fbpx

Makaleler

Kamu Alacaklarının Takibinde Ödeme Emri

Kamu Alacaklarının Takibinde Ödeme Emri ,ödeme emri, 6183 sayılı Kanun’un “Amme Alacağının Cebren Tahsili” başlığını taşıyan ikinci kısmında 55. maddede düzenlenmiş olup, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemelerini veya mal bildiriminde bulunmaları gerektiği “ödeme emri” ile Tebliğ edilmektedir. Ödeme emri, borcun asıl ve fer’ilerinin mahiyeti ve miktarları, nereye ödeneceği, süresinde ödenmediği ya da mal bildiriminde bulunulmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar 3 ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı kayıtlı bulunur. Ayrıca, borçlunun 114. maddedeki vazifeleri ve bu vazifeleri yerine getirmediği takdirde hakkında tatbik edileceği ceza bu ödeme emrinde kendisine bildirilir.

Kamu alacağının vadesinde ödenmemesi durumunda alacaklı kamu idaresi 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 54. maddesinde yer alan takip ve tahsil yöntemlerinden duruma uygun olanını kullanır. Alacaklı kamu idaresi özel hukuk gerçek ve tüzel kişileri gibi adli yargı yerinde açacağı dava ile veya İcra Ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca icra dairelerine başvurarak alacağını tahsil ve takip edemez. Bu nedenle, idare kamu gücüne dayanarak alacağını bizzat tarh ve tahakkuk ettirerek takip eder. 6183 sayılı Kanun’un 54. maddesinde üç tür cebri tahsil yöntemi öngörülmüştür.

Borçlu kamu alacağı için teminat göstermişse, teminat paraya çevrilir. Eğer ayni ya da nakdi teminat gösterilmemiş bunun yerine kefil gösterilmişse kefil takip edilir.

Kamu alacağı için gösterilen bir teminat ya da kefil bulunmuyorsa, borçluya ait kamu alacağına yetecek miktarda malı haczedilebilir ve paraya çevrilebilir. Gerekli koşulları mevcutsa kamu borçlusunun iflası istenebilir.

Amme borçlusu hakkında cebri tahsilât işlemlerine başlayabilmek için ilk koşul, alacağın vadesinde ödenmemesidir. Bununla birlikte, ödeme emrinin veya teminatlı alacakların 56. maddede belirtilen hükümlerin yerine getirilmiş olması vadesi gelen borcunu ödemeye davet edilmiş olması gerekmektedir. Yani, cebren takibat ödeme emrinin veya teminatlı alacaklarda ödemeye davet yazısının Tebliğiyle başlamaktadır.

Netice olarak, vergi yargısında ödeme emrine karşı açılan davaların büyük yer tutması kamu alacaklısı ve kamu borçlusu arasında ödeme emrine ilişkin uyuşmazlıkların çoğunlukta olduğu gösterilmektedir. Türk Vergi İcra Hukuku’nda kamu alacağının tahsiline ilişkin olarak, kamu alacaklısı tarafından kamu borçlusu adına düzenlenen ödeme emrine karşı yapılan itirazların ve sonuçların tartışıldığı bu çalışmamızda konular ayrıntılı olarak ele alınmaya çalışılacaktır.

II- KAMU ALACAKLARININ TAKİP VE TAHSİLİ NASIL YAPILIR?

Kamu alacaklarının takip ve tahsili, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılır. Kamu alacağının takip ve tahsilinin 6183 sayılı Kanuna göre yapılması için kamu alacağının;

● Devlete,

● İl özel idarelerine,

● Belediyelere ait olması gerekir.

Ancak kamu alacağının devlete, il özel idarelerine veya belediyelere ait olmasına karşın alacağın; sözleşmeden, haksız fiilden ve haksız iktisaptan doğması durumunda 6183 sayılı Kanun değil özel hukuk hükümleri uygulanır.

III- ÖDEME EMRİNİN TANIMI

6183 sayılı Kanun’da ödeme emri ile ilgili herhangi bir tanıma yer verilmemiştir. Ancak, yargı kararlarında ve diğer bilimsel görüşlerde ödeme emrinin değişik tanımları yapılmaktadır. Yüksek mahkeme Danıştay ödeme emrini, “kesinleşmiş ancak zamanında ödenmeyen kamu alacaklarının tahsiline başlangıç olarak, alacağı süresinde ödemeyenlere, borçların ödemeleri veya mal bildiriminde bulunan gereğini bildiren bir belge” olarak tanımlamıştır.[1]

Bilimsel görüşlerde ise ödeme emrine ilişkin yapılan açıklamalar şu şekildedir:

“Ödeme emri, cebren tahsil işlemlerine başlanacağının yazı ile bildirilmesidir.” “Ödeme emri, icra takip aşamasından önce yapılan ve kamu alacağının takip ve tahsiline ilişkin hukuki bir işlemdir.” Ödeme emri, kamu alacağının ödenmesi için son kez yapılan uyarıdır. Bununla beraber cebren tahsil sürecinin başlangıcıdır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde ödeme emri; vadesi gelmiş fakat ödenmemiş kamu alacağının 15 gün içerisinde ödenmesini borçluya ihtar eden kişisel, subjektif, kesin, yürütülmesi zorunlu, yükümlendirici, yenilik doğurucu bir idari işlem olarak nitelendirilebilmektedir. Ödeme emri, şekle bağlı bir işlem olduğundan belirli şekil, usul, konu, sebep, yetki ve amaç unsurlarını taşımalıdır; aksi takdirde, dava konusu edilmesi konusunda ödeme emrinin iptali söz konusu olabilir.

IV- ÖDEME EMRİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ

Ödeme emri 6183 sayılı Kanun’da öngörülen cebren tahsil ve takip usullerinden birisidir ve bu haliyle, vergi dairelerinin idari işlevleriyle ilgili olarak tesis ettikleri uygulanabilir nitelikte, yükümlülerin hukukunu doğrudan etkileyen ve onların hak ve yükümlülüklerinde yenilik veya değişik yaratan irade açıklaması suretiyle tesis edilen idari işlemlerden farklılık arz etmektedir.

Kesinleşmiş amme alacağının tahsil ve takibi için düzenlenen ödeme emri, daha önce tesis edilmiş bir idari işlemin gereğinin yerine getirilmesi, başka bir ifadeyle kesinleşmiş bir kamu alacağının tahsili amacıyla tesis edilmiş idari işlemin icrasına yönelik yeni bir işlemdir. İdarenin tek yanlı bir işlemi olması nedeniyle idari davaya konu edilebilen ödeme emrinin, tamamen uygulamaya yönelik olması, onu diğer idari işlemlerden ayıran en önemli unsur olmaktadır. Kanun’da ödeme emri hakkında açılacak davalarda sürenin, diğer davaların aksine 15 günle sınırlandırılmış olması da bu özelliği nedeniyledir. Buna göre, bir kamu alacağının ödeme emri düzenlenmek suretiyle tahsil sürecinin başlatılabilmesi için öncelikle kamu alacağının kesinleşmiş olması gerekir.

Ödeme emri yazısı, teminata bağlanmamış amme alacaklarında cebri icra yolunun başlangıcını ve temelini teşkil eder.[2] Alacağın cebri icra yoluyla tahsiline ödeme emrinin tebliği ile başlanması ve haciz işleminin tatbiki için öncelikle borçluya ödeme emrinin gönderilmesi gerekmektedir.[3]

Buna göre, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir “ödeme emri” ile Tebliğ olunur. Vadesinde ödenmeyen amme alacağının takibine tahsil dairesince ödeme emri gönderilerek başlanır. Diğer bir ifade ile ödeme emri amme alacağının vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödeme veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bildirilmesidir.

Amme alacağının takip ve tahsil sürecinin başlatılabilmesinin ön koşulu ödeme emrinin Tebliğ edilmesidir. Bu bağlamda amme idaresince kendi Kanunlarında belirtilen vade bitiminden sonra amme borçlarını ödemeyen borçlulardan vadesinde ödemedikleri vergi borçlarını ödemeleri ödeme emri gönderilmek suretiyle talep edilir. Bu yönüyle ödeme emri tebliğ edilmeden cebri icra süreci başlatılamaz.

Bu yönüyle ödeme emri, mükellefe borcunun durumunu bildiren ve ödenmesi için talimat içeren bir belgedir. Bu belge icrai takibatın başlatılması için borçluya mutlak surette tebliği gerekir. Ödeme emri tebliği Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca yapılır. Belirtilen hukuksal şekil şartlarına uymayan ödeme emirleri bir davet mektubu olarak telakki edilir ve bu şekilde işlem görür.

Bu bağlamda, Gelir İdaresi bir yazısında[4]; kendilerine intikal olaylarda ödeme emirlerinin tebligat ve şekil hataları nedeniyle iptal edildiği bu hali ile ödeme emrini iptal eden yargı kararı gerekçesinde belirtilen muamelelerin tekemmül ettirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Yapılan akademik bir araştırmada[5]; mükelleflerce vergi dairesi aleyhine açılan davaların % 21,5’i (895 dava dosyasından 193’ü ödeme emrine karşı açılmıştır) ödeme emri ile ilgilidir. Bu araştırmadan da görüleceği üzere vergi dairesi işlemlerine karşı açılan davaların büyük kısmını tarhiyatın terkininden sonra ödeme emrine itiraz oluşturmaktadır.

Ödeme emrinin dayanağını oluşturan ihbarnamenin 213 sayılı VUK’ta yazılı kurallar yerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda belirtilen hükümlere göre tebliğ edilmesi nedeniyle usulüne uygun olarak tebliğ edilip kesinleşen bir kamu alacağından söz edilemeyeceğinden, düzenlenen ödeme emri tebliği geçersizdir.[6]

Köy azasına yapılan tebliğin mükellefin adresinde bulunanlardan birine tebliğ edildiği şeklinde yorumlanamayacağından usulüne uygun tebligat yapılmayan cezaların kesinleştiği kabul edilerek düzenlenen ödeme emri hukuka uygun bulunmamıştır.[7]

Açıklanan nedenlerle ödeme emirlerinin borçlulara 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliğ edilmesi esastır. Gerekli görülen hallerde, postada oluşabilecek gecikme ve tebliğ imkânsızlıklarının önlenmesi, icra takiplerinin geciktirilmemesi ve amme alacağını vadesinde ödemeyen borçlulara ilişkin cebri takip ve tahsil işlemlerinin daha hızlı bir şekilde yürütülmesi için yapılacak tebliğlerde, 213 sayılı Kanun’un 107. maddesine istinaden posta yoluna başvurmadan memur eliyle de tebliğ yaptırılması mümkündür.

Ödeme emri ancak tebliğ edilmek koşuluyla hüküm ifade edebilmektedir. “Ödeme emri düzenlendiği tarihte değil, tebliğ edildiği tarihte hukuki değer kazanmaktadır.”[8] “Şirket adına düzenlenen ihbarnameler usulüne uygun tebliğe çıkarılmadığından amme alacağının kesinleştiğinden söz edilemez. Bu nedenle ödeme emrinin iptali gerekmektedir.”[9]

Ödeme emrine karşı 15 gün içinde dava açmayan mükellefin, 2577 sayılı İYUK md.11 hükümlerine göre, üst makamlara başvurup düzeltme yolu ile dava açma sürecine başvurması mümkün bulunmamaktadır.[10]

V- ÖDEME EMRİNİN DÜZENLENMESİNDE ÖN KOŞUL

6183 sayılı Kanun’un 55. maddesinin ilk fıkrasına göre, bir kamu alacağı için ödeme emri düzenleyip tebliğ olunabilmesinin ilk koşulu, kamu alacağının vadesinde ödenmemiş olmasıdır.[11] Bu koşul, aynı zamanda ödeme emrinin sebep unsurunu oluşturmaktadır. Ancak, ödeme emrinin sebep unsuru ile ilgili tek koşul bu değildir; ileride, ödeme emrine karşı açılacak idari dava ile ilgili açıklamalarımızda değineceğimiz üzere, ödeme emrinin bu unsuru yönünden hukuka uygun olabilmesi için aranan başka koşullar da vardır.

Kamu alacağının vadesi, yukarıda da açıklandığı üzere, özel Kanunlarda gösterilen veya 6183 sayılı Kanun’un 37. maddesi uyarınca yapılan yazılı tebligat tarihinden itibaren işlemeye başlayan ödeme müddetinin son günüdür. Ödeme emrinin sebep unsuru yönünden hukuka uygun olarak düzenlenebilmesi için, kamu alacağının, vade günü sayılan bu günün mesai saati sonuna kadar ödenmemiş olması gereklidir.

VI- ÖDEME EMRİNİN ŞEKLİ

6183 sayılı Kanun’un 55. maddesi, ödeme emrinin hukuka uygun olabilmesi için içermesi zorunlu bilgileri göstermektedir. Bu bilgilerin ödeme emrinde yer almamış olması, ileride, 58. madde ile ilgili açıklamalarımız da belirtileceği üzere, Danıştay içtihadına göre, kimi zaman, ödeme emrinin iptalini[12]; kimi zaman da yok sayılmasını gerektirmektedir.[13]

6183 sayılı Kanun’un 55. maddesinde, ödeme emrinde bulunması gereken bilgiler şunlardır:

Amme alacağının asıl ve fer’ilerinin mahiyetleri, nitelikleri, gelir vergisi, KDV, gecikme faizi para cezası vs. bilgiler ve miktarları[14], amme alacağının 15 gün içinde ödenmesi veya mal bildiriminde bulunulması gereği, amme alacağının 15 gün içinde ödenmemesi veya mal bildiriminde bulunulmaması durumunda borcun cebren tahsil olunacağı ve amme borçlusunun mal bildiriminde bulunuluncaya kadar 3 ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı.[15]

Mal bildiriminde bulunulması halinde gerçeğe aykırı bildirimde bulunulduğu takdirde ise bildirimde bulunanın hapis ile cezalandırılacağı amme borçlusunun 6183 sayılı Kanun’un 114. maddesinde yazılı görevlerinin ne olduğu ve bu görevleri yerine getirmediği takdirde hakkında ceza uygulanacağı ve uygulanacak cezanın tür ve miktarı amme borçlusuna tebliğ olunacak ödeme emrinin hukuki sonuçlar doğurabilmesi, bu bilgileri içermesine bağlıdır.[16] Örneğin; mal bildiriminde bulunulması zorunluluğu ve bulunulmadığı takdirde hapisle tazyik olunacağı ihtarını içermeyen ödeme emrine dayanarak, mal bildiriminde bulunmayan amme borçlusu hakkında cezai takip yapılamaz. 6183 sayılı Kanun’un 114. maddesinde yazılı vazifelerin neler olduğu ve yerine getirilmemesi halinde uygulanacak ceza hakkında bilgi içermeyen ödeme emri dolayısıyla da, anılan maddede ön görülen ceza uygulamasının yapılması imkânsızdır.

VII- ÖDEME EMRİNİN MUHTEVASI

6183 sayılı Kanun’un 55. maddesinin 2. fıkrasında, ödeme emirlerinde hangi hususların bulunması gerektiği açıklanmıştır. Ayrıca, madde metninde yer almamakla birlikte, borçlunun hukukunu koruma açısından ödeme emrinde; ödeme emrine karşı hangi sürede, hangi yargı merciine başvurulabileceği hususlarına da yer verilmesi gerekmektedir. Buna göre, alacaklı amme idarelerinin, matbu ödeme emirlerinde, Kanunun 55. maddesinde yer alan hususlarla birlikte bu hususlara da yer vermeleri gerekmektedir.

Öte yandan 7020 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemeler sonucunda 01.01.2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ödeme emrine karşı açılabilecek iptal davalarında 7 günlük dava açma müddeti 15 güne çıkarılmıştır.

Buna göre, aşağıdaki bilgilerin ödeme emrinde yer alması gerekmekte olup sonuçları itibarıyla birbirinden tamamen farklı hukuki durumlar oluşturan, düzenlenen ödeme emrinde çelişkili bilgiler yer alması ödeme emrine dava açılması halinde sakıncalar yaratacağı bilinmelidir.

Mükellefin adı soyadı veya unvanı,
Açık adresi,
Vergi numarası,
Takip numarası,
Dönemi ve taksiti,
Vergi türü,
Vadesi,
Tutarı,
Kesinleşen gecikme zammı,
Borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarları,
Nereye ödeneceği,
Müddetinde ödemediği veya mal bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar 3 ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı,
Gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı,
Borçlunun 114. maddedeki vazifeleri ve bu vazifeleri yerine getirmediği takdirde hakkında tatbik edilecek olan ceza,
Borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarının, nereye ödeneceğinin, müddetinde ödenmediği takdirde nasıl bir usul takip edileceği hususunda muhatabı bilgilendirici ifadelerin bulunmasının Kanun gereği olduğu, bu hususları belirtmenin borçlunun buna karşı ileri sürebileceği savunma sebeplerinden, ödemek ya da kanuni yollara başvurmak gibi alternatiflerden hangisine yöneleceğine karar verebilmesi noktasında belirleyici olacağı, buna ek olarak borçlu tarafından dava açma yoluna gidilmesi halinde yargı mercileri önünde savunma hakkının sağlıklı bir biçimde kullanılabilmesi adına düzenlenen ödeme emrine kanuni dayanağın (takibin hangi Kanun hükmü uyarınca yapıldığının) tereddüde yer bırakmayacak şekilde yazılması gerekmektedir.[17]
[1] Dnş.13.D.’nin, E:1973/383-K:1974/2776.

[2] Dnş.7.D.’nin, 14.03.2001 tarih ve E:2000/2004-K:2002/1097.

[3] Dnş.9.D.’nin, 21.11.2006 tarih ve E:2006/2331-K:2006/4730.

[4] Gelirler Genel Müdürlüğü’nün 03.04.1997 tarih ve B.07.0.GEL.36/3660-18459/14011 sayılı özelgesi.

[5] Doç.Dr.Nihal Saban, Türk Yargı Sisteminin Etkinliği Araştırma Projesi Vergi Yargısının Etkinliği Araştırma Raporu.

[6] Dnş.9.D.’nin, 02.11.2011 tarih ve E:2008/5363-K:2011/7553 sayılı kararı.

[7] Dnş.3.D.’nin, 02.04.2012 tarih ve E:2010/6814-K:2012/1024 sayılı kararı.

[8] Dnş.7.D.’nin, 06.10.1987 tarih ve E:1986/2416-K:1987/2115 sayılı kararı.

[9] Dnş.4.D.’nin, 17.02.2005 tarih ve E:2004/1775-K:2005/244 sayılı kararı.

[10] Dnş.4.D.’nin, 14.04.2005 tarih ve E:2004/1684-K:2005/637 ve yine Dnş.4.D.’nin, 03.02.2005 tarih ve E:2004/1655- K:2005/146 sayılı kararları.

[11] Dnş.4.D.’nin, 30.05.1995 tarih ve E:1995/1695-K:1995/2473 beyan üzerine tahakkuk eden ve vadesinde ödenmeyen verginin, vade tarihinden sonra istisna kapsamına alınmasının, tahsili için ödeme emri düzenlenmesine engel olmayacağı hk.

[12] Dnş.10.D.’nin, 24.09.1992 tarih ve E:1990/4028-K:1992/3218: Borcun asıl ve fer’ilerini, mahiyetini ve miktarını göstermeyen ödeme emrinin, idare mahkemesince iptalinde hukuka aykırılık bulunmadığı hk: Dnş.9.D.’nin, 24.01.1989 gün ve E:1987/3863-K:1989/191: 6183 sayılı kanunun 55.maddesinde şekli gösterilen ödeme emri niteliğinde tanzim edilmemiş olmakla birlikte kesin ve uyulması zorunlu nitelikte bulunan yazının şekil unsurundaki aykırılık nedeniyle iptalinin gerekeceği hk kararlar verilmiştir.

[13] Dnş.3.D.’nin, 10.12.1986 tarih ve E:1986/1143-K:1986/2547 sayılı kararlarında bir belgenin ödeme emri olarak nitelendirilebilmesi için 6183 sayılı kanunun 55.maddesinde yazılı bilgileri içermesi gerektiğini; bu nitelikte olmayan takip yaprağının ödeme emri olarak kabul edilemeyeceği hakkında kararlar verilmiştir.

[14] Dnş.7.D.’nin, 06.02.2008 tarih ve E:2005/1825-K:2008/760 sayılı kararda ödeme emrinde yer alan ayrıca gecikme zammı alınacaktır ibaresinin idari davaya konu edilemeyeceği hakkında karar verilmiştir.

[15] Dnş.7.D.’nin, 17.10.2007 tarih ve E:2006/3371-K:2007/4139 sayılı kararında ödeme emrinde, mal bildiriminde bulunulmaması halinde hapis ile tazyik olunacağı hakkında açıklamanın bulunmaması halinde mal beyanında bulunmayan kamu borçlusunun hapis ile tazyik edilemeyeceği bu durumun ödeme emrini şekil unsuru yönünden hukuka aykırı olmasını ve iptalini gerektirmeyeceği hk.

[16] Dnş.4.D.’nin, 15.10.1990 tarih ve E:1988/5350-K:1990/2775: 6183 sayılı Kanun 55. maddesinde bir ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilen tüm bilgileri içeren yazının ödeme emri niteliğinde kabulünün gerektiği hk. karar verilmiştir.

[17] Dnş.9.D.’nin 01.12.2008 tarih ve E:2008/5719-K:2008/5686 sayılı kararı.

Kaynak:Av. Nazlı Gaye Alpaslan Güven

VERGİ MÜKELLEFİ SAVUNUCULARI DERNEĞİ
Soru ve sorunlarınız için derneğimize üye olabilirsiniz. Detaylı Bilgi İçin: 0850 304 95 42 veya 0216 606 08 10