fbpx

    Vergi Borcundan Dolayı Haciz

    Vergileme ve tahsil sürecinin son aşamasıdır. Genel olarak haczin icrası ile vakıf olunur ve bu tarihten itibaren dava açma süresi işlemeye başlar.

    Süregelen, daha doğru ifadeyle tekrarlanan haciz muamelelerinde (örneğin maaş haczi) her tahsil işlemi, öğrenildiği tarihten itibaren 30 günlük dava açma süresi içerisinde davaya konu edilebilir.

    Haciz işlemleri ile mülkiyet hakkına doğrudan müdahale durumu söz konusu olduğundan, Danıştay kararlarında dava açma süresi yönünden farklı yorumlara gidilebildiği görülmüştür.

    Belirtmek gerekir kı yukarıda bir sınıflandırma yapılmamıştır. Vergi mahkemelerinde sıklıkla dava konusu edilen işlemleri başlıklar halinde (küçük, usulü bilgiler vererek), somutlaştırılarak bilginize sunulmuştur.

    Konu başlıklarını, özel esaslara alınma (kod listesi), sakatlık indirimi, ihbar ikramiyesi, tecil-terkin, mahsup- iade, haksız ve fazladan alınan vergilerin iadesi, Mahkeme kararının yerine getirilmemesinden kaynaklı maddi ve manevi tazminat talepleri, arsam” birim değerlerinin belirlenmesine ilişkin kıymet takdir komisyonu kararı, hacizli malların satış ve kıymetlerinin takdirine ilişkin işlemler, teminatın paraya çevrileceği yolunda tesis edilen işlem, …şeklinde uzatabiliriz.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Asgari Geçim İndirimi Haczedilebilir Mi?

    Maliye Ba­kanlığı’nca yayımlanmış olan 265 seri No.lu Genel Tebliğ’de gerekli açıklama yapılmış ve işverenlerin asgari geçim indirimi tutarını mutlaka net ücrete ilave edip ücretliye ödemesi gerektiği açıklanmıştır. Aksi takdirde işverenler, muh­tasar beyannamede ücretliye ödemediği bir tutarı mahsup etmiş olacağından, vergi ziyaına sebebiyet vermiş olacaktır. Asgari geçim indirimine ait tutarların gerek işveren tarafından ücretliye öden­memesi gerekse de ücretlinin medeni durumuna ilişkin yanlış bilgi vermek suretiyle daha yüksek oranda yararlanması 213 sayılı Vergi Usul Kanunu açı­sından cezai işlemlerin yapılmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla, hem işveren hem de ücretli açısından cezai sorumluluk söz konusu olabilmektedir. Vergi Usul Yasası’nın 344. maddesinde vergi ziyaı suçunun işlenmesi halinde ne tür bir ceza verileceği belirtilmiştir. Buna göre vergi ziyaı suçu işleyenlere, zıyaa uğrattıkları verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilmektedir.

    İşverenler tarafından hizmet erbabının ücret gelirlerinden kesilen gelir vergisinden mahsup edilen asgari geçim indirimi tutarının, o ayki ücretiyle birlikte ücretliye nakden ödenmesi gerekir. Aksi takdirde, ücretliye nakden ödenmeyen asgari geçim indirimi, işverenler tarafından haksız yere yapılan bir mahsup işlemi niteliği taşıyacak ve tevkif suretiyle kesilen verginin bu tu­tar kadar olan kısmı, muhtasar beyanname ile eksik beyan edilmiş olacaktır. Bu nedenle, yukarıda belirtilen şekilde ücretliye nakden ödenmeyen asgari ge­çim indirimi o ayda eksik beyan edilmiş vergi tevkifatı olarak kabul edilerek, bu vergiler için de işverenler hakkında cezalı tarhiyat yapılacaktır.

    Gerek 6183 sayılı Kanun, gerekse de 2004 sayılı Kanun gereğince maaşlar ve her nevi ücretlerin en az 1/4’ü hacze konu olabilmekte iken asgari geçim indirimi tutarlarının alınmaktan vazgeçilen vergi tutarı olarak değerlendirilmekte ve ücret olarak kabul edilmemektedir. Dolayısıyla, asgari geçim indirimi tutarının haczedilmesi mümkün değildir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Ücret Dışı Ödemelerden Haciz Kesintisinin Nasıl Yapılacağı

    Haciz, borcunu ödemeyen borçlunun menkul taşınabilir, gayrimenkul taşınmaz mallarına ve alacaklarına alacaklının talebi üzerine adli ve idari makamlarca el konulmasıdır.

    Çalışanlar farklı nedenlerle borçlarını ödeme zorluklarına girmekte  ödememe durumunda ise maaşlarına haciz koydurularak tahsil yoluna gidilmektedir. İşverenler de bu süreçte yapması gereken iş ve işlemler nedeniyle muhatap olmaktadır. İşyerlerinde bu sürecin muhatabı genelde insan kaynakları veya muhasebe birimleridir. Esasında işvereni dolaylı olarak ilgilendiren haciz kesintileri konusu, doğru yönetilemediği takdirde hukuki ve cezai sorumluluk çerçevesinde olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.

    İşveren, işçinin ücretinden yapılacak haciz kesintisinde doğrudan değil dolaylı muhataptır. Burada esas olarak işçi ile bir diğer kişi/şirket/kurum arasında borç-alacak ilişkisi vardır. Fakat işçinin bu borcu zamanında ödememesi ve konunun icra takibi aşamasına gelmesi, işvereni de sürece dahil etmektedir. İcra ve İflas Kanunu gereği, hakkında haciz kararı verilen çalışanın ücretinden gerekli kesintiyi işveren veya işveren adına yetkili kişi yapmak zorundadır (Md.355).

    İşveren ücretten kesinti yapmazsa, işçinin icra dairesine ödenmesi gereken ücret kesintisi kadar tutar, işverenden tahsil edilir (İİK/Md.356). Fakat işçinin bu borcunu ödeyen işveren, söz konusu meblağı işçiden tahsil edebilir.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vatandaşın Bilgisi Olmadan Emekli Aylığına Elektronik Haciz

    Günlük hayatımızda birçok kişinin emekli aylıklarına bilgileri ve haberleri olmadan haciz konulma işlemi yapıldığı olmuştur. Emekliler, aylıklarını çekmeye gittiklerinde, kendilerinden habersiz aylıklarına SGK tarafından haciz konulduğunu öğrenmektedirler. SGK tarafından uygulanan bu haciz işlemine elektronik haciz veya e-haciz denilmektedir. 

    Bilgileri dışında gerçekleşen bu haciz konulma işleminin yasal olup olmadığı, vatandaşa bilgi vermeden tebligat göndermeden yapılan e-Haciz işlemlerine karşı ne yapılabileceği, herkes tarafından merak edilen ve bilinmesi gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.

    5510 sayılı Yasa’nın “Primlerin Ödenmesi” başlıklı 88. maddesinde; “Kurum’un süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51, 102 ve 106. maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanun’un uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır.” hükümleri bulunmaktadır.

    Üstte yer alan hüküm gereği SGK’nın prim ve prim ferileri (gecikme zammı, işsizlik primi vb.) gibi alacakları amme alacağı kabul edilmekte ve bunların tahsilini 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre yürütmektedir.

    5510 sayılı Kanun’un “Devir, Temlik, Haciz ve Kurum Alacaklarında Zamanaşımı” başlıklı 93. maddesinde; “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” hükümleri bulunmaktadır.

    Üstte yer alan hükme göre, SGK, kendi alacakları için, emeklinin muvafakati olmasa bile emekli aylıklarına haciz koyma yetkisine sahiptir. Yani, kamuoyunda yanlış algı olan “emekli aylıklarına hiçbir şekilde haciz konulamaz” kuralı, SGK alacakları için geçerli değildir.

    SGK’da elektronik haciz genel olarak, borçlunun banka mevduatlarına ve emekli aylıklarına uygulanmaktadır. 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre, borçlunun kaçması, mal kaçırması veya hileli yollara başvurması gibi durumlar oluşursa, ödeme emri gönderilmese bile, haciz kararı alınarak borçlunun emekli aylığına, araçlarına, banka mevduatlarına ve gayrimenkullerine haciz konulabilmektedir. Yani, uygulamada ve bazı durumlar için, SGK tarafından emekli aylıklarına elektronik haciz işlemi tatbik edilebilmektedir. Bazı SGK müdürlükleri, alacağı tahsil için her durumda e-Haciz uygulayabilmektedir.

    Ancak, SGK’nın alacaklarını tahsil yetkisi veren 6183 sayılı Kanun’un “Ödeme Emri” başlıklı 55. maddesinde; “Madde 55 – Amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir “ödeme emri” ile tebliğ olunur. Ödeme emrinde borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarları, nereye ödeneceği, müddetinde ödemediği veya mal bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı, gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı kayıtlı bulunur.

    Ayrıca, borçlunun 114. maddedeki vazifeleri ve bu vazifeleri yerine getirmediği takdirde hakkında tatbik edilecek olan ceza bu ödeme emrinde kendisine bildirilir. …” hükümleri yer almaktadır.

    Üstte yer alan hüküm gereği, SGK, kendi alacakları için olsa bile, emekliye veya vatandaşa hiçbir koşulda, ödeme emri göndermeden/vatandaşı bilgilendirmeden emekli aylığına veya hiçbir malvarlığına haciz koyamaz. 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre, borçlunun kaçması, mal kaçırması veya hileli yollara başvurması gibi durumlar söz konusu olsa bile, SGK, elektronik haciz veya e-Haciz koymak için emekliye ödeme emri göndermek, yani vatandaşa tebligat yapıp bilgilendirmek zorundadır.

    Emekliye tebligat/ödeme emri gönderilmeden, bilgi verilmeden emekli aylığına ve malvarlığına SGK tarafından konulan hacizler mahkeme kararıyla kaldırılıp, SGK’nın yersiz tahsil ettiği aylık veya mevduatlar yasal faiziyle SGK’dan geri alınabilmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    E-haciz Uygulamasını Yaygınlaştırma Kararı Alındı!

    Vergi borçlularına yönelik pilot olarak başlatılan gayrimenkulde elektronik haciz (e-haciz) uygulamasının yıl sonuna kadar ülke genelindeki tüm vergi dairelerine yaygınlaştırılmasının hedeflendiği açıklandı.

    Gelir İdaresi Başkanlığınca (GİB) vergi borçlularına yönelik pilot olarak başlatılan gayrimenkulde elektronik haciz (e-haciz) uygulamasının yıl sonuna kadar ülke genelindeki tüm vergi dairelerine yaygınlaştırılması sağlanacak.

    e-Haciz Projesi ile amme alacaklarının tahsili için düzenlenen haciz bildirilerinin, kurum tarafından alacaklı vergi daireleri adına e-haciz uygulamasına katılan bankalara elektronik ortamda tebliğ edilmesi ve bu tebligatlara elektronik ortamda bankalar tarafından cevap verilmesi, bu kapsamda haczedilen menkul mallar ile her türlü alacak ve hakların paraya çevrilmesi ve vergi dairesi hesaplarına aktarılması hedefleniyor. 

    Programa yönelik test çalışmaları tamamlanırken, uygulama Kızılbey, Yıldırım Beyazıt ve Ulus Vergi Dairesi müdürlüklerinde pilot olarak başlatıldı. Uygulamanın, yıl sonuna kadar tüm vergi daireleriyle mal müdürlüklerinde uygulamaya geçirilmesi planlanıyor.

    3,9 Milyon Kişiye “E-Haciz” Başladı !

    Türkiye genelinde sosyal güvenlik kurumu ile vergi daireleri “e-haciz” ya da diğer adıyla “e-kısıt” uygulaması ile vatandaşların banka hesaplarını “bloke” ediyorlar.

    Hazine Maliye Bakanlığından aldığım bilgiye göre, vergi yapılandırması yapan 2 milyon 879 bin 562 mükellef bir yıl için de 2 taksit ödeyemedi.

    Çalışma Bakanlığından aldığım bilgiye göre, SGK borcunu yapılandıran ancak 2 taksit ödeyemeyen 792 bin 350 mükellef hakkını kaybetti.

    Milli Eğitim Bakanlığından aldığım bilgiye göre, Kredi Yurtlar Kurumundan (KYK) kredi alan ancak borç taksitlerini ödeyemeyen yaklaşık 217 bin 216 kişi bulunuyor.

    Bu durumda toplamda 3 milyon 889 bin 128 kişinin banka hesaplarına Hazine ve Maliye Bakanlığının vergi daireleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından “bloke” konulduğunu öğrendim.

    Bazı bankalar Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerinin yaptığı bu uygulamaları hesap sahiplerine SMS ya da mail göndererek duyuruyorlar.

    Bazı bankalar ise hesap sahiplerine hiç bilgi göndermiyorlar.

    Vergi daireleri de hesaplarını bloke ettikleri vatandaşlara hiçbir mesaj göndererek bilgi vermiyorlar.

    Banka hesapları bloke edilen vatandaşlar, bankamatiklerden ya da şubelerden para çekme işlemleri veya havale, EFT gibi bankacılık işlemlerini cep telefonlarından ya da internet bankacılığından yapmaya çalıştıklarında hesaplarını kullanamıyorlar.

    Bankaların müşteri hizmetlerini arayan vatandaşlara, “Telefon ile bilgi veremeyiz şubeniz ile temasa geçin neden ‘bloke’ konulduğunu şubenizden bizzat giderek öğrenebilirsiniz” deniyor.

    Uzmanlardan aldığım bilgiye göre, elektronik “e-kısıt” işlemi ile vatandaşın banka hesaplarına devlete olan şu borçları için “bloke” uygulaması yapılıyor.

    · Trafik Para Cezaları,

    · Askerlik, Seçim, Nüfus Para Cezaları,

    · Karayolu Taşıma Kanununa göre kesilen para cezaları,

    · Motorlu Taşıtlar Vergisi,

    · RTÜK idari para cezaları,

    · Karayollarından usulsüz geçişler nedeniyle kesilen para cezaları,

    · Öğrencilerin, Kredi ve Yurtlar Kurumu’na (KYK) olan ve vergi dairelerine intikal eden katkı kredisi ve öğrenim kredisi borçları,

    · Ecrimisil borçları,

    · Taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payları,

    · Gümrük vergileri ve idari para cezaları ile gecikme faizi ve gecikme zamları,

    · Sigorta primleri, topluluk sigortası primleri, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi, idari para cezaları ve bu alacaklara ilişkin her türlü gecikme zammı ve gecikme cezaları,

    · Mahkeme cezaları ve yargı harç borçları,

    · Tüm vergi borçları…

    Vatandaşlar, vergi dairelerinin “e-kısıt” ya da “e-haciz” koyması nedeniyle banka hesapları “bloke” edilince; para çekemiyorlar, yurt içi ya da yurt dışı hesaplara havale, EFT gibi bankacılık işlemleri yapamıyorlar.

    Mükellefler haciz ile karşılaştıklarında hangi sorunlarla karşılaştıklarını açıkça söylemek gerekirse;

    – Elektrik, su, doğalgaz gibi konutlarının borçlarını ödeyemiyorlar,

    – Kiralarını ödeyemiyorlar,

    – Kredi kartlarının borçlarını ödeyemiyorlar ve kartları da kullanıma kapanıyor,

    – Araçlarına yakıt alamıyorlar,

    – Toplu taşıt kartlarına dolum yapamıyorlar,

    – Çek ve senet borçlarını ödeyemiyorlar,

    – Okul taksitlerini, servis ücreti paralarını yatırmıyorlar,

    – Çalışanlar maaşlarını kullanamıyorlar.

    Sonuç olarak “e-haciz” uygulaması ile vatandaşın banka hesaplarına “bloke” konuluyor.

    Yaşama hakları da “bloke” ediliyor.

    Ama merak etmeyin VERGİ MÜKELLEFİ SAVUNUCULARI DERNEĞİ olarak mükellefin her zaman yanındayız. Hemen Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

    0262 606 05 41

    Aşırı Vergi Haczi Nedir?

    6183 sayılı kanunun 62. maddesi hükümlerine göre uygulanan hacizler, e-hacizler, üçüncü şahıslar nezdindeki mal, alacak ve menkul mal hacizleri mükellefleri adeta canından bezdirmektedir. Örneğin, kamu gücü ile uygulanan orantısız ve aşırı, ölçüsüz vergi hacizleri mükellefleri adeta kilitlemektedir.(1)

     

    Bir örnek vermek gerekirse; mükellefin 20.000,00 TL borcu için Türkiye çapında bütün menkul ve gayrimenkullerine haciz uygulanması mükellefi kilitlemekte ve mağdur etmektedir. Oysaki, vergi hacizlerinin taşkın ve ölçüsüz uygulanmaması gerekecektir. Konuyla ilgili 6183 sayılı kanunun 54. Maddesinin 2. Bendinde; “amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek, paraya çevrilmesi” gerekmektedir. Buradan hareketle yukarıdaki örnekte yer alan 20.000,00 TL’Lik bir amme alacağı için mükellefin bir adet otomobili ve ayrıca 4 adet gayrimenkul için haciz uygulanması hukuka uyarlı olamaz.(2)

    Bir başka orantısız ve taşkın vergi haczi ise şu şekilde uygulanmaktadır. Mükellefin vergi borcunun 40.000,00 TL olduğunu varsayalım. Bu mükellefin Türkiye çapındaki 9 adet 200.000 TL değerinde sahibi olduğu gayrimenkullere haciz konulmuştur. Burada da görüldüğü üzere orantısız ve taşkın vergi haczi söz konusudur. Vergi hacizlerin çözülmesi sırasında da birçok problem yaşanmaktadır. Örneğin, (A) vergi dairesine olan vergi borcunun ödenerek haczin çözümlenmesi talep edildiği takdirde, Türkiye çapında diğer vergi dairelerinde de borcun bulunup bulunmadığı araştırılmakta ve buna göre (A) vergi dairesindeki gayrimenkul haczi ancak kaldırılabilmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi Borcu ve 6736 Sayılı Yasaya Göre Konulmuş Hacizlerin Çözümlenmesi

    6183 sayılı AATUHK’nun 62. maddesine göre amme borçlusunun elinde bulunduğu menkul malları ile gayrimenkullerinden alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı kadar alacaklı tahsil daireleri tarafından haczedilmektedir.(1)

    Haczedilen menkul ve gayrimenkullerin bilahare serbest bırakılması, gayrimenkuller üzerindeki hacizlerin tapuda fek edilmesi borcun ödenmesine bağlıdır. Borç ödenmediği takdirde haczin kaldırılması mümkün değildir.(2)

    Alacaklı tahsil dairesi haciz sırasında amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini telif etmek (dengelemek) zorundadır. Bu nedenle, haciz sırasında idare, icra memuru borçlunun ileride düşebileceği durumları tahmin etmek ve buna göre haciz yapmak zorundadır. Haczedilen mallara değer biçme yetkisi menkul mallarda icra memuruna aittir. Bu nedenle, icra memurlarının haciz sırasında haciz tutanakları üzerinde koyduğu değerleri takdir ederken bir eksper gibi davranmak zorundadır. Afaki değer takdirleri ileride bu malların satışa çıkarılması halinde satışını güçleştirebilir. Rasyonel bir davranış haczedilen menkul mallarda makul ve gerçeğe uygun değerin belirlenmesidir.

    Diğer taraftan, mükellefin borcunun çok çok üzerinde aşırı bir haciz uygulanarak mükellefin bütün mal varlığını kapsayacak şekilde haciz uygulanması 6183 sayılı yasanın 62. Maddesinin ruhuna aykırıdır. Çünkü, anılan yasanın 62. Maddesinde borçlu mükellefin borcuna yetecek miktarda haciz uygulanması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Örneğin, 50.000 TL KDV borcu olan bir mükellefin sahibi olduğu 20 adet gayrimenkule veya borçlu mükellefin sahibi olduğu 15 adet nakliye araçlarının tümüne birden haciz uygulanması hukuken olanaklı değildir. Böyle bir uygulama amme borçlusu mükellefin hareket kabiliyetini sıkar. Ayrıca, amme borçlusu mükellef işini çeviremez veya yapamaz bir duruma düşecektir. Bu nedenle, konulan vergi hacizlerinin adil, ölçülü ve mükellefin bütün mamelekini kapsayacak şekilde uygulanmaması icap eder. Gelir İdaresinin uyguladığı mal varlığı araştırmaları sonucunda amme borçlusunun bütün mal varlığına konulan hacizler piyasayı adeta kilitlemiştir. Diğer taraftan, benzeri şekilde yürütülen elektronik vergi hacizleri de vergi mükelleflerini iş yapamaz hale getirdiği gibi banka çalışmalarını da zedelemektedir.(3)

    Bilindiği gibi, yürürlüğe giren 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun hükümlerine göre taksite bağlanan borçlar taksit süreleri içerisinde düzenli ödenmesi zorunludur. Taksitlerin aksatılmaması esastır. Yıl içerisinde iki kez aksatabilme imkanı getirilmiştir. Netice itibariyle, ödemelerin düzenli yapılmış olması halinde, yapılan ödemelerin toplam barca nispeti dahilinde hacizlerin çözülmesi prensip olarak kabul edilmiştir.

    Vergi yada sigorta prim affından yararlanmak için başvuranlar, borçlarını örneğin 36 ay vadede ödemek için dilekçe verdiklerinde, bu borçlardan kaynaklanan hacizler hemen kaldırılmayacaktır. Ödeme yapıldıkça, ödemeye isabet eden oranda hacizler kaldırılacak ve alınan teminatların iadesi söz konusu olacaktır.(4)

    Diğer yandan, motorlu taşıtlar vergisi ödemeleri hakkında satışlar ve vizelerde ise yeni af kanunu aşağıdaki hükümleri getirmektedir.

    6736 sayılı Kanunun 2. maddesinin … fıkrası uyarınca Kanun kapsamında ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığıtarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın ait olduğu taşıt için, bu Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş olması koşuluyla bu Kanunda belirtilen ödeme süresi sonuna kadar 18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmadan, taksit ödeme süresi sonuna kadar taşıtlarının fenni muayenelerini yaptırmalarına ve uçuşa elverişli belgelerini almalarına imkan verilecektir.

    Ancak, taşıtın satış ve devri halinde taksitlendirilen borcun tamamının ödenmesi şartının aranılacağı tabiidir.

    Diğer yandan, 6736 sayılı yasanın 10. maddesinin … bend hükmü gereğince “… bu kanuna göre ödenecek alacaklarla ilgili olarak, tatbik edilen hacizler yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden teminatlar iade edilir”hükmü bulunmaktadır.

    Bu aşamada borçlarını yapılandıranlar hakkında ihale makamlarına borcu yoktur kağıdı verilmektedir. Ayrıca, SGK borçlarını da yapılandıran işverenlere ilişiksiz belgesi verilebilmektedir. Kesin hacizlerin çözümünde ise, mutlak surette borcun tamamıyla itfa dilmesi gerekmektedir.

    Sonuç olarak, bu yeniden yapılandırma veya af yasası evvelce vergi borcu nedeniyle haczedilmiş gayrimenkullerin satılmak istenmesi durumunda borç bitmediği sürece hacziler çözülmez. Yapılan ödemelerin toplam borca oranlaması yapılarak bu ödemelere uygun olarak kısım kısım konulan hacizler çözülecektir. Teminat takası ise bazı hallerde mümkün bulunmaktadır. Üzerindeki haczi kaldırılacak olan gayrimenkulle eşdeğerde bir başka gayrimenkul vergi dairesine verilmediği sürece hacizler yine çözülmez. Teminat takası yapılmaz. Borca yetecek miktarda banka teminat mektubu verildiği takdirde gayrimenkul hacizleri çözülür.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Banka Hesabına Konulan E-Haciz İçin Vergi Yargısı

    2577 sayılı İYUK md. 5 hükmünde her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılması ilkesi benimsenmiştir. Aralarında maddi veya hukuki açıdan bağlılık ya da neden – sonuç ilişkisi bulunan birden çok işleme karşı ise tek dilekçe ile dava açılabilmektedir. Özellikle, usul ekonomisi yönünden açılan davanın mümkün olduğunca ucuz ve pratik açılabilmesinde hukuki yarar görülmektedir.(1)

    Birden fazla davacının müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için ise; 2577 sayılı İYUK ’nun 4001 sayılı yasanın md. 3 hükmüyle değişik md. 5 hükmünün 2. fıkrasında, kimi koşulların bulunması halinde birden fazla kişinin ortak dilekçe ile dava açabilmelerine olanak verilmiştir. Fıkrada ön görülen koşullar davacıların hak veya çıkarlarında iştirak bulunması koşuluyla, davaya yol açan maddi olay veya hukuki nedenlerin aynı olması gibi durumlarda birden çok idari işlemin müşterek dilekçe ile idari davaya konu etmeleri mümkündür.(2)

    Son yıllarda kamu borcunun takibi ile ilgili konularda amme borçlu mükelleflerin muhtelif bankalarda ki mevduatlarına e-haciz yürütülmektedir. Amme borçlusunun birden çok banka şubelerinde bulunan mevduatlarına haciz konulması halinde bu işlemin hukuka aykırılığı iddiası ile dava açılması halinde her banka şubesi için ayrı ayrı dava açılması gerektiği yönünde görüşler ileri sürülmektedir. Bir başka görüşe göre ise, amme borçlu mükellefin bağlı bulunduğu vergi dairesinin tekliği dikkate alınarak mükellefin muhtelif banka şubelerinde ki hesaplarına uygulanan e-haciz için tek dava dilekçesi ile e-hacizin iptalinin dava konusu edilebileceği ileri sürülmektedir. Burada önemli olan amme borçlusu mükellefin banka hesaplarına uygulanan e-haciz işleminin hukuka uygun olup, olmadığının tartışılması gerekir.(3) Daha sonra, 2577 sayılı İYUK md. 5 hükmüne göre tek dilekçe ile açılabilecek davalardan olup, olmadığı dikkate alındığında tek dava dilekçesi ile e-hacizin iptali için ilgili vergi dairesi başkanlığı hasım gösterilerek dava açma imkânı mümkündür. Çünkü burada işlemi uygulayan idare alacaklı vergi dairesi başkanlığıdır. Borçlu ise; vergi yükümlüsüdür.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Dört Ayrı Banka Hesabına Konulan E-Haciz İçin Vergi Yargısına Müracaat

    Dört Ayrı Banka Hesabına Konulan E-Haciz İçin Vergi Yargısına Müracaat, 2577 sayılı İYUK md. 5 hükmünde her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılması ilkesi benimsenmiştir. Aralarında maddi veya hukuki açıdan bağlılık ya da neden – sonuç ilişkisi bulunan birden çok işleme karşı ise tek dilekçe ile dava açılabilmektedir. Özellikle, usul ekonomisi yönünden açılan davanın mümkün olduğunca ucuz ve pratik açılabilmesinde hukuki yarar görülmektedir.[1]

    Birden fazla davacının müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için ise; 2577 sayılı İYUK ’nun 4001 sayılı yasanın md. 3 hükmüyle değişik md. 5 hükmünün 2. fıkrasında, kimi koşulların bulunması halinde birden fazla kişinin ortak dilekçe ile dava açabilmelerine olanak verilmiştir. Fıkrada ön görülen koşullar davacıların hak veya çıkarlarında iştirak bulunması koşuluyla, davaya yol açan maddi olay veya hukuki nedenlerin aynı olması gibi durumlarda birden çok idari işlemin müşterek dilekçe ile idari davaya konu etmeleri mümkündür.[2]

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.