fbpx
Pazartesi, 6 Temmuz, 2020

Vergi İncelemesinin Amacı Nedir?

Vergi İncelemesinin Amacı Nedir ? ,Vergi ödevine ilişkin temel ilkeler Anayasamızın “Temel Haklar ve Ödevler”i düzenleyen İkinci Kısmının “Siyasi Haklar ve Ödevler”in tanımlandığı Dördüncü Bölümünün “Vergi Ödevi” başlıklı 73. maddesinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda;

“Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.”

“Kamusal gereksinimleri karşılamak için kişi ve kurumların mal varlıklarının bir bölümünün devlete geçirilmesi, bu yolla kamuya aktarılması” anlamındaki vergi, “devletin egemenlik gücüne dayanarak kamu giderlerine katılımı sağlamak amacıyla kişilerden aldığı ekonomik değerler” olarak tanımlanabilir.”

Vergi İncelemesinin Amacı Nedir?
Vergi İncelemesinin Amacı Nedir?

Anayasa’nın 73. maddesinin ilk fıkrasında, kamu giderlerini karşılamak üzere alınan verginin “mali güce göre alınması” ve “genelliği” ilkeleri benimsenmiştir. Genellik ilkesi, mali gücü olan herkesin, vergi yükümlüsü olmasını ve ayırım gözetilmeksizin gelir, servet veya harcamaları üzerinden vergi ödemesini gerektirir.

Mali güce göre vergilendirme ise, verginin, yükümlülerin ekonomik ve kişisel durumlarına göre alınmasıdır. Bu ilke, mali gücü fazla olanın, az olana oranla daha fazla vergi ödemesi gereğini belirtir. “Mali güç”, genellikle “ödeme gücü” anlamında kullanılmaktadır.

Kamu maliyesi

yönünden gelir, servet ve harcamalar mali gücün göstergesidir. Verginin, herkesten mali gücüne göre alınması, aynı zamanda eşitlik ilkesinin vergilendirme alanına yansımasıdır. Anayasa’nın 10. Maddesinde yer alan “yasa önünde eşitlik” ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlayarak yasa karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğundan, bu ilkenin, vergi yükünün dağılımında gözetilmesi gereken temel bir unsur olduğu kuşkusuzdur.

Mali gücü aynı olanlardan aynı, farklı olanlardan da farklı tutarda vergi alınması vergide eşitlik ilkesinin esasını oluşturur. Bu bağlamda, 73. maddenin ikinci fıkrasında da vergi yükünün adaletli ve dengeli bir biçimde dağılımı öngörülerek eşitlik ve hukuk devleti temelinde maliye politikasının sosyal amacı vurgulanmıştır.”

Bu noktada, vergi adaleti bakımından vergilendirmede boşluk kadar verginin mükerrerliği de haksız ve sakıncalı bir durumdur. Nitekim, 4837 sayılı Yasa’nın 1. maddesiyle 2003 yılı içinde alınan motorlu taşıtlar vergisinin aynı yıl içinde aynı miktarda ek vergi adı altında ikinci kez alınması Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’nın 73. maddesine aykırı görülmüştür.

İptal kararına ilişkin gerekçede açıklandığı üzere, 197 sayılı Yasa gereğince 2003 yılı için motorlu taşıtlar vergisi Vergi Usul Kanunu’na göre yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle zaten güncelleştirilerek alınmaktadır.

Güncelleştirilen yeni miktar üzerinden 2003 yılında ikinci kez ek vergi tahakkuk ve tahsil edilmek suretiyle vergi yükü araç sahipleri aleyhine ağırlaştırılmakta, gelir ve kurumlar vergisi yükümlüleri gibi diğer vergi mükelleflerine de yansıtılmamaktadır. Bu durum, vergi yükünün dengeli, adil, ölçülü ve eşit dağılımını engelleyerek Anayasa’nın 73. maddesinde öngörülen vergilendirme ilkelerine aykırılık oluşturmaktadır.”

Gerek vergi kavramının tanımına yönelik ortaya konulan unsurlar, gerekse Anayasamızda vergi ödevine ilişkin ifade edilen temel ilke ve esaslar dikkate alındığında, vergi ilişkisinin hassas bir denge üzerinde oturduğu anlaşılmaktadır.

Vergi hukuku,

kamusal yarar ile bireysel çıkarların çatıştığı bir alandadır. Bireysel çıkar olgusu, bireyin yasal çerçeve içinde mümkün olan en az vergi yüküne muhatap olma eğiliminden kaynaklanır. Kamusal yarar ise vergi idaresi tarafından verginin, kamusal harcamaların kaynağını oluşturması nedeni ile tam ve zamanında alınmasından doğan yarardı.”

Vergi ilişkisi çerçevesinde, hem vergilendirmenin ve vergilendirme işlemlerinin muhatapları (vergi yükünü taşıyanlar) hem de vergilendirmenin hizmet ettiği amaç bağlamında vatandaşlar (kamu hizmetlerinden faydalananlar) olmak üzere toplumun içe içe geçmiş iki önemli alanı kesişmektedir.

Vergi İncelemesinin Amacı Nedir? ,Dolayısıyla, vergilendirmeye ilişkin kuralların ve uygulamaların vergi sisteminin amaçlarına uygun olarak işlemesi, hem vergiyi yüklenen hem de verginin finanse ettiği alan itibari ile telafi edilmeyecek derecede önemi bulunmaktadır.

Bu nedenle, belirli bir egemenlik olgusuna dayanan vergi ilişkisinin vergi yasalarında soyut olarak tanımlanan şekline uygun biçimde tesis edilebilmesi için, bu ilişkinin öngördüğü yükümlülüklere aykırı davranışların engellenmesi gerekir. Bu ise sağlıklı bir vergi denetimi ve ceza sistemine bağlıdır.

Devlet

ve kişi arasında, vergiden doğan ilişkide, hem şekli ödevler hem de maddi borç açısından bir zorlama (cebrilik) ve gönülsüzlük bulunmakla birlikte devletin varlığını sürdürebilmesi ve sunması gereken hizmetleri finanse edebilmesi için ihtiyaç duyduğu kaynakları özel kesimden aktarabilesi için mali egemenliğini destekleyici mahiyette bir denetim ve ceza sistemini hayata geçirmesi gerekmektedir.

 Bu gereklilik, vergi hukuku içinde önemli bir kesit olarak vergi ilişkisinin denetim unsurlarının ve vergi ceza normlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ancak, bu noktada denetim ve ceza sistemi ile korunan yararı sadece “hazine” ile sınırlamak, bireyi ihmal eden bir bakış açısı sunar. Nitekim, herkesin vergi ödevini gereği gibi yerine getirmesi sağlanarak, dürüst mükelleflerin hukuki menfaatleri de korunmaktadır.”

 Vergi mükellefleri dayanışık bir topluluk oluştururlar. Bireyler bakımından vergi mükellefiyeti, ancak devletin diğer vergi mükelleflerinden de vergiyi tahsil edeceği garanti altına alınmışsa, katlanılabilir. Bu nedenle, bütün vergi mükelleflerinin kanundan doğan vergi yükü kısmını taşımalarını sağlamak için devletin tüm uygun ve gerekli araçları kullanması, her dürüst vergi ödeyicisinin yararınadır.”

Bu nedenle, vergi denetimi ve vergi cezaları vergi yükünün dağılımının adil ve eşit şekilde olmasını korumaktadır.

Vergi ilişkisinde, anayasal bir ilke olarak kişilerin mali güçlerine orantılı şekilde vergi yükümlülüğüne tabi tutulmaları esası benimsendiğinden bu yükümlülüğün kişilerin görünürdeki değil gerçek durumlarına göre dağıtı!ması gerekmektedir. Vergi yükümlülüğü karşısında isteksiz olan kişilerin vergi yükümlülüğünü etkilemek açısından gerçek durumlarından farklı görüntüleri ortaya koymaları mümkündür.

Ancak, idareye kişilerin vergilendirme karşısındaki gerçek durumunu tespit etmek ve gerçek durumunu esas almak açısından açık bir görev verilmiştir. Bu gerekliliğin bir uzantısı olarak da vergilendirmede esas alınacak durumun tespiti bakımından serbest delil sistemi benimsenmiştir.

VUK’un

“Vergi Kanunlarının Uygulanması ve İspat” başlıklı 3. maddesinin ispat kısmını düzenleyen (B) fıkrası uyarınca;

“Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz.

İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.”

Vergilendirme sürecinde, beyan esası kapsamında yükümlünün gerçek durumunu ortaya koyması, Vergi idaresinin de beyan esasını desteklemek üzere vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetini araştırması ve tespit etmesi ve bu durumu esas alarak vergilendirme sürecini yönlendirmesi gerekir.

Anayasa’da belirtilen “herkes” ibaresi, vergi ilişkisi karşında her şahsın gerçek durumuyla kavranması zorunluluğunu ortaya koymuştur. Vergi yasaları karşısında her şahsın gerçek durumunun tespit edilmesi, vergi ödevinin eşitlik ve adalet içinde dağıtılmasını sağlamak Vergi idaresinin temel amaçlarından biridir. Bu amaç beyana dayanan sistem içinde ancak denetim ve kontrol unsurlarının desteğiyle mümkündür.

Vergi sisteminin başarısı, vergi yasalarının iyi düzenlenmiş olmasının yanında aynı zamanda vergilemenin doğrudan veya dolaylı bir şekilde etkin denetimine bağlıdır. Ülkelerin ekonomik ve sosyal yapısına uygun yasalar yürürlükte bulunsa ve gelir idaresinin isleyişi mükemmel olsa bile vergi denetiminin yapılmaması ya da olması gereken nitelik ve etkinlikte uygulanmaması halinde sistemin zaman içinde bozulması ve doğru işlememesine neden olur.”

Bu kapsamda, ülkemizde vergi ilişkisi içinde beyan esası temel eksen olmakla birlikte vergi idaresinin yükümlüyü kontrol ve denetimi açısından çeşitli unsur ve araçlar öngörülmüştür. Bunların başlıcaları; yoklama (VUK md. 127-133), bilgi isteme (VUK md. 148-152), vergi incelemesi (VUK md. 134-141) ve arama (VUK md. 142-147), muhafaza ve ibraz (VUK md. 233-256) ile izahat isteme ve işyerini gezip görmedir. (VUK md. 257)

Vergi ilişkisinin kontrol ve denetimine yönelik bu unsurlar arasında idarenin vergi yükümlüsünü en kapsamlı şekilde gözden geçirdiği ve denetlediği araç vergi incelemesidir. Vergi incelemesi gerekli olduğunda yapılacak fiili envanter, yoklama veya arama sonucu ele geçirilecek defter,

kayıt ve belgeler dahil olmak üzere her türlü delil ile araştırma sonucu elde edilecek bilgi ve bulgular da dahil olmak üzere, mükellefin defter, belge, hesap ve kayıtlarının incelenmesi suretiyle mükellef tarafından ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun saptanmasıdır.

Vergi incelemesi

etkileri itibariyle çok yönlü bir faaliyettir. Her şeyden önce inceleme süresinde mükellefin bilmemekten, anlayamamaktan veya yanlış anlamaktan dolayı yapmış olduğu hatalar düzeltilmekte, bilgilenmesi sağlanmaktadır. Bu yönüyle mükellefin vergiye gönüllü uyumunu da destekleyerek daha doğru beyanda bulunmasına yardımcı olan bir süreçtir.

Ayrıca, kasıtlı şekilde vergi ziyaına neden olan mükelleflerin vergi kaçırmalarını önleme yönüyle de inceleme verginin eşit ve adil olarak dengeli şekilde dağıtılması ilkesinin tatbikine imkan sağlamaktadır. Bu bağlamda, vergi mevzuatına aykırılık durumunda gündeme gelen yaptırımların da uygulanmasını sağlayarak vergi sisteminin etkin şekilde işlemesine destek olmaktadır.

Vergi İncelemesinin Amacı Nedir?, amacı, yapılma yöntemi ve etkileri itibariyle yükümlü üzerinde kamu hukukunun baskın unsurlarını egemen kılan etkin bir araçtır. VUK’un 134. maddesinde vergi incelemesinin amacı, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olarak belirtilmiştir.

Dolayısıyla vergi incelemesinin hukuki mahiyetine ilişkin açıklamalar sırasında da yer verileceği üzere vergi incelemesi idarenin tek başına araştırma ya da tespite yönelik bir işlemi olmayıp vergi ilişkisini gerçek duruma uygun şekilde tesis etmeye yönelik sürecin (zincir işlemin) bir halkasıdır.

Nitekim, vergi incelemesinden maksat kapsamında vergi incelemesinin amacı sadece ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak ve tespit etmekle sınırlı olarak ifade edilmemiş aynı zamanda bu doğruluğun sağlanması hedefi de ortaya konulmuştur. Bu nedenle, ön/hazırlayıcı mahiyetteki vergi incelemesi esasen tarhiyat ve ceza kesme işlemleriyle tamamlanan bir dizi işlemler zincirinden (zincir işlemden) oluşmaktadır.

Diğer yandan, VUK’un 134. maddesinde vergi incelemesinin amacı olarak sadece ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, tespit edilmesi ve sağlaması belirtilmiş olsa da esasen VUK’un 364 ve 367. maddeleri de dikkate alındığında vergi incelemesi Vergi Kanunlarına aykırılık nedeniyle ortaya çıkan vergi ve diğer cezaların uygulanmasına da temel dayanak noktası oluşturmaktadır.

Diğer bir ifadeyle vergi incelemesi sadece vergilendirme işlevine hizmet etmekten ziyade vergi ilişkisinde ortaya çıkan cezayı gerektiren durumlara ceza uygulanması sürecine de işlerlik kazandırmaktadır.

VUK’un

“Cezayı Gerektiren Olayın Tespiti” başlıklı 364. maddesi uyarınca, vergi cezalarını gerektiren olaylar vergi dairelerince veya yoklamaya ve vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından tespit olunur. Yoklama ve vergi incelemesi sırasında rastlanan, vergi cezasını gerektirici olayların, raporlarda gösterilmesi, delillerin kaybolması ihtimalinin bulunduğu hallerde bunların tutanakla tespit edilmesi mecburidir.

Ayrıca, VUK‘un “Bazı Kaçakçılık Suçlarının Cezalandırılmasında Usul” başlıklı 367. maddesinin 6009 sayılı Kanun’la değişik ilk fıkrası uyarınca; yaptıkları inceleme sırasında VUK’un 359. maddesinde yazılı suçların işlendiğini tespit eden merkez inceleme elemanları tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla doğrudan doğruya ve

vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık tarafından keyfiyetin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi mecburidir. Bu suçların işlendiğine sair suretlerle ıttıla hasıl eden Cumhuriyet başsavcılığı hemen ilgili vergi dairesini haberdar ederek inceleme yapılmasını talep eder.

Kamu davasının açılması, inceleme neticesinin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesine kadar ertelenir. Vergi cezaları (vergi ziyaı ve özel usulsüzlük de dahil olmak üzere usulsüzlükler) ancak Kanunda tanımlanan kabahat niteliğindeki eylemlerin tespiti üzerine kesilebilir. (VUK md. 364) Ayrıca vergi suçlarının kovuşturulması da (kovuşturma şartı olarak) vergi suçunu teşkil eden eylemlerin vergi incelemesiyle tespitine ve bu konuda mütalaa verilmesi koşuluna bağlanmıştır.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Vergi İncelemesine Neden Seçilebilirsiniz?

Vergi İncelemesine Neden Seçilebilirsiniz?

Vergi İncelemesine Neden Seçilebilirsiniz? , en basitinden koda alınan mükelleflerin müşterilerini kaybettiklerini ve yeni müşteri bulmakta zorlandıklarını görüyoruz. Bu yüzden incelenen mükellefler öncelikle çalıştıkları meslek mensupları (yeminli mali müşavir, mali müşavir ve varsa avukat) ile bir inceleme süreci yönetim ekibi kurmalılar.

Mükellefler inceleme elemanlarının istedikleri bilgileri tam ve eksiksiz yerine getirmeli, özellikle sürelere riayet etmelidirler. Defter ve belgelerin zamanında ibraz edilmesi çok önemlidir. Şehir dışında bulunma, hastalık veya belgelerin toparlanmasının zaman alması gibi durumlarda süre dolmadan önce müfettişe haber verilmeli, ek süre talep edilmelidir. İnceleme elemanı ile gereksiz tartışmalara girilmemeli, inceleme ile doğrudan ilgili olmayan kişilerin inceleme elemanı ile muhatap olması önlenmelidir. İnceleme elemanı ile irtibatın olabildiğince tek elden sürdürülmesi, muhtemel eleştiri konuları, savunma ve dayanaklar konusunda önceden hazırlık yapılması gerekmektedir.

Vergi İncelemesine Neden Seçilebilirsiniz?
Vergi İncelemesine Neden Seçilebilirsiniz?

Ülkemizde maalesef mükelleflerin incelenme oranı çok düşüktür. Sahte fatura kullanım incelemeleri, incelenen mükellef sayısını artırmışsa da bu oranın tüm mükellefler nezdinde yüzde 2’yi geçmediğini belirtmek gerekir.

İnceleme sırasında mükelleflerin haklarını kapsamlı ve güzel bir tasnifle ele almış. Vergi Usul Kanunu ve hukukun genel ilkelerinden doğan haklar hakkında bilgi almak için bu yazıya başvurulabilir.

İnceleme sonrasında mükellef aleyhine bir tarhiyat söz konusu olursa başvurulacak itiraz yolları vardır. Bunlardan birincisi uzlaşmaya başvurmaktır. Uzlaşma incelemeyi yapan birimde yapılan tarhiyat öncesi veya vergi ve cezaların kesilmesinden sonra vergi dairesinde yapılan tarhiyat sonrası uzlaşma olmak üzere ikiye ayrılıyor.

Uzlaşmadan başka mükelleflerin indirim talebinde bulunmaları veya rapora istinaden kesilen vergi ve cezaların iptali için vergi mahkemesinde idare aleyhine dava açma hakkı da bulunuyor.

Vergi incelemesine neden seçilebilirsiniz?

Vergi Denetim Kurulu, risk analizi yaparken bazı kriterleri ve yöntemleri dikkate almaktadır. Bu kriterlerden ve yöntemlerden bazıları şunlar olabilir: Vergi dairesi dosyasının taranması, mali tabloların mali analiz yoluyla ölçülerek, sektör, mükellef ve konu bazında seçim yapılması, özelliği olan sektör ve konuların denetlenmesi, denetim elemanları tarafından yapılan karşıt incelemeler, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kodlarına girilmesi, devamlı devir KDV verilmesi, devamlı zarar beyan edilmesi, faaliyet ile orantısız iade talepleri, mali tabloların tutarsızlıklar içermesi, giderlerin yüksekliği, ortaklar cari hesabının şişkinliği, mükellef hakkında ihbar olması, Başbakanlık ve bakanlık takipli özel incelemelerin vergisel açıdan değerlendirilmesi, karapara incelemelerinin vergisel açıdan incelenmesi, diğer denetleyici ve düzenleyici kurumların talebi (SPK, BBDK vb), banka, aracı kurum gibi finansal piyasalarda yapılan denetimlerin yansıması.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

İhbara Dayalı Vergi İncelemeleri ve Sonuçları

İhbara Dayalı Vergi İncelemeleri ve Sonuçları

İhbara Dayalı Vergi İncelemeleri ve Sonuçları,

Türk Vergi Sistemi genel özelliği itibari ile beyana dayalı bir vergilendirme şeklini öngörmektedir. Buna göre, vergilendirmede mükellefin beyanı esas alınmakta, ancak buna karşılık, Vergi Dairesi tarafından mükellef beyanlarının doğrulu vergi incelemeleri sonucunda denetlenmektedir. ( VUK mad. 134,140 ) [1]

Vergi incelemeleri 213 sayılı VUK’ un 134. Mad. tarif edildiği üzere incelemenin amacı ödenmesi gerekli vergilerin doğruluğunu araştırmak, irdelemek, tespit etmek ve sağlamaktır. ( Bkz: Vergi İncelemeleri nde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, RG, 31.10.2011 )

İhbara Dayalı Vergi İncelemeleri ve Sonuçları
İhbara Dayalı Vergi İncelemeleri ve Sonuçları

213 sayılı VUK’a göre ihbara veya şikayete dayalı vergi incelemelerinde ilgili inceleme yönetmeliği hükümleri uyarınca şikayet sahibinin yazdığı ihbar dilekçesinin doğruluğu veya dilekçede yer alan maddi olayların hukuki değerleri araştırılmaktadır.( Bkz: SOYDAN Başar, Vergi İncelemesi, S:476 ) Vergi Denetim Kurulu şikayet veya ihbarlarla ilgili 31.10.2011 tarihli resmi gazetede yayınlanan yönetmelik hükümlerine göre; şikayet dilekçesini çok yönlü araştırmak zorundadır. Buna göre

Gelir İdaresi ihbar ve şikayetler konusunda aşağıdaki konulara dikkat etmektedir:

1-İhbar dilekçesinde ileri sürülen hususların şikayet edilen mükellefle ilgili olup olmadığı,

2-İhbarcının dilekçede verdiği maddi olaylar,

3-İhbarcının adı, soyadı, TC no, ihbar edilen olayların gerçekçiliği,

4-İhbara maruz kalan mükellefin durumu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların tutarlılığı,

5-İhbar dilekçesinde şikayet sahibi tarafından eklenen ve şikayete konu, belge ve bilgiler,

6-…………………….

Sonuç olarak, ihbarın idare tarafından ciddiye alınması sonucunda ilgili denetim elemanları şikayete maruz kalan gerçek veya tüzel kişi mükellefin defter kayıt ve belgeleri üzerinde şikayet dilekçesi doğrultusunda vergi incelemesi gerçekleştirmektedir. ( VUK mad. 135-141 )

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Vergi İncelemesi Nedir? Vergi İncelemesi Tanımı

Vergi incelemesinin yapılmasındaki maksat Vergi Usul Kanunu’nun 134. maddesinde “ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak” şeklinde açıklanmış, ancak VUK’ta amaç yönünden yer verilen bu belirleme çeşitli kaynaklarda vergi incelemesinin kanuni tanımı olarak esas alınmıştır.

 

Öncelikle, kanunda amaç yönünden yapılan belirlemede vergi incelemesinin tanımında ve kapsamında olması gereken belirli unsurlar eksik kalmıştır. Daha doğrusu, vergi incelemesi işlevinin asli fonksiyonu yanında ikincil nitelikte görülen bazı unsurlara yer verilmemiştir. Bu bağlamda, “ödenmesi gereken vergilerin doğruluğu” ifadesi, maddi vergi ödevine işaret ederken, vergi ödevinin şekli boyutu ve vergi ceza hükümleri ile vergi suçu teşkil

edebilecek boyutu ihmal edilmektedir. Nitekim gerek vergi denetimi gerekse bunun en detaylı ve kapsamlı şekli olan vergi incelemesi vergilendirme alanında sadece ödenmesi gereken vergi olarak ifade edilen maddi vergi ödeviyle ilgili olmayıp, bu ödevin yerine getirilmesi sürecinde önemli yer tutan şekli ödevlerin kontrolü ve denetimi ile bu alanda oluşabilecek vergisel kabahatlerin ve/veya vergi suçlarının araştırılması ve tespiti çalışmalarını da içerir. Bu noktada, kanun koyucu vergi incelemesinin odağında ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, tespit edilmesi ve sağlanması amacının bulunduğunu belirlemekle birlikte, VUK’un şekle ilişkin hükümleri ile ceza hükümlerini düzenleyen 4. kitabı dikkate alındığında, doğruluğun VUK’un 134. maddesinde belirtilen temelde araştırılmasında vergi inceleme sürecinin şekle ilişkin ödevleri, vergisel kabahatleri ve vergi suçlarını da doğal olarak kavrayacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, VUK’un 134. maddesinde amaç yönünden yer alan belirlemenin eksikliklerinin vergi incelemesinin tanımında tamamlanması gerekir.

 

Vergi incelemesi, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak ve tespit etmek açısından farklı yöntem ve tekniklerin kullanıldığı bir süreçtir. Bu teknikler, mükellef tarafından sunulan defter, kayıt ve belgelerin revizyonu olabileceği gibi, bunların harici bilgi ve belgelerle kontrolü” ve sağlamasının yapılması da olabilir.

 

Vergi incelemesi genel olarak vergiyi doğuran olay gerçekleştikten sonra yapılır. Dolayısıyla vergiyi doğuran olaya ilişkin durum, işlem ya da ilişkiler üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra, bunların gözden geçirilmesi söz konusudur. Bunların gözden geçirilmesi farklı boyutları olan bir konudur.

 

Öncelikle, bunların kendi içinde bilgi, belge ve kayıt düzeni olarak tutarlı olup olmadığı araştırılmaktadır. Bu araştırma aşaması bir revizyon faaliyetidir.

 

Ayrıca bu bilgi, belge ve kayıtların gerçek durumu yansıtıp yansıtmadığı harici bilgi ve belgelerle, karşıt incelemelerle araştırılabilir. Son olarak, bunların iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygunluğu da nazara alınmak durumundadır. Kendi içinde tutarlı, harici bilgi ve belgelerle de desteklenen ancak iktisadi, ticari ve teknik icaplara aykırılığı bulunan bir konuda yeterli ve tatmin edici bir açıklama ortaya konulamazsa bu konuda bir eleştiri gündeme gelebilecektir.

 

Vergilendirmede gerçek mahiyete ulaşılması hedeflenmekle birlikte vergi incelemesiyle bu hedefe mümkün olduğunca yaklaşılması öngörülmektedir.

 

Dolayısıyla, inceleme sürecinde büyük ölçüde serbest delil sisteminin benimsenmiş olması, sadece yükümlünün sunduğu defter, kayıt ve belgelerle sınırlı kalınmaksızın bunların ötesinde harici bilgi, belge ve bulgularla birlikte, yerine göre karinelerin de kullanılmasına imkan vermektedir.

 

Vergi incelemesi vergi denetiminin daha özel bir şekli olarak varlık kazanmaktadır. Vergi ilişkisinin detaylı ve kapsamlı olarak yükümlünün sunduğu defter, kayıt ve belgelerle birlikte, gerektiğinde yükümlü dışında elde edilen delillerle araştırılmasına yönelik bu süreç ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılmasıyla sınırlı olmayıp, araştırmanın ötesinde tespit edilmesi ve sağlanması aşamalarını da içermektedir. Bu yönüyle, vergi incelemesi araştırma, önleme ve düzeltme fonksiyonlarını bünyesinde barındırmaktadır. Vergi incelemesi yetkisi de sadece araştırma ve tespitle aşamalarıyla tamamlanmayıp doğruluğun sağlanmasını da içeren etkili ve aktif bir güçtür.

 

Vergi denetimi ve özellikle vergi incelemesinin amaç, fonksiyon ve özellikleri dikkate alındığında, hukuki dayanağını verginin temel ilkelerinin belirtildiği Anayasa’nın 73. maddesinden aldığı söylenebilir. Nitekim, vergi denetimi ve incelemesi, verginin mali güce göre, adil ve eşit bir şekilde herkesten cebri ve karşılıksız olarak doğrulukla alınmasını sağlamanın temel aracıdır. Bu yönüyle, Anayasa’da belirtilen vergilendirme ilkelerinin hayata geçirilmesinde vergi idaresinin etkinliği bakımından en önemli araçlardan “biri vergi incelemesidir. Vergi incelemesi, bağımsız ve tarafsız olarak vergilendirme sürecini kapsayıcı şekilde gözden geçirme yoluyla Anayasa’da öngörülen vergilendirme ilkelerinden sapmaları engelleyecek en önemli araçtır. Ancak, bu noktada önemli olan, kamu hukukunun yansıması olarak devlet ve kişi arasındaki statü farkının en yoğun şekilde hissedildiği ve kişilerin temel hak ve özgürlüklerine yönelen vergilendirme alanında, vergi incelemesinin öngörülen amaçlara ulaşabilmesi vergi idaresi ile yükümlü arasında hukuki dengeyi sağlayacak usul kurallarıyla yürütülmesine bağlıdır.

Diğer bir ifadeyle, vergilendirmenin temel ilkelerinin hayata geçirilmesinde en önemli araçlardan biri olan vergi denetimi ve incelemesinde, temel amaç olan maddi vergi ödevi gözetilerek mükellef hukukunun zedelenmeden bu amacın tahakkuku hassas usul kurallarıyla sağlanmak durumundadır. Cebri, tek taraflı ve karşılıksız olan vergi ilişkisinde vergi incelemesinin bu ilişkinin özünü kavrama gayreti bu sürecin özden daha büyük külfetlere ve sıkıntılara neden olmayacak şekilde tasarlanmasını gerektirir.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Vergi Denetimi Nedir?

Denetim, iktisadi faaliyet ve olaylarla ilgili iddiaların, önceden saptanmış ölçütlere uygunluk derecesini araştırmak ve sonuçları ilgi duyanlara bildirmek amacıyla, tarafsızca kanıt toplayan ve bu kanıtları değerleyen sistematik bir süreçtir.

 

Vergi incelemesini de kapsayan vergi denetimi ise, devletin yetkili uzman personeli tarafından kamu gücü kullanılarak gerçekleştirilen, ödenecek olan verginin zamanında ve eksiksiz ödenmesini ve vergi güvenliğini sağlamaya yönelik çeşitli tedbirler ile teknikleri içeren ve devamlılık özelliği olan idari işlemlerin tümüdür. Başka bir ifadeyle vergi denetimi, idare ve yükümlülerin vergi mevzuatına uygun hareket edip etmediklerinin Anayasa ve yasalarla belirlenen ilkeler çerçevesinde araştırılması, saptanması ve sağlanmasıdır.

 

Dolayısıyla, vergi denetimi sadece vergi yükümlülerine yönelik bir faaliyet olmayıp aynı zamanda vergi idaresinin de işlem ve eylemleri açısından vergi mevzuatına uygunluğunun tarafsız ve objektif olarak gözden geçirilmesini kapsayan bir süreçtir. Bu süreçte denetime tabi tutulan somut işlem ve olayların incelenmesinde ve değerlendirilmesinde dikkate alınacak kriterler vergi yasalarıyla ortaya konulmuş olan kurallara dayanmaktadır.

 

Vergi güvenliğini sağlamayı hedefleyen vergi denetiminin belirli özellikleri bulunmaktadır. Bunlar; vergi ödevinin uzantısı olan bu sürecin yasalarla açıkça düzenlenmiş olması, bir güvenlik müessesesi teşkil etmesi, kamu gücüne dayanması, vergi ilişkisine paralel olarak süreklilik göstermesi, denetlenecek ya da incelenecek konuya göre farklı araçlarla ve farklı boyutta yapılması, içerik ve niteliği itibariyle uzman personel gerektirmesidir. Bu özelliklere sırasıyla bakıldığında;

 

Vergi ilişkisinin bir boyutunu da vergi denetimi teşkil etmektedir. Mükellefe ve idareye yönelik bir takım yükümlülük ve etkiler yaratan bu sürecin kimler tarafından, hangi araçlarla ve ne şekilde gerçekleştirileceğinin vergi ilişkisinde keyfilik yaratılmamak üzere yasalarda düzenlenmesi gerekir.

 

Vergi denetimi vergi güvenliğinin sağlanmasında temel araçlardan biridir. Vergi denetimi, vergi idaresinin ve vergi yükümlülerinin vergi mevzuatına uygun hareket edip etmediklerinin kontrolünü sağlar. Bu kurallardan  sapmaların gerekli yaptırımlarla engellenmesi ve ihlal edilen ödevlerin ikmal edilmesi sağlanır. İdarenin ve yükümlülerin bu süreçte bilgi ve kontrol eksikliklerinin giderilmesi, yorum yanlışlıklarının ve hataların gözden geçirilmesi ve düzeltilmesi de gündeme gelir.

 

Vergi denetiminde, vergi ilişkisinde geçerli olan cebrilik özelliği aynen yer almaktadır. Vergi denetim araçları, denetime tabi olanın iradesinden bağımsız şekilde kamu gücü kullanılarak uygulanmaktadır.

 

Vergi denetimi, vergi ilişkisine paralel şekilde süreklilik gösterir. Vergi denetiminde konu olarak hem şekli hem de maddi yükümlülüklere uygun davranılıp davranılmadığı araştırılır. Ayrıca, vergilendirme alanında oluşan vergi suçları da vergi incelemesi yoluyla tespit eder.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Vergi İlişkisinde ve İnceleme Sürecinde Usul ve Standartlar

Arapça kaynaklı bir kavram olan “usul”, “asıl”ın çoğulu olup, asıllar, kökler, temeller, bir ilmin asıl mevzuundan önce öğrenilmesi lâzım gelen esaslar, bir hedefe ulaşmak için tutulan düzenli yol, tarz, metot ya da tertip anlamlarına gelmektedir. Güncel Türkçede ise, metot, yöntem, bir amaca ulaşmak için tutulan yol, tarz, üslup demektir. Dolayısıyla, usul, vasıl olmayı yani asıl amaca ulaşmayı sağlayan yol, yöntem, araçtır.

 

Belirli bir amaca yönelik olarak yapılan iş ya da işlemle ilgili faaliyetin sistemli, metotlu ve planlı şekilde yürütülmesini ifade eden usul, hukuk alanında da önemli bir işleve sahiptir. Maddi hukuk esas itibariyle usule bağlıdır. Diğer bir ifade ile maddi hukukun soyut kalıplardan çıkarılarak somutlaştırılması, somut olaylara tatbik edilerek güncelleştirilmesi için usulün ve usulde yer alan çeşitli somut safhaların geçilmiş olması gerekir. Bu anlamda, usul ile maddi hukuk birbirleriyle karşılıklı ilişki içinde olup, değişik özellikleri ile birbirlerini tamamlamaktadır.

 

Bu noktada, vergi ilişkisini düzenleyen vergi hukukunun kendi özgün yapısı içinde bu ilişkinin tesisi ve yürütümü bakımından yetkili kılınan idarenin vergilendirme sürecindeki işlemleri bakımından çeşitli usul hukuku alanlarının etkisi söz konusudur. Öncelikle, vergilendirmenin kendi teknik özelliklerine bağlı usul boyutu özel olarak Vergi Usul Kanunu’nda ele alınmış ve detaylı şekilde düzenlenmiştir. Ancak, genel olarak vergi idaresi tarafından tesis edilen vergilendirme işlemleri ve konumuz itibariyle de vergi incelemeleri idari işlem kimliklerine binaen idari işlemin tüm unsurlarıyla birlikte özelliklerini de büyük ölçüde bünyelerinde barındırırlar. Dolayısıyla da vergilendirme alanı idare hukukunun ve idari usulün etkisi altındadır. Ayrıca, vergisel kabahatler ve vergi suçları bakımından da vergi uygulamasında Kabahatler Kanunu ile ceza mevzuatına da müracaat edilmesi söz konusudur. Aramalı inceleme boyutunda gündeme gelen “arama”ya ilişkin olarak da VUK’”ta yapılan atıf nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu’na başvurulması gündeme gelmektedir.

 

Bu çerçevede, vergi ilişkisinin bir boyutunu teşkil eden vergi incelemesi sürecinde, gerek bu işlemin kendisi açısından başından sonuna kadar izlenecek aşamalar itibariyle gerekse bu işleme bağlı tarhiyat ve ceza kesme gibi işlemlere yönelik olarak bir dizi usul kuralı varlık kazanmaktadır. Bu usul kuralları sadece vergi usulüne ve tekniğine bağlı olmanın ötesinde, idari yargılama boyutunu da kapsamak üzere idari usule ve Kabahatler Kanunu ile ceza yargılaması usulüne de temas etmektedir. Dolayısıyla, vergi hukuku bünyesinde vergilendirme usulüyle birlikte vergi ilişkisine bağlı olarak ortaya çıkan çeşitli usul alanlarının kesişmesi söz konusudur. Vergi idaresinin vergilendirme boyutuyla vergi usul kurallarını dikkate almanın ötesinde, organik yönden ve fonksiyonel olarak idari yapıya bağlı olmaları bunların işlem ve faaliyetlerinin idarı usule tabi olup idari yargılama sürecine dahil olmalarını gündeme getirmektedir. Ayrıca, vergi incelemesi kapsamında yapılan arama ve vergi suçları gibi konularda ceza-ceza yargılaması hukukuyla birlikte vergisel kabahatler bakımından da Kabahatler Kanunu’nda öngörülen genel esaslarla ilişki kurulması söz konusudur.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Vergi Ceza İhbarnamesi Nedir?

Uygulamada en çok karşılaşılan ve mahkemelerde en çok davaya konu edinilen işlem vergi/ceza ihbarnameleridir. Bu ihbarnameler, Mal Müdürlükleri, Vergi Dairesi Müdürlükleri ve Belediyelerce düzenlenir ve tarh edilen vergi, harç ve kesilen cezayı gösterir belgelerdir. Söz konusu ihbarname, hem vergiyi/harcı hem de cezayı (genellikle verginin bir veya üç katı tutarında) kapsayabileceği gibi yalnızca cezadan (genellikle usulsüzlük ya da özel usulsüzlük cezası) ibarette olabilir.

İhbarnamenin esası ve muhteviyatı 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 34. ve 35. maddelerinde düzenlenmiştir. 35. madde de yer verilen unsurların, davaya konu edeceğiniz ihbarnamede bulunup bulunmadığını, bu unsurlardan hangilerindeki eksikliklerin ya da yanlışlıkların esasa etkili nitelikte olduğunu incelemek size düşmektedir.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Aramalı Vergi İncelemesi Nedir ?

Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, tespit edilmesi ve sağlanmasıdır. İnceleme sürecinde mükelleflere defter ve belgelerin ibrazı için süre verilir. İnceleme sırasında inceleme elemanının zor kullanarak defter ve belgelerin bulunduğu yere girmesi, arama yapması ve bu defter ve belgelere el koyma yetkisi yoktur. Ancak Vergi Usul Kanunu’nda bulunan şartların gerçekleşmesi halinde vergi mükelleflerinin rızası olmadan arama yapılabileceği mezkûr Kanun’un 142 ila 147. maddelerinde hüküm altına alınmıştır. Arama ile ilgili bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Çalışmamızda aramanın hangi hallerde yapılabileceği, arama kararının nasıl alınacağı, aramanın hangi usul şartları çerçevesinde gerçekleştirileceği, arama esnasında bulunan defter ve belgelere ne şekilde el konulacağı ve bunlar üzerinde nasıl inceleme yapılacağı hakkındaki konulara yer verilecektir.

Türk Vergi Sisteminde (TVS) verginin tarhiyatı, esas olarak beyan üzerine yapılmaktadır. Beyan esası mükelleflerin/ sorumluların vergi matrahını doğrudan doğruya kendilerinin vergi idaresine bildirmesine dayalı bir sistemdir. Mükelleflerin matrahlarını beyan ederken dürüst davranması ve vergi kanunlarını doğru uygulaması önem taşımaktadır. Bu açıdan beyana dayalı tarhiyatın esas alındığı sistemlerde toplumun vergiye bakış açısı ve vergi bilinci önemlidir. Sistemimizde beyan esası geçerli olsa da bu esas beyanların denetlenmesine engel değildir. Yasa koyucu da mükelleflerin beyanlarının doğruluğunu tespit etmek için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu(VUK)’nda koruma müesseselerini düzenlemiştir. Kanun’a göre koruma müesseseleri;

– Yoklama

– İnceleme

– Arama

– Bilgi toplama

olmak üzere dört başlık altında toplanmıştır.

Söz konusu koruma müesseselerinden arama, çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Alt bölümlerde detaylarına yer vereceğimiz arama müessesesi diğer yöntemlere göre daha ağır sonuçlar doğurabilecek bir yöntemdir. Mükelleflerin ticari itibarını zedeleyebileceği gibi Anayasa’da düzenlenmiş olan temel hak ve hürriyetlerden bazılarını kısıtladığından veya ortadan kaldırdığından hem Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hem de VUK ile sıkı şekil şartlarına tabi tutulmuştur. Bunlarla birlikte, şartlara uygun yapılmayan arama kararı sonrası tarh edilen vergi, hukuka aykırı bir arama sonrasında elde edilmiş bir delile dayanacağından, mahkemeler tarafından iptal edilebilecektir. Bu yüzden sağlıklı sonuçlar alınabilmesi adına yapılacak işlemlerde Anayasa, CMK ve VUK hükümleri topluca dikkate alınmalıdır.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Devam Eden Sınırlı Vergi İncelemesi, Tam Vergi İncelemesine Dönüştürülebilir mi?

213 sayılı VUK hükümlerine göre, vergi incelemelerinde uyulacak ilkelerle ilgili yönetmelik (bkz. R.G. 31.10.2011 – 28101) hükümlerine göre tam vergi incelemesi, gerçek veya tüzel kişi olan mükellefin hakkında bir veya birden daha çok vergi nev’i itibariyle, bir veya daha fazla vergilendirme dönemine ait her çeşit iş ve işlemlerinin bütün matrah unsurlarını kapsayacak şekilde yapılacak olan vergi incelemesi olarak tarif edilmiştir.1

Öte yandan, sınırlı vergi incelemesi için ise söz konusu yönetmelikte ayrıntılı bir tarif yapılmamış olup, tam inceleme haricinde kalan (sınırlı inceleme, karşı inceleme vs.) vergi incelemeleri mahdut yani sınırlı vergi incelemesi olarak tanımlanmıştır. Başka bir ifadeyle, söz konusu yönetmelikte sınırlı incelemenin hudutları açık bırakılmıştır (Bkz. Yönetmelik md.6).

Vergi Denetim Kurulu tarafından mükelleflerle ilgili olarak düzenlenen incelemeye başlamaya tutanağının ön kısmında, mükellef kimlik ve iletişim bilgileri yer almaktadır. Bunun hemen alt kısmında “inceleme bilgileri”ne yer verilmiştir. İnceleme bilgileri olarak; incelemenin türü (tam-sınırlı), gerekçesi, dönemi, incelemeye başlama tarihi, incelemenin konusu (yıllık gelir vergisi, g.stopaj, KDV gerçek vs.) yer almaktadır.

Söz konusu yönetmeliğin 6.maddesinde, vergi inceleme görevinin yazı ile verileceği, inceleme görevi yazılarında; nezdinde inceleme yapılacak kişilere ve konulara ilişkin bilgilere, incelemenin türüne, gerekçesine, dönemine ve süresine ilişkin hususlara yer verileceği, vergi incelemesinin sadece inceleme görev yazısında belirtilen konu ve döneme ilişkin yapılacağı, inceleme konusu ve dönemi ile ilgili olmayan herhangi bir hususa ilişkin mükelleften bilgi ve belge talebinde bulunulamayacağı, ancak yürütülmekte olan incelemeler sırasında, görevlendirme yazısında belirtilenden farklı bir konu veya döneme ilişkin eleştiriyi gerektiren hususların tespiti durumunda söz konusu durumun inceleme görevini verenlere bildirileceği belirtilmiş. Yine yönetmeliğe göre, inceleme görevini verenler, tam veya sınırlı inceleme olarak yapmış oldukları görevlendirmenin mahiyetini değiştirmeye yetkilidir. İncelemenin mahiyetinin değiştirilme nedeni, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar tarafından, nezdinde inceleme yapılana bildirilir (bkz. VUK md.114-140).

Sonuç olarak, sınırlı inceleme tam incelemeye dönüştürülmediği sürece tam kapsamlı inceleme yapılamaz (bkz. Yönetmelik md.6).

______________________

(1) Söz konusu yönetmelik için R.G.’de 31.10.2011 gün ve S:28101 yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Vergi İnceleme Sürecinde Mükellefin Hakları

✓ Dava Açma Hakkı

 

Mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilirler

 

✓ Vergi İnceleme Elemanının Kimliğini Görme Hakkı

 

Mükellefler, Vergi Usul Kanunu’nun 136 ncı maddesine göre; vergi incelemesi yapanların kimliğinin işe başlamadan evvel kendilerine gösterilmesini isteyebilirler.

 

✓ İnceleme Konusunu ve Kapsamını Öğrenme Hakkı

Vergi Usul Kanunu’ nun 140/1 inci maddesine göre; mükellefler vergi inceleme elemanlarından incelemenin mevzuu hakkında incelemeye başlamadan önce kendilerine açıklama yapılmasını isteyebilirler.

 

✓ Defter ve Belgelerini İbraz Etmek İçin Ek Süre İsteme Hakkı

Vergi Usul Kanunu’ na göre; mükellef zor durumda kalması nedeniyle defter ve belgelerini istenen sürede ibraz edemeyecek durumda ise, ek süre verilmesini isteme hakkına sahiptir.

 

✓ İncelemenin Her Safhasında Bilgi Alabilme Hakkı

Mükellef, vergi incelemesinin her safhasında inceleme süreci hakkında inceleme elemanından bilgi isteyebilir.

 

✓ İnceleme Sırasında Müşavir ve/veya Avukat Bulundurma Hakkı

 

Mükellef vergi incelemeleri ile ilgili görüşmelere, defter ve kayıtlarla ilgili olan yetkili Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirler veya avukatların kendisiyle birlikte katılmasını sağlamak ya da kendisini temsilen yetkili bir temsilcisini göndermek hakkına sahip bulunmaktadır. (Mükellefi temsilen gelen kişilerin yasal olarak yetkilendirilmiş olmaları ve temsil belgesinin görüşmeler başlamadan önce inceleme elemanına verilmesi gerekir.)

 

✓ Vergi İnceleme Tutanaklarına İtiraz ve Görüşlerinin Yazılmasını İsteme Hakkı

 

Vergi Usul Kanunu’nun 145 inci maddesine göre; mükellefler diledikleri itiraz ve mülahazaların vergi inceleme tutanaklarına kaydedilmesini isteyebilirler.

 

✓ Kayıtların İşlenmesi İçin Ek Süre İsteme Hakkı

 

Vergi Usul Kanunu’nun 146 ncı maddesine göre; mükellef arama sonucunda el konulan defter ve belgelerin muhafaza altında olması sebebiyle zamanında yapılamayan kayıtlarını, defterlerin geri verilmesinden sonra 1 aydan az olmamak üzere verilecek uygun bir süre içinde yapabilir.

 

✓ İlgililerin Tutanağın İçerdiği Hususlardan Haberdar Olma Hakkı

 

31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 17’ nci maddesinin (d) bendinde yer alan “Tutanakta belirtilen hususların ilgililer tarafından okunduğunu ve doğruluğunun anlaşıldığını belirten ifade yer alır” düzenlemesi uyarınca; ilgililer vergi incelemesi sırasında düzenlenen tutanağı okuma, içerdiği hususların doğruluğu, defter kayıtlarına, belgelere ve ifadelere uygunluğunu anladıktan sonra birlikte (Vergi İncelemesini yapan Yetkili ile) imzalama ve dolayısıyla tutanağın içerdiği hususlardan haberdar olma hakkına sahiptir.

 

✓ Tutanaktan Bir Nüsha Alma Hakkı

Vergi Usul Kanunu’nun 141’inci maddesinde göre; mükellef vergi incelemesi sırasında düzenlenen tutanaklardan bir nüsha almaya ve itirazların bulunması halinde bu itirazların tutanağa işlenmesini isteyebilirler.

 

✓ Mükellefin Rapor Değerlendirme Komisyonunca Dinlenmesini İsteme Hakkı

 

Rapor Değerlendirme Komisyonları gerekli gördüğü durumlarda ya da talepleri üzerine vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar tarafından düzenlenen vergi inceleme raporları hakkında mükellefi dinleyebilirler. Mükellefler, Rapor Değerlendirme Komisyonları tarafından dinlenmek için taleplerini, vergi inceleme tutanaklarına kaydedilmesini isteyebilecekleri gibi taleplerini içeren bir dilekçe ile rapor değerlendirme işlemi bitmeden Grup Başkanlıklarına da başvurabilirler.

✓ Müracaat ve Şikayet Hakkı

 

31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Vergi Müfettişlerinin Sorumlulukları” başlıklı 41’inci maddesinin (b) bendinde yer alan “Mesleğin gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak davranışlarda bulunamazlar” düzenlemesine aykırı davranışlara muhatap olan veya bu tip davranışlarla karşılaşan ilgililer (mükellef, vb.) aşağıda belirtilen yollarla müracaat ve şikayet haklarını kullanabilirler: 1.BİMER’e (Başbakanlık İletişim Merkezi) a)Telefonla Başvuru (150) b)Mektupla Başvuru c)İnternetle Başvuru (www.basbakanlik.gov.tr) d)Şahsen Başvuru 2.Posta yoluyla Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı’na 3.www.vdk.gov.tr adresinden “İhbar ve Şikayet” bölümüne

 

✓ Uzlaşma Hakkı

 

Mükellef, ikmalen, res’en veya idarece tarh edilen vergilerle, bunlara ilişkin vergi ziyaı cezalarının (359’uncu maddede yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde tarh edilen vergi ve kesilen ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilen cezalar hariç) tahakkuk edecek miktarları konusunda, tarhiyat öncesi ya da tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunabilir.

Soru ve sorunlarınız için derneğimize ulaşabilirsiniz.

0216 606 08 10

Vergi Mükellefi Savunucuları