fbpx

    e-Tebligat İle İlgili Yeni Düzenleme

    19.10.2019 tarih ve 30923 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 511 Sıra Nolu VUK Genel Tebliği ile Elektronik Tebligat işlemlerinin düzenlendiği 456 Sıra Nolu VUK Genel Tebliğinde değişiklikler yapılmıştır.

    E-Tebligat İle İlgili Yapılan Yeni Düzenlemeler

    Bilindiği üzere 456 Sıra No.lı VUK Genel Tebliği ile tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilen ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olanlar aşağıdaki gibi belirtilmiştir.

    a) Kurumlar vergisi mükellefleri,
    b) Ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar (Kazançları basit usulde tespit edilenlerle gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler hariç),
    c) İsteğe bağlı olarak kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep edenler.

    511 Sıra No.lı tebliğ ile elektronik tebligat sistemine yönelik olarak;

    • E-tebligatın sadece vergi daireleri tarafından yapılacağına dair ifadeler tebliğden çıkartılmış ve 01.01.2020 tarihinden itibaren Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ve Mal Müdürlüklerinin de elektronik tebligat sistemini kullanmaya başlayacakları,

    • Bağlı vergi dairesi müdürlüklerinde (mal müdürlükleri) elektronik tebligat sistemine teknolojik uyum çalışmalarının tamamlanması nedeniyle bağlı vergi dairelerince elektronik tebligat uygulamasına 01.01.2020 tarihi itibarıyla başlanılacağı, bu çerçevede bağlı vergi dairesi müdürlüklerinde faaliyet gösteren ve elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olan kurumlar ve gelir vergisi mükelleflerinin sırasıyla bu Tebliğin (5.1.) ve (5.2.) numaralı ayrımında belirlenen usullere göre 31.12.2019 tarihine kadar örnekleri bu Tebliğ ekinde yer alan Elektronik Tebligat Talep Bildirimini vermeleri,

    • Bağlı vergi dairesi müdürlüklerinde 01.01.2020 tarihinden itibaren yeni mükellefiyet tesis ettiren ve bu Tebliğde getirilen zorunluluk kapsamında olan kurumlar ve gelir vergisi mükellefleri sırasıyla bu Tebliğin (5.1.) ve (5.2.) numaralı ayrımında belirlenen usullere göre işlem yapmaları,

    • Kendisine elektronik ortamda tebligat yapılacak muhatap tarafından elektronik tebligat sistemine başvuru sırasında veya daha sonra bildirilen mobil telefon numarasına ve/veya e-posta adresine, kendisine gönderilen tebligata ilişkin bilgilendirme mesajı gönderilebileceği, ancak bilgilendirme mesajının herhangi bir nedenle muhataba ulaşmamış olmasının tebligat süresine ve tebligatın geçerliliğine etkisi olmadığı,

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Adres Değişikliği Halinde Vergi Dairesi Uygulamalarında Değişiklik

    Vergi Usul Kanununun 163. maddesinde 4108 sayılı Kanunla İş ve teşebbüsün bir yerden diğer bir yere nakledilmesi adres değişikliği sayılır. şeklindeki değişikliğe ilişkin olarak 240 sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile yapılan bazı düzenlemelerde; 510 sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile uygulama değişikliğine gidilmiştir.

    1. Mükelleflerce adres değişikliğine ilişkin bildirim sadece yeni vergi dairesine verilecektir. Daha önceki Tebliğ düzenlemesinde, eski vergi dairesine de verilebiliyordu.

    2. Yeni vergi dairesi tarafından yapılan yoklama sonucunda mükellefin yeni adresinde faaliyete başladığının tespit edilmesi hâlinde yeni vergi dairesi tarafından nakil nedeniyle işe başlaması yapılacak ve eski vergi dairesinde bulunan mükellefiyet kaydı nakil nedeniyle yeni adreste işe başlama tarihi itibarıyla sistem tarafından otomatik olarak terkin edilecektir.

    3. Elinde bulunan kullanılmamış belgelerini yeni iş yerinde kullanmaya devam etmek isteyen mükellefler dilekçelerini yeni vergi dairesine verebilecekleri gibi başvurularını Gelir İdaresi Başkanlığının İnteraktif Vergi Dairesi (https://ivd.gib.gov.tr/) sistemi üzerinden elektronik ortamda da yapabileceklerdir. Mükelleflerin başvurularını İnteraktif Vergi Dairesi sistemi üzerinden elektronik ortamda yapmaları hâlinde ise kullanılmamış belgelere ilişkin tutanak artık düzenlenmeyecektir.

    4. Yeni vergi dairesi tarafından nakil nedeniyle terkin işleminin tamamlandığı günü takip eden iş günü “Nakil Giden Mükellefler Listesi” eski vergi dairesi sisteminde yer alacaktır.

    19.10.2019 tarih ve 30923 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel
    Tebliği (Sıra No: 240)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:  510)  ile  28.6.1995 tarih ve 22327 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 240)’nin “B-İŞ YERİ DEĞİŞİKLİĞİ VE NAKİL İŞLEMLERİ” başlıklı bölümünde değişiklik yapılmıştır.

    Bu değişiklikle, Vergi Usul Kanununun 163’ncü maddesinde 4108 sayılı Kanunla “İş ve teşebbüsün bir yerden diğer bir yere nakledilmesi adres değişikliği sayılır.” şeklindeki değişikliğe ilişkin olarak 240 sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile yapılan bazı düzenlemelerde uygulama değişikliğine gidilmiştir.

    Bu değişiklikler aşağıdaki gibidir.

    1) Mükelleflerce adres değişikliğine ilişkin bildirim sadece yeni vergi dairesine verilecektir. Daha önceki Tebliğ düzenlemesinde, eski vergi dairesine de verilebiliyordu.

    2) Yeni vergi dairesi tarafından yapılan yoklama sonucunda mükellefin yeni adresinde faaliyete başladığının tespit edilmesi hâlinde yeni vergi dairesi tarafından nakil nedeniyle işe başlaması yapılacak ve eski vergi dairesinde bulunan mükellefiyet kaydı nakil nedeniyle yeni adreste işe başlama tarihi itibarıyla sistem tarafından otomatik olarak terkin edilecektir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Torba Yasada Yeni Vergiler ve Yeni Vergi Düzenlemeleri

    Kamuoyunda günlerdir tartışılan yeni vergilere ilişkin detaylar belli olmaya başladı. Neler yok ki? Toplumun tüm kesimlerine dokunan, ince detaylı düzenlemeler söz konusu. Ama beklentilerin aksine çok geniş kapsamlı değil.

    Torba da neler var diye merak ediyorsunuz değil mi? Fazla bekletmeyelim o zaman. İşte detaylar!

    1) Dijital Hizmet Vergisi Geliyor

    Meclise sunulması planlanan Kanun Teklifinde, “Dijital Hizmet Vergisi” adıyla yeni bir vergi ihdas edilmesi öngörülüyor.

    Bu verginin konusuna; Türkiye’de dijital ortamda sunulan her türlü reklam hizmetleri,  sesli, görsel veya dijital herhangi bir içeriğin (bilgisayar programları, uygulamalar, müzik, video, oyunlar, oyun içi uygulamalar ve benzerleri dahil) dijital ortamda satışı ile bu içeriklerin dijital ortamda dinlenmesine, izlenmesine, oynanmasına veya elektronik cihazlara kaydedilmesine veya bu cihazlarda kullanılmasına yönelik dijital ortamda sunulan hizmetler, kullanıcıların birbirleriyle etkileşime geçebilecekleri dijital ortamların sağlanması ve işletilmesi hizmetleri, belirtilen hizmetlere yönelik dijital ortamda verilen aracılık hizmetleri  giriyor.

    Dijital hizmet vergisinin mükellefi, dijital hizmet sağlayıcıları; matrahı ise,  ilgili vergilendirme döneminde verginin konusuna giren hizmetler nedeniyle elde edilen hasılat olacak. Dijital hizmet vergisinde vergilendirme döneminin, takvim yılının birer aylık dönemleri olması öngörülüyor.

    Dijital hizmet vergisinin oranı ise % 7,5 olarak belirlenmiş durumda.

    2) Kambiyo Muamelelerinde BSMV Oranı % 100 Artırılıyor

    Kanun Teklifi’nde, sadece kambiyo işlemlerinde banka ve sigorta muameleleri vergisinin (BSMV) oranının binde 1’den binde 2’ye yükseltilmesi öngörülüyor. Diğer BSMV oranlarında bir değişiklik yapılmıyor.

    3) Gelir Vergisi Tarifesinde Değişiklik Yapılarak, Üst Gelir Gruplarının Vergilendirilmesine Yönelik 3 Yeni Dilim ve 3 Yeni Oran Ekleniyor

    Şu an uygulanmakta olan Gelir Vergisi tarifesine göre Gelir Vergisine tabi gelirler;

     

    18.000 TL’ye kadar% 15
    40.000 TL’ııin 18.000 TL’si için 2.700 TL, fazlası% 20
    98.000 TL’nin 40.000 TL’si için 7.100 TL, (ücret gelirlerinde 148.000 TL’nin 40.000 TL’si için 7.100 TL), fazlası% 27
    98.000 TL’den-fazlasının 98.000 TL’si için 22.760 TL, (ücret gelirlerinde 148.000 TL’den fazlasının 148.000 TL’si için 36.260 TL), fazlası% 35

    oranında vergilendiriliyor.

    TBMM’ye sunulacak Kanun Teklifi’nde ise, gelir vergisi tarifesi aşağıdaki şekilde değiştiriliyor ve üst gelir gruplarının daha yüksek oranda gelir vergisine tabi olmaları öngörülüyor.

     

    18.000 TL’ye kadar% 15
    40.000 TL’ııin 18.000 TL’si için 2.700 TL, fazlası% 20
    98.0000TL’nin 40.000 TL’si için 7.100 TL, (ücret gelirlerinde 148.000 TL’nin

    40.000 TL’si için 7.100 TL), fazlası

    % 27
    500.000 TL’nin 98.000 TL’si için 22.760 TL, (ücret gelirlerinde 500.000 TL’nin

    TL’si için 36.260 TL), fazlası

    % 35
    750.000 TL’nin 500.000 TL’si için 163.460 TL, (ücret gelirlerinde 750.000 TL’nin 500.000 TL’si için 159.460 TL), fazlası% 39
    1.000.000 TL’nin 750.000 TL’si için 260.960 TL, (ücret gelirlerinde 1.000.000 TL’nin 750.000 TL’si için 256.960 TL), fazlası% 43
    1.000.000 TL’nin 1.000.000 TL’si için 368.460 TL, (ücret gelirlerinde 1.000.000 TL’nin 1.000.000 TL’si için 364.460 TL), fazlası% 45

     

    4) Yıllık 148 Bin TL.nin (Tarife Değişirse Yıllık 500 BinTL) Üzerinde Telif Kazancı Elde Edenler, GVK’nın 18. Maddesinde Düzenlenen İstisnadan Yararlanamayacaklar

    GVK’nın mevcut 18. Maddesine göre; müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat tutarına bakılmaksızın Gelir Vergisinden müstesna bulunuyor. Bunlardan sadece ödemeyi yapanlar tarafından % 17 oranında gelir vergisi tevkifatına tabi tutuluyor.

    TBMM’ye sunulmak üzere hazırlanan Kanun Teklifi’nde, müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri yıllık kazançları 148 Bin TL.yi (Tarife değişirse yıllık 500 BinTL) aşanların 18. Maddede düzenlenen bu istisnadan yararlanmamaları öngörülüyor.

    Bu şekilde yıllık kazancı 148 Bin TL.yi (Tarife değişirse yıllık 500 BinTL) aşan söz konusu kazanç sahipleri artık beyanname verecekler.

    5) Personelin Günlük Ulaşım Bedelinin 10 TL.yi Aşması Halinde, Aşan Kısım Ücret Olarak Gelir Vergisine Tabi Olacak!

    Gelir Vergisi Kanununun 23/10 maddesine göre,  hizmet erbabının toplu olarak işyerlerine gidip gelmelerini sağlamak maksadıyla işverenler tarafından yapılan taşıma giderleri gelir vergisinden istisna bulunuyor.

    Ancak, TBMM’ye sunulacak olan Kanun Teklifi’nde yer alan bir düzenleme ile, işverenlerce taşıma hizmeti verilmeyen durumlarda nakit veya toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan diğer ödeme araçlarının temini şeklinde yapılması halinde istisnanın nasıl uygulanacağı ko nusuna açıklık getiriliyor. Teklifte yer alan düzenleme ile, GVK’nın 23. Maddesinin 10. bendinin sonuna aşağıdaki pararntez içi hükmün eklenmesi öngörülüyor.

    “ (işverenlerce taşıma hizmeti verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük ulaşım bedelinin 10 TL’yi aşmaması ve buna ilişkin ödemenin toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçlarının temini şeklinde yapılması şarttır. Ödemenin bu tutarı aşması halinde aşan kısım ile hizmet erbabına ulaşım bedeli olarak nakden yapılan ödemeler ve bu amaçla sağlanan menfaatler ücret olarak vergilendirilir. Bu istisnanın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.)”

    Buna göre, işverenlerce taşıma hizmeti verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük ulaşım bedelinin 10 TL’yi aşmaması ve buna ilişkin ödemenin toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçlarının temini şeklinde yapılması halinde, söz kon usu tutarlar gelir vergisinden istisna olacak. Ödemenin bu tutarı aşması halinde aşan kısım ile hizmet erbabına ulaşım bedeli olarak nakden yapılan ödemeler ve bu amaçla sağlanan menfaatler ücret olarak vergilendirilecek. Yalnız burada, bu 10 TL.nin KDV dahil mi hariç mi olduğu hususuna mutlaka açıklık getirilmeli.

    6) Spor Yarışmalarını Yöneten Hakemlere Ödenen Ücretlerdeki Gelir Vergisi İstisnası Kaldırılıyor, Bu Ücretler de Artık Gelir Vergisine Tabi Olacak!

    Gelir Vergisi Kanununun 29. Maddesinin 4. Bendine göre, spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler gelir vergisinden istisna bulunuyor.

    Ancak, hazırlanan söz konusu Kanun Teklifi ile, söz konusu istisnanın kaldırılması öngörülüyor. Bu şekilde, artık spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler gelir vergisine tabi olacak.

    7) İşletmelere Ait Binek Otomobillerin Giderleri İle Amortismanlarının Vergi Matrahının Tespitinde Gider Yazılmasına Ciddi Kısıtlamalar Getiriliyor!

    Bilindiği üzere, işletmeler ait binek otomobillerin giderlerinin tamamı gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınabiliyor, yeni alınan binek otomobillerin ÖTV ve KDV’si doğrudan gider yazılabildiği gibi, maliyete de dahil edilip amortisman yoluyla itfa edilebiliyor. Ayrıca, kiralanan binek otomobillerin kira bedelleri ile akaryakıt ve diğer giderleri de vergi matrahının tespitinde doğrudan gider olarak dikkate alınabiliyor.

    Hazırlanan Kanun Teklifinde, binek otomobillerin giderleri ve amortismanları ve kiralama giderleri ile ilgili ciddi sınırlandırmalar getiriliyor. Bunları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

    – Kiralama yoluyla edinilen binek otomobillerinin her birine ilişkin aylık kira bedelinin 4.000 TL’ye kadarlık kısmı gider olarak dikkate alınabilecek.

    – Binek otomobillerinin iktisabına ilişkin ÖTV ve KDV toplamının en fazla 115.000 TL’ye kadarlık kısmı gider olarak dikkate alınabilecek, kalan kısmı maliyete intikal ettirilecek.

    – Bu iki sınırlama, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları binek otomobiller için geçerli olmayacak.

    – Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderlerinin en fazla % 70’i gider olarak dikkate alınabilecek. Kalan % 30’lık gider kısmı Kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacak.

    – Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, ÖTV ve KDV hariç ilk iktisap bedeli 135.000 TL’yi, söz konusu vergilerin maliyet bedeline eklendiği veya binek otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği hallerde, amortismana tabi tutarı 250.000 TL’yi aşan binek otomobillerinin her birine ilişkin ayrılan amortismanın en fazla bu tutarlara isabet eden kısmı, gider yazılabilecek. Kalan kısım kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacak. Bu hükmün uygulanmasında binek otomobilin iktisap edildiği tarihte yürürlükte olan tutar dikkate alınacak.

     

    İndirilecek Giderler
    MADDE 40-Safi kazancın tespit edilmesi için, aşağıdaki giderlerin indirilmesi kabul edilir:
    1. Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler; (İhracat, yurt dışmda inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükellefler, bu bentte yazılı giderlere ilaveten bu faaliyetlerden döviz olarak elde ettikleri hâsılatın binde beşini aşmamak şartıyla yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları giderleri de indirebilirler.)
    İndirilecek Giderler
    MADDE 40- Safi kazancın tespit edihnesi için, aşağıdaki giderlerin indirilmesi kabul edilir:1. Ticari kazancın elde edihnesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler; (İhracat, yurt dışmda inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükellefler, bu bentte yazılı giderlere ilaveten bu faaliyetlerden döviz olarak elde ettikleri hâsılatın binde beşini aşmamak şartıyla yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları giderleri de indirebilirler.) Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, kiralama yoluyla edinilen binek otomobillerinin her birine ilişkin aylık kira bedelinin 4.000 TL’ye kadarlık kısmı ile binek otomobillerinin iktisabına ilişkin özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi toplamının en fazla 115.000 TL’ye kadarlık kısmı gider olarak dikkate alınabilir.
    5. Kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri.5- Kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtlar m giderleri. (Şu kadar ki faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla % 70’i indirilebilir.)
    7- Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanlar (İşletmeye dâhil olan gayrimenkulün iktisadi değerini artırıcı niteliği olan ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik harcamalar, yapıldığı yılda doğrudan gider yazılabilir.)7- Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanlar (İşletmeye dâhil olan gayrimenkulün iktisadi değerini artırıcı niteliği olan ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik harcamalar, yapıldığı yılda doğrudan gider yazılabilir.) (Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi hariç ilk iktisap bedeli 135.000 TL’yi, söz konusu vergilerin maliyet bedeline eklendiği veya binek otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği hallerde, amortismana tabi tutarı 250.000 TL’yi aşan binek otomobillerinin her birine ilişkin ayrılan amortismanın en fazla bu tutarlara isabet eden kısmı, gider yazılabilir. Bu hükmün uygulanmasında binek otomobilin iktisap edildiği tarihte yürürlükte olan tutar dikkate alınır.)

    8) Serbest Meslek Erbabına Ait Binek Otomobillerin Giderleri İle Amortismanlarına da Aynı Kısıtlamalar Getiriliyor!

    Hazırlanan Kanun Teklifinde, sadece ticari kazanç mükellefleri ve şirketler için değil, serbest meslek erbabına ait binek otomobillerin giderleri ve amortismanları ve kiralama giderleri ile ilgili de ciddi sınırlandırmalar getiriliyor. Bunları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

    – Kiralama yoluyla edinilen binek otomobillerinin her birine ilişkin aylık kira bedelinin 4.000 TL’ye kadarlık kısmı gider olarak dikkate alınabilecek.

    – Binek otomobillerinin iktisabına ilişkin ÖTV ve KDV toplamının en fazla 115.000 TL’ye kadarlık kısmı gider olarak dikkate alınabilecek, kalan kısmı maliyete intikal ettirilecek.

    – Kiralama yoluyla edinilenler de dahil olmak üzere mesleki faaliyette kullanılan taşıtların giderlerinin en fazla % 70’i gider olarak dikkate alınabilecek.

    – ÖTV ve KDV hariç ilk iktisap bedeli 135.000 TL’yi, söz konusu vergilerin maliyet bedeline eklendiği veya binek otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği hallerde, amortismana tabi tutarı 250.000 TL’yi aşan binek otomobillerinin her birine ilişkin ayrılan amortismanın en fazla bu tutarlara isabet eden kısmı gider yazılabilecek. Bu hükmün uygulanmasında binek otomobilin iktisap edildiği tarihte yürürlükte olan tutar dikkate alınacak.

    Kanun Teklifinde yer alan düzenleme şu şekilde:

    MADDE 10-
    d) 193 sayılı Kamımın 68 inci maddesinin birinci fıkrasının; (4) ve (5) numaralı bentlerinin sonuna sırasıyla aşağıdaki parantez içi hükümler eklenmiştir.
    “(Şu kadar ki özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi hariç ilk iktisap bedeli 135.000 TL yi, söz konusu vergilerin maliyet bedeline eklendiği veya binek otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği hallerde, amortismana tabi tutarı 250.000 TL’yi aşan binek otomobillerinin her birine ilişkin ayrılan amortismanın en fazla bu tutarlara isabet eden kısmı, gider yazılabilir. Bu hükmün uygulanmasında binek otomobilin iktisap edildiği tarihte yürürlükte olan tutar dikkate alınır.)
    “(Şu kadar ki binek otomobillerine ilişkin giderlerin en fazla % 70’i ve kiralama yoluyla edinilen binek otomobillerinin her birine ilişkin aylık kira bedelinin 4.000 TL’ye kadarlık kısmı ile binek otomobillerinin iktisabında ödenen özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi toplamının en fazla 115.000 TL’ye kadar lık kısmı gider olarak dikkate alınabilir.)

    9) Karşı Taraf Avukatlık Vekalet Ücretlerinden Tevkifat Yapılıp Yapılmayacağı Konusuna Açıklık Getiriliyor!

    Uygulamada, karşı taraf vekalet ücretlerinden tevkifat yapılıp yapılmayacağı ve kim tarafından tevkifat yapılacağı konusunda tereddütlerle karşılaşılmaktadır.

    Hazırlanan Kanun Teklifinde, İcra ve İflas Kanunu ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dahil) ödemekle yükümlü olanların, ödemenin avukatın müvekkiline yapılması durumunda ise müvekkil tarafından gelir vergisi tevkifatı yapmaları öngörülüyor.

    Kanun Teklifinde konu ile ilgili olarak yer alan metin aşağıda:

    “MADDE 10-

    f) 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

    “9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dahil) ödemekle yükümlü olanlar, ödemenin avukatın müvekkiline yapılması durumunda ise müvekkil tarafından, gelir vergisi tevkifatı yapılır.””

    10) Kanun Yolundan Vazgeçme Müessesesi Getiriliyor! Davadan Her Zaman Vazgeçilebilecek, Karşılığında Tarh Edilen Vergilerde ve Kesilen Cezalarda Ciddi İndirimler Kazanılacak!

    Kanun Teklifinde, VUK’a eklenecek bir madde ile, “Kanun Yolundan Vazgeçme” şeklinde yeni bir müessese getiriliyor.

    Düzenlemeye göre, vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan davalarda, vergi mahkemesince verilen istinaf yolu açık kararlar ile bölge idare mahkemesince verilen temyiz yolu açık kararlarda (Danıştay’ın bozma kararı üzerine verilen kararlar hariç);
    Kaldırılan vergi tutarının %60’ı, tasdik edilen vergi tutarının tamamı ile tasdik edilen vergi tutarına ilişkin vergi ziyaı cezasının %75’i,
    Bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılmayan veya 359 uncu maddede yazılı fiillere iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının kaldırılan tutarının %25’i ve tasdik edilen tutarının %75’i,

    dilekçesinin verildiği tarih itibarıyla başkaca bir işleme gerek kalmaksızın tahakkuk edecek. Bu şekilde tahakkuk eden tutarlar tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde ödenecek. Bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezalarının %80’inin, hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte bu sürede tamamen ödenmesi şartıyla, vergi ve ceza tutarından %20 oranında indirim yapılacak. Tamamı tasdik edilerek tahakkuk eden vergi tutarında indirim yapılmaz. İndirim hükmünden yararlanılabilmesi için dava konusu yapılan ve bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezaları ile gecikme faizlerinin birlikte bu fıkra kapsamında ödenmesi şart olacak.

    Kanun yolundan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilaf sürdürülmeyecek.

    Kanun yolundan vazgeçilen vergi ve vergi ziyaı cezası için bu maddeye göre yapılan tahakkuktan önce ödenen gecikme faizi ve gecikme zammı da dâhil tutarlar bu madde hükmüne göre ödenecek tutarlara mahsup edilecek.

    Bu madde uyarınca istinaf ve temyiz yolundan vazgeçilen davaya ilişkin kararlarda hükmedilen yargılama giderleri, avukatlık ücretleri ve fer’ileri karşılıklı olarak talep edilmeyecek.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Şirket Kuruluş İşlemleri

    Adım Adım Türkiye’de Şirket Kuruluş İşlemleri ve Anonim, Limited, Kooperatif, Kollektif ve Komandit Şirket Kuruluşu için gerekli evraklar.

    Türkiye’de şirket kuruluş işlemlerinin, gerekli belgelerin ilgili ticaret sicili müdürlüğüne sunulması halinde, bir saat içerisinde tamamlanması mümkündür. Türkiye’de şirket kuruluşu harçtan muaftır. Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin Türkiye’de şirket kurması, yerli yatırımcılarla aynı kurallara tabidir. Ticaret sicili, Ticaret Bakanlığı’nın gözetim ve denetiminde ticaret odaları bünyesine faaliyet gösteren 238 ticaret sicili müdürlüğü tarafından tutulmaktadır.

    Kuruluş işlemleri elektronik ortamda Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) nezdinde gerçekleştirilir.

    Şirket Kuruluş Aşamaları

    1- Şirket sözleşmesinin hazırlanması ve kurucuların imzalarının tasdik edilmesi

    Kullanıcılar MERSİS’in internet adresi https://mersis.gtb. gov.tr/ üzerinden ücretsiz üyelik oluşturarak, şirket kuruluş sürecini başlatırlar. MERSİS’te şirket sözleşmesi hazırlanırken Türk vatandaşları kimlik numaraları ile yabancılar ise pasaport numaraları ile ortak veya yetkili olarak eklenebilmektedir. Ancak bu işlem için yabancıların öncelikle vergi dairesinden vergi numarası almaları ve ticaret sicili müdürlüğüne başvurarak kendilerini MERSİS’e kaydettirmeleri gerekir.

    MERSİS kanuni olarak sözleşmede bulunması zorunlu olan unsurların doldurulması için kullanıcıyı yönlendirir ve gerekli bilgilerin girilmesiyle şirket sözleşmesi hazırlanır. Sözleşme Türkçe olarak hazırlanır. Şirketin potansiyel vergi numarası da MERSİS tarafından otomatik olarak atanır. Daha sonra kurucular sözleşmeyi imzalar ve bu imzaların gerçekten onlara ait olup olmadığı yetkili bir makam tarafından tasdik edilir. Bu işlem için kurucuların ya da yetkili temsilcilerinin ilgili kuruluşa gitmeleri gerekmektedir. Limited şirketlerde ve kooperatiflerde bu işlem şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret sicili müdürlüğünde gerçekleştirilir. Diğer şirketler açısından ise şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret sicili müdürlüğüne veya herhangi bir notere başvurulması mümkündür. Tasdik işleminin noterde yapılmak istenmesi durumunda kullanıcılar MERSİS’ten aldıkları takip numarası ile herhangi bir notere başvurabilirler. Sözleşme MERSİS tarafından noterlere elektronik ortamda iletildiğinden, notere fiziki çıktı alınarak gidilmesine gerek bulunmamaktadır.

    2- Şirket yetkililerinin imza beyanlarının hazırlanması

    Şirketi temsile yetkili kılınan kişilerin şirket unvanı altında atacakları imzalarının yetkili makam tarafından onaylanarak, imza beyanlarının hazırlanması gerekmektedir. Türkiye’de bu işlem herhangi bir ticaret sicili müdürlüğünde yapılmaktadır.

    3- Rekabet Kurumu Payı ile Nakdi Sermayenin Ödenmesi

    Şirket sermayesinin %0,04’ünün “Rekabet Kurumu Payı” olarak, bu kurumun banka hesabına yatırılması gerekmektedir. Bu işlem için ayrıca bankaya gidilmesine gerek bulunmamaktadır. Diğer kuruluş işlemleriyle birlikte bu bedel ticaret sicili müdürlüğünde ödenebilmektedir. Ayrıca anonim şirketlerde nakdi olarak taahhüt edilen payların en az %25’inin, şirketin tescilinden önce şirket adına açılmış bir banka hesabına yatırılması gerekmektedir.

    4- Tescil için Ticaret Sicili Müdürlüğüne başvurulması

    Kurucuların ilgili belgelerle beraber sicil müdürlüğüne başvurusu üzerine ticaret sicili müdürlüğü tescil işlemini tamamlar. Ayrıca anonim ve limited şirketler ile kooperatifin kuruluşunda, bunların tutacağı ticari defterler ticaret sicili müdürlüğünce tasdik edilerek, tescili takiben ilgilisine verilir. Kuruluş işlemlerinin bir vekaletname ile yetkilendirilen temsilci aracılığıyla da yapılması mümkündür.

    Şirket Kuruluşunda Ticaret Sicili Müdürlüğüne İbraz Edilecek Belgeler

    Anonim Şirketin Tescili İçin Gerekli Belgeler

    1- Kurucuların imzaları tasdik edilmiş esas sözleşme. 

    2- Nakdi olarak taahhüt edilen sermayenin en az yüzde yirmi beşinin bankaya yatırıldığını gösterir belge

    3- Rekabet Kurumu payının ödendiğini gösterir ödeme belgesi 

    4- Varsa, konulan ayni sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletmeler ve ayni varlıkların değerinin tespitine ilişkin mahkemece atanan bilirkişi tarafından hazırlanmış değerleme raporları

    5- Ayni sermaye konulmuşsa, konulan ayni sermaye üzerinde herhangi bir sınırlamanın olmadığına dair ilgili sicilden alınacak yazı 

    6- Ayni sermaye konulmuşsa, ayni sermaye olarak konulan taşınmazın, fikri mülkiyet haklarının ve diğer değerlerin kayıtlı bulundukları sicillere şerh verildiğini gösteren belge 

    7- Varsa, ayni varlıkların ve işletmenin devir alınmasına ilişkin olanlar da dahil olmak üzere, kurulmakta olan şirket ile kurucular ve diğer kişilerle yapılan ve kuruluşla ilgili olan sözleşmeler 

    8- Kuruluşu Bakanlık veya diğer resmi kurumların iznine veya uygun görüşüne tabi olan şirketler için bu izin veya uygun görüş yazısı 

    9- Varsa, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyelerinin bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyanları

    10- Yönetim kurulunda bir tüzel kişinin bulunması halinde, tüzel kişi ile birlikte tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen bir gerçek kişinin adı ve soyadı ve belirlemeye ilişkin yetkili organ kararının noter onaylı örneği

    11- Şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınan kişilerin imza beyannameleri

    Limited Şirketin Tescili İçin Gerekli Belgeler

    1- Kurucuların imzaları tasdik edilmiş şirket sözleşmesi 

    2- Ortak olmayan müdürler kurulu üyelerinin bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyanları 

    3- Müdürler kurulunda bir tüzel kişinin bulunması halinde, tüzel kişi ile birlikte tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen bir gerçek kişinin adı ve soyadı ve belirlemeye ilişkin yetkili organ kararının noter onaylı örneği

    4- Varsa, konulan ayni sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletmeler ve ayni varlıkların değerinin tespitime ilişkin mahkemece atanan bilirkişi tarafından hazırlanmış değerleme raporları 

    5- Ayni sermaye konulmuşsa, konulan ayni sermaye üzerinde herhangi bir sınırlamanın olmadığına dair ilgili sicilden alınacak yazı 

    6- Ayni sermaye konulmuşsa, ayni sermaye olarak konulan taşınmaz, fikri mülkiyet hakları ve diğer değerlerin kayıtlı bulundukları sicillere şerh verildiğini gösteren belge 

    7- Varsa, ayni varlıkların ve işletmenin devir alınmasına ilişkin olanlara da dâhil olmak üzere, kurulmakta olan şirket ile kurucular ve diğer kişilerle yapılan ve kuruluşla ilgili olan sözleşmeler

    8- Şirket müdürlerinin imza beyannameleri

    9- Rekabet Kurumu payının ödendiğini gösterir ödeme belgesi 

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Mali Düzenlemelerimiz Neden Bu Kadar Karışık ?

    Ülkemizde genel olarak kanun yapma şeklimiz, malum olduğu üzere “torba kanun” formatında. Literatürde kısaca, birbiri ile konu yönünden ilgisi olmayan ve çok fazla sayıda başka kanunda ek ve değişiklikler yapan kanunlara “torba kanun” adı verilmekte.

    Bir kanunun, torba kanun olup olmadığının temel göstergelerinden birisi ise genelde kanun başlığı olmakta.Hal böyle olunca torba kanunların başlığı, içerik itibariyle yürürlükteki birden fazla kanunu etkilediği için genellikle “çeşitli kanunlarda” diye başlamak durumunda kalmakta.

    Bahsedilen torba kanun yapma usulüne bağlı olarak birbiri ile bağı olmayan hukuki ve mali düzenlemelerin içinden, sık sık yapılan vergisel düzenlemeleri takip etmekte işin uzmanları dahi zorlanır iken, bunun yanı sıra birde mali düzenlemelerimizin karmaşıklığı ve anlaşılmasındakı güçlükler var.

    Nitekim TMFGroup’s tarafından 2019 yılında hazırlanan Financial Complexity Index 2019 raporuna göre Türkiye bir miktar yol almış olsa da,sıralamada kı yeri aşağıda yer alan tablodan da anlaşılacağı üzere çok da parlak görünmüyor.(Türkiye 2018 yılında sıralamada 3’cü iken, 2017 yılında 1.sıradaydı !)

    Oysaki mali düzenlemelerin ideali, sade bir vatandaş tarafından okunduğunda anlaşılabilir ve basit bir şekilde hazırlanmış olanıdır.Bunun yanı sıra sağlıklı olarak hazırlanmış mali düzenlemeler aşağıdaki özellikleri de bünyesinde taşımalı ki, Mali İdarece bir maliye politikası aracı olarak da kullanılabilme imkanı olsun.Bunlar kısaca;

    • Vergi mevzuatında etkin, adil ve rekabetçi bir yapı
    • Yatırım, üretim, istihdam, ihracat ve tasarrufların malı düzenlemelerle desteklenmesi
    • Vergiye gönüllü uyumun teşviki
    • Gönüllü uyum sayesinde kayıt dışılığın hızla azalması
    • Ekonominin rekabet gücünün artırılması

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Elektronik Defter ve Belge Nereye Gidiyor?

    Malumunuz, elektronik defter ve belge uygulamalarının tek bir tebliğ altında birleştirilmesine ilişkin tebliğ taslağı, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından nisan ayının ortalarında duyuruldu ve taslak kamuoyu ile paylaşıldı. Söz konusu tebliğ taslağı, elektronik defter ve belgenin geleceğine ilişkin pek çok konuya ışık tutacak bilgileri bünyesinde barındırıyor. Bize göre, elektronik defter ve belgeye ilişkin yürütülen politikalara yönelik olarak ciddi bir politika değişikliğinin de göstergesi durumunda. İyi bir okuma ve biraz da yorum katarak uygulamanın geleceğine, yürütülen ve yürütülmesi planlanan çalışmalara ilişkin isabetli çıkarımlarda bulunabiliriz.

    Elbette, geleceğe ilişkin bir takım varsayımlarda bulunabilmek için öncelikle, elektronik defter ve (özellikle elektronik fatura olmak üzere) elektronik belge uygulamasının geçmiş dönem performansını ve aksayan yönlerini göz önünde bulundurulmalıyız. Böylece geleceğe yönelik varsayımlarımız okuyucularımız açısından daha anlaşabilir hale gelecektir. Dilerseniz bu yazımızda elektronik defter ve belgenin gelişme hızından başlayarak elektronik defter ve belgenin mevcut performansını irdelemeye başlayalım.

    Türkiye Geride Bıraktığımız Dönemde Elektronik Defter ve Belge Kullanımı Açısından Hızlı Bir Dönüşüm Geçirmiştir

    Elektronik defter ve belge ile anılan konulardan birisi de yaşadığımız dönüşümün hızı. Bu tarz bir önerme, neye göre hızlı kime göre hızlı sorularını akla getiriyor. Elektronik defter ve belgenin kullanıcı sayısı bir kriter olarak alınacaksa, dönüşüm hızının yavaş olarak nitelendirilmesi daha doğru olabilir. Elektronik belgenin iki amiral gemisi e-fatura ve arşiv faturanın kullanıcı sayısındaki artışa aşağıdaki tablolarda yer verilmiştir. Bu rakamlar yılsonu rakamları olmayıp ilgili yıllarda çeşitli tarihlerdeki kullanıcı sayılarını temsil ediyor.   

    Yıllar2013201420152016201720182019
    E-fatura Kullanıcı Sayısı (Özel )60719.36819.73447.97561.54081.904107.136

     

    Yıllar20152016201720182019
    Arşiv -fatura Kullanıcı Sayısı (Özel )573.5207.69321.08945.133

     

    Başkanlığın yayınladığı istatistiklerden 2013 – 2019 yılları arası her yılda, faal gelir vergisi mükelleflerinin sayısının 1.700.000, faal kurumlar vergisi mükelleflerinin sayısının 660.000 mükellefin üzerinde olduğunu görüyoruz. Arşiv fatura mükelleflerinin öncelikle e-fatura mükellefi olma zorunluluğu dikkate alınacak olursa, e-fatura kullanıcı sayısının arşiv fatura kullanıcı sayısını hâlihazırda içerdiği tahmin edilebilir. Bu noktada sadece e-fatura kullanıcısı sayısı ve Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından açıklanan mükellef sayıları üzerinden gidilerek aşağıdaki tabloda yer alan oranlara erişilebilmektedir.

    Yıllar201320142015201620172018
    E-Fatura Kullanıcı60719.36819.73447.97561.54081.904
    Kurumlar Vergisi M.S.662.225673.920699.904721.524759.242806.622
    Gelir Vergisi M.S.1.798.0561.798.7381.827.1801.819.4921.877.1281.920.586
    Fatura Kul /GVM0,031,081,082,643,284,26
    Fatura Kul /KVM0,092,872,826,658,1110,15
    Fatura Kul /KVM + GVM0,020,780,781,892,333,00

     

    Basit bir aritmetikle faal gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin (arşiv fatura dahil olmak üzere) elektronik fatura uygulamasına katılım oranının 2013 yılı ile 2018 yılı arasında yüzde 3’lere ulaştığını anlıyoruz. Gelir vergisi mükelleflerinin bir kısmının fatura düzenleme mecburiyetinin bulunmaması, bazı mükelleflerin serbest meslek makbuzu gibi kendi işlerine özgü belgelerle muhatap olması gibi durumlar göz önünde bulundurulacak olursa, gelir vergisi mükellefleri için tespit edilen oranın daha yüksek olması beklenebilir. Buna karşın, kusurları olsa da, kurumlar vergisi mükellefleri açısından bulunan oran, gelir vergisi mükelleflerinin uygulamaya katılım oranına göre daha keskin bir oran.

    Sonuçta incelikli bir hesap yapıldığında yukardaki tabloya göre daha olumlu oranlar çıkabilir. Bu tarz bir istatistiği sunmak ancak Başkanlığın elindeki mevcut verilerle mümkün görünüyor. Yani fatura düzenleme mecburiyetinde olup uygulamaya katılan mükelleflerin, fatura düzenleme mecburiyetindeki mükelleflerin kaçta kaçına denk geldiğinin açıklanması suretiyle hoş bir istatistik çalışmaya imza atılabilir. Ancak yukardaki rakamlar dönüşümün, çoğu zaman ifade edildiği üzere, yeterince hızlı olduğu kanısını uyandırmıyor. Ayrıca elektronik defter kapsamındaki rakamların yukardaki rakamlardan çok daha iyimser bir tablo çizmediğini ifade edebiliriz.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Gelir İdaresi Başkanlığı Vergi Toplama Oranlarının Düşüklüğü Üzerine

    Türkiye’de vergiler; 2005 yılına kadar Gelirler Genel Müdürlüğü (GGM) tarafından toplanırken, bu
    tarihten sonra farklı bir idari yapıya yapılanmaya gidildi ve GGM kapatılarak yeni kurulan Gelir
    İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından toplanmaya başlandı.

    GİB in yeni organizasyon yapısının GGM”den temel farkı, yarı özerk bir kurum olması ve özellikle
    taşrada il vergi dairelerinin Valılık ve Defterdarlığa bağlı olmaksızın vergi dairesi başkanlığı şeklinde
    yapılandırılarak doğrudan merkeze bağlı olmalarıydı. GİB, merkezde ise doğrudan Bakana bağlı
    kuruluş olma özelliğindeydi.

    Bu yeniden yapılanma kapsamında, GGM ikiye bölünmüş ve GİB yanında ayrıca Gelir Politikaları
    Genel Müdürlüğü (yeni adıyla Gelir Düzenlemeleri Genel Müdürlüğü) kurulmuştu. GİB, sadece vergi
    tahsılatıyla uğraşan kurum olma özelliğindeyken vergi politikasının belirleyicisinin ise Gelir
    Politikaları Genel Müdürlüğü olması öngörülmüştü.

    Geçen 15 yıllık dönem deneyimi içerisinde, vergi tahakkuk ve tahsilatına ilişkin bazı veriler GİB
    yapılanmasının başarılı bir model olup olmadığının sorgulanmasına yönelik sonuçlar ortaya çıkardı.
    Bu verilerden birincisi gelir idaresinin kayıt dışı ekonomiyi ne kadar kavradığı ve vergi gelirlerinin
    GSYH’ye olan oranının, bu süreç içerisinde artıp artmadığına ilişkindir. Bu oran, devletlerin bir yıl
    içerisinde GSYH”nin ne kadarını vergi olarak topladığına yanıt vermektedir. İkincisi ise mükelleflerin
    beyan ettikleri vergilerin ne kadarını ödediklerine ilişkin olan ve kısaca tahakkuk/tahsılat oranı olarak
    tanımlanan orandır.

     

    Tablodaki verilere göre vergi gelirlerinin GSYH’ye olan oranı; 1970lerin başında “%10’lar
    seviyesinde iken, bugün itibariyle %25’ler dolayına gelmiştir. Bu oldukça başarılı bir gelişmedir.
    OECD üyesi ülkeler içerisinde en iyi ilerleme oranlarından birisidir. Bu oranın diğer taraftan GİB’in
    kurulduğu yıl itibariyle %23,4 olduğunu vurgulamakta fayda var.

    Bu oranın artmasında, gelir idaresinin teknoloji kullanımındaki olağanüstü başarısı, önce vergi kimlik
    numarası daha sonra TC Kimlik Numarası kullanımı uygulamalarının yaygınlaşması, üçüncü
    kişilerden elde edilen bilgilerin mükellef beyanlarının doğruluğunun kontrolünde kullanılması, vergi
    bilincinin artması gibi etmenlerin önemli olduğu değerlendirilebilir.

    Buna karşılık aynı başarıyı, tahakkuk/tahsılat oranlarının gelişiminde görmek mümkün görünmüyor.
    Bu oran, 1970 yılında %88,5. Daha sonra 1980 ve 1990’ların başlarında % 81’lere düşüyor.Buna
    karşılık 1995 yılından 2006 yılına kadar dönemde ise sürekli bir artış gözlemleniyor. Bu oran;GİB”in
    kurulduğu yılda “% 92 seviyesinde iken GİB kurulmadan önceki yıl inceleme dönemi içerisinde
    en yüksek oran olan “% 93 seviyesinde gerçekleşiyor. Buna karşılık GİB’in kurulduğu yılı izleyen
    2006 yılından sonra bu oranın sürekli ve düzenli olarak düştüğü gözlemleniyor.

     

    2018 yılında ise tahakkuk tahsılat oranı son 50 yılın en düşük oranlarından biri olan o 81,4 oranında
    gerçekleşti. Diğer bir ifadeyle mükellefler beyan ettikleri 100 TL verginin yaklaşık20 TI sini
    vergi dairesine ödemediler ya da ödeyemediler. Bu gelir idaresi açısından, tartışmasız başarısız bir
    sonuç olarak kabul edilmelidir.

     

    Borçlu mükelleflerin malvarlığı araştırmalarının eski klasık yazışmalarla yapılması yerine kurumlar
    arası elektronik bağlantılar yoluyla yapılmasına, e-tahsilat ve e-haciz gibi yöntemlerin kullanılmaya
    başlanmasına rağmen, bu oranın sürekli olarak düşmesinin ve 2018 yılında tarihi olarak en düşük
    seviyelerinden birisinde gerçekleşmesinin nedenlerinin üzerinde durulması gerekiyor.

     

    Bunun çeşitli nedenleri olabilir. İlk neden, gelir idaresinin yeni GİB şeklindeki organizasyon
    yapısının, başarılı bir model olmadığı seçeneğidir. Çünkü özellikle GİB’in ilk kurulduğu yıllarda
    Türkiye’de iktisadi genişleme dönemleri olduğu için mükelleflerin vergi ödeme konusunda
    zorlanmamaları gerekirdi. 3345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı İle İlgili Bazı Düzenlemeler
    Hakkında Kanunun daha sonrasında sıkça değiştirilmek zorunda kalınması örneğin merkezi
    organizasyon yapısının sürekli yasalarla değiştirilmesi bu görüşü desteklemektedir.

     

    Buna karşılık bu oranın düşüklüğünü sadece GİB organizasyon yapısına bağlamak yeterli ve/veya
    doğru olmayabilir. Gelir Politikaları Genel Müdürlüğünün yeterince etkin olmaması ve GİB’in hala
    vergi politikasının belirleyicileri arasında temel aktör rolüne devam etmesi, yeni Vergi Dairesi
    Başkanlığı Modeli 30 ilde kullanılırken geri kalan 51 ilde hala 2005 yılı öncesi uygulamasının
    sürdürülmesi diğer nedenler arasında sayılabilır.

     

    Vergi denetim birimleriyle ilgili 2011 yılında gerçekleştirilen yeniden yapılanmanın,bu oranın
    düşüklüğü üzerinde etkisinin olup olmadığının da ayrıca araştırılması gerektiği
    değerlendirilmektedir.Çünkü 2011 yılından sonra vergi gelirlerinin GSYHP”ye olan oranında da Yo
    1 oranında düşüş gözlemleniyor.

     

    Bu dönemde sıkça vergi afları ve/veya ödeme kolaylarına ilişkin düzenlemeler yapılması,sıkça yapılan
    seçim ya da referandumlar dolayısıyla borçlu mükelleflerin üzerine gidilmesinde ihtiyatlı
    davranılması, bu oranın düşük olmasının diğer etmenleri olarak kabul edilmelidir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Matrah veya Vergi Artırımı Yasal Defter ve Belgelere Dokunulmazlık Mı Kazandırıyor?

    Matrah veya vergi artırımı düzenlemelerinin vergi incelemesine etkisi ilgili düzenlemelerde açık olarak gösterilmekle birlikte zaman zaman tereddütlerin olduğu da bilinmektedir. Bir vergi türüne ilişkin matrah veya vergi artırımı durumunda vergi incelemesi yapılmayacağına dair hükümler, vergi türünü ve artırımın ilgili olduğu vergilendirme dönemlerini işaret etmektedir.

    Vergi incelemesi, ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak üzere yapılır. Ödenmesi gereken vergi kavramının matrah veya vergi artırımı durumunda bu artırımlara dair vergileri dahi kapsadığı düşünülebilir. Ancak söz konusu artırımlar mükellef beyanları ölçü alınarak defterlerden ve belgelerden bağımsız bir ölçüyle belirlendiğinden bu anlamda bir vergi incelemesi yapılıp yapılmayacağı tartışması işlevsel değildir. Bununla birlikte vergi incelemesine dair hükümlere göre, vergi incelemesi gerektiğinde mükellef beyanlarındaki unsurların tetkikine yönelik olarak da yapılabildiğinden matrah ve vergi artırımlarına dair bildirimlerin beyannameler üzerinden tetkikini de vergi incelemesi kapsamında değerlendirmek olasıdır.

    Vergi türlerinden herhangi biri için matrah veya vergi artırımında bulunulmadığı durumda söz konusu vergi türü için gerektiğinde vergi incelemesi yapılabilir. Bir vergilendirme dönemine ilişkin herhangi bir vergi türünden matrah veya vergi artırımında bulunulmuş olması diğer vergi türleri açısından vergi incelemesi yapılmasına dair yetkinliği kesmez, durdurmaz. Bu vergi türleri açısından ödenmesi gereken vergiye dair araştırma, tespit ve sağlama açısından kısıtlayıcı bir düzenleme yoktur.

    Deneyimlenen tartışmaların özellikle kazanç vergileri yönünden yapılmış matrah artırımları nedeniyle bu vergi türlerine dair vergi incelemesi yapılamayacağına dair hükümlerin, diğer vergi türlerine dair vergi incelemeleri sürecinde yasal defterlerin ve belgelerin istenmesi aşamasında ileri sürüldüğü şeklinde oluştuğu görülmektedir. Bu aşamada ironik soru, herhangi bir vergi türüne dair matrah veya vergi artırımının yasal defterlere ve belgelere dokunulmazlık mı kazandırdığıdır. Yanıt bizim için net olarak “hayır”dır. Vergi incelemesi için ibrazı istenen yasal defterlerin ve belgelerin vergi türleri itibariyle ayrı ayrı tutulmadığı malumdur. Ayrıca matrah veya vergi artırımları kapsamındaki “temel” olarak nitelenebilecek kazanç vergileri ile katma değer vergisi, tevkifat orijinli vergiler yönünden birbirlerine kaynak oluşturan ilişkinin yok sayılması mümkün değildir. Kazanç vergisinin unsurlarının tüketim vergisi ve tevkifat orijinli vergiler yönünden kaynak oluşturması, matrah oluşturması kaçınılmazdır. Tüm bu konuların tespit edileceği vergi incelemesi verilerinin toplandığı yasal defterlerin ve belgelerin de bir bütün olarak, söz konusu ilişkiyi gösterecek şekilde “tek” olduğu, daha önemlisi ilgili hukuki düzenlemeler uyarınca mükelleflerin yasal olarak sadece bütünlüğü temsil eden defterler tutmalarının zorunlu olduğu malum ve tartışmasız durumdur.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Vergi İncelemesi ve Vergi Davası İlişkisi

    Vergi incelemesinin yapmaya çalıştığımız tanımına göre içeriğinde idari eylemlerin, idari işlemlerin de yer alabildiği, ancak tek başına vergi incelemesi sürecinin yargı denetimine konu edilebilecek bir idari eylem veya işlem olmadığı kanaatimizi sunmuştuk.

    Vergi incelemesinin açıklamaya çalıştığımız çerçevesi, tanımı dikkate alındığında vergi davası ile vergi incelemesi ilişkisinin değerlendirilmesi de mükellef hakları ile hazine yararı arasındaki dengenin doğru kurulması yönünden önemlidir diye düşünmekteyiz.

    Vergi davasının konusu, yalın ifadeyle vergiler ve cezalardır. Vergi dairesinin yaptığı idari işlemler ve idari eylemler vergi davasına konu olurlar.

    Anayasanın temel hükmüne göre idarenin her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine tabidir. İdarenin eylemleri ve işlemleri yargı denetimine konu edilirken, hukuk ilkeleri uyarınca bazı unsurların aranması gereği vardır. Temel unsur idari eylemin veya işlemin ilgililerin hukuki durumuna etki yaratmasıdır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa göre idari davalar iptal davaları ve tam yargı davaları olarak sınıflandırılmıştır. Sınıflandırmaya göre iptal davaları menfaat ihlali ile tam yargı davaları doğrudan hakkın muhtel olması ile betimlenmiştir(Muhtel olmak sözlük anlamıyla bozulmak, dağılmaktır).

    Vergi incelemesi Vergi Usul Kanununda hükme bağlanan yasal çerçeveye göre incelemeye başlama tutanağı ile başlanan ve incelemenin türüne göre belirlenmiş sürelerde yapılan vergi denetimini temsil etmektedir. Vergi incelemesi sürecinde ve sonucunda maksadın, ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu da Vergi Usul Kanununda hükme bağlanmış bir konudur. Bu sürecin sonunda vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından vergisel yükümlülüklere ilişkin vergi tarh edilmesi, ceza kesilmesi söz konusu değildir. Vergi incelemesine yetkililer Vergi Usul Kanununda gösterilmiş olup, yetkililerin vergi ile ilgili kamu kurumlarında görevli memurlar oldukları görülür. Vergi incelemesi sürecinin ve sonucunda yapılan değerlendirmelerin, bir çok idari işlemden ve idari eylemden farklı veya özellikli durumu, bu sürecin ve sonucunda yapılan değerlendirmelerin gerçek kişi yetkililerce başından sonuna değin yürütülmesi ve tamamlanmasıdır. Herhangi bir idari işlem veya eylem yönünden kamu kurumu adına çoğunlukla birden çok memurun hiyerarşik sıralı yetkileriyle yürütülen ve tamamlanan süreçlerde, işlemi veya eylemi başlatan süreçte ilgili belgeleri ilk düzenleyenden işlemin, eylemin tamamlanmasına dair nihai yetkiliye kadarki aşamalarda çoğunlukla birden çok memurun parafı, imzası, tamamlayıcı katkıları vardır. Vergi incelemesinde ise, istisnai görev değişiklikleri dışında, bir veya birden çok incelemeye yetkili gerçek kişiye verilen görev, aynı kişilerin yetki kullanımlarıyla başlar ve biter.

    Vergi incelemesi sonucunda ilgililerin hukuksal durumlarında sadece vergi incelemesine yetkililerce değerlendirmelerin yapıldığı rapor niteliğindeki metinlerle değişiklik oluşmamaktadır. Bu raporların Vergi Usul Kanununda belirlenmiş esas ve usul çerçevesinde rapor değerlendirme komisyonları aracılığıyla kontrolü sonrasında, idari işlemlere esas olmak üzere yetkili vergi dairesine gönderilmesi ve vergi dairesince idari işlem tesis edilmesi ile söz konusu raporlar bir sonuç yaratmış, ilgililerin hukuksal durumuna etki eden bir unsura dönüşmüş olmaktadır.

    Vergi davasının konusu 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 378’inci maddesinde hükme bağlanmıştır. Maddede “Vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması lazımdır.” hükmü yer almaktadır. Verginin tarhı ve cezanın kesilmesi yetkisi vergi dairesinindir. Vergi dairesi bu çerçevede idari işlem tesisine yetkili birimi temsil eder(Hazine ve Maliye Bakanlığı adına bu yetkiyi kanunların belirlediği çerçevede kullanan diğer idari birimler yazımızda ihmal edilmiş olup ana fikir yönünden vergi dairesi esas alınmıştır).

    Vergi Usul Kanununun Mükerrer 378’inci maddesinde “Danıştay ve Vergi Mahkemelerinde yapılacak duruşmalarda, iddia ve savunmanın gerekli kıldığı hallerde, mahkeme vergi davasına konu olan tarhiyatın dayanağı incelemeyi yapmış bulunan inceleme elemanları ile, mükellefin duruşmada hazır bulundurduğu mali müşaviri veya muhasebecisini de dinler.” hükmü yer almaktadır. Hüküm vergi davalarında inceleme elemanları ile meslek mensuplarının dinlenmesine dair bir esası içermektedir. Hüküm içeriğinde “vergi davasına konu tarhiyatın dayanağı inceleme” kavramı yer almaktadır. Hüküm doğrudan “vergi davasına konu inceleme” şeklinde bir kavram içermemektedir. Bu kavramsal belirleme vergi davasının konusuna dair ilke ve idari yargının genel çerçevesine göre yapılmıştır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Vergi İncelemesi Kader Değil!

    Vergi konusu ve bununla ilgili uyuşmazlıklar, başlı başına bir uzmanlık konusudur. Özellikle yargı yoluna başvurma aşamasında, uyuşmazlık konusu olay ya da olaylarla ilgili; vergi uygulamasının, konuya ilişkin emsal olabilecek yargı kararlarının, davanın çözümlenmesinde izlenecek yöntemin, dava açma ile ilgili hukuki mevzuatın çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Bu da ancak uzun yıllar alan bilgi birikimi ve deneyimlerle olabilmektedir.

    Üyelerimiz arasında, Emekli Vergi Müfettişleri, Emekli Maliyeciler, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler, Yeminli Mali Müşavirler, Bağımsız Denetçiler ile birlikte Emekli Vergi Hakimleri bulunmaktadır.
    Ülkemizde Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği bu amaçla kurulmuş ve bu biçimde faaliyet gösteren ilk ve tek dernektir.

    Şirketinize resmi bir tebligat geldi. Zarfı teslim aldınız, endişe ve heyecan ile açtınız. Hiç beklemediğiniz “defter belge isteme” konulu bir yazı, yazıda bir ya da birkaç yıl ile ilgili şirketinizin incelemeye alındığı belirtiliyor ve ilgili defter belgeleri ibraz etmeniz isteniyor. “Ne yapmış olabiliriz ki?” “Neden biz?” “Biri şikâyet mi etti acaba?” gibi soruları akıldan geçirip, ilk şoku atlattıktan sonra yazıda belirtilen telefonu arayıp, vergi müfettişine ulaştınız.

    İncelemeye başlama tutanağını imzalamak ve defter belge ibrazı için randevu aldınız. Belki de zorlu bir süreç başladı. Peki, bu süreç ve haklarınız hakkında bilginiz var mı? Vergi incelemelerinin yönetilmesi uzmanlık gerektiren bir konu olması nedeniyle konun uzmanı kişilere inceleme öncesi vergi revizyonu yaptırabilirsiniz.

    Vergi incelemesi sırasında incelemenin lehinize sonuçlanması için uzman kişilerden sürekli danışmanlık hizmeti almanızda fayda bulunmaktadır.

     Soru ve Sorunlarınız Olduğunda Hemen Arayın!

    0850 304 95 42  0262 606 05 41

     

    a. Neden İncelemeye Alınmış Olabilirsiniz?

    b. Vergi Müfettişi İle İlk Tanışma

    c. Defter ve Belge İbrazı İçin Asgari Ne Kadar Süre Verilir?

    d. İnceleme Nerede Yapılacak?

    e. İnceleme İşyerinizde Yapılıyorsa Çalışma Saatleri Nasıl Belirlenecek?

    f. Vergi Müfettişi Ek Belge- Bilgi mi Talep Etti? Nelere Dikkat Etmeliyiz?

    g. Vergi Müfettişlerine İnceleme Esnasında Verdiğimiz Bilgiler Güvende mi?

    h. Müfettiş İnceleme İle İlgili Tutanak mı Tutmak İstiyor?

    i. Tutanak Düzenlenirken Özel Olarak Belirtilmesi Gereken Hususlar Nelerdir?

    j. Ortada Vergi Kaybı Değil de Fazla Ödenmiş Bir Vergi Var ise Müfettişin Tavrı Ne Olmalı?

    k. Müfettiş Raporunu Düzenledi Şimdi Ne Olacak?

    l. Olası Bir Vergi Kaybı veya Usulsüzlük Tespit Edilirse Maliyeti Ne olur ?

    m. Dava Açınca Vergi ve Cezayı Yine de Ödemek Zorunda Kalır mısınız?

     

    Yukarıdaki Konular İle İlgili Soru ve Sorunlarınız Olduğunda Hemen Arayın!

    0850 304 95 42  0262 606 05 41

    Aşağıdaki konularda herhangi birinde soru ve sorununuz olduğu zaman bizim ile bağlantıya geçebilirsiniz.

    Vergi Dairesinin Koda Alması ve Tenzil Yazısı Göndermesi

    Özel Esaslara Alınma ve Özel Esaslardan Çıkmanın Yolları
    Naylon Fatura ve Müteselsil Sorumluluktan Kurtulmanın Yolları
    İhtirazi Kayıtla Beyan

    Vergi ve Ceza İhbarnamesi Gönderilmesi

    Vergi Suç ve Cezaları
    Defter ve Belgelerin İnceleme Elemanına İbraz Edilmemesinin Sonuçları
    İdari Para Cezası
    Resen Mükellefiyet ve Cezaları
    Takdir Komisyonu Kararı
    Hatalı Yapılan Tebligatlar
    Emlak Vergisi
    Gümrük İhtilafları
    Vergi İncelemeleri

    6183 Sayılı Yasaya Göre Vergi Davaları

    Haciz
    E-Haciz
    Emekli Maaşına Haciz Konulması
    Vergi Borcundan Dolayı Haczedilemeyecek
    Menkul ve Gayrimenkuller
    İhtiyati Haciz
    İhtiyati Tahakkuk
    Ödeme Emri
    Tahakkuk ve Tahsil Zamanaşımı
    Teminatın İstenilmesi
    Menkul ve Gayrimenkul Malların Haczi
    Teminatın Paraya Çevrilmesi

    İtirazın Reddi

    Mücbir Sebep Halleri
    Müteselsil Sorumluluk Kapsamına Alınması
    Gelir Vergisi Tevkifatı ve Müteselsil Sorumluluk
    Kdv Tevkifatı Uygulaması
    Kanuni Temsilciliğin Sorumluluğu
    Emtianın Tabi Afetler Sebebiyle Zarara Uğraması
    Tevkif Yoluyla Kesilen Vergilerin Mahsup ve İadesi
    Üst Makamlara Başvuru
    Vergi Borçlarının Tecili ve Taksitlendirilmesi
    Yanılma İle İlgili Uyuşmazlıklar

    İdari Yoldan Çözüm Yolları

    Vergi Hatalarının Düzeltilmesi
    Vergi Cezalarından İndirim
    Pişmanlık ve Islah
    Vergi ve Cezalarda Uzlaşma
    İzaha Davet Müessesesi

    Yukarıdaki Konular İle İlgili Soru ve Sorunlarınız Olduğunda Hemen Arayın!

    0850 304 95 42  0262 606 05 41