fbpx

    Vergi Tebligatında Hata Yapılması

    Vergi mükellefleri hakkında, vergi daireleri tarafından 213 sayılı VUK’nun 93. maddesinde düzenlenmiş olan tebligat hükümleri zaman zaman yanlış uygulanabilmektedir. Sözü edilen madde hükmünde tebligat esasları ve muhatapları ayrı ayrı belirtilmiştir. Ancak uygulamada vergi daireleri tarafından pek çok hatalı tebligatların yapılmış olduğunu görebilmekteyiz. Hatalı tebligatlar zaman zaman vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliği aşamasında olduğu gibi zaman zaman da ödeme emri aşamasında hatalı tebligatlar yapılabilmektedir.

    Bu araştırmamızda 213 sayılı VUK hükümlerine göre yapılması gereken tebligat hükümleri ayrı ayrı incelenmeye çalışılacaktır.

    Hemen belirtelim ki, vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliği konusu irdelenecektir. 213 sayılı VUK’nun 93. maddesinde tebligat esasları ve 94. maddesinde ise kimlere tebligat yapılacağı konusu bir bir açıklanmıştır. Uygulamada bazen mükellefin bilinen adresine daha ilk vergi ve ceza ihbarnamesi tebliğ edilmeden veya edilemeden ödeme emri son aşamada yine bu aynı adrese tebliğ edilmiş olduğu görmekteyiz. Oysaki bilinen adreslere öncelikle vergi ve ceza ihbarnameleri tebliğ edilmelidir. Daha sonra bu borcun mükellef tarafından ödenmemesi halinde ise ödeme emri bu adrese ancak tebliğ edilebilecektir.

    213 sayılı VUK’nun 101. maddesinde 8 bent halinde “bilinen adreslere tebligat” konusu ayrıntılı olarak açıklanmış bulunmaktadır. yine aynı yasanın 103. maddesinde ise, “tebliğin ilanla yapılacağı haller” 4 madde halinde tek tek açıklanmış bulunmaktadır. VUK 104, 105 ve 106. maddelerinde ilanın şekli, muhteviyatı ve ilanın neticeleri tek tek açıklanmıştır. Yine uygulamada belli şartlar oluşmadan, mükellefin bilinen adreslerine tebliğ konusu birkaç kez yinelenmeden, muhtarlıktan mükellefin bu adreste olup olmadığı, ayrılmışsa ayrılış durumu iki kez aynı adreste bu durumlar teyit ve tespit edilmeden ilanen tebliğ yoluna gidilememektedir(1). Burada yeri gelmişken belirtilmesinde yarar gördüğümüz bir diğer husus vergi tebligatlarında hiçbir şekilde tebligat kanunu hükümleri geçerli değildir. Ayrıca, tebligat yasasında uygulanan evrakın kapıya yapıştırılması suretiyle yapılan tebligat usulleri 213 sayılı VUK’nunda benimsenmemiştir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Şirketin Eski Ortağına Vergi Tebligatı

    Bir zamanlar yönetim kurulu üyesi olduğu şirketin borçları nedeniyle veyahutta bir tebligattan dolayı şirketin eski yönetim kurulu üyelerine son yıllarda bir takım tebligatların yapıldığı görülmektedir.

    Şirket adına, şirket ile ilgili yetkililere yapılması lazım gelen tebligatın eski ortaklara veya eski yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması hukuken geçerli bir tebligat sayılmamalıdır. Böyle bir usulsüz tebligatın yapılması, şirketi bağlayıp bağlamadığı hususu ise, konumuzun dışındadır.

    Bu şekilde yapılan tebligatlar usulsüz olmaktadır. Çünkü;

    a) Tebliğ edilen belgeler, vergi inceleme raporu, vergi/ceza ihbarnameleri ve teminat isteme yazısı olabilir.

    b) Bu belgelerin tamamı şirket adına düzenlenmiştir.

    c) İkmalen ve re’sen tarh edilen vergiler “ihbarname” ile ilgililere tebliğ olunur. Nev’i ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname kullanılır(1). Burada belirtilen ilgilinin mükellef veya onun tebliğ tarihindeki temsilcisi/yetkilisi olduğunda ihtilaf olmaması gerekir.

    d) Amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumlu bir “ödeme emri” ile tebliğ olunur(2). İhbarname mükellefe, ödeme emri borçluya tebliğ edilir. Mükellef ile borçlu aynı kişi olmayabilir.

    e) İhbarname tarhiyat ile ilgili olup başka bir şeydir(3). Ödeme emri ödeme ile ilgili olup başka bir şeydir(4).

    f) Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir(5).

    g) Mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilirler(6).

    h) Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında VUK hükümleri tatbik olunur(7).

    i) Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır.

    Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine ancak yapılabilmektedir.

    Tüzel kişilerin müteaddit veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması

    yeterli sayılmaktadır. Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılır.(Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir).(8)

    Tüzel kişinin temsilcisinden kastın tebliğ yapılacağı tarihteki temsilci olması gerekir.

    j) Bilinen adrese gönderilen mektuplar posta idaresince muhatabına teslim edildiği tarihte tebliğ edilmiş sayılır.(9)

    VERGİ USUL KANUNUNDA YER ALAN TEBLİGAT ADRESLERİ NELERDİR? 

    Kanunda belirtilen ve yer alan adresleri tebliğ açısından kısaca şöyle özetleyebiliriz:

    1- Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler;

    2- Adres değişikliğinde bildirilen adresler;

    3- İşi bırakmada bildirilen adresler;

    4- Vergi beyannamelerinde bildirilen adresler;

    5- Yoklama fişinde tespit edilen adresler;

    6- Vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler;

    7- Yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen adresler (ilgilinin tutanakta imzası bulunmak şartıyla);

    8- Bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tespit edilen adresler.

    Mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibariyle tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanı nazara alınır.(10)

    Bu durumda tebligatın mutlak surette yukarıda yer alan adreslere yapılması zorunludur. Hatalı olarak yapılan tebligatların düzeltilerek yasada belirlenmiş adreslere ve asıl muhataplarına yapılması zorunludur.

    İLAN YOLUYLA TEBLİGAT HANGİ HALLERDE YAPILABİLİR?

    VUK’na göre tebliğin ilanen yapılabilmesi için belirli koşulların var olması ve buna göre ancak en son çare olarak ilan yoluyla tebliğ cihetine gidilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu durumda;

    a) Muhatabın adresi hiç bilinmezse;

    b) Muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse;

    c) Başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa;

    d) Yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa(11)

    Şirketin bilinen adreslerine tebliğ yapılmamış, kanuni temsilcilerinin hiçbirisine ev

    adresleri dahil ulaşılamamışsa ilanen tebliğ yapılması gerekmektedir. Bu yöntem kullanılmayıp bir zamanlar yönetim kurulu üyesi olmuş kişiye yapılan tebliğ usulsüzdür.

    Nitekim bir çok olayda şirketin eski ortak ve yönetim kurulu üyesi bugün kanuni temsilci sıfatı taşımadığı için tebligatların eski ortaklara değil, şirketin tüzel kişiliğine veya şirketin yeni yönetim kuruluna yapılması zorunludur.

    Uygulamada vergi daireleri yasa dışına çıkarak geleceği bugünden öngörüp doğrudan şirket adına her bir belgenin mükellef şahsına tebliğini haklı ve hukuka uygun kılamaz. Şöyle ki, uygulamada idareler mükellef şirketten nasıl olsa tahsilat yapamayacağım anlayışından yola çıkarak doğrudan kanuni temsilci sorumluluğu ilkesine göre takibat yapalım mantığı üzerinden şirketi bırakıp, eski ortak veya yönetim kurulu üyesine tebliğ yapıldığı sık sık rastlanmaktadır.

    VERGİLERİN DOĞUMUNDAN ÖDENEBİLİR AŞAMAYA KADAR GEÇEN SÜREÇLER NELERDİR? 

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Hatalı Vergi Tebligatı ve Ittıla Tarihine Göre Dava Açılması

    2577 sayılı İYUK’nunda dava açma süreleri genel ve özel  dava açma süreleri şeklinde iki türlü  dava süresi bulunmaktadır.  Bunun dışında yasada belirtilen bazı  özel  durumların gerçekleşmesi   halinde verilen  ek  sürelerde de dava açmak mümkün olabilmektedir.[1]  Genel dava açma süreleri İYUK md.7 hükmünde  gösterilmiştir.

    İYUK’nun  7. maddesinde yer  alan genel dava açma sürelerinden  başkaca  özel yasalarda da idari dava açma süreleri ile ilgili  bazı  hükümler mevcuttur.  Yasa koyucu kamu hizmetlerinin  niteliklerini ve diğer kamu hizmetlerine nazaran  durumlar  dikkate alınarak  İYUK’da gösterilenlerden  daha uzun  veya daha kısa idari dava açma süreleri  tespit edebilir.  Bu  gibi durumlarda özel  dava açma süreleri dikkate alınarak, genel  dava açma süreleri  uygulanmaz.

    Danıştay’ın ilk  derece mahkemesi olarak görevine giren davalarda 60 gün,  idari mahkemelerin  görevine giren davalarda  60 gün; vergi mahkemelerinin görevine giren davalarda 30 gün dava açma süresidir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Belediye Tarafından Değiştirilen Adresler Nedeniyle Vergi Mükelleflerinin Belgelerine Etkisi

    Zaman zaman belediyeler tarafından bölgesine bağlı cadde, sokak ve hatta bulvar isimleri veya numaraları değiştirilebilmektedir. Böyle bir değişiklik olduğunda  bunun mükellefler tarafından kullanılan fatura, irsaliye veya şirketlerde imza sirküleri üzerinde etkisi ne şekilde olacaktır? Çoğu zaman bu soru gündeme gelmektedir. Hatta, belediyeler tarafından yapılan bu değişikliklerin mükelleflerin ticaret sicil kayıtları üzerinde etkisi de söz konusu olabilmektedir.

    Bir mükellefin ait olduğu vergi dairesine bir başka vergi dairesine faaliyet alanına işyerini nakletmesi halinde elindeki mevcut belgeleri yeni geldiği vergi dairesi sınırları içerisinde kullanması mümkün görünmektedir. Burada kullanılan belgeler üzerine yeni adresin yazılması yeterli olabilecektir. Aynı şekilde, mükellefin adresinin belediye meclisi tarafından alınan karar gereğince değişmesi durumunda, elindeki mevcut belgeleri kullanabilecektir. Bu belgeler üzerine yeni bir kaşe basılmak suretiyle mevcut belgelerin kullanılması olasıdır. Diğer taraftan, belediye tarafından alınan karar doğrultusunda mükellefin faaliyette bulunduğu sokağın adının ya da numarasının

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Hatalı Vergi Tebligatı ve Ittıla Tarihine Göre Dava Açılması

    2577 sayılı İYUK’nunda dava açma süreleri genel ve özel  dava açma süreleri şeklinde iki türlü  dava süresi bulunmaktadır. Bunun dışında yasada belirtilen bazı  özel  durumların gerçekleşmesi halinde verilen ek sürelerde de dava açmak mümkün olabilmektedir[1]  Genel dava açma süreleri İYUK md.7 hükmünde  gösterilmiştir.

    İYUK’nun 7. maddesinde yer  alan genel dava açma sürelerinden başkaca  özel yasalarda da idari dava açma süreleri ile ilgili  bazı  hükümler mevcuttur.  Yasa koyucu kamu hizmetlerinin  niteliklerini ve diğer kamu hizmetlerine nazaran  durumlar  dikkate alınarak  İYUK’da gösterilenlerden  daha uzun  veya daha kısa idari dava açma süreleri  tespit edebilir.  Bu  gibi durumlarda özel  dava açma süreleri dikkate alınarak, genel  dava açma süreleri  uygulanmaz.

    Danıştay’ın ilk  derece mahkemesi olarak görevine giren davalarda 60 gün,  idari mahkemelerin  görevine giren davalarda  60 gün;

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    İhbarname Tebliğ Edilmeden Ödeme Emri Tebliğ Edilebilir Mi?

    İhbarname Tebliğ Edilmeden Ödeme Emri Tebliğ Edilebilir Mi?

    İhbarname Tebliğ Edilmeden Ödeme Emri Tebliğ Edilebilir Mi? , Vergi uygulamasinda ilk (1) nolu ihbarnameler teblig edilmeden, kesinlestirilmeden ödeme emri düzenlemez.[1] Ödeme emrinin düzenlenebilmesi için mutlak surette ihbarnamelerin kesinlesmesi gerekmektedir.[2] Mükelleflerin giyabinda çesitli sebeplerle veya ilanen teblig suretiyle kesinlestirilen ihbarname üzerine daha sonraki asamalarda ödeme emri düzenlenmesi hukuken tarhiyati sakatlandirici sonuçlar dogurabilmektedir.[3]

    İhbarname Tebliğ Edilmeden Ödeme Emri Tebliğ Edilebilir Mi?
    İhbarname Tebliğ Edilmeden Ödeme Emri Tebliğ Edilebilir Mi?

    Asagida yer alan nedenler olusmadan ödeme emri düzenlenemez, e-haciz yapilamaz. Buna göre;

    Tahakkuk asamasinda ihbarnameler kesinlestirilmeden ödeme emri düzenlenemez. Ödeme emri düzenlenmeden e-haciz yapilamaz. E-haciz yapilabilmesi için mutlak surette usulüne uygun ödeme emri tebligi (hatta usulüne uygun ihbarnamelerin tebligi ve kesinlesmesi gerekir) ve haciz varakasinin tanzimi zorunludur. Aksi takdirde hiçbir sekilde ne e-haciz veya ne kesin haciz tatbik olunabilir.

    Limited sirket ortaklari hakkinda e-haciz yürütülebilmesi için sirket tüzel kisiligine ait borcun mutlak surette ortak açisindan bireysellestirilmesi ve buna göre ödeme emri ortaga teblig edilmesi daha sonra ödeme emrinin kesinlesmesi üzerine ancak limited sirket ortaginin banka hesabina e-haciz yürütülebilir.

    Asil amme borçlusu sirketin mal varligi arastirmasi yapilmadan sirketin acze düstügü tespit edilmeden, sirketin iflasi istenmeden, Türkiye çapinda mal varligi arastirmasi yapilmadan sirket ortaklari nezdinde takip açilamaz.
    Teblig edilen ödeme emirleri ve kapsami hukuka aykiri ise, örnegin zamanasimina ugramis bir amme alacagi için ödeme emri düzenlense dahi bu konuda ödeme emri kesinlesmeden hiçbir icrai islemine tesebbüs edilemez. (6183 sayili yasa md.102)

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi Tebligatı Tebligat Kanuna Göre Yapılamaz

    Vergi Tebligatı Tebligat Kanuna Göre Yapılamaz

    Vergi Tebligatı Tebligat Kanuna Göre Yapılamaz , dava konusu ödeme emrinin dayanağını oluşturan ihbarnamelerin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda yazılı kurallar yerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda belirtilen hükümlere göre tebliğ edilmesi nedeniyle usulüne uygun olarak tebliğ edilip kesinleşen bir kamu alacağından söz edilemeyeceğinden, düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

     

    (T.C.DANIŞTAY 9. DAİRE E. 2008/5363 K. 2011/7553 T. 2.11.2011)

    Vergi Tebligatı Tebligat Kanuna Göre Yapılamaz
    Vergi Tebligatı Tebligat Kanuna Göre Yapılamaz

    İstemin Özeti : Davacı şirket adına düzenlenen 2001 yılına ilişkin 26.5.2007 tarih ve 4290 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı; davacı şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin 19.12.2006 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ edilen ihbarnamelere karşı süresi içinde dava açılmaması nedeniyle vergi ve cezaların kesinleştiğinin anlaşıldığı, davaya konu olayda ihbarnamelerin tebliği üzerine alacağın kesinleşmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle ödeme emri düzenlenmesinin yasal olduğu, ayrıca davacının ileri sürdüğü iddiaların ödeme emri aşamasında ileri sürülemeyeceği, dolayısıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden İzmir 4. Vergi Mahkemesinin 29.4.2008 tarih ve E:2008/141, K:2008/598 sayılı kararının; şirket kayıtlarında ihbarname tebliğine dair bir bilgi bulunmadığı, davalı idarenin işleminden önce emri tebliği ile haberdar olunduğu, verilen kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

    Savunmanın Özeti : Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

    Danıştay Savcısı Mehmet Sağlam’ın Düşüncesi : 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 51. maddesinde, mali tebliğlerin kendi kanunlarında açıklık bulunmaması halinde, bu kanunun genel hükümlerine göre yapılacağı kurala bağlanmıştır.

    Mali tebligata ilişkin kuralları düzenleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ evrakının teslimi” başlığını taşıyan 102. maddesinde muhatabın adresinde bulunamaması halinde tebligatın ne şekilde yapılacağı ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla