fbpx
Çarşamba, 8 Temmuz, 2020

Vergi İncelemesi ve Gerekçeli Tarhiyat Hakkı

Vergi incelemesi, ödenmesi gerekli olan verginin doğruluğunu araştırmak ve sağlamak amacına yönelik çalışmaların bütününü içeren bir tanımlamadır. 213 sayılı VUK’un 134. maddesinde, incelemeye yetkili olanlar, inceleme sırasında gerekli gördükleri takdirde, işletmeye dahil ekonomik kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine da teşmil edilebilir. İnceleme genel olarak vergi mükellefinin iş yerinde yapılması zorunludur. Bazı hallerde, mükellefin rıza göstermesi durumunda, vergi müfettişinin ofisinde devam ettirilebilir. İnceleme sırasında vergimüfettişi, mükellefin leh veya aleyhindeki hususları veya unsurları birlikte ele almak ve buna göre incelemeyi devam ettirmek zorundadır.

Yeni dönemde vergi incelemesi yapılmadan önce, mükelleflerden konuyla ilgili izaha davet istenilmektedir. İzaha davet uygulaması, 213 sayılı VUK’a 370. madde olarak yeni bir yöntem olarak vergi incelemesi öncesi pratik bir düzeltici beyan mahiyeti taşıyan bir uygulama mahiyeti taşımaktadır. 01.09.2017 tarihinden itibaren uygulamaya konulan bu yöntem ile vergi inceleme süreci bir anlamda öne çekilerek mükelleflerin gönüllü beyan sistemi benzeri bir sistem ile pratik sonuca gitmeleri hedeflenmektedir. Buna göre, 6728 sayılı Yasa’nın 22. maddesi ile 213 sayılı VUK mülga 370. maddesi “izaha davet” metodu uygulamaya konulmuştur.

İzaha davet uygulaması ile ilgili koşullara uymayan mükelleflerin, vergi incelemesini gerektiren işlemleri eskiden olduğu gibi “vergi incelemesi” yoluyla gerçekleştirilecektir. İzaha davet uygulaması henüz yeni bir uygulama ve bir müessese olması nedeniyle bu uygulama hakkında bugünlerde leh veya lehte görüşler veya eleştiriler ileri sürülebilmektedir(1).

Vergilemede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyeti yemin dışında her türlü kanıtla ispatlandırılabilir. Vergiyi doğuran olay ile ilgisi tabii ve açık bulunmayan tanık beyanları ispatlama aracı olarak dikkate alınamaz.

Vergi Usul Hukukumuzda, önerilecek tarhiyatla ilgili elde edilen bulguların yasalara uygun olarak elde edilmiş olması ve buna göre de tarhiyatın dayanaklarının önerilecek tarhiyatla ilintili olması esastır. Hukuka aykırı olarak elde edilen bulgular ve verilerden yola çıkılarak mükellefler hakkında cezalı tarhiyat önerilemeyeceği, anayasamızın temel bir ilkesidir.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Vergi İnceleme Süreci

İşletmelerin faaliyette bulunduğu alanda elde etmiş olduğu dönemsel sonucun (elde edilen kâr veya zarar) belirli zaman aralıklarıyla tespiti gereği hem işletme yönetimi için hem de genel anlamda kamu açısından vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. İşte bu kişi ve kuruluşlardan olan Devletin dönem sonucunu bilmek istemesinin sebebi ise işletme öz sermayesinde meydana gelen artıştan (kârdan) payına düşeni almak istemesidir. Bu nedenle Devlet, işletmelerin kazançlarını nasıl tespit edeceklerini, tespit edilen bu kazançlarını ne zaman ve ne şekilde beyan edeceklerini belirlemiştir.

Türk vergi sisteminde kaynakta kesilenler dışında, vergilerde beyan esası geçerlidir. İşte bu noktada mükellef beyanlarının doğruluğunun denetlenmesi gereği ortaya çıkmaktadır. Geniş anlamıyla vergi denetimi kavramı, vergi mükelleflerinin beyanlarının doğruluğunun incelenmesini (vergi incelemesi) ve vergi idaresinin merkez ve taşra teşkilatının iç denetime tabi tutulması (teftiş) ile vergi idaresi personelinin gerektiğinde soruşturmalarının yapılmasını kapsamaktadır.

İkmalen(1), re’sen(2) ve idarece(3) tarh edilen vergiler ihbarname ile ilgililere tebliğ olunur. Nev’i ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname kullanılır. Vergi ve ceza ihbarnamelerinin muhteviyatı Vergi Usul Kanunu’nun 35 ve 366. maddelerinde belirtilmiştir. Vergi ihbarnamelerinde takdir komisyonunun kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın ve re’sen takdiri gerektiren inceleme raporunun birer sureti ihbarnameye eklenir. Ceza ihbarnamelerinde ise; cezayı gerektiren olayın tespitine dair tutanak sureti ile inceleme raporunun birer örneği ihbarnameye bağlanır.

Tarh edilen vergiler ve kesilen cezalara karşı mükelleflerin yasal haklarını ve izleyebileceği başvuru yolları mevcuttur. Bunlar vergi hatasının düzeltilmesini talep etme, vergi ve cezanın itirazsız ödenmesi, cezalarda indirim talep etme, uzlaşma ve dava açmadır.

II- VERGİ İNCELEMESİ

Vergi denetiminin amacı(nedenleri) şu başlıklar altında toplanabilir;

1- Vergi kaçırılmasının önlenmesi

2- Mali nedenler (Bütçeye kaynak)(4)

3- Sosyal nedenler (Gelir dağılımında adaletin sağlanması)

4- Vatandaşlık bilincinin geliştirilmesi (Mükelleflerin vergi ödeme bilincine ve vergi eğitimine katkıda bulunmak)

5- Hukuki nedenler (Yürürlüğe giren bir verginin gereği gibi uygulanması devletin gücünü saygınlığını temsil eder. Başka bir neden olmasa dahi vergiKanunu’nun hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde uygulanması için denetim gereklidir.)

Burada irdeleyeceğimiz konu Vergi denetiminin mükellefleri etkilemesi bakımından daha öncelikli bir yere sahip olan vergi incelemesi boyutu olacaktır. Vergiincelemesinden amaç, ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır (Vergi Usul Kanunu Md. 134) Bu hüküm uyarınca vergi incelemesi yapmaya yetkili kişilerin öncelikli sorumlulukları, ödenmesi gereken vergi tutarını saptamaktır. Bu bağlamda, inceleme sonucu mükellefe ilave bir vergi tarhiyatı yapılabileceği gibi, tersine mükellefe iadesi gereken vergi de saptanabilir. Vergi Usul Kanunu’nun 134. maddesine göre, incelemeye yetkili olanlar tarafından gerek görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine de teşmil edilebilir. Fiili envanterin yapılmasının gerektirdiği ve incelemeyi yapan tarafından tasdik edilen giderler Hazinece mükellefe ödenir.

Vergi incelemesine yetkililer Vergi Usul Kanunu’nun 135. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; Vergi incelemesi; Vergi Müfettişleri, Vergi Müfettiş Yardımcıları, ilin en büyük mal memuru veya vergi dairesi müdürleri tarafından yapılır.

Gelir İdaresi Başkanlığının merkez ve taşra teşkilatında müdür kadrolarında görev yapanlar her hal ve takdirde vergi inceleme yetkisini haizdir.

Türk vergi sisteminde vergi incelemesi Vergi Usul Kanunu’nun 134-141. maddelerinde yer alan hükümlere dayanılarak yapılmaktadır. Vergi Usul Kanunu’na veya diğer kanunlara göre defter ve hesap tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzel kişiler vergiincelemelerine tabidirler (Vergi Usul Kanunu Md. 137).

 Defter ve hesap tutmak zorunda olanlar, Vergi Usul Kanunu’nun 172. maddesinde;

– Ticaret ve sanat erbabı,

– Ticaret şirketleri,

– İktisadi kamu müesseseleri,

– Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler,

– Serbest meslek erbabı,

– Çiftçiler

olarak sayılmıştır. Maddede sayılan mükelleflerin ortak özelliği, faaliyetlerinde “devamlılık” unsurunun varlığıdır. Yine, yukarıdaki maddede sayılanlardan olmakla birlikte bazı kişi ve kuruluşların defter tutma zorunluluğu bulunmadığı Vergi Usul Kanunu’nun 173. maddesinde belirtilmiştir. Bunlar;

– Gelir vergisinden muaf olan esnaf ve gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçiler,

– Gelir Vergisi Kanunu’na göre kazançları basit usulde tespit edilenler,

– Kurumlar Vergisinden muaf olan iktisadi kamu müesseseleri ve dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerdir.

Vergi Usul Kanunu’na göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterleri vesikalar ile birlikte, ilgili bulundukları yılı takibeden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar (Vergi Usul Kanunu Md. 253).

Mükellefler açısından yapılan incelemenin geçerli olabilmesi için Vergi Usul Kanunu’nun 135. maddesinde belirtilen inceleme yetkisine haiz kişilerce yapılması gerekmektedir. Nitekim Danıştay, Sayıştay denetçileri ve iş müfettişleri tarafından yapılan incelemelere dayanan tarhiyatları yerinde bulmamıştır. Danıştay Üçüncü Dairesi’nin bu konuya örnek kararı aşağıda yer almaktadır “… Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin tarh dosyası üzerinde Sayıştay Denetçisi’nin yaptığı inceleme sonucu yazdığı yazıdaki bilgiler dikkate alınarak ikmalen tarhiyat yapıldığı anlaşılmakta olup, vergi mahkemesince öncelikle, 213 sayılı Kanun sözü edilen madde hükmüne göre vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar tarafından bir inceleme yapılmadan Sayıştay Denetçisi’nin tarh dosyası üzerinde yaptığı inceleme sonucu yazdığı yazının vergi tarhiyatına esas alınıp alınamayacağı husus araştırılıp, değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esasının incelenerek davanın reddi yolunda karar verilmesinde isabet görülmemiştir…. ”

III- DENETİM ELEMANI AÇISINDAN VERGİ İNCELEMESİ SÜRECİ

Vergi incelemesi esas olarak nezdinde inceleme yapılacak mükellefin işyerinde yapılmalıdır. Bu kuralın istisnalarını, mükellefin işyerinin inceleme yapmak için uygun olmaması, işin terk edilmiş olması ve mükellef tarafından incelemenin işyeri dışında yapılmasının istenmesi durumları oluşturmaktadır. Danıştay, incelemenin mükellefin işyerinde yapılmamış olması nedeniyle söz konusu incelemelere dayanılarak yapılan bir çok tarhiyatı yerinde bulmayarak bozmuştur. Mükellefler incelemeye başlanılmadan önce inceleme yapacak kişinin yetkili olduğunu gösterir belgeyi görmek hakkına sahiptirler(5). Aynı şekilde mükellef, incelemeye başlanılmadan önce, incelemenin konusunun ne olduğu hususunda bilgilendirilme hakkına sahiptir. Mükellefler işyerlerinde yapılan incelemenin mesai saatleri dışında yapılmamasını isteme hakkına sahiptirler.

Vergi incelemesi yapanlar, yaptıkları inceleme sırasında Vergi Usul Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca aşağıdaki esaslara uymaya mecburdurlar.

1- İncelemeye tabi olana, bunun mevzuunu işe başlamadan evvel açık olarak izah ederler;

2- Vergi incelemesine başlanıldığı hususunu bir tutanağa bağlayarak bir örneğini nezdinde vergi incelemesi yapılana verirler. Ayrıca, tutanağın bir örneğini bağlı olduğu birime, diğer örneğini de ilgili vergi dairesine gönderirler.

3- Nezdinde inceleme yapılanın muvafakati olmadıkça resmi çalışma saatleri dışında inceleme yapamazlar veya buna devam edemezler. (Tutanak düzenlenmesi ve inceleme ile ilgili emniyet tedbirlerinin alınması bu hükmün dışındadır. Ancak bu gibi tedbirler, incelemelerin, yapıldığı yerdeki faaliyeti sekteye uğratmayacak şekilde yapılır);

4- İnceleme bitince, bunun yapıldığını gösteren bir vesika nezdinde inceleme yapılana verilir.

5- (Ek: 23.07.2010-6009/9 md.)Vergi kanunlarıyla ilgili (700 Sayılı KHK’nın 46. maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 09.07.2018) Cumhurbaşkanı kararı, yönetmelik, genel tebliğ ve sirkülere aykırı vergi inceleme raporu düzenleyemezler. Ancak, bu düzenlemelerin vergi kanunlarına aykırı olduğu kanaatine varırlarsa bu hususu bağlı oldukları birimler aracılığıyla Gelir İdaresi Başkanlığına düzenleyecekleri bir rapor ile bildirirler.

6- (7104 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değişen bent; Yürürlük: 01.01.2019 tarihinden sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin yapılacak incelemelerde uygulanmak üzere 01.01.2019 tarihinde)İncelemeye başlanıldığı tarihten itibaren, tam inceleme yapılması halinde en fazla bir yıl, sınırlı inceleme yapılması halinde en fazla altı ay, katma değer vergisi iade incelemelerinde ise en fazla üç ay içinde incelemeleri bitirmeleri esastır. Bu süreler içinde incelemenin bitirilememesi halinde ek süre talep edilebilir. Bu talep vergi incelemesine yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından değerlendirilir, tam ve sınırlı incelemelerde altı ayı, katma değer vergisi iade incelemelerinde ise iki ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Bu durumda, vergi incelemesiyapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından incelemenin bitirilememe nedenleri yazılı olarak nezdinde inceleme yapılana bildirilir. Vergi incelemesiyapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birimler vergi incelemesinin öngörülen süreler içinde bitirilmesi için gerekli tedbirleri alırlar.

Vergi Müfettişleri ile Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından düzenlenen vergi inceleme raporları, işleme konulmak üzere ilgili vergi dairesine tevdi edilmeden önce, meslekte on yılını tamamlamış en az üç Vergi Müfettişinden oluşturulacak rapor değerlendirme komisyonları tarafından vergi kanunları ile bunlara ilişkin kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ, sirküler ve özelgelere uygunluğu yönünden değerlendirilir. İncelemeyi yapanla komisyon arasında uyuşmazlık oluşması halinde uyuşmazlığa konu vergi inceleme raporları üst değerlendirme mercii olarak, Maliye Bakanlığınca belirlenen tutarları aşan tarhiyat önerisi içeren vergi inceleme raporları ise doğrudan, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı bünyesinde bir Başkan Yardımcısının başkanlığında dört grup başkanından oluşan beş kişilik merkezi rapor değerlendirme komisyonu tarafından vergi kanunları ile bunlara ilişkin kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ, sirküler ve özelgelere uygunluğu yönünden değerlendirilir. İncelemeyi yapanlar, bu komisyon tarafından yapılacak değerlendirmeye uygun olarak düzenleyecekleri vergi inceleme raporlarını işleme konulmak üzere bağlı oldukları birime tevdi ederler.

  1. madde ilevergiincelemesi yapmaya yetkili kılınan diğer memurlar tarafından düzenlenen vergi inceleme raporları, Gelir İdaresi Başkanlığı merkez ve taşra birimlerinde oluşturulacak rapor değerlendirme komisyonları tarafından değerlendirilir.

İnceleme esnasında lüzum görülen hallerde, vergilendirme ile ilgili olaylar ve hesap durumları ayrıca tutanaklar ile tespit ve tevsik olunabilir. İlgililerin itiraz ve mülahazaları varsa bunlar da tutanağa geçirilir. Bu suretle düzenlenen tutanakların bir nüshasının mükellefe veya nezdinde inceleme yapılan kimseye bırakılması mecburidir.

İlgililer tutanakları imzalamaktan çekindikleri takdirde tutanakta bahis konusu edilen olaylar ve hesap durumlarını ihtiva eden defter veya vesikalar, nezdinde inceleme yapılandan rızasına bakılmaksızın alınır ve inceleme neticesinde tarh edilen vergiler ve kesilen cezalar kesinleşinceye kadar geri verilmez. İlgililer her zaman bu tutanakları imzalayarak defter ve vesikaları geri alabilirler. Ancak bu defterlerin suç delili olmaması şarttır (Vergi Usul Kanunu Md. 141).

İnceleme, neticesi alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere, tarh zamanaşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabilir(6).

Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesi uyarınca; vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.

Vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder.

Vergi incelemesi neticesinde Vergi Usul Kanunu’nun 34. maddesi uyarınca ikmalen ve re’sen tarh edilen vergiler ihbarname ile ilgililere tebliğ olunur. Nev’i ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname kullanılır. Vergi ve ceza ihbarnamelerinin muhteviyatı Vergi Usul Kanunu’nun 35 ve 366. maddelerinde belirtilmiştir. Ayrıca inceleme raporunun bir örneği ihbarnameye eklenir.

IV- MÜKELLEF AÇISINDAN VERGİ İNCELEME SÜRECİ

Vergi kanunlarının uygulanması ve ispat başlıklı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) fıkrası şu şekildedir. “B) İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.

Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz.

İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.”

Söz konusu madde hükmü 2365 sayılı Kanun ile getirilmiş ve bunun sonucunda ilgili açıklamalar 143 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yapılmıştır. Buna göre;

Vergi Kanunlarımız gelir kaynaklarını yeterli şekilde kavramakla beraber, vergi usul hukukumuzda ispatlama, şekli delil sistemine dayandırıldığı için vergiyi doğuran olayın tespitinde büyük güçlüklerle karşılaşıldığı ve bu güçlüklerin önemli ölçüde vergi kaybına neden olduğu gözönüne alınarak, aynı maddenin (B) bendi ile vergi usul hukukumuza, vergiye tabi olayların tespitinde kullanılan ispatlama araçlarının esasları, diğer bir deyimle delil sistemine ilişkin genel kaideler getirilmiştir. Öngörülen delil sistemi ile vergi kanunlarının vergi güvenliğini ve vergi adaletini gerçekleştirecek şekilde uygulanmasını temin etmek üzere, vergiye tabi olayların tespitinde bu olaylara ilişkin her türlü delilin serbestçe kullanılmasına ve ekonomik açıdan değerlendirilmesine imkan sağlanmıştır.

Bu amaca uygun olarak söz konusu bendin ilk fıkrasında, vergilendirmede vergiyi doğuran olayın ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyetinin esas alınacağı ilkesi açıklanmaktadır.

Bu hüküm, uygulama yönünden herhangi bir yenilik getirmemekle beraber, vergi uygulamalarında her şeyden önce olayın gösterildiği şekilde değil gerçek yönüyle ele alınması ve buna göre işlem yapılması gereğini belirtmektedir.

İkinci fıkrada ise, vergiyi doğuran olay ve muamelelerin gerçek mahiyetinin her türlü delille ispatlanabileceği hükmüne yer verilmek suretiyle şimdiye kadar olduğu gibi ispatlamanın sadece defter ve belge gibi maddi ve biçimsel delillerle değil, her türlü delil ile yapılabileceği kabul edilmiştir. Ancak, defter, kayıt ve belge gibi maddi deliller yardımıyla tespit olunan matrah farklarına ait verginin ikmalen, bunlar dışında kalan delillerle gerçekliği ispatlanan farklara ait verginin ise re’sen tarh yolu ile tamamlanması gerekmektedir.

İkinci fıkrada yer alan diğer hükme göre de, şahit ifadesinin ispatlama aracı olarak kullanılabilmesi için vergiyi doğuran olayla ilgisinin tabii ve açık olması gerekmektedir.

Fıkra hükmüne göre, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumu iddia eden tarafın bu iddiasını ispat etmesi icap etmektedir.

Örneğin, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen delillere müsteniden, ekonomik, ticari ve teknik icaplara uygun olarak yapılan bir tarhiyata karşı, mükellefin itiraz etmesi halinde ispat külfeti mükellefe ait olacaktır.

Madde metninde de görüleceği üzere vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık olan üçüncü kişilerin vermiş oldukları ifade ve bilgiler ispatlama vasıtası olarak kullanılabilmektedir. Vergi incelemelerinde, mükellefin kendisinin dışında vergiyi doğuran olayla ilgili olduğu düşünülen gerçek veya tüzel kişilerden de bilgi istenmesi sıklıkla kullanılan bir yöntemdir.

Vergi Usul Kanunu’nun “Bilgi Verme” başlıklı 148. maddesi şu şekildedir. “Kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzelkişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecburdurlar.

Bilgiler yazı veya sözle istenilir. Sözle istenen bilgileri vermeyenlere keyfiyet yazı ile tekit ve cevap vermeleri için kendilerine münasip bir mühlet tayin olunur. Bilgi istenmek üzere ilgililer vergi dairesine zorla getirilemez.

Memleket dışı imtiyazlarından faydalanan yabancı Devlet memurları bilgi verme mecburiyetine tabi olamazlar.”

Burada dikkati çeken bir husus münasip bir mühlet verilmesinin gerekliliğidir. Bu durumda Vergi Usul Kanunu’nun 14. maddesini(7) dikkate almak gerekmektedir.

Kendilerinden bilgi istenilen gerçek ve tüzelkişiler, özel kanunlarda yazılı mahremiyet hükümlerini ileri sürerek, bilgi vermekten imtina edemezler. Ancak bu durumun istisnaları Vergi Usul Kanunu’nun 151. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

Kendilerinden bilgi istenilen gerçek ve tüzelkişiler, özel kanunlarda yazılı mahremiyet hükümlerini ileri sürerek, bilgi vermekten imtina edemezler. Ancak:

1- Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin muhabereler hakkında tutmaya mecbur olduğu mahremiyet saklıdır;

2- Hekimlerden, diş hekimlerinden, dişçilerden, ebelerden ve sağlık memurlarından hastaların hastalıklarının nev’ine müteallik bilgiler istenemez.

3- Avukatlardan ve dava vekillerinden kendilerine tevdi olunan işler veya görevleri dolayısıyla muttali oldukları ahval ve hususların bildirilmesi istenemez; şu kadar ki, bu yasak müvekkil adlarıyla vekalet ücretlerine ve giderlerine (6487 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle eklenen ibare Yürürlük; 11.06.2013) ayrıca avukatlık veya dava vekilliği sıfatı dışındaki sıfatları dolayısıyla muttali oldukları ahval ve hususlara şamil değildir.

  1. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 88. maddesi gereğince gösterilmesi veya teslimi caiz olmayan evrakın muhteviyatı hakkında bilgi istenemez. şu kadar ki, doğrudan doğruyavergiile ilgili olmak üzere, bu gibi evraka müsteniden doğan borçların miktarlarına ve alacaklıların adlarına ait bilgiler istenebilir.

İnceleme esnasında da mükelleflerin yükümlülükleri de olmaktadır. Bunlar; incelemeye yetkili memura müessesenin durumuna göre, çalışma yeri göstermek ve resmi çalışma saatlerinde memurun müessesede çalışmasını sağlamak, inceleme ile ilgili her türlü izahatı vermek (Bu mecburiyet hem iş sahibine, hem de işletmede çalışan memurlara şamildir), incelemeye yetkili memurun, lüzumunda iş yerinin her tarafını gezip görmesini sağlamak, işletmede Vergi Usul Kanunu’nun 134. madde gereğince envanter yapılması halinde araç, gereç ve personeliyle bu işlemlerin intacına gerekli yardım ve kolaylığı göstermek (Vergi Usul Kanunu Md. 257).

Söz konusu yardımda bulunmayanlar ile yukarıda anlatılan bilgi verme yükümlülüğüne uymayanlar hakkında Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355.  maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilir.

V- SONUÇ

Ülkemizde vergilendirme sisteminde beyan esası geçerli olduğundan, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak ve tespit etmek maliye idaresinin görev ve yetkileri arasındadır. Bu görev ve yetki vergi denetim elemanları vasıtasıyla yürütülmektedir.  Türk vergi sisteminde vergi incelemesi Vergi Usul Kanunu’nun 134-141. maddelerinde yer alan hükümlere dayanılarak yapılmaktadır. Vergi Usul Kanunu’nun 134. maddesi vergi incelemesinin maksadını kısa ve öz olarak çok da güzel bir şekilde tanımlamıştır. Buna göre “Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır.” Vergi Usul Kanunu’na veya diğer kanunlara göre defter ve hesap tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzel kişiler vergi incelemelerine tabidirler

Yapılan inceleme neticesinde tenkidi gerektirir bir hususun tespit edilmesi halinde ise tespit edilen hususlar doğrultusunda vergi inceleme raporu veya vergi suçu raporu düzenlenir. Bu raporlar rapor değerlendirme komisyonlarından geçtikten sonra, tarhiyat önerilen raporlar vergi ve ceza ihbarnamesi düzenlenmek üzere tarha yetkili daireye, vergi suçu raporları ise ilgili Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.

Vergi incelemesi neticesinde tarh edilen vergiler ve cezalar ihbarname ile ilgililere tebliğ olunur. Tarh edilen vergiler ve kesilen cezalara karşı mükelleflerin yasal hakları ve izleyebileceği başvuru yolları mevcuttur. Bunlar vergi hatasının düzeltilmesini talep etme,  cezalarda indirim talep etme, uzlaşma ve dava açmadır. Mükelleflerin vergi ve cezanın itirazsız ödeme seçeneği de bulunmaktadır.

(1)        İkmalen vergi tarhı, her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesidir.(Vergi Usul Kanunu Md. 29)

(2)         Resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergiincelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı re’sen takdir olunmuş sayılır. (Vergi Usul Kanunu Md. 30)

(3)         Verginin idarece tarhı; 29 ve 30. maddeler dışında kalan hallerde, mükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunları ile muayyen zamanlarda müracaat etmemeleri veya aynı kanunlarla kendilerine tahmil edilen mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemeyen verginin kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh edilmesidir.(Vergi Usul Kanunu Mükerrer Md. 30)

(4)     Vergi incelemesi sonucunda, tespit edilen vergi kayıp ve kaçağı dolayısıyla tahsil edilecek vergi ve cezalar bütçe kalemleri açısından gelir niteliğindedir.

(5)         Vergi Usul Kanunu Md. 136 “Vergi incelemesi yapanlar yanlarında memuriyet sıfatlarını ve inceleme yetkisini gösteren fotoğraflı resmi bir vesika bulundururlar ve gittikleri yerde işe başlamadan evvel bu vesikayi ilgililere gösterirler.”

(6)         Vergi Usul Kanunu Md. 138 “Vergi incelemesinin ne zaman yapılacağının evvelden haber verilmesi mecburi değildir. İnceleme, neticesi alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere, tarh zamanaşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabilir. Evvelce inceleme yapılmış veya matrahın re’sen takdir edilmiş olması yeniden inceleme yapılmasına ve gerekirse tarhıyatın ikmaline mani değildir.”

(7)         Kanuni ve idari süreler:

MADDE 14 – Vergi muamelelerinde süreler vergi kanunları ile belli edilir.

Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirler ve ilgiliye tebliğ eder.

 

Kaynak: Vergi Başmüfettişi ALTAR ÖMER ARPACI

Vergi İncelemesinde Defter Teslimi

Vergi Denetim Kurulunun faaliyete geçmesiyle beraber, Vergi inceleme işlemlerinde bazı düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerin sonucunda, vergi incelemelerinin olması gereken ideal şekle gelmesi amaçlanmaktadır. Bunun sonucunda, 31.10.2011 tarihinde Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslarla İlgili Yönetmelik, Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği, Rapor Değ. Kom. Ol. İle Çalışma Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, VDK Performans Değ. Sis. Yönetmeliği, Görev Yerleri İtibariyle Vergi Müfettişleri Yer Değiştirme Yönetmeliği, Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği, Mükelleflerin İzahat Taleplerinin Cevaplandırılması Hakkında Yönetmelik yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.(1)

 

Bu çalışmamızda yeni yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş olan ‘defter ve belge teslim tutanağı ‘ hakkında açıklamalara yer verilecektir. Buna göre;
1- Defter ve belge teslim tutanağı bir sayfadan ibaret olup, ön sayfa da mükellef ile ilgili, unvan, adres, vergi no, vergi dairesi, faaliyet konusu, telefon ve diğer iletişim araçları bilgileri bulunmaktadır.

 

2- Teslim edilen yasal defterler hakkında bilgiler.

 

3- Teslime edilen yevmiye, kebir, envanter defterlerinin yıllar itibari ile tasdik makamı ve tasdik tarihi ve nosu bilgilerine yer verilmiştir.

 

4- Teslim edilen belgelerin türleri, başlangıç ve bitiş seri noları ve adetleri,

 

5- Teslim edilen alış-satış belgelerinin yıllar itibari ile detaylı dökümleri.

 

6- Son olarak, belgeleri ilgili müfettişe teslim eden kişinin imzası ve bu belgeleri kabul eden vergi müfettişine ait tesellüm bilgileri.
Vergi incelemelerin de uyulacak usul ve esaslar hakkında yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenen 2 nüsha tutanak karşılıklı imzalanıp, mühürlenerek tarihlendirilmektedir. Defter ve belge teslim tutanağı esasen 213 sayılı VUK kanununa göre önemli bir belge olup, bu tutanağın ekinde ayrıca yine 4 nüsha İncelemeye Başlama Tutanağıdüzenlenmektedir. Bu tutanakta özetle mükellefe ait yukarıda yer verilen bilgiler, incelemenin konusu, gerekçeleri, dönemi, incelemeye başlama tarihi, incelenen vergilendirme dönemi, tarafların karşılıklı imzaları.

 

Vergi incelemesi bilindiği gibi 213 sayılı VUK 134,135 maddelerinde yer verilen madde hükümlerine göre yürütülmektedir. Aynı yasanın 140. Maddesinde inceleme sırasında uyulacak esas ve usuller belirlenmiştir. Bu açıdan incelemeye başlama tutanağı önemli bir belge olarak karşımıza çıkmaktadır.(2) Eski uygulamalarda incelmeye başlama tarihi konusunda eski yönetmelikte çeşitli belirsizlikler bulunmasına karşın yeni yönetmelikler bu belirsizlikler tamamı ile ortadan kaldırılmıştır.


Kaynak:Av. Nazlı Gaye Alpaslan

7 Maddede Vergi İnceleme Sebepleri

7 Maddede Vergi İnceleme Sebepleri

7 Maddede Vergi İnceleme Sebepleri , Ülkemizde vergi inceleme oranlarının %2’lerde olduğu tahmin ediliyor. Yani her yüz firmadan ikisi inceleme kapsamında değerlendiriliyor. Gerçi son zamanlarda yapılan altyapı çalışmaları ile bu oranda artış sağlanmıştır. İncelemeler sonucunda maalesef mükelleflerin ciddi cezalara maruz kaldığını söyleyebiliriz.

Bu cezaların bazıları yanlış muhasebe kayıtlarından bazıları da yönetim kadrosunun almış olduğu yanlış kararlar sonucunda  ortaya çıkabilir. Bu durumlar inceleme esnasında karşılaşılan ve cezai işlem doğuran olaylardır. Ancak burada asıl önemli olan inceleme dilimine neden girilir.

Bu nedenleri kısaca açıklayacak olursak

7 Maddede Vergi İnceleme Sebepleri
7 Maddede Vergi İnceleme Sebepleri
  1. İHBAR: Mükellef hakkında ciddi ve somut belgelere dayandırılacak bir ihbar varsa vergi incelemesi yapılabilir.
  2. SAHTE BELGE DÜZENLEME VE KULLANMA: Sahte belge yani halk dilinde naylon fatura Gelir İdaresi’nin kullanmış olduğu teknoloji sayesinde elektronik ortamda kolayca fark edilebiliyor ve incelemeye neden oluyor.
  3. DÜŞÜK KÂR ORANLARI: Mali tablolarınızda faaliyette bulunduğunuz sektördeki diğer firmaların kâr oranlarından daha düşük bir kârlılık oranına sahip olmanız incelemeye sebebiyet verecek faktörler arasında yer almaktadır. Yalnız düşük kârlılığın nedenlerini ortaya koyacak belgelere sahipseniz mükellef açısından sorun teşkil etmemektedir.
  4. KARŞIT İNCELEME: Mal ve hizmet alışverişinde bulunduğunuz firmaların incelemeye tabi tutulması sonucunda vergi inceleme memurunun gerek gördüğü durumlarda (kayıtların karşı firmayla birbirini tutmaması) incelemeye gerek duyulabilir.

         5.YÜKSEK RAKAMLI İNDİRİM VE İSTİSNALAR: Beyanname üzerinde ticari bilanço kârından             düştüğünüz istisna ve bağış miktarının çok yüksek olması durumunda bu rakamların doğruluğunu                  araştırmak adına mükellef incelemeye tabi tutulabilir.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Vergi İncelemesinde İhbar ve Şikayet

Vergi İncelemesinde: İhbar ve Şikayet

Vergi İncelemesinde: İhbar ve Şikayet, Türk Vergi Sistemi genel özelliği itibari ile beyana dayalı bir vergilendirme şeklini öngörmektedir. Buna göre, vergilendirmede mükellefin beyanı esas alınmakta, ancak buna karşılık, Vergi Dairesi tarafından mükellef beyanlarının doğrulu vergi incelemeleri sonucunda denetlenmektedir. ( VUK mad. 134,140 ) [1]

 

Vergi incelemeleri 213 sayılı VUK’ un 134. Mad. tarif edildiği üzere incelemenin amacı ödenmesi gerekli vergilerin doğruluğunu araştırmak, irdelemek, tespit etmek ve sağlamaktır. ( Bkz: Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, RG, 31.10.2011 )

 

213 sayılı VUK’a göre ihbara veya şikayete dayalı vergi incelemelerinde ilgili inceleme yönetmeliği hükümleri uyarınca şikayet sahibinin yazdığı ihbar dilekçesinin doğruluğu veya dilekçede yer alan maddi olayların hukuki değerleri araştırılmaktadır.( Bkz: SOYDAN Başar, Vergi İncelemesi, S:476 ) Vergi Denetim Kurulu şikayet veya ihbarlarla ilgili 31.10.2011 tarihli resmi gazetede yayınlanan yönetmelik hükümlerine göre; şikayet dilekçesini çok yönlü araştırmak zorundadır. Buna göre;

 

  1. İhbar dilekçesinde ileri sürülen hususların şikayet edilen mükellefle ilgili olup olmadığı,
  2. İhbarcının dilekçede verdiği maddi olaylar,
  3. İhbarcının adı, soyadı, TC no, ihbar edilen olayların gerçekçiliği,
  4. İhbara maruz kalan mükellefin durumu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların tutarlılığı,
  5. İhbar dilekçesinde şikayet sahibi tarafından eklenen ve şikayete konu, belge ve bilgiler,
  6. …………………….

 

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

 

Eksik Vergi İncelemesi ve Sonuçları

Eksik Vergi İncelemesi ve Sonuçları

Eksik Vergi İncelemesi ve Sonuçları , Yeterli bir vergi incelemeye dayanmayan ve başka firmalar hakkında düzenlenmiş başka raporları esas alan bir Vergi İnceleme Raporuna (VİR)  dayalı yapılan cezalı tarhiyat  hukuka uygun düşmemektedir.

 

Uygulamada “naylon fatura” veya diğer bir deyimle “sahte fatura” diye isimlendirmiş olduğumuz  sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeler  tarhiyatlarda dayanak açısından problem yaratmaktadır. Özellikle kendisine düzenlenen bir rapor dolayısıyla bir başka denetmen raporu ile veya başka bir inceleme elemanı raporu  dayanak gösterilerek vergi ve cezalı tarhiyatlar yapılagelmektedir. Özellikle VUK’nun 359. maddesine göre, sahte belge, reel bir işlem veya  durum olmadığı halde sanki bunlar varmışcasına tanzim edilen belgeler  muhteviyatı itibariyle aldatıcı belge ise reel bir işlem veya duruma dayanmakla birlikte  bu işlemi veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı bir şekilde gösteren belge olmaktadır.  Örneğin,  bir ton kömür  alarak ödediğiniz  örneğin 500 TL yerine kömürcüden …TL’lik belge alıp, bu gideri de defterinize kayıtlandırdığınız takdirde yanıltıcı belge kullanma eylemi gerçekleşmiş olacaktır.  Yanıltıcı belge kullanımından dolayı mükelleflere tarh ve tebliğ edilen özel usulsüzlük cezaları dışında, hürriyeti bağlayıcı ceza  belgeler açısından farklılık arz edebilmektedir.  Bu nedenle,  bu neviden belgelerin düzenleyen veya kullananlar  açısından tanzim edilen icra raporlarında veya  Cumhuriyet Savcılığı iddianamelerinde  belli ayrıntılara dikkat edilmesi gerekmektedir.  Bu noktada özellikle  fiilin  hangi cins  belge içeriğinde görüldüğünün veya değerlendirildiğinin  kanıtları ile ortaya konulması zorunludur.  Uygulamada  bu nev’i belge kullanıcıları hakkında tanzim edilen “vergi inceleme raporlarında” veya teknik rapor diye  isimlendirilen raporlarda yeterli özen gösterilmediğini söylemek  oldukça güçtür.

 

Örneğin, bir kurumlar vergisi mükellefinin bahsedilen türde belgeler tanzim ettiğinin tespit edildiği hallerde, onun hakkındaki raporlara yollama yapılarak bu mükelleften belge alan tüm mükellefler için  genellikle sadece söz konusu belgenin deftere işlendiğini tespit eden bir tutanağa istinaden, taraflar arasındaki ilişki dikkatlice inceleme konusu yapılmadan şablon raporlar üretilmekte ve çoğaltılmaktadır.  Adı geçen mükelleften belge alanlara yalnızca diğer rapora atıf yapılarak yazılan bu raporlar tebliğ edilmekte, ancak belgeyi düzenleyen kişi hakkında düzenlenen ve belgelerinin neden sahte veya yanıltıcı belge olarak baz alındığını açıklayan yollama yapılan rapor tebliğ edilmemektedir.  Bu nokta, vergi idaresinin bireylere karşı bütün işlemlerini “gerekçelendirme mecburiyetini” ihmal ve ihlal etmektedir.  Diğer raporlara yollama yapılarak tanzim edilen raporların, atıf yapılan rapor iliştirilmeden tebliğ yoluna gidilmesi VUK’nun  vergi ve ceza ihbarnamelerinin  tebliğinde bu ihbarnamenin dayanağını oluşturan inceleme  raporu veya yoklama fişi veya takdir kararlarının da tebliğ edilmesini zorunlu kılmaktadır. İhbarname ekinde bu tür dayanakların iliştirilmeyişi tarhiyatı kusurlandırdığı gibi tarhiyatı düşürücü bir neden olarak da yüksek mahkeme tarafından kabul edilmektedir(1).

 

Böylece, yollama sonucu  yapılan raporlar iliştirilmeden yapılan tebliğ işlemleri, işlem temelinin saklanması gibi, ceza bakımından ise suçu oluşturan bütün unsurların tespitlenerek  ve kanıtlandırılamaması sonucunu beraberinde getirmektedir.  Bilindiği gibi, temel ceza hukukunda cezayı gerektirir fiil, bütün unsurlarıyla beraber tespit edilerek fiilin tamamlanması sonucu ancak ceza söz konusu olabilmektedir.  Başka bir deyimle, cezayı gerektirir fiiller  maddi ve manevi unsurları ile birlikte tespit edilmeden ceza kesilemeyecektir(2).

 

Durum böyle olunca mükelleflerin yargı aşamasında savunma hakları  daraltılmakta ve vergi ceza yargısında doğal olarak hakim, atıf yapılan raporlara ulaşmakta zorlanmaktadır.  Bu zorlanma sonucunda  süreç ve yargılamalar uzun uzadıya yıllarca devam etmektedir.  Yollama yapılan raporla, belgelerin niçin ve neden  sahte veya içerik itibariyle aldatıcı kabul edildiğinin işlemlere taraf olan kişi  ve kişiler ile hakimler tarafından bilinmesi, işlemlerin hukuka uygunluğunun temini ve dolayısıyla da  çağdaş hukuk devleti ilkesinin pratiğe yansıtılması açısından önem taşımaktadır.  Bu noktada, yollama yapılan raporun tebliğinin yapılamayışı (veya tebliğ edilmeyişi)  vergi mahremiyeti gibi veya başka gerekçelerle  yeterince cevaplandırılamayışı  hukuki görülmemektedir.  Yine bu konuda üzerinde durulması gereken bir başka husus; sahte veya yanıltıcı belge tanzim ettiği ileri sürülen kişi ile bu belgeyi kullanan kişi arasındaki  münasebet  birçok açıdan incelenmeden yalnızca  yollama yapılarak mesele savuşturulmaktadır. Oysaki, atıf yoluyla yazılan raporun eklenmesi zorunludur.  Komisyon  mukabilinde fatura düzenlediği iddia edilen bir kişinin bile kestiği bütün faturaların bu  içerikte olup olmadığını, yanılgınlığı ileri sürülen faturaya bağlı  mal hareketlerini kanıtlayan sevk, taşıma irsaliyelerinin olup olmadığının, para hareketini kanıtlayan  dekont veya çeklerin  vb. belgelerin olup olmadığının ve  diğer taraftan olayla ilgili alıcı beyanlarının ve  envanter defterlerinin mal veya hizmetin sonucu ile ilgili ayrıca irdelenmesi zorunludur.

 

Yollama yapılan rapordaki  düzenlenen  belgelerin yanıltıcı veya sahte olarak nitelendirme sebebi, aslında birçok  halde sadece belge düzenleyen hakkında işlem yapılmasını gerektirmekte, taraftalar arası ticari ilişki ayrıca incelenmeden belgeyi kullanan hakkında,  işlem yapılmasını mümkün kılmamaktadır.  Örneğin belgeyi  düzenleyenin  adresinde  bulunamaması, defter ve belgelerini ibraz etmemesi, KDV beyannamelerini vermemiş olması veya sadece vergi incelemesi yapma  yetkisi  bulunmayan kolluk kuvvetleri tarafından alınan ifadeye dayanılması sebebiyle düzenlenen raporlar bu niteliktedir ve bu raporlara atfen inceleme raporu düzenlenmesi olanaklı değildir. Danıştay’ın artık yerleşik hal aldığı ifade  olunabilecek içtihatları da bunu zaten göstermektedir.

 

Yargı organları, atıf yapılan raporları getirtmekte, bu raporları da inceleyerek adli gerçeğe ulaşmaya çalışmaktadırlar. Ancak genellikle mahkemelerce getirtilen bu raporların birer örneği, davacı tarafa tebliğ edilerek, diyecekleri, yani savunması alınmamaktadır. Zira, idari yargılama usulünde yargıcı buna zorlayacak bir düzenleme yoktur. Bu ise “adil yargılanma” ilkesi ve davada tarafların “silahlarının eşitliği” ilkelerini ihlal emektedir(3).

 

Sonuç olarak, gerek vergi yargılamasında ve gerekse vergi ceza yargılamalarında iddialarla ilgili raporların gerçeği yansıtması ve kanıtlayıcı belgeler ve ekler taşıması zorunludur.  Bu bağlamda   idare ile vergi yükümlülerinin haklarını telif edici ve eşit silahlar ilkesine uygun olarak tarafların  yargılama  süreçleri devam ettirilmelidir(4).

———————–

(1) KIZILOT Şükrü, “vergi ihtilafları ve çözüm yolları”, güncellenmiş 14. Baskı, yaklaşım yayınları, 2008, s.776-778

(2)  Dnş. 4. D. 13.4.1999 gün ve E:1998/1270-K:1999/1323 sayılı karar. Bkz. Yaklaşım Dergisi, Ekim 1999, s.194

(3 DOĞRUSÖZ Bumin, “Atıf Yolu ile Hazırlanan Raporlar”, 19.6.2008 günlü Referans Gazetesi.

(4) ALPASLAN Mustafa – SAKAL Mustafa, “Vergi Ceza Davalarında Vergi Tekniği Raporu Dayanak Olarak Kabul Edilebilir Mi?” Terazi Hukuk Dergisi, Yıl:3, Sayı:20, Nisan, 2008, s. 379-380. Ayrıntılı bilgi için Bkz. ALPASLAN Mustafa- SAKAL Mustafa, “Vergi Hukuku Uygulaması – I”, Makale/İnceleme ve Yorumlar, İzmir, Ocak, 2008

Kaynak:Av. Nazlı Gaye Alpaslan Güven -HURSES

Bir Vergi Müfettişi Vergisel Bir Konuda Bilgi Talep Ettiğinde Bilgi Vermekten İmtina Edebilir Miyim

Bir Vergi Müfettişi Vergisel Bir Konuda Bilgi Talep Ettiğinde Bilgi Vermekten İmtina Edebilir Miyim?

Bir Vergi Müfettişi Vergisel Bir Konuda Bilgi Talep Ettiğinde Bilgi Vermekten İmtina Edebilir Miyim? ,

Kendilerinden bilgi istenilen kişiler, özel kanunlarda yazılı mahremiyet hükümleri olsa bile, bilgi vermekten imtina edemezler. Ancak:

1.Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin muhabereler hakkında tutmaya mecbur olduğu mahremiyet saklıdır,

2. Hekimlerden, diş hekimlerinden, dişçilerden, ebelerden ve sağlık memurlarından hastaların hastalıklarının cinsiyle ilgili bilgiler istenemez,

3.Avukatlardan ve dava vekillerinden kendilerine tevdi olunan işler veya görevleri dolayısıyla öğrendikleri hususların bildirilmesi istenemez, ancak, bu yasak müvekkil adlarıyla vekâlet ücretlerine ve giderlerine, ayrıca avukatlık veya dava vekilliği sıfatı dışındaki sıfatları dolayısıyla öğrendikleri hususları kapsamaz.

4. Resmi dairelerde saklı evrak ve sair vesikaların içeriğinin ifşasının memleketin selametine zarar vereceği o dairenin en büyük amiri tarafından beyan edilirse, evrakın muhteviyatı hakkında bilgi istenemez. Şu kadar ki, doğrudan doğruya vergi ile ilgili olmak üzere, bu gibi evraka dayanarak doğan borçların miktarlarına ve alacaklıların adlarına ait bilgiler istenebilir.

 

 

Vergi İncelemesi Ne Zaman Yapılır Hangi Dönemler İncelenir

Vergi İncelemesi Ne Zaman Yapılır? Hangi Dönemler İncelenir?

Vergi İncelemesi Ne Zaman Yapılır? Hangi Dönemler İncelenir? , Vergi incelemesinin ne zaman yapılacağının evvelden haber verilmesi mecburi değildir. İnceleme, neticesi alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere, tarh zamanaşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabilir. Daha önce inceleme yapılmış olması yeniden inceleme yapılmasına mani değildir.

 

Kimler Vergi İncelemesine Tabidir

Kimler Vergi İncelemesine Tabidir?

Kimler Vergi İncelemesine Tabidir? ,

Vergi Usul Kanununa veya diğer kanunlara göre defter ve hesap tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzel kişiler vergi incelemelerine tabidirler.

Mükellefler Hangi Kriterlere Göre Vergi İncelemesine Tabi Tutulur

Mükellefler Hangi Kriterlere Göre Vergi İncelemesine Tabi Tutulur?

Mükellefler Hangi Kriterlere Göre Vergi İncelemesine Tabi Tutulur? , Mükelleflerin vergi incelemesine tabi tutulmasında çeşitli kriterler vardır. Bu kriterlerden en önemlisi risk analizi sonucunda mükelleflerin riskli bulunmasıdır.

VDK vergi incelemelerini, sektör, konu ve mükellefler itibariyle esas olarak, kurul bünyesinde kurulan risk analizi merkezinde bilgisayar programları kullanarak yapılan analiz ve mukayeseler neticesinde belirlemeye başlamıştır.

Bunun dışında ihbar ve şikâyet, Vergi Dairesi Müdürlükleri tarafından gerçekleştirilen yoklama ve denetimler, teftiş, soruşturma, inceleme ve denetimler sırasında ortaya çıkan vergi inceleme talepleri, kamu kurum ve kuruluşlarından gelen inceleme talepleri, vb. gibi nedenlerle de mükellefler incelemeye tabi tutulmaktadır.

Vergi Mükellefi Savunucuları