fbpx
    Mükellef Haklarının Önemi

    Mükellef Haklarının Önemi

    Mükellef Haklarının Önemi , devlet, üstlenmiş olduğu hizmetleri aralıksız bir şekilde sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu devamlı gelir kaynağını vergilendirme yetkisini kullanarak vergi almak suretiyle karşılar. Vergilendirme yetkisi, devletin egemenlik hakkına dayanarak vergi alma konusunda sahip olduğu hukuki ve fiili gücüdür.

    İşte devletin vergilendirme yetkisi kapsamında kullandığı hukuki ve fiili gücü nedeniyle sahip olduğu üstün konum karşısında mükelleflerin çıkar alanını koruyan hakların da tanınması gereklidir.

    Vergilendirme ilişkisi, tarihsel olarak devletin vergilendirme yetkisinin sınırlandırılmasına yönelik mücadele karşısında mükelleflere haklar tanınması ile ilgili bir süreçten geçmiştir. Anayasacılık hareketleriyle birlikte, başta verginin kanuniliği ilkesi olmak üzere vergileme ilkeleri anayasa ve kanunlarda düzenlenirken, mükelleflere bazı haklardan yararlanma imkanı tanınmışlar.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Mükellefin Bilinen En Son Adresinde Bulunamaması

    Mükellef Haklarının Tanımı

    Mükellef Haklarının Tanımı , mükellef haklarının çok net bir tanımı olmasa da farklı tanımlamalar yapılmıştır. Tanımlardan birisine göre mükellef hakları, temel insan haklarından kaynaklanan ve anayasa, uluslararası anlaşma, kanun veya idari düzenlemeler aracılığıyla hukukun vergi mükellefine tanıdığı, mükellefin devletten, vergilendirme yetkisi çerçevesinde vergi hukuku kurallarının yaratırken veya uygularken, bir şey yapmasını veya yapmamasını talep edebileceği yetkilerdir.

    Başka bir tanıma göre; hukukun vergi mükelleflerine tanıdığı haklar olup,devletten vergilendirme yetkisi doğrultusunda vergi hukuku kurallarını oluştururken veya uygularken talep ettiği yetkilerdir.

    Bir diğer tanıma göre mükellef hakları, vergi mükelleflerine olumlu ya da olumsuz talepte bulunma yetkisi
    veren ve ihlal edildiğinde onları korumak amacıyla oluşturulmuş yazıIı veya yazısız kurallardır. Kısacası mükellef haklan, vergilendirme ilişkisinden dolayı devlet ile vergi mükellefi arasındaki hukuki ilişkide vergi mükellefine tanınan haklar olarak ifade edilmiştir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Mükellef Hakları Kavramı

    Mükellef Hakları Kavramı ,her demokratik toplumda, kişilerin devletle olan ilişkilerini düzenlemek için onlara birçok temel haklar tanınmış ve bunun yanında ödevler yüklenmiştir. Kişilere tanınan temel hak ve özgürlükler genellikle anayasalarda güvence altına alınmıştır. Anayasalarla kişilere yüklenen en önemli ödevlerden birisi onların ödeme güçlerine göre devlete vergi ödemeleriyle ilgilidir.

    Devletin egemenlik hakkına dayanarak kullandığı vergilendirme yetkisi bir yandan onun kişiler üzerinde bir üstünlüğüne sebep olurken, diğer taraftan temel hak ve özgürlüklere müdahale sonucunu doğurmaktadır. Bu süreçte temel hak ve özgürlüklerin vergilendirme alanındaki görünümünü mükellef hakları yansıtmaktadır.

    Önceleri yalnızca mükelleflerin devlete karşı ödevlerinden bahsedilirken anlayış değişikliğine paralel olarak günümüzde mükellefin hakları da ön plana çıkartılmaya başlanmıştır.

    Mükellef hakları kavramı ve bu hakların korunması insan hakları ile yakından ilişkilidir. İnsan hakları kavramı İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, mükellef hakları kavramı da 20. yüzyılın son çeyreğinde tartışılmaya başlanmış bir konudur. Ayrıca insan hakları daha geniş bir kavram olmakla birlikte, bunun başlangıç noktasını devletin geniş vergilendirme yetkisinin sınırlandırılması süreci temelinde mükellef hakları oluşturmaktadır.

    Mükellef Hakları Kavramı

    Genel hukuk düzeninde tanınmış olan bireyin genel haklarının vergi hukukundaki halini, mükellef hakları oluşturmaktadır. Bir başka ifadeyle mükellef . hakları, genel düzenden intikal eden ve özel düzenin durumuna uyum sağlayan haklar olmaktadırlar“. Hak ise; kişinin toplum içerisinde, ekonomide, kanun karşısında kendisine uygun şekilde davranılmasını talep edebilmesine  yasal olarak sahip olması şeklinde tanımlanabilir.

    Vergi İncelemesine Başlanması Nedeniyle Kullanılamayacak Mükellef Hakları

    Vergi İncelemesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği uyarınca vergi incelemesi, incelemeye tabi olan nezdinde tanzim olunacak İncelemeye Başlama Tutanağıile başlar. Tutanakta mükellefin imzasının bulunmaması halinde vergi incelemesi, incelemeye başlama tutanağının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarih esas alınır.  Bu durumda incelemeye başlama tutanağının bir örneği ayrıca mükellefin bilinen adresine vergi dairesince gönderilir.

    İncelemeye başlanması ile birlikte mükellef hangi haklarını kullanamaz?

    Vergi Usul Kanununda bazı hak ve imkanların kullanılması, konuya ilişkin vergi incelemesine başlanmamış olma şartına bağlanmıştır. Dolayısıyla, vergi incelemesine başlanması ile birlikte bu tür bir şarta bağlanmış hakların kullanılması imkanı kalmamaktadır.

    1-İncelemeye Başlanması ile Birlikte, Kanuni Süresi Geçtikten Sonra Kendiliğinden Verilen Beyannameler için Beyana Göre Tarhiyat Yapılması ve Vergi Ziyaı Cezasının Yarı Oranında Uygulanması Hakkı (İmkanı) Kalkmaktadır.

    Vergi Usul Kanununun “Re’sen Vergi Tarhı” başlıklı 30 uncu maddesinin 24.06.1994 tarih ve 4008 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle değişik dördüncü fıkrası aşağıdaki gibidir:

    “Vergi beyannamesini kanuni süresi geçtikten sonra vermiş olanlara bu beyannamede gösterdikleri matrah üzerinden re’sen gerekli tarhiyat yapılır ve bu beyannameler re’sen takdir için takdir komisyonuna sevk edilmez. Ancak, vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra kendiliğinden verilen beyannameler için bu hüküm uygulanmaz.”

    Yukarıdaki fıkra hükmüne göre, vergi incelemesine başlanması ile birlikte mükellefin kanuni süresi geçmiş dönemlere ilişkin verdikleri beyannameler üzerinden tarhiyat yapılması imkanı ortadan kalkmaktadır. Vergi incelemesi başlamış ise artık inceleme sonucundaki tespitlere göre yapılacak tarhiyata muhatap olması söz konusu olacaktır.

    İncelemeye ve takdir komisyona sevk edilmeden önce kendiliğinden verilen beyanın mükellef açısından sağladığı en önemli etki VUK 344 üncü maddede düzenlenmesinde yer almaktadır. Madye göre, vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için bu madde uyarınca kesilecek ceza yüzde elli oranında uygulanır. Ancak, incelemeye başlanması ile birlikte mükellef, vergi ziyaı cezasının yüzde elli oranında uygulanması hakkını (imkanını) kaybetmektedir.

    2- Pişmanlık Hükümlerinden Yararlanılamamaktadır.

    Vergi Usul Kanunun 371 inci maddesinde pişmanlık ve ıslah hükümleri düzenlenmiştir. Maddeye göre; beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükelleflerle bunların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber vermesi hâlinde, haklarında maddede yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmemektedir. Bu şartlardan birisi, haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde herhangi bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel (Kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olmasıdır. Dolayısıyla vergi incelemesine başlanması ile birlikte mükellef pişmanlık hakkını kaybetmektedir.

    3- İnceleme Konu ve Kapsamı ile Sınırlı Olarak Mukteza (Özelge) Talep Edilememektedir.

    İncelemeye başlamanın mükellef hakları açısından etkilerinden birisi özelge talep etme konusunda ortaya çıkmaktadır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    İdari ve Yargı Yoluyla Çözüm Yolları

    İDARİ YOLLARDAN ÇÖZÜM YOLLARI

    YARGI YOLUYLA ÇÖZÜM YOLLARI

    Vergi Uyuşmazlıkları Çözüm Yolları

    İdari Çözüm YollarıAdli çözüm Yolları
    • Uzlaşma
    • Hataların Düzeltilmesi
    • Cezada İndirim
    • Pişmanlık ve Islah

    A. İdari Çözüm Yolları
    1. Uzlaşma

    Vergi idaresi ve yükümlüsü arasında Vergi ve cezalara ilişkin uyuşmazlıkların mahkeme yoluna başvurulma da Anlaşma yoluyla çözümlenmesidir. Uzlaşma tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşma olarak iki başlık altında değerlendirilecektir.

    Uzlaşma tarhiyat öncesi ya da sonrası yapılsa da unutmamak gerekir ki ikmalen, idarece ya da resen tarh edilen vergiler için geçerli olacaktır. Örneğin, vergi incelenmesine yetkili olanlar tarafından yapılan inceleme neticesinde mükellefin vergisinin resen tarh edilmesi gerektiği belirtilmiştir ve inceleme elamanları bu kapsamda vergi inceleme raporu hazırlamışlardır. Bu rapor vergi idaresine gönderilmeden önce mükellef ile uzlaşılırsa buna tarhiyat öncesi uzlaşma, vergi inceleme raporu vergi dairesine gönderildikten sonra mükellef ile uzlaşılırsa buna da tarhiyat sonrası uzlaşma denir.

    Tarhiyat Öncesi Uzlaşma: Tarhiyat öncesi uzlaşma, vergi incelemesine dayanılarak tarh edilecek (henüz tarh edilmemiş) vergilere, resimlere, harçlara ve bunlara ilişkin cezalara uygulanır.

    Uzlaşmanın temin edilemediği durumda; Borçlunun toplantıya gelmemesi, toplantı yapılmasına karşın uzlaşma tutanağının imzalanmamasıdır.

    Uzlaşmanın Vaki Olmaması; Uzlaşma komisyonunca yapılan teklifin ilgili tarafça kabul edilmemesi durumudur.

    Uzlaşmaya varılması; Tarafların anlaşması durumunda uzlaşmaya varılmış sayılır.

    Tarhiyat Sonrası Uzlaşma: İkmalen, idareci ve re’sen tarh edilen vergi ve bunlara ilişkin cezalara uygulanır. Tarhiyat sonrası uzlaşma kapsamına yalnızca vergi ziyaı cezası girer. Özel ve Genel usulsüzlük cezaları için tarhiyat sonrası uzlaşmaya gidilemez.

    Uzlaşma Görüşmelerine İlişkin Muhtemel Sonuçlar

    Uzlaşma temin tarihinin ertelenmesi; Borçlunun toplantıya gelmemesi, toplantı yapılmasına karşın uzlaşma tutanağına imzalanmamasıdır.

    Uzlaşmanın Vaki Olmaması: Uzlaşma komisyonunca yapılan teklifin ilgili tarafça kabul edilmemesi durumunda uzlaşma vaki olmaz.

    Uzlaşmaya varılması; Uzlaşma görüşmeleri tarafından anlaşmasıyla sonuçlanır ise uzlaşma varılmış sayılır.

    Uzlaşmanın sağlanamaması halinde; Dava açılabilir. Uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın tebliğinden itibaren, dava açma süresi bitmiş veya 15 günden az kalmış ise, süre tebliğinden itibaren 15 gün olarak uzar.

    1. Hataların Düzeltilmesi

    Hesap Hataları:

    1. Matrah Hataları: Vergilendirmeye ilişkin belgeler üzerinde matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik yada fazla gösterilmesinden kaynaklı hatadır. Ancak; bu belgelere önayak olan defterlerde yapılan hata matrah hatası değildir.
    2. Vergi Miktarında Hata: Vergi oranlarının veya tarifelerin yanlış uygulanmasından kaynaklı hatadır. .
    3. Verginin Mükerrer Olması: Bir vergileme döneminde bir verginin bir kere alınması gerekmektedir. Oysaki;
    • Aynı vergileme döneminde
    • Aynı vergi matrahı üzerinden
    • Aynı vergi mükellefinden birden fazla vergi alınması çifte (mükerrer) vergilemedir.

    Vergilendirme Hataları

    1. Yükümlünün Şahsında Hata: Bir verginin asıl borçlusu yerine bir başkasından talep edilmesi veya alınmasıdır.
    2. Yükümlülükte Hata: Vergiye tabi olmayan yada vergiden muaf olan bir kimseden vergi talep edilmesi veya alınmasıdır.
    3. Verginin Konusunda Hata: Açıkça vergi konusu kapsamına girmeyen veya vergiden istisna edilmiş bir iktisadi unsur üzerinden vergi talep edilmesidir.
    4. Vergilendirme Döneminde Hata: Talep edilen verginin içinde bulunulan vergilendirme döneminin yanlış gösterilmesi veya eksik-fazla hesaplanmış olması sonucu ortaya çıkan hatadır.

    Düzeltme Talebi dava açma süresi içinde yapılmışsa

    • Bu başvuru dava açma süresini durdurur.
    • Talep reddedilir ise, kalan süre içinde vergi mahkemesinde dava açılabilir.

    Düzeltme Talebi dava açma süresi geciktikten sonra yapılmışsa

    • Talep reddedilir ise şikayet yolula Maliye Bakanlığına başvurulabilir.
    • Maliye Bakanlığınca da reddedilirse bu karara karşı vergi mahkemesinde dava açılabilir.
    • Düzelmede zaman aşımı süresi 5 yıldır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Genel Vergi Hukuku Bilgisi

    VERGİ HUKUKUNUN TANIMI VE KAPSAMI‏

    Tanımı Vergi ödevinin niteliğine, vergi borcunun doğması ve ortadan kalkmasına ilişkin maddi ve şekli hukuk kuralları bütünüdür. Kapsamı Devletin kamu gücüne dayanarak elde ettiği vergiler ve vergilerin yanı sıra resim, harç ve şerefiye gibi kamu gücüne, cebre dayanan diğer kamu gelirlerini de geniş anlamıyla içinde yer alır.

    VERGİ HUKUKUNUN HUKUK BÜTÜNÜ İÇİNDEKİ KONUMU

    Vergilendirme işlemine girişirken devletin egemenlikten kaynaklanan otoritesini kullanması, vergi hukukunun kamu hukukunun bir dalı olduğunu gösterir.

    VERGİ HUKUKU-KAMU HUKUKU İLİŞKİSİ

     Vergi hukukunun kamu hukuku dalına girmesi nedeniyle kamu hukukunun diğer dallarıyla da yakın ilişkileri söz konusudur. Bunlar,

    -Anayasa Hukuku, (Yasasız vergi olmaz.)

    -İdare Hukuku, (Bireysel bir vergi işlemi, bir idari işlemdir. Örn. Tarh İşlemi)

    -Ceza Hukuku, (Vergi suç ve cezaları)

    -Devletler (Umumi) Hukuku, (Yasaların şahsiliği ve mülkiliği, mükerrer vergilendirme)

    VERGİ HUKUKU-ÖZEL HUKUK İLİŞKİSİ

    Öte yandan, vergi hukuku özel hukuk biçimlerini, kavramlarını (ikametgah, evlilik, mal rejimi, rüşt gibi.) ilke olarak aynen kabul eder, ancak belli durumlarda vergi hukuku kendi düzenlemelerini getirdiği taktirde bunlar esas tutulur. Örneğin, Gelir Vergisi Kanunu, “ticari kazancı” tanımlarken TTK’na genel gönderide bulunurken ayrıca hangi faaliyetlerinde ticari faaliyet olarak vergilendirileceğini belirtmektedir.

     Diğer taraftan, özel hukukun kabul ettiği, ancak vergi hukuku bakımından peçeleme kabul edilen durumlar da örnek olarak verilebilir. Çünkü, Vergi Hukuku açısından vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.

    Vergi Hukuku Bölümlendirilmesi Maddi Vergi Hukuku

    Vergi borcu konusunda hak ve ödevlerin do¤umunu, sona ermesini ve bunlar›n içeri¤ine ilişkin hukukî ilkeleri inceleyen vergi hukuku dal›” Verginin konusu, mükellef, matrah, nispet gibi verginin yapısı ile ilgili esasları düzenler. Vergi Kanunları Vergi Usul Hukuku (Gümrük ve tekel vergileri hariç) gerek genel bütçeye giren gerekse de belediye ve il özel idarelerine ait olan vergilerin (ve resim, harçların) tespit ve tahsili için uyulması gereken kurallar ve genel olarak uygulama ile ilgili esasları düzenler.

    Vergi Usul Kanunu

    1. Kitap – Vergilendirme

    2. Kitap – Mükellefin Ödevleri

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Mükellef Hakları Bildirgesi

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.