Ödeme Emrine Dava Açma Süresi 7 Gün mü , 30 Gün mü?

Danıştay 4. Daire
Tarih      : 09.05.2007
Esas No   : 2007/342
Karar No  : 2007/1532

6183 sK. md. 58

ÖDEME EMRİNE DAVA AÇMA SÜRESİ 7 GÜN MÜ, 30 GÜN MÜ?

6183 sayılı AATUH Kanun gereği, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açılması gereken ödeme emirlerinin içeriğinde, bu bilgiye yer verilmemiş olması, Anayasa’nın 36. maddesinde öngörülen “hak arama hürriyetini sınırlayıcı” bir sonuç doğurmakta ve Anayasa’nın temel hak ve hürriyetlerin korunmasını düzenleyen 40. maddesine açıkça aykırılık oluşturmakta olduğundan, bu durumda ödeme emrine karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde dava açılmasının mümkün olabileceği.

İstemin Özeti: 2006/4-6. dönemlerine ait kesinleşen geçici vergi alacağının tahsili için düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesince; 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinin 1. bendinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, özel kanun olan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceğinin açıklandığı, dava dilekçesinde dava konusu ödeme emrinin tebliğ tarihinin 23.11.2006 olarak gösterildiği, 7 günlük süreden sonra 01.12.2006 tarihinde kayda alınan dilekçeyle açılan davanın süresinde olmadığı gerekçesiyle davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı, açılan davanın süresinde olduğunu, işin esasının incelenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.

Karar: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş, “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde de, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiş, Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesine 4709 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen ikinci fıkrası ise, “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” düzenlemesi öngörülmüş, bu ek fıkranın gerekçesinde ise, “Bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmaktadır. Son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmiştir.” açıklaması yapılmıştır.

 

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

Hemen Tıkla

 

Soru ve sorunlarınız için derneğimize üye olabilirsiniz. Hemen Mesaj Gönder: https://m.me/versavorg