fbpx

    Takdir Komisyonları Mükellefin KDV İndirimini Reddedebilir Mi?

    Takdir komisyonları 213 sayılı VUK md. 74 hükmünde yer alan takdir yetkilerini kullanmaktadırlar. Buna göre, komisyonlar kendilerine vergi dairesinden yollanan matrah ve servet takdirlerini yapmak, vergi yasalarında yazılı fiyat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmek durumundadırlar.

    Takdir komisyonları, matrah takdiri sırasında; vergi dairesinden istenilen takdirleri yapmaları sırasında, vergi usul kanununa göre vergi incelemesi yetkisine sahiptir (VUK md. 31-74).Bu kapsamda, mükellefin defter kayıt ve belgelerini incelemek zorundadırlar.

    Takdir komisyonları, görevleri itibariyle gelir idaresi bünyesinde vergi dairesi başkanlıklarına bağlı olarak faaliyette bulunmaktadırlar. Takdir komisyonu kendilerine gelen dosyaları inceleyip, eğer takdir nedeni yok ise dosyayı tekrar vergi dairesine yollamak zorundadırlar.

    Takdir komisyonları;

    1) Kendilerine yollanan dosya kapsamında somut olarak takdir nedeni yok ise, gerekçeli olarak dosyayı vergi dairesine iade etmek mecburiyetindedir.(Bkz. 213 sayılı VUK md. 31)

    2) Takdir komisyonları, kendilerinden istenilen dönemlerle ilgili matrah takdiri sırasında mükellefin defter ve belgelerini incelemek ve mevcut belgelerde ki KDV indirimlerini kabul etmek zorundadırlar (VUK md. 134-135).

    3) Takdir komisyonlarının mükellefin, indirilecek KDV‘lerini reddetmek veya sıfırlamak gibi hak ve yetkileri yoktur. [1]

    4) Vergi dairesinden yollanan dosya kapsamında ki, vergi tekniği raporlarına istinaden mükellefin sahte belge kullanması halinde, bu dosyalar ile ilgili KDV indirimlerini red sırasında mükelleften ödeme araçlarını, çek, banka dökümlerini istemek ve bunları takdir komisyonu kararına bağlamak zorundadırlar. [2]

    5) Vergi tekniği raporlarına veya vergi inceleme raporlarına bağlı takdirlerde (genelde zaman aşımının bitmesine birkaç ay kala), takdir komisyonu kararına bu raporların eklenmesi zorunludur. Vergi tekniği raporlarının (VTR) takdir komisyonu kararına eklenmeyişi “adil yargılama hakkı ve silahların eşitliği ilkesi”ni zedelemektedir.

    6) Esasen, takdir, bir inceleme, muhasebe ve murakabe yöntemidir. Takdir sırasında mükellefin beyanı ve ifadelerine, belge istenmesine, müracaat edilmelidir. Aksi takdirde, beylik ifadelerle, standart kalıplar içerisinde matrah takdirinin yapılması halinde bu kararlara dayalı, tarhiyatlar vergi yargısının hakemliğine gidildiğinde tarhiyatlar idare aleyhine neticelenmektedir.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Takdir Komisyonu Kararları

    Takdir Komisyonları matrah tespitinde ve çeşitli ölçütlerin belirlenmesinde önemli fonksiyona sahiptir.

    Takdir Komisyonu yetkili makamlar tarafından istenen matrah ve servet takdirleri yapmakla görevli vergi idaresi ve mükellef temsilcilerinden oluşan sürekli ya da geçici komisyon olma niteliğine haizdir.

    Takdir Komisyonu, idarenin üç, mükellef tarafın iki temsilcisinden teşekkül, merkezi idare teşkilatlanması dışında kalan kuruluştur.

    Komisyonlar mahkeme niteliği taşımadıklarından kararları organik bakımdan yargısal işlem niteliği taşımadığı gibi, işlevsel bakımdan da uyuşmazlık ve kesin hüküm unsuru taşımazlar.

    Takdir komisyonları kendiliğinden karar alamadıkları gibi bu konuda bir isteğin olması da bir gerekliliktir. Bu isteğin olması halinde de takdir sebebi bulunup bulunmadığını inceleme yetkisine haiz değillerdir. Ancak hatalı görülen muamelelerdeki ilgili vergi dairesini yazı ile uyarmakla görevlidirler.

    VUK’un 75. maddesi, takdir komisyonlarına görevleri dolayısıyla inceleme yetkisi tanımıştır. Bu noktadan hareket edecek olursak, Takdir Komisyonu ve incelemeye tabi olan mükellef arasında incelemeye başlama tutanağı düzenlenmesi veya kanunun kabul ettiği diğer hallerin varlığı halinde incelemenin başladığı kabul edilmelidir. Yoksa salt Takdir Komisyonuna sevk işlemi vergi incelemesinin başlangıcı sayılamayacaktır.

    Takdir Komisyonları bazı hallerde de, ekonomik delil olarak kabul edilen çevre faktörlerini veya yaşantı düzeylerini dikkate alarak karar verebilmektedir. Ancak yargı kararları bu tür takdir işlemlerini onaylamamaktadır. Bu yüzden Takdir Komisyonu kararlarının mutlak olarak ciddi bulgulara dayanması gerekmektedir.

    Bu konu ile ilgili olarak da Maliye Bakanlığı’nın bir Özelgesi’nde;
    “… anılan Kanun’un 75. maddesinde ise 72. maddenin birinci fıkrasına göre kurulan takdir komisyonunun 74. maddedeki görevleri dolayısıyla bu kanunda yazılı yetkisine haiz olduğu hüküm altına alınmıştır.

    Ancak 75. maddede belirtilen inceleme yetkisi komisyonların 74. maddede yazılı görevleri ile sınırlandırılmış olup, bu nedenle de takdir komisyonları 135. maddede sayılan vergi incelemesine yetkililer arasında sayılmamıştır.

    Bu itibarla takdir komisyonunca düzenlenen sınırlı inceleme ve kaçakçılık suçu raporuna göre işlem yapılması mümkün değildir.

    Ancak mükellef şirket hakkında bir inceleme elemanı marifetiyle vergi incelemesi yaptırılabileceği tabidir.”

    Mükellef, Takdir Komisyonu tespitlerine karşı doğrudan uyuşmazlık çıkaramayacak olup, ancak komisyonun tespit ettigi, matrah üzerinden vergi dairesinin tarh ettiği vergi ve cezayı dava konusu yapılabilir. Bu durumda takdir komisyonlarının işlevi uzmanlığa dayanan teknik bir düşünce ve tespitten ibaret olup, vergi tarhı işlemine ön hazırlayıcı işlemler arasında yer aldığı savunulabilir.

    Vergi mahkemeleri açısından ise takdiri delil niteliğine haiz olan Takdir Komisyonu kararlarının icrai nitelikte bir idari işlem olduğu söylenmesi mümkün değildir.

    Bu şekliyle Takdir Komisyonu kararları bilirkişi kararlarına benzemektedir. Ancak aralarında bazı farklılıklar bulunmaktadır.

    Örneğin; bilirkişi kararları hâkimi bağlamaz,

    Takdir Komisyonu kararlarında ise, vergi dairesi bağlı olup bunun üzerine ancak mahkemeye başvurulabilir.

    Dava açıldığı surette de, Takdir Komisyonunca yapılan tespit üzerine tarh edilen vergiye karşı ispatlama yükü mükellefe aittir. Bu konu ile ilgili de Danıştay kararları mevcuttur.

    Bununla birlikte Takdir Komisyonunun takdir yetkisi mutlak değildir. Komisyon takdir kararlarının dayanaklarını göstermek ve bunları açıklamakla mükelleftir. Zira Danıştay dayanaktan yoksun Takdir Komisyonu kararlarını da iptal etmektedir.

    Takdir Komisyonlarının inceleme ve karar verme yetkisi VUK’un 135 maddesi ile aynı olmayıp sadece VUK’un 74. maddesinde yer alan görevler ile sınırlandırılmış bulunmaktadır. Yasal idare ilkesi gereği olarak Takdir Komisyonlarının kararlarının içeriğinde yer alması gereken unsurlar da VUK md. 31’de özellikle sıralanmaktadır.

    Zira bu konuya ilişkin Danıştay 3. Daire Kararı’nda; “213 sayılı VUK’un 31. maddesinde öngörülen bilgiyi içermeyen takdir komisyonu kararına istinaden yapılan tarhiyatta isabet olmadığına karar vermiştir.”

    Vergi Usul Kanunu’ nda Takdir Komisyonu yetkileri çeşitli maddelerce hüküm altına alınmaya çalışılmıştır.
    Bunlar;
    – Re’sen vergi tarhı; VUK md.30,
    – Matrah takdir işlemleri; VUK md. 72-75, 87-92
    – Düzeltme hükümleri; VUK md. 116-126
    – Özel kanun hükümleri; Örn; KDVK md. 20
    şeklinde sayılabilir.

    Re’sen vergi tarhı, VUK’un 30. maddesinde; “Vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi incelemesi raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması” şeklinde tanımlanmıştır.

    Maddede ayrıca tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilen haller bentler halinde sayılmaktadır.

    Bu tespitler,
    yükümlülük denetimine yönelik olarak farklı aşamalarda, vergi dairelerince mükelleflerin tarh dosyaları üzerinden yapılan kontroller; mükellefler nezdinde veya işyerinde yapılan yoklama-kontroller;
    vergi daireleri otomasyon sistemi üzerinden yapılan merkezi ve mahalli taramalar veya mükellef nezdinde yürütülen vergi incelemeleri sırasında yapılabilir.

    Bu tespitlerin vergi incelemeleri aşamasında vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar tarafından yapılması halinde, düzenlenmiş olan vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi dairesince vergi tarh olunabilecektir. Ancak bunun dışındaki tespitler üzerine, vergi dairesi, mükellefin ilgili dönem veya dönemlere ait vergi matrahlarının Takdir Komisyonu tarafından takdir edilmesini isteyecektir.

    Takdir Komisyonunun bu konudaki görevi, VUK’un ilgili hükümleri gereği, istenilen dönem veya dönemlere ilişkin olarak matrah veya matrah farklarının takdiridir.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Takdir Komisyonu Kararında Re’sen Tarh Nedeninin Hukuka Uygun Bir Şekilde Ortaya Konulması

    Danıştay 3. Dairesi
    Tarih    : 24.03.2016
    Esas No : 2016/3738
    Karar No  : 2016/2468

    VUK Md. 30

    TAKDİR KOMİSYONU KARARINDA RE’SEN TARH NEDENİNİN HUKUKA UYGUN BİR ŞEKİLDE ORTAYA KONULMAMASI

    Takdir komisyonu kararlarında re’sen tarh nedeninin hukuka uygun bir şekilde ortaya konulması gerektiği hk.

    İstemin Özeti: Davacı adına, ticari araç ve plakasının satış bedelinin gerçek değerinin altında gösterildiğinden bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinin 2. fıkrasının 2. bendine göre sevk edildiği takdir komisyonu kararına dayanılarak re’sen salınan 2010 yılına ait bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. (…) Vergi Mahkemesinin kararıyla; davacının satışını yaptığı ticari taksi ve plakasının gerçek değerinden düşük gösterildiğinin tespit edilmesi nedeniyle dönem matrahının belirlenmesi için takdire sevk edildiği görülmekte ise de 213 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, eksik beyan üzerine takdire sevk halinde mükellefe, takdir komisyonu tarafından on beş günden az olmamak üzere bir mühlet verilmeden ve vergi matrahına ilişkin bilgileri vermeye ve kanuni defterlerini ibraz etmeye davet edilmeden matrah takdirine gidilmesi sonucu yapılan dava konusu tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle tarhiyat kaldırılmıştır. Davalı idare tarafından, davacının faaliyet gösterdiği hat için İstanbul Taksiciler Esnaf Odası’nın görüşü değerlendirilerek takdir edilen matrahın hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

    Karar: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinin ilk fıkrasında re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış ve maddede sayılı hallerden herhangi birinin bulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığının kabul edileceği hükme bağlanmıştır.

    213 sayılı Kanun’un takdir komisyonunun görevlerini belirleyen 74. maddesinin (a) fıkrasına göre ise takdir komisyonu, takdir sebepleri bulunup bulunmadığını incelemeksizin yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak ve vergi kanunlarında yazılı fiyat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmekle görevlidir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Takdir Komisyonuna Sevk İşlemi Zaman Aşımını Durdurur mu?

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Takdir Komisyonları Mükellefin KDV İndirimini Red Edemez

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Takdir Komisyonu Kararının Vergi ve Ceza İhbarnamesi İle Birlikte Tebliğ Edilmemesi

    Danıştay 3. Dairesi
    Esas No         : 2011/4933

    Karar No  : 2014/6021

    Tarih    : 01.12.2014


    Vergi ve ceza ihbarnamesine eklenmesi gereken takdir komisyonu kararının ihbarname ile birlikte tebliğ edilmemesinin; ihbarnamenin tebliğ tarihine göre süresinde açılan bir davada vergilendirmeyi hükümsüz kılacak bir hukuka aykırılık oluşturmayacağı hk.

    İstemin Özeti: Davacı adına, 2005 takvim yılı vergilendirme dönemine ilişkin gelir vergisi beyannamesini yasal süresi içinde vermediğinden bahisle 26.12.2007 tarih ve 46500 sayılı takdir komisyonu, kararına istinaden re’sen salınan vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesi kararıyla; 31.12.2005 tarihi itibariyle mükellefiyet kaydı re’sen terkin edilen davacının vergi beyannamesini kanuni süresinde vermemesi nedeniyle takdire sevkinin yerinde olduğu ancak, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 35. maddesinde takdir komisyonunun kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın birer suretinin ihbarnameye ekleneceği hükmüne yer verildiği,

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.