fbpx
    Mükellefin Bilinen En Son Adresinde Bulunamaması

    Tahsil Zamanaşımını Kesen Nedenler

    Tahsil Zamanaşımını Kesen Nedenler ,  tahsil zamanaşımının kesilmesi, kesilme anma kadar işlemiş bulunan sü-
    renin bütün sonuçlarım ortadan kaldırır. Kesilenenin rastladığı takvim yılını izleyen takvim yılı başından başlayarak, beş yıllık zamanaşımı yeniden başlar.

    Tahsil zamanaşımının kesilmesi nedenleri, A.A.T.U.H.K’nun 103. maddesinde sayılmıştır. Bu hükme göre, tahsil zamanaşımının kesilmesi nedenleri şunlardır:

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Tahsil Zamanaşımının Şartları

    Tahsil Zamanaşımının Şartları , bir vergi alacağının tahsil zamanaşımına uğraması için belli bazı şartların
    yerine gelmiş olması gerekir. Bu nedenle tahsil zamanaşımı aşamasına geçmeden önce verginin tarh zamanaşımı süresi içinde tarh ve tebliğ edilmesi ve buna binaen de tahakkuk etmesi gerekir. Eğer vergi alacağı henüz tahakkuk
    etmemişse zaten tahsil aşaması ve zamanaşımından bahsetmenin gereği yoktur. Buna binaen öncelikle vergiyi doğuran olayla ortaya çıkan vergi borcunun, beş yıllık tarh zamanaşımı süresi içinde tarh edilip yükümlüye tebliğ
    edilmesi gerekir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergide Tahsil Zamanaşımı Yönünden Bir Yargı Kararının Analizi

    Genellikle zamanaşımı uygulaması vergi, vergi cezaları ve diğer amme alacaklarında çok ortaya çıkan bir konu değildir. Hemen hemen yıl sonlarına doğru bütün vergi daireleri amme alacağının zamanaşımına uğramaması için gazetelere ilanlar vermekte veya vergi dairelerinin ilan koymaya mahsus ilan tahtalarına askıya çıkarmaktadırlar. Kimi zaman da mükellefin borcuna açıktan para yatırılarak tahsilat yapılmış havası yaratılmaktadır. [1]

    6183 sayılı AATUHK’nun 102. maddesinde amme alacağının vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılın başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmeyen alacaklarının zamanaşımına uğrayacağından bahis edilmektedir. Keza, aynı yasanın 103. maddesinde ise ödeme, haciz tatbiki, cebren tahsil ve takip işlemleri neticesinde yapılan her çeşit tahsilatlar, ödeme emri tebliği, mal beyanı, mal edinme ve mal artışlarının bildirilmesi, sayılan işlemlerden herhangi birinin şahsi kefile veya yabancı kişi ve kurumların mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, ihtilaflı kamu alacaklarında yargı organlarından bozma kararlarının gelmesi, amme alacağının güvenceye bağlanması, yargı organları tarafından yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş olması, iki kamu idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı kamu idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazılı olarak başvurulması, amme alacağının özel yasalara göre ödemek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması halinde “zamanaşımının kesileceği” ve kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden yılın başından itibaren yeniden çalışmaya başlayacağı hüküm altına alınmıştır.

    Yaşanmış bir olayda, 1995 yılının 6. ayına ilişkin ödeme emrinin vadesinin 1995 yılının 7. ayı olması nedeniyle, tahsil zamanaşımının dolduğu yıl 2000 yılı olup, bu zamana kadar şirket adına ödem emrinin hukuksal olarak geçerli bir ilanla tebliğ edilmemiş olması karşısında düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlılık görülmemiştir. [2]

    Tahsil zamanaşımı, vergiler ve bütün kamu alacakları için geçerli olmak üzere, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda düzenlenmektedir. Bu kanunun 102. maddesine göre, kamu alacağı, vadesini izleyen yılın başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğramaktadır. Tahsil zamanaşımı   süresi dolduktan sonra alacaklı kamu idaresinin söz konusu kamu alacağını tahsil etme yetkisi ortadan kalkmaktadır. Ancak, yükümlünün rızası ile yapacağı ödemeler kabul edilmektedir. [3]

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Tahakkuk Zamanaşımı ve Tahsil Zamanaşımı

    I.GİRİŞ

    Vergi hukukunda zamanaşımı; süre geçmesi suretiyle vergi alacağının ortadan kalkmasını ifade eder.

    Vergi hukukunda tahakkuk (tarh) zamanaşımı ve tahsil zamanaşımı olmak üzere 2 çeşit zamanaşımı söz konusudur. Bunlardan tahakkuk (tarh) zamanaşımı 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda; tahsil zamanaşımı ise, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da düzenlenmiştir.

    Zamanaşımı, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade eder. Tahsil daireleri amme alacağının tahsilinde zamanaşımını re’sen (kendiliğinden) dikkate almak zorundadırlar. Çünkü zamanaşımına ilişkin hüküm kamu düzenindendir. Ancak 6183 sayılı Kanun kapsamına girmeyen akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğan alacaklar hakkında bu hüküm uygulanamayacaktır.

    Zamanaşımı, vergi alacağını ortadan kaldıran nedenlerden birisidir.

    Vergi hukukunda zamanaşımı, özel hukuktaki hak düşürücü sürelere benzetilebilir.

    Vergi hukukunda zamanaşımı kurumunun kabul edilmesinin nedeni, Genel Hukukta olduğu gibi kamu yararı düşüncesine dayanmaktadır. Devletin vergiden doğan alacağını uzun bir süre sonra istemesi hem vergi idaresi hem de mükellef yönünden sorunlar yaratmaktadır. İdare kanıt yönünden güçlüklerle karşılaşabileceği gibi takip ve tahsil yönünden de uzun süre belirsizlik içinde kalmaları ve bazı defter ve belgeleri saklama durumunda olmaları önemli olumsuzluklara yol açabilecektir. Zamanaşımı bu olumsuzlukları büyük ölçüde önleyebilir.

    Zamanaşımının bu olumlu yönü yanında olumsuz bazı yönleri de vardır. Borcunu düzenli ödemeyen mükellefler yönünden adalet ve eşitlik ilkelerini zedeleyebileceği gibi vergi yükümlülerini kaçakçılığa da yöneltebilir. Bu olumsuzluklara karşın olumlu yönleri ağır bastığı için zamanaşımı vergi sistemine girmiştir.

    TAHAKKUK (TARH) ZAMANAŞIMI:

    Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından itibaren başlayarak 5 yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler tahakkuk zamanaşımına uğrar.(md.114)

    Örneğin 2003 yılında elde edilen bir gelirin vergisinin zamanaşımına uğraması için, 2004 takvim yılının 1 Ocak tarihinden 2008 yılının 31 Aralık tarihine kadar tarh ve mükellefe tebliğ edilmemiş olması gerekir.

    KDV’de zamanaşımı, vergi alacağı mal teslimi veya hizmetin yapılmasıyla doğduğu için bu yılı izleyen yılın başından itibaren başlayacaktır.

    Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    6183 Sayılı Kanun’ un Uygulamalarına Karşı Dava Açma Hakkı Doğuran Durumlar

    6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a istinaden idarenin yaptığı ödeme emri tebliği,
    ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemleri, haciz işlemleri, teminat isteme yazısı ve tecil talebinin reddine
    karşı mükellefler vergi davası açma hakkına sahiptirler.

    Ödeme Emri Tebliği

    Tarh ve tahakkuku gerçekleşen ve ödeme süreleri içinde ödenmeyen kamu alacakları için vergi daireleri
    borçlulara 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal beyanında bulunmaları için ödeme emri tebliğ ettirir. Bu ödeme emri tebliğine karşı borçlular; borcun bulunmadığı, kısmen ödenmiş olduğu ya da zaman aşımına
    uğramış olduğu gerekçelerinden birisi ile dava açabilirler. Borçlu, ödeme emrine karşı açtığı davayı kazanırsa ilgili borç ve ceza “ yargı kararı ile terkin” edilmiş olur. Davayı kaybederse, ilgili vergi borcu aslı, bu borca ilişkin cezaları ve gecikme faizleriyle birlikte tahsil olunmakla kalmaz, ayrıca %10’dan düşük olmamak üzere “Haksız Çıkma Tazminatı” tatbik edilir.

    İhtiyati Tahakkuk ve İhtiyati Haciz İşlemleri

    İhtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemleri AATUHK’ un 13 ve 17. maddelerinde amme alacaklarının
    güvence altına alınması amacıyla düzenlenmiş bulunan işlemlerdir. İhtiyati tahakkuka, kanunda sayılan nedenlerin mevcut olması durumunda vergi dairesi müdürünün yazılı talebi üzerine defterdar/vergi dairesi başkanı yetkili olup, ihtiyati tahakkuk sadece vergiden kaynaklanan kamu alacakları için uygulanabilmektedir. İhtiyati haciz ise kanunda sayılan nedenlerin mevcut olması durumunda alacaklı kamu idaresinin mahalli en büyük memurluğunca tasdik edilen haciz varakalarına istinaden yapılmaktadır. Haklarında ihtiyati tahakkuk üzerine ihtiyati haciz uygulananlar tahakkuk sebeplerine ve miktarına karşı dava açabilirler. Ancak ihtiyati haciz uygulanmadan ihtiyati tahakkuk işlemine karşı dava açılamaz.

    Haciz İşlemleri

    6183 sayılı Kanun’ un 62. maddesi gereğince; ödeme emrinin tebliği üzerine borcunu ödemeyen borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Tahsil Zamanaşımını Durduran ve Kesen Haller Nelerdir?

    Zamanaşımının durması (tatili, işlememesi); kanunda sayılan sebeplerden birinin varlığı halinde, zamanaşımı süresinin işlemeye başlamaması ve başlamışsa bu sebep ortadan kalkıncaya kadar durarak devam etmemesi demektir. Zamanaşımını durduran sebebin ortadan kalkmasından itibaren süre durmuş olduğu (kaldığı) yerden itibaren tekrar işlemeye devam eder. Zamanaşımının kesilmesi (kat’ı) ise; kanunda sayılan sebeplerden birinin gerçekleşmesi halinde, zamanaşımı süresinin o ana kadar işlemiş (geçmiş) olan kısmının ortadan kalkması ve sürenin baştan/sıfırdan itibaren yeniden işlemeye başlaması demektir.

    Zamanaşımının durması ile kesilmesi arasında sadece sebepleri bakımından değil, hükümleri bakımından da fark vardır. Zamanaşımın durmasında o ana kadar işlemiş olan süre saklı kalırken; zamanaşımın kesilmesinde işlemiş olan süre tamamen yok olmakta ve süre baştan itibaren yeniden işlemeye başlamaktadır. Görüldüğü üzere, zamanaşımının kesilmesi, zamanaşımının durmasından farklı olarak, kesilme anına kadar işlemiş bulunan sürenin bütün sonuçlarını ortadan kaldırmaktadır.Diğer ifade bir ile zamanaşımın durması halinde, durma tarihine kadar geçen süreler hesaba katılırken; kesilmesinde ise, geçmiş olan sürelerin silinmesi ve zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başlaması zamanaşımının durması ile kesilmesi arasındaki en önemli farkı oluşturmaktadır.

    Tahsil zamanaşımını durduran ve kesen haller 6183 sayılı Kanun’un 103 ve 104. maddelerinde düzenlenmiştir. Öte yandan zamanaşımını durduran ve kesen haller, Kanun metinde tadadi olarak sayıldığından zamanaşımı ancak bu nedenlerin varlığı halinde duracak veya kesilecektir.

    1- TAHSİL ZAMANAŞIMINI DURDURAN NEDENLER

    Tahsil zamanaşımını durduran haller mezkur Kanun’un 104. maddesinde üç grupta toplanmıştır ve söz konusu durumların devamı süresince zamanaşımı işlemez. Bunlar;

    – Borçlunun yabancı memlekette bulunması,

    – Borçlunun hileli iflas etmesi,

    – Borçlunun terekesinin tasfiyesi dolayısıyla hakkında takibat yapılmasına imkan bulunmamasıdır. Yukarıdaki nedenlerin ortadan kalkmasıyla birlikte, önceden başlamış olan zamanaşımı, kaldığı yerden işlemeye devam eder.

    2- TAHSİL ZAMANAŞIMINI KESEN NEDENLER

    Tahsil zamanaşımını kesen nedenlere, 6183 sayılı Kanun’un 103. maddesinde 11 bent halinde yer verilmiştir. Tahsil zamanaşımını kesen nedenler sırasıyla şöyledir:

    – Ödeme,

    – Haciz tatbiki,

    – Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat,

    – Ödeme emri tebliği,

    – Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,

    – Yukarıdaki 5 sırada gösterilen muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması,

    – İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,

    – Amme alacağının teminata bağlanması,

    – Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,

    – İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi.

    – (5035 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle eklenen bent) (31.12.2003 tarihinden geçerli olmak üzere) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.

    Yukarıda belirtildiği gibi, tahsil zamanaşımını kesen nedenlerden birinin varlığı halinde zaman aşımı, kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından başlayarak yeniden/sıfırdan işlemeye başlar. Önceden

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi Haczinde Zamanaşımı

    183 sayılı kanunun  102. Maddesinde kamu  alacağının  vadesinin  rastladığı  takvim yılını izleyen  takvim yılı  başından  itibaren   5 yıl  içerisinde  tahsil edilemeyen  miktarlar zamanaşımına uğrayacağı  hüküm  altına alınmıştır.  Zamanaşımı,  mükellef  ve idare açısından  hüküm ifade eden  ve  resen  dikkate alınması  gereken  önemli  bir olgudur.   Mahkemeler veya  uygulayıcı  vergi idaresi, tahsil  zaman aşımını mutlak surette önemsemek durumundadır.  Zamanaşımını  uygulamayan kamu görevlisi  suç  işlemiş sayılır.

    Zamanaşımından  sonra mükellefin bilinçli bir şekilde ve gönüllü olarak  zamanaşımına uğramış bir borç için  ödeme yapması halinde  bu  alacak idare tarafından  kabul edilir.  Bazı  hallerde kamu  görevlileri  zamanaşımını  kesmeye yönelik olarak   kendi  cebinden  amme borçlusunun bilgisi  dışında ödeme yapabilir.  Ancak bu durum  yargı tarafından   kesinlikle kabul edilmemektedir.   Hatta bu  işlemi  yapan  kamu  görevlisinin   görevini kötüye

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.