fbpx

    Naylon Faturadan Sahte Belgeye

    Katma değer vergisinin Türkiye vergi hukukunda yerini aldığı ilk yıllarda ihracatın ekonomi için baskın kılınmaya çalışılan önemi, dış satım yoluyla ülkeye gelir sağlama çabası açısından katma değer vergisi iade sisteminin kurgusunu gerekli kılmıştır.

    Katma değer vergisi iade sistemi, ihracat yönünden ihraca konu değerin bünyesinde biriken yüklenilmiş katma değer vergisinin mükellefe iadesi şeklinde çalışır. Bu sistemde varış ülkesi ilkesi gereği ihracat sırasında vergi hesaplanmaz.

    Dolayısıyla yüklenilen vergilerin indirilebileceği bir hesaplanan katma değer vergisi olmadığından yüklenilen vergiler yönünden iade sistemi işletilir.

    1985 yılında hukukumuza giren katma değer vergisi, ekonomik yaşamda fiyat yapısının vergi kadar yükselmesi sonucunu doğurduğundan, ticari işlemlerin belgesiz yapılmaması, o günlere değin işlemler için belge almayan taraflar için belge istemeyi özendirmek üzere ücretlilere vergi iadesi gibi sistemler de uygulanmıştır.

    Katma değer vergisi, herhangi bir tarafın gelirini ya da giderini temsil etmemekle birlikte ekonomik yaşamda bir anda fiyatların vergi ile birlikte yüksek seyretmesi algısı oluşturmuş, bu algı reel olarak da hazine adına tahsil edilse de hazineye intikal için ödense de yükümlüler yönünden “bir yük” olarak değerlendirilmiştir.

    Katma değer vergisi hesaplayarak hazineye vergi idaresi aracılığıyla bildiren yükümlüler, bu vergilerinden indirebildikleri verginin düşük olduğu ve ödenecek vergi yüklerinin yüksek kabul edildiği süreçlerde, ödenecek vergi tutarını en aza indirmenin bir yöntemi olarak gerçekte bir işleme dayanmayan belgeler temin etmeye başlamışlardır. Bu belgeler piyasada anıldığı şekliyle “naylon fatura” kavramıyla betimlenmiştir.

    Naylon fatura zaman içinde vergi literatüründe de yer bulmuştur. Bir nükte unsuru olarak da faturanın naylon değil kağıt olduğu değerlendirmelerine değin yanılsamalar da yaşanmıştır.

    Hukukun tanımıyla sahte belge olan naylon fatura, kavramsal olarak zamanla terkedilmiş, sahte belge, içeriği yanıltıcı belge betimlemeleri ağırlık kazanmıştır.

    Katma değer vergisinin uygulanmaya başladığı günlerden bugüne ekonomik sistemde sahte veya içeriği yanıltıcı belgenin güncelliğini yitirmediği bilinmektedir.

    Yoğun olarak vergi oranlarının yüksekliği nedeniyle bazı kullanıcıları tarafından bir zorunluk olarak da değerlendirilen sahte veya içeriği yanıltıcı belge, etkin mücadele çabalarının geliştirilmesine karşın tedavüldedir. Vergi denetim birimlerinin iş yükleri içindeki yerinin kendini koruduğu bilinmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi Kaçakçılığı Suçu ve Naylon Sahte Fatura Suçu

    Vergi cezaları arasında, en ağır olanı kuşkusuz “kaçakçılık suçu” ile ilgilidir. Kaçakçılık suçu fiillerini işleyenler hakkında, hem “üç kat vergi ziyaı cezası” hem de “hapis cezası” uygulanabilmektedir (VUK Md. 344/3 ve 359).

    VUK’un 359. maddesinde “Hürriyeti Bağlayıcı Ceza İle Cezalandırılacak Suçlar ve Cezaları” bölüm başlığı altında sıralanan “vergi kaçakçılığı suçları ve cezaları” iki grupta toplanmıştır. Birinci gruptaki fiiller 7 bent halinde, ikinci gruptakiler ise 6 bent halinde aşağıda sıralanmıştır.
     

    A) 6 Aydan 3 Yıla Kadar Hapis Cezasını Gerektiren Kaçakçılık Suçları ve Cezaları

     (VUK Md. 359/a)

    1- Defter ve kayıtlarda, hesap ve muhasebe hileleri yapmak,

    2- Gerçek olmayan ya da kayda konu işlemlerle ilgili bulunmayan kişiler adına hesap açmak,

    3- Defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri, vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde, tamamen ya da kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydetmek,

    4- Defter, kayıt ve belgeleri tahrif etmek,

    5- Defter, kayıt ve belgeleri gizlemek ,

    6- Muhteviyatı (kapsamı) itibariyle yanıltıcı belge düzenlemek,

    7- Muhteviyatı (kapsamı) itibariyle yanıltıcı belge kullanmak.

    B) 18 Aydan 3 Yıla Kadar Hapis Cezasını Gerektiren, Kaçakçılık Suçları ve Cezaları (VUK Md. 359/b)

    1- Defter, kayıt ve belgeleri yok etmek , defter sayfalarını yok ederek, yerine  başka yapraklar koymak ya da hiç yaprak koymamak,

    2- Belgelerin asıl veya suretlerini sahte  olarak düzenlemek,

    3- Asıl ya da suretleri sahte olarak düzenlenmiş belgeleri kullanmak,

    4- Belgeleri, Maliye Bakanlığı ile anlaşma yapmadan basmak,

    5- Belgeleri sahte olarak basmak,

    6- Sahte olarak basılmış belgeleri kullanmak (6).

    Uygulanacak Hapis Cezası, Hapis Cezasının Paraya Çevrilmesi

    A) Uygulanacak Hapis Cezası ve Paraya Çevrilmesi

    1) Altı Aydan Üç Yıla Kadar Uygulanacak Hapis Cezaları ve Hapis Cezasının Paraya Çevrilmesi

    Yukarıda, birinci grupta yedi bent halinde sıralanan ve altı aydan üç yıla kadar hapis cezasını gerektiren fiilleri işleyenler;

    – Filleri, Asliye Ceza Mahkemelerinin görev alanına girdiği için bu mahkemelerde yargılanırlar.

    – Fillerin yaptırımı, 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.

    – Bu gruptaki suçlara tayin olunan, bir yıla kadar hapis cezaları para cezasına çevrilebilir.

    – İki yıla kadar olan hapis cezaları da ertelenebilir.

    – Hükmolunan hapis cezasının para cezasına çevrilmesinde, hapis cezasının her bir günü için, sanayi sektöründe çalışan 16 yaşından büyük işçiler için, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan asgari ücretin bir aylık brüt tutarının yarısı esas alınır ve hükm-olunan bu para cezası ertelenemez (VUK Md.359/a son fıkra).  

    2) 18 Aydan 3 Yıla Kadar Uygulanacak Hapis Cezaları ve Hapis Cezasının Paraya Çevrilmesi

    Yukarıda ikinci grupta altı bent halinde sıralanan ve 18 aydan üç yıla kadar hapis cezasını gerektiren fiiller;

    – Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanır.

    – Mahkemece hükmolunacak hapis cezası 18 aydan üç yıla kadar “ağır hapis cezası”dır.

    – Cezanın, niteliği ve süresi itibariyle para cezasına çevrilmesi ve ertelenmesi mümkün değildir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Karşılıksız Çek ve Sahte Fatura

    Ekonominin hiçbir yerde değişmeyen her ülke ve toplum için, o ülke şartlarına göre gerek yazılı gerek yazılı olmayan kuralları vardır ve evrensel geçerliliğe sahiptir. Ticaret de,  bu kurallar ve kurallara bağlı kalan uygulamalar içerisindedir. Ülkemizdeki bu uygulamalardaki unsurlardan en önemlilerinden bir tanesi de ticarette kullanılan çeklerdir. 

    Çek karşılığında alınan malların piyasaya nakit olarak düşük fiyatla satıldığı ancak çeklerin vadesi geldiğinde karşılıksız çıktığı durumlarla son zamanlarda sıkça karşılaşılmaktadır. Karşılıksız çek düzenleyenler, bankaları paravan firmalar kurarak hayali bilançolarla yanıltmakta ve kolaylıkla çek defterleri temin edebilmektedirler. 

    Ticarette ödeme aracı olarak kullanılan çek, görüldüğü yerde ödenmesi gereken vadesiz bir enstrümandır. Ülkemizdeki ticarette ise çek; genellikle vadeli ödemeler için kullanıldığından kredi enstrümanı olarak algılanmaktadır.

    Modem fiyat parasal sistemde para; krediler vasıtası ile üretilir. Krediler parasal sistemin bilançosunda kredi kullanan için pasif, kullandıran için aktif tarafta yer almaktadır. Ekonomideki para arzı tespit edilirken fon transferine aracılık eden bankacılık sisteminin bilançosu baz alınır. Bilançonun aktif ve pasifleri birbirine eşittir. Bankacılık sisteminin aktiflerinde hazine tahvilleri ve krediler yer alırken, bu hesapların simetrikleri de banka pasiflerinde mevduat ve benzerleri ile yer alır. İşte para arzı bu mevduat ve benzeri hesapların vade, likidite v.s. özelliklerine göre hesaplanır. Buna bir tür özel sektörün para arzı diyebiliriz.

    İşte Çek bu aşamada devreye girer, yukarıda da belirttiğimiz gibi çek ülkemizde kredi enstrümanı olarak kullanılır. Ama bu kredinin banka kredilerinden çok önemli bir farkı vardır. Bu fark çek’in önünü açtığı kredinin bankacılık sektörü dışında gerçekleşmesinden ileri gelir, yani reel ekonomi kendi içinde kredi üretmektedir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi ekonomide para krediler vasıtası ile yaratıldığından çekler vasıtasıyla ekonomide para üretilmiş olmaktadır.

    Çek; üreten/satıcı/aracı tarafından kabul edildiğinde para üretilmiş olmaktadır. Daha sonradan bu çek ciro edilerek piyasada sirküle edildikçe para üretmeye/yerine geçmeye devam eder. Bunu paranın bir şekilde kendini devir etmesi olarak düşünebiliriz. Dolayısıyla tek bir çek defalarca dönerek birçok ticari işlemi birden gerçekleştirir. Buda çek’i çok etkin bir finansman aracına dönüştürür.

    Finansman aracına dönen çek; reel sektörde üreten için çok ciddi bir banka dışı finansman kaynağını oluşturur. Firmalar normal faaliyetleri sırasında nihai ürünlerini piyasaya arz edip mal bedelini nakit olarak tahsil etmeden önce hammadde alımından cari giderlere kadar birçok harcama yapmak durumundadır. İşte çek bu aşamada devreye girer. Finansman ihtiyacı olan firmalar bu çekleri tedarikçilerine ciro ederler ya da bir banka veya faktoring şirketine kırdırırlar. Özellikle ciro edilen çekler piyasada defalarca dönerek reel sektöre banka dışı finansman kaynağı temin ederler.

    Çekler karşılıksız çıkar ise işte sarmal o zaman tam tersine döner, tedarik zincirinde bu çekleri iyi niyetli olarak birbirine ciro eden firmalar ödenmeyen çek bedelleri sebebi ile paraya sıkışır, iflas eder ya da ekonominin döngüsüne sekte vurulacak şekilde zarar ederler.

    Karşılıksız çek; çeki alan kişinin ilgili bankaya ibraz etmesi üzerine ilgili banka hesabında çekte yazılı tutarın bulunmamasını ifade eder. Karşılıksız çek düzenleme fiillerinde hapis cezası 2012 de yapılan yasal düzenlemeyle kaldırılmıştır.   Hapis cezasının yerine  çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı getirilmiştir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Sahte Fatura Kullanımı ve Bankadan Yapılan Ödemeler ve Vergi Teknik Raporunun Akıbeti

    Malum olduğu üzere, sahte fatura kullanımı nedeniyle birçok mükellef son yıllarda cezalı tarhiyatlara maruz kalabilmektedir. Hem cezalı tarhiyata maruz kalıp ve hem de KOD 4 diye isimlendirilen özel esaslar kapsamına alınan mükellefler mağdur olabilmektedir. (1)

    Sahte fatura kullanımı nedeniyle mağdur olan birçok firma ne gibi önlem alırsa bundan en az zararla kurtulabilir? (2)

    Sahte fatura kullanımı iddiası ile ilgili Maliye Bakanlığı’nın tavrı çok net bir şekilde belirginleşmiştir.(3) 

    Örneğin, hakkında vergi tekniği raporu düzenlenen bir mükelleften malzeme alan mükellefler cezalı tarhiyata maruz kalmaktadır. Benzeri şekilde özel esaslara alınan mükelleflerden mal ve hizmet alan mükellefler de aynı risk söz konusudur. Sahte fatura kullanımı nedeniyle haklarında tarhiyat yapılan mükellefler için 3 kat(4) vergi ziyaı cezası kesilmişse bunlar hakkında da ayrıca asliye ceza mahkemesinde kamu davası açılmaktadır. Bu davalarda yargılanan mükelleflere 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilmektedir. (Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından verilen 30.5.2013 gün ve E:2012/27552-K:2013/9075 sayılı kararda: ….. aynı takvim yılına ait sahte fatura kullanma eyleminin tek bir suç oluşturacağına karar verilmiştir.)

     

    Sahte fatura kullanımı nedeniyle sınırlı olarak vergi incelemesine alınan mükellefler yönünden açıklama nedenleri olarak bu konuda mal ve hizmet bedelinin banka sistemi üzerinden ödenmesi yeterli bulunmaktadır. Aynı şekilde alınan malzeme bedellerinin taşıma irsaliyeleri, sevk irsaliyeleri, kantar fişleri vb. kanıtlar malzeme alındığını kanıtlayacak belgelerdir. Ancak, sahte fatura düzenleme iddiası bulunan mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda mükellefin hiçbir şekilde faaliyetinin olmadığı yönünde vergi tekniği raporu bulunması halinde durum ne olacaktır? Bize göre, hakkında sahte fatura düzenleme ile ilgili vergi tekniği raporu bulunan mükellefler açısından Maliye Bakanlığının görüşü oldukça nettir. Bu gibi durumlarda Maliye Bakanlığı (vergi müfettişleri) kullanıcı durumunda olan kişilerin yapmış olduğu çekle ödemeleri kabul edip etmemekte serbesttir. Konuyla ilgili, VUK GT seri no 306 hükümlerine göre sahte olduğu iddia edilen faturaların toplam alışa oranlaması yapılmaktadır.(5) Bu oranlama sonucunda çıkan miktarın tutarı %10’un üzerinde olması halinde bilerek sahte fatura alındığı yargısına ulaşılmaktadır.(6)

     

    Netice olarak, düzenlenen vergi tekniği raporlarının yıllar sonra tanzim edilmesi sonucunda geçmişe yönelik o şirketin faaliyetini yok sayan tespitler yapılması raporun sıhhati konusunda tereddütler oluşturmaktadır.(7) Örneğin, 2012 yılında düzenlenen bir vergi tekniği raporu 2007 ve 2008 yılları için ilgili şirketin faaliyetinin bulunmadığını geçmişe yönelik olarak nasıl tespit edebilir ki?

     

    Danıştay 9. Dairenin bundan 19 yıl önceki 31.10.1994 tarihli 1993/3003 E., 1994/4226 k. sayılı kararı, sadece belge düzenleyenlere ulaşılamaması (adreslerinde bulunamamaları) nedeniyle bir belgenin sahte olduğuna hükmedilemeyeceği yaklaşımını açıkça ortaya koymaktadır:(8)

     

    “Dosyanın incelenmesinden, inceleme raporunda, yükümlüye emtia satan söz konusu firmalar karşıt inceleme yapıldığı, … Tic. Turizm Ltd. Şti.’nin düzenlediği faturada yer alan hasılatı katma değer vergisi beyannamesinde beyan ettiği belirtildiğine göre bu faturanın sahteliğinden bahsedilemeyeceği gibi yükümlü şirket gerek dava dilekçesi ekinde gerekse temyiz dilekçesi ekinde anılan şirketin paravan bir şirket olmadığını kanıtlamak amacıyla şirketin adresini, 1990 yılı ile ilgili döviz alım belgesi, ithalat belgesi Sermaye Artırımı ile ilgili Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi vb. belgeler ibraz etmiş olduğundan … Tic. Turizm Ltd. Şti.’nin paravan bir şirket olduğundan bahsedilemeyeceğinden inceleme elemanının bu yöndeki iddiası varsayımdan ibaret kalmaktadır.

     

    …..’nin 14 adet fatura karşılığı yükümlüye sattığı emtianın ise, ….. Ticaret Borsasına kayıtlı olduğu, bu şahsın anılan yılda bazı aylarda eksik matrahla veya boş da olsa katma değer vergisi beyannamesini verdiği, kaldı ki yükümlü şirketin emtia aldığı Ekim ve Temmuz aylarında anılan şahsın beyannamesini verdiği de inceleme raporundaki bilgilerden anlaşıldığından bu şahıstan alınan faturaların da sahteliğinden bahsedilemeyeceğinden gerek ….. Ticaret Tur. Ltd. Şti. gerekse …… tarafından düzenlenen faturaların gerçek emtia alımı neticesinde düzenlendiğinin kabulü ile bu faturalarda yer alan katma değer vergilerinin 3065 sayılı Yasanın 29. maddesi uyarınca indirim konusu yapılacağı muhakkaktır. Mahkeme tarafından bu hususlara hiç değinilmeksizin anılan şirketlerin salt adreslerinde bulunmadıkları gerekçesiyle varsayıma dayalı olarak tarh edilen cezalı verginin onanmasında yasal isabet görülmemiştir.”

     

    Aynı Dairenin çok daha yeni 16.02.2011 gün, 2010/331 E., 2011/395 k. sayılı kararı da yine bu yöndedir. Daire; Vergi Mahkemesi’nin davacıya fatura düzenleyen (…) Vergi Dairesi mükellefi olan (…) hakkında sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlendiğine ilişkin olarak herhangi bir vergi tekniği raporu bulunmadığı gibi davacının hesaplarını inceleyen inceleme elemanının; bu mükellef hakkında düzenlenen yoklama fişine göre belirtilen adreste bulunmadığı yönündeki tespitten hareketle davacıya düzenlendiği faturaların gerçek bir mal ve hizmet teslimine dayanmadığına karine teşkil etmeyeceği, bu durumda, (…)’ye ait fatura içeriği emtiaların gerçekten alınmadığı veya bu faturaların komisyon karşılığı düzenlendiği hukuken geçerli somut verilerle ortaya konulmadan yapılan cezalı tarhiyatta isabet görülmediği gerekçesiyle verdiği kabul kararını aynen onamıştır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Sahte Fatura Düzenlemek ve Kullanmak - Dava Şartı

    Sahte Fatura Düzenlemek ve Kullanmak – Dava Şartı

    Sahte Fatura Düzenlemek ve Kullanmak – Dava Şartı , 213 S. K.367. Md.si Uyarınca Dava Şartı Olan Vergi Dairesi Başkanlığı Mütalaasının Hakkında Mahkumiyet Hükümleri Kurulan Sanık İçin Verildiği Sanık Hakkında 2006 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanmak ve Sahte Fatura Düzenlemek Suçlarından Dava Şartı Olan Mütalaanın Bulunmaması Nedeniyle Öncelikle Durma Kararı Verilip Mütalaa Verilip Verilmeyeceği İlgili Vergi Dairesi Başkanlığından Sorulup Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Takdir ve Tayini Gerektiği

    T.C.
    YARGITAY
    11. CEZA DAİRESİ
    E. 2016/5659
    K. 2018/310
    T. 15.1.2018

    SAHTE FATURA DÜZENLEMEK VE KULLANMAK ( 213 S. K.367. Md.si Uyarınca Dava Şartı Olan Vergi Dairesi Başkanlığı Mütalaasının Hakkında Mahkumiyet Hükümleri Kurulan Sanık İçin Verildiği Sanık Hakkında 2006 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanmak ve Sahte Fatura Düzenlemek Suçlarından Dava Şartı Olan Mütalaanın Bulunmaması Nedeniyle Öncelikle Durma Kararı Verilip Mütalaa Verilip Verilmeyeceği İlgili Vergi Dairesi Başkanlığından Sorulup Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Takdir ve Tayini Gerektiği )

    * DAVA ŞARTI ( Sahte Fatura Düzenlemek ve Kullanmak – 213 S. K.367. Md.si Uyarınca Dava Şartı Olan Vergi Dairesi Başkanlığı Mütalaasının Hakkında Mahkumiyet Hükümleri Kurulan Sanık İçin Verildiği Sanık Hakkında 2006 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanmak ve Sahte Fatura Düzenlemek Suçlarından Dava Şartı Olan Mütalaanın Bulunmaması Nedeniyle Öncelikle Durma Kararı Verilip Mütalaa Verilip Verilmeyeceği İlgili Vergi Dairesi Başkanlığından Sorulup Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Takdir Edileceği )

    * VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI MÜTAALASI ( Sanık Hakkında 2006 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanmak ve Sahte Fatura Düzenlemek Suçlarından Dava Şartı Olan Mütalaanın Bulunmaması Nedeniyle Öncelikle Durma Kararı Verilip Mütalaa Verilip Verilmeyeceği İlgili Vergi Dairesi Başkanlığından Sorulup Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Takdir ve Tayini Gereği )

    213/M.367

    ÖZET : Sanık hakkında “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

    213 S. K.367. md.si uyarınca dava şartı olan vergi dairesi başkanlığı mütalaasının hakkında mahkumiyet hükümleri kurulan sanık için verildiği, sanık hakkında 2006 takvim yılında sahte fatura kullanmak ve sahte fatura düzenlemek suçlarından dava şartı olan mütalaanın bulunmaması nedeniyle, öncelikle durma kararı verilip, mütalaa verilip verilmeyeceği ilgili Vergi Dairesi Başkanlığından sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yargılamaya devamla mahkumiyet hükümleri kurulması, hatalıdır.

    DAVA : 1-)Sanık hakkında “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan vekilinin ve sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;

    5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 Sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

    Toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin ise nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, katılan vekilinin ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,

    2-)Sanık hakkında “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

    213 Sayılı Kanun’un 367. maddesi uyarınca dava şartı olan vergi dairesi başkanlığı mütalaasının hakkında mahkumiyet hükümleri kurulan sanık için verildiği, sanık hakkında 2006 takvim yılında sahte fatura kullanmak ve sahte fatura düzenlemek suçlarından 213 Sayılı Vergi Usul Yasasının 367. maddesi uyarınca dava şartı olan mütalaanın bulunmaması nedeniyle, öncelikle durma kararı verilip, 213 Sayılı mütalaa verilip verilmeyeceği ilgili Vergi Dairesi Başkanlığından sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Sahte Fatura Kullanımı ve Bankadan Yapılan Ödemeler

    Sahte Fatura Kullanımı ve Bankadan Yapılan Ödemeler , sahte fatura kullanımı nedeniyle birçok mükellef son yıllarda cezalı tarhiyatlara maruz kalabilmektedir. Hem cezalı tarhiyata maruz kalıp ve hem de KOD 4 diye isimlendirilen özel esaslar kapsamına alınan mükellefler mağdur olabilmektedir. (1)

    Sahte fatura kullanımı nedeniyle mağdur olan birçok firma ne gibi önlem alırsa bundan en az zararla kurtulabilir?(2)

    Sahte fatura kullanımı iddiası ile ilgili Maliye Bakanlığı’nın tavrı çok net bir şekilde belirginleşmiştir.(3) Örneğin, hakkında vergi tekniği raporu düzenlenen bir mükelleften malzeme alan mükellefler cezalı tarhiyata maruz kalmaktadır. Benzeri şekilde özel esaslara alınan mükelleflerden mal ve hizmet alan mükellefler de aynı risk söz konusudur. fatura kullanımı nedeniyle haklarında tarhiyat yapılan mükellefler için 3 kat(4) vergi ziyaı cezası kesilmişse bunlar hakkında da ayrıca asliye ceza mahkemesinde kamu davası açılmaktadır. Bu davalarda yargılanan mükelleflere 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilmektedir. (Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından verilen 30.5.2013 gün ve E:2012/27552-K:2013/9075 sayılı kararda: ….. aynı takvim yılına ait sahte fatura kullanma eyleminin tek bir suç oluşturacağına karar verilmiştir.)

    Sahte fatura kullanımı nedeniyle sınırlı olarak vergi incelemesine alınan mükellefler yönünden açıklama nedenleri olarak bu konuda mal ve hizmet bedelinin banka sistemi üzerinden ödenmesi yeterli bulunmaktadır. Aynı şekilde alınan malzeme bedellerinin taşıma irsaliyeleri, sevk irsaliyeleri, kantar fişleri vb. kanıtlar malzeme alındığını kanıtlayacak belgelerdir. Ancak, sahte fatura düzenleme iddiası bulunan mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda mükellefin hiçbir şekilde faaliyetinin olmadığı yönünde vergi tekniği raporu bulunması halinde durum ne olacaktır? Bize göre, hakkında sahte fatura düzenleme ile ilgili vergi tekniği raporu bulunan mükellefler açısından Maliye Bakanlığının görüşü oldukça nettir. Bu gibi durumlarda Maliye Bakanlığı (vergi müfettişleri) kullanıcı durumunda olan kişilerin yapmış olduğu çekle ödemeleri kabul edip etmemekte serbesttir. Konuyla ilgili, VUK GT seri no 306 hükümlerine göre sahte olduğu iddia edilen faturaların toplam alışa oranlaması yapılmaktadır.(5) Bu oranlama sonucunda çıkan miktarın tutarı %10’un üzerinde olması halinde bilerek sahte fatura alındığı yargısına ulaşılmaktadır.(6)

    Netice olarak, düzenlenen vergi tekniği raporlarının yıllar sonra tanzim edilmesi sonucunda geçmişe yönelik o şirketin faaliyetini yok sayan tespitler yapılması raporun sıhhati konusunda tereddütler oluşturmaktadır.(7) Örneğin, 2012 yılında düzenlenen bir vergi tekniği raporu 2007 ve 2008 yılları için ilgili şirketin faaliyetinin bulunmadığını geçmişe yönelik olarak nasıl tespit edebilir ki?

    Danıştay 9. Dairenin bundan 19 yıl önceki 31.10.1994 tarihli 1993/3003 E., 1994/4226 k. sayılı kararı, sadece belge düzenleyenlere ulaşılamaması (adreslerinde bulunamamaları) nedeniyle bir belgenin sahte olduğuna hükmedilemeyeceği yaklaşımını açıkça ortaya koymaktadır: .(8)

    “Dosyanın incelenmesinden, inceleme raporunda, yükümlüye emtia satan söz konusu firmalar karşıt inceleme yapıldığı, … Tic. Turizm Ltd. Şti.’nin düzenlediği faturada yer alan hasılatı katma değer vergisi beyannamesinde beyan ettiği belirtildiğine göre bu faturanın sahteliğinden bahsedilemeyeceği gibi yükümlü şirket gerek dava dilekçesi ekinde gerekse temyiz dilekçesi ekinde anılan şirketin paravan bir şirket olmadığını kanıtlamak amacıyla şirketin adresini, 1990 yılı ile ilgili döviz alım belgesi, ithalat belgesi Sermaye Artırımı ile ilgili Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi vb. belgeler ibraz etmiş olduğundan … Tic. Turizm Ltd. Şti.’nin paravan bir şirket olduğundan bahsedilemeyeceğinden inceleme elemanının bu yöndeki iddiası varsayımdan ibaret kalmaktadır.

    …..’nin 14 adet fatura karşılığı yükümlüye sattığı emtianın ise, ….. Ticaret Borsasına kayıtlı olduğu, bu şahsın anılan yılda bazı aylarda eksik matrahla veya boş da olsa katma değer vergisi beyannamesini verdiği, kaldı ki yükümlü şirketin emtia aldığı Ekim ve Temmuz aylarında anılan şahsın beyannamesini verdiği de inceleme raporundaki bilgilerden anlaşıldığından bu şahıstan alınan faturaların da sahteliğinden bahsedilemeyeceğinden gerek ….. Ticaret Tur. Ltd. Şti. gerekse …… tarafından düzenlenen faturaların gerçek emtia alımı neticesinde düzenlendiğinin kabulü ile bu faturalarda yer alan katma değer vergilerinin 3065 sayılı Yasanın 29. maddesi uyarınca indirim konusu yapılacağı muhakkaktır. Mahkeme tarafından bu hususlara hiç değinilmeksizin anılan şirketlerin salt adreslerinde bulunmadıkları gerekçesiyle varsayıma dayalı olarak tarh edilen cezalı verginin onanmasında yasal isabet görülmemiştir.”

    Aynı Dairenin çok daha yeni 16.02.2011 gün, 2010/331 E., 2011/395 k. sayılı kararı da yine bu yöndedir. Daire; Vergi Mahkemesi’nin davacıya fatura düzenleyen (…) Vergi Dairesi mükellefi olan (…) hakkında sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlendiğine ilişkin olarak herhangi bir vergi tekniği raporu bulunmadığı gibi davacının hesaplarını inceleyen inceleme elemanının; bu mükellef hakkında düzenlenen yoklama fişine göre belirtilen adreste bulunmadığı yönündeki tespitten hareketle davacıya düzenlendiği faturaların gerçek bir mal ve hizmet teslimine dayanmadığına karine teşkil etmeyeceği, bu durumda, (…)’ye ait fatura içeriği emtiaların gerçekten alınmadığı veya bu faturaların komisyon karşılığı düzenlendiği hukuken geçerli somut verilerle ortaya konulmadan yapılan cezalı tarhiyatta isabet görülmediği gerekçesiyle verdiği kabul kararını aynen onamıştır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Bankalar Sahte Belge veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kullanır mı?

    Bankalar Sahte Belge veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kullanır mı?

    Bankalar Sahte Belge veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kullanır mı? , bankalar ekonominin içerisinde yer alan güven kurumlarıdır. Her yıl açıklanan  “Vergi Rekortmenleri” listesinin ilk onunda en az beş-altı banka bulunmaktadır. Bu açıdan baktığımızda bankaların sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmayacakları düşünülebilir. Ancak uygulamada bankaların bu bahsi geçen belgeleri kullanma durumları olabilmektedir. Makalemizin konusu, Bankaların; sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmalarına neden olan veya olabilecek sistemsel açıklar, bankaların karşılaşabileceği idari yaptırımlar, bu belgeleri kullanan şahısların karşılaşabileceği cezai yaptırımlar ve vergi idaresinin konuya nasıl yaklaşması gerektiğine dair önerilerdir.

    1-Giriş

    3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-e maddesi gereği, bankaların tüm bankacılık işlemleri Banka Sigorta Muamele Vergisinin kapsamına girdiğinden, Katma Değer Vergisinden istisnadır. Uygulamada sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanan mükellefler ise genellikle Katma Değer Vergisi mükellefi olup, ödenecek katma değer vergisi beyan etmemek için söz konusu belgeleri kullanmaktadır. Bankaların sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmaları Katma Değer Vergisi veya Kurumlar Vergisi açısından vergi ziyaına sebebiyet vermek maksatlı değildir. Bankaların şubelerine temsil ağırlama gider karşılığı olarak verdiği ödenekler birçok şube Müdürü tarafından kendi hakları olarak görülmekte, uygulamada bankaların da bu konuda yeterli iç kontrolleri yapmadıkları anlaşılmaktadır. Bizce bankaların sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanma durumları söz konusu uygulama nedeniyle oldukça yüksektir.

    2-Sahte Belge Veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kavramları

     213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. Maddesinde, sahte belge; Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir. Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ise; Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belgedir. Aynı maddenin amir hükmü gereği, sahte belge düzenleyenler ve bu belgeleri bilerek kullananların 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler ve bu belgeleri bilerek kullananların ise 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları gerekmektedir.

    Bankalar Sahte Belge veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kullanır mı?
    Bankalar Sahte Belge veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kullanır mı?

    3- Bankaların Karşılaşabileceği Durumlar ve Yapması Gerekenler

    Birçoğu Borsa İstanbul’a kote olan bankaların sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmaları ve bu durumun tespit edilmesi durumunda Özel Esaslar’ a alınmaları söz konusu olabilecek, buda hisselerinin değer kaybetmesine neden olacaktır. Ayrıca bu belgeleri kullanan şube müdürleri hakkında cezai soruşturma açılmasına neden olacak Vergi Suçu Raporları tanzim edilebilecektir. Tüm bunların yanında kaçakçılık fiiliyle sebebiyet verilmiş olan vergi ziyaıları için 3(üç) kat ceza uygulanması durumu da ortaya çıkacaktır. Tüm bu nedenlerden dolayı, bankaların genel müdürlükleri tarafından şubelere temsil ağırlama gider karşılığı olarak gönderilen ödeneklerin ya şube müdürlerinin ücretlerine yansıtılması ve bu surette tevkifat yapılması ya da çok sıkı denetimlerle harcama yapıldıkça ödenek serbest bırakma yoluna gidilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

    4-Vergi İdaresinin Yapması Gerekenler

    213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Ceza Kesmede Zamanaşımı” başlıklı 374. maddesi gereğince, Vergi ziyaı cezasında cezanın bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden başlayarak beş yıl geçtikten sonra ceza kesilmez. Bu nedenle Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı geçmişe yönelik son beş yıl için bankaların hesaplarını gider yönünden tetkik etmelidir. Özellikle Bankaların 4. Geçici vergi dönemleri mercek altına alınmalıdır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Sahte veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenlemek ve Kullanılmasının Amacı

    Sahte veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenlemek ve Kullanılmasının Amacı

    Sahte veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenlemek ve Kullanılmasının Amacı , kanunların mükelleflere yüklemiş olduğu vergi yükünü azaltarak ödeyecek vergi miktarını azaltmak, böylelikle kamu zararı oluşturmak ayrıca vergisel üstünlük sağlayarak mükellefler arasında haksız rekabet yaratmaktır.

    Örneğin, bir mükellef ister gelir vergisi ister kurumlar vergisi mükellefi olsun, yüksek miktarda vergi ödeyeceğini düşündüğü durumlarda gerçek bir mal veya hizmet alım satımı olmamasına rağmen ya da aldığı ürünün fiyatının düşük olmasına rağmen fazlaymış gibi gösterilen bir faturayı kullanır. Bunun sebebi sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ile giderlerini yüksek göstererek ödeyeceği vergiyi azaltmaktır.

    Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen için ise, buradaki amaç sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeyi kullanan kişiden düzenlediği belgedeki miktarın genelde %2 si olacak şekilde komisyon alarak kazanç elde etmesidir”.

    Sahte veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenlemek ve Kullanılmasının Amacı
    Sahte veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenlemek ve Kullanılmasının Amacı

    Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmanın diğer bir amacı, devlet tarafından verilen teşviklerden yararlanmaktır.

    Kişilerin devlet gücünden gizli bir şekilde kazandıkları gelirlerini (gayri meşru gelirleri) devletten saklanmak amacıyla sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlenir ve kullanılır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge

    Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge

    Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge , Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinin (a) bendinde; Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir.” olarak tanımlanmıştır.

    84 Seri Nolu Katına Değer Vergisi Genel Tebliği’in özel esaslar bölümünde muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge için; Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgelerin gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibarıyla gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belgeler olduğu belirtilmiş devamında ise;mal veya hizmetin miktar veya değerini gerçeğinden az veya çok gösteren,alıcı veya satıcısı, tarihi, seri numarası tahrif edilmiş,mal tesliminin veya hizmet ifasının gerçek olduğu ancak belge düzenleme yetkisi bulunmayanlar tarafından düzenlenen veya adına belge düzenlenmesi gereken kişi yerine başkası adına düzenlenmiş belgelerin muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeler olacağı belirtilmiştir.

    Yine 01.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliği’nin 4.1. bölümünde; Belgenin mahiyet veya miktar itibarıyla gerçeğe aykırı olup olmadığı, Belgede yer alan bilgilerin gerçeğe aykırı olduğunun (ödeme bilgileri, mal hareketleri ve alıcı bilgileri gibi) deliller ile tespiti,Belgede yer alması zorunlu bilgilerde tahrifat yapılıp yapılmadığı,Belgede bulunması zorunlu bilgilerin (vatandaşlık numarası,vergi kimlik numarası ve adres gibi) gerçeği yansıtıp yansıtmadığı,Gerçekte satılan mal veya verilen hizmet yerine başka bir mal satıldığı veya hizmetin ifa edildiği gibi hususlar rapora bağlanmaksızın ya da tespit edilmeksizin bir belgenin muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu gerekçesiyle mükellef hakkında özel esaslar uygulanmaz.” hükümleri açıklanmıştır.

    Görüldüğü üzere muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgenin oluşumu için ortada gerçek bir işlemin olması gerekmektedir. Ancak yapılan gerçek işlemin (mal veya hizmet ahım) miktarı, cinsi, bedeli gibi önemli
    hususlarının gerçeği yansıtmaması durumunda muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeden söz edilir. O halde sahte belge ile muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge arasındaki fark işlemin gerçek olup olmadığı ile ilgilidir. Sahte belgede gerçekte bir mal ve hizmet alım satırın oluşmasına karşın belge düzenlenmektedir. Ancak muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge de bir mal veya hizmet alım satımı olmakla birlikte vergiden kaçınmak amacıyla miktarını, cinsini değiştirerek daha az vergi ödenmesi sağlanmaktadır”.

    Her ne kadar ileride sahte belge ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgelerin oluşturacağı suçlara detaylı bir şekilde değinilecek olmasına karşın sahte belge ve muhteviyati itibariyle yanıltıcı belgenin oluştura-
    cağı suçlar ile ilgili kapsamlı bilgiler vermesi bakımından Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 11.07.2014 tarihli kararına kısaca bu bölümde belirtmekte fayda olacağını düşünmekteyiz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu
    Uyuşmazlığın isabetli biçimde çözümlenebilmesi için, öncelikle muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge ve sahte belge kullanmak suçlarının unsurlarının açıklanması, daha sonra bu suçlardan kovuşturma yapılabilmesi için aranan mütalaa şartı üzerinde durulması, son olarak hükmün konusu ve fiili değerlendirmede mahkemenin yetkisi konusunun incelenmesi gerekmektedir.

    Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge
    Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge

     

    Vergiyi doğuran faaliyetin mahiyeti değiştirilerek veya miktarı gerçeğin altında ya da üzerinde gösterilerek bir kısım gelirlerin gizlenmesi veya giderlerin fazla gösterilmesi suretiyle matrahın düşürülmesi, dolayısıyla az vergi vermeyi hedefleyen mükellefler tarafından sıkça işlenen fiillerden birisi muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemek ve kullanmaktır.

    Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge, 213 Sayılı Kanunun 359. maddesinde; “Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir” şeklinde tanımlanmıştır.

    Gerçek bir muamelenin miktar itibarıyla gerçeğe aykırı şekilde belgeye yansıtılması, belge konusunun adet, miktar, fiyat veya tutar yönlerinden eksik veya fazla gösterilmesidir. Örneğin; elli adet satılan gömleğin otuz adet, 100 Liradan satılan bir malın 20 Liradan satılmış olarak gösterilmesi gibi, Gerçek bir muamelenin mahiyet itibarıyla gerçeğe aykırı bir şekilde belgeye yansıtılması ise satılan mal veya sunulan hizmetin cinsinin ve muamele tarihinin farklı gösterilmesidir. Örneğin; deri ceket satıldığı halde faturada kumaş ceket satılmış gibi veya mal, yeni mali yılda satıldığı halde kapanan mali yıl içinde satılmış olarak gösterilmesi gibi,

    Belgede miktarın gerçeğe aykırı gösterilmesiyle bir kısım faaliyet belgelendirilmemiş, bu şekilde vergi dairesinin bilgisinden kaçırılmış olmaktadır. Mahiyetin gerçeğe aykırı biçimde gösterilmesinde ise, faaliyetin mahiyeti değiştirilerek beklenen yarar sağlanmakta, adeta vergi dairesi hataya düşürülüp kandırılmaktadır.

    Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge, Vergi Usul Kanununa uygun biçimde mükellef sıfatını almış kişi tarafından düzenlenmesi gerekir. Belgenin gerçek bir muamele veya duruma dayanma zorunluluğu bunu gerektirmektedir. Ancak adına fatura düzenlenen kişinin mükellef olması şart değildir.

    Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olan belge, vergi kanunlarına göre tutulması gereken ya da düzenlenen, saklanma ve ibraz mecburiyeti olan belgelerden olmalıdır. Bu belgelerin neler olduğu 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun İkinci
    Kitabının “Vesikalar” başlıklı Üçüncü kısmında gösterilmiştir. Buna göre, söz konusu belgeler şunlardır: Fatura, sevk irsaliyesi, perakende satış vesikaları (perakende satış fişleri, makineli kasaların kayıt ruloları, giriş ve yolcu taşıma bilet), gider pusulası, müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu, ücret bordrosu, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi. Ayrıca Maliye Bakanlığının 213 Sayılı Kanunun Mükerrer 257. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak düzenleme zorunluluğu getirdiği belgeler de suçun konusu olabilir.

    Suç, birden fazla düzenlenmesi kanun gereği olan belgelerin her nüshasıyla asıl ve suretleri üzerinde bağımsız olarak işlenebilir.

     

    Haksız kazanç sağlamak veya az vergi ödemek ya da hiç vergi ödememek suretiyle vergi kaçırmak için işlenen fiillerden biri de sahte belge düzenlemek veya kullanmaktır. Vergi kayıp ve kaçağına sebebiyet verilmesindeki oranın yüksekliğini dikkate alan kanım koyucu, sahte belge düzenlemek veya bu belgeleri kullanmak eylemleri için Vergi Usul Kanununda özel düzenleme getirme ihtiyacı duymuştur.

     

    Vergi belgelerindeki sahteciliğin amacı; düzenleyen için komisyon almak suretiyle haksız kazanç sağlamak veya vergi doğuran faaliyetini vergi dairesinin bilgisi dışında tutarak vergi ödememek; kullanan için ise, gideri fazla gösterip matrahı düşürmek, dolayısıyla az vergi ödemek veya hiç ödememek veya hakkı olmayan iadesi veya indirimden yararlanmaktır. Bu bağlamda, gerçeğe aykırılık olgusu olarak sahtecilik amaç değil, araçtır.

    213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 359. maddesinde sahte belgenin tanımı yapılmıştır. Buna göre; gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde, varmış gibi düzenlenen belge sahte belgedir. Örneğin, satın alınmayan mal veya hizmetin alınmış gibi fatura tanzim edilmesi faaliyeti sahtecilik, düzenlenen fatura da sahte belgedir. Sahte olarak basılmış ya da mükellefin rızası dışında mükelleften elde edilmiş belgeler de sahte belgedir.

    Belgenin asıl ve suretinde yapılan sahtecilik arasında fark olmayıp sahtecilik kısmen veya tamamen yapılabilir. Tamamen sahtecilik, gerçekte olmayan bir vergi olayının varmış gibi belgeye yansıtılmasıdır. Kısmen sahtecilik ise, gerçek ve gerçek olmayan muamele veya durumların aynı belgede yer almasıdır. Örneğin; gerçek emtia satışı için düzenlenen faturada ayrıca yapılmayan emtia satışının da gösterilmesi gibi, Kısmen sahte belgeyle muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeyi karıştırmamak gerekir. Yanıltıcı belgede, gerçek muamele veya durum mevcut olmakla
    birlikte bunların mahiyet ya da miktarında gerçeğe aykırılık bulunmaktadır.
    Kısmen sahte belgede ise gerçeğin yanında gerçek olmayan muamele ve durum veya yanıltıcı niteliği kabule yol açan mahiyet ve miktar dışında ve bunları aşan gerçeğe aykırılık söz konusudur.

    Bu itibarla, belgesiz yapılan alım ve hizmetin başka bir mükellefîn belgesi ya da sahte belgeyle belgelendirilmesi halinde belgenin gerçek muamele veya duruma dayanmadığından sahte olduğunun kabulü gerekir. Nitekim 213 Sayılı Vergi Usul Kanunundan kaynaklanan işlere bakmakla görevli Yargıtay 11. Ceza Dairesinin istikrarlı uygulamaları da bu yöndedir. (Örneğin; 11. Ceza Dairesinin 4.12.2007 gün ve 7063-8834 ile 18.11.2013 gün ve 19291 – 17107 Sayılı kararları)

    Gerçek muamele ve durumun bir başka mükellefin belgesiyle veya sahte belgeyle belgelendirilmesi durumunda, bu belgeleri kullanan mükellef failin sahteliği bildiği kabul edilmelidir. Zira belge aldığı kişiyle alım satım ilişkisinde
    bulunmayan ve bunu bilen mükellef, failin alıp kullandığı belgenin sahte olduğunu bilmediği düşünülemeyecektir.

    Sahtecilik, mükellefîn özel yönetmeliğine uygun olarak bastırdığı belgeler vasıta kılınarak işlenebileceği gibi, sahte basılmış belgelerle de işlenebilir. ” kararında açıklamada bulunmuştur.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Sahte Belge

    Sahte Belge

    Sahte Belge , Türk vergi hukukunda sahte belge 01.01.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4369 sayılı kanun ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununa eklenmiş ve ilk olarak bu kanunda tanımlanmıştır. 4369 Sayılı kanun yürürlüğe girmezden önce ise sahte belge ile ilgili tanım 28 Seri Nolu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nde idare tarafından yapılmıştır. Vergi hukuku dünyasında ilk tanım olması bakımından önem arz etmektedir. Tebliğin D bölümünde sahte belge ile ilgili olarak ”Buna göre, hukuki geçerliliğini sağlayan zorunlu ve yeterli unsurlara sahip olmayan belgeler “sahte belgeler”dir.

    Bu çerçevede; Bir mal hareketi veya hizmet söz konusu olmadığı halde düzenlenen belgeler, belge düzenleme yetkisi bulunmayanlar tarafından düzenlenen belgeler, başkası adına bastırılıp kullanılan belgeler, sahte belge olarak kabul edilecektir.” şeklinde bahsedilmiştir.

    4369 sayılı kanun ile değişik 213 sayılı VUK m. 359/ b-1 de gerçek bir muamele ve ya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge” denilerek yasa koyucu tarafından tebliğdeki görüş geliştirilerek sahte belgenin tanımı yapılmıştır. Kanun maddesindeki belge kelimesinden Vergi Usul Kanununda belirtilen belgeler anlaşılması gerekmektedir. Öyle ise Vergi Usul Kanununda belirtilen belgelerin gerçek bir olay olmadığı halde varmış gibi düzenlenmesine aracılık etmesi durumunda sahte belge oluşacaktır.

    Yukarıda da bahsedildiği üzere Vergi Usul Kanunu kapsamın sahte belge oluşumu için belgenin vergisel bir boyutunun olması gerekmektedir. Bu husus, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen sahtecilik suçları ile ayrılan noktadır. Vergi hukuku ile Türk Ceza Kanunu’ndaki sahte belge farkı belgenin vergisel boyutunun olup olmadığı, belgenin vergisel işlem için kullanılıp kullanılmadığı ile yakın ilişki içerisindedir.

    Sahte Belge
    Sahte Belge

    Vergisel işlem için kullanılan bir belgenin sahteciliği söz konusu ise bu belgenin cezasının yaptırımı 5237 sayılı TCK’nun 204. Maddesi değil 213 sayılı VUK’un 359 uncu maddesindeki yaptırım olacaktır. Yargıtay tarafından verilen bir kararda ”Sanığın Y…A.Ş.”ne düzenlediği 23-27-30/03/2006 tarihli 3 adet faturanın kendisinde kalan karbon nüshalarının yapılan işin cinsi haneleri üzerinde tahrifat yaparak, 25/04/2007 tarihli ihaleye ilişkin dosya arasında Karayolları Genel Müdürlüğü’ne vermekten ibaret eyleminin, herhangi bir suretle vergisel ödev ve işlemlere yönelik olmayıp esasen ihaleye katılma koşul ve yeterliğine uygun hale gelme saikiyle gerçekleştiği, bu itibarla 213 sayılı Kanun un 359/a-2 maddesinde düzenlenen “muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme” suçuna ilişkin kastı bulunmayan sanığın fiilinin 5237 sayılı TCK ‘nın 207 .maddesinde düzenlenen “özel belgede sahtecilik ” suçunu oluşturabileceği 3” ve diğer bir kararda Yargıtay 11. Ceza Dairesi 4 ” 01.01.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4369 Sayılı Kanunla değişik 213 sayılı VUK’nun 359/b-1. maddesine göre, vergi kanunları uyarınca düzenlenmesi gereken belgelerin sahte olarak düzenlenmesi suçun oluşumu için yeterli olup, bu belgelerin vergi yasalarına göre kullanılması ve vergi ziyaı suçun unsuru olmaktan çıkarıldığı cihetle, sanığın 2002 yılında özel gider indirimi veya vergi iadesinde kullanılmak üzere ”sahte faturalar düzenlemekten ” ibaret eyleminin VUK ‘nun 359/b-1. maddesine uygun bulunduğu gözetilmeden, suçu nitelemede yanılgı sonucu özel evrakta sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi, Yasaya aykırılık oluşturur” şeklinde karar verilmiştir.

    Vergi hukukunda sahte belge birçok şekilde oluşabilmektedir. En basit şekliyle sahte belge, taklit şeklinde yani faturanın taklit edilerek oluşmasıyla oluşan maddi sahtecilik şeklinde oluşabilmektedir.Bu durumda faturanın sahte olduğu tartışmaya mahal vermemektedir. Sahte belge de -vergi hukukunda sahte fatura da- özellik arz eden durum ise;tam anlamıyla hukuki kurallara göre düzenlenen faturanın vergi idaresi tarafından yapılan tespitler sonucu sahte fatura olduğuna kanaat getirildiği durumlardır. Örnek verilecek olursa; İnşaat, nakliye Ve petrol ürünleri ticareti nedeniyle faaliyete başlayan X şirketi hakkında yoklama da bulunan vergi idaresi X şirketinin merkez adresinden başka şube ve deposunun oladığını işçi çalıştırmadığını ve X şirketinin 2010 yılı mal
    alışlarının tamamına yakını kısmını; adresinde bulunamadığı ve adresini terk ettiğine dair 2010 Şubat, Nisan ve Eylül dönemlerinde yapılan yollamalar sonucuna göre 2010 yılı itibariyle mükellefiyeti re’sen silinen Y şirketinden gerçekleştirdiği, adı geçen şirketin Ocak 2010 döneminde 400.000,00 TL matrah beyan ettiği, takip eden dönemlerde ise her hangi bir beyanda bulunmadığı, yine 2011 yılı alış faturaları içerisinde ise adı geçen şirket dışında adreslerinde bulunamayan A ve Z şirketine ait faturalar da bulunduğu, ödemeleri çek ile yapmış olmasına karşı çek tahsilatlarını bankadan şirket ortağının tahsil ettiği tespitlerinden yola çıkılarak sahte faturadan söz etmek mümkündür.

    Görüldüğü üzere mükellefler mal veya hizmet alım satımı olmadığı halde varmışçasına vergisel indirimlerden faydalanmak amacıyla fatura düzenleyebilmektedir. Bu şekilde düzenlenen faturanın varlığı, maddi sahtecilik dışında da sahte faturanın düzenleneceğini göstermektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla