.  6183 sayılı  kanun md.92). Uygulamada alacaklı  amme idaresi  koyduğu  haczi kaldırmayıp sonsuza kadar sürdürebilmektedir.  Bu uygulama son derece hatalıdır.   Gayrimenkulün md.  94 hükmüne göre suratle ihaleye çıkarılarak satılması  gerekecektir.   Haciz,  zamanaşımını  kesen  bir sebeptir.  (md.103) Haczin tatbiki halinde veya ödeme emrinin  tebliği  halinde haciz kesilir.   Vergi daireleri  haczi kesmeleri halinde zamanaşımı  sorununu   kısmen  çözdükleri için   topu taça atmış durumda olacaktır.   Zamanaşımı  kesilmesinin  rastladığı takvim yılını  izleyen   takvim yılı   başından  itibaren  zamanaşımı yeniden  işlemeye başlar.  (Md. 103).

 

Uygulamada  bir limited şirketin imza yetkisi  olmayan sorumsuz ortağının  kişisel   otomobiline konulan  haciz  sonsuza kadar   devam ettirilemez.  Zira, haciz konulan  menkul  araç amme borçlusu şirketin aracı değildir. Esasında,  amme borçlusu  şirketin   aktifinde kayıtlı olan  aracın  ruhsatına konulan  haciz dolayısıyla   bu  aracın  3 ay içerisinde mutlak surette satış yoluyla tasfiye edilmesi zorunludur.   Özellikle limited şirketler bağlamında  şirket ortaklarının  kişisel menkul  ve gayrimenkullerine konulmuş hacizlerin   satış yoluyla  tasfiye edilebilmesi için  şu  3 koşulun aranması zorunludur.    Amme  alacağı şirket nezdinde  takip  edilmelidir.  Takip neticesinde  amme alacağının  şirket  tüzel kişiliğinden  tahsili  olanaksızlaşmalıdır.  Ve son olarak   şirket  müdürü  nezdinde de sürdürülen  takiplerin sonuçları  alınmamış  olmalıdır.  Son olarak,  şirketten  ve kanuni temsilcisinden  tahsili  olanağı kalmayan  kamu  alacağı ortak adına  bireyselleştirilerek  ödeme emrinin  düzenlenmesi ile takip yapıldıktan  sonra  duruma  göre ortağın  kişisel mal varlığına haciz şerhi konulabilecektir.

 

Netice olarak,  kamu  alacağının  takibinde izlenilecek yolların doğru tespit edilmesi  zorunludur.  Vergi daireleri  izlenecek yolların sıralamasına bakmadan   özellikle sermaye şirketlerinde şirket   ortağının  pozisyonunu incelemeden  doğrudan doğruya banka hesaplarına haciz koyabilmektedir.  Bazen amme borçlusu şirketin  ortağının  veya müdürünün  gayrimenkullerine haksız yere  haciz şerhleri düşülmektedir.   Bu gibi  hatalı uygulamalar  tapu daireleri tarafından  da yeterince araştırılmadan, incelenmeden yetkisiz şirket ortakları mağdur edilmektedir.   Kamu  alacağının  salt tahsili  saiki  ile  sürdürülen  yanlış  haciz takipleri  bazen  mükelleflerin   ticari itibarlarını  dahi yok etmektedir.  Özellikle, banka  çalışması olan  şirket ortaklarının  vergi idaresinin  yanlış  uygulamaları dolayısıyla  banka  hesapları,  kredileri, çek karneleri ve birçok işlemleri  idarenin yanlış  takipleri  sonucunda önemli ölçüde zedelenmektedir.

———–

[1] Bkz.  6183 sayılı AATUHK’nun md.102

[2] Bkz. İzmir 3. Vergi Mahkemesinin, 23.10.2012 gün ve E:2012/685-K:2012/1090 sayılı kararları.

[3] İzmir 2. Vergi Mahkemesinin, 08.05.2013 gün ve E:2012/721-K:2013/443 sayılı kararı.   Bu karara göre,  tüzel kişiliğin  borcundan  dolayı ;   limited şirket ortağının  kişisel  gayrimenkulüne konulan  haciz iptal edilmiştir.

[4] Bkz.  6183 sayılı  AATUHK’nun md.74, İlgili  GT: Seri A Sıra No:1

VERGİ MÜKELLEFİ SAVUNUCULARI DERNEĞİ
Soru ve sorunlarınız için derneğimize üye olabilirsiniz. Detaylı Bilgi İçin: 0850 304 95 42 veya 0216 606 08 10