fbpx

    Vergi Borcu Kader Değil, Zamanaşımı Var!

    6183 sayılı kanunun 102’nci maddesine göre amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Kanun ve tebliğde tahsil zamanaşımı hükümleri bulunmakla birlikte, vergi daireleri tarafından uygulamaya alınan bir konu değildir. Aksine tüyü bitmedik yetimin hakkı vardır. Düşüncesiyle vergi memurları zamanaşımına uğratmamak için tabibi caizse kraldan fazla kralcılık yapmaktadırlar.

    Oysa 6183 sayılı amme alacakları kanununda bu konular detaylı olarak açıklandığı üzere ödeme gücü olan mükelleflerden vergi alacağının tahsili için geniş yetkiler verilmiştir. Uygulamadaki aksaklıklardan dolayı veya vergi dairelerindeki icra memurlarının görevlerini aksatmalarından dolayı yıl sonlarına doğru vergi dairelerinin tamamı amme alacağının zamanaşımına uğramaması için gazetelere ilanlar vermekte veya vergi dairelerinin ilan koymaya mahsus ilan tahtalarına askıya çıkarmaktadırlar. Kimi zaman da mükellefin borcuna açıktan para yatırılarak tahsilat yapılmış havası yaratılmaktadır.

    6183 sayılı kanunun 102’nci maddesine göre amme alacağı, vadesinin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar ve 1 tl gibi cüzi ödemeler zamanaşımını kesmez!

    Maalesef mükelleflerin vergi borcu katlanarak artıyor! Devlete 1 milyon liranın üzerinde vergi borcu bulunan mükellef sayısı bir yılda yüzde 51’lik artışla 31 bin 56’dan 47 bin 32 kişiye yükselmiştir.

    Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından açıklanan 31 Aralık 2018 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde 30 Haziran 2019 tarihi itibarıyla ödemesini yapmayan vergi mükellefleri listesinde kişi sayısı, bir yıl önceki listeye göre 15 bin 976 artmıştır. Listedeki büyük artışın nedenini 17 yılda çıkarılan 9 vergi afları ve sistemdeki diğer problemler ve bunlara ilave olarak ta yaşanan ekonomik sıkıntılardır.

    Vergi afları hem vergi mükelleflerine hem de Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın vergi tahsil kabiliyetine zarar vermektedir. Ayrıca Mükelleflerin zamanında ödeyemediği vergi borçları için uygulanan gecikme zammı/faizi oranının bir yılda yüzde 78.5 artışla aylık yüzde 1.4’ten yüzde 2.5’e yükselmiştir.

    Bu vergi borçlarının takibinde vergi daireleri zamanında gerekli çalışmaları yaparak, mal varlığı bulunanlardan tahsilat yaparken, aciz durumda olanları gözeterek acze bağlamalı ve zamanaşımı süresince takip etmelidirler.Zamanaşımı dolduğu zaman terkin cetvelleri düzenlemek suretiyle borcun takibinden vazgeçmeleri gerekmektedir.

    Derneğimize gelen şikayetlerden anladığımız şudur. Yılların birikimi olan 30-  40 yıllık kangren olmuş vergi borçları bulunmaktadır. Bu borçları vergi daireleri sözüm ona zamanaşımına uğratmamak için çaba harcamaktadırlar. 
    6183 sayılı AATUHK ’nun 102. maddesinde amme alacağının vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılın başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmeyen alacaklarının zamanaşımına uğrayacağından bahis edilmektedir.

    Zira,aynı yasanın 103. maddesinde ise ödeme, haciz  tatbiki, cebren tahsil ve takip işlemleri neticesinde yapılan her çeşit tahsilatlar, ödeme emri tebliği, mal beyanı, mal edinme ve mal artışlarının bildirilmesi, sayılan işlemlerden herhangi birinin şahsi kefile veya yabancı kişi ve kurumların mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, ihtilaflı kamu alacaklarında yargı organlarından bozma kararlarının gelmesi, amme alacağının güvenceye bağlanması, yargı organları tarafından yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş olması, iki kamu idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı kamu idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazılı olarak başvurulması, amme alacağının özel yasalara göre ödemek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması halinde “zamanaşımının kesileceği” ve kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden yılın başından itibaren yeniden çalışmaya başlayacağı hüküm altına alınmıştır.

    Vergi mükellefleri af kanunlarına göre vergilerini ödemek üzere taksitlendirme yapmadan önce dikkat etmeleri gereken en önemli husus, Ödeme gücü olmayan vergi mükelleflerin taksitlendirme yapmamaları yararlarına olacaktır. Çünkü taksitlendirme dilekçelerinin ıslak imza ile imzalanıp vergi dairesine verilmesi halinde 6183 sayılı yasanın 103’ncu maddesinin 11’nci bendine göre  zamanaşımı yeninden başlamaktadır. 

    Tahsil zamanaşımı, vergiler ve bütün kamu alacakları için geçerli olmak üzere, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda düzenlenmektedir. Bu kanunun 102. maddesine göre, kamu alacağı, vadesini izleyen yılın başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğramaktadır. Tahsil zamanaşımı süresi dolduktan sonra alacaklı kamu idaresinin söz konusu kamu alacağını tahsil etme yetkisi ortadan kalkmaktadır. Ancak, yükümlünün rızası ile yapacağı ödemeler kabul edilmektedir. Vergi aslı zamanaşımına uğradığı takdirde, fer’i amme alacağı gecikme zamlarının da asla tabi olarak zamanaşımına uğrayacağı tabidir.

    Yine amme alacağını düşüren nedenlerden birisi de zamanaşımı olduğuna göre, para cezalarına ait özel yasalardaki zamanaşımı hükümleri saklı kalmak koşuluyla 6183 sayılı kanunun kapsamına giren bütün amme alacakları 102. maddeye göre 5 senelik zamanaşımı hükümlerine tabidir.

    Diğer taraftan, zamanaşımı bakımından istisnai hükümler mevcut olmayan özel ceza kanunlarındaki kamu cinsinden para cezalarının TCK 68. md gereğince ve özel yasalarında zamanaşımı hakkındaki istisnai hükümler mevcut olmayan tazminat ve inzibati amaçlı para cezalarının da 6183 sayılı kanunun 102. maddesi hükmü gereğince zamanaşımına tabi tutulması gerekmektedir.

    Tahsilatla ilgili kamu idareleri, amme alacağının tahsil edilmesinde zamanaşımını kendiliğinden dikkate almak mecburiyetindedir.

    Zira, zamanaşımı amme düzeni ile ilgili bir düzenlemedir. Ancak, zamanaşımından sonra mükellefin yapacağı gönüllü ödemelerin kabul edilmesi gerekmektedir. Bu durum, 6183 sayılı yasanın 102. maddesi ile getirilen özel bir düzenlemeden kaynaklanmaktadır.

    Ödeme güçlüğü çeken ve Uzun zamandır kangren olmuş vergi borçlarından şikayetçi olan mükelleflerimizin Vergi Mükellefi Savunucuları Derneğine müracaat etmeleri ve üye olmaları halinde, çözüm yolları konusunda bilgilendirme yapıyoruz.

    Sorunu olan veya olmayan tüm mükelleflerimizin hak ve sorumlulukları konusunda bilinçlendirmeyi ve başta gelir idaresi olmak üzere, kamu kurumlarında temsil etmek için Vergi Mükellefi savunucuları Derneği’ ne üye olmalarını bekliyoruz.

    Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği Genel Başkanı Mehmet Kaynak

     

     

     

    Mükelleflerin Vergi Borçları Katlanarak Artıyor!

    Bildiğiniz gibi, devlete geçen günlerde en çok vergi borcu olan mükellefler açıklandı.

    Bu rakamlara göre, 1 milyon liranın üzerinde vergi borcu bulunan mükellef sayısı bir yılda yüzde 51’lik artışla 31 bin 56’dan 47 bin 32 kişiye yükseldi.

    Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından açıklanan 31 Aralık 2018 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde 30 Haziran 2019 tarihi itibarıyla ödemesini yapmayan vergi mükellefleri listesinde kişi sayısı, bir yıl önceki listeye göre 15 bin 976 arttı.
     
    Bu yılki listenin ilk sırasında 1 milyar 462 milyon liralık borçla Nursan Metalurji Endüstrisi A.Ş. yer aldı. 1 milyar 360 milyon liralık borcuyla Mustafa Akyol ikinci, 1 milyar 189 milyon lira ile Uluslararası Akaryakıt Dağıtım Ltd. Şti üçüncü, 1 milyar 181 milyon lira ile Affan Havacılık Akaryakıt Turizm San. ve Tic. A.Ş. dördüncü, 1 milyar 125 milyon lira ile Öztürk N-F Gres Madeni Yağ ve Kimya San. Tic. Ltd. Şti beşinci sırada yer aldı.

    “Vergi mükellefleri, devletin tatil izni, hastalık izni ve resmi izni olmayan çalışanlarıdır diyebiliriz.”

    Listedeki büyük artışın nedeni 17 yılda çıkarılan 9 vergi afları hem sistemdeki diğer problemlerdir bunlara ilave olarak ta yaşanan ekonomik sıkıntılardır. Vergi afları hemen vergi mükelleflerine hem de Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın vergi tahsil kabiliyetine zarar vermektedir bunu bu yukarıda açıklanan rakamlar ile gayet net görebilmekteyiz.

    Mükelleflerin zamanında ödeyemediği vergi borçları için uygulanan gecikme zammı/faizi oranının bir yılda yüzde 78.5 artışla aylık yüzde 1.4’ten yüzde 2.5’e yükselmiştir eğer aciz durumda iseniz ödeyecek gücünüz yoksa yapılandırmaları tercih etmeyebilirsiniz yapılandırmalar 5 yıllık zamanaşımı süresini yenilemektedir. Yani taksitlendirme dilekçelerinin imzalanıp vergi dairesine verilmesi halinde 6183 sayılı yasanın 103’ncu maddesinin 11’nci bendine göre zamanaşımı yeninden başlamaktadır. Bu da mükellefleri kısır bir döngüye sokmaktadır, ödeme gücü olmayan vergi mükelleflerin taksitlendirme yapmamaları yararlarına olacaktır diyebiliriz. Ayrıca şuan çoğu kişinin yanlış bildiği vergi dairesi memurlarının cebinden yatırdığı bu 1 tl gibi cüzi ödemeler de bu zamanaşımını kesmemektedir.

    Öte yandan vergi mükelleflerinin haklarını savunan üst bir kuruluş maalesef ülkemizde mevcut değildir. Belki de bu sistemdeki en büyük eksikliklerin başında bu durum gelebilir. Yurt dışında devlet destekli bu görevi üstlenen kuruluşlar devlet ile mükellef arasındaki uyumun sağlanması ve daha adil bir vergi sistemi için çalışmalar yapmaktadır.

    Bence şu anki vergi sistemini yenilemek için yapılabilecek en başarılı girişim, sistemi toptan kaldırıp, yerine yenisini getirmemektir.

    Devlet,  ekonomik kalkınmanın önündeki engellerin kaldırılması için, mükellefler üzerinden vergi yükünün azaltılması gerekmektedir. Harcamaların finansmanı için, başta bankacılık sisteminin rantlarını kendisi almanın yoluna gitmelidir. Petrol, doğalgaz ve madenler başta olmak üzere yeraltı ve yerüstü kaynakların millileştirilerek çıkarılması ve işletilmesi konusunda köklü adımlar atılmalıdır. Bunlar kararlılıkla yapıldığında bulunduğu coğrafyada yükselen ve yıldızı parlayan bir güç olarak ortaya çıkacaktır.

    Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği

    Genel Başkanı Mehmet Kaynak

     

     

     

    1 TL Gibi Cüzi Ödemeler Zamanaşımını Kesmez!

    Tahsil zamanaşımı Vergi Usul Kanunu’nun 114 ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 102 maddelerinde yer almaktadır.

    Ayrıca, Vergi Usul Kanunu’nun 113. maddesinde Zamanaşımının Mahiyeti, ve 6183 sayılı Kanun’un 103. maddesinde Zamanaşımının kesilmesi hususlarına açıklık getirilmektedir.

    Söz konusu Maddeler aşağıya alınmıştır.

    Vergi Usul Kanunu

    Zamanaşımının Mahiyeti

    Madde 113
    Zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkmasıdır.
    Zamanaşımı, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade eder.

    Zamanaşımı Süreleri

    Madde 114
    Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.

    Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamaz.

    Şarta bağlı istisna veya muafiyet uygulamaları sonucu kısmen veya tamamen alınmayan vergilere ilişkin zamanaşımı süresi, istisna veya muafiyet şartlarının ihlâl edildiği tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren başlar.

    Damga vergisine tabi olup vergi ve cezası zamanaşımına uğrayan evrakın hükmünden tarh zamanaşımı süresi dolduktan sonra faydalanıldığı takdirde mezkûr evraka ait vergi alacağı yeniden doğar.

    6183 SAYILI AMME ALACAKLARININ USULÜ HAKKINDAKİ KANUN

    Tahsil zamanaşımı

    Madde 102
    Amme alacağı, vadesinin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.

    Zamanaşımının kesilmesi

    Madde 103
    Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:
    1. Ödeme,
    2. Haciz tatbikı,
    3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat,
    4. Ödeme emri tebliği,
    5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,
    6. Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbikı veya bunlar tarafından yapılması,
    7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,
    8. Amme alacağının teminata bağlanması,
    9. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,
    10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi.
    11. Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.

    Kesilmenin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma karariyle kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rasladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rasladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.

    Bu hükümleri göre, Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğramaktadır. Diğer bir anlatımla, vadesi 2010 yılı içinde olan bir amme alacağı, bu yılı takip eden 2011 yılı başından itibaren 5 yıl içinde, yani 2015 yılı sonunda zamanaşımına uğramaktadır.

    Vergi daireleri tarafından 5 yıllık zamanaşımı süresinin sonunda da ödenmeyen alacakların zamanaşımına uğramaması için 1 TL gibi cüzi ödemelerin yapılarak zamanaşımın kesildiği ve yeniden işlemeye başlatıldığı görülmektedir. Ancak Danıştay’ca bu durumun mükellef tarafından rızaen yapılan bir ödeme olmadığına bu nedenle ödeme sayılmayacağı sebebiyle hukuka uygun bir işlem kabul edilmeyeceği ve zamanaşımının kesilmesinin söz konusu olmayacağına hükmedilmiştir. Danıştay 7. Dairesinin verdiği bir kararda, “İlgili tarafından mahsup isteminde bulunulmamış olunmasına karşın, salt zamanaşımını kesmek amacıyla alacaklı tahsil dairesince re’sen yapılan mahsup işleminin, işlemekte olan zamanaşımını kesmeyeceği hükmedilmiştir.” sonucuna varılmıştır.

    Danıştay 7. Dairesi “ilgili kişinin mahsup isteminde bulunmamış olmasına karşın salt zaman aşımını kesmek amacıyla alacaklı tahsil dairesince res’en yapılan mahsup işleminin işlemekte olan zaman aşımını kesmeyeceğine” hükmetmiştir.

    Bu karardan anlaşılacağı üzere, DANIŞTAY, zamanaşımını kesmek amacı ile vergi idaresinin mükellef yerine geçerek yaptığı işlemlerin zamanaşımını kesmeyeceğine hükmetmiştir.

    “AATUHK’nın 103. maddesinde vergi borcuna ilişkin yapılan ödemenin tahsil zamanaşımını keseceği belirtilmiştir. Ancak bu ödemenin kim tarafından yapılacağı veya borç miktarının ne kadarlık bir kısmının yapıldığında zamanaşımını keseceği herhangi bir hükme bağlanmamıştır. Bununla birlikte ödemenin AATUHK’nın 40 ve 41. maddelerinde yazılı esaslar dâhilinde yapılacağı da açıktır. Bu açıdan baktığımızda borçlunun kendi istek ve iradesi ile yapılmayan ödemeler ödeme olarak sayılmaz ve kanunun yüklediği misyonu (tahsil zamanaşımını kesme) yerine getiremez. Örneğin zamanaşımının kesilmesini sağlamak amacı ile alacaklı tahsil dairesinin görevlilerince yapılan ödemeler bu şekilde değerlendirilebilir. Bu ödemeleri yapan kamu görevlisi açısından adli ve idari bir suç açığa çıkar.

    Ödeme, AATUHK’nın 40. maddesi uyarınca yapılmışsa, bu maddede ön görülen alacaklı tahsil dairesinin yetkili memurları tarafından kesilecek makbuzun tarihi, ödemenin yapıldığı tarihi göstereceğinden zamanaşımı o tarih itibariyle kesilmiş olur.

    Burada akla gelen en önemli soru alacaklı vergi dairesinde görevli memur tarafından yapılan ödemenin tahsil zamanaşımını kesip kesmediğidir. Her şeyden önce bir ödemenin tahsil zamanaşımını kesmesi için kanuna uygun şekilde yapılması gerekmektedir. Bu doğrultuda borçlunun kendi rızası dışında yapılan ödemenin zamanaşımını kesmesi mümkün olmayacaktır. Çünkü kanunda yer alan ibare açıktır ve borçlunun kendi isteğiyle ödeme yapması durumunu vurgulamaktadır.

    Uygulama genellikle zamanaşımı süresinin son günlerine doğru yapılmakta ve çok cüzi miktarlarda olmaktadır. Bu cüzi miktarların hayatın doğal akışı çerçevesinde değerlendirildiğinde kabul edilebilirliği zayıftır.”

    Danıştay 3. Dairesi bir kararında  “Davalı İdare tarafından dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinden, iptal edilen ödeme emirleri içeriği kamu alacakları için daha önce şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 07.07.2003 tarihinde ilanen tebliğ edildiği, 22.11.2008 tarihinde ise kamu alacağı için ayrı ayrı olmak üzere 1 kuruş ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.

    22.11.2008 tarihinde yapılan 1 kuruş tutarındaki ödemenin davacı tarafından kabulü iktisadi icaplara uygun düşmediği gibi hayatın olağan akışına göre normal bir durumda sayılamayacağından söz konusu ödeme nedeniyle zamanaşımı süresinin kesildiğinden bahsedilmesine olanak olmayıp, ödeme emirlerinin ilanen tebliğinin ardından zamanaşımını kesen herhangi bir durumun ortaya çıkmadığı da dikkate alındığında, tahsil zaman aşımı süresinin dolduğu ve 31.12.2008 tarihine kadar tebliğ edilmesi gereken vergi ve cezalara ilişkin ödeme emirlerinin, zamanaşımı süresinin dolmasından sonra, 14.12.2009 tarihinde davacıya tebliğ edildiği açıktır. “  ifadelerini kullanmıştır.

    “Devletin egemenlik hakkına dayanarak vergi koyma yetkisi olan vergilendirme yetkisi, sınırsız değildir. Devletin vergilendirme yetkisini kullanma sınırlarından biri de zamandır. Kanunda belirtilen sürenin dolmasıyla birlikte, devletin vergi alacağı ile mükellefin vergi borcu sona ermektedir. Vergi idaresi kimi zaman vergi alacağının ve vergi borcunun sona ermesini engellemek için çeşitli yollara başvurmaktadır. Zamanaşımını kesmeye yönelik uygulamalardan biri olan vergi dairelerince cüz’i tutarda yapılan ödemeler, çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında Danıştay Kararları doğrultusunda vergi
    dairelerince yapılan cüz’i tutardaki ödemelerin, zamanaşımı üzerindeki etkisi incelenmiştir.
    Mükellefin rızası olmadan yapılan bu ödemelerin Danıştay Kararlarından da hareketle zamanaşımını kesmeyeceği kanaatine varılmıştır.”

    Yukarıda belirttiğimiz Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı kanun hükümleri ve Danıştay Kararları ile gene yukarıda belirttiğimiz açıklamalar, çerçevesinde vergi dairesinin mükellef hesabına girmiş olduğu küçük ödemeler ile ilgili işlemlerin zamanaşımını kesmeyeceği anlaşılmaktadır.

    SORU VE SORUNLARINIZ İÇİN BİZİ ARAYABİLİRSİNİZ!

    0262 606 05 41

    Bayram Mesajı

    Sevdiklerinizle birlikte, huzurlu,mutlu ve sağlıklı bir Ramazan Bayramı geçirmenizi dilerim.

    Bayramımız kutlu olsun.

    VERSAV Genel Başkanı Mehmet Kaynak

    Vergi Sorunları ve Çözümleri İle İlgili Sohbet Toplantıları Başlamıştır!

    Vergi Sorunları ve Çözümleri İle İlgili Sohbet Toplantıları Başlamıştır!

     Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği olarak, mükelleflerin her türlü cezaya maruz kalması nedeniyle mükelleflerin sorunlarını en iyi bilen ve çözüm üretebilen, değerli ve deneyimli üstadlarımız, emekli vergi hakimleri, emekli maliyeciler, eski vergi müfettişleri ve mali müşavirler ile birlikte yılında kurulmuştur.

    Türkiye’de Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği bu amaçla kurulmuş ve bu biçimde faaliyet gösteren ilk ve tek dernektir.

     Amaçlarımız,

    1- Tüm vergi mükelleflerini hak ve sorumlulukları noktasında eğitmeyi ve bilinçlendirmeyi hedefliyoruz.

    a- 10.000 kişiyi Vergi Mükellefi Savunucu yapmak.

    b- 100.000 kişiyi VERSAV Gönüllüsü yapmak.

    c– 1.000.000 Vergi Mükellefini üyemiz yapmak.

     2- Vergi ihtilafları ile ilgili olarak bilgi ve tecrübe sahibi olan meslek sahipleri ile mükelleflerimizi bir araya getirmek.

    3- Ülke genelinde bölge ve il temsilcileri görevlendirmek.

    4- Devlet ile vergi mükellefi arasında gönüllü uyumun sağlanması için çalışmalarda bulunmaktır.

    Yukarıdaki amaçlarımızı gerçekleştirmek için,

    • Ticaret ve Sanayi Odaları,
    • Sanayici ve İş Adamları Dernekleri,
    • Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Odaları,
    • Küçük Sanayi Siteleri,
    • Organize Sanayi Bölgeleri ve bunun gibi birlikler tarafından talep edilmesi halinde Vergi Sorunları ve Çözümleri Konusunda Sohbet Toplantıları gerçekleştirilecektir.

    Aşağıdaki iletişim kanalarından bize ulaşabilirsiniz.

    İletişim Bilgilerimiz:

    0850 304 95 42

    0216 606 08 10

    0533 734 46 42

    info@versav.org.tr

    Genel Merkez Adresi :

    Hacihalil Mah. Kızılay Cad. 1201/2 Sokak No:1 Gebze-Kocaeli

    Dernek Üyeliklerimiz Başlamıştır!

    Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği olarak 2013 yılında başladığımız bu mücadeleye artık sizleri de dahil ediyoruz.

    Mükellefleri hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendiriyoruz ve vergi mükellefi savunucuları yetiştiriyoruz.

    Üye olmanız durumunda acil durumlarda arayabileceğiniz kriz hattı,uzmanlara soru sorabileceğiniz online sistem ve güncel konuları,mevzuatı takip edebilmeniz için özel olarak kategorilendirilmiş portal,düzenli olarak gerçekleşen web seminerleri ve eğitimler sizleri beklemektedir.

    Derneğimize üye olarak desteklerinizi bekliyoruz!

    Detaylı Bilgi İçin Tıklayın!

    Derneğimizin İktisadi İşletmesi Kurulmuştur

    Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği olarak Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği İktisadi İşletmesini dernek Tüzüğünce derneğimizin amaçlarının gerçekleştirebilmesi için gereksindiği geliri sağlamak üzere 16.10.2018 tarihinde Gebze’de kurulmuştur.

    Derneğimize Bağışlarınızı Bekliyoruz!

    Vergi Mükellefi Savunucuları Derneğine Bağış Nasıl Yapılmaktadır?

    1-BANKA HAVALESİ/EFT İLE BAĞIŞ

    Hesabınızın olduğu bankaya para transferi yaparsanız havale, başka bir bankaya para transferi yaparsanız EFT olarak adlandırılmaktadır.

    Havale veya  EFT ile yapacağınız bağışlarınızı 1 defalık veya aylık düzenli ödeme olarak Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği  Genel Merkezine ait aşağıdaki hesaplara yapabilirsiniz.

    Genel  Bağış Hesabı:

    Hesap Sahibi  : Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği

    Banka Şubesi : Deniz Bank Gebze Şubesi

    IBAN No         :  TR65 0013 4000 0162 0140 9000 01

    2-MAKBUZ KARŞILIĞI BAĞIŞ

    Bağışlar, Vergi Mükellefi Savunucuları Derneğine makbuz karşılığında bağış yapılabilmektedir.

    3-GAYRIMENKUL BAĞIŞI

    Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği’ne herhangi bir hukuksal sorunu (imar sorunu dâhil) olmayan, tapusu tamamen ve eksiksiz olarak bağışçıya veya bağışçılara ait gayrimenkuller, bağış olarak kabul edilmektedir.

    Gayrimenkul bağışları, şartsız, intifalı ya da vasiyetname tanzim etmek sureti ile yapılmaktadır.

    1.Şartsız bağış:

    Bağışlanan gayrimenkulün tam mülkiyet hakkının Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği’ne  intikal ettiği bu bağış şeklinde bağışçı, Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği yetkilileri ile birlikte ilgili tapu sicil müdürlüğüne giderek taşınmazın tapusunu Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği üzerine intikal ettirir.

    2.İntifalı Bağış:

    Bağışlanan gayrimenkulün intifa hakkının bağışçıda kaldığı bu bağış şeklinde, bağışçı, ilgili tapu sicil müdürlüğüne giderek gayrimenkulün çıplak mülkiyetini Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği’ne devreder. Gayrimenkulün intifa hakkı bağışçıya ait olduğu için, bağışçı vefatına kadar gayrimenkulde oturabilir veya onu kiraya verebilir, ancak gayrimenkulü satarak veya devrederek tasarrufta bulunamaz ve gayrimenkul üzerinde yapının esasına yönelik değişiklik yapamaz. Bağışçının vefatı halinde, Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği yetkilileri tarafından gayrimenkul üzerindeki intifa şerhi kaldırılır ve gayrimenkulün tüm tasarruf ve kullanma hakkı Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği’ne  ait olur.

    3.Vasiyetname ile Yapılan Bağış:

    Noterden vasiyetname tanzim edilerek yapılan bu bağış şeklinde, bağışçı menkul ve gayrimenkul mallarının Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği’ne  hangi şartlarla kalmasını istediğini noterde belirtir. Vasiyetname tanzim edilirken “Akli Melekeleri Yerindedir” raporu ve iki tanık gerekmektedir. Noter, vasiyeti bir yazı ile nüfus müdürlüğüne bildirir. Bağışçı ise, vasiyetnamesi hakkında Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği’ne  bilgi verebilir veya vasiyetnamesinin bir suretini Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği’ne gönderebilir. Bu bilgi ve belgeler Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği  arşivinde saklanır. Bağışçının vefatından sonra  taşınmazın tapusu Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği adına intikal ettirilir.

    4.Gayrimenkul Bağışında Dikkat Edilecek Hususlar:

    • Gayrimenkulün tapusu bulunmalıdır. Hisseli tapularda hissedar kendi hissesini bağışlayabilir.
    • Gayrimenkulün üzerinde ipotek, şerh, haciz, vergi borcu bulunmamalıdır.
    • Gayrimenkulün üzerinde miras ve diğer konularla ilgili hukuki problem bulunmamalıdır.

    5-KİTAP VE SANAT ESERLERİ TELİF HAKKI BAĞIŞI

    Kitap, film, müzik, resim, heykel gibi eserlerin telif hakları sanatçılar veya mirasçıları veya hak sahipleri tarafından Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği’ne bağışlanabilir.

    BAĞIŞLAR  KARŞILIĞINDA SUNULAN TEŞEKKÜR BELGE VE OBJELERİ

    a)      5.000,-TL’na kadar yapılan aynı veya nakdi bağışlara  ………… Teşekkür Mektubu

    b)      25.000,-TL’na kadar yapılan ayni ve ya nakdi bağışlara……….  Şilt – Onur Üyesi

    c)       50.000,-TL’na kadar yapılan ayni veya nakdi bağışlara ……… Bronz Plaket -Onur Üyesi

    d)      100.000,-TL’na kadar yapılan ayni veya nakdi bağışlara……..  Gümüş Plaket-Onur Üyesi

    e)      100.000,-TL’nın üzerindeki ayni veya nakdi bağışlara………..   Altın Plaket-Onur Üyesi

    1’den fazla bağış yapanların bağışları toplamının ulaştığı bağış grubuna  ait objeler takdim edilmektedir.