fbpx

    Aşırı Vergi Haczi Nedir?

    6183 sayılı kanunun 62. maddesi hükümlerine göre uygulanan hacizler, e-hacizler, üçüncü şahıslar nezdindeki mal, alacak ve menkul mal hacizleri mükellefleri adeta canından bezdirmektedir. Örneğin, kamu gücü ile uygulanan orantısız ve aşırı, ölçüsüz vergi hacizleri mükellefleri adeta kilitlemektedir.(1)

     

    Bir örnek vermek gerekirse; mükellefin 20.000,00 TL borcu için Türkiye çapında bütün menkul ve gayrimenkullerine haciz uygulanması mükellefi kilitlemekte ve mağdur etmektedir. Oysaki, vergi hacizlerinin taşkın ve ölçüsüz uygulanmaması gerekecektir. Konuyla ilgili 6183 sayılı kanunun 54. Maddesinin 2. Bendinde; “amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek, paraya çevrilmesi” gerekmektedir. Buradan hareketle yukarıdaki örnekte yer alan 20.000,00 TL’Lik bir amme alacağı için mükellefin bir adet otomobili ve ayrıca 4 adet gayrimenkul için haciz uygulanması hukuka uyarlı olamaz.(2)

    Bir başka orantısız ve taşkın vergi haczi ise şu şekilde uygulanmaktadır. Mükellefin vergi borcunun 40.000,00 TL olduğunu varsayalım. Bu mükellefin Türkiye çapındaki 9 adet 200.000 TL değerinde sahibi olduğu gayrimenkullere haciz konulmuştur. Burada da görüldüğü üzere orantısız ve taşkın vergi haczi söz konusudur. Vergi hacizlerin çözülmesi sırasında da birçok problem yaşanmaktadır. Örneğin, (A) vergi dairesine olan vergi borcunun ödenerek haczin çözümlenmesi talep edildiği takdirde, Türkiye çapında diğer vergi dairelerinde de borcun bulunup bulunmadığı araştırılmakta ve buna göre (A) vergi dairesindeki gayrimenkul haczi ancak kaldırılabilmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi Borcu ve 6736 Sayılı Yasaya Göre Konulmuş Hacizlerin Çözümlenmesi

    6183 sayılı AATUHK’nun 62. maddesine göre amme borçlusunun elinde bulunduğu menkul malları ile gayrimenkullerinden alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı kadar alacaklı tahsil daireleri tarafından haczedilmektedir.(1)

    Haczedilen menkul ve gayrimenkullerin bilahare serbest bırakılması, gayrimenkuller üzerindeki hacizlerin tapuda fek edilmesi borcun ödenmesine bağlıdır. Borç ödenmediği takdirde haczin kaldırılması mümkün değildir.(2)

    Alacaklı tahsil dairesi haciz sırasında amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini telif etmek (dengelemek) zorundadır. Bu nedenle, haciz sırasında idare, icra memuru borçlunun ileride düşebileceği durumları tahmin etmek ve buna göre haciz yapmak zorundadır. Haczedilen mallara değer biçme yetkisi menkul mallarda icra memuruna aittir. Bu nedenle, icra memurlarının haciz sırasında haciz tutanakları üzerinde koyduğu değerleri takdir ederken bir eksper gibi davranmak zorundadır. Afaki değer takdirleri ileride bu malların satışa çıkarılması halinde satışını güçleştirebilir. Rasyonel bir davranış haczedilen menkul mallarda makul ve gerçeğe uygun değerin belirlenmesidir.

    Diğer taraftan, mükellefin borcunun çok çok üzerinde aşırı bir haciz uygulanarak mükellefin bütün mal varlığını kapsayacak şekilde haciz uygulanması 6183 sayılı yasanın 62. Maddesinin ruhuna aykırıdır. Çünkü, anılan yasanın 62. Maddesinde borçlu mükellefin borcuna yetecek miktarda haciz uygulanması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Örneğin, 50.000 TL KDV borcu olan bir mükellefin sahibi olduğu 20 adet gayrimenkule veya borçlu mükellefin sahibi olduğu 15 adet nakliye araçlarının tümüne birden haciz uygulanması hukuken olanaklı değildir. Böyle bir uygulama amme borçlusu mükellefin hareket kabiliyetini sıkar. Ayrıca, amme borçlusu mükellef işini çeviremez veya yapamaz bir duruma düşecektir. Bu nedenle, konulan vergi hacizlerinin adil, ölçülü ve mükellefin bütün mamelekini kapsayacak şekilde uygulanmaması icap eder. Gelir İdaresinin uyguladığı mal varlığı araştırmaları sonucunda amme borçlusunun bütün mal varlığına konulan hacizler piyasayı adeta kilitlemiştir. Diğer taraftan, benzeri şekilde yürütülen elektronik vergi hacizleri de vergi mükelleflerini iş yapamaz hale getirdiği gibi banka çalışmalarını da zedelemektedir.(3)

    Bilindiği gibi, yürürlüğe giren 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun hükümlerine göre taksite bağlanan borçlar taksit süreleri içerisinde düzenli ödenmesi zorunludur. Taksitlerin aksatılmaması esastır. Yıl içerisinde iki kez aksatabilme imkanı getirilmiştir. Netice itibariyle, ödemelerin düzenli yapılmış olması halinde, yapılan ödemelerin toplam barca nispeti dahilinde hacizlerin çözülmesi prensip olarak kabul edilmiştir.

    Vergi yada sigorta prim affından yararlanmak için başvuranlar, borçlarını örneğin 36 ay vadede ödemek için dilekçe verdiklerinde, bu borçlardan kaynaklanan hacizler hemen kaldırılmayacaktır. Ödeme yapıldıkça, ödemeye isabet eden oranda hacizler kaldırılacak ve alınan teminatların iadesi söz konusu olacaktır.(4)

    Diğer yandan, motorlu taşıtlar vergisi ödemeleri hakkında satışlar ve vizelerde ise yeni af kanunu aşağıdaki hükümleri getirmektedir.

    6736 sayılı Kanunun 2. maddesinin … fıkrası uyarınca Kanun kapsamında ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığıtarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın ait olduğu taşıt için, bu Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş olması koşuluyla bu Kanunda belirtilen ödeme süresi sonuna kadar 18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmadan, taksit ödeme süresi sonuna kadar taşıtlarının fenni muayenelerini yaptırmalarına ve uçuşa elverişli belgelerini almalarına imkan verilecektir.

    Ancak, taşıtın satış ve devri halinde taksitlendirilen borcun tamamının ödenmesi şartının aranılacağı tabiidir.

    Diğer yandan, 6736 sayılı yasanın 10. maddesinin … bend hükmü gereğince “… bu kanuna göre ödenecek alacaklarla ilgili olarak, tatbik edilen hacizler yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden teminatlar iade edilir”hükmü bulunmaktadır.

    Bu aşamada borçlarını yapılandıranlar hakkında ihale makamlarına borcu yoktur kağıdı verilmektedir. Ayrıca, SGK borçlarını da yapılandıran işverenlere ilişiksiz belgesi verilebilmektedir. Kesin hacizlerin çözümünde ise, mutlak surette borcun tamamıyla itfa dilmesi gerekmektedir.

    Sonuç olarak, bu yeniden yapılandırma veya af yasası evvelce vergi borcu nedeniyle haczedilmiş gayrimenkullerin satılmak istenmesi durumunda borç bitmediği sürece hacziler çözülmez. Yapılan ödemelerin toplam borca oranlaması yapılarak bu ödemelere uygun olarak kısım kısım konulan hacizler çözülecektir. Teminat takası ise bazı hallerde mümkün bulunmaktadır. Üzerindeki haczi kaldırılacak olan gayrimenkulle eşdeğerde bir başka gayrimenkul vergi dairesine verilmediği sürece hacizler yine çözülmez. Teminat takası yapılmaz. Borca yetecek miktarda banka teminat mektubu verildiği takdirde gayrimenkul hacizleri çözülür.

    Bir gayrimenkul üzerine daha önceden rehinli bir alacak nedeniyle rehin varsa, amme borcu nedeniyle konulacak hacizler rehinli alacağın önüne geçemez.(5) Rehinli alacakların, amme alacağına göre öncelik sırası bulunmaktadır.

    Öte yandan, SGK kurumu tarafından yayımlanan 18/3/2011 gün ve 166 sayılı 2011/29 genelge hükümlerine göre de kuruma olan borçlarından dolayı üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına (maaş, aylık veya gelir, kira, mevduat, istihkak, hak ediş vb) 6183 sayılı kanunun 79. maddesine göre haciz konulmuş olan borçluların, söz konusu borçları için yeniden yapılandırma başvurusunda bulunmaları halinde, üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklar üzerine konulan hacizler;

    a) Peşin ödeme yolunun tercih edilmesi halinde, borcun tamamının ödenmesinin,

    b) Taksitle ödeme yolunun tercih edilmesi halinde ise, ilk taksitin ödenmesinin ardından kaldırılacaktır.

    c) Hal böyle olmakla birlikte, hak ve alacaklar üzerine konulmuş olan hacizlerin

    kaldırılmasından önce üçüncü kişiler tarafından kurum hesaplarına yatırılan paralar,

    d) 24/2/2011 ve öncesinde yatırılmış ise, yeniden yapılandırma işlemlerinden önce cari usul ve esaslara göre,
    e) 24/2/2011 tarihinden sonra yatırılmış ise, yeniden yapılandırma işlemlerinin tamamlanmasının ardından peşin veya taksitler halinde ödenecek tutarlara,

    mahsup edilecektir.

    Kanunun yürürlük tarihinden önce haczedilip, bu tarihten sonra kurum hesaplarına aktarılan tutarın, yapılandırılan alacak tutarından fazla olması halinde ise, söz konusu paralar varsa kapsama girmeyen diğer alacaklara mahsup edilecek, yoksa 5510 sayılı kanunun 89. maddesine istinaden ilgililere iade edilecektir.

    Diğer taraftan, taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki hacizlerin kaldırılması konusuna gelince; 6736 sayılı kanun kapsamına giren alacaklardan dolayı daha önce taşınır ve taşınmaz mallar üzerine haciz tatbik edilmiş ise, hacze konu malın birden fazla olması ve her birinin değerinin ayrı ayrı belirlenebilir nitelikte ya da ayrı ayrı tescile konu olması şartıyla, haczin devam edeceği malın değerinin en az yeniden yapılandırma öncesindeki toplam borç tutarını karşılaması ve borçlu tarafından yazılı talep edilmesi kaydıyla, daha önce konuşmuş hacizler yapılan ödemeler nispetinde kaldırılacak, alınmış teminatlar ise yine yapılan ödemeler nispetinde iade edilecektir.

    ————————–
    [1]6183 sayılı AATUHK’nun Genel Tebliğ Seri A Sıra No 1, Seri A Sıra 2.

    [2]Ayrıntılı açıklamalar için bkz. YERLİKAYA Gökhan Kürşat, Açıklamalı ve İçtihatlı 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Şerhi, XII Levha Yayınları, İstanbul, Ocak 2012, s.561-573.

    [3]Bkz. ALPASLAN Mustafa – AY Hakan – KAYA Eda, Kamu Alacaklarının Takibinde E-Haciz Uygulamaları, İzmir, Şubat 2011.

    [4]6111 sayılı yasa md.2.

    [5]ALPASLAN Mustafa – SAKAL Mustafa, Vergi Hukuku Uygulaması – I, İzmir, Ocak 2008, s.350.

    Kaynak:Av. Nazlı Gaye Alpaslan

    Banka Hesabına Konulan E-Haciz İçin Vergi Yargısına Müracaat

    2577 sayılı İYUK md. 5 hükmünde her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılması ilkesi benimsenmiştir. Aralarında maddi veya hukuki açıdan bağlılık ya da neden – sonuç ilişkisi bulunan birden çok işleme karşı ise tek dilekçe ile dava açılabilmektedir. Özellikle, usul ekonomisi yönünden açılan davanın mümkün olduğunca ucuz ve pratik açılabilmesinde hukuki yarar görülmektedir.(1)

    Birden fazla davacının müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için ise; 2577 sayılı İYUK ’nun 4001 sayılı yasanın md. 3 hükmüyle değişik md. 5 hükmünün 2. fıkrasında, kimi koşulların bulunması halinde birden fazla kişinin ortak dilekçe ile dava açabilmelerine olanak verilmiştir. Fıkrada ön görülen koşullar davacıların hak veya çıkarlarında iştirak bulunması koşuluyla, davaya yol açan maddi olay veya hukuki nedenlerin aynı olması gibi durumlarda birden çok idari işlemin müşterek dilekçe ile idari davaya konu etmeleri mümkündür.(2)

    Son yıllarda kamu borcunun takibi ile ilgili konularda amme borçlu mükelleflerin muhtelif bankalarda ki mevduatlarına e-haciz yürütülmektedir. Amme borçlusunun birden çok banka şubelerinde bulunan mevduatlarına haciz konulması halinde bu işlemin hukuka aykırılığı iddiası ile dava açılması halinde her banka şubesi için ayrı ayrı dava açılması gerektiği yönünde görüşler ileri sürülmektedir. Bir başka görüşe göre ise, amme borçlu mükellefin bağlı bulunduğu vergi dairesinin tekliği dikkate alınarak mükellefin muhtelif banka şubelerinde ki hesaplarına uygulanan e-haciz için tek dava dilekçesi ile e-hacizin iptalinin dava konusu edilebileceği ileri sürülmektedir. Burada önemli olan amme borçlusu mükellefin banka hesaplarına uygulanan e-haciz işleminin hukuka uygun olup, olmadığının tartışılması gerekir.(3) Daha sonra, 2577 sayılı İYUK md. 5 hükmüne göre tek dilekçe ile açılabilecek davalardan olup, olmadığı dikkate alındığında tek dava dilekçesi ile e-hacizin iptali için ilgili vergi dairesi başkanlığı hasım gösterilerek dava açma imkânı mümkündür. Çünkü burada işlemi uygulayan idare alacaklı vergi dairesi başkanlığıdır. Borçlu ise; vergi yükümlüsüdür.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Dört Ayrı Banka Hesabına Konulan E-Haciz İçin Vergi Yargısına Müracaat

    Dört Ayrı Banka Hesabına Konulan E-Haciz İçin Vergi Yargısına Müracaat,2577 sayılı İYUK md. 5 hükmünde her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılması ilkesi benimsenmiştir. Aralarında maddi veya hukuki açıdan bağlılık ya da neden – sonuç ilişkisi bulunan birden çok işleme karşı ise tek dilekçe ile dava açılabilmektedir. Özellikle, usul ekonomisi yönünden açılan davanın mümkün olduğunca ucuz ve pratik açılabilmesinde hukuki yarar görülmektedir.[1] Birden fazla davacının müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için ise; 2577 sayılı İYUK ’nun 4001 sayılı yasanın md. 3 hükmüyle değişik md. 5 hükmünün 2. fıkrasında, kimi koşulların bulunması halinde birden fazla kişinin ortak dilekçe ile dava açabilmelerine olanak verilmiştir. Fıkrada ön görülen koşullar davacıların hak veya çıkarlarında iştirak bulunması koşuluyla, davaya yol açan maddi olay veya hukuki nedenlerin aynı olması gibi durumlarda birden çok idari işlemin müşterek dilekçe ile idari davaya konu etmeleri mümkündür.[2]

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi Borcundan Dolayı Bankalardaki “0” (Sıfır) Bakiyeli Hesaplara Elektronik Haciz Uygulanamaz

    Vergi Borcundan Dolayı Bankalardaki “0” (Sıfır) Bakiyeli Hesaplara Elektronik Haciz Uygulanamaz,

    Vergi daireleri tarafından, mükellefin borçlu olduğu gerekçesi ile Türkiye çapında bütün kamu ve özel bankalar nezdinde mevcut hesaplarına e-haciz uygulanmaktadır. Uygulanan e-haciz sürekli ve kalıcı bir e-haciz şeklini almaktadır. Hiçbir vergi haczi sonsuza kadar devam etmez. Haciz edilen menkul veya gayrimenkuller bir şekilde tasfiye olunur. Tasfiye ve satış işlemlerinin yasada kayıtlı belirlenmiş süreleri dahilinde bu işlemler sonuçlandırılır. Sürekli e-haciz mükellefler üzerinde olumsuz etki ve sonuçlar doğurmaktadır. Kalıcı vergi hacizleri işkenceye dönüşerek, mükelleflerin üretim, yatırım ve gelecek ile ilgili ticari kararları üzerinde olumsuz psikolojik etkiler de yaratabilmektedir.

    Bilindiği gibi, amme borçlusu mükelleflerin vergi borçlarını vadesinde ödememeleri halinde banka mevduatlarına e-haciz uygulanmaktadır. Uygulamada birçok vergi dairesi e-haciz işlemlerini hatalı uygulayarak mükellefleri maddi ve manevi yönden mağdur etmektedirler. E-haczin kaldırılması sırasında mükellefler pek çok müşgül durum yaşamaktadırlar. Aşağıda yanlış uygulanan e-haciz uygulamaları özetlenmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Haciz İşlemlerinde Dava Açma Süresi

    Haciz İşlemlerinde Dava Açma Süresi,2577 sayılı Kanunun 7 nci maddesine göre vergi mahkemesinde dava
    açma süresi 30 gün olarak belirlenmiş olup, 6183 sayılı kanunda Haciz Tatbiki ile ilgili dava açma süresi belirlenmediğinden haciz işleminde; haczin tatbiki, gıyapta yapılan hacizlerde ise tebliği tarihinden itibaren 30 gün
    içinde dava açılabilmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi Borcundan Dolayı Haczedilemeyecek Menkul ve Gayrimenkuller

    Vergi Borcundan Dolayı Haczedilemeyecek Menkul ve Gayrimenkuller

    6183 sayılı yasanın 70. maddesinde haczedilemeyecek mallar 13 madde halinde sıralanmıştır.

    71.madde hükmünde ise kısmen haczedilemeyen gelirler belirtilmiştir.

    73 ve 74 madde hükümlerinde ise haczin sonuçları ve paraya çevirme konularına yer verilmiştir.

    Uygulamada vergi borcu nedeni ile emekli maaşları, amme borçlusunun haline münasip bir tek sosyal konutu haczedilmemektedir.

    Bunun dışında 6183 sayılı yasanın 70. maddesinde haczedilmeyecek mallar tek tek sıralanmıştır.

     

    Buna göre;

    Madde 70 –  Açıklayacağımız mallar haczedilemez:

    1- (Değişik: 4/5/1994 – 3986/16 md.) 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları, iştirakleri ve mahalli idarelerin malları hariç olmak üzere devlet malları ile hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar.

    2- Borçlunun şahsı ve mesleği için gerekli elbise ve eşyası ile,borçlu ve ailesine gerekli olan yatak takımları ve ibadete mahsus kitap ve eşyası,

    3- Vazgeçilmesi kabil olmayan mutfak takımı ve pek lüzumlu ev eşyası,

    4- Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve taşıtları ve diğer teferruat ve tarım aletleri; çiftçi değilse sanat ve mesleği için gerekli olan alet ve edevatı ve kitapları;

    arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük taşıt sahiplerinin ancak geçimlerini sağlayan taşıt vasıtaları,

    5- Borçlu veya ailesinin geçimleri için gerekli ise, borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları,

    6- Borçlu ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ile;

     

    1. a) Borçlu çiftçi ise ayrıca gelecek mahsul için gerekli olan tohumluğu,

     

    1. b) Borçlu bağ, bahçe veya meyve ve sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimleri

     

    için zaruri olan bağ, bahçe ve bu işler için gerekli bulunan alet ve edevatı, malzemesi ve fide ve tohumluğu,

     

    1. c) Geçimi hayvan yetiştirmeye münhasır olan borçlunun kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan miktarda hayvan ile bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları,

     

    7- Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malül olanlara bağlanan emekli aylıkları ile, bu kabil kimselerin dul ve yetimlerine bağlanan aylıklar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış ikramiyeleri, 

    8- Bir yardım sandığı veya derneği tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan aylıklar,

    9- Vücut ve sağlık üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak zarar görenin kendisi veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi gereken paralar,

    10- Askerlik malüllerine, şehit yetimlerine verilen harp malüllüğü zammı ile , 1485 sayılı kanun gereğince verilen tekel beyiyeleri,

    11- Borçlunun haline münasip evi “ancak evin değeri fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılabilir”, 2497

    12- (Değişik: 26/11/1980 – 2347/8 md.) Harcırah Kanununa göre yapılan ödemeler, 

    13- (Ek: 26/11/1980-2347/8 md.) 2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanan aylıklar.

    SORU VE SORUNLARINIZ İÇİN HEMEN ARAYIN!

    0533 734 46 42

     

    E-Hacizden Kurtulma Yolu Nedir

    E-Hacizden Kurtulma Yolu Nedir?

    E-Hacizden Kurtulma Yolu Nedir?

    Kesinleşen ve ödenebilir safhaya gelen bir kamu borcu hakkında ödeme emri tebliğ edilmeden bu konuda mükellefin banka hesaplarına elektronik haciz uygulanamaz.

    Kendisine ödeme emri tebliğ edilen amme borçlusu bu borcuna karşılık   gün içinde ödeme yapabilir.

    Hata veya yanılma var ise düzeltilmesini talep edebilir.

    Bu durumda yine mükellef yürütmeyi durdurma kararı aldırarak e-haczi kaldırabilir.

    Taksitlendirme yaptırabilir yalnız taksitlendirmede gayrimenkul ve araçlarınızda ki hacizler kalkmaz ancak banka hesabındakiler kalkar.

    Ödeme emrinin tebliği üzerine amme borçlusu bu  ödeme emrine karşı  vergi  davası açabilir.

    (6183 sayılı yasa md.58) Dava açma süresi cevabın size tebliğinden itibaren 30 gündür.

    E-Haciz Nedir?


    Elektronik haciz uygulaması, 6183 sayılı yasanın 62. maddesine eklenen hüküm gereğince ve yine aynı yasanın 79. maddesi hükmü gereğince borçlu mükelleflerle ilgili bunların banka hesaplarına uygulanan bir haciz yöntemidir.

    İletişim: Mükellef Hattı ►0850 304 94 41

    Genel Başkan ► 0533 734 46 42

    Adres ► Genel Merkez Adresi: Hacı Halil Mahallesi Kızılay Caddesi 1201/2 Sok. Anıl Apartmanı No:1/B (Gebze Kent Meydanı, Mopaş Hipermarket Yanı) Gebze/Kocaeli

    Vergi Hacizleri ve Neticeleri

    Vergi Hacizleri ve Neticeleri

    Vergi Hacizleri ve Neticeleri ,Amme borçlusu, alacaklı, vergi idaresinin izni olmadan hacizli mallarla ilgili olarak tasarrufta bulunamaz.[1]

    Üçüncü şahıslar, malın idare tarafından haciz edilmiş olduğunu bilerek, kötü niyetle o mal üzerinde hak iddia ettiklerinde, bu durum, idarenin haklarını ihlal ettiği nispette hükümsüz olup, mahkemece butlanına hükmolunur.[2] Haczolunan mallar satılarak paraya dönüştürülür. Menkul malların haciz ve satışı 6183 sayılı yasanın 77 ila 87’inci maddelerinde; gayrimenkul malların haczi ve satışı da aynı Kanunun 88 ila 99’uncu maddelerinde düzenlenmiştir.

    Haczin, bir diğer uygulaması da e-haciz yöntemidir. Buna göre Maliye Bakanlığı kendisine, Vergi Dairelerinden yollanan listeler kapsamında mükelleflerin bilgisi dışında banka, PTT ve diğer bankalar gibi finans kuruluşları nezdinde mevduatlarına e-haciz tatbik etmektedir. Burada, emekli maaşları için e-haciz uygulanmaz. Bu sistem sayesinde, bankalar bloke ettikleri paraları, mükellefin borçlu olduğu ilgili vergi dairesine transfer etmektedirler. [3] Maliye Bakanlığı tarafından Türkiye Bankalar Birliğine yollanan 02.11.2007 gün ve 97674 sayılı telefaks yazıda, e-hacizin tatbik edildiği sırada mevcut para bloke edilmektedir. Daha sonra, ertesi gün e-haciz kaldırılarak hesap aktive edilerek normal bir şekil almaktadır. Dolayısı ile, e-haciz sadece (1) gün geçerlilik arz edecektir.

    Öte yandan, 6183 sayılı Kanunun 75 ve 76’ncı Maddelerinde aciz hali ve aczin sonuçları ve aciz vesikası düzenlenmiştir. Buna göre, yapılan takip sonunda, borçlunun haczi caiz malı olmadığı ve bulunan malların satış bedeli borcunu karşılamadığı takdirde borçlu aciz halinde sayılmaktadır. Borçlunun aciz hali, yapılan takip aşamalarıyla bakiye borç tutarı bir ‘aciz fişinde’ gösterilerek tespit olunur. Aciz halindeki borçlu hakkında teminat ve faiz aranmadan 6183 sayılı Kanunun 48’inci madde hükmü tatbik olunabilir.

    Aciz hali tespit edilmiş borçlunun borçları talebi üzerine faiz ve teminat aranmaksızın ertelenebilir. Mükellefin mal edindiğinin tespiti halinde aciz hali ortadan kalkar ve takibat işlemlerine devam edilir. Alacaklı tahsil dairesi aciz halindeki borçlunun mali durumunu zamanaşımı süresi içinde devamlı olarak takip eder. Borçlunun mal edindiğinin saptanması halinde haciz varakalarına istinaden gerekli haciz yapılır. Haczedilen malların değerinin takipli alacağı karşıladığının tespiti halinde aciz hali kaldırılır.

    Amme alacaklarının tahsili için İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde amme borçlusunun iflası istenebilir (AATUHK Md. 100 ve 54/3) Ancak, bunun için borçlunun iflasa tabi gerçek veya tüzel kişilerden olması gerekir. İflas istemi, borçlunun iş merkezinin bulunduğu yerdeki iflas idaresinden yapılabilir. [4] Amme borcunun 6111 sayılı yasa kapsamında tecil ve taksitlendirilmiş olması ve ödemelerinin de düzenli sürdürülmesi halinde, amme borçlusu hakkında açılan hükümsüz tasarruf ile ilgili iptal davalarının son bulması gerekecektir.[5]

    Borçlunun alacakları ile anlaşmasını ifade eden konkordatodan iflasa tabi olsun ya da olmasın amme borçlularında İcra İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde yararlanabilirler. Ancak, vergi alacaklarında konkordato hükümlerine uyulma mecburiyeti bulunmamaktadır. 6183 sayılı Kanunun 101’inci maddesi “Amme idaresi tarafından iflas talebinde bulunulsa dahi tasdik edilen konkordato amme alacakları için mecburi değildir” hükmüne amirdir.

    VERGİ BORCU ÖDENMEDEN HACZİN KALDIRILMASI

    Prensip olarak amme borçlusu mükellefin borcu ödenmeden önceden konulmuş hacizler kaldırılmaz. Haczin kaldırılabilmesi için borcun mutlak surette ödenmesi zorunludur. Önceden konulan haczin kaldırılabilmesinde aşağıdaki kurallar uygulanır;[6]

    a-Menkul ve gayrimenkullerin üzerine konulan haczin kaldırılabilmesi için borcun tümüyle ödenmesi gerekir.

    b-Bölünebilir menkul ve gayrimenkul hacizlerinde yapılan ödemenin toplam borca nispeti dahilinde kısım kısım hacizler çözülebilir. Örneğin; 10 adet araç üzerine konulan hacizde toplam borcun 100.000,00 TL olduğunu kabul edelim, amme borçlusu 20.000,00 TL ödemesi halinde alacaklı amme idaresi toplam araçtan 2 adet aracın haczini kaldırabilir.

    c-Amme borcunun 6183 sayılı kanunun 48. Maddesine göre yapılandırılması halinde tecil ve taksitlendirilen borç tümüyle ödenmediği sürece hacizler kaldırılamaz.

    d-Amme borcunun tecil ve taksitlendirme yoluyla ödeme planına bağlanmış olması, hacizlerin kaldırılmasını sağlamaz.

    e-Yakalamalı trafik araç hacizlerinde kısmen ödeme yapılabilir. Bu durumda alacaklı amme idaresi yakalama şerhini haciz baki kalarak kaldırma yetkisine sahiptir.

    f- Alacaklı amme idaresine borcunu tümüyle ödeyen vergi mükellefinin haczi kaldırılır. Kaldırma sırasında bu mükellefin Türkiye çapında başka vergi dairelerine borcunun olup olmadığını araştırır. Araştırma neticesinde başka vergi dairelerine borç varsa bunlarında ödenmesi sağlanır. Aksi takdirde haciz kaldırılmayabilir. Özetle, (A) vergi dairesine borcunu ödeyen mükellefin haczin kaldırılması sırasında yapılan araştırma sonucunda ( B) vergi dairesine de borcu bulunduğu tespit edilirse, bu borcun da, (B) vergi dairesine ödenmesi sağlanır. Aksi takdirde haciz çözülmez.

    g-Amme borçlusu bir mükellefin bankadaki mevduatına önceden haciz konulmuş ise; mükellef, borcunu 6183 sayılı yasanın 48. Maddesine göre yapılandırması halinde mevduat üzerindeki haciz kaldırılmaz. Mevduatın serbest bırakılabilmesi için yapılandırılan toplam borcun %10’ lık kısmının ödenmesi gerekir.

    Continue Reading