fbpx
    Ödeme Emrine Karşı Dava Açma Süresi ve Elektronik Tebligat

    Ödeme Emrine Karşı Dava Açma Süresi ve Elektronik Tebligat

    Ödeme Emrine Karşı Dava Açma Süresi ve Elektronik Tebligat,vergi daireleri tarafından e-tebligat yöntemine göre tebliğ edilen yeni tip ödeme emirlerinde itiraz etme süresi veya dava ama süresi normal koşullarda 15 gündür. Ancak, e-tebligat sistemi kapsamında ödeme emirlerin karşı dava açma süresi uzamaktadır. E-tebligatta, tebliğ edilen ödeme emri tebliği izleyen 5 günden sonra tebliğ edilmiş sayılmaktadır. Örneğin;  kendisine elektronik ortamda tebliğ edilen ödeme emri açısından ilk 5 günden sonra tebliğ edilmiş sayılarak buna göre 15 gün vade tayin edilmektedir.

    E-tebligat sistemine göre kendisine 26.05.2017 tarihinde tebliğ kutusuna düşen bir tebligat 31.05.2017 tarihinden itibaren +15 günlük süre başlayacaktır. Bu durumda söz konusu ödeme emirleri için en geç 15.06.2017 tarihine kadar dava açma hakkı kullanılmış olacaktır.

    Vergi dairesiyle elektronik tebligat talep bildirimi sözleşmesi yapan mükelleflere e-tebligat ile ilgili kendilerine şifre ve parola verilmektedir. Söz konusu uygulama 213 sayılı VUK Genel Tebliği 467 kapsamında uygulana gelmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi Borcundan Dolayı Haczedilemeyecek Menkul ve Gayrimenkuller Nedir?

    Vergi Borcundan Dolayı Haczedilemeyecek Menkul ve Gayrimenkuller

    6183 sayılı yasanın 70. maddesinde haczedilemeyecek mallar 13 madde halinde sıralanmıştır.

    71.madde hükmünde ise kısmen haczedilemeyen gelirler belirtilmiştir.

    73 ve 74 madde hükümlerinde ise haczin sonuçları ve paraya çevirme konularına yer verilmiştir.

    Uygulamada vergi borcu nedeni ile emekli maaşları, amme borçlusunun haline münasip bir tek sosyal konutu haczedilmemektedir.

    Bunun dışında 6183 sayılı yasanın 70. maddesinde haczedilmeyecek mallar tek tek sıralanmıştır.

     

    Buna göre;

    Madde 70 –  Açıklayacağımız mallar haczedilemez:

    1- (Değişik: 4/5/1994 – 3986/16 md.) 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları, iştirakleri ve mahalli idarelerin malları hariç olmak üzere devlet malları ile hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar.

    2- Borçlunun şahsı ve mesleği için gerekli elbise ve eşyası ile,borçlu ve ailesine gerekli olan yatak takımları ve ibadete mahsus kitap ve eşyası,

    3- Vazgeçilmesi kabil olmayan mutfak takımı ve pek lüzumlu ev eşyası,

    4- Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve taşıtları ve diğer teferruat ve tarım aletleri; çiftçi değilse sanat ve mesleği için gerekli olan alet ve edevatı ve kitapları;

    arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük taşıt sahiplerinin ancak geçimlerini sağlayan taşıt vasıtaları,

    5- Borçlu veya ailesinin geçimleri için gerekli ise, borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları,

    6- Borçlu ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ile;

     

    1. a) Borçlu çiftçi ise ayrıca gelecek mahsul için gerekli olan tohumluğu,

     

    1. b) Borçlu bağ, bahçe veya meyve ve sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimleri

     

    için zaruri olan bağ, bahçe ve bu işler için gerekli bulunan alet ve edevatı, malzemesi ve fide ve tohumluğu,

     

    1. c) Geçimi hayvan yetiştirmeye münhasır olan borçlunun kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan miktarda hayvan ile bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları,

     

    7- Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malül olanlara bağlanan emekli aylıkları ile, bu kabil kimselerin dul ve yetimlerine bağlanan aylıklar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış ikramiyeleri, 

    8- Bir yardım sandığı veya derneği tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan aylıklar,

    9- Vücut ve sağlık üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak zarar görenin kendisi veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi gereken paralar,

    10- Askerlik malüllerine, şehit yetimlerine verilen harp malüllüğü zammı ile , 1485 sayılı kanun gereğince verilen tekel beyiyeleri,

    11- Borçlunun haline münasip evi “ancak evin değeri fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılabilir”, 2497

    12- (Değişik: 26/11/1980 – 2347/8 md.) Harcırah Kanununa göre yapılan ödemeler, 

    13- (Ek: 26/11/1980-2347/8 md.) 2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanan aylıklar.

    SORU VE SORUNLARINIZ İÇİN HEMEN ARAYIN!

    0262 606 05 41

     

    E-Hacizden Kurtulma Yolu Nedir

    E-Hacizden Kurtulma Yolu Nedir?

    E-Hacizden Kurtulma Yolu Nedir?

    Kesinleşen ve ödenebilir safhaya gelen bir kamu borcu hakkında ödeme emri tebliğ edilmeden bu konuda mükellefin banka hesaplarına elektronik haciz uygulanamaz.

    Kendisine ödeme emri tebliğ edilen amme borçlusu bu borcuna karşılık   gün içinde ödeme yapabilir.

    Hata veya yanılma var ise düzeltilmesini talep edebilir.

    Bu durumda yine mükellef yürütmeyi durdurma kararı aldırarak e-haczi kaldırabilir.

    Taksitlendirme yaptırabilir yalnız taksitlendirmede gayrimenkul ve araçlarınızda ki hacizler kalkmaz ancak banka hesabındakiler kalkar.

    Ödeme emrinin tebliği üzerine amme borçlusu bu  ödeme emrine karşı  vergi  davası açabilir.

    (6183 sayılı yasa md.58) Dava açma süresi cevabın size tebliğinden itibaren 30 gündür.

    E-Haciz Nedir?


    Elektronik haciz uygulaması, 6183 sayılı yasanın 62. maddesine eklenen hüküm gereğince ve yine aynı yasanın 79. maddesi hükmü gereğince borçlu mükelleflerle ilgili bunların banka hesaplarına uygulanan bir haciz yöntemidir.

     

    Vergi Hacizleri ve Neticeleri

    Vergi Hacizleri ve Neticeleri

    Vergi Hacizleri ve Neticeleri ,Amme borçlusu, alacaklı, vergi idaresinin izni olmadan hacizli mallarla ilgili olarak tasarrufta bulunamaz.[1]

    Üçüncü şahıslar, malın idare tarafından haciz edilmiş olduğunu bilerek, kötü niyetle o mal üzerinde hak iddia ettiklerinde, bu durum, idarenin haklarını ihlal ettiği nispette hükümsüz olup, mahkemece butlanına hükmolunur.[2] Haczolunan mallar satılarak paraya dönüştürülür. Menkul malların haciz ve satışı 6183 sayılı yasanın 77 ila 87’inci maddelerinde; gayrimenkul malların haczi ve satışı da aynı Kanunun 88 ila 99’uncu maddelerinde düzenlenmiştir.

    Haczin, bir diğer uygulaması da e-haciz yöntemidir. Buna göre Maliye Bakanlığı kendisine, Vergi Dairelerinden yollanan listeler kapsamında mükelleflerin bilgisi dışında banka, PTT ve diğer bankalar gibi finans kuruluşları nezdinde mevduatlarına e-haciz tatbik etmektedir. Burada, emekli maaşları için e-haciz uygulanmaz. Bu sistem sayesinde, bankalar bloke ettikleri paraları, mükellefin borçlu olduğu ilgili vergi dairesine transfer etmektedirler. [3] Maliye Bakanlığı tarafından Türkiye Bankalar Birliğine yollanan 02.11.2007 gün ve 97674 sayılı telefaks yazıda, e-hacizin tatbik edildiği sırada mevcut para bloke edilmektedir. Daha sonra, ertesi gün e-haciz kaldırılarak hesap aktive edilerek normal bir şekil almaktadır. Dolayısı ile, e-haciz sadece (1) gün geçerlilik arz edecektir.

    Öte yandan, 6183 sayılı Kanunun 75 ve 76’ncı Maddelerinde aciz hali ve aczin sonuçları ve aciz vesikası düzenlenmiştir. Buna göre, yapılan takip sonunda, borçlunun haczi caiz malı olmadığı ve bulunan malların satış bedeli borcunu karşılamadığı takdirde borçlu aciz halinde sayılmaktadır. Borçlunun aciz hali, yapılan takip aşamalarıyla bakiye borç tutarı bir ‘aciz fişinde’ gösterilerek tespit olunur. Aciz halindeki borçlu hakkında teminat ve faiz aranmadan 6183 sayılı Kanunun 48’inci madde hükmü tatbik olunabilir.

    Aciz hali tespit edilmiş borçlunun borçları talebi üzerine faiz ve teminat aranmaksızın ertelenebilir. Mükellefin mal edindiğinin tespiti halinde aciz hali ortadan kalkar ve takibat işlemlerine devam edilir. Alacaklı tahsil dairesi aciz halindeki borçlunun mali durumunu zamanaşımı süresi içinde devamlı olarak takip eder. Borçlunun mal edindiğinin saptanması halinde haciz varakalarına istinaden gerekli haciz yapılır. Haczedilen malların değerinin takipli alacağı karşıladığının tespiti halinde aciz hali kaldırılır.

    Amme alacaklarının tahsili için İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde amme borçlusunun iflası istenebilir (AATUHK Md. 100 ve 54/3) Ancak, bunun için borçlunun iflasa tabi gerçek veya tüzel kişilerden olması gerekir. İflas istemi, borçlunun iş merkezinin bulunduğu yerdeki iflas idaresinden yapılabilir. [4] Amme borcunun 6111 sayılı yasa kapsamında tecil ve taksitlendirilmiş olması ve ödemelerinin de düzenli sürdürülmesi halinde, amme borçlusu hakkında açılan hükümsüz tasarruf ile ilgili iptal davalarının son bulması gerekecektir.[5]

    Borçlunun alacakları ile anlaşmasını ifade eden konkordatodan iflasa tabi olsun ya da olmasın amme borçlularında İcra İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde yararlanabilirler. Ancak, vergi alacaklarında konkordato hükümlerine uyulma mecburiyeti bulunmamaktadır. 6183 sayılı Kanunun 101’inci maddesi “Amme idaresi tarafından iflas talebinde bulunulsa dahi tasdik edilen konkordato amme alacakları için mecburi değildir” hükmüne amirdir.

    VERGİ BORCU ÖDENMEDEN HACZİN KALDIRILMASI

    Prensip olarak amme borçlusu mükellefin borcu ödenmeden önceden konulmuş hacizler kaldırılmaz. Haczin kaldırılabilmesi için borcun mutlak surette ödenmesi zorunludur. Önceden konulan haczin kaldırılabilmesinde aşağıdaki kurallar uygulanır;[6]

    a-Menkul ve gayrimenkullerin üzerine konulan haczin kaldırılabilmesi için borcun tümüyle ödenmesi gerekir.

    b-Bölünebilir menkul ve gayrimenkul hacizlerinde yapılan ödemenin toplam borca nispeti dahilinde kısım kısım hacizler çözülebilir. Örneğin; 10 adet araç üzerine konulan hacizde toplam borcun 100.000,00 TL olduğunu kabul edelim, amme borçlusu 20.000,00 TL ödemesi halinde alacaklı amme idaresi toplam araçtan 2 adet aracın haczini kaldırabilir.

    c-Amme borcunun 6183 sayılı kanunun 48. Maddesine göre yapılandırılması halinde tecil ve taksitlendirilen borç tümüyle ödenmediği sürece hacizler kaldırılamaz.

    d-Amme borcunun tecil ve taksitlendirme yoluyla ödeme planına bağlanmış olması, hacizlerin kaldırılmasını sağlamaz.

    e-Yakalamalı trafik araç hacizlerinde kısmen ödeme yapılabilir. Bu durumda alacaklı amme idaresi yakalama şerhini haciz baki kalarak kaldırma yetkisine sahiptir.

    f- Alacaklı amme idaresine borcunu tümüyle ödeyen vergi mükellefinin haczi kaldırılır. Kaldırma sırasında bu mükellefin Türkiye çapında başka vergi dairelerine borcunun olup olmadığını araştırır. Araştırma neticesinde başka vergi dairelerine borç varsa bunlarında ödenmesi sağlanır. Aksi takdirde haciz kaldırılmayabilir. Özetle, (A) vergi dairesine borcunu ödeyen mükellefin haczin kaldırılması sırasında yapılan araştırma sonucunda ( B) vergi dairesine de borcu bulunduğu tespit edilirse, bu borcun da, (B) vergi dairesine ödenmesi sağlanır. Aksi takdirde haciz çözülmez.

    g-Amme borçlusu bir mükellefin bankadaki mevduatına önceden haciz konulmuş ise; mükellef, borcunu 6183 sayılı yasanın 48. Maddesine göre yapılandırması halinde mevduat üzerindeki haciz kaldırılmaz. Mevduatın serbest bırakılabilmesi için yapılandırılan toplam borcun %10’ lık kısmının ödenmesi gerekir.

    Continue Reading

    Bazı Hallerde Haczin Kaldırılması

    Bazı Hallerde Haczin Kaldırılması

    Bazı Hallerde Haczin Kaldırılması ,  21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2’nci maddesiyle 6183 sayılı Kanuna “Bazı hallerde haczin kaldırılması” başlıklı 74/A maddesi eklenmiş ve madde 1/4/2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.

    Madde ile Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince amme alacağına karşılık haczedilmiş olan mallar üzerindeki haczin, maddede sayılan şartların sağlanması halinde, kaldırılmasına imkân sağlanmaktadır.

    Anılan maddeye göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairesince mahcuz mal üzerindeki haczin kaldırılması için;

    a) İlk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine borçlunun (malın üçüncü şahsa ait olması halinde borçlu veya üçüncü şahsın) yazılı olarak müracaatta bulunması,

    b) Mahcuz malın 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde sayılan menkul ve gayrimenkul mallardan olması,

    c) Mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlasının, ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi,

    ç) Mahcuz mala ilişkin takip masraflarının ayrıca ödenmesi,

    d) Hacze karşı dava açılmaması veya açılmış davalardan vazgeçilmesi,

    gerekmektedir.

    Örnek 1- Borçlunun Ankara Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Ostim ve Yeğenbey ile İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairelerine olan borçlarından dolayı sahip olduğu gayrimenkul üç vergi dairesince de haczedilmiştir. İlk haciz Ostim Vergi Dairesince tatbik edilmiştir. Buna göre, madde hükmünden yararlanmak isteyen borçlunun Ostim Vergi Dairesine başvuruda bulunması gerekmektedir.

    2. Haczedilen Malın Değer Tespiti

    6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinde haczedilen malın değer tespitinin 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir.

    Buna göre, haczedilen mala karşılık ödenecek tutarın tahsil dairesince belirlenebilmesi için öncelikle 6183 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre değer tespitinin yapılması gerekmektedir. Ancak, 74/A maddesine istinaden haczi kaldırılacak menkul mallar için yapılacak değer tespiti sırasında tahsil dairesince her halükarda bilirkişiye değer biçtirilecektir.

    3. Mala Biçilen Değerin %10 Fazlasının Ödenmesi

    Madde kapsamında haczin kaldırılabilmesi için mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlasının ve hacizli mala ilişkin yapılan takip masraflarının ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi gerekmektedir.

    Ayrıca, mahcuz mal üzerinde haczi bulunan diğer tahsil dairelerinin yapmış olduğu takip masraflarının da tahsil edilmesi gerektiğinden, ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesince ilgili dairelerden gerekli bilgi temin edilecektir.

    6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde “2. Mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlasının, ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi (Şu kadar ki, madde kapsamında ödenecek tutar, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine olan ödeme zamanı gelmiş, tecil edilmiş veya muacceliyet kesbetmiş borçların toplamından fazla olamaz.).” hükmü yer almaktadır.

    Bu hüküm çerçevesinde, 74/A maddesi kapsamında yapılacak tahsilat, amme borçlusunun Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine olan;

    – ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş,

    – tecil edilmiş (6183 sayılı Kanun veya özel kanunlar kapsamında tecil edilmiş),

    – muaccel hale gelmiş,

    borçlarının toplamından fazla olamaz.

    Bu çerçevede, ilk haczi tatbik eden tahsil dairesinin borçlunun bağlı olduğu tüm tahsil dairelerinden madde kapsamındaki borçlara ve takip masraflarına ilişkin bilgileri temin etmesi ve borçludan tahsil edilmesi gereken tutarı buna göre belirlemesi gerekmektedir. Dolayısıyla, mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlası borçlu tarafından ödenmesi gereken azami tutarı (takip masrafları hariç) ifade ettiğinden, amme alacağı toplamının bu tutardan az olması halinde borçludan amme alacağı ile varsa takip masrafı kadar ödemede bulunması talep edilecektir.

    6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi kapsamında tahsil dairesine gerekli ödeme yapıldıktan sonra, mal üzerindeki hacizler kaldırılacaktır. Mahcuz mala birden fazla tahsil dairesince haciz tatbik edilmiş olması durumunda, ilk haczi tatbik eden tahsil dairesinin bildirimi üzerine diğer dairelerce de hacizler kaldırılacaktır.

    Örnek 2- Örnek 1’deki borçlunun Ostim Vergi Dairesine 150.000,- lira, Yeğenbey Vergi Dairesine 30.000,- lira, Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine 15.000,- lira vadesi geçmiş borcu bulunmaktadır. Hacizli gayrimenkule 6183 sayılı Kanunun 91 inci maddesine göre takdir edilen değer 160.000,- liradır. Mahcuz mala ilişkin yapılan takip masrafı 2.000,- liradır. Borçlunun madde kapsamında 160.000,- lira ve %10 fazlası olan 16.000,- lira ile 2.000,- lira takip masrafı toplamı 178.000,- lirayı Ostim Vergi Dairesine ödemesini müteakip Ostim Vergi Dairesi ve bu dairenin bildirimi üzerine diğer vergi daireleri hacizleri kaldıracaktır. Ancak, borçlunun diğer malları üzerindeki vergi dairesi hacizlerinin amme alacakları tamamen tahsil edilmedikçe kalkmayacağı tabiidir.

    4. Mal Üzerinde Başka Takdiyatların Bulunması

    6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi ile yapılan düzenleme, rızaen ödeme esasına dayalı olarak mahcuz mal üzerindeki Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince tatbik edilen hacizlerin kaldırılmasına imkân verdiğinden, mahcuz mal üzerinde Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri tarafından tatbik edilen hacizler dışında başkaca takyidat bulunması, borçlunun madde hükmünden yararlanmasına engel teşkil etmemektedir.

    Buna göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri tarafından tatbik edilen hacizler madde kapsamında yapılacak tahsilatı müteakip kaldırılacak ancak, bulunması halinde diğer takyidatlar hakkında bu maddenin bir etkisi olmayacaktır. Dolayısıyla, madde kapsamında yapılan tahsilatların yine maddede düzenlenen alacaklar dışında herhangi bir kişi veya kurum alacağına mahsubu söz konusu değildir.

    5. Garameten Taksim

    6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinin beşinci fıkrasında “Tahsil edilen paralar, söz konusu malın aynından doğan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı fer’i alacaklar ile vergi cezalarına, mahcuz mala haciz tatbik etmiş dairelerin sırasıyla; takip konusu olan, muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına, haciz sırasına göre mahsup edildikten sonra haciz tatbik etmemiş dairelerin bu fıkrada belirtilen alacaklarına garameten taksim edilir.” hükmüne yer verilmiştir.

    Garameten taksim, herkese eşit olarak, taksim ederek, paylaştırarak, hakkına göre taksim etmek anlamlarına gelmektedir.

    Fıkra hükmüne göre, hacizli menkul veya gayrimenkul mala karşılık tahsil edilen tutardan takip masrafları düşüldükten sonra kalan tutardan varsa haczi kaldırılan mala ilişkin motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı fer’i alacaklar ile vergi cezalarına pay ayrılacaktır.

    Kalan tutar haciz tatbik etmiş daireler arasında haciz sırasına göre dağıtılacaktır. İlk haczi tatbik eden dairenin sırasıyla; takip konusu olan, muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına pay ayrıldıktan sonra kalan tutardan aynı usullere göre haciz tatbik etmiş diğer dairelerin alacaklarına pay ayrılacaktır.

    Bu şekilde pay ayrıldıktan sonra kalan tutar, haciz tatbik etmemiş tahsil dairelerinin muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına garamaten taksim edilecektir.

    Söz konusu dağıtım işlemleri mal üzerine Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri arasında ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesince yapılacaktır.

    Örnek 3- Örnek 1’deki borçlu tarafından Ostim Vergi Dairesine ödenen 178.000,- liralık tutardan sırasıyla;

    – Takip masraflarına karşılık 2.000,- lira,

    – Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri arasında ilk sırada haciz tatbik eden Ostim Vergi Dairesinin alacağına karşılık 150.000,- lira,

    – İkinci sırada motorlu taşıtlar vergisi için haciz tatbik eden Yeğenbey Vergi Dairesinin 30.000,- lira alacağına karşılık 26.000,- lira,

    mahsup edilecektir.

    Yeğenbey Vergi Dairesinin alacağının tamamına karşılık tahsilat yapılmamış, Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine de herhangi bir pay ayrılmamış olmasına rağmen bu vergi dairelerince de hacizler kaldırılacaktır. Ancak, bu alacakların anılan vergi dairelerince takip ve tahsiline devam edileceği tabiidir.

    Diğer taraftan, örnek olaydaki mahcuz malın taşıt olması durumunda, Yeğenbey Vergi Dairesince ilk sırada haciz tatbik edilmemesine rağmen, borçludan tahsil edilen tutardan takip masraflarına pay ayrıldıktan sonra malın aynından doğan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı fer’i alacaklar ile vergi cezalarına pay ayrılacaktır. Maddede yer alan öncelik hükmü malın aynından doğan alacağı olan vergi dairelerince haciz tatbik edilmemiş olması halinde de uygulanacaktır.

    6. Hacze İlişkin Açılan Davalar

    6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi hükmünden yararlanılabilmesi için hacze ilişkin olarak dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması, başvurulmuşsa vazgeçilmesi şart olduğundan, amme borçlusunun veya malı teminat olarak gösteren üçüncü şahsın, açmış oldukları davalardan ve/veya kanun yollarından feragat ettiklerine ilişkin dilekçeyi ilgili mahkemesine vermeleri ve feragatlerine ilişkin belgeyi ilk sırada haczi tatbik eden tahsil dairesine ibraz etmeleri gerekmektedir.

    İlk sırada haciz tatbik etmiş olan tahsil dairesince; feragate konu olacak davaların tespiti için mahcuz mala haciz tatbik etmiş olan diğer tahsil dairelerinden haciz işlemlerine karşı dava açılıp açılmadığı araştırılacak, açılmış davalardan feragate ilişkin belgeler temin edildikten sonra belgelerin örneği ilgili tahsil dairelerine gönderilecektir. Hacze ilişkin açılmış davalardan vazgeçilmemesi halinde madde hükmünden yararlanılamayacaktır.

    Ayrıca, 74/A maddesinde, maddeden yararlanmak üzere başvuruda bulunarak hacze karşı açtığı davalardan vazgeçen borçlunun, haczi kaldırılan mal ile ilgili açtığı davaların mahkemelerce incelenmeyeceği ve herhangi bir sebeple incelenerek karara bağlanması halinde bu kararın hükümsüz sayılacağı hükme bağlanmıştır. Tahsil dairelerince maddenin uygulanması sırasında bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir.

    7. Haczin Kaldırılması ve İhtiyati Haciz

    6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi kapsamında haczin kaldırılması halinde aynı mala, haczin kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay müddetle Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince haciz tatbik edilmeyecektir. Ancak, 6183 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi çerçevesinde ihtiyati haciz tatbiki gerektiren hallerde, bu mala ihtiyati haciz tatbik edilmesi mümkündür.

    Amme borçlusu lehine üçüncü şahıslar tarafından teminat olarak gösterilen mal üzerindeki haczin 74/A maddesi kapsamında kaldırılması halinde, üçüncü şahsın amme borçlarından dolayı bu malına tahsil dairelerince üç aylık süre sınırlaması olmaksızın haciz tatbik edilebilecektir.

    6183 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi kapsamında tatbik edilmiş ihtiyati haciz, Kanunun 74/A maddesine dayanılarak kaldırılmayacaktır. Ancak, ihtiyati haczin Kanunun 16 ncı maddesi kapsamında teminat alınması halinde kaldırılabileceği tabiidir.

    6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması takip işlemlerini durdurmayacaktır.

    KAYNAKÇA

    -6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun

    -7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

    -Tahsilat Genel Tebliği Seri: A Sıra No: 1’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri: A Sıra No: 11)

    20.06.2018

    Kaynak:SMMM Mehmet Duman www.MuhasebeTR.com

    Mükellefin Bankalardaki “0” (Sıfır) Bakiyeli Hesaplara Elektronik Haciz

    Mükellefin Bankalardaki “0” (Sıfır) Bakiyeli Hesaplara Elektronik Haciz

    Mükellefin Bankalardaki “0” (Sıfır) Bakiyeli Hesaplara Elektronik Haciz ,Vergi daireleri tarafından, mükellefin borçlu olduğu gerekçesi ile Türkiye çapında bütün kamu ve özel bankalar nezdinde mevcut hesaplarına e-haciz uygulanmaktadır. Uygulanan e-haciz sürekli ve kalıcı bir e-haciz şeklini almaktadır. Hiçbir vergi haczi sonsuza kadar devam etmez. Haciz edilen menkul veya gayrimenkuller bir şekilde tasfiye olunur. Tasfiye ve satış işlemlerinin yasada kayıtlı belirlenmiş süreleri dahilinde bu işlemler sonuçlandırılır. Sürekli e-haciz mükellefler üzerinde olumsuz etki ve sonuçlar doğurmaktadır. Kalıcı vergi hacizleri işkenceye dönüşerek, mükelleflerin üretim, yatırım ve gelecek ile ilgili ticari kararları üzerinde olumsuz psikolojik etkiler de yaratabilmektedir.

    Bilindiği gibi, amme borçlusu mükelleflerin vergi borçlarını vadesinde ödememeleri halinde banka mevduatlarına e-haciz uygulanmaktadır. Uygulamada birçok vergi dairesi e-haciz işlemlerini hatalı uygulayarak mükellefleri maddi ve manevi yönden mağdur etmektedirler. E-haczin kaldırılması sırasında mükellefler pek çok müşgül durum yaşamaktadırlar. Aşağıda yanlış uygulanan e-haciz uygulamaları özetlenmektedir.

    1) Amme borçlusu mükellefin haczi kabil olmayan bir kısım menkul, mevduat vs hesaplarına e-haciz uygulanmaktadır. E-haciz yapılabilmesi için usulüne uygun ödeme emri tebliği ve ödeme emrinin kesinleşmesi şarttır.

    2) Sıfır bakiyeli hesaplara e-haciz uygulanamaz. Uygulansa dahi hemen aynı gün içinde bu e-haczin iptal edilmesi zorunludur.

    3) Sonsuza kadar e-haciz sürdürülemez. E-haciz sadece ve sadece bir gün geçerlidir. Ertesi gün hesapların aktif hale gelmesi veya getirilmesi zorunludur.

    4) Emekli maaşlarına veya emekli maaş hesaplarına veya emekli maaş gölge hesaplarına e-haciz uygulanamaz. Uygulansa dahi hemen kaldırılmalıdır.

    5) Çiftçilerin veya diğer amme borçlusu kimselerin devlet destekleri hesaplarına e-haciz uygulanamaz.

    6) Şirket borcu nedeniyle, şirket ortağının bireysel mevduat hesabına şirket borcu kaynaklı e-haciz uygulanamaz.

    7) Sonsuza kadar devam eden ve kalıcı bir şekilde mevduat hesaplarına e-haciz yürütülemez. E-haciz konduğu an mevduat müsaitse o kadarlık miktar tahsil edilir. Ve akabinde hemen hesap aktifleştirilir. E-haciz, mevduattaki para kadar kısmı bloke edilir. Ertesi gün haciz kaldırılır. Bloke edilen tutar vergi dairesine havale edilir. Yine aynı gün hesap mükellefçe serbestçe kullanılır. E-haciz kalktıktan sonra hesaba gelen havalelere artık e-haciz uygulanamaz. E-haciz uygulanabilmesi için ikinci bir e-haczin tatbikine gereksinim olacaktır. İkinci bir e-haciz emri gelmeden gelen bütün havaleler mükelleflerce serbestçe kullanılabilir.

    8) Nafakalar hiçbir şekil ve surette haczedilemez.

    9) Emekli maaşları haczedilemez.[1]

    10) Ücret veya maaş hacizlerinde ¼ kuralı uygulanmalıdır. Aksi takdirde e-haciz geçersizdir.

    11) E-haciz tatbikinde 6183 sayılı yasanın 70. Maddesine dikkat edilmelidir. Bu madde hükmünde haczedilmeyecek mallar, menkuller, vs kalemler 13 bent halinde tek tek sayılmıştır.

    12) Mükellefin vergi dairesinden alacağı var ise ve bu alacak hukuken ortaya çıkmış ise bu mükellefler hakkında hiçbir şekilde e-haciz uygulanamaz. Vergi dairesi tarafından bu mükellefler ayrı bir listede takip edilerek e-haciz yollanmayacak mükellefler kategorisine konulmalıdır.

    13) 6183 sayılı 71. Maddesinde kısmen haczedilecek gelirler belirtilmiştir. Buna göre asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin 1/10’undan fazlası haczedilemez.

    14) Bireysel emeklilik birikimleri, katkı payları vs hesaplara hiçbir şekilde haczedilemez. Aynı şekilde agi yardımları, bu konuda asgari ücret ile ilgili devlet tarafından yapılan katkılar, çiftçilere yapılan muhtelif destek ödemeleri, sübvansiyonlar haczedilemez.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Ödeme Emrine Dava Açılması ve Ödenmiş Paranın Maliyeden Geri Alınması

    Ödeme Emrine Dava Açılması ve Ödenmiş Paranın Maliyeden Geri Alınması

    Ödeme Emrine Dava Açılması ve Ödenmiş Paranın Maliyeden Geri Alınması ,ödeme emrine karşı açılan vergi iptal davalarında mahkemelerce yürütmenin durdurulmasına hükmedilmesi halinde ve söz konusu mahkeme kararı uyarınca yürütmesi durdurulmuş olan ödeme emrinin tesis edildiği tarihten sonra bu ödeme emrine bağlı olarak yapılan işlemlerin tamamının geri alınması gerektiğinden ilgili mükellef hakkında uygulanan hacizlerin iptali ve tahsil edilen vergilerin mükellefe geri iadesi gerekecektir.

    Uygulamada, amme borçlusu mükellefler tarafından haciz ya da ihtiyati haciz işlemlerine karşı açılmış bir dava olmamakla beraber, hacze dayanak teşkil eden ödeme emirlerine karşı açılmış iptal davalarına istinaden ilk derece vergi mahkemeleri de dahil olmak üzere yargı merciileri tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilmesi durumunda mükelleflerin ödedikleri paraların kendilerine red ve iadesi gerekecektir.

    Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlğı tarafından yayımlanan konuyla ilgili bir yazı da ödeme emrine karşı açılan ve Yürütmenin Durdurulması talebi kabul edilen kararlara göre yapılacak işlemler şöyle özetlenmiştir. Buna göre:

    1) Anayasanın 138. Md hükmüne göre mahkeme kararlarına idareler başta olmak üzere bütün kurum ve kuruluşlar uymak mecburiyetindedirler.

    2) Bütün kurum ve kuruluşlar mahkeme kararlarını 30 gün içerisinde infaz etmek ve kararın gereğini yerine getirmek zorundadırlar.

    3) Yürütmenin durdurulması ile ilgili olarak 2577 sayılı İYUK’nun md.28/1 hükmüne istinaden; mahkeme kararlarının gerekleri idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde karar doğrultusunda işlem tesis edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.

    4) Yürütmenin durdurulması kararlarının işlemi başından itibaren askıya alan bir yargı kararı olması ve Anayasanın 138. Maddesinin son fıkrası uyarınca idareyi bağlaması, yürütmenin durdurulması kararının uygulanması bakımından kararın gereklerine göre yürütülmesi durdurulmuş olan işlemlerin tesis edildiği tarihten , bukararın alınma tarihine kadar doğan tüm etki ve sonuçların idarece giderilmesi gerekmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Ödeme Emrine Vergi Mahkemesinde Dava Açılabilir Haciz Varakasına Dava Açılamaz

    Ödeme Emrine Vergi Mahkemesinde Dava Açılabilir Haciz Varakasına Dava Açılamaz

    Ödeme Emrine Vergi Mahkemesinde Dava Açılabilir Haciz Varakasına Dava Açılamaz , Süresinde ödenmeyen amme alacaklarının tahsili aşamalarında, 6183 sayılı AATUHK.nun cebri icra  hükümleri uyarınca borçlu vergi yükümlülerinin menkul ve gayri menkul malları ile her türlü alacakları önce haczedilerek, bilahare de satılarak paraya tahvil edilebilmektedir (1).

    6183 sayılı yasanın 62.maddesi “haciz” uygulamasına yer verilmiştir. Buna göre,“borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul mallar ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur” hükmüne göre haciz uygulanabilmektedir(2).

    Genel olarak  ödeme emri tebliğ edilmeden  hiçbir şekilde haciz veyahutta e-haciz gibi işlemler tatbik edilemez.(3) Ayrıca,  ödeme emri tebliğ edildikten sonra  mükelleflerin bu ödeme emrine karşı dava açma hakları  saklıdır.  Bu konuda  ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ilgili vergi mahkemesinde dava açılabilir. Öte yandan, uygulamada  sıkça karşımıza çıkan konulardan biri de  haciz varakalarıdır.  Haciz varakaları bilindiği gibi alacaklı amme  idareleri tarafından  düzenlenen bünyesel bir işlemdir.  Bu belgeler yetkililer tarafından imzalandıktan sonra bu belgeye istinaden haciz işlemleri fiilen yapılmaktadır.  Haciz varakalarının mükelleflere tebliği söz konusu olmadığı için bu  varakaların idari davalara konu edilmesi mümkün değildir.

    Gelir İdaresi, son zamanlarda, vergi dairesine borcunu ödemiş ve artık hiçbir şekilde borcu kalmayan mükelleflerin daha önce haczetmiş olduğu menkul ve gayrimenkul mallar üzerindeki haciz, blokaj vb. tahditleri çözüm aşamasında Türkiye genelinde diğer vergi daireleri nezdinde başka başka borcunun olup/olmadığı, diğer vergi dairelerinde kayıtlı şirketlerde ortaklıklarının bulunup bulunmadığı gibi hukuka aykırı işlemlere teşebbüs edildiğini görmekteyiz. Böyle bir araştırma doğal olarak haczin çözümü ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Çalışmamızın takip eden bölümlerinde söz konusu hukuka aykırı uygulamalar ortaya konularak bunların çözümüne ilişkin öneriler yine çalışmamızın sonuç bölümünde gösterilmektedir.

    2- KAMU ALACAĞININ İZLENMESİNDE YENİ  ALAN ARAŞTIRMALARI  HANGİLERİDİR?

    Vergi Dairelerine borçlu mükellefler nezdinde mal varlığı araştırmaları devam ederken mükelleflerin, vadesi geçmiş borçlarının takibi, ödenmesi, teminat gösterilmesi veyahutta borçların cebri icra yolu ile tahsil edilmesi gibi durumlarda borcunu ödemesi sırasında tahsil daireleri borçluların mal varlıklarına konulmuş hacizlerin süratle kaldırılması, mallar üzerindeki hacizlerin süratle çözülmesi gerekmektedir. Uygulamada ise, bir kısım borçlu mükelleflerin çeşitli vergi türlerine göre ve değişik nedenlerle Türkiye genelinde il veya ilçe bazında birden fazla vergi dairesinin veya mal müdürlüklerinin mükellefi oldukları görülebilmektedir. Böyle durumlarda, özellikle haczin kaldırılması esnasında, diğer vergi dairelerinde, Türkiye çapında, başka vergi dairelerinde, mevcut amme alacaklarının tahsil edilmemesi gibi bir sonucun doğabileceği iddiası ile, genelde bir borç araştırması içine girilmektedir. Bunun sonucunda, şayet başka vergi dairelerinde de iş bu mükellefin borcu yoksa hacizler çözülmektedir. Diğer vergi dairelerinde borcun çıkması halinde ise, bütün borçların ödenmesi istenilmektedir. Oysa, böyle bir uygulama hukuken geçerli değildir. Örneğin, (A) vergi dairesine vergi borcu olup, bu borcu ödeyen mükellef (X)’in ortağı olduğu şirketin (B) vergi dairesine de borcu var ise, (A) vergi dairesi, (X) mükellefinin haczini kaldırması sırasında, ortağı olduğu şirketin (B) vergi dairesine de olan borcunun ödenmesi koşulu ile haczi kaldırmaktadır. Aksi halde haciz çözülmemektedir.

    Konuyla ilgili Gelir İdaresi’nin genelgesi aşağıdaki gibidir; (4).

    “Bilindiği gibi, vadesinde ödenmeyen amme alacaklarının tahsili sürecinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü hakkında Kanunun cebri takibe ilişkin hükümleri

    gereğince borçlu mükelleflerin menkul ve gayrimenkul malları ile her türlü alacakları haczolunarak paraya çevrilmektedir.

    Bu süreçte; 6183 sayılı “Haciz” başlıklı 62.maddesinde yer alan “Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur.” hükmü uyarınca haciz uygulanmakta, bu amaçla da Vergi Daireleri İşlem Yönergesinin “Mal Araştırması” başlıklı 335.maddesine göre araştırma yapılmaktadır.

    Öte yandan, mal varlığı araştırması devam ederken mükelleflerin vadesi geçmiş borçlarını ödemesi, teminat göstermesi ya da borçların cebri icra yoluyla tahsil edilmesi gibi haller yaşanmakta ve bu hallerde de tahsil daireleri tarafından, Başkanlığımızdan amme borçlularının malvarlıklarına konulmuş hacizlerin kaldırılması talep edilmektedir.

    Uygulamada ise, bazı mükelleflerin çeşitli vergi türleri itibariyle ve değişik sebeplerle ilimiz içinde veya yurt genelinde birden çok vergi dairesinin mükellefi olduklarına sıklıkla rastlanmakta, en az iki ayrı vergi dairesinde mükellefiyeti bulunan bir amme borçlusu hakkında cebri takibat sürecinde bulunan aşamalardan diğer vergi dairelerinin haberdar olmadıkları gözlemlenmektedir. Bu durum, özellikle haciz kaldırılması sırasında, diğer vergi dairelerinde mevcut amme alacaklarının tahsil edilememesine fırsat bırakacak sonuçlar doğurmaktadır.

    Bu nedenle, bundan böyle borçlu mükelleflerin menkul ve gayrimenkul malları ile hak ve alacakları tespit edilerek haciz uygulanıp ardından yukarıda belirtildiği gibi tatbik edilmiş hacizlerin kaldırılması gereği doğmuş ise, bu hususun  Başkanlığımızdan talep edilmesinden önce mükelleflerin ilimizde veya yurt genelinde başkaca mükellefiyetinin, tüzel kişilerde ortaklığının ve kanuni temsilciliğinin olup olmadığının, bu veya başkaca nedenlerle borcunun bulunup bulunmadığının VEDOP kaynaklarından araştırması yapılacaktır.

    Yapılacak bu araştırma sırasında hakkında haciz uygulanan mükellefin ilimiz içinde veya dışında diğer vergi dairelerine borçlu olduğunun tespit edilmesi halinde söz konusu daire ile çok acele iletişime geçilmeli ve cebri takibat sürecinde gelinen aşama bildirilerek amme alacağının tahsili sağlanmalı, buna müteakip Başkanlığımızdan haczin kaldırılması talebinde bulunulmalıdır.”

    3- SONUÇ VE ÖNERİLER

    a) Gerek özel hukukta ve gerekse kamu hukukunda, borçlunun borcunu, alacaklıya ödemesi halinde, borç itfa olur. Ve bu borca ilişkin bütün hacizler, rehinler vs. kalkmış olur. Borç ödenince, borç dosyası kapanır. Dosya kapsamında da alacaklının hakları sona ermektedir. Bununla beraber, 6183 sayılı yasa kapsamında, “alacaklı idare” ve“amme borçlusu” tanımları yapılmıştır. Amme borçlusunun borcunu ifa etmesi ile amme borcu sona ermektedir.

    b) Her amme idaresi bakımından, alacaklı olduğu amme borçlusu ile ilgili “dosya bazında” alacağın tahsilinden sorumludur. Dosya kapsamı haricindeki, başka alacaklı kamu idaresinin alacağını takip, tahsil, izleme vs. sorumluluğu veya hakkı yoktur. VEDOP kapsamında borç sorgulamasının haciz çözümlerine mesnet olmaması gerekir.

    c) Amme idaresi, kendi alacağını takip ve tahsil ile mükellef olup, diğer amme idarelerinin yapmaları gerekli takipleri yapmak gibi hak ve yetkiye sahip değildir. Aksi yöndeki bir uygulama halinde kaos ortaya çıkar. Hatta, alacaklı amme idaresinin hangisi olduğu konusunda bir belirleme de yapılamaz.

    d) Borç kişiseldir. Tüzel kişiliğin borcu nedeniyle, ortakları hakkında bir işlem yapılabilinmesi için, 6183 sayılı yasanın 35.md. göre bu hakkı ancak ve ancak alacaklı kamu

    idaresi kullanabilir. Başka hiçbir tahsil dairesinin yetkisi yoktur. Tüzel kişiliğin borcu ile; bir başka yerde vergi kaydı olan ve kaydı olan idareye borcunu ödeyen mükellefin varlıkları üzerindeki haczin derhal çözülmesi gerekir. Bu çözüm sırasında, başka başka yerlerde, başka başka şirketlerde borçlu; diğer tüzel kişiliklerde ortaklıkları var mı? müdürlük görevi var mı? şeklinde bir araştırmanın yapılması dahi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Kaldı ki, vergi mahremiyetinin, müşteri bilgi mahremiyetinin bulunduğu realitesinin bulunduğu bir ortamda müşteri veya mükellefin rızası alınmadan bilgi araştırması, bankalar nezdinde istihbarat yapılması, iki kamu kurumu arasında bu denli mal varlığı, borç tahkikatı vs. araştırmaların ne derece hukuki olduğu da ayrıca tartışmaya açık bir konudur.

    e) Vergi Daireleri Otomasyon Projesi (VEDOP) kapsamında, sadece bağlı olduğu vergi dairesine münhasır borcu nedeniyle, o vergi dairesine borcunu ödemiş olan mükellefin o dosya kapsamında bütün haciz ve rehin ve ipoteklerin çözümü zorunludur. Bu esnada, çok farklı bir bölgedeki bir alacaklı kamu idaresinin alacağının “var olması” nedeniyle, haczin çözümünde bu engelleme, kaldırmama nedeni olmamalıdır. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bu konuyu yeniden ele alıp, konunun önemine binaen acilen çözüm getirip, hali hazırdaki, hukuka aykırı olarak yürütülen bu uygulamaya acilen son verilmesi gerekir görüşündeyiz.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Vergi Hacizleri ve Neticeleri

    Vergi Hacizleri ve Neticeleri

    Vergi Hacizleri ve Neticeleri Amme borçlusu, alacaklı, vergi idaresinin izni olmadan hacizli mallarla ilgili olarak tasarrufta bulunamaz.[1]

    Üçüncü şahıslar, malın idare tarafından haciz edilmiş olduğunu bilerek, kötü niyetle o mal üzerinde hak iddia ettiklerinde, bu durum, idarenin haklarını ihlal ettiği nispette hükümsüz olup, mahkemece butlanına hükmolunur.[2] Haczolunan mallar satılarak paraya dönüştürülür. Menkul malların haciz ve satışı 6183 sayılı yasanın 77 ila 87’inci maddelerinde; gayrimenkul malların haczi ve satışı da aynı Kanunun 88 ila 99’uncu maddelerinde düzenlenmiştir.

    Haczin, bir diğer uygulaması da e-haciz yöntemidir. Buna göre Maliye Bakanlığı kendisine, Vergi Dairelerinden yollanan listeler kapsamında mükelleflerin bilgisi dışında banka, PTT ve diğer bankalar gibi finans kuruluşları nezdinde mevduatlarına e-haciz tatbik etmektedir. Burada, emekli maaşları için e-haciz uygulanmaz. Bu sistem sayesinde, bankalar bloke ettikleri paraları, mükellefin borçlu olduğu ilgili vergi dairesine transfer etmektedirler. [3] Maliye Bakanlığı tarafından Türkiye Bankalar Birliğine yollanan 02.11.2007 gün ve 97674 sayılı telefaks yazıda, e-hacizin tatbik edildiği sırada mevcut para bloke edilmektedir. Daha sonra, ertesi gün e-haciz kaldırılarak hesap aktive edilerek normal bir şekil almaktadır. Dolayısı ile, e-haciz sadece (1) gün geçerlilik arz edecektir.

    Öte yandan, 6183 sayılı Kanunun 75 ve 76’ncı Maddelerinde aciz hali ve aczin sonuçları ve aciz vesikası düzenlenmiştir. Buna göre, yapılan takip sonunda, borçlunun haczi caiz malı olmadığı ve bulunan malların satış bedeli borcunu karşılamadığı takdirde borçlu aciz halinde sayılmaktadır. Borçlunun aciz hali, yapılan takip aşamalarıyla bakiye borç tutarı bir ‘aciz fişinde’ gösterilerek tespit olunur. Aciz halindeki borçlu hakkında teminat ve faiz aranmadan 6183 sayılı Kanunun 48’inci madde hükmü tatbik olunabilir.

    Aciz hali tespit edilmiş borçlunun borçları talebi üzerine faiz ve teminat aranmaksızın ertelenebilir. Mükellefin mal edindiğinin tespiti halinde aciz hali ortadan kalkar ve takibat işlemlerine devam edilir. Alacaklı tahsil dairesi aciz halindeki borçlunun mali durumunu zamanaşımı süresi içinde devamlı olarak takip eder. Borçlunun mal edindiğinin saptanması halinde haciz varakalarına istinaden gerekli haciz yapılır. Haczedilen malların değerinin takipli alacağı karşıladığının tespiti halinde aciz hali kaldırılır.

    Amme alacaklarının tahsili için İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde amme borçlusunun iflası istenebilir (AATUHK Md. 100 ve 54/3) Ancak, bunun için borçlunun iflasa tabi gerçek veya tüzel kişilerden olması gerekir. İflas istemi, borçlunun iş merkezinin bulunduğu yerdeki iflas idaresinden yapılabilir. [4] Amme borcunun 6111 sayılı yasa kapsamında tecil ve taksitlendirilmiş olması ve ödemelerinin de düzenli sürdürülmesi halinde, amme borçlusu hakkında açılan hükümsüz tasarruf ile ilgili iptal davalarının son bulması gerekecektir.[5]

    Borçlunun alacakları ile anlaşmasını ifade eden konkordatodan iflasa tabi olsun ya da olmasın amme borçlularında İcra İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde yararlanabilirler. Ancak, vergi alacaklarında konkordato hükümlerine uyulma mecburiyeti bulunmamaktadır. 6183 sayılı Kanunun 101’inci maddesi “Amme idaresi tarafından iflas talebinde bulunulsa dahi tasdik edilen konkordato amme alacakları için mecburi değildir” hükmüne amirdir.

    VERGİ BORCU ÖDENMEDEN HACZİN KALDIRILMASI

    Prensip olarak amme borçlusu mükellefin borcu ödenmeden önceden konulmuş hacizler kaldırılmaz. Haczin kaldırılabilmesi için borcun mutlak surette ödenmesi zorunludur. Önceden konulan haczin kaldırılabilmesinde aşağıdaki kurallar uygulanır;[6]

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41