fbpx
    Vergi Ziyaı Suçu Nedir ?

    Vergi Ziyaı Suçu Nedir ?

    Vergi Ziyaı Suçu Nedir ? , VUK’un 341. maddesinde “Vergi ziyaı mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi nedeniyle, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.

    Şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile diğer şekillerde verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine neden olunması da vergi ziyaı olarak kabul edilir.

    Verginin sonradan tahakkuk ettirilmesi veya tamamlanması veya haksız iadenin geri alınması ceza uygulanmasına mani teşkil etmez (VUK mad.341/3).

    Kanun koyucu vergi ziyaı suçunu tanımlarken somut olayda vergi kaybının oluşmasına bakmamış, mükellefin vergisel ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik getirmesini suçun oluşması için yeterli bir neden saymıştır.

    Yani verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi vergi ziyaı suçunun giydiği elbise konumundadır.

     

     

    “Vergi Usul Kanununun 341. maddesinde ifade edildiği üzere vergi ziyaının oluşumunda asıl etmen verginin zamanında ödenmesi veya eksik ödenmesi değil, tahakkuk ettirilmesidir.

    Burada yasa koyucu mükellef veya sorumluya verginin ödenmesinden önce bir takım görevler yüklemektedir.

    Bu görevlerin yerine getirilmesinden sonra vergi ödenecek ve/veya ödenecek evreye gelecektir.

    Bu haliyle vergi ziyaı, verginin ödenmesi aşamasıyla değil tahakkuk aşamasıyla ilişkilendirilmiştir.

    Zaten Vergi Usul Kanununu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’dan ayıran temel nokta da budur.

    Çünkü bir vergi ödenmesi gereken safhaya geldikten (tahakkuktan) sonraki aşaması 6183 sayılı Kanunun kapsamına girmektedir.

    Danıştay’ın bu konudaki görüşü vergi idaresinden farklıdır. Danıştay, vergi ziyaının doğumunda verginin ödenmemesini esas almaktadır.

    Oysa yasa maddesi vergi ziyaının doğması için ödemeyi değil, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini esas almaktadır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi Mahkemesi Tarafından (3) Kat Vergi Ziyaı Cezalarının (1) Kata İndirilmesi

    Vergi yargısı mükellefler tarafından açılan vergi davalarında 3 kat vergi ziyaı cezalarını 1 kata tahvil ettiği sıklıkla görülmektedir.[1] Vergi yargısının açılan bu gibi davalarda vergi aslının tasdik ve kesilen 3 kat vergi ziyaı cezalarını 1 kata dönüştürmesi   beraberinde mükellefler açısından geçmişte faydalanamadıkları uzlaşma müessesesi ile ilgili haklarının geri istenmesi sonucunu doğurabilir.   Beraberinde asliye ceza mahkemelerinde devam eden davalar hakkında da mükelleflerin mağduriyetlerine neden olunmaktadır.

    Doğal olarak, böyle bir durum karşısında mükellefin önceki aşamalarda bir çok hakları geri döndürülememektedir. Başlangıçta, vergi müfettişi raporuna göre (3) kat kesilen VZC ‘sı daha sonra mahkemece (1) kata tahvil edilmesi halinde öncelikle mükellefin uzlaşma hakkı, 213 sayılı VUK md. 376 hakkı ve diğer bazı haklar elden gitmiş olacaktır. Hatta, mükellef önceki aşamada (3) kat kesilmesi sonucunda KOD 4 diye tabir edilen, özel esaslara dahi alınmaktadır. Bu gibi durumlarda, mükellefler piyasada özel esaslara girdiği için sürekli iş ve müşteri kaybı gibi olumsuz sonuçlar ile karşı karşıya gelebilmektedirler. İdare’ nin mükellefleri bu şekilde olumsuz listeye alması sonucunda mükelleften malzeme alan bir çok müşteride zincirleme olarak bu olumsuzluklardan nasibini almaktadırlar.

    Bu çalışmamızda, önce idare tarafından (3) kat kesilen vergi ziyaı cezalarının tarhiyat öncesi uzlaşmaya sokulmayıp, bilahare vergi yargısında (3) kat vergi ziyaı cezalarının tek kata indirilmesi sonucunda mükelleflerin   uğradıkları hak kayıpları ve   bu konuda önceden alınabilecek önlemler üzerinde durulmaya çalışılmaktadır.

    1) Örneğin, bir mükellefe 100 TL KDV ve bunun üzerinden (3) kat yani 300 TL VZC cezalı tarhiyat önerilmiş olsun. Mükellef böyle bir tarhiyat karşısında kasıtlı olarak vergi ziyaına neden olduğu iddiasıyla   tarhiyattan önce uzlaşma hakkı verilmemiştir (Bkz. 213 sayılı VUK GT: 306).  Hal böyle olunca, mükellefin   vergi yargısının hakemliğine müracaat etmekten başka işi kalmamaktadır. Esasında burada mükellefin kesilen ceza ile ilgili olarak, tarhiyat öncesi uzlaşma veya   213 sayılı VUK’nun 376. maddesini talep etme olanağı mevcuttur. Ancak uygulamada mükellefler, yukarıdaki tarhiyatlarla ilgili doğrudan doğruya vergi yargısına giderek, yargının hakemliğine müracaat etmektedirler. Sonuçta, bu gibi tarhiyatlarda vergi yargısı önemli ölçüde yoğunluk kazanmakta ve asliye ceza mahkemeleri veya Yargıtay’ın ilgili dairesi önemli ölçüde bu gibi ihtilaflarla meşgul olmak zorundadır ([2]).

    2) Mükelleflerin vergi yargısında açtıkları davalarda (3) kat kesilen vergi ziyaı cezalarının (1) kata dönüştürülmesi halinde  (bu defa geriye doğru gidilerek) mükelleflere uzlaşma hakkı niçin verilmez? Zira başlangıçta mükellefe (3) kat ceza kesildiği için   böyle bir hakkın verilmemiş olması bilahare mahkeme kararına istinaden   tarhiyat öncesi uzlaşma yolu tekrar ihya edilebilir. Bunun için başlangıçta mükellefin yapacağı bir şey olmamakla beraber   yargı kararına istinaden mükellef kendisine verilmeyen tarhiyattan önce uzlaşma hakkını geri isteyebilmelidir.[3]

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Kesinleşmemiş Vergi Ziyaı Cezalarında Ceza Tutarının Tespiti

    Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu

    Tarih         : 26.05.2006
    Esas No   : 2005/318
    Karar No  : 2006/125

    VUK Md. 344, Geç. Md. 27

    KESİNLEŞMEMİŞ VERGİ ZİYAI CEZALARINDA CEZA TUTARININ TESPİTİ

     

    Görülmekte olan uyuşmazlıkta, Anayasa’ya aykırılığı saptanmış olan kurala göre hüküm kurulması, Anayasa’nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olup, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla doğan hukuki duruma göre, vergi ziyaı cezasının vergi aslının bir katını aşamayacağı.

    İstemin Özeti: Turizm işletmeciliği yapan davacının örtülü sermaye niteliğindeki borçlanmaya ilişkin faiz ve kur farklarını gider kaydettiği yolunda düzenlenen vergi inceleme raporu doğrultusunda 1997 ila 2001 yılları için beyan edilen zararları azaltılarak bu şekilde 2002 takvim yılına devreden zarar tutarının 2002 yılı kurum kazancının altında kaldığı, yatırım indirimi nedeniyle kurumlar vergisi tarhını gerektiren matrah farkı doğmadığı ancak yatırım indiriminden yararlandırılan tutarın tevkifata tabi olduğu görüşüyle adına 2003/Nisan dönemi için ikmalen vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisi salınmış, fon payı hesaplanmıştır.

    Vergi Mahkemesi; 1998 yılına ait zarar tutarı konusunda ihtilaf yaratılmaması, 1999 ila 2001 yılları için azaltılan zararlara karşı açılan davaların ise mahkemelerince ilgili dönemlerde şirketçe yapılan borçlanmaların örtülü sermaye niteliğinde olduğu ve bu borç üzerinden faiz veya kur farkı ödenmesi arasında fark bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş olması nedeniyle 2002 yılında ortaya çıkan ve yatırım indiriminden yararlandırılan kurum kazancının tevkifata tabi tutulmasında yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle cezalı gelir (stopaj) vergisi yönünden davayı reddetmiş, düzeltme fişiyle terkin edildiği bildirilen cezalı fon payı hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

    Yükümlünün temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi; davacı şirketin temyiz istemini kabul ederek, gelir (stopaj) vergisinin dayanağı olan geçmiş yıl zararlarının azaltılması işlemlerine karşı açılan davalarda, 1997 yılı için inceleme elemanınca teklif edilen tutarı tadil eden, 1999-2000-2001 yılları için azaltılan tutarlara karşı açılan davaları ise reddeden Vergi Mahkemesi kararlarının kur farklarına ilişkin hüküm fıkraları Danıştay Üçüncü Dairesinin kararlarıyla bozulduğundan ve bozma kararları uyarınca verilecek kararların sonuçları dava konusu tarhiyatı etkileyeceğinden, söz konusu kararlarda yer alan esaslar doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere mahkeme kararını bozmuştur.

    Bozma kararına uymayan Vergi Mahkemesi; örtülü sermaye müessesesinin asıl amacının gerçekte sermaye niteliğine sahip borçlanmalar nedeniyle kurum kazancında herhangi bir azalmanın meydana gelmesini engellemek olduğu, bu açıdan dönem sonunda faiz ödenmesi veya kur farkı hesaplanmasının yapacağı etki arasında fark bulunmadığı, vergiyi doğuran olayların saptanmasında ve vergi yasası hükümlerinin yorumlanmasında hukuki biçimlerin ötesine geçilerek gerçek ekonomik nitelik ve içeriklerin esas alınması gerektiği, olaya bu açıdan bakılacak olursa örtülü sermaye şeklinde nitelendirilecek borçlanma üzerinden faiz ödenmesi halinde bu faiz giderlerinin dönem kazancından indiriminin kabul edilemeyeceği gibi borçlanmaya ilişkin kur farklarının Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15 ve 17. maddeleri hükmü gereği kanunen kabul edilmeyen gider olarak değerlendirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, Mahkemelerince verilen kararın davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasında ısrar etmiştir.

    Israr kararı yükümlü şirketçe temyiz edilmiş, kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenmiştir.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi Ziyaı Cezası İçin Uzlaşılmış Olsa da Vergi Hatası Bulunan Vergi İçin Düzeltme Şikayet Başvurusu Yapılabilir

    Danıştay 4. Dairesi
    Tarih    : 17.4.2012
    Esas No  : 2009/8579
    Karar No  : 2012/1452

    VUK Md. Ek 6, Ek 7, 116

    VERGİ ZİYAI CEZASI İÇİN UZLAŞILMIŞ OLSA DA VERGİ HATASI BULUNAN VERGİ İÇİN DÜZELTME ŞİKAYET BAŞVURUSU YAPILABİLİR

    Beyan üzerine tarh olunan vergiler üzerinden re’sen kesilen vergi zıyaı cezası için uzlaşılmış olsa bile vergi hatasının bulunması halinde bu vergiler için düzeltme şikayet başvurusu yapılmasına yasal bir engel bulunmadığı hk.

    İstemin Özeti: Davacıya bir kısım gelirini beyan etmediği vergi dairesince bildirilmesi üzerine 2004 yılı için verilen kurumlar vergisi düzeltme beyannamesi üzerine tahakkuk eden verginin ödenmesinden sonra beyan edilmediği zannedilen uyuşmazlık konusu menkul sermaye iradının kayıtlarda diğer gelirler hesabına ait kısmında faiz gelirinin altında muhasebeleştirildiğinin anlaşılması üzerine ödenen verginin yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle yaptığı düzeltme şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesinin kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Ek 7. maddesinin üçüncü fıkrasında, uzlaşmanın vaki olması halinde mükellefin üzerinde uzlaşılan vergi ve cezaya (bunlardan birisi üzerinde uzlaşılmış olsa da her ikisine) karşı dava açamayacağı, Ek 6. maddesinde, mükellef veya adına ceza kesilenin, üzerinde uzlaşılan ve tutanakta tespit edilen hususlar hakkında dava açamayacağı veya hiçbir şikayette bulunamayacağının hüküm

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.