fbpx

    Vergi İncelemesi Nedir? Vergi İncelemesi Tanımı

    Vergi incelemesinin yapılmasındaki maksat Vergi Usul Kanunu’nun 134. maddesinde “ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak” şeklinde açıklanmış, ancak VUK’ta amaç yönünden yer verilen bu belirleme çeşitli kaynaklarda vergi incelemesinin kanuni tanımı olarak esas alınmıştır.

     

    Öncelikle, kanunda amaç yönünden yapılan belirlemede vergi incelemesinin tanımında ve kapsamında olması gereken belirli unsurlar eksik kalmıştır. Daha doğrusu, vergi incelemesi işlevinin asli fonksiyonu yanında ikincil nitelikte görülen bazı unsurlara yer verilmemiştir. Bu bağlamda, “ödenmesi gereken vergilerin doğruluğu” ifadesi, maddi vergi ödevine işaret ederken, vergi ödevinin şekli boyutu ve vergi ceza hükümleri ile vergi suçu teşkil

    edebilecek boyutu ihmal edilmektedir. Nitekim gerek vergi denetimi gerekse bunun en detaylı ve kapsamlı şekli olan vergi incelemesi vergilendirme alanında sadece ödenmesi gereken vergi olarak ifade edilen maddi vergi ödeviyle ilgili olmayıp, bu ödevin yerine getirilmesi sürecinde önemli yer tutan şekli ödevlerin kontrolü ve denetimi ile bu alanda oluşabilecek vergisel kabahatlerin ve/veya vergi suçlarının araştırılması ve tespiti çalışmalarını da içerir. Bu noktada, kanun koyucu vergi incelemesinin odağında ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, tespit edilmesi ve sağlanması amacının bulunduğunu belirlemekle birlikte, VUK’un şekle ilişkin hükümleri ile ceza hükümlerini düzenleyen 4. kitabı dikkate alındığında, doğruluğun VUK’un 134. maddesinde belirtilen temelde araştırılmasında vergi inceleme sürecinin şekle ilişkin ödevleri, vergisel kabahatleri ve vergi suçlarını da doğal olarak kavrayacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, VUK’un 134. maddesinde amaç yönünden yer alan belirlemenin eksikliklerinin vergi incelemesinin tanımında tamamlanması gerekir.

     

    Vergi incelemesi, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak ve tespit etmek açısından farklı yöntem ve tekniklerin kullanıldığı bir süreçtir. Bu teknikler, mükellef tarafından sunulan defter, kayıt ve belgelerin revizyonu olabileceği gibi, bunların harici bilgi ve belgelerle kontrolü” ve sağlamasının yapılması da olabilir.

     

    Vergi incelemesi genel olarak vergiyi doğuran olay gerçekleştikten sonra yapılır. Dolayısıyla vergiyi doğuran olaya ilişkin durum, işlem ya da ilişkiler üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra, bunların gözden geçirilmesi söz konusudur. Bunların gözden geçirilmesi farklı boyutları olan bir konudur.

     

    Öncelikle, bunların kendi içinde bilgi, belge ve kayıt düzeni olarak tutarlı olup olmadığı araştırılmaktadır. Bu araştırma aşaması bir revizyon faaliyetidir.

     

    Ayrıca bu bilgi, belge ve kayıtların gerçek durumu yansıtıp yansıtmadığı harici bilgi ve belgelerle, karşıt incelemelerle araştırılabilir. Son olarak, bunların iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygunluğu da nazara alınmak durumundadır. Kendi içinde tutarlı, harici bilgi ve belgelerle de desteklenen ancak iktisadi, ticari ve teknik icaplara aykırılığı bulunan bir konuda yeterli ve tatmin edici bir açıklama ortaya konulamazsa bu konuda bir eleştiri gündeme gelebilecektir.

     

    Vergilendirmede gerçek mahiyete ulaşılması hedeflenmekle birlikte vergi incelemesiyle bu hedefe mümkün olduğunca yaklaşılması öngörülmektedir.

     

    Dolayısıyla, inceleme sürecinde büyük ölçüde serbest delil sisteminin benimsenmiş olması, sadece yükümlünün sunduğu defter, kayıt ve belgelerle sınırlı kalınmaksızın bunların ötesinde harici bilgi, belge ve bulgularla birlikte, yerine göre karinelerin de kullanılmasına imkan vermektedir.

     

    Vergi incelemesi vergi denetiminin daha özel bir şekli olarak varlık kazanmaktadır. Vergi ilişkisinin detaylı ve kapsamlı olarak yükümlünün sunduğu defter, kayıt ve belgelerle birlikte, gerektiğinde yükümlü dışında elde edilen delillerle araştırılmasına yönelik bu süreç ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılmasıyla sınırlı olmayıp, araştırmanın ötesinde tespit edilmesi ve sağlanması aşamalarını da içermektedir. Bu yönüyle, vergi incelemesi araştırma, önleme ve düzeltme fonksiyonlarını bünyesinde barındırmaktadır. Vergi incelemesi yetkisi de sadece araştırma ve tespitle aşamalarıyla tamamlanmayıp doğruluğun sağlanmasını da içeren etkili ve aktif bir güçtür.

     

    Vergi denetimi ve özellikle vergi incelemesinin amaç, fonksiyon ve özellikleri dikkate alındığında, hukuki dayanağını verginin temel ilkelerinin belirtildiği Anayasa’nın 73. maddesinden aldığı söylenebilir. Nitekim, vergi denetimi ve incelemesi, verginin mali güce göre, adil ve eşit bir şekilde herkesten cebri ve karşılıksız olarak doğrulukla alınmasını sağlamanın temel aracıdır. Bu yönüyle, Anayasa’da belirtilen vergilendirme ilkelerinin hayata geçirilmesinde vergi idaresinin etkinliği bakımından en önemli araçlardan “biri vergi incelemesidir. Vergi incelemesi, bağımsız ve tarafsız olarak vergilendirme sürecini kapsayıcı şekilde gözden geçirme yoluyla Anayasa’da öngörülen vergilendirme ilkelerinden sapmaları engelleyecek en önemli araçtır. Ancak, bu noktada önemli olan, kamu hukukunun yansıması olarak devlet ve kişi arasındaki statü farkının en yoğun şekilde hissedildiği ve kişilerin temel hak ve özgürlüklerine yönelen vergilendirme alanında, vergi incelemesinin öngörülen amaçlara ulaşabilmesi vergi idaresi ile yükümlü arasında hukuki dengeyi sağlayacak usul kurallarıyla yürütülmesine bağlıdır.

    Diğer bir ifadeyle, vergilendirmenin temel ilkelerinin hayata geçirilmesinde en önemli araçlardan biri olan vergi denetimi ve incelemesinde, temel amaç olan maddi vergi ödevi gözetilerek mükellef hukukunun zedelenmeden bu amacın tahakkuku hassas usul kurallarıyla sağlanmak durumundadır. Cebri, tek taraflı ve karşılıksız olan vergi ilişkisinde vergi incelemesinin bu ilişkinin özünü kavrama gayreti bu sürecin özden daha büyük külfetlere ve sıkıntılara neden olmayacak şekilde tasarlanmasını gerektirir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi Denetimi Nedir?

    Denetim, iktisadi faaliyet ve olaylarla ilgili iddiaların, önceden saptanmış ölçütlere uygunluk derecesini araştırmak ve sonuçları ilgi duyanlara bildirmek amacıyla, tarafsızca kanıt toplayan ve bu kanıtları değerleyen sistematik bir süreçtir.

     

    Vergi incelemesini de kapsayan vergi denetimi ise, devletin yetkili uzman personeli tarafından kamu gücü kullanılarak gerçekleştirilen, ödenecek olan verginin zamanında ve eksiksiz ödenmesini ve vergi güvenliğini sağlamaya yönelik çeşitli tedbirler ile teknikleri içeren ve devamlılık özelliği olan idari işlemlerin tümüdür. Başka bir ifadeyle vergi denetimi, idare ve yükümlülerin vergi mevzuatına uygun hareket edip etmediklerinin Anayasa ve yasalarla belirlenen ilkeler çerçevesinde araştırılması, saptanması ve sağlanmasıdır.

     

    Dolayısıyla, vergi denetimi sadece vergi yükümlülerine yönelik bir faaliyet olmayıp aynı zamanda vergi idaresinin de işlem ve eylemleri açısından vergi mevzuatına uygunluğunun tarafsız ve objektif olarak gözden geçirilmesini kapsayan bir süreçtir. Bu süreçte denetime tabi tutulan somut işlem ve olayların incelenmesinde ve değerlendirilmesinde dikkate alınacak kriterler vergi yasalarıyla ortaya konulmuş olan kurallara dayanmaktadır.

     

    Vergi güvenliğini sağlamayı hedefleyen vergi denetiminin belirli özellikleri bulunmaktadır. Bunlar; vergi ödevinin uzantısı olan bu sürecin yasalarla açıkça düzenlenmiş olması, bir güvenlik müessesesi teşkil etmesi, kamu gücüne dayanması, vergi ilişkisine paralel olarak süreklilik göstermesi, denetlenecek ya da incelenecek konuya göre farklı araçlarla ve farklı boyutta yapılması, içerik ve niteliği itibariyle uzman personel gerektirmesidir. Bu özelliklere sırasıyla bakıldığında;

     

    Vergi ilişkisinin bir boyutunu da vergi denetimi teşkil etmektedir. Mükellefe ve idareye yönelik bir takım yükümlülük ve etkiler yaratan bu sürecin kimler tarafından, hangi araçlarla ve ne şekilde gerçekleştirileceğinin vergi ilişkisinde keyfilik yaratılmamak üzere yasalarda düzenlenmesi gerekir.

     

    Vergi denetimi vergi güvenliğinin sağlanmasında temel araçlardan biridir. Vergi denetimi, vergi idaresinin ve vergi yükümlülerinin vergi mevzuatına uygun hareket edip etmediklerinin kontrolünü sağlar. Bu kurallardan  sapmaların gerekli yaptırımlarla engellenmesi ve ihlal edilen ödevlerin ikmal edilmesi sağlanır. İdarenin ve yükümlülerin bu süreçte bilgi ve kontrol eksikliklerinin giderilmesi, yorum yanlışlıklarının ve hataların gözden geçirilmesi ve düzeltilmesi de gündeme gelir.

     

    Vergi denetiminde, vergi ilişkisinde geçerli olan cebrilik özelliği aynen yer almaktadır. Vergi denetim araçları, denetime tabi olanın iradesinden bağımsız şekilde kamu gücü kullanılarak uygulanmaktadır.

     

    Vergi denetimi, vergi ilişkisine paralel şekilde süreklilik gösterir. Vergi denetiminde konu olarak hem şekli hem de maddi yükümlülüklere uygun davranılıp davranılmadığı araştırılır. Ayrıca, vergilendirme alanında oluşan vergi suçları da vergi incelemesi yoluyla tespit eder.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi İlişkisinde ve İnceleme Sürecinde Usul ve Standartlar

    Arapça kaynaklı bir kavram olan “usul”, “asıl”ın çoğulu olup, asıllar, kökler, temeller, bir ilmin asıl mevzuundan önce öğrenilmesi lâzım gelen esaslar, bir hedefe ulaşmak için tutulan düzenli yol, tarz, metot ya da tertip anlamlarına gelmektedir. Güncel Türkçede ise, metot, yöntem, bir amaca ulaşmak için tutulan yol, tarz, üslup demektir. Dolayısıyla, usul, vasıl olmayı yani asıl amaca ulaşmayı sağlayan yol, yöntem, araçtır.

     

    Belirli bir amaca yönelik olarak yapılan iş ya da işlemle ilgili faaliyetin sistemli, metotlu ve planlı şekilde yürütülmesini ifade eden usul, hukuk alanında da önemli bir işleve sahiptir. Maddi hukuk esas itibariyle usule bağlıdır. Diğer bir ifade ile maddi hukukun soyut kalıplardan çıkarılarak somutlaştırılması, somut olaylara tatbik edilerek güncelleştirilmesi için usulün ve usulde yer alan çeşitli somut safhaların geçilmiş olması gerekir. Bu anlamda, usul ile maddi hukuk birbirleriyle karşılıklı ilişki içinde olup, değişik özellikleri ile birbirlerini tamamlamaktadır.

     

    Bu noktada, vergi ilişkisini düzenleyen vergi hukukunun kendi özgün yapısı içinde bu ilişkinin tesisi ve yürütümü bakımından yetkili kılınan idarenin vergilendirme sürecindeki işlemleri bakımından çeşitli usul hukuku alanlarının etkisi söz konusudur. Öncelikle, vergilendirmenin kendi teknik özelliklerine bağlı usul boyutu özel olarak Vergi Usul Kanunu’nda ele alınmış ve detaylı şekilde düzenlenmiştir. Ancak, genel olarak vergi idaresi tarafından tesis edilen vergilendirme işlemleri ve konumuz itibariyle de vergi incelemeleri idari işlem kimliklerine binaen idari işlemin tüm unsurlarıyla birlikte özelliklerini de büyük ölçüde bünyelerinde barındırırlar. Dolayısıyla da vergilendirme alanı idare hukukunun ve idari usulün etkisi altındadır. Ayrıca, vergisel kabahatler ve vergi suçları bakımından da vergi uygulamasında Kabahatler Kanunu ile ceza mevzuatına da müracaat edilmesi söz konusudur. Aramalı inceleme boyutunda gündeme gelen “arama”ya ilişkin olarak da VUK’”ta yapılan atıf nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu’na başvurulması gündeme gelmektedir.

     

    Bu çerçevede, vergi ilişkisinin bir boyutunu teşkil eden vergi incelemesi sürecinde, gerek bu işlemin kendisi açısından başından sonuna kadar izlenecek aşamalar itibariyle gerekse bu işleme bağlı tarhiyat ve ceza kesme gibi işlemlere yönelik olarak bir dizi usul kuralı varlık kazanmaktadır. Bu usul kuralları sadece vergi usulüne ve tekniğine bağlı olmanın ötesinde, idari yargılama boyutunu da kapsamak üzere idari usule ve Kabahatler Kanunu ile ceza yargılaması usulüne de temas etmektedir. Dolayısıyla, vergi hukuku bünyesinde vergilendirme usulüyle birlikte vergi ilişkisine bağlı olarak ortaya çıkan çeşitli usul alanlarının kesişmesi söz konusudur. Vergi idaresinin vergilendirme boyutuyla vergi usul kurallarını dikkate almanın ötesinde, organik yönden ve fonksiyonel olarak idari yapıya bağlı olmaları bunların işlem ve faaliyetlerinin idarı usule tabi olup idari yargılama sürecine dahil olmalarını gündeme getirmektedir. Ayrıca, vergi incelemesi kapsamında yapılan arama ve vergi suçları gibi konularda ceza-ceza yargılaması hukukuyla birlikte vergisel kabahatler bakımından da Kabahatler Kanunu’nda öngörülen genel esaslarla ilişki kurulması söz konusudur.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi Ceza İhbarnamesi Nedir?

    Uygulamada en çok karşılaşılan ve mahkemelerde en çok davaya konu edinilen işlem vergi/ceza ihbarnameleridir. Bu ihbarnameler, Mal Müdürlükleri, Vergi Dairesi Müdürlükleri ve Belediyelerce düzenlenir ve tarh edilen vergi, harç ve kesilen cezayı gösterir belgelerdir. Söz konusu ihbarname, hem vergiyi/harcı hem de cezayı (genellikle verginin bir veya üç katı tutarında) kapsayabileceği gibi yalnızca cezadan (genellikle usulsüzlük ya da özel usulsüzlük cezası) ibarette olabilir.

    İhbarnamenin esası ve muhteviyatı 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 34. ve 35. maddelerinde düzenlenmiştir. 35. madde de yer verilen unsurların, davaya konu edeceğiniz ihbarnamede bulunup bulunmadığını, bu unsurlardan hangilerindeki eksikliklerin ya da yanlışlıkların esasa etkili nitelikte olduğunu incelemek size düşmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Aramalı Vergi İncelemesi Nedir ?

    Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, tespit edilmesi ve sağlanmasıdır. İnceleme sürecinde mükelleflere defter ve belgelerin ibrazı için süre verilir. İnceleme sırasında inceleme elemanının zor kullanarak defter ve belgelerin bulunduğu yere girmesi, arama yapması ve bu defter ve belgelere el koyma yetkisi yoktur. Ancak Vergi Usul Kanunu’nda bulunan şartların gerçekleşmesi halinde vergi mükelleflerinin rızası olmadan arama yapılabileceği mezkûr Kanun’un 142 ila 147. maddelerinde hüküm altına alınmıştır. Arama ile ilgili bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

    Çalışmamızda aramanın hangi hallerde yapılabileceği, arama kararının nasıl alınacağı, aramanın hangi usul şartları çerçevesinde gerçekleştirileceği, arama esnasında bulunan defter ve belgelere ne şekilde el konulacağı ve bunlar üzerinde nasıl inceleme yapılacağı hakkındaki konulara yer verilecektir.

    Türk Vergi Sisteminde (TVS) verginin tarhiyatı, esas olarak beyan üzerine yapılmaktadır. Beyan esası mükelleflerin/ sorumluların vergi matrahını doğrudan doğruya kendilerinin vergi idaresine bildirmesine dayalı bir sistemdir. Mükelleflerin matrahlarını beyan ederken dürüst davranması ve vergi kanunlarını doğru uygulaması önem taşımaktadır. Bu açıdan beyana dayalı tarhiyatın esas alındığı sistemlerde toplumun vergiye bakış açısı ve vergi bilinci önemlidir. Sistemimizde beyan esası geçerli olsa da bu esas beyanların denetlenmesine engel değildir. Yasa koyucu da mükelleflerin beyanlarının doğruluğunu tespit etmek için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu(VUK)’nda koruma müesseselerini düzenlemiştir. Kanun’a göre koruma müesseseleri;

    – Yoklama

    – İnceleme

    – Arama

    – Bilgi toplama

    olmak üzere dört başlık altında toplanmıştır.

    Söz konusu koruma müesseselerinden arama, çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Alt bölümlerde detaylarına yer vereceğimiz arama müessesesi diğer yöntemlere göre daha ağır sonuçlar doğurabilecek bir yöntemdir. Mükelleflerin ticari itibarını zedeleyebileceği gibi Anayasa’da düzenlenmiş olan temel hak ve hürriyetlerden bazılarını kısıtladığından veya ortadan kaldırdığından hem Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hem de VUK ile sıkı şekil şartlarına tabi tutulmuştur. Bunlarla birlikte, şartlara uygun yapılmayan arama kararı sonrası tarh edilen vergi, hukuka aykırı bir arama sonrasında elde edilmiş bir delile dayanacağından, mahkemeler tarafından iptal edilebilecektir. Bu yüzden sağlıklı sonuçlar alınabilmesi adına yapılacak işlemlerde Anayasa, CMK ve VUK hükümleri topluca dikkate alınmalıdır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Devam Eden Sınırlı Vergi İncelemesi, Tam Vergi İncelemesine Dönüştürülebilir mi?

    213 sayılı VUK hükümlerine göre, vergi incelemelerinde uyulacak ilkelerle ilgili yönetmelik (bkz. R.G. 31.10.2011 – 28101) hükümlerine göre tam vergi incelemesi, gerçek veya tüzel kişi olan mükellefin hakkında bir veya birden daha çok vergi nev’i itibariyle, bir veya daha fazla vergilendirme dönemine ait her çeşit iş ve işlemlerinin bütün matrah unsurlarını kapsayacak şekilde yapılacak olan vergi incelemesi olarak tarif edilmiştir.1

    Öte yandan, sınırlı vergi incelemesi için ise söz konusu yönetmelikte ayrıntılı bir tarif yapılmamış olup, tam inceleme haricinde kalan (sınırlı inceleme, karşı inceleme vs.) vergi incelemeleri mahdut yani sınırlı vergi incelemesi olarak tanımlanmıştır. Başka bir ifadeyle, söz konusu yönetmelikte sınırlı incelemenin hudutları açık bırakılmıştır (Bkz. Yönetmelik md.6).

    Vergi Denetim Kurulu tarafından mükelleflerle ilgili olarak düzenlenen incelemeye başlamaya tutanağının ön kısmında, mükellef kimlik ve iletişim bilgileri yer almaktadır. Bunun hemen alt kısmında “inceleme bilgileri”ne yer verilmiştir. İnceleme bilgileri olarak; incelemenin türü (tam-sınırlı), gerekçesi, dönemi, incelemeye başlama tarihi, incelemenin konusu (yıllık gelir vergisi, g.stopaj, KDV gerçek vs.) yer almaktadır.

    Söz konusu yönetmeliğin 6.maddesinde, vergi inceleme görevinin yazı ile verileceği, inceleme görevi yazılarında; nezdinde inceleme yapılacak kişilere ve konulara ilişkin bilgilere, incelemenin türüne, gerekçesine, dönemine ve süresine ilişkin hususlara yer verileceği, vergi incelemesinin sadece inceleme görev yazısında belirtilen konu ve döneme ilişkin yapılacağı, inceleme konusu ve dönemi ile ilgili olmayan herhangi bir hususa ilişkin mükelleften bilgi ve belge talebinde bulunulamayacağı, ancak yürütülmekte olan incelemeler sırasında, görevlendirme yazısında belirtilenden farklı bir konu veya döneme ilişkin eleştiriyi gerektiren hususların tespiti durumunda söz konusu durumun inceleme görevini verenlere bildirileceği belirtilmiş. Yine yönetmeliğe göre, inceleme görevini verenler, tam veya sınırlı inceleme olarak yapmış oldukları görevlendirmenin mahiyetini değiştirmeye yetkilidir. İncelemenin mahiyetinin değiştirilme nedeni, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar tarafından, nezdinde inceleme yapılana bildirilir (bkz. VUK md.114-140).

    Sonuç olarak, sınırlı inceleme tam incelemeye dönüştürülmediği sürece tam kapsamlı inceleme yapılamaz (bkz. Yönetmelik md.6).

    ______________________

    (1) Söz konusu yönetmelik için R.G.’de 31.10.2011 gün ve S:28101 yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

    Vergi İnceleme Sürecinde Mükellefin Hakları

    ✓ Dava Açma Hakkı

     

    Mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilirler

     

    ✓ Vergi İnceleme Elemanının Kimliğini Görme Hakkı

     

    Mükellefler, Vergi Usul Kanunu’nun 136 ncı maddesine göre; vergi incelemesi yapanların kimliğinin işe başlamadan evvel kendilerine gösterilmesini isteyebilirler.

     

    ✓ İnceleme Konusunu ve Kapsamını Öğrenme Hakkı

    Vergi Usul Kanunu’ nun 140/1 inci maddesine göre; mükellefler vergi inceleme elemanlarından incelemenin mevzuu hakkında incelemeye başlamadan önce kendilerine açıklama yapılmasını isteyebilirler.

     

    ✓ Defter ve Belgelerini İbraz Etmek İçin Ek Süre İsteme Hakkı

    Vergi Usul Kanunu’ na göre; mükellef zor durumda kalması nedeniyle defter ve belgelerini istenen sürede ibraz edemeyecek durumda ise, ek süre verilmesini isteme hakkına sahiptir.

     

    ✓ İncelemenin Her Safhasında Bilgi Alabilme Hakkı

    Mükellef, vergi incelemesinin her safhasında inceleme süreci hakkında inceleme elemanından bilgi isteyebilir.

     

    ✓ İnceleme Sırasında Müşavir ve/veya Avukat Bulundurma Hakkı

     

    Mükellef vergi incelemeleri ile ilgili görüşmelere, defter ve kayıtlarla ilgili olan yetkili Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirler veya avukatların kendisiyle birlikte katılmasını sağlamak ya da kendisini temsilen yetkili bir temsilcisini göndermek hakkına sahip bulunmaktadır. (Mükellefi temsilen gelen kişilerin yasal olarak yetkilendirilmiş olmaları ve temsil belgesinin görüşmeler başlamadan önce inceleme elemanına verilmesi gerekir.)

     

    ✓ Vergi İnceleme Tutanaklarına İtiraz ve Görüşlerinin Yazılmasını İsteme Hakkı

     

    Vergi Usul Kanunu’nun 145 inci maddesine göre; mükellefler diledikleri itiraz ve mülahazaların vergi inceleme tutanaklarına kaydedilmesini isteyebilirler.

     

    ✓ Kayıtların İşlenmesi İçin Ek Süre İsteme Hakkı

     

    Vergi Usul Kanunu’nun 146 ncı maddesine göre; mükellef arama sonucunda el konulan defter ve belgelerin muhafaza altında olması sebebiyle zamanında yapılamayan kayıtlarını, defterlerin geri verilmesinden sonra 1 aydan az olmamak üzere verilecek uygun bir süre içinde yapabilir.

     

    ✓ İlgililerin Tutanağın İçerdiği Hususlardan Haberdar Olma Hakkı

     

    31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 17’ nci maddesinin (d) bendinde yer alan “Tutanakta belirtilen hususların ilgililer tarafından okunduğunu ve doğruluğunun anlaşıldığını belirten ifade yer alır” düzenlemesi uyarınca; ilgililer vergi incelemesi sırasında düzenlenen tutanağı okuma, içerdiği hususların doğruluğu, defter kayıtlarına, belgelere ve ifadelere uygunluğunu anladıktan sonra birlikte (Vergi İncelemesini yapan Yetkili ile) imzalama ve dolayısıyla tutanağın içerdiği hususlardan haberdar olma hakkına sahiptir.

     

    ✓ Tutanaktan Bir Nüsha Alma Hakkı

    Vergi Usul Kanunu’nun 141’inci maddesinde göre; mükellef vergi incelemesi sırasında düzenlenen tutanaklardan bir nüsha almaya ve itirazların bulunması halinde bu itirazların tutanağa işlenmesini isteyebilirler.

     

    ✓ Mükellefin Rapor Değerlendirme Komisyonunca Dinlenmesini İsteme Hakkı

     

    Rapor Değerlendirme Komisyonları gerekli gördüğü durumlarda ya da talepleri üzerine vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar tarafından düzenlenen vergi inceleme raporları hakkında mükellefi dinleyebilirler. Mükellefler, Rapor Değerlendirme Komisyonları tarafından dinlenmek için taleplerini, vergi inceleme tutanaklarına kaydedilmesini isteyebilecekleri gibi taleplerini içeren bir dilekçe ile rapor değerlendirme işlemi bitmeden Grup Başkanlıklarına da başvurabilirler.

    ✓ Müracaat ve Şikayet Hakkı

     

    31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Vergi Müfettişlerinin Sorumlulukları” başlıklı 41’inci maddesinin (b) bendinde yer alan “Mesleğin gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak davranışlarda bulunamazlar” düzenlemesine aykırı davranışlara muhatap olan veya bu tip davranışlarla karşılaşan ilgililer (mükellef, vb.) aşağıda belirtilen yollarla müracaat ve şikayet haklarını kullanabilirler: 1.BİMER’e (Başbakanlık İletişim Merkezi) a)Telefonla Başvuru (150) b)Mektupla Başvuru c)İnternetle Başvuru (www.basbakanlik.gov.tr) d)Şahsen Başvuru 2.Posta yoluyla Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı’na 3.www.vdk.gov.tr adresinden “İhbar ve Şikayet” bölümüne

     

    ✓ Uzlaşma Hakkı

     

    Mükellef, ikmalen, res’en veya idarece tarh edilen vergilerle, bunlara ilişkin vergi ziyaı cezalarının (359’uncu maddede yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde tarh edilen vergi ve kesilen ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilen cezalar hariç) tahakkuk edecek miktarları konusunda, tarhiyat öncesi ya da tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunabilir.

    Soru ve sorunlarınız için derneğimize ulaşabilirsiniz.

    0216 606 08 10

    Vergi İncelemesi, Karşıt İnceleme, Karşıt Tespit ve Ön İnceleme

    Vergi İncelemesi, Karşıt İnceleme, Karşıt Tespit ve Ön İnceleme kavramlarıyla sıkça karşılaşılmaktadır. Bu kavramlar birbirleriyle ilgili olmakla birlikte farklı vardır ve bu nedenle de farklı usule uyularak gerçekleştirilen çalışmalardır.

    Tümü vergi incelemesine yetkili Vergi Müfettişleri tarafından yerine getirilen Vergi İncelemesi, Karşıt İnceleme, Karşıt Tespit ve Ön İnceleme çalışmalarında uyulması gereken çalışma usulü ile yapılan çalışmanın ne şekilde tamamlanıp sonuçlanacağı konusunu makalemizin oluşturmaktadır.

    VUK’un 135. maddesine göre vergi incelemesi; Vergi Müfettişleri, Vergi Müfettiş Yardımcıları, ilin en büyük mal memuru veya vergi dairesi müdürleri tarafından yapılır. Kanun’un 137. maddesine göre ise bu kanuna veya diğer kanunlara göre defter ve hesap tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzelkişiler vergi incelemelerine tabidirler.

    Vergi incelemesinde amaç, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. Beyan esasına dayalı olan vergi sistemlerinde vergi incelemeleri ve/ya daha kapsamlı olarak vergi denetimleri, sistemin sağlıklılığının kontrolü bakımından bir sigorta olarak yaşamsal öneme sahiptir. Devlet, vergi denetimleri ile beyan sistemini kötüye kullanan mükellefleri yakalamayı ve cezalandırmayı amaçlar. Vergi denetimlerinin etkinliği ve verimliliği bu amacın gerçekleştirilmesine katkı sağlar(1).

    Vergi incelemesi sırasında uyulması gereken hususlar VUK’un 140. maddesinde belirtilmiştir. Mükellefin mülkiyet hakkını doğrudan ilgilendiren vergi incelemesinin ayrıntılı olarak belirlenmiş usul düzenlemelerine uyularak yapılması, mükellef hakları bakımından da önemlidir. Vergi incelemelerinin mükellef hakları da gözetilerek gerçekleştirilmesini sağlamak üzere Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 31.10.2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Yönetmelikte ayrıntılı olarak vergi incelemesinin çeşitli aşamalarında uyulması gereken usul konusunda düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre vergi incelemesi yapanlar, yaptıkları inceleme sırasında aşağıdaki esaslara uymak zorundadır:

    – İncelemeye tabi olana, incelemenin konusu işe başlamadan önce açık olarak izah edilir.

    – İnceleme esas olarak mükellefin işyerinde, mükellef onaylarsa inceleme elemanının çalışma ofisinde yapılır. İncelemenin mükellefin işyerinde yapılması durumunda mükellefin izni olmadıkça resmi çalışma saatleri dışında inceleme yapılamaz.

    – İnceleme elemanının çalışma ofisinde yapılan incelemelerde gerek görülen defter ve belgeler mükelleften yazıyla istenir, verilmesi durumunda teslim alınan defter ve belgeler için “Tutanak” düzenlenir. İnceleme sonunda defter ve belgelerin geri verilmesi için de bir “Tutanak” düzenlenir.

    – Vergi incelemesine başlanıldığı hususunda bir “İncelemeye Başlama Tutanağı” düzenlenir. Tutanağın bir örneği inceleme elemanının bağlı olduğu birime, bir örneği ilgili vergi dairesine ve bir örneği de birlikte tutanak düzenlenen mükellefe veya vekiline verilir.

    – İnceleme sırasında gerekli görülen hususları tespit altına almak için “Tutanak” düzenlenir. Düzenlenen tutanakların birer örneği mükellefe verilir.

    – Düzenlenen tutanaklardaki tespitler konusunda mükellefin herhangi bir itirazı veya değerlendirmesi varsa bunlara tutanakta yer verilir. İnceleme elemanlarının yaptıkları incelemelerde her zaman gerçeği ve sadece gerçeği ortaya çıkarma görev, sorumluluk ve yükümlülüğü vardır. Bunun sağlıklı olarak sonuçlanması ise, tutanak aşamasında mükellefin inceleme elemanının tespitlerine karşı itirazlarının ve değerlendirmelerinin özgür biçimde dile getirilmesine ve tutanağa konulmasına olanak sağlanması ile mümkündür(2).

    Continue Reading

    Vergi İncelemesi ve Gerekçeli Tarhiyat Hakkı

    Vergi incelemesi, ödenmesi gerekli olan verginin doğruluğunu araştırmak ve sağlamak amacına yönelik çalışmaların bütününü içeren bir tanımlamadır. 213 sayılı VUK’un 134. maddesinde, incelemeye yetkili olanlar, inceleme sırasında gerekli gördükleri takdirde, işletmeye dahil ekonomik kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine da teşmil edilebilir. İnceleme genel olarak vergi mükellefinin iş yerinde yapılması zorunludur. Bazı hallerde, mükellefin rıza göstermesi durumunda, vergi müfettişinin ofisinde devam ettirilebilir. İnceleme sırasında vergimüfettişi, mükellefin leh veya aleyhindeki hususları veya unsurları birlikte ele almak ve buna göre incelemeyi devam ettirmek zorundadır.

    Yeni dönemde vergi incelemesi yapılmadan önce, mükelleflerden konuyla ilgili izaha davet istenilmektedir. İzaha davet uygulaması, 213 sayılı VUK’a 370. madde olarak yeni bir yöntem olarak vergi incelemesi öncesi pratik bir düzeltici beyan mahiyeti taşıyan bir uygulama mahiyeti taşımaktadır. 01.09.2017 tarihinden itibaren uygulamaya konulan bu yöntem ile vergi inceleme süreci bir anlamda öne çekilerek mükelleflerin gönüllü beyan sistemi benzeri bir sistem ile pratik sonuca gitmeleri hedeflenmektedir. Buna göre, 6728 sayılı Yasa’nın 22. maddesi ile 213 sayılı VUK mülga 370. maddesi “izaha davet” metodu uygulamaya konulmuştur.

    İzaha davet uygulaması ile ilgili koşullara uymayan mükelleflerin, vergi incelemesini gerektiren işlemleri eskiden olduğu gibi “vergi incelemesi” yoluyla gerçekleştirilecektir. İzaha davet uygulaması henüz yeni bir uygulama ve bir müessese olması nedeniyle bu uygulama hakkında bugünlerde leh veya lehte görüşler veya eleştiriler ileri sürülebilmektedir(1).

    Vergilemede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyeti yemin dışında her türlü kanıtla ispatlandırılabilir. Vergiyi doğuran olay ile ilgisi tabii ve açık bulunmayan tanık beyanları ispatlama aracı olarak dikkate alınamaz.

    Vergi Usul Hukukumuzda, önerilecek tarhiyatla ilgili elde edilen bulguların yasalara uygun olarak elde edilmiş olması ve buna göre de tarhiyatın dayanaklarının önerilecek tarhiyatla ilintili olması esastır. Hukuka aykırı olarak elde edilen bulgular ve verilerden yola çıkılarak mükellefler hakkında cezalı tarhiyat önerilemeyeceği, anayasamızın temel bir ilkesidir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi İnceleme Süreci

    İşletmelerin faaliyette bulunduğu alanda elde etmiş olduğu dönemsel sonucun (elde edilen kâr veya zarar) belirli zaman aralıklarıyla tespiti gereği hem işletme yönetimi için hem de genel anlamda kamu açısından vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. İşte bu kişi ve kuruluşlardan olan Devletin dönem sonucunu bilmek istemesinin sebebi ise işletme öz sermayesinde meydana gelen artıştan (kârdan) payına düşeni almak istemesidir. Bu nedenle Devlet, işletmelerin kazançlarını nasıl tespit edeceklerini, tespit edilen bu kazançlarını ne zaman ve ne şekilde beyan edeceklerini belirlemiştir.

    Türk vergi sisteminde kaynakta kesilenler dışında, vergilerde beyan esası geçerlidir. İşte bu noktada mükellef beyanlarının doğruluğunun denetlenmesi gereği ortaya çıkmaktadır. Geniş anlamıyla vergi denetimi kavramı, vergi mükelleflerinin beyanlarının doğruluğunun incelenmesini (vergi incelemesi) ve vergi idaresinin merkez ve taşra teşkilatının iç denetime tabi tutulması (teftiş) ile vergi idaresi personelinin gerektiğinde soruşturmalarının yapılmasını kapsamaktadır.

    İkmalen(1), re’sen(2) ve idarece(3) tarh edilen vergiler ihbarname ile ilgililere tebliğ olunur. Nev’i ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname kullanılır. Vergi ve ceza ihbarnamelerinin muhteviyatı Vergi Usul Kanunu’nun 35 ve 366. maddelerinde belirtilmiştir. Vergi ihbarnamelerinde takdir komisyonunun kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın ve re’sen takdiri gerektiren inceleme raporunun birer sureti ihbarnameye eklenir. Ceza ihbarnamelerinde ise; cezayı gerektiren olayın tespitine dair tutanak sureti ile inceleme raporunun birer örneği ihbarnameye bağlanır.

    Tarh edilen vergiler ve kesilen cezalara karşı mükelleflerin yasal haklarını ve izleyebileceği başvuru yolları mevcuttur. Bunlar vergi hatasının düzeltilmesini talep etme, vergi ve cezanın itirazsız ödenmesi, cezalarda indirim talep etme, uzlaşma ve dava açmadır.

    II- VERGİ İNCELEMESİ

    Vergi denetiminin amacı(nedenleri) şu başlıklar altında toplanabilir;

    1- Vergi kaçırılmasının önlenmesi

    2- Mali nedenler (Bütçeye kaynak)(4)

    3- Sosyal nedenler (Gelir dağılımında adaletin sağlanması)

    4- Vatandaşlık bilincinin geliştirilmesi (Mükelleflerin vergi ödeme bilincine ve vergi eğitimine katkıda bulunmak)

    5- Hukuki nedenler (Yürürlüğe giren bir verginin gereği gibi uygulanması devletin gücünü saygınlığını temsil eder. Başka bir neden olmasa dahi vergiKanunu’nun hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde uygulanması için denetim gereklidir.)

    Burada irdeleyeceğimiz konu Vergi denetiminin mükellefleri etkilemesi bakımından daha öncelikli bir yere sahip olan vergi incelemesi boyutu olacaktır. Vergiincelemesinden amaç, ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır (Vergi Usul Kanunu Md. 134) Bu hüküm uyarınca vergi incelemesi yapmaya yetkili kişilerin öncelikli sorumlulukları, ödenmesi gereken vergi tutarını saptamaktır. Bu bağlamda, inceleme sonucu mükellefe ilave bir vergi tarhiyatı yapılabileceği gibi, tersine mükellefe iadesi gereken vergi de saptanabilir. Vergi Usul Kanunu’nun 134. maddesine göre, incelemeye yetkili olanlar tarafından gerek görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine de teşmil edilebilir. Fiili envanterin yapılmasının gerektirdiği ve incelemeyi yapan tarafından tasdik edilen giderler Hazinece mükellefe ödenir.

    Vergi incelemesine yetkililer Vergi Usul Kanunu’nun 135. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; Vergi incelemesi; Vergi Müfettişleri, Vergi Müfettiş Yardımcıları, ilin en büyük mal memuru veya vergi dairesi müdürleri tarafından yapılır.

    Gelir İdaresi Başkanlığının merkez ve taşra teşkilatında müdür kadrolarında görev yapanlar her hal ve takdirde vergi inceleme yetkisini haizdir.

    Türk vergi sisteminde vergi incelemesi Vergi Usul Kanunu’nun 134-141. maddelerinde yer alan hükümlere dayanılarak yapılmaktadır. Vergi Usul Kanunu’na veya diğer kanunlara göre defter ve hesap tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzel kişiler vergiincelemelerine tabidirler (Vergi Usul Kanunu Md. 137).

     Defter ve hesap tutmak zorunda olanlar, Vergi Usul Kanunu’nun 172. maddesinde;

    – Ticaret ve sanat erbabı,

    – Ticaret şirketleri,

    – İktisadi kamu müesseseleri,

    – Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler,

    – Serbest meslek erbabı,

    – Çiftçiler

    olarak sayılmıştır. Maddede sayılan mükelleflerin ortak özelliği, faaliyetlerinde “devamlılık” unsurunun varlığıdır. Yine, yukarıdaki maddede sayılanlardan olmakla birlikte bazı kişi ve kuruluşların defter tutma zorunluluğu bulunmadığı Vergi Usul Kanunu’nun 173. maddesinde belirtilmiştir. Bunlar;

    – Gelir vergisinden muaf olan esnaf ve gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçiler,

    – Gelir Vergisi Kanunu’na göre kazançları basit usulde tespit edilenler,

    – Kurumlar Vergisinden muaf olan iktisadi kamu müesseseleri ve dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerdir.

    Vergi Usul Kanunu’na göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterleri vesikalar ile birlikte, ilgili bulundukları yılı takibeden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar (Vergi Usul Kanunu Md. 253).

    Mükellefler açısından yapılan incelemenin geçerli olabilmesi için Vergi Usul Kanunu’nun 135. maddesinde belirtilen inceleme yetkisine haiz kişilerce yapılması gerekmektedir. Nitekim Danıştay, Sayıştay denetçileri ve iş müfettişleri tarafından yapılan incelemelere dayanan tarhiyatları yerinde bulmamıştır. Danıştay Üçüncü Dairesi’nin bu konuya örnek kararı aşağıda yer almaktadır “… Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin tarh dosyası üzerinde Sayıştay Denetçisi’nin yaptığı inceleme sonucu yazdığı yazıdaki bilgiler dikkate alınarak ikmalen tarhiyat yapıldığı anlaşılmakta olup, vergi mahkemesince öncelikle, 213 sayılı Kanun sözü edilen madde hükmüne göre vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar tarafından bir inceleme yapılmadan Sayıştay Denetçisi’nin tarh dosyası üzerinde yaptığı inceleme sonucu yazdığı yazının vergi tarhiyatına esas alınıp alınamayacağı husus araştırılıp, değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esasının incelenerek davanın reddi yolunda karar verilmesinde isabet görülmemiştir…. ”

    III- DENETİM ELEMANI AÇISINDAN VERGİ İNCELEMESİ SÜRECİ

    Vergi incelemesi esas olarak nezdinde inceleme yapılacak mükellefin işyerinde yapılmalıdır. Bu kuralın istisnalarını, mükellefin işyerinin inceleme yapmak için uygun olmaması, işin terk edilmiş olması ve mükellef tarafından incelemenin işyeri dışında yapılmasının istenmesi durumları oluşturmaktadır. Danıştay, incelemenin mükellefin işyerinde yapılmamış olması nedeniyle söz konusu incelemelere dayanılarak yapılan bir çok tarhiyatı yerinde bulmayarak bozmuştur. Mükellefler incelemeye başlanılmadan önce inceleme yapacak kişinin yetkili olduğunu gösterir belgeyi görmek hakkına sahiptirler(5). Aynı şekilde mükellef, incelemeye başlanılmadan önce, incelemenin konusunun ne olduğu hususunda bilgilendirilme hakkına sahiptir. Mükellefler işyerlerinde yapılan incelemenin mesai saatleri dışında yapılmamasını isteme hakkına sahiptirler.

    Vergi incelemesi yapanlar, yaptıkları inceleme sırasında Vergi Usul Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca aşağıdaki esaslara uymaya mecburdurlar.

    1- İncelemeye tabi olana, bunun mevzuunu işe başlamadan evvel açık olarak izah ederler;

    2- Vergi incelemesine başlanıldığı hususunu bir tutanağa bağlayarak bir örneğini nezdinde vergi incelemesi yapılana verirler. Ayrıca, tutanağın bir örneğini bağlı olduğu birime, diğer örneğini de ilgili vergi dairesine gönderirler.

    3- Nezdinde inceleme yapılanın muvafakati olmadıkça resmi çalışma saatleri dışında inceleme yapamazlar veya buna devam edemezler. (Tutanak düzenlenmesi ve inceleme ile ilgili emniyet tedbirlerinin alınması bu hükmün dışındadır. Ancak bu gibi tedbirler, incelemelerin, yapıldığı yerdeki faaliyeti sekteye uğratmayacak şekilde yapılır);

    4- İnceleme bitince, bunun yapıldığını gösteren bir vesika nezdinde inceleme yapılana verilir.

    5- (Ek: 23.07.2010-6009/9 md.)Vergi kanunlarıyla ilgili (700 Sayılı KHK’nın 46. maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 09.07.2018) Cumhurbaşkanı kararı, yönetmelik, genel tebliğ ve sirkülere aykırı vergi inceleme raporu düzenleyemezler. Ancak, bu düzenlemelerin vergi kanunlarına aykırı olduğu kanaatine varırlarsa bu hususu bağlı oldukları birimler aracılığıyla Gelir İdaresi Başkanlığına düzenleyecekleri bir rapor ile bildirirler.

    6- (7104 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değişen bent; Yürürlük: 01.01.2019 tarihinden sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin yapılacak incelemelerde uygulanmak üzere 01.01.2019 tarihinde)İncelemeye başlanıldığı tarihten itibaren, tam inceleme yapılması halinde en fazla bir yıl, sınırlı inceleme yapılması halinde en fazla altı ay, katma değer vergisi iade incelemelerinde ise en fazla üç ay içinde incelemeleri bitirmeleri esastır. Bu süreler içinde incelemenin bitirilememesi halinde ek süre talep edilebilir. Bu talep vergi incelemesine yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından değerlendirilir, tam ve sınırlı incelemelerde altı ayı, katma değer vergisi iade incelemelerinde ise iki ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Bu durumda, vergi incelemesiyapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından incelemenin bitirilememe nedenleri yazılı olarak nezdinde inceleme yapılana bildirilir. Vergi incelemesiyapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birimler vergi incelemesinin öngörülen süreler içinde bitirilmesi için gerekli tedbirleri alırlar.

    Vergi Müfettişleri ile Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından düzenlenen vergi inceleme raporları, işleme konulmak üzere ilgili vergi dairesine tevdi edilmeden önce, meslekte on yılını tamamlamış en az üç Vergi Müfettişinden oluşturulacak rapor değerlendirme komisyonları tarafından vergi kanunları ile bunlara ilişkin kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ, sirküler ve özelgelere uygunluğu yönünden değerlendirilir. İncelemeyi yapanla komisyon arasında uyuşmazlık oluşması halinde uyuşmazlığa konu vergi inceleme raporları üst değerlendirme mercii olarak, Maliye Bakanlığınca belirlenen tutarları aşan tarhiyat önerisi içeren vergi inceleme raporları ise doğrudan, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı bünyesinde bir Başkan Yardımcısının başkanlığında dört grup başkanından oluşan beş kişilik merkezi rapor değerlendirme komisyonu tarafından vergi kanunları ile bunlara ilişkin kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ, sirküler ve özelgelere uygunluğu yönünden değerlendirilir. İncelemeyi yapanlar, bu komisyon tarafından yapılacak değerlendirmeye uygun olarak düzenleyecekleri vergi inceleme raporlarını işleme konulmak üzere bağlı oldukları birime tevdi ederler.

    1. madde ilevergiincelemesi yapmaya yetkili kılınan diğer memurlar tarafından düzenlenen vergi inceleme raporları, Gelir İdaresi Başkanlığı merkez ve taşra birimlerinde oluşturulacak rapor değerlendirme komisyonları tarafından değerlendirilir.

    İnceleme esnasında lüzum görülen hallerde, vergilendirme ile ilgili olaylar ve hesap durumları ayrıca tutanaklar ile tespit ve tevsik olunabilir. İlgililerin itiraz ve mülahazaları varsa bunlar da tutanağa geçirilir. Bu suretle düzenlenen tutanakların bir nüshasının mükellefe veya nezdinde inceleme yapılan kimseye bırakılması mecburidir.

    İlgililer tutanakları imzalamaktan çekindikleri takdirde tutanakta bahis konusu edilen olaylar ve hesap durumlarını ihtiva eden defter veya vesikalar, nezdinde inceleme yapılandan rızasına bakılmaksızın alınır ve inceleme neticesinde tarh edilen vergiler ve kesilen cezalar kesinleşinceye kadar geri verilmez. İlgililer her zaman bu tutanakları imzalayarak defter ve vesikaları geri alabilirler. Ancak bu defterlerin suç delili olmaması şarttır (Vergi Usul Kanunu Md. 141).

    İnceleme, neticesi alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere, tarh zamanaşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabilir(6).

    Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesi uyarınca; vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.

    Vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder.

    Vergi incelemesi neticesinde Vergi Usul Kanunu’nun 34. maddesi uyarınca ikmalen ve re’sen tarh edilen vergiler ihbarname ile ilgililere tebliğ olunur. Nev’i ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname kullanılır. Vergi ve ceza ihbarnamelerinin muhteviyatı Vergi Usul Kanunu’nun 35 ve 366. maddelerinde belirtilmiştir. Ayrıca inceleme raporunun bir örneği ihbarnameye eklenir.

    IV- MÜKELLEF AÇISINDAN VERGİ İNCELEME SÜRECİ

    Vergi kanunlarının uygulanması ve ispat başlıklı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) fıkrası şu şekildedir. “B) İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.

    Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz.

    İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.”

    Söz konusu madde hükmü 2365 sayılı Kanun ile getirilmiş ve bunun sonucunda ilgili açıklamalar 143 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yapılmıştır. Buna göre;

    Vergi Kanunlarımız gelir kaynaklarını yeterli şekilde kavramakla beraber, vergi usul hukukumuzda ispatlama, şekli delil sistemine dayandırıldığı için vergiyi doğuran olayın tespitinde büyük güçlüklerle karşılaşıldığı ve bu güçlüklerin önemli ölçüde vergi kaybına neden olduğu gözönüne alınarak, aynı maddenin (B) bendi ile vergi usul hukukumuza, vergiye tabi olayların tespitinde kullanılan ispatlama araçlarının esasları, diğer bir deyimle delil sistemine ilişkin genel kaideler getirilmiştir. Öngörülen delil sistemi ile vergi kanunlarının vergi güvenliğini ve vergi adaletini gerçekleştirecek şekilde uygulanmasını temin etmek üzere, vergiye tabi olayların tespitinde bu olaylara ilişkin her türlü delilin serbestçe kullanılmasına ve ekonomik açıdan değerlendirilmesine imkan sağlanmıştır.

    Bu amaca uygun olarak söz konusu bendin ilk fıkrasında, vergilendirmede vergiyi doğuran olayın ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyetinin esas alınacağı ilkesi açıklanmaktadır.

    Bu hüküm, uygulama yönünden herhangi bir yenilik getirmemekle beraber, vergi uygulamalarında her şeyden önce olayın gösterildiği şekilde değil gerçek yönüyle ele alınması ve buna göre işlem yapılması gereğini belirtmektedir.

    İkinci fıkrada ise, vergiyi doğuran olay ve muamelelerin gerçek mahiyetinin her türlü delille ispatlanabileceği hükmüne yer verilmek suretiyle şimdiye kadar olduğu gibi ispatlamanın sadece defter ve belge gibi maddi ve biçimsel delillerle değil, her türlü delil ile yapılabileceği kabul edilmiştir. Ancak, defter, kayıt ve belge gibi maddi deliller yardımıyla tespit olunan matrah farklarına ait verginin ikmalen, bunlar dışında kalan delillerle gerçekliği ispatlanan farklara ait verginin ise re’sen tarh yolu ile tamamlanması gerekmektedir.

    İkinci fıkrada yer alan diğer hükme göre de, şahit ifadesinin ispatlama aracı olarak kullanılabilmesi için vergiyi doğuran olayla ilgisinin tabii ve açık olması gerekmektedir.

    Fıkra hükmüne göre, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumu iddia eden tarafın bu iddiasını ispat etmesi icap etmektedir.

    Örneğin, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen delillere müsteniden, ekonomik, ticari ve teknik icaplara uygun olarak yapılan bir tarhiyata karşı, mükellefin itiraz etmesi halinde ispat külfeti mükellefe ait olacaktır.

    Madde metninde de görüleceği üzere vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık olan üçüncü kişilerin vermiş oldukları ifade ve bilgiler ispatlama vasıtası olarak kullanılabilmektedir. Vergi incelemelerinde, mükellefin kendisinin dışında vergiyi doğuran olayla ilgili olduğu düşünülen gerçek veya tüzel kişilerden de bilgi istenmesi sıklıkla kullanılan bir yöntemdir.

    Vergi Usul Kanunu’nun “Bilgi Verme” başlıklı 148. maddesi şu şekildedir. “Kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzelkişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecburdurlar.

    Bilgiler yazı veya sözle istenilir. Sözle istenen bilgileri vermeyenlere keyfiyet yazı ile tekit ve cevap vermeleri için kendilerine münasip bir mühlet tayin olunur. Bilgi istenmek üzere ilgililer vergi dairesine zorla getirilemez.

    Memleket dışı imtiyazlarından faydalanan yabancı Devlet memurları bilgi verme mecburiyetine tabi olamazlar.”

    Burada dikkati çeken bir husus münasip bir mühlet verilmesinin gerekliliğidir. Bu durumda Vergi Usul Kanunu’nun 14. maddesini(7) dikkate almak gerekmektedir.

    Kendilerinden bilgi istenilen gerçek ve tüzelkişiler, özel kanunlarda yazılı mahremiyet hükümlerini ileri sürerek, bilgi vermekten imtina edemezler. Ancak bu durumun istisnaları Vergi Usul Kanunu’nun 151. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

    Kendilerinden bilgi istenilen gerçek ve tüzelkişiler, özel kanunlarda yazılı mahremiyet hükümlerini ileri sürerek, bilgi vermekten imtina edemezler. Ancak:

    1- Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin muhabereler hakkında tutmaya mecbur olduğu mahremiyet saklıdır;

    2- Hekimlerden, diş hekimlerinden, dişçilerden, ebelerden ve sağlık memurlarından hastaların hastalıklarının nev’ine müteallik bilgiler istenemez.

    3- Avukatlardan ve dava vekillerinden kendilerine tevdi olunan işler veya görevleri dolayısıyla muttali oldukları ahval ve hususların bildirilmesi istenemez; şu kadar ki, bu yasak müvekkil adlarıyla vekalet ücretlerine ve giderlerine (6487 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle eklenen ibare Yürürlük; 11.06.2013) ayrıca avukatlık veya dava vekilliği sıfatı dışındaki sıfatları dolayısıyla muttali oldukları ahval ve hususlara şamil değildir.

    1. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 88. maddesi gereğince gösterilmesi veya teslimi caiz olmayan evrakın muhteviyatı hakkında bilgi istenemez. şu kadar ki, doğrudan doğruyavergiile ilgili olmak üzere, bu gibi evraka müsteniden doğan borçların miktarlarına ve alacaklıların adlarına ait bilgiler istenebilir.

    İnceleme esnasında da mükelleflerin yükümlülükleri de olmaktadır. Bunlar; incelemeye yetkili memura müessesenin durumuna göre, çalışma yeri göstermek ve resmi çalışma saatlerinde memurun müessesede çalışmasını sağlamak, inceleme ile ilgili her türlü izahatı vermek (Bu mecburiyet hem iş sahibine, hem de işletmede çalışan memurlara şamildir), incelemeye yetkili memurun, lüzumunda iş yerinin her tarafını gezip görmesini sağlamak, işletmede Vergi Usul Kanunu’nun 134. madde gereğince envanter yapılması halinde araç, gereç ve personeliyle bu işlemlerin intacına gerekli yardım ve kolaylığı göstermek (Vergi Usul Kanunu Md. 257).

    Söz konusu yardımda bulunmayanlar ile yukarıda anlatılan bilgi verme yükümlülüğüne uymayanlar hakkında Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355.  maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilir.

    V- SONUÇ

    Ülkemizde vergilendirme sisteminde beyan esası geçerli olduğundan, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak ve tespit etmek maliye idaresinin görev ve yetkileri arasındadır. Bu görev ve yetki vergi denetim elemanları vasıtasıyla yürütülmektedir.  Türk vergi sisteminde vergi incelemesi Vergi Usul Kanunu’nun 134-141. maddelerinde yer alan hükümlere dayanılarak yapılmaktadır. Vergi Usul Kanunu’nun 134. maddesi vergi incelemesinin maksadını kısa ve öz olarak çok da güzel bir şekilde tanımlamıştır. Buna göre “Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır.” Vergi Usul Kanunu’na veya diğer kanunlara göre defter ve hesap tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzel kişiler vergi incelemelerine tabidirler

    Yapılan inceleme neticesinde tenkidi gerektirir bir hususun tespit edilmesi halinde ise tespit edilen hususlar doğrultusunda vergi inceleme raporu veya vergi suçu raporu düzenlenir. Bu raporlar rapor değerlendirme komisyonlarından geçtikten sonra, tarhiyat önerilen raporlar vergi ve ceza ihbarnamesi düzenlenmek üzere tarha yetkili daireye, vergi suçu raporları ise ilgili Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.

    Vergi incelemesi neticesinde tarh edilen vergiler ve cezalar ihbarname ile ilgililere tebliğ olunur. Tarh edilen vergiler ve kesilen cezalara karşı mükelleflerin yasal hakları ve izleyebileceği başvuru yolları mevcuttur. Bunlar vergi hatasının düzeltilmesini talep etme,  cezalarda indirim talep etme, uzlaşma ve dava açmadır. Mükelleflerin vergi ve cezanın itirazsız ödeme seçeneği de bulunmaktadır.

    (1)        İkmalen vergi tarhı, her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesidir.(Vergi Usul Kanunu Md. 29)

    (2)         Resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergiincelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı re’sen takdir olunmuş sayılır. (Vergi Usul Kanunu Md. 30)

    (3)         Verginin idarece tarhı; 29 ve 30. maddeler dışında kalan hallerde, mükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunları ile muayyen zamanlarda müracaat etmemeleri veya aynı kanunlarla kendilerine tahmil edilen mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemeyen verginin kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh edilmesidir.(Vergi Usul Kanunu Mükerrer Md. 30)

    (4)     Vergi incelemesi sonucunda, tespit edilen vergi kayıp ve kaçağı dolayısıyla tahsil edilecek vergi ve cezalar bütçe kalemleri açısından gelir niteliğindedir.

    (5)         Vergi Usul Kanunu Md. 136 “Vergi incelemesi yapanlar yanlarında memuriyet sıfatlarını ve inceleme yetkisini gösteren fotoğraflı resmi bir vesika bulundururlar ve gittikleri yerde işe başlamadan evvel bu vesikayi ilgililere gösterirler.”

    (6)         Vergi Usul Kanunu Md. 138 “Vergi incelemesinin ne zaman yapılacağının evvelden haber verilmesi mecburi değildir. İnceleme, neticesi alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere, tarh zamanaşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabilir. Evvelce inceleme yapılmış veya matrahın re’sen takdir edilmiş olması yeniden inceleme yapılmasına ve gerekirse tarhıyatın ikmaline mani değildir.”

    (7)         Kanuni ve idari süreler:

    MADDE 14 – Vergi muamelelerinde süreler vergi kanunları ile belli edilir.

    Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirler ve ilgiliye tebliğ eder.

     

    Kaynak: Vergi Başmüfettişi ALTAR ÖMER ARPACI