fbpx

    Vergide Uzlaşmada Mutabık Kalınması

    Vergide Uzlaşmada Mutabık Kalınması durumunda uzlaşma tutanağı üzerinde mutabık kalınan vergi ve cezalar hakkında uzlaşma sağlandığı için mükellef ile vergi dairesi uzlaşmış sayılır. Bu durumda, idare tarafından üzerinde uzlaşılan vergi ve cezalar hakkında hiçbir mercie şikayette bulunulamaz.[1] Tarhiyatın kökü sahte fatura kullanımı ile ilgili olsa bile kesilen ceza eğer 1 kat vergi ziyası olarak kesilmiş ise bu konuda zaten tarhiyattan önce uzlaşma konusuna girmektedir.[2]

     

    Gerek tarhiyat öncesi uzlaşma ve gerekse tarhiyat sonrası uzlaşma 213 sayılı VUK’nun ilgili hükümlerine göre ve tarhiyat öncesi uzlaşma yönetmeliğine göre düzenlenmektedir. Tarhiyat sonrası uzlaşma, 213 sayılı VUK md.6 hükümlerine göre; mükellef veya adına ceza kesilen kimse üzerinde uzlaşılan veya tutanak ile tespit edilen bu husus hakkında vergi hatası hariç dava açamaz. Ve Gelir İdaresi bu hususta hiçbir mercie şikayette bulunamaz. Durum böyle olunca, üzerinde uzlaşılan vergi ve cezaların konusu vergi suçu fiilini gerektirse dahi bu hususta idare tarafından kamu davası açılması olanaksızdır.[3] Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından verilen 27.10.1999 gün ve 6032/7162 sayılı kararda bu konuda şöyle denilmektedir: “taraflar arasında tarhiyat öncesi uzlaşma sağlanmış olduğundan sanığın beraatı yerine ceza tertibine yer olmadığına karar verilmesi. Yasaya aykırı ise de; bu cihetin duruşma yapılmaksızın CMUK’nun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükümden “sanık hakkında ceza tertibine yer olmadığına” ibaresinin çıkarılarak, “sanığın beraatına” denilmek suretiyle hükmün tebliğ namedeki düşünceye uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.10.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

     

    Uzlaşma konusunda idare mükellef ile uzlaşıp uzlaşmama hakkında serbesttir. İdare, isterse mükellef ile uzlaşmamaya bilir. Başka bir ifade ile mükellef ne kadar istekli olursa olsun gelir idaresi istemediği takdirde uzlaşma mümkün olmayabilir. Uzlaşama komisyonlarında müzakereler sırasında mükelleflerin oy hakkı yoktur. İdare tarafından uzlaşma komisyonunda uzlaşma komisyonunu teşkil eden 3 uzman kişi idare adına komisyona katılır. Yine bu noktada mükellefin uzlaşmada “rey hakkı” bulunmamaktadır. Uzlaşmaya varıldıktan sonra olayın başka bir boyutu olan ceza davası konusunun ne olacağı düşünülebilir. Üzerinde uzlaşılan vergi ve cezalar hakkında artık bu aşamada uzlaşmaya varıldığı için ceza davası açılamaz. Varsa açılmış ceza davası düşer.[4] Yüksek mahkeme Yargıtay tarafından verilen ve yerleşik hale gelen birçok kararda üzerinde uzlaşılan vergi ve cezalar için artık “kaçakçılık suçu”iddiasıyla idarenin adli yargıya başvurması hakkının ortadan kalkması sistemin kendi doğası gereğidir.[5]

     

    Kaçakçılığa teşebbüs suçlarında vergi ziyaı henüz doğmadığı için kaçakçılık suçu için vergi ziyaı koşulu istenilmektedir. Eğer, burada da vergi kaybının nedeni olan sanık tarhiyat öncesi uzlaşmaya varmakla hapis ve meslekten men cezası almaktan kurtulmakta ancak kanun karşısında daha hafif suç işleyen kimseler hapis ve meslekten men eczasına çarptırılabilmektedirler. Vergi hukuku uygulamasında kendisine naylon fatura kullanımı nedeniyle KDV ve vergi ziyaı cezası kesilen bir mükellef kasten bu naylon faturayı almadığı konusunda vergi inceleme elemanı rapor düzenlemesi halinde 1 kat vergi ziyaı cezası kesileceği için fiil kaçakçılık fiilini gerektirmeyecek ve tarhiyat öncesi uzlaşmaya konu olacağından dolayı ceza mahkemesinde kamu davası açılmayacaktır.

     

    Sahte belge düzenleme fiilleri dolayısıyla yine kendi adlarına 3 kat vergi ziyaı cezası kesilmemiş olan mükellefler kendileri ile ilgili cezalı tarhiyatları uzlaşmaya taşıyabilirler. Burada da, düzenlenen inceleme raporunda 213 sayılı VUK’nun ilgili genel tebliği 306 Seri Nolu Genel Tebliği gereğince kastın olmadığı ve dolayısıyla 1 kat vergi ziyaı cezası kesilmesi dolayısıyla burada da uzlaşma sağlanması halinde konu ceza mahkemesine taşınamaz. Dolayısıyla da, herhangi bir vergi suçu olsa bile uzlaşmaya varılmış olması nedeniyle suç ortadan kalkar.[6]

     

    Sahte fatura kullanma veya düzenleme fiilleri dolayısıyla KOD’a düşen mükellefler açısından ise durum farklılık arz etmektedir. Bu gibi şirketlerde KOD’a düşme nedeniyle mükellefin durumunu ispat etmesi halinde veya teminat göstermesi halinde KOD’dan çıkması her zaman mümkündür. Bu gibi mükelleflerin KOD’a giriş nedenleri vergi incelemesi sonucu düzenlenecek raporlara göre belirlenecektir. KOD 4 diye isimlendirilen listeye sahte fatura kullanımı dolayısıyla giren bir mükellef mal aldığı firmaya ödemelerini banka sistemi üzerinden yapmış olduğunu ispat etmesi durumunda KOD’dan çıkabilir. Aksi takdirde kendisine yapılan vergi ve vergi ziyaı cezalı tarhiyat 3 kat olarak yapılması halinde tarhiyat uzlaşmaya konu edilemez. 1 kat kesilen vergi ziyaı cezası dolayısıyla uzlaşma talebi mümkün olur. Bu durumda da yine, kamu davası açılamaz.

     

    Vergi yasalarında yapılan düzenlemeler sonucunda sahte belge düzenleme veya kullanma fiilleri dolayısıyla getirilen cezai hükümler arttırılmıştır. Buna göre, 5904 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinin (a) fıkrasında yer alan “bir yıldan”ibaresi, “on sekiz aydan”şeklinde değiştirildi.[7]

     

    Yapılan düzenleme ile örneğin muhasebe hilesi yapanlara, çift defter kullananlara, defter ve belgelerini tahrif edenlere, verilen süreye rağmen defter ve belgelerini ibraz etmeyenlere, kapsamı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenlere ya da kullananlara “1 yıldan 3 yıla” kadar uygulanan hapis cezası, “18 aydan 3 yıla” olarak değiştirildi. Böylelikle, bir yıla kadar olan hapis cezalarının paraya çevrilmesi, asgari hapis cezası 18 aya yükseltilmek suretiyle önlendi.[8]

     

    Buna göre örneğin, ücret bordrosunda ödediği ücreti düşük gösteren bir mükellef “muhtevası itibariyle yanıltıcı belge düzenlemiş” sayılacak ve bu fiil nedeniyle 18 aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilecek.

    ———

    [1] 213 sayılı VUK ek madde:6

    [2] (1) kat kesilen cezalar uzlaşmaya konu edilebilir. (3) kat kesilen cezalar uzlaşmaya konu edilemez. VUK ek md. 6. Ayrıntılı açıklamalar için bkz. BAYKARA Bekir, “Uzlaşma Talebinde Bulunmak veya Uzlaşmak Haksız Olunduğunu Kabul Anlamına Gelmez”, Vergi Dünyası Dergisi, Mart 2008, Sayı:319.

    [3] 213 sayılı VUK ek md.11 ve Yargıtay 9. C.D., 7.4.1993 gün ve E.1993/818-K:1993/1736 sayılı kararları. Yine, Yargıtay 11. C.D.nin, 13.04.2000 gün ve 1337/1383 sayılı kararları.

    [4] Aksi yönde ileri sürülen görüşler için bkz. YİĞİT Uğur, Vergi Kaçaklığı Suçları ve Diğer Hürriyeti Bağlayıcı Vergi Suç ve Cezaları, Beta Yayıncılık, Mart 2004, İstanbul, s.256-257.

    [5] Yargıtay 9.C. D., 8.6.1989 gün ve E:1989/1074-K:1789/3045 sayılı kararı.

    [6] Aksi yöndeki görüşler için bkz. TANRIKULU Lütfi, “Uzlaşma, Kamu Davası Açılmasını Gerektiren Kaçakçılık Suçlarını Ortadan Kaldırır Mı?”, Vergi Dünyası, Aralık 1993, Sayı: 148

    [7] Bkz. 03.07.2009 tarih ve 27277 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

    [8] KIZILOT Şükrü, “Vergi Kaçıran Herkes Hapse Girecek”, Hürriyet, 23.06.2009, s.11

    Kaynak:Av. Nazlı Gaye Alpaslan Güven -HURSES

    Uzlaşma İstemi Karara Bağlanmadan Dava Açılması

    Danıştay 9. Dairesi
    Tarih    : 09.11.2017
    Esas No : 2016/9231
    Karar No  : 2017/7642

    VUK Md. Ek 7

    UZLAŞMA İSTEMİ KARARA BAĞLANMADAN DAVA AÇILMASI

    Vergi Usul Kanunu’nun Ek 7. maddesinde, her ne kadar uzlaşmanın vaki olmaması halinde dava yoluna gidilebileceği öngörülmüş ise de, maddenin ikinci fıkrasında, uzlaşma talebinden önce davanın açılmış olması halinde vergi mahkemelerinin izleyeceği yol hususunda düzenlemeye de yer verilmiş olması karşısında, uzlaşma istemi karara bağlanmadan dava açılmış olmasının, uyuşmazlığın esasının incelenmesine engel bir durum olarak değerlendirilemeyeceği, aksi yönde yapılacak yorum ilgilin dava açma hakkını kullanamaması sonucunu doğuracağından, vergi mahkemesince uyuşmazlığın esası incelenerek karar verilmesi gerektiği hk.

    İstemin Özeti: Davacı adına, takdir komisyonu kararına dayanılarak 2010 yılına ilişkin kurumlar vergisi, 2010/Nisan-Haziran dönemi geçici vergi ile kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı incelenmeksizin reddeden Vergi Mahkemesi Kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenmektedir.

    Karar: Dosyanın incelenmesinden, davacı adına takdir komisyonu kararına dayanılarak 2010 yılına ilişkin kurumlar vergisi, 2010/Nisan-Haziran dönemi geçici vergi ile kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı, davacı şirket hakkında tarh edilen vergi ve cezaları bildiren ihbarnamelerin 19.01.2015 tarihinde davacıya tebliğ edilmesi üzerine davacı tarafından 26.01.2015 tarihli dilekçe ile dava konusu tarhiyat ve kesilen cezalar için uzlaşma talebinde bulunulduğu, fakat davalı idarece uzlaşma başvurusu hakkında davacıya henüz bir cevap verilmeden 18.02.2015 tarihinde dava açıldığı, süresi içerisinde uzlaşma talebinde bulunan davacının ancak uzlaşma vaki olmadığı veya temin edilemediği takdirde dava açma yoluna gidebileceği gerekçesiyle incelenmeksizin reddeden vergi mahkemesi kararının dilekçede ileri sürülen nedenlerle bozulması istenilmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Tasfiye ve İflas Döneminde Tebligat

    Pişmanlık ve Islah Nedir ?

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi Kaçakçılığı Suçu Seçimlik Hareketli Bir Suçtur

    Pişmanlık ve Islah

    Pişmanlık ve Islah , Beyana dayalı bir vergilemenin esas alındığı ülkemizde, bildirilen matrahın gerçeğe uygunluk derecesi en sağlıklı biçimde vergi incelemesi ile denetlenebilmektedir. İdare ayrıca, bazı vergi güvenlik önlemleri aracılığıyla da denetimini etkinleştirebilmektedir.

    Yapılan denetimler sonucu, beyan dışı bırakılmış bir matrahın ya da matrah farkının saptanması durumunda, saptanan fark üzerinden ayrıca cezalı vergi alınmaktadır.

    Mükelleflerin beyanname vermemeleri durumunda da, dönem matrahı idarece takdir komisyonları kanalıyla belirlenmekte ve takdir olunan matrah üzerinden cezalı vergi tarh olunmaktadır.

    Her iki durumda salınan vergiler ile kesilen cezalar uyuşmazlık konusu yapılmakta idare bu vergi ve cezayı almak, mükellefler ise vermemek ya da bir süre daha geciktirmek suretiyle vermek yollarını aramakta böylelikle uyuşmazlık yıllarca sürmektedir.

    Vergi Usul Kanunu’na 1950 yılından itibaren getirilen “Pişmanlık ve Islah” müessesesi ile yukarıda belirtilen nedenlerle doğabilecek uyuşmazlıkların da bazı koşullarla idari aşamada çözümlenmesi öngörülmüştür.

    Böylelikle, düşük beyanda bulunanların ya da hiç beyanname vermeyenlerin, VUK’un 371. maddesinde yer alan “Pişmanlık ve Islah” hükümlerine göre beyanda bulunmaları durumunda bu fiillerinden doğan uyuşmazlıkları idari aşamada çözümlenebilmektedir.

    Pişmanlık; Farsça kökenli bir sıfattır ve yapılan bir işin veya davranışın olumsuz sonuçlarını görerek duyulan üzüntüdür. Aynı zamanda, yaptığı işin veya davranışın olumsuz sonuçlarından duyulan üzüntünün etkisiyle, konusu suç olan veya olmayan eylemin ifade edilmesidir. Bir başka deyişle, sonucu üzüntü yaratan eylemin açığa vurulması veya itiraf edilmesi halidir ki, buna da pişman olma veya pişmanlık denir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi Dava Dilekçesinin Hazırlanması

    Düzeltme Talebi

    Düzeltme Talebi , düzeltme, vergilendirme işlemlerinde yapılan hataların ortadan kaldırılmasına yönelik yargıya gitmeden önce idari aşamada çözüm için yapılan bir işlemdir.

    213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Düzeltme Yetkisi ve Reddiyat” başlıklı 120 nci maddesinde Vergi hatalarının düzeltilmesine, ilgili vergi dairesi müdürünün karar vereceği belirtilmiştir.

    Ayrıca aynı maddenin son fıkrasında ”Kanunun 4 üncü maddesinde yazılı vergi dairesinin görev ve yetkilerini haiz olarak faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında düzeltme yetkisi vergi dairesi başkanına ait olup, başkan bu yetkisini ilgili grup müdürlerine ve/veya müdürlere devredebilir. ” hükmüne yer verilmiştir.

    Anılan maddeye istinaden; yapılan vergi hatalarının düzeltme fişine dayanılarak düzeltilebileceği, hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde ise fazla verginin aynı fişe dayanılarak terkin edileceği ve tahsil edilmiş bir vergi varsa bunun da mükellefe iade edileceği açıklanmıştır.

    Aynı kanunun 122 nci maddesine göre mükellefler, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilirler.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi Hukukunda Uzlaşma İstemi ve Zorunlu Neden

    Vergi Hukukunda: Uzlaşma İstemi ve Zorunlu Neden

    Kendisine vergi ve ceza ihbarnameleri tebliğ edilen  gerçek  veya tüzel kişiler bu  ihbarnamelere karşı 30 gün içerisinde  yetkili  uzlaşma komisyonu nezdinde  uzlaşma talep edebilirler.[1] Uzlaşma komisyonları, mükelleflerin  uzlaşma taleplerini  süre  ve kapsam açısından  değerlendirirler. Uzlaşma komisyonları uzlaşma talebinin   süresi  içerisinde olup olmadığını  uzlaşma mevzuu  vergi ve cezaların  tür itibariyle kapsama girip girmediğini irdelemek  zorundadır.

    Vergi Hukukunda Uzlaşma İstemi ve Zorunlu Neden
    Vergi Hukukunda Uzlaşma İstemi ve Zorunlu Neden

    Mali tatilde uzlaşma talep süreleri  uzamaktadır.  Örneğin, 1 Temmuz ila 20 Temmuz tarihleri arasında  tebliğ edilen  ihbarnamelerde  uzlaşma talep süresi  20 Temmuzdan  itibaren  7 gün  daha uzamış olacaktır.

    Diğer taraftan, uzlaşma  talep  süresi  içerisinde herhangi bir nedenle mükellefin   mücbir sebebi var ise bu durumda mücbir sebep ortadan kalkıncaya kadar  süreler uzar.[2]  Tüzel kişiler açısından, tüzel kişiliğe yetkili kimselerin  mücbir sebep    hali olması  halinde süreler uzamaz.[3] Çünkü, tüzel kişiliklerde bu talebin  yerine getirilmesinde engel olacak ağır hastalık,  tutukluluk veya hükümlülük  gibi bir durum  söz konusu değildir.

    Gerçek  kişiler yönünden  ise, 213 sayılı VUK’nun 13 ve 15. maddelerinde belirtilen  ve  vergi ödevlerinin yerine getirilmesine  mani olacak şekilde  ağır hastalık,  tutukluluk, hükümlülük  ve  kişinin iradesi  dışında ortaya çıkan mecburi gaybubetler, doğal  afetler vs. durumlar dolayısıyla  uzlaşma talep süresi  otomatikman uzar. Doğal olarak  bu gibi mücbir sebepler ortadan kalktıktan sonra süreler  yeniden işlemeye başlar.

    Şirket muhasebecisinin hastalığı  veya ağır kaza geçirmesi  mücbir sebep olarak kabul edilmemiştir.[4]   Fakat, gerçek kişi  mükellefin ağır hastalığı nedeniyle  almış olduğu  rapor uzlaşma talep  süresini  uzatıcı bir etkisi olup, bu  rapor mücbir sebep olarak değerlendirilmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Tarhiyat Sonrası Uzlaşmanın Sağlanamaması / Temin Edilememesi Halinde Dava Açma Hakkı Var Mıdır? Varsa Süresi Nedir?

    Tarhiyat sonrası uzlaşmanın vaki olmaması/temin edilememesi halinde mükellef veya ceza muhatabı; tarh edilen vergiye veya kesilen cezaya, uzlaşmanın vaki olmadığına/ temin edilemediğine dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren genel hükümler dairesinde ve yetkili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilir.

    Continue Reading

    Tarhiyat öncesi uzlaşmanın vaki olmaması durumunda, dava açma süresi geçmeden uzlaşma komisyonunun teklifini kabul edip ödemek isterse bu hakkı geçerli olur mu?

    Tarhiyat öncesi uzlaşmanın sağlanamaması üzerine vergi dairesince düzenlenen ihbarnamenin tebliğini takip eden 30 gün içinde mükellef uzlaşma komisyonunun teklifini kabul ettiğini bir dilekçe ile vergi dairesine bildirirse, uzlaşma sağlanmış sayılır ve ödeme yapılabilir.

    Uzlaşma Toplantısına Giderken Mükelleflerin Hangi Belgeleri Hazırlamaları Gerekir?

    Uzlaşma toplantısına getirilecek belgeler :

    – Tüzel kişiliği haiz müesseseler adına toplantıya katılacaklar için; imza sirkülerinin aslı veya noter onaylı örneği, nüfuz cüzdanı/sürücü belgesi aslı, ayrıca bunların birer fotokopisi ile şirket kaşesi,

    – Vekâletmane ile katılacaklar için; Vekâletnamenin aslı (“uzlaşma” ibaresi bulunması şarttır) veya noter onaylı örneği, nüfuz cüzdanı/sürücü belgesi aslı, ayrıca bunların birer fotokopisi,

    – Mükellefe yardımda bulunmak üzere bir meslek mensubu veya avukatın da bulundurulmak istenmesi halinde; bu kişilerin uzlaşma görüşmelerine katılabilmelerinin hukuki bir belgeye (sözleşme, vekâletname v.b) dayandırılması ve bu belgelerin de aslı veya onaylı bir örneğinin uzlaşma görüşmesi sırasında komisyona ibraz edilmesi gerekmektedir.

    Mükellef Uzlaşılan Vergi ve Cezayı Ödeyemezse Uzlaşma Geçersiz Olur mu?

    Uzlaşmaya varıldıktan sonra üzerinde uzlaşılan tutar kesinleşmekte olup, söz konusu tutarın süresinde ödenmemesi halinde uzlaşma geçersiz sayılmaz. Ancak, kesinleşen tutarlar üzerinden gecikme zammı hesaplanır.