fbpx

    Limited Şirket Müdürleri Ticareti Terk Suçundan Dolayı Cezalandırılabilir Mi?

    GİRİŞ

    Yürürlükte olan en eski kanunlarımızdan birisi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK1)’dur. Hemen hemen Cumhuriyetimizle yaşıt olan bu Kanun, 9 Haziran 1932 tarihinde kabul edilmiş, sonrasında bazı maddeleri günün değişen koşullarına göre muhtelif tarihlerde değişikliğe uğramıştır. Bu değişiklerden birisi de, ticareti terk suçunu düzenleyen ve 6 Haziran 1965 tarihinde yürürlüğe giren 538 sayılı Kanunun 22’nci maddesiyle değiştirilen 44’üncü maddedir. Anılan değişiklik, o dönemde yaşanan ve günümüz itibariyle de geçerliliğini koruyan, ticareti terk eden kötü niyetli borçluların iş yerlerini terk etmeleri ve ellerindeki malları başkalarına devrederek alacaklılarını zarara uğratmalarıyla mücadele etmek amacıyla yapılmıştır.

    İİK’nın bahsigeçen 44’üncü maddesinde ticareti terk eden tacir açısından alacaklıların haklarını korumaya yönelik olarak bir takım yükümlülükler öngörülmüş, bu yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı da 337/a maddesinde gösterilmiştir. Bir ticaret şirketi türü olan limited şirketler de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu2 (TTK)3’nun 16’ıncı maddesi uyarınca tacir sayılmaktadır. Buna karşılık, İİK’nın 44 ve 337/a maddesi hükümlerinin limited şirketler ile müdürlerine uygulanıp uygulanmayacağı hususu, öğreti ve yargı kararlarında uzunca bir süre tartışma konusu olmuş, son yıllarda yerleşik hale gelen içtihatlar ile de bu konu açıklığa kavuşturulmuştur. İşte bu çalışmada, ticareti terk suçunun limited şirket müdürlerine uygulanıp uygulanmayacağı hususu, ilgili yüksek yargı kararları ışığında, ele alınmaktadır.

    1. LİMİTED ŞİRKET MÜDÜRLERİNİN TİCARETİ TERK SUÇUNDAN CEZALANDIRILIP CEZALANDIRILMAYACAĞI HUSUSU

    İİK’nın “Ticareti Terk Edenler” başlıklı 44’üncü maddesi uyarınca, ticareti terk eden bir tacir onbeş gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayımlandığı gazetelerde ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan olunur. İlan masraflarını ödemeyen tacir beyanda bulunmamış sayılır. Bu ilan tarihinden itibaren bir sene içinde, ticareti terk eden tacir hakkında iflas yolu ile takip yapılabilir. Ticareti terk eden tacir, mal beyanının tevdii tarihinden itibaren iki ay müddetle haczi kabil malları üzerinde tasarruf edemez.Mal beyanını alan merci, keyfiyeti tapu veya gemi sicil daireleri ile Türk Patent Enstitüsüne bildirir. Bu bildiri üzerine sicile, temlik hakkının iki ay süre ile tahdit edilmiş bulunduğu şerhi verilir. Keyfiyet ayrıca Türkiye Bankalar Birliğine de bildirilir.

    Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmak ise, İİK’nın “Ticareti terk edenlerin cezası”  kenar başlıklı 337/a maddesinde;

    “44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez. Borçlunun iflası halinde, birinci fıkradaki durum ayrıca taksiratlı iflas hali sayılır.” hükmü ile cezaî yaptırıma bağlanmıştır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vasiye Tebligat Yapılmadan Limited Şirket Borcu Nedeniyle Velâyeti Diğer Ortak Üzerinde Olan Küçük Ortağın Kişisel Hesabına Konulan Haciz ve Blokaj

     

    1.Mevduat Haczi 

    Limited şirketin vergi borcu nedeniyle iki ortaktan birinin kişisel banka hesabına şirket borcu için haciz ve blokaj uygulanmıştır. Bu küçük ortağın şirketin kuruluşundan beri velayeti babası üzerinde bulunmaktadır. Velayeti babasına verilen küçük ortak hali hazırda öğrenci olarak bir üniversitede eğitimine devam etmektedir. Ne var ki, vergi dairesi velayeti babası üzerinde olan ve babası da şirketin aynı zamanda ortağı ve müdürü sıfatıyla şirkette bulunmaktadır. Vergi dairesi, şirket borcu nedeniyle, tüzel kişiliğin borcunu ortaklar bakımından bireyselleştirmeden, şirketin aciz halini tespit etmeden bütün ortaklar için “mal varlığı araştırması” çalışmalarının bir sonucu olarak şirketin küçük ortağı olan ve üstelik öğrenci olan ve de velayeti babası üzerinde olan küçük ortağın üniversite kampüsünde yer alan banka şubesindeki hesabına haciz uygulamıştır.

    Uygulamanın ve bu garip haciz hikayesinin hukuka uyarlı olup olmadığını isterseniz adım adım tartışmaya açalım.

    2.Şirket Tüzel Kişiliğinin Borcu, Velayeti Diğer Ortakta Olan Küçük Ortaktan İstenilemez

    Medeni Kanunun eski 263. maddesi ve yeni 335. maddesinde velayet konusu ve koşulları düzenlemiş bulunmaktadır. Madde hükmüne göre velayet “ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velayeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz. Hakim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlana ergin çocuklar da ana ve babanın velayeti altında kalırlar” hükmü uyarınca velayet konusu hakim kararına bağlı bulunmaktadır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Maliye Bakanlığı: Alacakların Yeniden Yapılandırılması Anayasa ve Vergi Hukukuna Uygun

    Mali̇ye Bakanlığı tarafından “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin yayımlanan “Yandaşa Kıyak” başlıklı haberin “yalan, maksatlı ve kötü niyetli” olduğu belirtilerek, “Yapılan düzenleme Anayasanın ve vergi hukukunun temel kurallarına tamamıyla uygundur.” ifadesi kullanıldı.

    Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, bir gazetede yayımlanan “Yandaşa Kıyak” başlıklı haberin gerçeği yansıtmadığı bildirildi.

    Söz konusu haberin yalan, maksatlı ve kötü niyetli olduğu belirtilerek, yarın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmesi planlanan “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” ile kesinlikle Bakanlar Kuruluna borcu ötelenecek firmaları belirleme yetkisinin verilmeyeceği belirtildi.

    Haberde, borcu ötelenecek firmalara ilişkin kriterlerin belirsiz olduğunun ifade edildiği vurgulanarak, bu ifadenin doğru olmadığı, getirilen düzenlemede, borcu yapılandırılacak firmalara ilişkin kriterlerin Bakanlar Kurulunca belirlenmesinin hüküm altına alındığı vurgulandı.

    Haberde, Bakanlar Kurulunun, istediği mükelleflerin vergi borcunu istediği faiz oranıyla yapılandıracağının da iddia edildiği anımsatılarak, şunlar kaydedildi:

    “Bu iddia da kesinlikle yalandır. Bakanlar Kurulu, sadece genel ve objektif kriterleri belirleyecek ve hiçbir şekilde borçlu veya şirket bazında bir karar vermeyecektir. Yine aynı haberde, Hükümete yakın şirketlerin borcunda kolaylık mı sağlanacak? sorusunun akla geldiği ifade edilmektedir. Bu ifade zaten maksatlı bir şekilde haberin içine konulmuştur. Yapılan yasal düzenlemede esasen, vergi mevzuatında var olan tecil müessesinde iyi niyetli ve borcunu ödemekte zor durumda olan mükellefler bakımından kolaylaştırıcı hükümler getirilmektedir. Objektif ve şeffaf bir şekilde belirlenecek kriterleri sağlayan zor durumdaki mükellefler için taksitlendirmede kolaylıklar sağlanmaktadır. Hiçbir şekilde hiçbir kişiye hiçbir nedenle özel bir imkan sağlanmamaktadır. Bakanlar Kuruluna bu yeni sistemde verilen yetkinin amacı, uygulamanın objektif, nesnel, hesap verebilir bir sistemle yapılmasını sağlamaktır.”

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    E-tebligata Başvurmayan Firmaya Tebligatlar Elden Yapılabilir mi?

    Firma olarak e-tebligat başvurusu yapılmadı ve bununla ilgili özel usulsüzlük cezası kesildi ancak yine de e-tebligat başvurusu yapılmadı ve yapılmayacak.
    Bu durumda, maliye tebligatlarını elden yapmak zorunda mıdır? Not: Çünkü başka bir firmaya ceza kesilmiş ve e-tebligat bakılmadığı için dava ve ceza indirimi kaçırıldığı için firma sahibi e-tebligat istemiyorum diyor elden getirsinler diyor.Teşekkürler

    Sayın,
    E tebligat konusu 213 sayılı VUK’na bir genel tebliğ ile getirilmiştir. esasen elektronik tebligat uygulaması 213 sayılı

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi İptal Davalarında Ittıla Tarihi

    2577 sayılı İYUK’nunda dava açma süreleri genel ve özel dava açma süreleri şeklinde iki türlü dava süresi bulunmaktadır. Bunun dışında yasada belirtilen bazı özel durumların gerçekleşmesi   halinde verilen ek sürelerde de dava açmak mümkün olabilmektedir.[1] Genel dava açma süreleri İYUK md.7 hükmünde gösterilmiştir.

    Diğer yandan, İYUK’nun 7. maddesinde yer alan genel dava açma sürelerinden başkaca özel yasalarda da idari dava açma süreleri ile ilgili bazı hükümler mevcuttur. Yasa koyucu kamu hizmetlerinin niteliklerini ve diğer kamu hizmetlerine nazaran durumlar dikkate alınarak İYUK’da gösterilenlerden daha uzun veya daha kısa idari dava açma süreleri tespit edebilir. Bu gibi durumlarda özel dava açma süreleri dikkate alınarak, genel dava açma süreleri uygulanmaz.

    Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak görevine giren davalarda 60 gün, idari mahkemelerin görevine giren davalarda 60 gün; vergi mahkemelerinin görevine giren davalarda 30 gün dava açma süresidir.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda, vergi mahkemelerinde dava açma süresi otuz gün olarak belirlenmiştir. İkmalen, re’sen veya idarece yapılacak tarhiyatlarla, idarece düzeltme yoluyla re’sen yapılan tarhiyatlara, ihtirazi kayıtla yapılan beyanlara veya tahakkuklara yahut kesilen cezalara karşı açılacak davalarda bu süre uygulanır.

    Öte yandan, vergi yargılama hukukunda ıttıla tarihi önem taşımaktadır. İYUK’nun 7. maddesinin 2/b bendinde düzenlenen özel durumlar dışında da ıttıla faktörü dava açma sürelerinin başlangıcının saptanmasında önemli rol oynamaktadır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Hükümet’ten Herkesi Rahatlatacak 7 Madde

    Hükümet milyonlarca kişiyi ilgilendiren düzenlemeleri hayata geçiriyor.

    İndirimli esnaf kredileri esnetildi, yabancı yatırımcıya vatandaşlık kapısı açıldı. Terör mağduru çiftçinin borcu ertelendi. 130 yıllık mülkiyet sorunu çözülüyor, futbol kulüplerine bir şans daha veriliyor.

    Hükümet, esnaftan çiftçiye, yabancı yatırımcıdan futbol kulüplerine kadar toplumun tüm kesimlerinin beklentilerine yanıt veren önemli bir hamle yaptı. Bir kısmı dün itibarıyla yürürlüğe giren bir kısmı da Meclis’e gönderilen yasa teklifinde yer alan düzenlemeler şöyle:

    KREDİDE ESNEKLİK 

    İndirimli esnaf kredileri yeniden düzenlendi. İndirimli esnaf kredisinden KOSGEB’in sıfır faizli kredi desteğini alanlar da yararlanacak. Halk Bankası ve TESKOMB tarafından yüzde 50-100 faiz indirimli kredi imkânından yararlananların, başka kurumların faiz hibe desteklerinden yararlanmasını engelleyen düzenleme KOSGEB destekleri yönüyle esnetildi.

    TERÖR MAĞDURUNA MÜJDE 

    Terör mağduru çiftçinin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan kredi borçları mal varlıklarının yüzde 30’unu kaybetmiş olmaları şartıyla 1 yıl süreyle ertelendi. Bu imkândan, Diyarbakır, Mardin, Şırnak ve Hakkâri illerinde faaliyet gösteren ve Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı çiftçiler yararlanabilecek. Çiftçilerin 2 ay içinde başvurmaları gerekiyor.

    MÜLKİYET SORUNU ÇÖZÜLÜYOR

    İstanbul’un Silivri ilçesine bağlı köyler ve mahalle halkının 130 yıldır süren mülkiyet mağduriyeti bitiyor. Yerleşim alanında ev, ahır ve müştemilatları bulunan Hazine’ye ait taşınmazların yüzölçümü 5 bin metrekareye kadar olan kısmı, kullanıcılarına veya bunların kanuni haleflerine rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilecek.

    YENİ YATIRIMCIYA FIRSAT

    İşletmeye geçmeyen elektrik üretim tesislerine ilişkin lisansların sonlandırılmasında esneklik sağlanarak yeni yatırımcıların önü açılıyor. İki ay içinde başvuranların teminatları iade edilecek.

    YABANCI YATIRIMCIYA VATANDAŞLIK

    Türkiye’de 1.5 milyon dolar gayrimenkul yatırım fonu alan yabancılara vatandaşlık verilmesine ilişkin düzenleme yürürlüğe girdi. Bakanlar Kurulu, 12 Ocak’ta yayımlanan kararla, en az 1 milyon dolar tutarında taşınmazı 3 yıl satmama, 2 milyon dolar sabit sermaye ve 3 milyon dolar mevduatı 3 yıl süreyle elinde bulundurmak şartıyla Türk vatandaşlığı hakkı getirmişti.

    KAMU ESERLERİ ÜCRETSİZ 

    Öğrenciler ve araştırmacılar kamuya ait eserlerden ücretsiz yararlanabilecek. Kütüphane, müzeler bünyesinde elektronik ortama aktarılan eserlerden dijital görüntü alırken ücret ödemeyecek.

    HURDAYA ÇIKAN ARACIN BORCU SİLİNİYOR

    Hurdaya çıkan araç üzerindeki haciz kalkacak, vergi borcu silinecek. 1997 model ve daha eski taşıtların hurdaya ayrılarak tescil kaydının silinmesi durumunda, ödenmemiş motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı silinecek.

    İŞTE YENİ DÜZENLEMELER

    – 2.5 milyon esnafa bir kredi desteği daha getiriliyor.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi Dairesi Tarafından Mükellefe Tebliğ Edilen Düzeltme Fişinin Dava Konusu Yapılması

    Vergi hukuku uygulamasında vergi uyuşmazlığı vergi idaresi ile vergi yükümlüleri arasında vergi dolayısıyla ortaya çıkan hukuksal anlaşmazlıklardır. Genel olarak, vergi uyuşmazlıkları, vergi borçlusu ile vergi alacaklısı arasında vergiyi doğuran olay, vergi yükümlülüğü, tarh, tebliğ, tahakkuk, ceza kesme, tahsil işlemleri ve uygulamalarından ortaya çıkmaktadır.

    Örneğin, vergi mükellefine yapılan bir tebligat nedeniyle bu işlem mükellef için bir ihtilaf konusu olabilmesi için bu tebligattan dolayı mükelleflin maddi veya manevi haklarının ihlal edilmiş olması gerekmektedir.   Burada yapılan tebligat bir vergilendirme işlemi ile ilgili ise bu işlemin yetki, konu, şekil ve neden yönlerinden birinin yada bunlardan birkaçının bulunması durumunda, uyuşmazlık ortaya çıkmış olacaktır.

    Konumuza dönecek olursak burada vergi dairesi tarafından mükellefe tebliğ edilen düzeltme fişlerinin vergi davasına konu edilip edilmeyeceği hususları tartışılmaktadır. Bugün itibariyle vergi daireleri tarafından basılı olarak kullanılan örnek form no: 2605-b nolu ve DMO Basın Müessesesi tarafından basılan “düzeltme fişleri” vergi dairelerinde yeteri kadar bulunmaktadır. Bu formlarda genel olarak 2 tablo yer almaktadır. Tablo 1 de mükellef bilgilerinin yanı sıra “yanlış işlemler” ve yanlış yapılan tahakkuk veya ihbarname bilgileri bulunmaktadır. Bunun hemen altında vergi dairesi alındısı, türü, yılı, taksiti ve varsa fiş tutarı veya gecikme zammı yer almaktadır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi Mahkemesinin Yürütmenin Durdurulması Hakkında Verilen Kararların Akıbeti

    Vergi ve ceza ihbarnamelerine karşı ilgili vergi mahkemelerinde dava açılması halinde, “Yürütmenin Durdurulması” talebinde bulunulmaz. Çünkü, ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren (30) gün içerisinde dava açılması otomatik olarak ihbarnamenin tahakkukunu durdurur.

    Kendisine ödeme emri tebliğ edilen amme borçlusu bu ödeme emrine karşı,  ilgili vergi mahkemesinde (7) gün içersinde dava açması gerekir. Açılan dava, ödeme emri ile ilgili “Yürütmenin Durdurulması” ‘na engel teşkil etmez. Ödeme emri ‘ne karşı açılan iptal davalarında (vergi ve ceza ihbarnamelerinde yürütmenin durdurulması talep edilmez) mutlak surette “Yürütmenin Durdurulması” talep edilmelidir (Bkz. 2577 sayılı İYUK md. 27).

    Ödeme emrine karşı açılacak davalarda, dava açma süresi 7 gün olup, bu süre 2577 sayılı İYUK md. 61-62 hükümlerine göre adli tatil dönemlerine tekabül etmesi halinde dava açma süresi adli tatil bitimi olan süreden sonra 7 gün uzar. Adli tatil her yıl 20 temmuz ila 31 ağustos dönemlerini kapsar.

    Aksi yasada öngörülmedikçe, idari yargı yerlerinde dava açılması ya da temyiz yoluna başvurulması kural olarak, dava konusu idari işlemlerin yürütülmesini durdurmaz. Ancak taraflardan birinin talebi üzerine, gerekli şartlar da oluşmuşsa Mahkeme, yürütmenin durdurulmasına karar verebilir. Mahkeme tarafından yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi durumunda, esas dava karara bağlanıncaya kadar, eski durumun devamı sağlanır. Böylece davacıların, dava konusu yaptıkları idari işlemin uygulaması, dava sonuna kadar ertelenir. Dolayısıyla, yürütmenin durdurulması kararı, bu ertelemeyi sağlayan geçici bir önlemdir.

    Yürütmenin durdurulması kararları ile ilgili, belli başlı ilkeler aşağıda sıralanmıştır;

    1)    Yürütmenin durdurulması talebi ödeme emri aşamasında teminat gösterilmiş olması şartıyla verilebilir. (Anayasa Md. 125, İYUK Md. 27)  Vergi ve ceza ihbarnamelerine karşı açılan davalarda yürütmenin durdurulması talebinde bulunmasına gereksinim yoktur. Çünkü, (1) nolu vergi ve ceza ihbarnamelerine karşı açılan davalarda otomatikman tahsilat durmakta, ayrıca yürütmenin durdurulması talebine gerek yoktur. Vergi mahkemesinde açılan davanın mükellef aleyhine neticelenmesi halinde vergi dairesi tarafından mükellefe uygulanan (2) nolu ihbarnameye karşı mal beyanında bulunularak karar temyiz edilir ve karar için bir üst mahkemeye itiraz veya temyiz yapılmalıdır.

    2)    İdari işlemlerin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması gerekir. Ayrıca, idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması zorunludur. Bu gibi durumlarda yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Yeniden Yapılandırma Genişliyor

    Vergi ve SGK prim borçlarını yeniden yapılandıran yasa tasarısı genişletilerek TBMM’ye yasa teklifi olarak sunuldu.

    Yasa teklifi ile, model yılı 1997 ve daha öncesi olan taşıtlara hurdaya çıkarılması durumunda vergi affı getirildi. İstanbul Çatalca ve Silivri’de 2003’ten önce Hazine’ye ait arazilerde oturanlara da arazilerini rayiç bedelle alma imkânı sağlanacak.

    Hükümet vergi ve sigorta prim borçlarını yeniden yapılandırma yasa tasarısını genişletilerek TBMM’ye yasa teklifi olarak sundu. Teklife göre, model yılı 1997 veya daha eski olan motorlu taşıtlarını yasa yürürlüğe girdikten sonra 31 Aralık 2018 tarihine kadar hurdaya çıkarılan araçların vergi cezaları ile 31 Aralık 2016 tarihine kadar kesilen idari para cezaları silinecek.

    YETKİLİLERE BEDELSİZ TESLİM EDİLECEK

     

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi Levhasının İnternet Vergi Dairesinden Alınması

    27.11.2011 tarih ve 27946 sayılı Resmi Gazetede, Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği Sıra No:408 yayımlanmış olup; 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 5’nci maddesinde, 6111 sayılı kanunun 82’inci maddesiyle yapılan değişiklikle, Gelir Vergisi ile Kurumlar Vergisi mükellefleri (sermaye şirketleri) her yıl Mayıs ayının son gününe kadar vergi tarhına veya zararlarına esas olan kazanç tutarları (Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahları) ile bunlara isabet eden vergi miktarlarını gösteren levhayı iş sahiplerince iş yerinde bulundurmak zorundadırlar. Dolayısıyla bu kanun değişikliğiyle vergi levhası asma mecburiyeti kaldırılmış olup, dileyen mükellefler vergi levhalarını iş yerlerinde asabilecekleri gibi, web sitelerinde yayımlayabilirler.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.