Sahte belge

KALBİMİZ VE DUALARIMIZ MEHMETÇİKLERİMİZLE

Sahte belge Türk vergi hukukunda sahte belge 01.01.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4369 sayılı kanun ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununa eklenmiş ve ilk olarak bu kanunda tanımlanmıştır. 4369 Sayılı kanun yürürlüğe girmezden önce ise sahte belge ile ilgili tanım 28 Seri Nolu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nde idare tarafından yapılmıştır. Vergi hukuku dünyasında ilk tanım olması bakımından önem arz etmektedir. Tebliğin D bölümünde sahte belge ile ilgili olarak ”Buna göre, hukuki geçerliliğini sağlayan zorunlu ve yeterli unsurlara sahip olmayan belgeler “sahte belgeler”dir.

Bu çerçevede; Bir mal hareketi veya hizmet söz konusu olmadığı halde düzenlenen belgeler, belge düzenleme yetkisi bulunmayanlar tarafından düzenlenen belgeler, başkası adına bastırılıp kullanılan belgeler, sahte belge olarak kabul edilecektir.” şeklinde bahsedilmiştir.

4369 sayılı kanun ile değişik 213 sayılı VUK m. 359/ b-1 de gerçek bir muamele ve ya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge” denilerek yasa koyucu tarafından tebliğdeki görüş geliştirilerek sahte belgenin tanımı yapılmıştır. Kanun maddesindeki belge kelimesinden Vergi Usul Kanununda belirtilen belgeler anlaşılması gerekmektedir. Öyle ise Vergi Usul Kanununda belirtilen belgelerin gerçek bir olay olmadığı halde varmış gibi düzenlenmesine aracılık etmesi durumunda sahte belge oluşacaktır.

Yukarıda da bahsedildiği üzere Vergi Usul Kanunu kapsamın sahte belge oluşumu için belgenin vergisel bir boyutunun olması gerekmektedir. Bu husus, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen sahtecilik suçları ile ayrılan noktadır. Vergi hukuku ile Türk Ceza Kanunu’ndaki sahte belge farkı belgenin vergisel boyutunun olup olmadığı, belgenin vergisel işlem için kullanılıp kullanılmadığı ile yakın ilişki içerisindedir.

Sahte belge
Sahte belge

Vergisel işlem için kullanılan bir belgenin sahteciliği söz konusu ise bu belgenin cezasının yaptırımı 5237 sayılı TCK’nun 204. Maddesi değil 213 sayılı VUK’un 359 uncu maddesindeki yaptırım olacaktır. Yargıtay tarafından verilen bir kararda ”Sanığın Y…A.Ş.”ne düzenlediği 23-27-30/03/2006 tarihli 3 adet faturanın kendisinde kalan karbon nüshalarının yapılan işin cinsi haneleri üzerinde tahrifat yaparak, 25/04/2007 tarihli ihaleye ilişkin dosya arasında Karayolları Genel Müdürlüğü’ne vermekten ibaret eyleminin, herhangi bir suretle vergisel ödev ve işlemlere yönelik olmayıp esasen ihaleye katılma koşul ve yeterliğine uygun hale gelme saikiyle gerçekleştiği, bu itibarla 213 sayılı Kanun un 359/a-2 maddesinde düzenlenen “muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme” suçuna ilişkin kastı bulunmayan sanığın fiilinin 5237 sayılı TCK ‘nın 207 .maddesinde düzenlenen “özel belgede sahtecilik ” suçunu oluşturabileceği 3” ve diğer bir kararda Yargıtay 11. Ceza Dairesi 4 ” 01.01.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4369 Sayılı Kanunla değişik 213 sayılı VUK’nun 359/b-1. maddesine göre, vergi kanunları uyarınca düzenlenmesi gereken belgelerin sahte olarak düzenlenmesi suçun oluşumu için yeterli olup, bu belgelerin vergi yasalarına göre kullanılması ve vergi ziyaı suçun unsuru olmaktan çıkarıldığı cihetle, sanığın 2002 yılında özel gider indirimi veya vergi iadesinde kullanılmak üzere ”sahte faturalar düzenlemekten ” ibaret eyleminin VUK ‘nun 359/b-1. maddesine uygun bulunduğu gözetilmeden, suçu nitelemede yanılgı sonucu özel evrakta sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi, Yasaya aykırılık oluşturur” şeklinde karar verilmiştir.

Vergi hukukunda sahte belge birçok şekilde oluşabilmektedir. En basit şekliyle sahte belge, taklit şeklinde yani faturanın taklit edilerek oluşmasıyla oluşan maddi sahtecilik şeklinde oluşabilmektedir.Bu durumda faturanın sahte olduğu tartışmaya mahal vermemektedir. Sahte belge de -vergi hukukunda sahte fatura da- özellik arz eden durum ise;tam anlamıyla hukuki kurallara göre düzenlenen faturanın vergi idaresi tarafından yapılan tespitler sonucu sahte fatura olduğuna kanaat getirildiği durumlardır. Örnek verilecek olursa; İnşaat, nakliye Ve petrol ürünleri ticareti nedeniyle faaliyete başlayan X şirketi hakkında yoklama da bulunan vergi idaresi X şirketinin merkez adresinden başka şube ve deposunun oladığını işçi çalıştırmadığını ve X şirketinin 2010 yılı mal
alışlarının tamamına yakını kısmını; adresinde bulunamadığı ve adresini terk ettiğine dair 2010 Şubat, Nisan ve Eylül dönemlerinde yapılan yollamalar sonucuna göre 2010 yılı itibariyle mükellefiyeti re’sen silinen Y şirketinden gerçekleştirdiği, adı geçen şirketin Ocak 2010 döneminde 400.000,00 TL matrah beyan ettiği, takip eden dönemlerde ise her hangi bir beyanda bulunmadığı, yine 2011 yılı alış faturaları içerisinde ise adı geçen şirket dışında adreslerinde bulunamayan A ve Z şirketine ait faturalar da bulunduğu, ödemeleri çek ile yapmış olmasına karşı çek tahsilatlarını bankadan şirket ortağının tahsil ettiği tespitlerinden yola çıkılarak sahte faturadan söz etmek mümkündür.

Görüldüğü üzere mükellefler mal veya hizmet alım satımı olmadığı halde varmışçasına vergisel indirimlerden faydalanmak amacıyla fatura düzenleyebilmektedir. Bu şekilde düzenlenen faturanın varlığı, maddi
sahtecilik dışında da sahte faturanın düzenleneceğini göstermektedir.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya KAYIT olmanız gerekmektedir.

 

Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği:
KALBİMİZ VE DUALARIMIZ MEHMETÇİKLERİMİZLE
KALBİMİZ VE DUALARIMIZ MEHMETÇİKLERİMİZLE

Bunları da beğenebilirsin Yazarın Diğer Yazıları

Facebook