fbpx
    Vergiden Üçüncü Şahıslara Haciz

    Vergiden Üçüncü Şahıslara Haciz

    Vergiden Üçüncü Şahıslara Haciz ,

    I-İDARENİN HACİZ BİLDİRİSİ

    6183 sayılı AATUHK’nun 79. maddesi 8/4/2006 tarih ve 26133 sayılı RG’de  yayınlanan 5479 sayılı yasanın 5. maddesi ile değişikliğe uğramış ve yeni hükme göre Maliye Bakanlığı haciz konusunda önemli yetkilerle donatılmış bulunmaktadır. Buna göre AATUHK’nun 440 sayılı genel tebliği hükmü uyarınca idare vergi borcu bulunan mükelleflerin herhangi bir yerde, bankalarda veya üçüncü şahıslarda veya herhangi bir kurumda alacağının bulunduğunu tespit etmesi halinde “haciz bildirisi” tebliğ etmek ve buna göre de bu alacağı tahsil yoluna gidebilmektedir.

    Uygulamada bu yasa hükmü idare tarafından yanlış uygulanabilmektedir.  Örneğin; miktar itibariyle ne kadar alacağı olduğunu tespit etmeden idare haciz bildirisi tebliğ yaparak mükellefin bütün alacağına haciz koyabilmektedir. Bu durum mükelleflerin alacaklı olduğu şirketler ve ilişkide bulunduğu kurumlardaki hak ve alacaklarına zarar verebilmektedir. Burada 7 günlük süre içerisinde ilgili kurum yanıt vermemesi halinde de borç ilgili kurumun zimmetinde olduğu varsayılmaktadır(1).

    6183 sayılı yasanın 79. maddesine göre borcun olmadığı veya malın kendisinde bulunmadığını veya uhtesinde böyle bir mükellefin alacağı bulunmadığını beyan etmeyen, yanıt vermeyen kişi veya kuruluşlar adeta borçlu mükellef gibi aynı kefeye konulabilmektedirler. Bu durum uygulamada çeşitli hatalı işlemlerin yapılmasına neden olabilmektedir. Hatta bu konuda bir yıl içerisinde menfi tespit davasının da açılması zorunlu bulunmaktadır. 7 gün içerisinde cevap vermeyen ve 1 yıl içerisinde de menfi tespit davası açmayan kişilerin durumu ne olacaktır? Bu durum kanımızca tartışılması gereken önemli bir konudur. Çünkü alacaklı idare koyduğu haciz bildirisinde sadece kendi alacağının dökümünü yapmaktadır. İdare, borçlu mükellefin karşı taraftan ne miktarda hesabı cari alacağının miktarı konusunda yeterli bir bilgiye sahip değildir.

    II-VERGİ BORCU İLE İLGİLİ VERGİ DAİRESİNİN, MÜKELLEFİN ALACAKLI BULUNDUĞU 3. KİŞİLERDEN TAKİP ŞEKLİ

    Amme borçlusunun, üçüncü şahıslar nezdindeki alacak, hak ve malların haczi üçüncü kişilere tahsil dairesi tarafından, tebliğ edilecek “haciz bildirisi ile” haciz edilmesi mümkün bulunmaktadır(2). Haciz bildirisinde, bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve kamu borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceği ve malın kamu borçlusuna verilmemesi gerektiği yazı ile bildirilir. Bildirimde aksi takdirde kamu borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı ile 6183 sayılı yasa 79. maddenin 3, 4 ve 5. fıkra hükümleri, 3. kişiye tebliğ edilir.

    III-VERGİ DAİRELERİNİN HACİZ BİLDİRİMİNDEKİ BANKALARA AİT ÖZEL UYGULAMA

    Salt bankalara yönelik olarak özel bir düzenleme yapılmış bulunmaktadır. 6183 sayılı yasanın 79. madde de, tahsil dairelerince düzenlenen “haciz bildirileri” esas olarak kamu borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edilmektedir. Diğer yandan, Maliye Bakanlığınca tespit edilen belirli limitleri geçen vergi borçları için, banka genel müdürlüğüne tebliğ işlemi elektronik ortamda haciz konulacaktır (3). Böyle bir tebligat veya haciz bildirisi, tüm şubeleri kapsayacak şekilde yapılmış sayılacaktır (4). Buna göre de, haciz bildirisini alan banka genel müdürlüğü, bütün şubelerinde yer alan borçlunun alacak ve hakkı bulunup/bulunmadığını tespit edecek ve buna göre tahsil dairesine bildirimde bulunacaktır. Bu yazıyı tebellüğ eden banka ise 7 gün içinde genel müdürlük, bütün şubelerinden kamu borçlusunun alacak ve hakkı olup/olmadığını öğrenmek ve yoksa olmadığını bildirmek zorundadır.

    Diğer yandan;

    1. Haczi için üçüncü kişide mal, alacak veya hakkın varlığı şart değildir.
    2. Haciz için üçüncü kişilere, haciz bildirimi (HB1) tebliğ edilmelidir.
    3. Haciz bildirimine karşı, 7 gün içinde mutlaka yanıt verilmelidir. Aksi halde, borcun zımni olarak, kabul edildiği varsayılabilir (5).
    4. Üçüncü kişinin bildirim süresi ve mal elinde, borç zimmetinde sayılır.
    5. Üçüncü kişinin itiraz hakları saklıdır.

    IV- SONUÇ

    a) Kendisine haciz bildirisi tebliğ edilen kişiler, 7 gün içerisinde, haczi tebliğ eden idareye karşı itiraz etmemiş olması durumunda gidebileceği iki itiraz ve müracaat yolları bulunmaktadır. Bunlardan birisi menfi tespit davası açmak, diğeri de tebliğ edilecek ödeme emrine karşı, 7 gün içinde vergi mahkemesinde dava açmaktır. Menfi tespit davası, 5479 sayılı yasa ile yapılan düzenlemeler sonucunda getirilmiş olup, herhangi bir nedenle 7 günlük itiraz müddetini geçiren 3. şahsın, haciz bildirinin tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinde, yer alan borcu sahibi mükellefin, kendisinden alacağı olmadığını veya malın elinde olmadığını ispat etmek zorundadır. İspat yükü, davacıya aittir. Menfi tespit davası açılması, takibin durdurulması için kafi değildir. Ayrıca mahkemenin, takibin durdurulmasına, (teminat gösterilecek) karar vermiş olması gerekmektedir.

    b) Kamuya olan borcu 5.000.00 YTL’yi aşan kişilerin mal varlığı yurt çapında araştırılmakta ve araştırmalar bankalardaki hak ve alacaklar, tapu idaresi, trafik, vb. kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar üzerine haciz konulabilmektedir. Haczin kaldırılmasında ise, ayrı bir sorun mükellefi beklemektedir. Zira, ilgili borcun ödenmesi, gayrimenkul üzerindeki haczin kaldırılması için yeterli değildir. Çünkü, haciz çözümlerinde, diğer vergi dairelerinde, o mükellefin borcunun olup/olmadığı, ortaklıkları, ortağı olduğu şirketin vergi borcu da ayrıca VEDOP sorgulaması sonucuna göre, hacizlerin çözülüp/çözülmeyeceğine karar verilebilmektedir.

    c) Sonuç olarak, 6183 sayılı yasanın 79. maddesinde yapılan yeni düzenlemeler pek çok mükellefi, ortaklıkları bulunduğu şirketleri yakından ilgilendirmektedir. Alacaklı, tahsil daireleri, (vergi daireleri) aciliyet arzeden durumlarda, bulundukları illerin dışına bile, haciz bildirileri tebliğ edip, tespit ettikleri mallar üzerine haciz koyabilmektedirler. Böylece, vergi borcunu ödemeyenler için, bankalarda para tutmak, gayrimenkulleri saklamak gibi bir durum söz konusu değildir.

    (1) Uygulamada vergi daireleri (SSK il müdürlükleri dahil) mükellefin ne kadar alacak miktarı olduğunu bilmeden, salt mükellefin vergi dairesine olan borç miktarı kadar karşı tarafa “haciz bildiri” tebliğ yapmaktadırlar. Oysaki önce mükellefin karşı tarafta ne kadar alacaklı olduğunu tespit etmek gerekecektir.

    (2) 6183 sayılı yasa md.79(5479 sayılı yasanın 5 md. Değişen şekli

    (3) ÖZBALCI Yılmaz, “Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun Yorum Ve Açıklamaları”, Özbalcı Mali Hukuk Bürosu 2006, Nisan, 2006, Ankara, S.609-612

    (4)YILMAZ Kazım, age. S. 867

    (5) ALPASLAN Mustafa-SAKAL Mustafa, “Gelir İdaresince Yapılan Mal Varlığı Araştırmaları Ve Hacizlerin Çözümünde Hukuksal Hatalar”, Mali Pusula Dergisi, Yıl:2, Kasım 2006, Sayı:23, S.11

    Kaynak: Av. Nazlı Gaye Alpaslan Güven – www.MuhasebeTR.com

    E-Haciz Kalkınca Ne Zaman Banka Hesapları Açılır ?

    E-Haciz Kalkınca Ne Zaman Banka Hesapları Açılır ?  sorusu çok önemli bir sorudur örnek olarak vergi dairesine olan borcunuzu ödemediniz ve bankadaki hesaplarınıza e haciz bloke uygulandı.

    Öncelikle haczi koyan vergi dairesine gitmeniz gerekir.Ödeme yaparak haczin kaldırılmasını isteyebilirsiniz

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    E-haciz Nedir ?

    E-haciz Nedir ? , 6183 sayılı AATUHK’nun 79. maddesi 8/4/2006 tarih ve 26133 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 5479 sayılı yasanın 5. maddesi ile değişikliğe uğramış ve yeni hükme göre Maliye Bakanlığı “haciz konusunda ” önemli yetkilerle donatılmış bulunmaktadır.

    Buna göre AATUHK’nun 440 sayılı genel tebliği hükmü uyarınca idare vergi borcu bulunan mükelleflerin herhangi bir yerde, bankalarda veya üçüncü şahıslarda veya herhangi bir kurumda alacağının bulunduğunu tespit etmesi halinde “haciz bildirisi” tebliğ etmek ve buna göre de bu alacağı tahsil yoluna gidebilmektedir.

    Daha sonra yürürlüğe giren 6183 sayılı kanunla ilgili Seri A, Sıra No: ] tebliği ile yapılan açıklamalar 3. şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi konusunda yeterli açıklamalar ve örneklerle uygulama somutlaştırılmaktadır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    idarece yapılan haciz bildirisi işlemi iptal edilmiştir.’

    Vergi Dairelerinin Haciz Bildirimindeki Bankalara Ait Özel Tatbikat Uygulaması Nedir?

    Vergi Dairelerinin Haciz Bildirimindeki Bankalara Ait Özel Tatbikat Uygulaması Nedir?

    Vergi Dairelerinin Haciz Bildirimindeki Bankalara Ait Özel Tatbikat Uygulaması Nedir? , sadece bankalara yönelik olarak özel bir düzenleme yapılmış bulunmaktadır. 6183 sayılı yasanın 79. madde de, tahsil dairelerince düzenlenen “haciz bildirileri ” esas olarak kamu borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edilmektedir.

    Diğer yandan, Maliye Bakanlığınca tespit edilen belirli limitleri geçen vergi borçları için, banka genel müdürlüğüne tebliğ işlemi elektronik ortamda haciz konulacaktır.Böyle bir tebligat veya haciz bildirisi,
    tüm şubeleri kapsayacak şekilde yapılmış sayılacaktır.Buna göre de, haciz bildirisini alan banka genel müdürlüğü, bütün şubelerinde yer alan borçlunun alacak ve hakkı bulunup/bulunmadığını tespit edecek ve buna göre tahsil dairesine bildirimde bulunacaktır. Bu yazıyı tebellüğ eden banka ise 7 gün içinde genel müdürlük, bütün
    şubelerinden kamu borçlusunun alacak ve hakkı olup/olmadığını öğrenmek ve yoksa olmadığını bildirmek zorundadır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi Uzmanı

    Vergi Borcu İle İlgili Vergi Dairesinin, Mükellefin Alacaklı Bulunduğu 3. Kişilerden Takip Şekli/Haciz Bildirimi

    Vergi Borcu İle İlgili Vergi Dairesinin, Mükellefin Alacaklı Bulunduğu 3. Kişilerden Takip Şekli/Haciz Bildirimi ,kamu borçlusunun, üçüncü şahıslar nezdindeki alacak, hak ve malların haczi üçüncü kişilere tahsil dairesi tarafından, tebliğ edilecek “haciz bildirisi ” ile haciz edilmesi mümkün bulunmaktadır.

    Haciz bildirisinde, bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve kamu borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceği ve malın kamu borçlusuna verilmemesi gerektiği yazı ile bildirilir.

    Vergi Borcu İle İlgili Vergi Dairesinin, Mükellefin Alacaklı Bulunduğu 3. Kişilerden Takip Şekli/Haciz Bildirimi
    Vergi Borcu İle İlgili Vergi Dairesinin, Mükellefin Alacaklı Bulunduğu 3. Kişilerden Takip Şekli/Haciz Bildirimi

    Bildirimde aksi takdirde kamu borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı ile 6183 sayılı yasa 79. maddenin 3, 4 ve 5. fıkra hükümleri, 3. kişiye tebliğ edilir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Vergi Kaçakçılığı Suçu Seçimlik Hareketli Bir Suçtur

    E-Haciz Uygulamaları İhtiyati Tahakkuk ve İhtiyati Haciz Durumunda Nasıl Yapılmaktadır?

    E-Haciz Uygulamaları İhtiyati Tahakkuk ve İhtiyati Haciz Durumunda Nasıl Yapılmaktadır? , devam etmekte olan vergi incelemeleri ile ilgili olarak inceleme elemanı belli koşulların varlığı halinde ilk belirlemelere göre mükelleften ihtiyaten teminat isteyebilir. Bu uygulamalar vergi incelemesi tamamlandıktan sonra yapılamaz.

    Ancak inceleme bitmeden ve 6183 sayılı kanunun 9 ve 13. maddelerine temas eden bir durumun mevcudiyeti halinde ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz uygulanabilir.

    Uygulamada vergi daireleri hakkında ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk önerilen mükellefler ile ilgili mal varlığı araştırmaları yapılması sırasında henüz kesinleşmeyen borçlarla ilgili mükelleflerin banka hesaplarına e-haciz koyabilmektedir.

    Vergi Kaçakçılığı Suçu Seçimlik Hareketli Bir Suçtur
    E-Haciz Uygulamaları İhtiyati Tahakkuk ve İhtiyati Haciz Durumunda Nasıl Yapılmaktadır?

    Mükellefin gayrimenkul göstermesi halinde ihtiyati haciz kaldırılmaktadır. Menkul malların teminat olarak sunulması halinde ihtiyati haciz kaldırılmaz.

    Yüksek mahkeme Danıştay vermiş olduğu birçok kararlarında vergi incelemesi bittikten sonra ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk önerilemeyeceğine ilişkin kökleşmiş kararlan bulunmaktadır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Elektronik Hacizden En Hafif Zarar İle Nasıl Kurtulabilirim?

    Elektronik Hacizden En Hafif Zarar İle Nasıl Kurtulabilirim?

    Elektronik Hacizden En Hafif Zarar İle Nasıl Kurtulabilirim? ,kendisine e-haciz uygulanan mükellefler bu durumu öğrenir öğrenmez hemen ilgili bankaya  dilekçe ile başvurup e-hacizlerini sonlandırmaları gerekir.

    Uygulamada yapılan bir diğer hata da şudur: vergi incelemesi neticelendikten sonra mükellefe idare ihtiyati haciz ve tahakkuk kararı alıp, bu kararı hemen uygulamak için bankalara yazı yazarak haciz işlemlerini başlatmaktadırlar.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Mükelleflere Uyarı! Maliyeden Günlük e-Haciz Kotası

    Mükelleflere Uyarı! Maliyeden Günlük e-Haciz Kotası Yeni yılın bu ilk günlerinde, vergi dairelerinde hummalı bir çalışma yürütülüyor. Her vergi dairesine kayıtlı mükellef sayısına göre, günlük e-haciz uygulaması hedefi verilmiş ve vergi daireleri de bu hedeflere ulaşmak için gece gündüz mükelleflere e-haciz uygulaması yapıyor.

    e-Haciz uygulaması artık vergi dairelerine günlük e-haciz hedefi koyacak kadar ciddiye alınarak yapılıyor olmasının 2 ana nedeni mevcuttur. Birinci neden 6736 ve 7020 sayılı kanun ile yapılan borç yapılandırmalarına uyulmaması ve ihlaller zinciri, 2. ve en önemli nedenlerden biri ise özellikle KDV tahakkuk tahsilat oranının 2017 yılı sonu itibarıyla %49,5 seviyesinde gerçekleşmesidir. Buna göre; KDV mükellefleri tahsil ettikleri KDV’nin ancak yarısını vergi dairelerine yatırmakta, yarısını ise ödemeyerek borçlu mükellef konumuna girmektedirler.

    e-HACİZ NEDİR?

    Elektronik haciz (e-haciz), kamuya olan vergi veya Sosyal Güvenlik Kurumu borcundan dolayı elektronik ortamda, maaş ya da banka hesabınızda bulunan para, altın, döviz gibi mal varlığına el konulması işlemidir. Bu işlemler vergi daireleri ve SGK tarafından elektronik ortamda gerçekleştirilmekte ve büyük bir zaman ve kağıt tasarrufu edildiği iddia edilmektedir. e-haciz uygulaması bir VEDOP 3 projesidir. Maliye Bakanlığı e-haciz sistemini kurmak için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü,İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü, Merkezi Kayıt Kuruluşu, PTT ve 40 banka ile protokoller imzalamıştır.

    e-HACİZ UYGULAMASINDA YAPILAN HATALAR

    – e-haciz uygulanabilmesi için borçlulara mutlaka ödeme emri tebliğ edilmesi gerekmektedir. Ödeme emri tebliğ edilmeden hiçbir borçluya e-haciz uygulanamaz.

    – Vergi daireleri vergi mükelleflerinin banka nezdinde hak ve alacağı bulunup bulunmadığına ilişkin bir tespit yapmadan e-haciz uygulamaktadırlar.

    – Bankalar, Maliye Bakanlığı ile yaptıkları protokole aykırı bir şekilde; e-haczi bir gün için uygulamaları gerekirken, geleceğe yönelik olarak da devam ettirmektedirler.

    – Vergi dairelerinin mükelleflerin bütün banka hesaplarına e-haciz işlemi uygulamaları nedeniyle örneğin 100 bin lira borcu olan bir mükellef için 300 bin liralık e-haciz uygulanması durumu ortaya çıkabilmektedir.

    – Bankalar, kendilerine hiç borcu olmayan vergi mükelleflerinin kredi limitlerine bile e-haciz uygulaması yapmaktadırlar.

    Mükelleflere Uyarı! Maliyeden Günlük e-Haciz Kotası
    Mükelleflere Uyarı! Maliyeden Günlük e-Haciz Kotası

    – Bankalar kredi, kredi kartı ya da kredili mevduat müşterisi olan vergi mükellefleri ile ilgili olarak vergi dairesi ya da SGK’dan bu tür bir e-haciz geldiğinde; borçlu vergi mükellefi müşterisinden kredilerini kapatmasını istemekte ya da bu mümkün değilse mükellefin kredi limitini düşürmektedir.

    – Kamu alacağını aşan tutarda haciz uygulayan bankalar borcu aşan kısmı mükelleflere iade etmede direnç göstermektedirler. Bankalar mükellef-vergi dairesi ilişkisinde sorumluluk almak istememektedirler.

    – Vergi mükelleflerinin çeşitli nedenlerle, özellikle KDV’den mahsup talebi var ise bu talepler vergi daireleri tarafından zamanında yerine getirilmediği için, borcu olmayan mükellefe e-haciz uygulaması yapılabilmektedir.

    – Vergi mükelleflerinin emekli maaşlarına veya emekli maaş hesaplarına e-haciz uygulanmaması gerekmesine rağmen uygulandığı görülmektedir.

    – Vergi daireleri ücret ve maaş hacizlerinde kuralına dikkat etmeden e-haciz yapmaktadırlar. Ayrıca asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin 1/10’undan fazlasının haciz edilemeyeceği düzenlemesi ihlal edilmektedir.

    – Son dönemlerde şirket borcu nedeniyle amme alacağının şirketten tahsil edilip edilemediği sonucuna ulaşılmadan, şirket yönetim kurulu üyelerinin ya da şirket ortaklarının hesaplarına e-haciz uygulandığı da görülmektedir.

    Vergi daireleri e-haciz uygulamasında çok titiz olmalıdır

    e-haciz uygulaması yasal dayanağı olan bir düzenlemedir ancak cebri tahsilatın başlaması için ödeme emri tebliği şarttır. Vergi dairelerinin ödeme emri tebliğ etmeden e-haciz uygulaması yapmalarının önüne geçilmek zorundadır. Ayrıca borçlu mükellefin bankalarda ne kadar parası olduğu tespit edilmeden, e-haciz uygulaması yapılmamalıdır.
    Maliye Bakanlığı, bankalarla tekrar bir araya gelerek yukarıda sıraladığımız uygulama yanlışlıklarını bir an önce ortadan kaldırmalıdır. Yanlış ve yasalara aykırı bir şekilde uygulanan e-haciz uygulamaları şirketlerin çeklerini ve senetlerini ödeyememelerine ve bankalarla ilişkilerinin bozulmasını beraberinde getirmekte ve iflaslara neden olmaktadır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Kamu Haczi Nedir

    Kamu Haczi Nedir ?

    Devlete olan borçlarınızı ödememeniz durumunda devletin kendi icra kanalları aracılığı ile gerçekleştirdiği hacze kamu haczi denilmektedir. Özel kişilerin yanında devlet de borçlusunun ödemesini zamanında gerçekleştirmesini talep etmektedir.

    Vergi İcra Hukukunda Aciz Hali Nedir?

    6183 sayılı kanunun 75. maddesi hükmüne göre, “yapılan takip sonunda, borçlunun haczi caiz malı olmadığı veya bulunan malların satış bedeli borcunu karşılamadığı takdirde borçlu aciz halinde sayılır. Yapılan takip safhalarıyla bakiye borç miktarı bir aciz fişinde gösterilerek aciz hali tespit olunur.”

    Yapılan takip sonucunda borçlunun haczedilebilen malı olmadığı veya mevcut menkul ve gayrimenkul  mallarının borcunu karşılamaya yetmeyeceğinin anlaşılması durumunda “aciz hali” olarak kabul edilmektedir. Yasa hükmünde, malların değerlemesi sonucuna göre borcun karşılanmamasından değil, bulunan malların satış bedelinin borcu karşılamadığı durumunda borçlunun aciz durumunda olduğunun kabul edileceği hükme bağlanmıştır(1). Buradan anlaşılması gereken husus, haczedilecek mal varsa bunlar haczedilip satılmadan borçlunun aciz durumunda sayılmayacağıdır. Malın borcu karşılayıp karşılamayacağı konusunun tartışma götürür durumunda olması, yani malın değerinin yaklaşık olarak borç tutarı kadar olması durumunda satış gerçekleştirip satış bedeli kesinleşmeden, satış bedelinin borcu karşılayıp karşılamayacağı belli değildir. Bu nedenle satış gerçeklemeden borçlunun aciz durumunda olduğunun kabul edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

    Diğer taraftan, haczedilen malların değeri satıştan önce belli olabilmektedir. Taşınır mallarda haciz memuru değer biçmekte, borçlu bu bedeli düşük bulursa bilirkişi vasıtasıyla yeniden değer takdir edebilmektedir. Taşınmazlarda ise satıştan önce bilirkişiden değerlendirme alınarak komisyon tarafından değer biçilmektedir. Uygulamada vergi idaresi bu tür değerlemelerde gayrimenkullere çok düşük bir değer takdir ettiğini görmekteyiz. Bu nedenle biçilen değerler yaklaşık olmakla birlikte piyasa değerinin altında  olduğundan satışa gerçekleşmesi de söz konusu değildir. Öncelikle   bu değerleme işleminin piyasa koşullarına uygun ve piyasadaki uzman değerleme şirketlerine yaptırılması uygun olacaktır. Bu şekilde biçilen değerin borcun karşısında oldukça düşük kalması durumunda, borcu karşılamayacağının anlaşılması için satışın gerçeklemesini beklemeye gerek yoktur. Bu gibi durumlarda satış beklenmeden de borçlu aciz durumunda sayılabilir.

    Aciz durumunun olması, gecikme zammının durması sonucunu doğurmaktadır. Diğer taraftan aciz durumunda borçlu borcunu ödeyebileceği beklentisi içinde ise borç tecil faizi alınmadan ve teminat aranmadan tecil edebilecektir.

    Dolayısıyla aciz durumunun varlığının kabul edilmesi, borcunu ödeyemeyecek durumunda olan borçlunun borç miktarının donmasına ve bloke edilmesine  yol açan borçlu lehine bir durumdur.

    Aciz durumunda mükellefin varsa hakkındaki yurtdışı çıkışı yasağı uygulaması kaldırılması gerekecektir. Çünkü acze düştüğü tespit edilen mükelleflerle ilgili olarak hakkında yurtdışı yasağı konulan gelir vergisi mükelleflerinin bu yasaklarının kaldırılması gerekecektir. Diğer taraftan yurtdışı çıkışı yasağı ile ilgili olarak Anayasa mahkemesi tarafından  verilen kararda bütün mükellefleri de kapsayacak şekilde vergi borcu dolayısıyla yurtdışı çıkışı tahdidi söz konusu Anayasa mahkemesi kararına göre bu yasaklamaya son verilmiştir. (Anayasa Mahkemesi’nin 18/10/2007 gün ve 2007/4-81 Bkz. RG : 8/12/2007 gün ve sayı:26724)

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41