fbpx

    Bir Vergi İnceleme Raporuna Dayalı Yapılan Cezalı Tarhiyatların Akıbeti

    Yeterli bir vergi incelemeye dayanmayan ve başka firmalar hakkında düzenlenmiş başka raporları esas alan bir Vergi İnceleme Raporuna (VİR) dayalı yapılan cezalı tarhiyat hukuka uygun düşmemektedir.

    Uygulamada “naylon fatura” veya diğer bir deyimle “sahte fatura” diye isimlendirmiş olduğumuz sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeler tarhiyatlarda dayanak açısından problem yaratmaktadır. Özellikle kendisine düzenlenen bir rapor dolayısıyla bir başka denetmen raporu ile veya başka bir inceleme elemanı raporu dayanak gösterilerek vergi ve cezalı tarhiyatlar yapılagelmektedir. Özellikle VUK’nun 359. maddesine göre, sahte belge, reel bir işlem veya durum olmadığı halde sanki bunlar varmışcasına tanzim edilen belgeler muhteviyatı itibariyle aldatıcı belge ise reel bir işlem veya duruma dayanmakla birlikte bu işlemi veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı bir şekilde gösteren belge olmaktadır. Örneğin, bir ton kömür alarak ödediğiniz örneğin 500 TL yerine kömürcüden 2500 TL lik belge alıp, bu gideri de defterinize kayıtlandırdığınız takdirde yanıltıcı belge kullanma eylemi gerçekleşmiş olacaktır. Yanıltıcı belge kullanımından dolayı mükelleflere tarh ve tebliğ edilen özel usulsüzlük cezaları dışında, hürriyeti bağlayıcı ceza belgeler açısından farklılık arz edebilmektedir. Bu nedenle, bu neviden belgelerin düzenleyen veya kullananlar açısından tanzim edilen icra raporlarında veya Cumhuriyet Savcılığı iddianamelerinde belli ayrıntılara dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu noktada özellikle fiilin hangi cins belge içeriğinde görüldüğünün veya değerlendirildiğinin kanıtları ile ortaya konulması zorunludur. Uygulamada bu nev’i belge kullanıcıları hakkında tanzim edilen “vergi inceleme raporlarında” veya teknik rapor diye isimlendirilen raporlarda yeterli özen gösterilmediğini söylemek oldukça güçtür.

    Örneğin, bir kurumlar vergisi mükellefinin bahsedilen türde belgeler tanzim ettiğinin tespit edildiği hallerde, onun hakkındaki raporlara yollama yapılarak bu mükelleften belge alan tüm mükellefler için genellikle sadece söz konusu belgenin deftere işlendiğini tespit eden bir tutanağa istinaden, taraflar arasındaki ilişki dikkatlice inceleme konusu yapılmadan şablon raporlar üretilmekte ve çoğaltılmaktadır. Adı geçen mükelleften belge alanlara yalnızca diğer rapora atıf yapılarak yazılan bu raporlar tebliğ edilmekte, ancak belgeyi düzenleyen kişi hakkında düzenlenen ve belgelerinin neden sahte veya yanıltıcı belge olarak baz alındığını açıklayan yollama yapılan rapor tebliğ edilmemektedir. Bu nokta, vergi idaresinin bireylere karşı bütün işlemlerini “gerekçelendirme mecburiyetini” ihmal ve ihlal etmektedir. Diğer raporlara yollama yapılarak tanzim edilen raporların, atıf yapılan rapor iliştirilmeden tebliğ yoluna gidilmesi VUK’nun vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliğinde bu ihbarnamenin dayanağını oluşturan inceleme raporu veya yoklama fişi veya takdir kararlarının da tebliğ edilmesini zorunlu kılmaktadır. İhbarname ekinde bu tür dayanakların iliştirilmeyişi tarhiyatı kusurlandırdığı gibi tarhiyatı düşürücü bir neden olarak da yüksek mahkeme tarafından kabul edilmektedir(1).

    Böylece, yollama sonucu yapılan raporlar iliştirilmeden yapılan tebliğ işlemleri, işlem temelinin saklanması gibi, ceza bakımından ise suçu oluşturan bütün unsurların tespitlenerek ve kanıtlandırılamaması sonucunu beraberinde getirmektedir. Bilindiği gibi, temel ceza hukukunda cezayı gerektirir fiil, bütün unsurlarıyla beraber tespit edilerek fiilin tamamlanması sonucu ancak ceza söz konusu olabilmektedir. Başka bir deyimle, cezayı gerektirir fiiller maddi ve manevi unsurları ile birlikte tespit edilmeden ceza kesilemeyecektir(2).

    Durum böyle olunca mükelleflerin yargı aşamasında savunma hakları daraltılmakta ve vergi ceza yargısında doğal olarak hakim, atıf yapılan raporlara ulaşmakta zorlanmaktadır. Bu zorlanma sonucunda süreç ve yargılamalar uzun uzadıya yıllarca devam etmektedir. Yollama yapılan raporla, belgelerin niçin ve neden sahte veya içerik itibariyle aldatıcı kabul edildiğinin işlemlere taraf olan kişi ve kişiler ile hakimler tarafından bilinmesi, işlemlerin hukuka uygunluğunun temini ve dolayısıyla da çağdaş hukuk devleti ilkesinin pratiğe yansıtılması açısından önem taşımaktadır. Bu noktada, yollama yapılan raporun tebliğinin yapılamayışı (veya tebliğ edilmeyişi) vergi mahremiyeti gibi veya başka gerekçelerle yeterince cevaplandırılamayışı hukuki görülmemektedir. Yine bu konuda üzerinde durulması gereken bir başka husus; sahte veya yanıltıcı belge tanzim ettiği ileri sürülen kişi ile bu belgeyi kullanan kişi arasındaki münasebet birçok açıdan incelenmeden yalnızca yollama yapılarak mesele savuşturulmaktadır. Oysaki, atıf yoluyla yazılan raporun eklenmesi zorunludur. Komisyon mukabilinde fatura düzenlediği iddia edilen bir kişinin bile kestiği bütün faturaların bu içerikte olup olmadığını, yanılgınlığı ileri sürülen faturaya bağlı mal hareketlerini kanıtlayan sevk, taşıma irsaliyelerinin olup olmadığının, para hareketini kanıtlayan dekont veya çeklerin vb. belgelerin olup olmadığının ve diğer taraftan olayla ilgili alıcı beyanlarının ve envanter defterlerinin mal veya hizmetin sonucu ile ilgili ayrıca irdelenmesi zorunludur.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi İncelemesine Başlanması Nedeniyle Kullanılamayacak Mükellef Hakları

    Vergi İncelemesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği uyarınca vergi incelemesi, incelemeye tabi olan nezdinde tanzim olunacak İncelemeye Başlama Tutanağıile başlar. Tutanakta mükellefin imzasının bulunmaması halinde vergi incelemesi, incelemeye başlama tutanağının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarih esas alınır.  Bu durumda incelemeye başlama tutanağının bir örneği ayrıca mükellefin bilinen adresine vergi dairesince gönderilir.

    İncelemeye başlanması ile birlikte mükellef hangi haklarını kullanamaz?

    Vergi Usul Kanununda bazı hak ve imkanların kullanılması, konuya ilişkin vergi incelemesine başlanmamış olma şartına bağlanmıştır. Dolayısıyla, vergi incelemesine başlanması ile birlikte bu tür bir şarta bağlanmış hakların kullanılması imkanı kalmamaktadır.

    1-İncelemeye Başlanması ile Birlikte, Kanuni Süresi Geçtikten Sonra Kendiliğinden Verilen Beyannameler için Beyana Göre Tarhiyat Yapılması ve Vergi Ziyaı Cezasının Yarı Oranında Uygulanması Hakkı (İmkanı) Kalkmaktadır.

    Vergi Usul Kanununun “Re’sen Vergi Tarhı” başlıklı 30 uncu maddesinin 24.06.1994 tarih ve 4008 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle değişik dördüncü fıkrası aşağıdaki gibidir:

    “Vergi beyannamesini kanuni süresi geçtikten sonra vermiş olanlara bu beyannamede gösterdikleri matrah üzerinden re’sen gerekli tarhiyat yapılır ve bu beyannameler re’sen takdir için takdir komisyonuna sevk edilmez. Ancak, vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra kendiliğinden verilen beyannameler için bu hüküm uygulanmaz.”

    Yukarıdaki fıkra hükmüne göre, vergi incelemesine başlanması ile birlikte mükellefin kanuni süresi geçmiş dönemlere ilişkin verdikleri beyannameler üzerinden tarhiyat yapılması imkanı ortadan kalkmaktadır. Vergi incelemesi başlamış ise artık inceleme sonucundaki tespitlere göre yapılacak tarhiyata muhatap olması söz konusu olacaktır.

    İncelemeye ve takdir komisyona sevk edilmeden önce kendiliğinden verilen beyanın mükellef açısından sağladığı en önemli etki VUK 344 üncü maddede düzenlenmesinde yer almaktadır. Madye göre, vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için bu madde uyarınca kesilecek ceza yüzde elli oranında uygulanır. Ancak, incelemeye başlanması ile birlikte mükellef, vergi ziyaı cezasının yüzde elli oranında uygulanması hakkını (imkanını) kaybetmektedir.

    2- Pişmanlık Hükümlerinden Yararlanılamamaktadır.

    Vergi Usul Kanunun 371 inci maddesinde pişmanlık ve ıslah hükümleri düzenlenmiştir. Maddeye göre; beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükelleflerle bunların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber vermesi hâlinde, haklarında maddede yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmemektedir. Bu şartlardan birisi, haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde herhangi bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel (Kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olmasıdır. Dolayısıyla vergi incelemesine başlanması ile birlikte mükellef pişmanlık hakkını kaybetmektedir.

    3- İnceleme Konu ve Kapsamı ile Sınırlı Olarak Mukteza (Özelge) Talep Edilememektedir.

    İncelemeye başlamanın mükellef hakları açısından etkilerinden birisi özelge talep etme konusunda ortaya çıkmaktadır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi İnceleme İstem Yazısının İnceleme Esnasında 2 Defa Yapılması Gereği

    Vergi incelemesi sırasında mükelleften defter ve belge isteme yazısı   uygulamada 2 kez mükellefe tebliğ edilmesi ve buna göre sonucun belirlenmesi gerekmektedir. Özellikle, gizleme fiili, iddiasıyla   mükelleflerin defter ve belgelerini   müfettişe sunmadığı iddiasıyla gizleme fiili ile işlenen   vergi kaçakçılığı suçunun oluşması, defter ve belgelerin   vergi incelemesi için talep edilmiş ve mükellef tarafından ibraz edilmemiş olmasına bağlıdır. 213 sayılı VUK md. 134 hükmüne göre vergi incelemesinin amacı ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve temin etmektir. VUK md.135 hükmüne göre vergi incelemesi ile ilgili   incelemeye yetkili olan mercilere defter, kayıt ve belgelerin ibraz edilmemesi halinde, VUK md.359/a-2 hükmüne göre düzenlenen gizleme şeklindeki vergi kaçakçılık suçu oluşabilmektedir.

    3568 sayılı yasaya göre YMM’lerin   sınırlı   yetkilerine dayanılarak   istedikleri defter ve belgelerin ibraz edilmemesi ise gizleme kapsamında değerlendirilmez. Ancak, durumun   vergi dairesine bildirilmesi halinde vergi dairesi tarafından defter ve belgelerini YMM’e ibraz etmeyen ilgili hakkında VUK’nun mük.355.maddesine göre özel usulsüzlük cezası kesilir.

    Suçun oluşumu için defter ve belgelerin vergi incelemesi için ve inceleme sırasında istenilmesi gerekir. Örneğin, defter ve belgelerin vergi incelemesi için değil de, mükellefin işini terk etmesinden dolayı iptali için istenilmesi durumunda gizleme şeklindeki vergi kaçakçılığı suçu oluşmaz.

    Öte yandan, yoklama ve arama sırasında defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, YMM’lerin VUK’nun 256.maddesinden kaynaklanan sınırlı yetkililerine dayanarak istedikleri defter ve belgelerin ibraz edilmemesi veya yetkili vergi inceleme elemanları tarafından istenilmiş olmakla birlikte vergi incelemesi haricinde bir amaç için istenilen defter ve belgelerin ilgililere sunulmaması hallerinde gizleme şeklindeki vergi kaçakçılığı suçundan söz edilemez.

    Özetle, bir fiilin gizleme olarak değerlendirilmesi için;

    1) Defter ve belgelerin   varlığının noter tasdik kayıtlarıyla sabit olması

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi İncelemesi ve Gerekçeli Tarhiyat Hakkı

    ÖZET:

    Vergi incelemesi, ödenmesi gerekli olan verginin doğruluğunu araştırmak ve sağlamak amacına yönelik çalışmaların bütününü içeren bir tanımlamadır. 213 sayılı VUK 134.maddesinde, incelemeye yetkili olanlar, inceleme sırasında gerekli gördükleri takdirde, işletmeye dahil ekonomik kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine de teşmil edilebilir. İnceleme genel olarak vergi mükellefinin iş yerinde yapılması zorunludur. Bazı hallerde, mükellefin rıza göstermesi durumunda, vergi müfettişinin ofisinde devam ettirilebilir. İnceleme sırasında vergi müfettişi, mükellefin leh veya aleyhindeki hususları veya unsurları birlikte ele almak ve buna göre incelemeyi devam ettirmek zorundadır.

    Yeni dönemde vergi incelemesi yapılmadan önce, mükelleflerden konuyla ilgili izaha davet istenilmektedir. İzaha davet uygulaması, 213 sayılı VUK’a 370.madde olarak yeni bir yöntem olarak vergi incelemesi öncesi pratik bir düzeltici beyan mahiyeti taşıyan bir uygulama mahiyeti taşımaktadır. 01.09.2017 tarihinden itibaren uygulamaya konulan bu yöntem ile vergi inceleme süreci bir anlamda öne çekilerek mükelleflerin gönüllü beyan sistemi benzeri bir sistem ile pratik sonuca gitmeleri hedeflenmektedir. Buna göre, 6728 sayılı yasanın 22.maddesi ile 213 sayılı VUK mülga 370.maddesi “izaha davet” metodu uygulamaya konulmuştur.

    İzaha davet uygulaması ile ilgili koşullara uymayan mükelleflerin, vergi incelemesini gerektiren işlemleri eskiden olduğu gibi “vergi incelemesi” yoluyla gerçekleştirilecektir. İzaha davet uygulaması henüz yeni bir uygulama ve bir müessese olması nedeniyle bu uygulama hakkında bugünlerde leh veya lehte görüşler veya eleştiriler ileri sürülebilmektedir (Bkz. ERDEM Tahir, Vergi Usul Kanunu’nda Yeni Bir Kurum “İzaha Davet”, Vergi Sorunları Dergisi, Sayı:347, Ağustos 2017).

    I.GİRİŞ

    Vergilemede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyeti yemin dışında her türlü kanıtla ispatlandırılabilir. Vergiyi doğuran olay ile ilgisi tabii ve açık bulunmayan tanık beyanları ispatlama aracı olarak dikkate alınamaz.

    Vergi Usul Hukukumuzda, önerilecek tarhiyatla ilgili elde edilen bulguların yasalara uygun olarak elde edilmiş olması ve buna göre de tarhiyatın dayanaklarının önerilecek tarhiyatla ilintili olması esastır. Hukuka aykırı olarak elde edilen bulgular ve verilerden yola çıkılarak mükellefler hakkında cezalı tarhiyat önerilemeyeceği, anayasamızın temel bir ilkesidir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi İnceleme Raporlarına Karşı Dava Yolu Seçilmesi

    Uzlaşma görüşmeleri sonucunda uzlaşma sağlanamaz ise vergi dairesine gelen inceleme raporunda önerilen matrah veya matrah farkı üzerinden vergi dairesince gerekli tarh işlemi yapılır. Uzlaşılamayan söz konusu vergi ve cezaya ilişkin olarak ilgili vergi dairesince yapılacak tarhiyata karşı, vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihini takip eden otuz (30) günlük dava açma süresi içinde dava açılabilir.

    Konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, hakkında vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluyla Bölge İdare Mahkemesine ve Temyiz yoluyla Danıştaya başvurulamaz.

    Konusu beş bin Türk Lirası ile yüz bin Türk lirası arasında olan vergi davalarına karşı istinaf yoluyla Bölge İdare Mahkemesine başvurulması halinde Bölge İdare Mahkemesi kararları kesin olup, Temyiz yoluyla Danıştaya başvurulamaz.

    Nihai yargı kararının mükellefin lehine olması durumunda, mükellef açısından bir vergi söz konusu olmayacaktır. Mükellefe ödediği vergiler geri verilecektir, fakat herhangi bir faiz ödemesi yapılmayacaktır.

    Nihai yargı kararının mükellefin aleyhine olması durumunda, verginin tahakkuku gerçekleşecektir. İdare tahakkuk ettirdiği vergiyi ödemeye ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi (bildirimi) ile mükellefe bildirmektedir. Mükellef de bu ihbarnamenin tebliğinden itibaren 1 ay içinde dava konusu yaptığı ve ödeme süresi geçmiş vergi ile cezaların tamamını ödemesi gerekir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Defter ve Belgelerin İbraz Edilmemesi Halinde Karşılaşılacak Yaptırımlar

    Defter ve belgelerini ibraz etmeyen mükellefler aşağıda maddeler halinde belirttiğimiz yaptırımlara maruz kalmaktadır.

    1-213 sayılı V.U.K.’nun ; 30/3. maddesinde hükmü gereğince inceleme dönemleri vergi matrahları re’sen takdir edilir.

    2-213 sayılı V.U.K.’nun ; Mük. 355. maddesi hükmü gereğince defter ve belge ibraz etmemekten dolayı özel usulsüzlük cezası kesilir.

    3-213 sayılı V.U.K.’nun ; 359/a‘2. maddesi hükmü gereğince defter ve belgeler gizlenmiş olacağından kaçakçılık fiili işlenmiş sayılır.

    4-Ayrıca 213 sayılı V.U.K.’nun ; 359/a /2 ve 367. madde hükümleri gereği ilgili Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunularak, ibraz etmeyen kişilerin 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istenir.

    5-3065 sayılı Katma Değer Vergisi kanununun 29.maddesine istinaden indirim konusu yapılan KDV’ler aynı kanunun 34. ve 54. maddelerine göre belgelendirilmemiş sayılacağından reddedilir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi İncelemesine Alınacak Mükellefler Nasıl Belirlenir?

    ÖTV-VDK Risk Analiz Sistemi üzerinden yapılan analizler sonucunda incelemeye sevk edilen mükellefler.

    – İhbar ve şikayetler sonucunda incelenmesine karar verilen mükellefler.

    -Sektörel İncelemeler nedeniyle incelemeye alınan mükellefler.

    -Belirli bir vergi türünde mükellefiyeti olması nedeniyle incelemeye alınan mükelllefler.

    -Yapılan bir vergi incelemesi sırasında incelenmesi gerektiği vergi inceleme elemanı tarafından tespit edilen mükellefler

    -Diğer kamu kurumlarından gelen inceleme talepleri

    -Savcılık ve mahkemelerden gelen inceleme talepleri

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi İncelemesi Ne Kadar Geriye Doğru Yapılır ?

    213 sayılı VUK’nun 138. Maddesine göre; Vergi incelemesinin ne zaman yapılacağının evvelden haber verilmesi mecburi değildir. İnceleme, neticesi alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere, tarh zamanaşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabilir. Evvelce inceleme yapılmış veya matrahın re’sen takdir edilmiş olması yeniden inceleme yapılmasına ve gerekirse tarhiyatın ikmaline mani değildir.

    2012 takvim yılına ilişkin vergi incelemesi 31.12.2017 tarihine kadar yapılabilir. Bu tarihten önce matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk yapıldığında uzayan zamanaşımı süresi içinde de inceleme yapılabilir.

    (Ancak yargı kararları özellikle kdv yönünden uzamıyacagı yönündedir.)

    213 sayılı VUK’nun 114. Maddesine göre; vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması,

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Kimler Vergi İncelemesine Tabidir?

    213 sayılı VUK’nun 137. Maddesinde ; Bu kanuna veya diğer kanunlara göre defter ve hesap tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzelkişiler vergi incelemelerine tabidirler.” düzenlemesi yer almaktadır.

    Ancak vergi incelemesi vergi kanunlarıyla getirilen düzenlemelere tabi olan herkes hakkında yapılabilir.

    Örnek;

    1-Dairesini kiraya veren devlet memuru hakkında elde ettiği kira geliri yönünden vergi incelemesi yapılabilir.

    2-Ortağı olduğu şirketten elde ettiği kar payı yönünden şirket ortağı incelenebilir. 213 sayılı VUK’nun 137. Maddesinde ; Bu kanuna veya diğer kanunlara göre defter ve hesap tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzel kişiler vergi incelemelerine tabidirler.” düzenlemesi yer almaktadır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Tam İnceleme ve Sınırlı İnceleme Nedir?

    213 sayılı VUK’nun 134. Maddesinde “Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır.”

    Vergi İncelemeleri kapsamına göre tam inceleme ve sınırlı inceleme olarak ikiye ayrılmaktadır.

    213 sayılı VUK’nun 134. Maddesinde “Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır.”

    Vergi İncelemeleri kapsamına göre tam inceleme ve sınırlı inceleme olarak ikiye ayrılmaktadır.

    TAM İNCELEME

    Tam inceleme: Bir mükellef hakkında, bir veya birden fazla vergi türü itibarıyla bir veya daha fazla vergilendirme dönemine ilişkin her türlü iş ve işlemlerinin bütün matrah unsurlarını içerecek şekilde, yapılan vergi incelemesini ifade etmektedir.

    Örnek:

    1-Bir Gelir Vergisi mükellefinin 2015 takvim yılına ilişkin bütün hesaplarının Gelir Vergisi yönünden tüm matrah unsurlarını kapsayacak şekilde incelenmesi.

    2- Bir Kurumlar Vergisi mükellefinin 2014 ve 2015 hesap dönemlerine ilişkin bütün hesaplarının Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi, Özel Tüketim Vergisi, Gelir Vergisi ve KDV tevkifatı yönünden tüm matrah unsurlarını kapsayacak şekilde incelenmesi.

    SINIRLI İNCELEME

    Sınırlı inceleme: Tam inceleme dışında kalan vergi incelemesini ifade etmektedir.

    Örnek:

    1-Bir mükellefin 2015 takvim yılına ilişkin hesaplarının başka bir mükellefe yaptığı satışların veya alışların doğruluğu yönünden incelenmesi.

    2-Bir mükellefin 213 sayılı VUK’nun usule ilişkin hükümlerinden bir kaçı yönünden;

    -defterlere kaydı gereken işlemlerin defterlere kayıt zamanı,

    -tasdike tabi defterlerin zamanında tasdik ettirilip ettirilmediği,

    – 8.000 TL üzerindeki tahsilat ve ödemelerin banka ve benzeri finans kuruluşları vasıta kılınarak yapılıp yapılmadığı,

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla