fbpx

    İhtiyati Hacizde Dava Açma Süresi

    İdari işlemlerin dava konusu edilmeleri, yönetilenlere idarenin işlemlerin hukuka uygunluğunu değerlendirme ve dava konusu edip etmeyeceklerini düşünme; yönetilenlerin işlemlerinde ise kararlılık sağlamak amacıyla belirli süre ile sınırlandırılmıştır. Gerçekten de idari işlemlerin sürekli iptal edilme tehdidi altında bulunması, kamu hizmetlerinin işleyişini olumsuz manada etkileyecektir.

    İdari yargı sisteminin kabul edildiği tüm ülkelerde idari işlemin dava edilmesi belirli bir süre ile sınırlandırılmıştır. İYUK’ta da idari dava açma süresine ilişkin bir sınırlama söz konusudur. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.Ancak buradaki hak düşürücü süre, özel hukukta kabul edilen hak düşürücü sürelerden farklı ve idari yargıya mahsustur. Zira özel hukuktaki hak düşürücü sürelerin durması ve kesilmesi mümkün değil iken, idari dava açma süreleri kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde durabilir veya kesilebilir.

    İYUK’a göre genel dava açma süresi vergi mahkemelerinde 30 gün iken idare mahkemeleri ve Danıştay’da ise 60 gündür. Ancak özel kanunlarda ayrı dava açma süresi belirlenmesi halinde, bu özel dava açma süreleri uygulanacaktır. 

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi İncelemesi,Teminat İsteme ve İhtiyati Haciz

    Danıştay 4. Dairesi
    Tarih         : 30.03.2009
    Esas No   : 2008/60
    Karar No  : 2009/1580

    AATUHK Md. 9, 13

    VERGİ İNCELEMESİ, TEMİNAT İSTEME VE İHTİYATİ HACİZ

    Ancak vergi incelemesinin devam ettiği durumlarda yapılan ilk hesaplamalara göre teminat istenebilecek ve ihtiyati haciz kararı alınabilecektir. İnceleme sonuçlanıp, tarhiyat yapıldıktan sonra ihtiyati haciz kararı alınması mümkün değildir.

    İstemin Özeti: Davacı adına 22.112006 günlü ve (…) sayılı tutanak ile uygulanan ihtiyati haciz işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesi kararıyla; davacının 2001 yılı işlemlerinin incelendiği, hakkında düzenlenen inceleme raporuna istinaden yapılan tarhiyata ilişkin vergi ceza ihbarnamelerinin 13.11.2006 tarihinde tebliğ edildiği, 15.11.2006 tarihli olur ile de ihtiyati haciz kararı alındığının anlaşıldığı, 6183 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre, ihtiyati haczin tedbir mahiyetinde bir işlem olduğu, 213 sayılı Kanun’un 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olması durumunda vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden teminat istenebileceği ve ihtiyati haciz uygulanabileceği sonucuna varıldığı, bu durumda vergi inceleme raporu düzenlenerek adına tarhiyat yapılan davacı hakkında bu tarhiyat kesinleşmeden alınan ihtiyati haciz kararında ve bu karara dayanılarak uygulanan ihtiyati haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacı, vergi incelemesi tamamlandıktan sonra ihtiyati haciz kararı alınamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.

    Karar: Davacı adına 22.11.2006 günlü ve (…) sayılı tutanak ile uygulanan ihtiyati haciz işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Limited Şirket Ortaklarında İhtiyati Haciz Uygulaması

    Danıştay 3. Dairesi
    Tarih         : 16.06.2009
    Esas No   : 2007/4202
    Karar No  : 2009/2145

    6183 s. AATUHK Md. 9

    LİMİTED ŞİRKET ORTAKLARINDA İHTİYATİ HACİZ UYGULANMASI

    Limited şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacakları için yetkili merciler tarafından verilen karara dayalı olarak şirket ortaklarının mal varlıklarına ihtiyati haciz uygulanabileceği.

    İstemin Özeti: (…) Ltd. Şti.’nin ortağı sıfatıyla davacının banka hesabına, 19.11.2006 tarihli ihtiyati haciz kararı uyarınca 21.11.2006 tarih ve (…) sayılı haciz bildirisine dayanılarak uygulanan ihtiyati haczi; uyuşmazlığın, ihtiyati haciz kararının hukuka uygun olup olmadığına dayandığı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un kamu alacağının güvenliğini sağlamayı amaçlayan teminat isteme, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati hacze ilişkin kurallarının, asıl mükellef dışında şirket müdür ve ortakları hakkında uygulanamayacağı gerekçesiyle iptal eden Vergi Mahkemesinin kararının; kamu alacağının güvenceye alınması için uygulanan ihtiyati haczin yasaya uygun olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmiştir.

    Karar: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “teminat isteme başlıklı 9. maddesinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 13. maddesinde, ihtiyati haciz sebepleri yedi bent halinde sıralanarak, bu hallerden herhangi birisinin mevcudiyeti halinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal ihtiyati haciz tatbik olunacağı kurala bağlanmış, Vergi Usul Kanunu’nun 344. maddesinde sayılan nedenlerle bir kamu alacağının salınması yolunda gereken işlemlere başlanması yeterli görülmüştür.

    6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi uyarınca limited şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağından sermaye payları oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takip edilecekleri kurala bağlanan limited şirket ortakları, amme alacaklısı idareye karşı, aynı Yasa’nın 3. maddesi uyarınca amme borçlusu sıfatını kazandıklarından; hisselerin tüm hak ve yükümlülükleriyle birlikte devredilmiş ve bu hususun tescil ve ilan edilmiş olması hali dışında, bu Kanun hükümlerine göre takip edilebileceklerinden, başka bir ifadeyle haklarında yetkili mercilerce verilmiş ihtiyati haciz kararına dayanılarak şirket ortaklarının mal varlıklarına da ihtiyati haciz uygulanabileceğinden, mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi yasaya uygun düşmemiştir.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    İhtiyati Haciz Uygulaması

    Genel Olarak İhtiyati Haciz

    İhtiyati haciz, ileride tahakkuk edecek olan tahakkuk etmiş henüz vadesi geçmemiş bulunan ya da vadesi geçtiği halde ödeme emri tebliğ edilmemiş olan amme alacağının tahsil güvenliğini sağlamak üzere yapılan haciz olarak tanımlanmaktadır.

    Diğer bir tanıma göre ihtiyati haciz, “kamu alacağının ödenmesini ya da tahsilini güvence altına almak için yasada öngörülen sebeplere dayanarak, kamu borçlusunun bazı mal, alacak ve haklarına önceden idari bir kararla el konulmasıdır.[1]

    Teminat müessesesi, netice itibariyle amme borçlusunun kendi iradesiyle teminat göstermesine dayanır. İhtiyati hacizde ise amme borçlusunun iradesine bakılmaksızın idare tarafından işlemin haciz varakasına bağlanması esastır. Bu yönüyle ihtiyati haciz “cebri teminat” olarak da ifade edilebilir.

    Bu nedenledir ki ihtiyati haciz işlemlerinin esası, gelecekte kesin olarak tahakkuk edecek veya tahakkuk etmiş ancak ödeme süresi gelmemiş tüm amme alacaklarının tahsil güvenliğinin sağlanması amacına dayanır. İhtiyati haczin amacı bu noktada, amme alacağını teminat altına almak olup, tahsil dairelerince mükellefin menkul ve gayrimenkul malları ile diğer hak ve alacaklarının kaçırılmasına engel olunmasıdır.

     İhtiyati Haciz Nedenleri

    Amme alacaklarının takip ve tahsil usul ve esaslarını düzenleyen Amme Alacaklarının Tahsil Usulü hakkında Kanununun 13 uncu maddesinde (7) bent halinde sayılan hallerden herhangi birinin mevcudiyeti halinde hiçbir duraksamaya mukayyet olmaksızın mahalli en büyük memurunun kararıyla “İhtiyati Haciz” tatbik uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

    Bu nedenle aşağıdaki hallerden herhangi birinin mevcudiyeti takdirinde başkaca bir işleme gerek kalmaksızın ihtiyati haciz işleminin tesis edilmesi aksi durum amme alacağının tehlikeye girmesine sebep olacaktır.

    1. Teminat İstenmesi Mucip haller

    A.A.T.U.H.K’nun 9’uncu madde gereğince teminat istenmesini mucip haller mevcut ise bu durum tek başına ihtiyati haczin tatbik edilmesini zorunlu kılmaktadır. Bunlar;

    a) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 344 üncü maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller,

    b) 359 uncu maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanması,

    c) Türkiye’de ikametgâhı bulunmayan amme borçlusunun durumu, amme alacağının tahsilinin tehlikede olduğunu gösteriyorsa,

    2. Borçlunun belli ikametgâhı yoksa

    4721 Sayılı Türk Medeni Kanununda yerleşim yeri eski tabirle ikametgâh 19 uncu maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz. Bu kural ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında uygulanmaz. Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi yenisinin edinilmesine bağlıdır. Önceki yerleşim yeri belli olmayan veya yabancı ülkedeki yerleşim yerini bıraktığı hâlde Türkiye’de henüz bir yerleşim yeri edinmemiş olan kimsenin hâlen oturduğu yer, yerleşim yeri sayılır.

    Görüldüğü gibi yerleşim yerinin belirlenmesinde iki temel unsur bulunmaktadır. Birinci unsur;  oturulan yer unsurudur. Yani yerleşim yerini belirmede öncelikle bir yerde oturmak gerekmektedir. Kişinin kendi evinde ya da kirada oturması önem taşımaz. Oturulan yerin kanıtlanması konusunda genellikle bir sorun bulunmayabilir. Mahalle muhtarları tarafından düzenlenen “ikametgah senetleri de” ancak,  Medeni Kanunda yer yer gösterilen “oturma yerinin” kanıtı olabilir.

    İkinci unsur ise; o yerde yani oturulan yerde sürekli kalma niyetinin bulunmasıdır. Kişinin oturduğu yerde sürekli kalma niyeti; davranışları, olayların akışı ve diğer bazı belirtilerin birlikte değerlendirmesi belirlenebilir. Bir yerde belirli bir süredir oturuyor olmak, bu süre neye ulaşırsa ulaşsın, o yerin yerleşim yeri olduğunu kabul etmek için yeterli olamaz. Oturmanın yanında, sürekli kalma amacının da bulunması ve bunun kanıtlanması gerekir. Bir yerin yerleşim yeri olduğunu ileri süren kimse bunu her türlü delille kanıtlayabilir.

    Türk vergisi sistemi vergilendirmede adres sistemini önemsemekte, Vergi Usul Kanunu’nun mükellefin ödevleri başlıklı bölümünde işe başlama, adres ve iş değişikliği ve işletmede değişiklik halinde bildirim ödevi yüklemiştir. Çünkü vergilendirme de muhatap önem arz etmektedir. Borçlunun sık sık adres değiştirmesi tebligatların geri gelmesi vergilendirmeyi aksatan bir işlem olduğundan amme idaresi açısından olumsuz bir karine olarak kabul edilir. Katma Değer Vergisi uygulamalarında 84 No’lu KDV Genel tebliği düzenlemeleri ışığında yapılan yoklamalarda bilinen adreslerinde bulunmayan ve yeni adresleri tespit edilemeyen mükellefler kod 5/3 alınmakta iade ve mahsup işlemlerinde olumsuz tespit olarak değerlendirilmektedir.

    3. Borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimallerinin bulunması

    6183 Sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin 3 numaralı bendine göre, Borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa ihtiyati haciz sebebidir.

    6183 sayılı Kanunun 3 numaralı bendi uyarınca ihtiyati haciz kararı ancak, borçlu kaçmışsa veya kaçması, malları kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimallerinin bulunması halinde mümkün olup, bu hallerin varlığı ise, hukuk devletinin ve buna bağlı olarak hukuki güvenlik ilkesinin gereği olarak somut biçimde ortaya konulması gerektiğinden, bu durumlardan herhangi birinin varlığı hususunda somut hiçbir belirleme yapılmadan tesis edilen ihtiyati haciz kararında hukuka uygunluk değildir.[2]

    İhtimal kelime anlamıyla olabilirliktir. Bir olayın olabilme şansı varsa ihtimalin varlığını kabul zorunludur. Kaldı ki borçlunun ihtiyati haciz sırasında kaçmaya, mallarını kaçırmaya hileli yollara başvurmaya teşebbüs edici hareketlere başvurmamış olması ilerde bu yollara başvurmayacağı anlamına gelmez. Borçlunun yabancı uyruklu olması, kendisine ya da aile bireylerine pasaport alma girişiminde bulunması, ikametgâh değiştirmesi mallarını satması düşük bedelle satması ve hibe yoluyla tasfiyeye yönelik davranışlar içine girmesi gibi durumlar, borçlunun kaçmış veya kaçması mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimallerinin varlığına birer kanıt oluşturmaktadır.[3]

    Amme borçlusunun amme idaresi ile olan münasebetleri dolayısıyla çağrılan davetlere icap etmemesi, ödeme kabiliyetine rağmen ödemelerde sorun oluşmuşsa tüm bunlar yanında mallarını da kaçırmaya tevessül etmek suretiyle de amme alacağını zor duruma sokmuşsa ihtiyati haciz için geçerli sebep oluşmuş demektir. Amme borçlusunun bu kanunun 110 uncu maddesindeki girişimleri bu kapsamda ele alınması gerekir. Buna göre aşağıdaki durumların varlığında ihtiyati haciz uygulanması gerekir.

    • Amme      alacağının tahsili için hakkında takip muamelelerine başlanan borçlu      kısmen veya tamamen tahsile engel olmak veya tahsili zorlaştırmak      maksadıyla mallarından bir kısmını veya tamamını,
    • Mülkünden      çıkararak, telef ederek yahut değerden düşürerek gerçek surette,
    • Gizleyerek,      kaçırarak muvazaa yolu ile başkasının uhdesine geçirerek veya aslı olmayan      borçlar ikrar ederek, yahut alındılar vererek gerçeğe aykırı surette,      varlığını yok eder veya azaltır ve geri kalan mallar borcu karşılamamasına      sebebiyet verilmesi

    4. Teminat gösterme ile ilgili hükümlere uyulmaması

    6183 Sayılı A.A.T.U.H.K’nun 8 inci maddesine göre “Hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur” demektedir. Bu hükme göre bu kanunun 9.maddesinde teminat göstermeye gerektiren durumların varlığında teminat göstermesi istenilir. İstenilecek teminatın verilmesinde 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 14 üncü maddesindeki süreler geçerli olacaktır. Vergi muamelelerinde süreler vergi kanunları ile belli edilir. Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirler ve ilgiliye tebliğ eder.

    Verilen bu süre içerisinde teminat göstermeyen veyahut şahsi kefalet teklifi veya gösterdiği kefil kabul edilmemişse ihtiyati haciz talep edilir. 10’uncu maddeye göre teminat sağlayamayanlar muteber bir şahsı müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu gösterebilir. Şahsi kefalet tespit edilecek şartlara uygun olarak noterden tasdikli mukavele ile tesis olunur. Şahsi kefaleti ve gösterilen şahsı kabul edip etmemekte alacaklı tahsil dairesi muhtardır. Amme alacağını ödeyen kefile buna dair bir belge verilir.

    Bu durumda, vergi incelemesi tamamlanıp, tarhiyat yapıldıktan sonra 6183 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin 1 nci fıkrası uyarınca teminat istenmesi ve verilen süre beklenmeden teminat gösterilmemesi nedeniyle ihtiyati haciz uygulanması mümkün olmadığından, dava konusu işlemde ve bu işleme karşı açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.[4]

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Tüm Yönleriyle Haciz Uygulama Sürecine Genel Bir Bakış

    Giriş

    Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre Haciz “ Bir alacağın ödenmesi için borçlunun parasına, aylığına veya malına icra dairesi tarafından el konulmasıdır.”  Şeklinde ifade edilmektedir.

    Devlet tarafından gerçekleştirilen kamu hizmetlerinin finansmanı kamusal nitelikli alacaklardan karşılanmaktadır. Devlet, kendisinin alacaklı olduğu her türlü vergiyi zamanında ve eksiksiz olarak toplaması tüm kamunun yararınadır. Bu sebepten kamu alacağının özel mahiyetteki alacaklara göre daha hızlı tahsil edilmesinin önemi çok aşikardır. Anayasanın “Vergi Ödevi” başlıklı 73.maddesine göre “ Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi vermekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” Bu yasal güvence ile Devlet, kamu harcama bütçesini oluştururken bu bütçe içine gelir kalemi olarak toplayacağı vergileri koymaktadır. Kamu bütçesinin en önemli kalemi Vergi, resim ve harçlardan meydana gelmektedir. Herkes mali gücü ölçüsünde vergi vermekle yükümlüdür. Devlet ise mali güç ilkesine göre oluşacak vergilerden gelir adaletini sağlamakla yükümlüdür. Vergi adaletinin sağlanması ise etkin bir vergi kontrol-yargı sisteminin oluşturulması sayesinde olur.

    Devlet, kendisi ile özel şahıslar veya şirketler ile arasında doğmuş olan bir takım alacaklarını “en başta da vergi alacağı”  olmak üzere takip ve tahsilini bir takım yasal düzenlemelerle yerine getirmektedir. Bu sayede, VUK’nu ve uygulamaları içerisinde yer alan,  6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunu ile (AATUHK), ortaya çıkmış olan vergi borçlarının ödenmesini, vadesi geçmiş borçlar ile ilgili izlenecek yolların belirlenmesini, bu yolların tükenmesi durumunda taşınabilir ve taşınmaz malların cebri-icra yolu ile haczedilerek muhafaza edilmesinin sağlanmasını, daha sonra, bu malların satışının yapılmasının sağlanarak paraya çevrilmesi ile kamu alacağının tahsil edilmesini yasal yollarını hazırlayan kanundur. Özel kişilerin kendi aralarında ihtilaflı olduğu alacak ve borç ilişkilerini ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu düzenlemektedir.

    Kamu Alacağının Cebren Tahsilinin Anayasal Dayanağı İle Tanımı ve Şekilleri

    Kamu harcamalarının yapılmasının sağlanmasında en önemli gelir kaynağı vergidir. Vergilendirme yetkisi Anayasamızın 73.maddesinde tam ve yalın bir ifade ile tanımlanmıştır. Devlet, ülkesi üzerindeki egemenlik hakkının bir sonucu olarak sahip olduğu fiili ve hukuki gücünü kullanarak vergilendirme yetkisini tesis etmiş olur. Kişilerden toplanan vergiler ile hangi kamu harcamalarının yapılacağı önceden belli olmaz, Devlet, vatandaşından aldığı vergiler ile onun için yapmış olduğu hizmet ve harcama arasında birebir eşitlik kurmaz. Literatüre Adem-i tahsis olarak derç olan bu kurala göre Devlet, yalnızca vergi yükünün tüm topluma adaletli ve dengeli dağıtılmasından sorumludur.

    AATUHK’ nun 56. maddesine göre vergi alacakları üç şekilde cebri olarak tahsil edilmektedir;

    1- Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse,  teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi.

    1- Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi.

    2- Gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi.

    Haciz yoluyla takipte, borçlunun borcuna yetecek derecede malı haczedip paraya çevrilerek alacak tahsil edilir. Bu durumda bir malın kural olarak haciz edilmiş sayılması için mala fiilen el konulup borçlunun tasarruf sahası dışına çıkarılmış olması gerekmez.[1]

    Teminatın Paraya Çevrilmesi veya Kefilin Takibi

    AATUHK’ nun 56.maddesine göre, teminata bağlanmış olan kamu alacağı vadesi geldiği halde ödenmemişse borçluya borcunu ödemesi gerektiği ile ilgili 7 günlük süre tanınır. Burada yedi günlük süre verilmesinin amacı, idare lehine bürokratik işlere girilmeden borcun ödenmesinin sağlanması, borçlu lehine de gösterilmiş olan teminat ya da teminatların satılmaması amaçlanmıştır.[2]  Yapılan bu bildirim ödeme emri niteliğinde değildir, idare gönderdiği yazıda yalnızca paranın tahsilini talep etmektedir. Bu ödeme emri talep yazılarına karşı da yargı yolu her zaman açık olup, açılacak dava ödeme emri hükümlerine karşı açılacak davadan farklı olarak Anayasanın 125.maddesi kapsamında İYUK nun genel hükümleri çerçevesince açılmalıdır.

    Haciz, 6183 Sayılı AATUK nun 62.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, kamu alacaklarının “Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur” denilerek kamu alacağı bu sayede fiilen ya da kayden güvence altına alınmaktadır. Haczin uygulanması için borçluya mutlaka ödeme emrinin gönderilmesi ve haciz varakasının yetkililer tarafından kurallara göre imza altına alınması şekli şartlarından başında gelmektedir.

    İflasın İstenmesi

    Cebri icra yoluyla tahsilatın son aşaması da borçlunun iflasının istenmesidir. Özel kanunlarda yer almadığı sürece, gerçek kişilere ait özel ya da kamu borcu için iflas yolu ile kamu borcu tahsiline başvurulmaz. Bu yöntem kural olarak yalnızca tacirlere uygulanabilen bir yoldur.

    Ödeme Emrinin Borçluya Tebliği

    AATUHK nun 55.maddesine dayanılarak, Kamu alacağının tahsili sürecinin fiili olarak ilk hareket noktası borçluya ödeme emrinin gönderilmesi işidir. Yapılan bu ilk işlem ile birlikte idare işlem zorunluluğunun ilk aşamasını gerçekleştirmiş olur. Ödeme emrinde, kesinleşmiş kamu alacağının aslı ve ferilerinin mahiyeti, miktarları, nereye ödeneceği, zamanında ödenmediği ya da mal bildiriminde bulunulmadığı takdirde borcun cebren tahsil edileceği, borçlunun mal bildiriminde bulunduğu tarihe kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı, gerçeğe aykırı mal beyanında bulunulduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı bilgilerine yer verilmesi bu bildirimde yine şekli ve zaruri bir şarttır.

    Ödeme Emrine İtiraz

    AATUHK nun ödeme emrine karşı borçlunun dava yoluna gitmesini üç ana kurala bağlayarak sınırlandırmıştır. Böyle bir sınırlandırma yapmasının amacı ise amme alacağının uzun bir sürece dayandırılmadan bir an evvel alacaklı kamu idarelerine intikalinin sağlanmak istenmesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenledir ki; Amme borçlusu böyle bir borcunun bulunmadığını, borcunun bir kısmının ya da tamamının ödenmiş olduğunu veya borcun zamanaşımına uğradığını iddia edebilir. Söz konusu iddialarını somut deliller ile ispatlamak zorundadır. Örneğin, borcunun idarenin başka bir konuda mahsup edilmiş bir alacağının mahsup edilmediğini ya da borcun vadesinin gelmediğini, mücbir bir sebepten idare tarafından borcun terkin edildiğini, borcun tahakkuk-tahsil zamanaşımı ya da affa uğradığını iddia edebilir.

    Mal Bildirimi

    Mal bildirimi, AATUHK da şu şekilde ifade edilmiştir. “Borçlunun gerek kendisinde, gerekse de üçüncü şahıslar elinde bulunan mal, alacak ve haklardan borcuna yetecek miktarın, nevi’ini, mahiyetini, vasfını, değerini ve her türlü gelirini veya haczi kabil mal veya geliri bulunmadığını ve yaşayış tarzına göre geçim kaynaklarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya sözle tahsil dairesine bildirmesidir.”  Madde hükmü ile kanun koyucu borçlunun borcunu karşılayacak miktarda mal bildiriminde bulunmasını amaçlamaktadır. Mal bildirmenin amacı, tahsil dairesinin alacağına karşılık gelebilecek ölçümlendirmeyi yapmalarını sağlamak ve borçlunun mal beyan ile bildirmiş olduğu malları haczetmektir. Mal beyanında mutlaka hacze kabil bir malın bildirilmesi şart olmayıp “malım yoktur” şeklinde bir bildirimde bulunmakta mal bildirimi hükmü taşımaktadır.  Malı olmadığı yolunda bildirimde bulunan borçlular, bu bildirimle veya bu bildirim tarihinden itibaren 15 gün içinde, en son kanuni ikametgah ve iş adreslerini, varsa diğer devamlı mükellefiyetleri bulunan vergi dairelerini bildirmek zorundadırlar. Kabul edilebilir bir özre dayanmadan bu yükümlülüğü zamanında yerine getirmeyen borcular 50 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar. [3] Kamu idaresi olan tahsil dairesi, borçlunun bildirdiği malları  haczetmek zorunda olmayıp, 6183 sayılı kanunun 62.maddesine göre “borçlunun bildirdiği veya tahsil dairesinin tespit ettiği mallardan borcuna yetecek kadarı haczedilir” ifadesine dayanarak başkaca malları üzerinde borcu karşılayacak kadarını haczedebilir. Mal bildiriminde gerçeğe aykırı mal beyanı yapmanın da borçlu açısından bir takım ilave cezai işlem doğuracağı yönünde yasal düzenlemelerde bulunmaktadır. Öyle ki, mal bildirimini gerçeğe aykırı yapmış olanların ya da mal bildiriminde bulunduktan sonra, ileride edinmiş olacağı hacze kabil mal, alacak ve hakların tahsil dairesine bildirilmesini sağlamak için aynı kanunun 111. Ve 112.  Maddelerinde cezai hükümlere yer verilmiştir. Madde 111 dayanarak, gerçeğe aykırı mal bildiriminde bulunanlar ile yaşayış tarzları mal bildirimine uymayanlar hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaları istenebilir. Yine 112.madde de mal bildiriminden sonra edinilen mallar, kazanç ve gelirlerinde meydana gelen artışları da zamanında bildirmeyenler için de bir seneye kadar hapis cezası istenebilmektedir.[4]

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    6183 Sayılı Kanun’ un Uygulamalarına Karşı Dava Açma Hakkı Doğuran Durumlar

    6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a istinaden idarenin yaptığı ödeme emri tebliği,
    ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemleri, haciz işlemleri, teminat isteme yazısı ve tecil talebinin reddine
    karşı mükellefler vergi davası açma hakkına sahiptirler.

    Ödeme Emri Tebliği

    Tarh ve tahakkuku gerçekleşen ve ödeme süreleri içinde ödenmeyen kamu alacakları için vergi daireleri
    borçlulara 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal beyanında bulunmaları için ödeme emri tebliğ ettirir. Bu ödeme emri tebliğine karşı borçlular; borcun bulunmadığı, kısmen ödenmiş olduğu ya da zaman aşımına
    uğramış olduğu gerekçelerinden birisi ile dava açabilirler. Borçlu, ödeme emrine karşı açtığı davayı kazanırsa ilgili borç ve ceza “ yargı kararı ile terkin” edilmiş olur. Davayı kaybederse, ilgili vergi borcu aslı, bu borca ilişkin cezaları ve gecikme faizleriyle birlikte tahsil olunmakla kalmaz, ayrıca %10’dan düşük olmamak üzere “Haksız Çıkma Tazminatı” tatbik edilir.

    İhtiyati Tahakkuk ve İhtiyati Haciz İşlemleri

    İhtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemleri AATUHK’ un 13 ve 17. maddelerinde amme alacaklarının
    güvence altına alınması amacıyla düzenlenmiş bulunan işlemlerdir. İhtiyati tahakkuka, kanunda sayılan nedenlerin mevcut olması durumunda vergi dairesi müdürünün yazılı talebi üzerine defterdar/vergi dairesi başkanı yetkili olup, ihtiyati tahakkuk sadece vergiden kaynaklanan kamu alacakları için uygulanabilmektedir. İhtiyati haciz ise kanunda sayılan nedenlerin mevcut olması durumunda alacaklı kamu idaresinin mahalli en büyük memurluğunca tasdik edilen haciz varakalarına istinaden yapılmaktadır. Haklarında ihtiyati tahakkuk üzerine ihtiyati haciz uygulananlar tahakkuk sebeplerine ve miktarına karşı dava açabilirler. Ancak ihtiyati haciz uygulanmadan ihtiyati tahakkuk işlemine karşı dava açılamaz.

    Haciz İşlemleri

    6183 sayılı Kanun’ un 62. maddesi gereğince; ödeme emrinin tebliği üzerine borcunu ödemeyen borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Tahsil İmkanı Kalmayan Limited Şirket Borcundan Dolayı Ortak Hakkında İhtiyati Haciz Kararı Alınamayacağı

    Danıştay 3. Dairesi
    Tarih    : 04.11.2015
    Esas No : 2012/4015
    Karar No  : 2015/7786

    AATUHK Md. 13

    TAHSİL İMKANI KALMAYAN LİMİTED ŞİRKET BORCUNDAN DOLAYI  ORTAK HAKKINDA İHTİYATİ HACİZ KARARI ALINAMAYACAĞI

    6183 sayılı AATUHK’nın ilgili hükümlerinde teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemlerinin, kamu alacağının cebren tahsil ve takip işlemleri olmayıp, icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu amme alacağının tehlikeye girmemesi için korunmaya yönelik işlemler olduğu, vergi incelemesinin devam ettiği durumlarda yapılan ilk hesaplamalara göre teminat istenebileceği ve ihtiyati haciz veya ihtiyati tahakkuk kararı alınabileceği, inceleme sonuçlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra asıl borçlu şirket hakkında yapılan cebri tahsil ve takip işlemleri neticesinde söz konusu amme alacağının şirketten tahsil imkanının kalmadığı gerekçesiyle şirket ortağı hakkında ortak sıfatıyla ihtiyati haciz kararı alınmasının mümkün olmadığı hk. 

    İstemin Özeti: (…) Ltd. Şti.’nin ortağı sıfatıyla davacının banka hesabına, 14.11.2006 tarihli ihtiyati haciz kararı uyarınca, 21.11.2006 tarih ve 31481 sayılı haciz bildirisine dayanılarak uygulanan ihtiyati hacze karşı dava açılmıştır. Danıştay Üçüncü Dairesi’nin bozma kararına uyarak verilen (…) Vergi Mahkemesinin kararıyla; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un ilgili hükümlerinde teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemlerinin, kamu alacağının cebren tahsil ve takip işlemleri olmayıp, icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu amme alacağının tehlikeye girmemesi için korunmaya yönelik işlemler olduğu, asıl borçlu şirket hakkında yapılan cebri tahsil ve takip işlemleri neticesinde söz konusu amme alacağının şirketten tahsil imkanının kalmadığının anlaşılması üzerine ortak sıfatıyla davacının, takibe alınarak hakkında ihtiyati haciz kararı alındığı ve adına ödeme emri düzenlenerek tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, vergi incelemesinin devam ettiği

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    İhtiyati Haciz Nedir? Nasıl Yapılır?

    Hukuki bir terim olarak bankacılık literatüründe de kullanılan ihtiyacı haciz kelime anlamı olarak gelecekte olacak borç sıkıntılarına istinaden yapılan haciz manasına gelmektedir. Eğer borçlunun borçlarını ödemeden kaçması gibi bir durumun varlığı söz konusu ise alacaklı haciz konulabilecek malların başına gelebilecek olası zararlar için alacaklıdan peşinat olarak teminat alınabilir.Bu durum hukuksal olarak ihtiyati haciz olarak adlandırılan bir işlemdir.

    Normal haciz işlemleri icra müdürlüklerinden talepte bulunularak gerçekleştirildiği halde ihtiyati haciz işlemlerinde

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    İhtiyati Hacizde Teminat

    Mahkeme, teminatsız ihtiyati haciz kararı veremez. 6100 Sayılı HMK m.87 uyarınca,  1 Ekim 2011 tarihinden itibaren ihtiyati haciz taleplerinde nelerin teminat olacağı hakimin takdirine bırakılmıştır. Banka, kendi teminat mektubunu teminat olarak gösteremez. Teminat parası serbest kalmadan haczedilemez. Alacaklı ve borçlu arasında teminat alınmadan ihtiyati haciz kararı verilebileceğini öngören sözleşmelerdeki kayıtlar geçersizdir.

    Çünkü teminat sadece borçlunun değil, ileride zarar görmesi muhtemel üçüncü kişilerin de zararını güvence altına alır. Sözleşme sadece tarafları bağlayacağından, borçlunun üçüncü kişiler adına teminattan vazgeçme yetkisi bulunduğu kabul edilemez Teminatın iadesine ilişkin talepler hakkında verilen kararların temyizi mümkün değildir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    İhtiyati Haciz Uygulamaları

    A.GENEL OLARAK:


    İhtiyati haciz, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesinin güvence altına alınması için borçlunun mallarına geçici olarak hukuken el konulmasıdır. Alacaklı genel olarak borçlunun borcunu zamanında ödeyeceği konusunda şüpheli ise o halde öncelikle borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarını haczettirerek sonrasında icra takibi veya alacak davası açacaktır.


    Alacaklının alacağının vadesi gelmiş olması halinde ve de alacak için rehin yok ise alacaklı Asliye Hukuk Mahkemesi veya

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla