fbpx

    Faturaların Sahte Ve Muhteviyatı İtibarıyla Yanıltıcı Belge Olduğu İhtimal Ve Varsayımdan Öte Somut Ve İnandırıcı Delillerle Ortaya Konulmalı

    Danıştay 9. Dairesi

    Tarih    : 23.03.2017

    Esas No : 2014/11324

    Karar No  : 2017/3145

    VUK Md. 3

    KDVK Md. 29

    FATURALARIN SAHTE VE MUHTEVİYATI İTİBARIYLA YANILTICI BELGE OLDUĞU İHTİMAL VE VARSAYIMDAN ÖTE SOMUT VE İNANDIRICI DELİLLERLE ORTAYA KONULMALI

    Şirketin sahte fatura ticareti ile uğraştığının ve düzenlediği tüm faturaların sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge olduğunun ihtimal ve varsayımdan öte somut ve inandırıcı deliller ile ortaya konulamadığı görüldüğünden, eksik tespit ve incelemeye dayanılarak düzenlenen rapor esas alınmak suretiyle tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde ve açılan davanın reddine ilişkin mahkeme kararında hukuka uygunluk görülmediği hk.

    İstemin Özeti: Davacı adına, (…) Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün (…) vergi numaralı mükellefi (…) Ltd. Şti.’nden aldığı faturaların sahte olduğu yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2010/Ağustos-Ekim dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi’nin kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi Borçlarının Tahsili Amacıyla Şirket Hakkında Takip Yolları Tüketilmeden Kanuni Temsilcinin Takip Edilmesi

    Danıştay 4. Dairesi
    Tarih    : 19.10.2017
    Esas No : 2013/8939
    Karar No  : 2017/6986

    VUK Md. 103

    6183 s. AATUHK Mük. Md. 35

    VERGİ BORÇLARININ TAHSİLİ AMACIYLA ŞİRKET HAKKINDA TAKİP YOLLARI TÜKETİLMEDEN KANUNİ TEMSİLCİNİN TAKİP EDİLMESİ

    Amme alacağının asıl borçlusu olan şirket adına düzenlenen ihbarname ve ödeme emirlerinin bilinen adreslerinde tebliğ edilemediğinin usulüne uygun olarak tespit edilememesi, dolayısıyla ilanen tebliğ şartlarının oluşmaması halinde, söz konusu ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edildiğinden ve asıl borçlu olan şirket adına kesinleşmiş bir borçtan söz edilemeyeceğinden, asıl vergi borçlusu şirket hakkında takip yolları tüketilmeksizin vergi borcunun ilişkin olduğu dönemde şirketin kanuni temsilcisi olduğundan bahisle kanuni temsilcinin takip edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hk.

    İstemin Özeti: Davacı adına, kanuni temsilcisi olduğu şirketin vergi borçlarının tahsili amacıyla düzenlenen 10.09.2012 gün ve 52, 53, 54, 55, 57, 58, 59, 61, 63, 64, 65, 66, 67 ana takip dosya numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesinin kararıyla; dava konusu 10.09.2012 gün ve 52, 54, 57, 65 numaralı ödeme emirlerinin takipten kaldırıldığı anlaşıldığından davanın bu kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığı, diğer ödeme emirleri yönünden ise; amme alacağının asıl borçlusu olan şirket adına düzenlenen ihbarname ve ödeme emirlerinin bilinen adreslerinde tebliğ edilemediğinin usulüne uygun olarak tespit edilemediği, dolayısıyla ilanen tebliğ şartlarının oluşmadığı, söz konusu ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edildiğinden ve asıl borçlu olan şirket adına kesinleşmiş bir borçtan söz edilemeyeceğinden, asıl vergi borçlusu şirket hakkında takip yolları tüketilmeksizin vergi borcunun ilişkin olduğu dönemde şirketin kanuni temsilcisi olduğundan bahisle davacının takip edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Nihai Tüketiciden Alınan Araç İçin Gider Pusulası Düzenlenmemesi Nedeniyle Özel Usulsüzlük Cezası Kesilemez

    Davacının, nihai tüketiciden, noter satış senediyle satın aldığı otomobilin, 213 Sayılı Kanunun 234’ncü maddesinde belirtilen altın, mücevher gibi kıymetli eşya niteliği taşımadığı ve aracın satıcısının vergiden muaf esnaf olmadığının tartışmasız olduğu olayda, alım satıma konu araçla ilgili olarak gider pusulası düzenlemesi zorunluluğundan söz edilemeyeceğinden, davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezası hukuka uygun değildir.(DANIŞTAY 3. DAİRESİ)

     

     

    Danıştay Üçüncü Daire Başkanlığından:

    Esas No: 2016/10706

    Karar No: 2017/2848

    Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı

    Davacı : …….. Otomotiv Oto Kaporta Boya Döşeme Elektrik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

    Vekili . _ :

    Karşı Taraf : Selçuk Vergi Dairesi Müdürlüğü – KONYA

    Konya Vergi Dairesi Başkanlığı – KONYA

    İstemin Özeti : Davacı şirket adına, 27 .12.2011 tarihinde nihai tüketiciden satın aldığı araç için gider pusulası düzenlemediğinin şirket müdürü nezdinde düzenlenen tutanakla saptaması üzerine 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 353’üneü maddesinin i’inci bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı dava açılmıştır. Konya Vergi Mahkemesinin 29.6.2ol2 gün ve … sayılı kararıyla; alım satımı noter satış sözleşmesi ile sabit olan araç için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 234’ün maddesi uyarınca gider pusulası düzenlenmesi gerekirken, düzenlenmediğinin tesbiti üzerine, zamanaşımı süresi içerisinde kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık  bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş, bu karara karşı yapılan itirazı reddederek kararı onayan Konya Bölge idare Mahkemesinin 14.11.2012 gün ve E 2012/775, K 2012/l156 sayılı kararının düzeltilmesi istemini reddeden Konya Bölge İdare Mahkemesinin 25.1.2013 gün ve Ez2ol3/151, K:2013/l 15 sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından; 213 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin (B) bendinde yer alan, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği hükmü ile vergilendirmede serbest delil sisteminin kabul edildiği, yükümlülerin öncelikle 213 sayılı Kanunda sayılan belgeleri, bu belgelerin kapsamadığı iş ve işlemler açısından hukuken geçerli her türlü belgeyi ispatlama vasıtası elarak kullanabilecekleri, yükümlülerin kullanmak mecburiyetinde oldukları, düzenlenmesi ve alınması gereken belgelerin Kanunun 229 ilâ 242’nci maddelerinde belirtildiği, Kanunun “Gider pusulası” başlıklı 234’üncü  maddesinde de, birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla, kazancı basit usulde tespit edilenlerin ve  defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin, vergiden muaf  esnafa; yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip, işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulasının vergiden. muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmünde olduğu, bu belgenin, birinci ve ikinci sınıf tüccarların, zati eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya için de tanzim edileceğinin hüküm altına alındığı, mevcut düzenleme uyarınca; ticaret ve serbest meslek erbabı veya vergiden muaf esnaf olarak kabulü mümkün bulunmayan. nihai tüketicilerden, altın ve mücevher gibi kıymetli eşya niteliği taşımayan diğer eşyanın alımında gider pusulası düzenlenmesi zorunluluğu bulamadığından, davacı şirketin noter senedi ile nihai tüketiciden satın aldığı otomobil için gider pusulası düzenlenmediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezasında kanuna uyarlık görülmediğinden kanun yararına bozulması istenmiştir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi Tekniği Raporunun İhbarname Ekinde Tebliğ Edilmemesi

    Danıştay 7. Dairesi
    Tarih     : 27.03.2017
    Esas No : 2016/1660
    Karar No  : 2017/2184

    VUK Md. 35

    VERGİ TEKNİĞİ RAPORUNUN İHBARNAME EKİNDE TEBLİĞ EDİLMEMESİ

    Davaya konu işlemlerin dayanağı vergi tekniği raporunun ihbarname ekinde tebliğ edilmemesinin davacı şirket hakkında tesis edilen işlemleri hükümsüz kılacak nitelikte esasa etkili şekil hatası olduğu hk.

    İstemin Özeti: Davacı şirketin 2011 takvim yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporuyla satın aldığı baz yağ cinsi emtiayı üretimde kullanmayıp içeriği itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemek suretiyle sattığı ve bu suretle özel tüketim vergisi kaybına sebebiyet verdiğinin belirlendiğinden bahisle, 2011 yılı Nisan ila Aralık dönemleri için re’sen salınan özel tüketim vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezalarına ilişkin işlemleri; vergi inceleme raporunun dayanağı vergi tekniği raporu tebliğ edilmediğinden, davacı şirketin savunma hakkının engellendiği tartışmasız olup, davaya konu işlemlerin dayanağı vergi tekniği raporunun ihbarname ekinde tebliğ edilmemesinin davacı şirket hakkında tesis edilen işlemleri hükümsüz

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    ÖTV Kanunu’nun 8/1.Maddesi Kapsamında Teminat Uygulaması

    Danıştay 7. Dairesi
    Tarih     : 30.05.2017
    Esas No : 2016/2593
    Karar No  : 2017/4767

    ÖTVK Md. 8

    ÖTV KANUNU’NUN 8/1. MADDESİ KAPSAMINDA TEMİNAT UYGULAMASI

    Davacı adına tecil edilen özel tüketim vergilerinin, (I) sayılı listeye dahil olmayan malların imalinde kullanıldığına ilişkin yeminli mali müşavir üretim tasdik raporunun ilgili idareye sunulmasından sonra, artık bu aşamada İdarece inceleme yetkisinin kullanılarak tecil edilen vergilerin terkin edilip edilmeyeceğinin ortaya konulması ve söz konusu incelemenin neticesine göre işlem yapılması gerekirken, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın görüşü doğrultusunda geçmişe dönük olarak teminat istenilmesi ve teminatların verilmediğinden bahisle tecili gerçekleştirilen özel tüketim vergilerinin ödeme emriyle tahsili yoluna gidilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hk.

    İstemin Özeti: Davacı hakkında, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 8. maddesinin 1. fıkrası uyarınca verilmesi gereken teminatların verilmediğinden bahisle, 2011 yılının Ağustos ve Eylül dönemlerine ilişkin olarak tecil edilen özel tüketim ve beyannamelere ilişkin damga vergilerinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerini; olayda, davacı adına tecil edilen özel tüketim vergilerinin, (I) sayılı listeye dahil olmayan malların imalinde kullanıldığına ilişkin yeminli mali müşavir üretim tasdik raporunun ilgili idareye sunulmasından sonra, artık bu aşamada İdarece inceleme yetkisinin kullanılarak tecil edilen vergilerin terkin edilip edilmeyeceğinin ortaya konulması ve söz konusu incelemenin neticesine göre işlem yapılması gerekirken,

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Konusu Para Olmayan Davalar Hakkında Yapılan İstinaf Başvuru Üzerine Bölge İdare Mahkemeleri Tarafından Verilen Kararların Temyiz Edilemeyeceği

    Danıştay 3. Dairesi
    Tarih     : 26.09.2017
    Esas No : 2017/3002
    Karar No  : 2017/6071

    İYUK Md. 46

    KONUSU PARA OLMAYAN DAVALAR HAKKINDA YAPILAN İSTİNAF BAŞVURUSU ÜZERİNE BÖLGE İDARE MAHKEMELERİ TARAFINDAN VERİLEN KARARLARIN TEMYİZ EDİLEMEYECEĞİ

    Konusu para olmayan vergiye ilişkin idari işlem niteliğindeki özel esaslara tabi mükellefler listesine alınma işleminin iptali talebi hakkında vergi mahkemelerince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesinleşeceği, dolayısıyla bu kararların temyiz istemine konu edilemeyeceği hk.

    İstemin Özeti: İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 29.05.2017 tarih ve E. 2017/1457, K. 2017/1693 sayılı kararının bozulması istenmiştir.

    Karar: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği hüküm altına alınmıştır.

    Aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde ise konusu yüz bin Türk Lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan davalar hakkında bölge idare mahkemesinin istinaf yoluyla yapılan, başvurular üzerine verdikleri kararlar, temyiz edilebilecek olan kararlar arasında sayılmıştır.

    İstinaf başvurusunun idari yargılama hukukunda yeni bir kanun yolu olarak getirildiği 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun gerekçesinde, tahdidi olarak sayılan konular dışındaki davaların bölge idare mahkemelerinde istinaf incelemesi neticesinde kesinleşeceği, böylece Danıştay’ın temyizen karara bağladığı iş yükünün azaltılarak içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.

    Anılan mevzuat hükümleri ve 6545 sayılı Kanunun gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan konusu yüz bin Türk Lirasını aşmayan davalar ve konusu para olmayan davalar hakkında vergi mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesinleşeceği, dolayısıyla bu kararların temyiz istemine konu yapılamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.

    Bu nedenle, konusu para olmayan vergiye ilişkin idari işlem niteliğindeki özel esaslara tabi mükellefler listesine alınma işlemini iptal eden Vergi Mahkemesinin kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi’nin 29.05.2017 tarih ve E. 2017/1457, K. 2017/1693 sayılı kararının bozulması istemiyle yapılan temyiz başvurusunun incelenme olanağı bulunmamaktadır.

    Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin incelenmeksizin reddine, oyçokluğuyla karar verildi(*).

    (*)         KARŞI OY X: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinde bölge idare mahkemelerinin konusu yüz bin Türk Lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği yolunda düzenleme getirilmiştir.

    Anılan madde hükmünde bölge idare mahkemesi kararlarından tahdidi olarak sayılan davalar dışında kalanların istinaf incelemesi sonucu kesinleşeceği açıktır.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Takdir Komisyonuna Başvurulması Halinde Zamanaşımının Tespiti

    Danıştay 9. Dairesi
    Tarih     : 02.05.2017
    Esas No : 2016/2623
    Karar No  : 2017/4354

    VUK Md. 114

    TAKDİR KOMİSYONUNA BAŞVURULMASI HALİNDE ZAMANAŞIMININ TESPİTİ

    Mahkemelerce görülmekte olan davaların çözümünde Anayasa Mahkemelerince verilen iptal kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarıyla ortadan kaldırılan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesinin 2. fıkrasının zamanaşımı tespitinde dikkate alınmasının mümkün olmadığı hk.

    İstemin Özeti: Davacı adına, ticari kazanç elde ettiğinden bahisle, takdir komisyonu kararına istinaden re’sen tarh edilen 2006 yılı gelir vergisi ile 2006/Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık dönemleri geçici vergi ve kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı; gelir vergisi ile vergi ziyaı cezaları yönünden reddeden, geçici vergi yönünden incelenmeksizin reddeden Vergi Mahkemesi kararının dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.

    Karar: Uyuşmazlıkta, davacı adına takdir komisyonu kararına istinaden re’sen tarh edilen 2006 yılı gelir vergisi ile 2006/Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık dönemleri geçici vergi ve kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı; gelir vergisi ile vergi ziyaı cezaları yönünden reddeden, geçici vergi yönünden incelenmeksizin reddeden Vergi Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

    Tarh zamanaşımını, süre geçmesi nedeniyle vergi alacağının kalkması şeklinde tanımlayan Vergi Usul Kanunu’nun 113. maddesini izleyen 114. maddenin birinci fıkrasında bu süre, vergi alacağının doğduğu yılı izleyen yıl başından başlayarak beş yıl olarak belirlenmişse de ikinci fıkradaki matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasını, zamanaşımını durduran bir neden olarak düzenleyen kural, Anayasa Mahkemesi’nin 08.01.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 15.10.2009 tarih ve E. 2006/124, K. 2009/146 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve iptal kararının yayımından altı ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi Tekniği Raporunun İhbarname Ekinde Tebliğ Edilmemesi

    Danıştay 7. Dairesi
    Tarih     : 27.03.2017
    Esas No : 2016/1660
    Karar No  : 2017/2184

    VUK Md. 35

    VERGİ TEKNİĞİ RAPORUNUN İHBARNAME EKİNDE TEBLİĞ EDİLMEMESİ

    Davaya konu işlemlerin dayanağı vergi tekniği raporunun ihbarname ekinde tebliğ edilmemesinin davacı şirket hakkında tesis edilen işlemleri hükümsüz kılacak nitelikte esasa etkili şekil hatası olduğu hk.

    İstemin Özeti: Davacı şirketin 2011 takvim yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporuyla satın aldığı baz yağ cinsi emtiayı üretimde kullanmayıp içeriği itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemek suretiyle sattığı ve bu suretle özel tüketim vergisi kaybına sebebiyet verdiğinin belirlendiğinden bahisle, 2011 yılı Nisan ila Aralık dönemleri için re’sen salınan özel tüketim vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezalarına ilişkin işlemleri; vergi inceleme raporunun dayanağı vergi tekniği raporu tebliğ edilmediğinden, davacı şirketin savunma hakkının engellendiği tartışmasız olup, davaya konu işlemlerin dayanağı vergi tekniği raporunun ihbarname ekinde tebliğ edilmemesinin davacı şirket hakkında tesis edilen işlemleri hükümsüz kılacak nitelikte esasa etkili şekil hatası olduğu gerekçesiyle iptal eden Vergi Mahkemesi’nin kararının; vergi tekniği raporunun tebliğ edilmemiş olmasının tarhiyatın muhatabına duyurulması için düzenlenen ihbarnamenin hukuken geçersiz sayılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı, davacının savunma hakkının kısıtlandığından da bahsedilemeyeceği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Temyiz Başvuru Süresi Mali Tatil Nedeniyle Durmaz!

    Vergi Mahkemesi kararlarına karşı yapılacak temyiz başvurularında temyiz başvuru süresi Mali Tatil nedeniyle durmaz.

    T.C.

    D A N I Ş T A Y

    ÜÇÜNCÜ DAİRE

    Esas No : 2015/11248

    Karar No : 2015/8282

    İstemin            Özeti :Davacı şirket adına 2012 yılı için re’sen salınan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatının kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden Bursa …..Vergi Mahkemesinin ………. sayılı kararının bozulması istenmiştir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14’üncü maddesi uyarınca ilk inceleme ile görevli Tetkik Hâkimi ………….in açıklamaları dinlenilerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:

    2577 sayılı Kanunun 4001 sayılı Kanunla değişik 46’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında; özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde, Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarına karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde Danıştay’da temyiz yoluna başvurulabileceği hükme bağlanmıştır.

    İdari yargılamada dava açma ve kanun yollarına başvurma süreleri kendine özgü hak düşürücü süreler olup, kamu düzenini ilgilendirdiğinden taraflarca ileri sürülmese bile davanın her aşamasında ilgili yargı mercii tarafından re’sen dikkate alınması gereken bir husus olduğu gibi bu sürelerin durması veya kesilmesini gerektiren durumlar ancak yasal bir düzenlemeyle yapılabilir.

    5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanunun 1’inci maddesinde her yıl Temmuz ayının birinden yirmisine kadar mali tatil uygulanacağı, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken muhasebe kayıt süreleri, bildirim süreleri ve vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma sürelerinin mali tatil süresince işlemeyeceği, belirtilen sürelerin mali tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlayacağı hükme bağlanmış olup, kanunun gerekçesinde düzenlemenin amacının, 3568 sayılı Kanuna göre çalışan meslek mensuplarının, mükelleflerin vergiyle ilgili mevzuattan kaynaklanan işlemlerini takip ederken maruz kaldıkları yoğun stresten uzaklaştırılmaları olduğu belirtilmiştir.

    Söz konusu maddenin uygulanmasına ilişkin olarak düzenlenip, 30.6.2007 günlü 26568 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 Sıra No’lu Mali Tatil Uygulanması Hakkında Genel Tebliğin “Mali Tatil Nedeniyle İşlemeyen Süreler” başlıklı 5’inci maddesinin 3’üncü bendinde, ikmalen, re’sen ve idarece yapılmış olan tarhiyatlara karşı mükelleflerin dava açma süresinin, tarhiyata ilişkin vergi ve ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün olduğu, dava açma süresinin mali tatile rastlaması halinde sürenin mali tatil süresince işlemeyeceği açıklanmıştır.

    Yukarıda değinilen düzenlemelere göre, mükelleflerin vergiyle ilgili işlemlerini takip eden 3568 sayılı Kanuna tabi meslek mensuplarına yoğun şekilde ihtiyaç duyulan dönemlerde, bu meslek mensuplarının yeterli ölçüde dinlenmelerinin temin edilmesi amacıyla kanunla öngörüldüğü anlaşılan mali tatil süresince, 5604 sayılı Kanunda açıkça vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma sürelerinin işlemeyeceği kurala bağlanmış iken, benzer şekilde bir hükmün öngörülmediği temyiz başvurusuna ilişkin sürenin de işlemeyeceği sonucuna ulaşmaya olanak bulunmamaktadır.

    Bu durumda, her yılın 1-20 Temmuz tarihleri arasında geçerli olan mali tatil süresince temyiz yoluna başvuru süresi işlemeye devam edeceğinden, Bursa …Vergi Mahkemesinin ………… sayılı kararının davacıya 1.6.2015 gününde tebliğ edildiği, temyiz istemine ilişkin dilekçenin ise otuz günlük süre geçirildikten sonra 31.8.2015 tarihinde Bursa … Vergi Mahkemesinde kayda geçtiği anlaşıldığından, temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmamaktadır.

    Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine, davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca 57,60 TL maktu harç alınmasına, kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde Danıştay nezdinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 18.11.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    İhtirazi Kayıtla Beyan Edilen Verginin Mahkemece İadesine Karar Verilmesi Halinde Faiz Uygulaması

    Danıştay 9. Dairesi
    Tarih : 02.03.2016
    Esas No : 2013/1476
    Karar No  : 2016/1099

    VUK Md. 112

    İHTİRAZİ KAYITLA BEYAN EDİLEN VERGİNİN MAHKEMECE İADESİNE KARAR VERİLMESİ HALİNDE FAİZ UYGULAMASI

    İhtirazi kayıtla ödenen damga vergisi, eğitime katkı payı ve özel işlem vergisinin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Vergi Mahkemesince haksız olarak tahsil edilen verginin davacıya iade edilmesine karar verilmesi halinde, tahsilat tarihi ile tutarın fiilen iadesi tarihi arasında geçen süre için enflasyondan kaynaklanan bir zararın söz konusu olduğu, bu nedenle Vergi Mahkemesi kararında ödeme tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmemesinde hukuki isabet bulunmadığı hk.

    İstemin Özeti: Davacı banka bünyesinde devren birleştirilen (…) Bankası ile (…) Tarım Satış Kooperatifleri Birliği arasında imzalanan akreditif kredi sözleşmesi ve bu kredi ile ilgili olarak düzenlenen kağıtlar dolayısıyla ihtirazi kayıtla ödenen damga vergisi, eğitime katkı payı ve özel işlem vergisinin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davayı, ödenen damga vergisi, eğitime katkı payı ve özel işlem vergisinin iadesi yönünden kabul eden, faiz istemini ise reddeden Vergi Mahkemesi’nin kararının; dilekçelerde ileri sürülen sebeplerle taraflarca bozulması istenilmektedir.

    Karar: Uyuşmazlık, davacı banka bünyesinde devren birleştirilen (…) Bankası ile (…) Tarım Satış Kooperatifleri Birliği arasında imzalanan akreditif kredi sözleşmesi ve bu kredi ile ilgili olarak düzenlenen kağıtlar dolayısıyla ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine tahakkuk eden ve ödenen damga vergisi, eğitime katkı payı ve özel işlem vergisinin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davayı, ödenen damga vergisi, eğitime katkı payı ve özel işlem vergisinin iadesi yönünden kabul eden, faiz istemini ise reddeden Vergi Mahkemesi kararının; taraflarca temyizen incelenerek bozulması istemine ilişkindir.

    Davalı idare tarafından ileri sürülen temyiz iddiaları, Vergi Mahkemesi kararının kabule ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.

    Davacının Vergi Mahkemesi kararının yasal faiz isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla