fbpx

    Ödeme Emrine Dava Açılması

    Tarh ve tahakkuk eden vergiler kendi vergi Kanunlarında gösterilen süreler içinde (vadelerinde) ödenmektedir. Tarh edilen vergilerin vadesinde ödenmesi gerekmektedir. Kanunlarda belirtilen vadelerde ödenmeyen vergi, resim ve harçlar için cebri tahsil metodları uygulanmaktadır. Cebren tahsil şekillerinde mükellef hakkında; mükellefin vergi idaresinde teminatı bulunması durumunda, teminatın paraya dönüştürülmesi veya şahsi kefalet söz konusu ise, kefilin takibi, borca yetecek miktarda menkul ve gayrimenkul malların haczedilip, paraya dönüştürülmesi ve gerekli koşulların da oluşması durumunda mükellefin iflasının dahi talep edilmesi sonucuna dek bir dizi işlemler yapılabilmektedir. Bu bir dizi işlemlerin yapılabilinmesi için de, öncelikle, kamu alacağı için “ödeme emrinin” tebliğ edilmesi gerekmektedir (6183 sayılı AATUHK md. 55). Vergi icra hukukunda; Cebri icra takibatının asli koşulu, ödeme emrinin düzenlenip, mükellefe veya yetkili kişi veya adamına tebliğ edilmesi gerekmektedir. Ödeme emri tebliğ edilmeden, cebri icrai işlemlerin yapılması söz konusu değildir(1).

    II- ÖDEME EMRİNE KARŞI İTİRAZ YA DA DAVA AÇILMASI KONUSU

    Ödeme emrine karşı dava açılması veya itiraz edilmesi konusu 6183 sayılı Yasa’nın 58. madde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre, kendisine ödeme emri tebliğ edilen kişiler, (7) gün içinde alacaklı tahsil dairesine böyle bir ödeme emri için ilgili vergi mahkemesine dava açabilir(2). Bu süre 29.11.2017 tarihli TBMM’de kabul edilen Torba Yasa ile 15 güne çıkarılması öngörülmüştür. 6183 sayılı AATUH Yasa, 1954 yılında yürürlüğe girmiş olup, Türk Vergi Yargısı ise, 06.01.1982 tarihinde, 2575, 2576 ve 2577 sayılı Yasalar ile değişmiş ve bugünkü şeklini almış bulunmaktadır(3). Buna göre, vergi, resim ve harçlar ve benzeri mali mükellefiyetlere ilişkin olarak tanzim ve tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı açılacak davalara vergi mahkemeleri birinci dereceli mahkemeler olarak bakmaya yetkilidir. Diğer yükümlülüklerden doğan alacaklar için düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılacak davalara ise, “idaremahkemelerinde” dava açılması gerekmektedir(4).

    A- KİMLER ÖDEME EMRİNE DAVA AÇABİLİR?

    Ödeme emrine karşı dava açabilecek olanlar kendilerine ödeme emri tebliğ edilmiş bulunan gerçek veya tüzel kişi temsilcileridir. Henüz tebliğ edilmemiş ödeme emrine karşı dava açılamayacağı gibi muhatabına tebliğ edilmemiş ve usulüne aykırı olarak tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı da muhatap olmayan kişilerce dava açılamaz. Tebliğin yanlış kişiye yapılmış olması durumunda kendisine borçlu olarak ödeme emri tebliğ edilen kişi söz konusu ödeme emrine karşı da isterse dava açabilecektir. Böyle bir durum isim veya unvan benzerliklerinde ortaya çıkabileceği gibi, tüzel kişilerin sorumlu kamu alacağından, sorumlu olmayan yöneticilerine ödeme emri tebliğ edilmesi şeklinde de ortaya çıkabilir.

    B- DAVA AÇMADA ÖNE SÜRÜLEBİLECEK İDDİALAR NELERDİR?

    Ödeme emrine karşı hangi durumlarda dava açılabileceği kanunda yer almıştır (6183 sayılı Yasa md.58.). Ödeme emri tahakkuku kesinleşmiş ve ödeme vadesi geçmiş alacaklar hakkında tanzim edilmektedir. Kaynak Kullanım Destekleme Fonu, nüfus para cezası, vb. diğer amme alacakları için de ödeme emri düzenlenir. Borcun tahakkuku aşaması bittiğinden ödeme emri tahsil aşaması ile olmaktadır. Bu nedenle de borcun oluşumu ile ilgili konular, hususlar bu safhada dava konusu yapılıp/yapılmayacağı ayrıca tartışılabilir. Ancak bu aşamada dava açma nedenleri borcun olmadığına dair veya borcun tümü ile veya kısmen ortadan kalktığına ilişkin olabilmektedir.

    Buna göre,

    a- Ödeme emrinde yer aldığı gibi böyle bir borcun olmadığı,

    b- Ödeme emrinde yer alan borcun ödenmiş olduğu,

    c- Mükellefin daha önce, “Mahsup” talebi olduğu,

    d- Ödeme emrinde yer alan borcun henüz vadesinin gelmediği (muacceliyet kesbetmediği),

    e- Vergi ertelemesinde, tahakkuk aşaması tamamlanıp, tahsil daha sonraki tarihlere bırakıldığından, erteleme koşullarına ait iddiaların ödeme emrine karşı açılan davada dermayan olunabilir.

    f- Tahakkuka ait vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğinin yapılmamış veya muhataba tebligatın yapılmamış olması

    g- Tahakkuk Zaman Aşımının Dolmuş/Geçmiş olması

    h- Varislerce, ölen kimseye ilişkin mirasın red edilmiş olması hali,

    ı- Amme borcunun Diğer Sebeplerden Ötürü Ortadan Kalkmış Olması

    i- VUK’da Sayılan Alacağı Terkin Edene Hallerin var olması hali,

    j- Alacağa Matrah Olan/Teşkil Eden Alacağın Ortadan Kalkması hali,

    k- Af nedeniyle veya Yargı Kararına istinaden borcun ortadan kalkmış olması halinde,

    l- Borcun bir kısmının ödenmiş olması hali,

    m- Amme borcunun Zaman Aşımına Uğramış Olması hali,

    III- DAVA AÇMADA SÜRE NEDİR?

    6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinde ödeme emrine karşı dava açma (ya da itiraz) süresi 7 gün olarak belirlenmiştir. Bu süre 2017 Kasım ayında TBMM’de kabul edilen 29.11.2017 tarihli Torba Yasa ile 15 güne çıkarılmaktadır. Diğer taraftan 2577 sayılı İYUK. Madde 7 uyarınca idari işlemlere karşı vergi mahkemelerinde dava açma süresi 30 gün olarak belirlenmiş bulunmaktadır. Hal böyle olunca hangi Kanun hükmünün uygulanacağı konusunda tereddütler ortaya çıkmaktadır. Bazı hallerde örneğin “çalışmaya ara verme” halinde dava açma süreleri 5 Eylül’den itibaren 7 gün daha uzamaktadır. Bilindiği gibi çalışmaya ara verme hali adli tatil olarak da kabul edilebilir. Ödeme emri tebligatının çalışma ara vermeye rastlaması halinde dava açma müddetleri uzayabilmektedir(5).

    Dava açma süresinin son gününün resmi tatile rastlaması halinde dava açma süresi ilk iş gününün mesai saatinin bitimine kadar uzamasıdır. Şirketten ayrılan ortağa yapılan ödeme emri ile ilgili tebligatlar öncelikle şirket tüzel kişiliği adına tebliğ yapılması, şirketten tahsil edilmesi olanaksız bulunan kamu alacakları için borcun bireyselleştirilerek daha sonra ortak hakkında ödeme emri düzenlenmelidir.

    IV- ÖDEME EMRİNE KARŞI DAVA HANGİ MERCİİDE AÇILMALIDIR?

    Ödeme emrine karşı dava ilk dereceli mahkeme olan, vergi mahkemelerinde 2577 sayılı Kanun’un 37/c maddesi hükmüne göre ödeme emirleri düzenleyen vergi dairesinin bulunduğu yerdeki görevli vergi mahkemeleridir. Ödeme emrini alacaklı tahsil dairesi tanzim ve tebliğ edeceğinden dolayı, tahsil dairesinin bulunduğu yerdeki görevli vergi mahkemesinde dava açılmalıdır. Mükellefler, bazen sehven ödeme emrine karşı yetkisiz mahkemede dava açabilmektedirler. Bu gibi durumlarda mahkemeler dosyayı görevli vergi mahkemesine yollamaktadırlar.

    A- DAVA AÇMANIN ŞEKLİ

    Ödeme emrine karşı açılacak davalarda dava açma şekli 6183 sayılı Yasa’da açıkça belirtilmemiştir. Bununla beraber 2577 sayılı İYUK. 3. maddesinde belirlenen dava açma şekline uyulması gerekmektedir. Ana madde hükmüne göre, idari davalar yetkili mahkeme başkanlıklarına hitaben yazılmış, imzalı, kaşeli dilekçeler ile açılmalıdır. Dilekçelerde, tarafların varsa vekillerinin adı, soyadı, unvanı, adresleri, davanın konusu, sebepleri, delilleri, davaya konu idari işlemin yazılı tebliğ tarihi, vergi, resim, harç vb. mali yükümlerin ayrıntıları miktarları gösterilmelidir. Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya cezanın nev’i, yılı, miktarı, tebliğ dilen ihbarnamenin tarih ve numarası, tebliğ tarihi gösterilmelidir. Ödeme emrine karşı açılacak davalarda, tebliğ edilen ödeme emrinin tarihi, no.su, tebliğ tarihi, ödeme emrinin içeriği, tutarları ve tebliğ edilen ödeme emirlerinin birer fotokopileri dava dilekçesine eklenmelidir.

    B- KISMİ DAVA AÇILABİLİR Mİ?

    Kendisine ödeme emri tebliğ edilen gerçek veya tüzel kişiler, ödeme emri üzerinde yer alan kalemlerin bir kısmına veya tümüne birden dava açabilirler. Ödeme emrinin iptali istemiyle açılacak davalarda borcun bir kısmının iptali ya da terkini talep edilebilir. Özellikle kısmen ödenmiş olan borçların tümü için vergi daireleri tarafından zaman zaman ödeme emri tebliği edilmiş olabilir. Bu gibi durumlarda ödenmiş olan vergiler için değil, ödenmemiş ve kalan borçlar, kalemler ayıklanmalı ve buna göre dava dilekçesi düzenlenmelidir. Bu konuda son olarak şunları söylemek mümkündür. Ödeme emrine yönelik olarak açılan davalarda davacının davayı kaybetmesi veya haksız çıkması gibi durumlarda ödeme emri üzerinde yer alan ve dava dilekçesinde gösterilen tutar % 10 bir zam ilavesi yapılarak tahsil edilmeye çalışılır (6183 sayılı Yasa md. 51.).

    V- YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEBİ VE HUKUKİ SONUÇLARI

    Ödeme emrine karşı açılabilecek davaların gerçekten son aşama olması nedeni ile bu davaların vergi ve ceza ihbarnamelerine karşı açılabilecek davalar kolay bir dava olmadığını söylemek mümkündür. Gerçekten ödeme emri aşamasında bir davanın açılması hali, ileri sürülebilecek sebepler bakımından sınırlı sebepler olacağı kuşkusuzdur. Ödeme emrine karşı dava açılması halinde borçlunun yani davacının mahkeme kararı sonucuna göre bu borcu ödeyip ödeyemeyeceği belli olmaktadır. Davacının dava açma sırasında yürütmenin durdurulması talebinde bulunarak dava açması daha doğru olacaktır. Buna göre, İYUK. md. 27/1.uyarınca yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.

    Ödeme emrine karşı dava açan borçlu 6183 sayılı Kanun’da belirlenen şekilde teminat göstermesi durumunda ödeme emrinin takip ve tahsilâtı vergi mahkemesi kararı sonucuna göre beklemektedir. Şayet ödeme emri tebliğ edilmezden evvel ihtiyati haciz tatbik edilmiş ise haczedilmiş bulunan menkul ve gayrimenkuller teminat yerine geçecektir. Bunlar dışında ayrıca teminat gösterilmesine ihtiyaç bulunmamaktadır.

    Mahkemenin mükellef aleyhine karar vermesi durumunda takip işlemleri mahkeme kararının tebliğ tarihinden itibaren yeniden çalışmaya başlar. Mükellefin mahkeme kararını temyiz etmesi durumunda ayrıca teminat gösterilerek yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.

    A- DAVANIN KAYBEDİLMESİ HALİNDE UYGULANAN HAKSIZ ÇIKMA % 10 ZAMMI KONUSU

    Ödeme emrine karşı dava açıldıktan sonra davanın kaybedilmesi durumunda en ağır yaptırım olan % 10 haksız çıkma zammı uygulanmaktadır. 6183 sayılı Kanun’un 51. md. uyarınca gecikme zammı uygulanan kamu alacaklarında gecikme zammı çalışmaya devam etmektedir. Buna ilave olarak davanın kaybedilmesi durumunda dava konusu yapılan toplam tutar üzerinden ayrıca % 10 haksız çıkma zammı hesaplanmaktadır. Amme borçlusunun kısmen haklı kısmen haksız çıkması durumunda ise haksız çıktığı toplam tutar üzerinden % 10 haksız çıkma zammı hesaplanmaktadır.

    Ödeme emrine karşı açılan davalarda açtığı bu davayı kaybeden mükellef için % 10 haksız çıkma zammı uygulanmaktadır. Burada amaç mükelleflerin gereksiz yere dava açmalarının önüne geçmek amaçlanmaktadır. Benzeri bir düzenleme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda da ilamsız takipler için söz konusudur. Ancak, bu Kanun uyarınca tebliğ edilen ödeme emrine müddeti içerisinde yapılan itiraz takibi kendiliğinden durmakta, borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takip,  kabul ettiği miktar için devam etmektedir(6).

    Diğer taraftan, idarenin aynı kökten doğan bir borç için asıl borçludan dolayı ve asıl borçlunun birden çok kanuni temsilcilerine aynı anda takip yaptığı ve bu kişiler tarafından da ayrı ayrı dava açılmak zorunluluğu hallerinde aynı konu için birden çok haksız çıkma zammı talebi gündeme gelebilmektedir. Çünkü, bu tür olaylarda borç tek kaynaktan çıkmakta ve bu borç için birden çok kişiye ödeme emirleri tebliğ olunabilmektedir. Bu gibi durumlarda haksız çıkma zammı ciddi bir ceza niteliğine bürünmektedir(7).

    B-  MAL BEYANI YA DA BİLDİRİMİ NEDİR?

    Ödeme emrine karşı dava açılması mal bildiriminde bulunma keyfiyetini ortadan kaldırmaktadır. Başka bir ifade ile ödeme emrine karşı dava açılması halinde artık mal beyanında bulunulmaz. Dava açılmayacak ise, mal bildiriminde bulunma mecburiyeti karşımıza çıkacaktır. Mal bildirimi ile teminat gösterilmesinin ilişkisi bulunmamaktadır. Teminat tahsil işlemlerinin durdurulması için kâfidir. Dava açılmasına karşın teminat gösterilmezse tahsil işlemleri devam eder, ancak mal bildiriminde bulunma mecburiyeti ortadan kalkar. Alacaklı idare tarafından icrai işlemler yapılabilir.

    C- ÖDEME EMRİNE KARŞI DÜZELTME TALEBİNDE BULUNULMASI

    Ödeme emrine karşı düzeltme talebinde bulunulması tarh zaman aşımı içersinde her zaman mümkündür. Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenen vergi hataları içerisinde tahsilâtta yapılan hataların yer almayışı düşündürücüdür. Vergi Usul Kanunu vergi usulü ile ilgili olup ve tahakkuk safhasına kadar yapılacak işlemleri düzenlemiştir. Tahsilât safhası ise 6183 sayılı Yasayı alakadar etmekte olup, vergi usulle doğrudan bir bağlantısı bulunmamaktadır. Dolayısıyla ödeme emirleri hakkında yapılacak düzeltme taleplerinin veya tahsilâta ilişkin hataların vergi usul kanunuyla bağlantısının kurulmaya çalışılması doğru görülmemektedir. Bu nedenle hem hatanın varlığının saptanmasında hem de düzeltme başvurusuna ilişkin koşulların varlığında ve davaya ilişkin VUK. hükümlerine göre işlem yapılması söz konusu değildir(8).

    Continue Reading

    Ödeme Emrine Karşı Açılan Davanın Reddi Halinde Haksız Çıkma Zammı

    Danıştay 4. Daire
    Tarih : 25.06.2018
    Esas No : 2016/3406
    Karar No : 2018/6275

    6183 s. AATUHK Md. 58

    ÖDEME EMRİNE KARŞI AÇILAN DAVANIN REDDİ HALİNDE HAKSIZ ÇIKMA ZAMMI

    Haksız çıkma zammının dayanağı olan ödeme emrine karşı açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiği durumda, hesaplanan haksız çıkma zammında hukuka uyarlık bulunmadığı hk.

    İstemin Özeti: Davacı şirket adına, haksız çıkma zammına ilişkin olarak düzenlenen 2 no.lu ihbarnamenin kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesinin kararıyla; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanun’un 58. maddesinde kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile itirazda bulunabileceği, itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağının % 10 zamla tahsil edileceğinin hükme bağlandığı, haksız çıkma zammının dayanağı olan ödeme emrine karşı davacının açtığı davanın ise süre aşımı nedeniyle reddedildiği, bu durumda davacının itirazında haksız çıktığını kabul etmek mümkün olmadığından, dava konusu haksız çıkma zammında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

    Karar: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Aşırı Vergi Haczi Nedir?

    6183 sayılı kanunun 62. maddesi hükümlerine göre uygulanan hacizler, e-hacizler, üçüncü şahıslar nezdindeki mal, alacak ve menkul mal hacizleri mükellefleri adeta canından bezdirmektedir. Örneğin, kamu gücü ile uygulanan orantısız ve aşırı, ölçüsüz vergi hacizleri mükellefleri adeta kilitlemektedir.(1)

     

    Bir örnek vermek gerekirse; mükellefin 20.000,00 TL borcu için Türkiye çapında bütün menkul ve gayrimenkullerine haciz uygulanması mükellefi kilitlemekte ve mağdur etmektedir. Oysaki, vergi hacizlerinin taşkın ve ölçüsüz uygulanmaması gerekecektir. Konuyla ilgili 6183 sayılı kanunun 54. Maddesinin 2. Bendinde; “amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek, paraya çevrilmesi” gerekmektedir. Buradan hareketle yukarıdaki örnekte yer alan 20.000,00 TL’Lik bir amme alacağı için mükellefin bir adet otomobili ve ayrıca 4 adet gayrimenkul için haciz uygulanması hukuka uyarlı olamaz.(2)

    Bir başka orantısız ve taşkın vergi haczi ise şu şekilde uygulanmaktadır. Mükellefin vergi borcunun 40.000,00 TL olduğunu varsayalım. Bu mükellefin Türkiye çapındaki 9 adet 200.000 TL değerinde sahibi olduğu gayrimenkullere haciz konulmuştur. Burada da görüldüğü üzere orantısız ve taşkın vergi haczi söz konusudur. Vergi hacizlerin çözülmesi sırasında da birçok problem yaşanmaktadır. Örneğin, (A) vergi dairesine olan vergi borcunun ödenerek haczin çözümlenmesi talep edildiği takdirde, Türkiye çapında diğer vergi dairelerinde de borcun bulunup bulunmadığı araştırılmakta ve buna göre (A) vergi dairesindeki gayrimenkul haczi ancak kaldırılabilmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Ödeme Emrine Karşı Yapılacak İşlemler

    Kamu Alacaklarının Takip ve Tahsili Nasıl Yapılır?

    Kamu alacaklarının takip ve tahsili, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılır. Kamu alacağının;

    • Devlete,

    • İl Özel İdarelerine,

    • Belediyelere

    ait olan vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i kamu alacaklarından olması gerekir.

    Ancak alacağın; sözleşmeden, haksız fiilden ve haksız iktisaptan doğması durumunda 6183 sayılı Kanun değil özel hukuk hükümleri uygulanır.

    Ödeme Emri Niçin ve Kimler Adına DÜZENLENİR?

    Ödeme emri, 6183 Sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre vadesinde ödenmeyen kamu alacakları için düzenlenir. Kamu borcunu vadesinde ödemeyenler adına vergi dairesince düzenlenen ödeme emri; borçlulara, borçlarını ödemeleri veya bu borçlarla ilgili mal bildiriminde bulunmaları konusunda yapılan bir bildirimdir.

    Ödeme emrinin düzenlenmesi ile vergi dairesi aynı zamanda kamu alacağının tahsili için cebri tahsilat işlemlerine de başlamış sayılır.

    Asıl borçlulardan tahsilat yapılamaması veya tahsilat yapılamayacağının anlaşılması halinde; kanuni temsilci, limited şirket ortağı, yabancı şahıs veya kurumların mümessilleri gibi borçtan sorumlu olanlara da ödeme emri tebliğ edilerek borcun ödenmesi veya mal bildiriminde bulunması istenilir.

    Ödeme Emrinde Hangi Hususlar Yer Alır?

    Ödeme emrinde;

    • Borcun asıl ve ferilerinin (gecikme faizi gibi) türü ve tutarı,

    • Borcun nereye ödeneceği,

    • Süresinde ödenmeyen borcun vergi dairesince cebren tahsil edileceği,

    • Süresinde ödenmeyen borç ile ilgili mal bildiriminde bulunulması gerektiği,

    • Borçlunun mal bildiriminde bulunmadığı takdirde üç ayı geçmemek üzere hapis ile cezalandırılacağı,

    • Gerçeğe aykırı mal bildiriminde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı,

    • Ödeme emrine karşı hangi mahkemede dava açılabileceği,

    • Borçlu, hacze kabil malı olmadığı yolunda bir bildirim yapacak ise; en son kanuni ikametgah ve işyeri adreslerini, var ise kayıtlı olduğu diğer vergi dairelerini ve kamu idarelerini ve bu idarelerdeki kayıt ve hesap numaralarını, nüfus kayıt örneğini bildirmek zorunda olduğu, geçerli bir nedeni olmadan bu bildirimleri yapmayan kişilerin elli güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağı,

    hususları yer alır.

    Borçlu, Ödeme Emrinde Yer Alan Borcunu Nasıl Öder?

    Ödeme emrinde yer alan amme alacağının, süresinde ödenmeyen kısım için vadenin bitim tarihinden ödendiği tarihe kadar hesap edilecek aylık % 2,5 gecikme zammı (Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesap edilir.) ile birlikte ödenmesi gerekir.

    Ödemeler;

    • Başkanlığımıza ait www.gib.gov.tr internet sitesi (İnteraktif Vergi Dairesi ve GİB Mobil Uygulaması) üzerinden;

    • Anlaşmalı bankaların kredi kartları ile

    • Anlaşmalı bankaların banka kartları veya banka hesabından,

    • Yabancı ülkede faaliyet gösteren bankaların; kredi kartları, banka kartları ve diğer ödeme yöntemleri ile

    • Anlaşmalı bankaların;

    • Şubelerinden,

    • Alternatif ödeme kanallarından (İnternet Bankacılığı, Telefon Bankacılığı, Mobil Bankacılık vb.),

    • PTT işyerlerinden,

    • Tüm vergi dairelerinden, yapılabilmektedir.

    Mal Bildirimi Nedir?

    Mal bildirimi; amme borçlusunun, amme alacağını karşılayacak miktarda, gerek kendi elindeki gerekse üçüncü şahıslar elindeki menkul ve gayrimenkul malları ile alacak ve haklarının nev’ini, mahiyetini ve miktarını veya malı olmadığını ve yaşayış tarzına göre geçim kaynakları ile buna nazaran borcunu ne şekilde ödeyebileceğini vergi dairesine yazılı veya sözlü olarak beyan etmesidir.

    Mal bildiriminde yer alması gereken hususlar şunlardır:

    • Borçlunun kendisinde veya borçluya ait olup da üçüncü şahıslar elinde bulunan mal, alacak ve hakları mal bildiriminde yer alır.

    • Yapılan mal bildiriminin borçlunun borcuna yetecek tutarda olması esastır.

    • Borçlu, bildirimde bulunduğu malın miktarını, nevi’ni, mahiyetini, vasfını ve değerini belirtmelidir.

    • Borçlu, her türlü gelirlerini veya haczedilebilecek malının olmadığını ve yaşayış tarzına göre geçim kaynaklarını da ayrıca mal bildiriminde belirtmelidir.

    • Borçlu, mal bildiriminde borcunu ne şekilde ödeyebileceğini belirtmelidir.

    • Mal bildirimi yazılı veya sözlü olarak vergi dairesine yapılmalıdır.

    Malı Olmadığını Bildiren Borçlunun Bildirime Ekleyeceği Hususlar Nelerdir?

    Kendisine ödeme emri tebliğ edilen ve malı olmadığı yolunda bildirimde bulunan kamu borçlusu, bu bildirim ile birlikte veya bildirimin tarihinden itibaren 15 gün içinde;

    • En son kanuni ikametgah ve iş adreslerini bildirmek,

    • Varsa devamlı mükellefiyetleri bulunan diğer vergi dairelerini ve kamu idarelerini ve bu idarelerdeki hesap ve kayıt numaralarını bildirmek,

    • Nüfus kayıt örneğini vermek, mecburiyetindedir.

    Bu mecburiyeti makul bir özrü olmadan zamanında yerine getirmeyenler elli güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.

    Gerçeğe Aykırı Mal Bildiriminde Bulunanlar Hakkında Ne Yapılır?

    İstenen mal bildirimini gerçeğe aykırı surette yapanlarla, yaşayış tarzları mal bildirimine uymayanlar üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.

    Mal Bildiriminde Bulunmayanlar Hakkında Ne Yapılır?

    Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu, 15 günlük süre içinde borcunu ödemez ve mal bildiriminde de bulunmazsa (ödeme emrine karşı dava açılan hallerde, ret kararının tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde borçlu mal bildiriminde bulunmazsa) mal bildiriminde bulununcaya kadar bir defaya mahsus olmak ve üç ayı geçmemek üzere hapisle tazyik olunur.

    Hapsen tazyik kararı, tahsil dairesinin talebi üzerine icra mahkemesi tarafından verilir ve Cumhuriyet Savcılığınca derhal infaz olunur.

    Borçlu mal bildiriminde bulunduğu anda hapsen tazyik kararı alınmış olsa dahi infaz edilemez ve borçlu hapsedilmişse derhal tahliye edilir.

    Mal Edinme ve Mal Artması Durumunda Borçlu Ne Yapmalıdır?

    Mal bildiriminde, malı olmadığını gösteren veya borca yetecek kadar mal göstermemiş olan borçlu, sonradan edindiği malları ve gelirindeki artmaları, edinme ve artma tarihinden başlayarak 15 gün içinde vergi dairesine bildirmeye mecburdur.

    Sonradan edinilen mallarını ve malvarlığındaki artışlarını belirtilen süre içinde bildirmeyerek kamu alacağının tahsiline engel olan veya tahsilini zorlaştıran borçlu, bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

    Mal Bildirimi Sonucunda Ne Olur?

    Borçlunun, mal bildiriminde gösterdiği veya vergi dairesince tespit edilen malları ile borçluya ait olup da üçüncü şahıslarda bulunan mallardan borcuna yetecek miktarı vergi dairesince haciz olunur. Yapılan takibat sonunda borçlu borcunu rızaen ödemediği takdirde, vergi dairesince haciz olunan mallar satışa çıkarılarak kamu alacağı tahsil edilir.

    Kamu Alacağının Tahsiline Engel Olanlar Hakkında Ne Yapılır?

    Amme alacağının tahsili için hakkında takip muamelelerine başlanan borçlu kısmen veya tamamen tahsile engel olmak veya tahsili zorlaştırmak maksadıyla mallarından bir kısmını veya tamamını:

    1. Mülkünden çıkararak, telef ederek yahut değerden düşürerek gerçek surette,

    2. Gizleyerek, kaçırarak muvazaa yolu ile başkasının uhdesine geçirerek veya aslı olmayan borçlar ikrar ederek,yahut alındılar vererek gerçeğe aykırı surette, varlığını yok eder veya azaltır ve geri kalan mallar borcu karşılamaya yetmezse altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    Hangi Nedenlerle Ödeme Emrine Karşı Dava Açılabilir?

    Ödeme emrini alan borçlu;

    • Böyle bir borcunun olmadığı,

    • Borcunu kısmen ödediği,

    • Borcun zamanaşımına uğradığı,

    iddiasıyla tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesinde dava açabilir.

    Borcun Bir Kısmı İçin Dava Açılabilir mi?

    Ödeme emrinde yer alan borcun bir kısmına dava açılabilir. Ancak dava dilekçesinde dava açılacak kısmın türü ve tutarının açıkça gösterilmesi gerekir. Aksi halde dava açılmamış sayılır.

    Dava Açılması Borçlu Hakkındaki Takip İşlemlerini Durdurur mu?

    Dava açan borçlu hakkında takip işlemleri, davayı gören mahkemece yürütmeyi durdurma kararı verilmediği sürece devam eder.

    Dava Açan Borçlunun Tamamen veya Kısmen Haksız Çıkması Durumunda Ne Olur?

    Açmış olduğu davada tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, haksız çıkılan borç tutarı kadar olan kamu alacağı % 10 zamla tahsil edilir.

    Vergi Mahkemesinde Açtığı Davayı Kaybeden Borçlu Ne Yapmalıdır?

    Borçlu borcun tamamına veya bir kısmına karşı vergi mahkemesinde açtığı davanın tamamen veya kısmen reddi halinde, ret kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren

    15 gün içinde mal bildiriminde bulunmak mecburiyetindedir. Bu 15 günlük süre içerisinde ödeme emrine konu borcun tamamen ödenmesi halinde, mal bildiriminde bulunma yükümlülüğü de ortadan kalkacaktır.

    İlk derece mahkemesinde açtığı davayı kaybeden borçlunun, açtığı davaya konu tutarın

    2019 yılı için 6.000 TL’yi aşması halinde üst yargıya başvurması mümkündür.

    Borcun bir kısmına karşı dava açılması dava konusu yapılmayan kısım için mal bildiriminde bulunma süresini uzatmaz.

    Kanuni Temsilci Adına Ödeme Emri Düzenlenmesinin Şartı

     

    Danıştay 9. Daire
    Tarih    : 07.11.2018
    Esas No : 2016/6774
    Karar No  : 2018/6733

    VUK Md. 10

    KANUNİ TEMSİLCİ ADINA ÖDEME EMRİ DÜZENLENMESİNİN ŞARTI

    Kanuni temsilci sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için, vergi borçlusu hakkında tüm takip yollarının tüketilmesi ve amme alacağının vergi borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut bir biçimde ortaya konulması, 6183 sayılı Yasa ile belirlenen takip yollarının tüketilmesi gerektiği, buna göre haciz uygulanan şirkete ait banka mevduat hesaplarındaki hacizli tutarların idare hesabına alınması işlemlerinin gerçekleştirilerek vergi borcunu karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi ve sonrasında kanuni temsilciye gidilmesi gerekirken, bu yol izlenmeden kanuni temsilci adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hk.

    İstemin Özeti  : … Petrol Ürünleri Boya Kimya Otomotiv Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin 2006 yılı kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.

    Karar: Uyuşmazlıkta; … Petrol Ürünleri Boya Kimya Otomotiv Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına düzenlenen 13.02.2014 tarih ve … sayılı ödeme emrinin 2006 yılı kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davayı, “2006/Aralık döneminde davacının kanuni temsilcilik sıfatının bulunduğu ve söz konusu amme alacağının şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemediğinin anlaşıldığı” gerekçesiyle reddeden Vergi Mahkemesi kararının, dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.

    213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.

    6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 54. maddesinde, müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil edileceği; 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği belirtilmiştir.

    Yukarıdaki Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; kanuni temsilci sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için, vergi borcunun usulüne uygun bir biçimde tarh, tahakkuk, tebliğ, safhalarından geçerek borcun kesinleştirilmesi, vergi borçlusu hakkında tüm takip yollarının tüketilmesi ve amme alacağının vergi borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut bir biçimde ortaya konulması, 6183 sayılı Yasa ile belirlenen takip yollarının tüketilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

    Dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu … Petrol Ürünleri Boya Kimya Otomotiv Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının şirketten tahsiline yönelik olarak yapılan malvarlığı araştırması sonucunda, herhangi bir gayrimenkul ve aracın bulunmadığı, şirket hesabındaki mevduatın borcu karşılamadığı ve takibatın sonuçsuz kaldığından bahisle kamu alacağının tahsili için kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenip tebliğ edildiği ve iptali istemiyle açılan davanın Vergi Mahkemesince reddedildiği anlaşılmaktadır.

    Olayda şirkete ait banka mevduat hesaplarına haciz uygulandığından, öncelikle banka hesaplarındaki hacizli tutarların idare hesabına alınması işlemlerinin gerçekleştirilerek vergi borcunu karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi ve sonrasında kanuni temsilciye gidilmesi gerekirken, bu yol izlenmeden davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde ve vergi mahkemesince davanın reddedilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.

    Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının bozulmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, oyçokluğuyla karar verildi(*).

    (*)         KARŞI OY: Temyiz isteminin reddi ile temyize konu Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.

     

    Vergi Borcu ve 6736 Sayılı Yasaya Göre Konulmuş Hacizlerin Çözümlenmesi

    6183 sayılı AATUHK’nun 62. maddesine göre amme borçlusunun elinde bulunduğu menkul malları ile gayrimenkullerinden alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı kadar alacaklı tahsil daireleri tarafından haczedilmektedir.(1)

    Haczedilen menkul ve gayrimenkullerin bilahare serbest bırakılması, gayrimenkuller üzerindeki hacizlerin tapuda fek edilmesi borcun ödenmesine bağlıdır. Borç ödenmediği takdirde haczin kaldırılması mümkün değildir.(2)

    Alacaklı tahsil dairesi haciz sırasında amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini telif etmek (dengelemek) zorundadır. Bu nedenle, haciz sırasında idare, icra memuru borçlunun ileride düşebileceği durumları tahmin etmek ve buna göre haciz yapmak zorundadır. Haczedilen mallara değer biçme yetkisi menkul mallarda icra memuruna aittir. Bu nedenle, icra memurlarının haciz sırasında haciz tutanakları üzerinde koyduğu değerleri takdir ederken bir eksper gibi davranmak zorundadır. Afaki değer takdirleri ileride bu malların satışa çıkarılması halinde satışını güçleştirebilir. Rasyonel bir davranış haczedilen menkul mallarda makul ve gerçeğe uygun değerin belirlenmesidir.

    Diğer taraftan, mükellefin borcunun çok çok üzerinde aşırı bir haciz uygulanarak mükellefin bütün mal varlığını kapsayacak şekilde haciz uygulanması 6183 sayılı yasanın 62. Maddesinin ruhuna aykırıdır. Çünkü, anılan yasanın 62. Maddesinde borçlu mükellefin borcuna yetecek miktarda haciz uygulanması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Örneğin, 50.000 TL KDV borcu olan bir mükellefin sahibi olduğu 20 adet gayrimenkule veya borçlu mükellefin sahibi olduğu 15 adet nakliye araçlarının tümüne birden haciz uygulanması hukuken olanaklı değildir. Böyle bir uygulama amme borçlusu mükellefin hareket kabiliyetini sıkar. Ayrıca, amme borçlusu mükellef işini çeviremez veya yapamaz bir duruma düşecektir. Bu nedenle, konulan vergi hacizlerinin adil, ölçülü ve mükellefin bütün mamelekini kapsayacak şekilde uygulanmaması icap eder. Gelir İdaresinin uyguladığı mal varlığı araştırmaları sonucunda amme borçlusunun bütün mal varlığına konulan hacizler piyasayı adeta kilitlemiştir. Diğer taraftan, benzeri şekilde yürütülen elektronik vergi hacizleri de vergi mükelleflerini iş yapamaz hale getirdiği gibi banka çalışmalarını da zedelemektedir.(3)

    Bilindiği gibi, yürürlüğe giren 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun hükümlerine göre taksite bağlanan borçlar taksit süreleri içerisinde düzenli ödenmesi zorunludur. Taksitlerin aksatılmaması esastır. Yıl içerisinde iki kez aksatabilme imkanı getirilmiştir. Netice itibariyle, ödemelerin düzenli yapılmış olması halinde, yapılan ödemelerin toplam barca nispeti dahilinde hacizlerin çözülmesi prensip olarak kabul edilmiştir.

    Vergi yada sigorta prim affından yararlanmak için başvuranlar, borçlarını örneğin 36 ay vadede ödemek için dilekçe verdiklerinde, bu borçlardan kaynaklanan hacizler hemen kaldırılmayacaktır. Ödeme yapıldıkça, ödemeye isabet eden oranda hacizler kaldırılacak ve alınan teminatların iadesi söz konusu olacaktır.(4)

    Diğer yandan, motorlu taşıtlar vergisi ödemeleri hakkında satışlar ve vizelerde ise yeni af kanunu aşağıdaki hükümleri getirmektedir.

    6736 sayılı Kanunun 2. maddesinin … fıkrası uyarınca Kanun kapsamında ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığıtarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın ait olduğu taşıt için, bu Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş olması koşuluyla bu Kanunda belirtilen ödeme süresi sonuna kadar 18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmadan, taksit ödeme süresi sonuna kadar taşıtlarının fenni muayenelerini yaptırmalarına ve uçuşa elverişli belgelerini almalarına imkan verilecektir.

    Ancak, taşıtın satış ve devri halinde taksitlendirilen borcun tamamının ödenmesi şartının aranılacağı tabiidir.

    Diğer yandan, 6736 sayılı yasanın 10. maddesinin … bend hükmü gereğince “… bu kanuna göre ödenecek alacaklarla ilgili olarak, tatbik edilen hacizler yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden teminatlar iade edilir”hükmü bulunmaktadır.

    Bu aşamada borçlarını yapılandıranlar hakkında ihale makamlarına borcu yoktur kağıdı verilmektedir. Ayrıca, SGK borçlarını da yapılandıran işverenlere ilişiksiz belgesi verilebilmektedir. Kesin hacizlerin çözümünde ise, mutlak surette borcun tamamıyla itfa dilmesi gerekmektedir.

    Sonuç olarak, bu yeniden yapılandırma veya af yasası evvelce vergi borcu nedeniyle haczedilmiş gayrimenkullerin satılmak istenmesi durumunda borç bitmediği sürece hacziler çözülmez. Yapılan ödemelerin toplam borca oranlaması yapılarak bu ödemelere uygun olarak kısım kısım konulan hacizler çözülecektir. Teminat takası ise bazı hallerde mümkün bulunmaktadır. Üzerindeki haczi kaldırılacak olan gayrimenkulle eşdeğerde bir başka gayrimenkul vergi dairesine verilmediği sürece hacizler yine çözülmez. Teminat takası yapılmaz. Borca yetecek miktarda banka teminat mektubu verildiği takdirde gayrimenkul hacizleri çözülür.

    Bir gayrimenkul üzerine daha önceden rehinli bir alacak nedeniyle rehin varsa, amme borcu nedeniyle konulacak hacizler rehinli alacağın önüne geçemez.(5) Rehinli alacakların, amme alacağına göre öncelik sırası bulunmaktadır.

    Öte yandan, SGK kurumu tarafından yayımlanan 18/3/2011 gün ve 166 sayılı 2011/29 genelge hükümlerine göre de kuruma olan borçlarından dolayı üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına (maaş, aylık veya gelir, kira, mevduat, istihkak, hak ediş vb) 6183 sayılı kanunun 79. maddesine göre haciz konulmuş olan borçluların, söz konusu borçları için yeniden yapılandırma başvurusunda bulunmaları halinde, üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklar üzerine konulan hacizler;

    a) Peşin ödeme yolunun tercih edilmesi halinde, borcun tamamının ödenmesinin,

    b) Taksitle ödeme yolunun tercih edilmesi halinde ise, ilk taksitin ödenmesinin ardından kaldırılacaktır.

    c) Hal böyle olmakla birlikte, hak ve alacaklar üzerine konulmuş olan hacizlerin

    kaldırılmasından önce üçüncü kişiler tarafından kurum hesaplarına yatırılan paralar,

    d) 24/2/2011 ve öncesinde yatırılmış ise, yeniden yapılandırma işlemlerinden önce cari usul ve esaslara göre,
    e) 24/2/2011 tarihinden sonra yatırılmış ise, yeniden yapılandırma işlemlerinin tamamlanmasının ardından peşin veya taksitler halinde ödenecek tutarlara,

    mahsup edilecektir.

    Kanunun yürürlük tarihinden önce haczedilip, bu tarihten sonra kurum hesaplarına aktarılan tutarın, yapılandırılan alacak tutarından fazla olması halinde ise, söz konusu paralar varsa kapsama girmeyen diğer alacaklara mahsup edilecek, yoksa 5510 sayılı kanunun 89. maddesine istinaden ilgililere iade edilecektir.

    Diğer taraftan, taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki hacizlerin kaldırılması konusuna gelince; 6736 sayılı kanun kapsamına giren alacaklardan dolayı daha önce taşınır ve taşınmaz mallar üzerine haciz tatbik edilmiş ise, hacze konu malın birden fazla olması ve her birinin değerinin ayrı ayrı belirlenebilir nitelikte ya da ayrı ayrı tescile konu olması şartıyla, haczin devam edeceği malın değerinin en az yeniden yapılandırma öncesindeki toplam borç tutarını karşılaması ve borçlu tarafından yazılı talep edilmesi kaydıyla, daha önce konuşmuş hacizler yapılan ödemeler nispetinde kaldırılacak, alınmış teminatlar ise yine yapılan ödemeler nispetinde iade edilecektir.

    ————————–
    [1]6183 sayılı AATUHK’nun Genel Tebliğ Seri A Sıra No 1, Seri A Sıra 2.

    [2]Ayrıntılı açıklamalar için bkz. YERLİKAYA Gökhan Kürşat, Açıklamalı ve İçtihatlı 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Şerhi, XII Levha Yayınları, İstanbul, Ocak 2012, s.561-573.

    [3]Bkz. ALPASLAN Mustafa – AY Hakan – KAYA Eda, Kamu Alacaklarının Takibinde E-Haciz Uygulamaları, İzmir, Şubat 2011.

    [4]6111 sayılı yasa md.2.

    [5]ALPASLAN Mustafa – SAKAL Mustafa, Vergi Hukuku Uygulaması – I, İzmir, Ocak 2008, s.350.

    Kaynak:Av. Nazlı Gaye Alpaslan

    Banka Hesabına Konulan E-Haciz İçin Vergi Yargısına Müracaat

    2577 sayılı İYUK md. 5 hükmünde her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılması ilkesi benimsenmiştir. Aralarında maddi veya hukuki açıdan bağlılık ya da neden – sonuç ilişkisi bulunan birden çok işleme karşı ise tek dilekçe ile dava açılabilmektedir. Özellikle, usul ekonomisi yönünden açılan davanın mümkün olduğunca ucuz ve pratik açılabilmesinde hukuki yarar görülmektedir.(1)

    Birden fazla davacının müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için ise; 2577 sayılı İYUK ’nun 4001 sayılı yasanın md. 3 hükmüyle değişik md. 5 hükmünün 2. fıkrasında, kimi koşulların bulunması halinde birden fazla kişinin ortak dilekçe ile dava açabilmelerine olanak verilmiştir. Fıkrada ön görülen koşullar davacıların hak veya çıkarlarında iştirak bulunması koşuluyla, davaya yol açan maddi olay veya hukuki nedenlerin aynı olması gibi durumlarda birden çok idari işlemin müşterek dilekçe ile idari davaya konu etmeleri mümkündür.(2)

    Son yıllarda kamu borcunun takibi ile ilgili konularda amme borçlu mükelleflerin muhtelif bankalarda ki mevduatlarına e-haciz yürütülmektedir. Amme borçlusunun birden çok banka şubelerinde bulunan mevduatlarına haciz konulması halinde bu işlemin hukuka aykırılığı iddiası ile dava açılması halinde her banka şubesi için ayrı ayrı dava açılması gerektiği yönünde görüşler ileri sürülmektedir. Bir başka görüşe göre ise, amme borçlu mükellefin bağlı bulunduğu vergi dairesinin tekliği dikkate alınarak mükellefin muhtelif banka şubelerinde ki hesaplarına uygulanan e-haciz için tek dava dilekçesi ile e-hacizin iptalinin dava konusu edilebileceği ileri sürülmektedir. Burada önemli olan amme borçlusu mükellefin banka hesaplarına uygulanan e-haciz işleminin hukuka uygun olup, olmadığının tartışılması gerekir.(3) Daha sonra, 2577 sayılı İYUK md. 5 hükmüne göre tek dilekçe ile açılabilecek davalardan olup, olmadığı dikkate alındığında tek dava dilekçesi ile e-hacizin iptali için ilgili vergi dairesi başkanlığı hasım gösterilerek dava açma imkânı mümkündür. Çünkü burada işlemi uygulayan idare alacaklı vergi dairesi başkanlığıdır. Borçlu ise; vergi yükümlüsüdür.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Dört Ayrı Banka Hesabına Konulan E-Haciz İçin Vergi Yargısına Müracaat

    Dört Ayrı Banka Hesabına Konulan E-Haciz İçin Vergi Yargısına Müracaat,2577 sayılı İYUK md. 5 hükmünde her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılması ilkesi benimsenmiştir. Aralarında maddi veya hukuki açıdan bağlılık ya da neden – sonuç ilişkisi bulunan birden çok işleme karşı ise tek dilekçe ile dava açılabilmektedir. Özellikle, usul ekonomisi yönünden açılan davanın mümkün olduğunca ucuz ve pratik açılabilmesinde hukuki yarar görülmektedir.[1] Birden fazla davacının müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için ise; 2577 sayılı İYUK ’nun 4001 sayılı yasanın md. 3 hükmüyle değişik md. 5 hükmünün 2. fıkrasında, kimi koşulların bulunması halinde birden fazla kişinin ortak dilekçe ile dava açabilmelerine olanak verilmiştir. Fıkrada ön görülen koşullar davacıların hak veya çıkarlarında iştirak bulunması koşuluyla, davaya yol açan maddi olay veya hukuki nedenlerin aynı olması gibi durumlarda birden çok idari işlemin müşterek dilekçe ile idari davaya konu etmeleri mümkündür.[2]

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi Borcundan Dolayı Bankalardaki “0” (Sıfır) Bakiyeli Hesaplara Elektronik Haciz Uygulanamaz

    Vergi Borcundan Dolayı Bankalardaki “0” (Sıfır) Bakiyeli Hesaplara Elektronik Haciz Uygulanamaz,

    Vergi daireleri tarafından, mükellefin borçlu olduğu gerekçesi ile Türkiye çapında bütün kamu ve özel bankalar nezdinde mevcut hesaplarına e-haciz uygulanmaktadır. Uygulanan e-haciz sürekli ve kalıcı bir e-haciz şeklini almaktadır. Hiçbir vergi haczi sonsuza kadar devam etmez. Haciz edilen menkul veya gayrimenkuller bir şekilde tasfiye olunur. Tasfiye ve satış işlemlerinin yasada kayıtlı belirlenmiş süreleri dahilinde bu işlemler sonuçlandırılır. Sürekli e-haciz mükellefler üzerinde olumsuz etki ve sonuçlar doğurmaktadır. Kalıcı vergi hacizleri işkenceye dönüşerek, mükelleflerin üretim, yatırım ve gelecek ile ilgili ticari kararları üzerinde olumsuz psikolojik etkiler de yaratabilmektedir.

    Bilindiği gibi, amme borçlusu mükelleflerin vergi borçlarını vadesinde ödememeleri halinde banka mevduatlarına e-haciz uygulanmaktadır. Uygulamada birçok vergi dairesi e-haciz işlemlerini hatalı uygulayarak mükellefleri maddi ve manevi yönden mağdur etmektedirler. E-haczin kaldırılması sırasında mükellefler pek çok müşgül durum yaşamaktadırlar. Aşağıda yanlış uygulanan e-haciz uygulamaları özetlenmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Haciz İşlemlerinde Dava Açma Süresi

    Haciz İşlemlerinde Dava Açma Süresi,2577 sayılı Kanunun 7 nci maddesine göre vergi mahkemesinde dava
    açma süresi 30 gün olarak belirlenmiş olup, 6183 sayılı kanunda Haciz Tatbiki ile ilgili dava açma süresi belirlenmediğinden haciz işleminde; haczin tatbiki, gıyapta yapılan hacizlerde ise tebliği tarihinden itibaren 30 gün
    içinde dava açılabilmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.