fbpx

Özel Esaslara Alınma İşleminin Hukukiliği

KDV Kanunu’nun 32. maddesinde Maliye Bakanlığı’na, iadeye ilişkin usul ve esasları düzenleme yetkisi verilmiştir. Maliye Bakanlığı da buna istinaden KDV Uygulama Genel Tebliği’nde iadeye ilişkin çeşitli düzenlemelere yer vermiştir. Bunlardan bir tanesi de “Özel Esas” uygulamasıdır. Söz konusu uygulama, “Verginin Kanuniliği” ve “Eşitlik” ilkelerine aykırılıktan hareketle çeşitli eleştirilere tabi tutulmuştur. Bu yönde Yargı Kararları olduğu gibi aksi görüş bildiren kararlarda mevcuttur.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 32. maddesinde, Kanun’un 11, 13, 14, 15. maddeleri ile 17. maddesinin 4 numaralı fıkrasının (s) bendi uyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan işlemlerle ilgili fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanacak katma değer vergisinden indirileceği, vergiye tabi işlemlerin mevcut olmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde ise indirilemeyen katma değer vergisinin, Maliye Bakanlığı’nca tespit edilecek esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade olunacağı hüküm altına alınmıştır. İdare de buna istinaden aldığı yetkiyi kullanmış ve 26.04.2014’te yayımlanan KDV Uygulama Genel Tebliği ile iadeye ilişkin usul ve esasları düzenlemiştir. Özel esaslara ilişkin düzenlemede bu düzenlemelerden bir tanesidir. Tebliğ düzenlemesine göre, özel esaslar kapsamına alınan mükelleflerin iade talepleri bu kapsamda olmayan mükelleflere nazaran daha farklı yollarla yerine getirilecektir. Bizde çalışmamızda özel esaslar kapsamına alınma veya bu kapsamda olan mükelleflerin iade taleplerinin ne şekilde yerine getirileceğinden ziyade, bu uygulamanın hukuki olup olmadığı yönündeki değerlendirmelerimizi paylaşacağız.

II- VERGİLENDİRMEYE İLİŞKİN ANAYASAL HÜKÜMLER

Vergiler, ekonomik birimlerden siyasi cebir altında ve karşılıksız olarak devletçe toplanmaktadır. Devlet vergilendirme yetkisini ise Anayasa’dan almaktadır. Anayasa’nın 73. maddesinde; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kurulu’na verilebilir.” hükmü yer almaktadır.

Görüleceği üzere Anayasa’nın 73. maddesi vergilendirmeye ilişkin bazı ilkelere vurgu yapmıştır. Bunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  • Verginin Kamu Giderlerini Karşılamak İçin Alınma İlkesi
  • Verginin Mali Güce Göre Alınma İlkesi
  • Verginin Genellik ve Eşitliğe Uygun Alınması İlkesi
  • Vergi Yükünün Adaletli ve Dengeli Dağılımı İlkesi
  • Verginin Yasallığı İlkesi
  • Yargısal Denetim
  • Vergide Hukuki Güvenlik
  • Verginin Parasal Yükümlülük Olması İlkesi
  • Verginin Karşılıksız Olması İlkesi

III- ÖZEL ESASLARA ALINMA İŞLEMİNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

Özel esaslara ilişkin düzenlemeler KDV Genel Uygulama Tebliği’nin IV/E bölümünde ele alınmıştır. Daha öncede belirttiğimiz üzere çalışmamızın amacı uygulamanın tabi olduğu usul ve esasları incelemek değil, hukuka uygunluğudur. Buradan hareketle uygulamaya ilişkin temel özelliklerden bahsettikten sonra değerlendirmelerimize yer vereceğiz.

Özel esaslar uygulaması ile amaç; iade edilecek KDV tutarının gerçek olup olmadığının tespit edilmesi suretiyle, Hazine’ye intikal etmemiş ve/veya hayali olarak oluşturulmuş, gerçek bir yüklenime dayanmayan tutarların KDV iadesi çatısı altında yolsuz olarak iadesini önlemektir.

Özel esaslara tabi olacak mükellefler ise özet olarak aşağıdaki gibidir.

– 213 sayılı Kanun’un 153/A maddesi kapsamına giren mükellefler,

– Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme fiiline iştirak eden mükellefler de dâhil olmak üzere sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ya da kullanma konusunda haklarında “olumsuz rapor” veya “olumsuz tespit” bulunan mükellefler,

– Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme konusunda haklarında “olumsuz rapor” bulunan mükelleflerin raporun ait olduğu dönemdeki ortakları, kanuni temsilcileri, bunların kurdukları veya ortak oldukları mükellefler ile kanuni temsilcisi oldukları mükellefler,

– Haklarında beyanname vermeme, defter ve belge ibraz etmeme ve adresinde bulunamama konusunda tespit bulunan mükellefler,

– Haklarında KDV yönünden ihtiyati tahakkuk veya ihtiyati haciz uygulanan mükellefler.

Yukarıda sayılan “özel esaslara tabi mükellefler” ile kendileri hakkında herhangi bir olumsuzluk bulunmasa dahi bunlardan mal ve/veya hizmet satın alanların iade taleplerinde özel esaslar uygulanır.

IV- DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Katma Değer Vergisi Kanunu, yaratılan katma değerin nihai tüketiciye yansıtılması ve nihai tüketiciden tahsil edilmesine yönelik bir sistematiğe sahiptir. Bu sistematiğin aksaması halinde ise Maliye Bakanlığı çeşitli önlemler almak durumundadır. KDV iade mekanizması da bu paralelde ortaya çıkan önlemlerden bir tanesidir.

Kanun’un 32. maddesinde fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanacak katma değer vergisinden indirileceği, vergiye tabi işlemlerin mevcut olmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde ise indirilemeyen katma değer vergisinin, Maliye Bakanlığı’nca tespit edilecek esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade olunacağı hüküm altına alınmıştır. Bu maddeden alınan yetki ile de idare KDV uygulama genel tebliğ ile iadenin nasıl yapılacağına ilişkin usul ve esasları belirlemiştir. Özel esaslar uygulaması da bu düzenlemelerden bir tanesi olup idarenin ihtiyatlı olmak adına almış olduğu tedbirlerdendir. Çünkü bu kapsamda olan mükelleflerin iade talepleri yerine getirilirken, artırılmış teminat, vergi incelemesi gibi bu kapsamda olmayan mükelleflerin karşılaşmadığı uygulamalar gündeme gelmektedir. Yani mükellef gözüyle, çifte standart uygulanmaktadır. Aslına bakılırsa yargıda mükellef gibi düşünmektedir. Danıştay 3. Dairesi 03.05.2011 tarihinde vermiş olduğu Karar’da; mükelleflerin özel esaslar kapsamında sınıflandırılmasının, yasal veya Anayasal bir dayanağının bulunmadığını ve bu durumun Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlere aykırı olduğunu ifade etmiştir(1).

Yargının çıkış noktalarından ilki, kanunda özel esaslara ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmaması, yani verginin kanuniliği ilkesine aykırılıktır. Oysa daha önce de değindiğimiz üzere, Kanun’un 32. maddesinde Maliye Bakanlığı’na açık olarak iadeye ilişkin düzenleme yapma yetkisi verilmiştir. Buna istinaden de Maliye Bakanlığı iadenin esaslarını belirlemiştir. İkinci husus ise Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırılıktır. Özel esaslar kapsamında olan mükelleflerle bu kapsamda değerlendirilmeyen mükelleflerin farklı usul ve esaslara tabi olmasının, bu ilkeye aykırı düştüğü ileri sürülmüştür. Tebliğ düzenlemesinde mükellefe seçimlik bir hak verilmekte ve teminat gösterilmeksizin vergi inceleme raporuna istinaden iade uygulaması yapılabilmektedir(2). Dolayısıyla mükellef açısından bir zorunluluk söz konusu değildir. Kaldı ki Danıştay 11. Dairesi’nin 15.11.1999 tarihinde vermiş olduğu Kararı’nda; Tebliğ’in, ‘söz konusu verginin ödenmemesi veya yargı organlarında ihtilaf yaratılması halinde ise, iade ve mahsup talepleri dört kat teminat karşılığı yerine getirilecektir.’ yolundaki hükmü ise, iade ve mahsubu istenilen vergi aslı ile üç kat kaçakçılık cezasının karşılanmasına yönelik bir düzenleme olup, hazinenin muhtemel zararlarını önlemek amacıyla, haklarında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanıldığı konusunda rapor bulunan mükellefler yönünden genel iade ve mahsup prosedüründen farklı usul ve esaslar belirlenmiş olmasının yasaya aykırılığından söz edilemez.”(3)demiştir.

Görüleceği üzere iki farklı Danıştay Kararı ve farklı yorumlar söz konusu olsa da, kanun koyucunun idareye düzenleme yapma yetkisi tanımış olduğu açıktır. Yapılan düzenlemede ise mükellefleri zorlayıcı bir durum söz konusu olmayıp, hazine zararını önleme gayesi ön plandadır. Bu noktada eşitlik ilkesine aykırılıktan ziyade, bizce eşit olmayanlara karşı idarenin ihtiyatlı tutumu söz konusudur.

 

(1)         Dn 3. D.’nin,  03.05.2011 tarih ve E. 2011/1151, K. 2011/1507 sayılı Kararı.

(2)         İlyas ÖZEL, “Özel Esaslara Alınma Uygulamasının Anayasa Hükümleri Çerçevesinde Değerlendirilmesi”, Vergi Dünyası, Sayı: 398, Ekim 2014

(3)         Dn 11. D.’nin, 15.11.1999 tarih ve E.1998/3664, K.1999/4198 sayılı Kararı.

Kaynak: Vergi Müfettişi MUSTAFA SEFA KARA
Özel Esaslara Alınma İşlemi Hukuki Midir

Özel Esaslara Alınma İşlemi Hukuki Midir?

Özel Esaslara Alınma İşlemi Hukuki Midir? , Vergiler, ekonomik birimlerden siyasi cebir altında ve karşılıksız olarak devletçe toplanmaktadır. Devlet vergilendirme yetkisini ise Anayasa’dan almaktadır. Anayasa’nın 73. maddesinde; Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kurulu’na verilebilir.” hükmü yer almaktadır.

Görüleceği üzere Anayasa’nın 73. maddesi vergilendirmeye ilişkin bazı ilkelere vurgu yapmıştır. Bunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  • Verginin Kamu Giderlerini Karşılamak İçin Alınma İlkesi
  • Verginin Mali Güce Göre Alınma İlkesi
  • Verginin Genellik ve Eşitliğe Uygun Alınması İlkesi
  • Vergi Yükünün Adaletli ve Dengeli Dağılımı İlkesi
  • Verginin Yasallığı İlkesi
  • Yargısal Denetim
  • Vergide Hukuki Güvenlik
  • Verginin Parasal Yükümlülük Olması İlkesi
  • Verginin Karşılıksız Olması İlkesi

Özel esaslara ilişkin düzenlemeler KDV Genel Uygulama Tebliği’nin IV/E bölümünde ele alınmıştır. Daha öncede belirttiğimiz üzere çalışmamızın amacı uygulamanın tabi olduğu usul ve esasları incelemek değil, hukuka uygunluğudur. Buradan hareketle uygulamaya ilişkin temel özelliklerden bahsettikten sonra değerlendirmelerimize yer vereceğiz.

Özel esaslar uygulaması ile amaç; iade edilecek KDV tutarının gerçek olup olmadığının tespit edilmesi suretiyle, Hazine’ye intikal etmemiş ve/veya hayali olarak oluşturulmuş, gerçek bir yüklenime dayanmayan tutarların KDV iadesi çatısı altında yolsuz olarak iadesini önlemektir.

Özel esaslara tabi olacak mükellefler ise özet olarak aşağıdaki gibidir.

– 213 sayılı Kanun’un 153/A maddesi kapsamına giren mükellefler,

– Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme fiiline iştirak eden mükellefler de dâhil olmak üzere sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ya da kullanma konusunda haklarında “olumsuz rapor” veya “olumsuz tespit” bulunan mükellefler,

– Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme konusunda haklarında “olumsuz rapor” bulunan mükelleflerin raporun ait olduğu dönemdeki ortakları, kanuni temsilcileri, bunların kurdukları veya ortak oldukları mükellefler ile kanuni temsilcisi oldukları mükellefler,

– Haklarında beyanname vermeme, defter ve belge ibraz etmeme ve adresinde bulunamama konusunda tespit bulunan mükellefler,

– Haklarında KDV yönünden ihtiyati tahakkuk veya ihtiyati haciz uygulanan mükellefler.

Yukarıda sayılan “özel esaslara tabi mükellefler” ile kendileri hakkında herhangi bir olumsuzluk bulunmasa dahi bunlardan mal ve/veya hizmet satın alanların iade taleplerinde özel esaslar uygulanır.

Bir Belgenin Sahte veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Olup Olmadığının Tespiti

Bir Belgenin Sahte veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Olup Olmadığının Tespiti

Bir Belgenin Sahte veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Olup Olmadığının Tespiti ,karine, bilinen bir olgudan veya olgulardan bilinmeyen bir olgunun çıkartılmasıdır. Karineyi, varlığı bilinen olumlu veya olumsuz bir olaydan, diğer olumlu veya olumsuz bir olayın, bir hukuksal durumun varlığı veya yokluğu sonucunun çıkarılmasına olanak veren kural olarak tanımlamak mümkündür.

Karineler fiili/yasal karine, kesin/adi karine, teknik/sözde karine ve vergi hukuku ile ilgili olarak yükümlü lehine/yükümlü aleyhine karineler şeklinde tanımlanmaktadır. Karine çeşitlerinden fiili karine ve yasal karineler vergi hukuku ile yakın bir ilişkiye sahiptir. 213 sayılı VUK’un 3 üncü maddesinin b fıkrasında ”İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.” düzenlemesi yasal karineye örnek teşkil etmektedir.

Bu karine vergi hukukunda ispat kavramı ile ilgili önemli bir karinedir. İlk görünüş karinesi ise fiili karineye örnek verilebilir. Buna göre mükellef tarafından verilen belgelerin aksi kanıtlanana kadar doğruluğu esas alınır.

Vergi idaresi tarafından yapılan bazı tespitlerin yükümlü lehine veya aleyhine karine oluşturarak mükellefin sahte fatura düzenleyicisi olduğuna veya olmadığına kanaat getirilmektedir. Vergi idaresi tarafından yapılan tespitler bu sebepten ötürü oldukça önem arz etmektedir.

Bir kişinin (mükellef) gerçek bir mal veya hizmet hareketi olmamasına karşın ve yahut gerçek bir mal ve hizmet hareketi olsa da miktar ve cins vb. bakımından gerçeği yansıtmayacak şekilde düzenlediği faturanın tespit edilmesi her zaman kolaylıkla gerçekleşmemektedir. Ortada gizli veya muvazaalı bir durum olması sebebiyle vergi idaresi tarafından yapılacak tespitlerin çok titizlikle yapılması ve birbirini destekler şekilde olması gerekmektedir.

Bir Belgenin Sahte veya Muhteviyatı İtibariyle  Yanıltıcı Olup Olmadığının Tespiti
Bir Belgenin Sahte veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Olup Olmadığının Tespiti

Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge veya sahte fatura sayılmaması için bir belgenin; belgeyi düzenleyenin iştigal konusu, satmış göründüğü emtia veya yapmış olduğu hizmet bakımından organizasyonu, ekipmanı, işin gerektirdiği sayıda işçinin olup olmadığı, emtia alımlarının gerçekliği, alım-satım için zorunlu veya bu işlemlerin doğal sonucu olan diğer işlemlerin gerçekleştirilme biçimi, belgeyi düzenleyenin ekonomik durumu ile vergilendirme döneminde yapmış göründüğü işin hacmi arasındaki ilişki, kredi kullanıp kullanmadığı, vergi ödevlerinin yerine getirilmesindeki özen gibi unsurlardan hareketle yapılacak inceleme sonuçlarının, ortada gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifası olduğunu göstermesi gerekmektedir“.

İdare tarafından yapılacak tespitlerin görünürde düzgün olan bir belgenin sahteliğine kanaat getireceği düşünüldüğünde ciddi bir çalışmanın sonucu olması gerekeceği, hiçbir ayrıntı gözden kaçırmaması gerekeceği, bütün imkanlarını kullanması gerektiği,tek bir tespitten ise bir çok tespit yaparak görüşünü desteklemesi gerekmektedir.

Sonuçta vergi idaresi tarafından yapılan tespitlerin çoğu karineler oluşturmakta ve mükellefin sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediğini kanıtlamaya yöneliktir”.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

 

Kod’dan Çıkarılmayan Mükellefin Tazminat Talebi

Danıştay 3. Daire
Tarih         : 26.05.2010
Esas No   : 2007/4267
Karar No  : 2010/1716
“KOD”DAN ÇIKARILMAYAN MÜKELLEFİN TAZMİNAT TALEBİ

KOD’dan çıkarılması, çıkarılmasının mümkün görülmemesi halinde sebep ve yasal dayanaklarının bildirilmesini talep eden mükellefin, bu talebinin vergi dairesince yerine getirilmemesi halinde manevi tazminata hükmedilebileceği hk.

İstemin Özeti: Davacı şirket tarafından 100.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminat istemiyle açılan davada; şirket tarafından KOD 2 ve KOD 5’e alınma işlemlerine karşı dava açılması sonucu mahkemelerinin kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi üzerine ilgili şirketçe vergi dairesine başvurularak KOD 2 ve KOD 5’ten çıkarılması, çıkarılması mümkün değilse yasal yollara başvurulacağından sebepleri ve yasal dayanaklarının bildirilmesinin istenildiği, vergi dairesi müdürlüğünce 84 Seri No.lu Katma Değer Vergisi genel tebliği uyarınca talebin yerine getirilemeyeceği esas hakkında verilecek kararın sonucuna göre yeniden değerlendirileceğinin bildirilmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle dava açıldığı, zarara uğranıldığı hususu somut olarak belgelerle kanıtlanamadığından maddi tazminat isteminin yerinde görülmediği, diğer taraftan hukuka aykırı idari işlemler sebebiyle manevi bir zarardan söz edilebilmesi, dolayısıyla

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

 

Mükellefin,Özel Esaslara Tabi Mükellefler Listesine Alınması İşleminin İptali

Danıştay 3. Dairesi
Tarih    : 21.11.2014
Esas No         : 2014/4826
Karar No  : 2014/5855
MÜKELLEFİN, ÖZEL ESASLARA TABİ MÜKELLEFLER LİSTESİNE ALINMASI İŞLEMİNİN İPTALİ

Mükelleflerin sınıflandırılmasının, yasal veya Anayasal bir dayanağı bulunmadığı ve özel esaslara tabi mükellefler listesine alınma işleminin idari davaya konu edilebileceği hk.

İstemin Özeti: Davacı tarafından, özel esaslara tabi mükellefler listesine alınması işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesi kararıyla; mükelleflerin bu şekilde sınıflandırılmasının yasal veya Anayasal bir dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle işlemi iptal etmiştir. Davalı idare tarafından, idarenin iç işlemi olan uygulamanın idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem sayılamayacağı gibi 84 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği kapsamında tesis edilen işlemin mevzuata aykırılığından söz edilemeyeceği ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

 

Sahte Belgeye Dayalı Kod Uygulamasının Hukuki Dayanağı Yoktur

Danıştay 4. Daire, 14.01.2008 gün, 2007/4095 E., 2008/1 K. sayılı kararı ile sahte belgeye dayalı kod uygulamasının hukuki dayanağı olmayacağına hükmetti.

“… Anayasanın Çalışma ve Sözleşme Hürriyetini düzenleyen 48. maddesinin 2. fıkrasında, devletin, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alacağı, ” Çalışma Hakkı ve Ödevi” başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında, devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı

 

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

 

Kod Listesinden Çıkmak İçin İdarenin Baskısıyla Verilen Düzeltme Beyannamesine Karşı Dava Açılabilir

Danıştay 9. Daire 13.12.2012 gün, 2010/4896 E., 2012/9474 K. sayılı kararı ile idarenin baskısıyla kod listesinden çıkmak maksadıyla ihtirazı kayıtla verilen düzeltme beyannamelerine karşı, her türlü irade açıklamasının irade sakatlığından ari olması gerektiğinden dava açılabileceğine karar verdi.

İstanbul 8. Vergi Mahkemesi’ nin kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılmasının reddine ilişkin kararın temyizi üzerine; Danıştay 9. Daire, “213 sayılı Kanun’un 378’inci maddesinin ikinci fıkrasında ise, mükelleflerin beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamayacakları kurala bağlanmıştır.

Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, beyan olunan matrah üzerinden tarh olunan vergiye karşı mükelleflerin dava açamayacakları anlaşılmakta ise de, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’un 27. maddesinin 3. bendinde yer alan ve ihtirazi kayıtla verilen beyannamelerle ilgili kural dikkate alındığında, ihtirazi kayıtla verilen beyannamelere karşı da dava açılabileceği, dolayısıyla yükümlülerin beyan ettikleri matrah için ihtirazi kayıt koymalarının mümkün olduğu görülmektedir. Başka bir deyişle beyanname verilen bir dönem için mükelleflerin daha sonra ilk beyan edilen bilgileri değiştiren ikinci bir beyanname vermeleri ve verecekleri bu beyannamelere ihtirazi kayıt koyarak dava açabilme hakları saklı tutulmaktadır. Mükelleflerin Vergi Usul Kanunu’nun 371. maddesi hükmünde yazılı koşullarla kendiliklerinden pişmanlık dilekçesi ile birlikte yeni bir beyanname vermeleri söz konusu olmakla birlikte, çoğunlukla idarenin baskısı sonucu ikinci bir beyanname verildiği durumlarla da sık sık karşılaşılmakta, hatta verilen beyannameye dava açma hakkını saklı tutan ihtirazi kayıt konulmasına idarece izin verilmediği, aksi halde beyannamenin kabul edilmediği gözlemlenmektedir.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

 

Özel Esaslara Düşen Mükelleflerin Durumu

Maliye Bakanlığı 2010/2 sayılı iç genelge uyarınca sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı   belge kullananları veya düzenleyenleri özel esaslara alarak takip etmektedir.[1] Ayrıca, üst üste iki kez beyanname vermeyenler ile adresinde bulunmayanlar için de özel esaslara alınma nedeni oluşmaktadır. Söz konusu iç genelgede hangi hallerde ve hangi mükelleflerin özel esaslara alınacağı açıkça gösterilmiştir.   Bu çalışmada özel esaslara giren mükellefler yönünden ve bu mükelleflerden mal ve/veya hizmet alan mükelleflerin durumları irdelenecektir.

Vergi idaresi, özel esaslara düşen mükelleflerden mal ve/veya hizmet alışı olan mükelleflerin o dönemde kullandıkları faturalarla ilgili gelir, kurum, KDV ve geçici vergi yönünden beyannamelerini düzeltmelerini talep etmektedir. Aksi takdirde, bu konuda vergi incelemesi veya takdir komisyonuna sevk gibi işlemlere teşebbüs edeceğini bir yazı ile anılan mükelleflere tebliğ etmektedir.[2] 

Bazı mükellefler, tebliğ edilen bu yazıları alıp, muhasebe departmanlarına gerekli talimatlar verip düzeltme   beyannamesini elektronik ortamda vererek problemli faturaları geri çekmektedirler. Bazı mükellefler ise, düzeltme beyannamesi vermeyip, olayın sonucunu beklemektedirler.   Bir kısım mükellefler ise, “ihtirazi kayıtla” düzeltici beyanname verip, elektronik ortamda çıkan tahakkuk fişlerini alıp, vergi yargısına müracaat etmektedirler.

Gelir İdaresince mükelleflerden elektronik ortamda alınan ve mal ve hizmet alımlarını içeren Ba Formları taranarak, Gelir İdaresince izlenmekte olan mükelleflerden mal ve hizmet almış mükellefler belirlenmiştir. Bu çerçevede, vergi daireleri tarafından bu mükelleflere gönderilen yazılarda; geçmiş yıllarda mal aldıkları firmalar hakkında olumsuz tespit (Kod’a girmiş firma) bulunduğu belirtilerek, düzeltme beyannamesi verilmesi veya 84 seri nolu KDV Genel Tebliği düzenlemeleri kapsamında açıklama yapılması istenmektedir. Keza anılan yazılarda, mükelleflerin 5811 sayılı “Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun” hükümlerinden yararlanabilecekleri, bütün bunların yapılmaması halinde incelemeye sevk edilebilecekleri ve kod listelerine alınabilecekleri belirtilmektedir.

 

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

 

Özel Esaslara Tabi Mükellefler Listesine Alınma İşleminin İptali

Danıştay 3. Dairesi
Tarih    : 07.06.2016
Esas No : 2016/6359
Karar No  : 2016/4136

İYUK Md. 2

ÖZEL ESASLARA TABİ MÜKELLEFLER LİSTESİNE ALINMA İŞLEMİNİN İPTALİ

Mükelleflerin sınıflandırılmasının yasal veya Anayasal bir dayanağı bulunmadığından, özel esaslara tabi mükellefler listesine alınması işleminin iptal davasına konu olabileceği hk.

İstemin Özeti: Davacı tarafından, özel esaslara tabi mükellefler listesine alınması işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesi kararıyla; mükelleflerin bu şekilde sınıflandırılmasının yasal veya Anayasal bir dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle işlemi iptal etmiştir. Davalı idare tarafından, iade taleplerinin sağlıklı ve hızlı bir şekilde sonuçlandırılması amacıyla oluşturulan iade sistemi kapsamındaki uygulamanın kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem sayılamayacağı ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

Karar: Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan Vergi Mahkemesi kararı, aynı

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

 

Mükellefin Kod Listesine Alınma İşleminin İptali

Danıştay 3. Dairesi
Tarih    : 07.06.2016
Esas No : 2016/6569
Karar No  : 2016/4151

İYUK Md. 2

MÜKELLEFİN KOD LİSTESİNE ALINMA İŞLEMİNİN İPTALİ

Mükelleflerin özel esaslara tabi mükellefler listesine alınması işleminin iptal davasına konu olabileceği hk.

İstemin Özeti: Davacı tarafından, özel esaslara tabi mükellefler listesine alınması işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesi kararıyla; mükelleflerin bu şekilde sınıflandırılmasının yasal veya Anayasal bir

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.