fbpx

    Sahte Fatura Kullanımı ve Bankadan Yapılan Ödemeler ve Vergi Teknik Raporunun Akıbeti

    Malum olduğu üzere, sahte fatura kullanımı nedeniyle birçok mükellef son yıllarda cezalı tarhiyatlara maruz kalabilmektedir. Hem cezalı tarhiyata maruz kalıp ve hem de KOD 4 diye isimlendirilen özel esaslar kapsamına alınan mükellefler mağdur olabilmektedir. (1)

    Sahte fatura kullanımı nedeniyle mağdur olan birçok firma ne gibi önlem alırsa bundan en az zararla kurtulabilir? (2)

    Sahte fatura kullanımı iddiası ile ilgili Maliye Bakanlığı’nın tavrı çok net bir şekilde belirginleşmiştir.(3) 

    Örneğin, hakkında vergi tekniği raporu düzenlenen bir mükelleften malzeme alan mükellefler cezalı tarhiyata maruz kalmaktadır. Benzeri şekilde özel esaslara alınan mükelleflerden mal ve hizmet alan mükellefler de aynı risk söz konusudur. Sahte fatura kullanımı nedeniyle haklarında tarhiyat yapılan mükellefler için 3 kat(4) vergi ziyaı cezası kesilmişse bunlar hakkında da ayrıca asliye ceza mahkemesinde kamu davası açılmaktadır. Bu davalarda yargılanan mükelleflere 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilmektedir. (Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından verilen 30.5.2013 gün ve E:2012/27552-K:2013/9075 sayılı kararda: ….. aynı takvim yılına ait sahte fatura kullanma eyleminin tek bir suç oluşturacağına karar verilmiştir.)

     

    Sahte fatura kullanımı nedeniyle sınırlı olarak vergi incelemesine alınan mükellefler yönünden açıklama nedenleri olarak bu konuda mal ve hizmet bedelinin banka sistemi üzerinden ödenmesi yeterli bulunmaktadır. Aynı şekilde alınan malzeme bedellerinin taşıma irsaliyeleri, sevk irsaliyeleri, kantar fişleri vb. kanıtlar malzeme alındığını kanıtlayacak belgelerdir. Ancak, sahte fatura düzenleme iddiası bulunan mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda mükellefin hiçbir şekilde faaliyetinin olmadığı yönünde vergi tekniği raporu bulunması halinde durum ne olacaktır? Bize göre, hakkında sahte fatura düzenleme ile ilgili vergi tekniği raporu bulunan mükellefler açısından Maliye Bakanlığının görüşü oldukça nettir. Bu gibi durumlarda Maliye Bakanlığı (vergi müfettişleri) kullanıcı durumunda olan kişilerin yapmış olduğu çekle ödemeleri kabul edip etmemekte serbesttir. Konuyla ilgili, VUK GT seri no 306 hükümlerine göre sahte olduğu iddia edilen faturaların toplam alışa oranlaması yapılmaktadır.(5) Bu oranlama sonucunda çıkan miktarın tutarı %10’un üzerinde olması halinde bilerek sahte fatura alındığı yargısına ulaşılmaktadır.(6)

     

    Netice olarak, düzenlenen vergi tekniği raporlarının yıllar sonra tanzim edilmesi sonucunda geçmişe yönelik o şirketin faaliyetini yok sayan tespitler yapılması raporun sıhhati konusunda tereddütler oluşturmaktadır.(7) Örneğin, 2012 yılında düzenlenen bir vergi tekniği raporu 2007 ve 2008 yılları için ilgili şirketin faaliyetinin bulunmadığını geçmişe yönelik olarak nasıl tespit edebilir ki?

     

    Danıştay 9. Dairenin bundan 19 yıl önceki 31.10.1994 tarihli 1993/3003 E., 1994/4226 k. sayılı kararı, sadece belge düzenleyenlere ulaşılamaması (adreslerinde bulunamamaları) nedeniyle bir belgenin sahte olduğuna hükmedilemeyeceği yaklaşımını açıkça ortaya koymaktadır:(8)

     

    “Dosyanın incelenmesinden, inceleme raporunda, yükümlüye emtia satan söz konusu firmalar karşıt inceleme yapıldığı, … Tic. Turizm Ltd. Şti.’nin düzenlediği faturada yer alan hasılatı katma değer vergisi beyannamesinde beyan ettiği belirtildiğine göre bu faturanın sahteliğinden bahsedilemeyeceği gibi yükümlü şirket gerek dava dilekçesi ekinde gerekse temyiz dilekçesi ekinde anılan şirketin paravan bir şirket olmadığını kanıtlamak amacıyla şirketin adresini, 1990 yılı ile ilgili döviz alım belgesi, ithalat belgesi Sermaye Artırımı ile ilgili Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi vb. belgeler ibraz etmiş olduğundan … Tic. Turizm Ltd. Şti.’nin paravan bir şirket olduğundan bahsedilemeyeceğinden inceleme elemanının bu yöndeki iddiası varsayımdan ibaret kalmaktadır.

     

    …..’nin 14 adet fatura karşılığı yükümlüye sattığı emtianın ise, ….. Ticaret Borsasına kayıtlı olduğu, bu şahsın anılan yılda bazı aylarda eksik matrahla veya boş da olsa katma değer vergisi beyannamesini verdiği, kaldı ki yükümlü şirketin emtia aldığı Ekim ve Temmuz aylarında anılan şahsın beyannamesini verdiği de inceleme raporundaki bilgilerden anlaşıldığından bu şahıstan alınan faturaların da sahteliğinden bahsedilemeyeceğinden gerek ….. Ticaret Tur. Ltd. Şti. gerekse …… tarafından düzenlenen faturaların gerçek emtia alımı neticesinde düzenlendiğinin kabulü ile bu faturalarda yer alan katma değer vergilerinin 3065 sayılı Yasanın 29. maddesi uyarınca indirim konusu yapılacağı muhakkaktır. Mahkeme tarafından bu hususlara hiç değinilmeksizin anılan şirketlerin salt adreslerinde bulunmadıkları gerekçesiyle varsayıma dayalı olarak tarh edilen cezalı verginin onanmasında yasal isabet görülmemiştir.”

     

    Aynı Dairenin çok daha yeni 16.02.2011 gün, 2010/331 E., 2011/395 k. sayılı kararı da yine bu yöndedir. Daire; Vergi Mahkemesi’nin davacıya fatura düzenleyen (…) Vergi Dairesi mükellefi olan (…) hakkında sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlendiğine ilişkin olarak herhangi bir vergi tekniği raporu bulunmadığı gibi davacının hesaplarını inceleyen inceleme elemanının; bu mükellef hakkında düzenlenen yoklama fişine göre belirtilen adreste bulunmadığı yönündeki tespitten hareketle davacıya düzenlendiği faturaların gerçek bir mal ve hizmet teslimine dayanmadığına karine teşkil etmeyeceği, bu durumda, (…)’ye ait fatura içeriği emtiaların gerçekten alınmadığı veya bu faturaların komisyon karşılığı düzenlendiği hukuken geçerli somut verilerle ortaya konulmadan yapılan cezalı tarhiyatta isabet görülmediği gerekçesiyle verdiği kabul kararını aynen onamıştır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi Tekniği Raporlarının Hukuksal Boyutları

    Uygulamada son yıllarda, vergi ceza davalarında denetim elemanları “vergi tekniği raporu” ile cumhuriyet savcılıklarına başvurmak suretiyle sahte fatura kullanımı veya düzenlenmesi konusunda suç duyurusunda bulunmaktadırlar. Böylelikle kamu davası açılmış ve sahte fatura kullanımı veya düzenlenmesi ile ilgili ceza davası süreci başlatılmış bulunmaktadır.

    Vergi tekniği raporlarının ceza davalarında dayanak olarak esas alınması ve buna göre mükelleflerin yargılanması uygulamada hukuki dayanak açısından çeşitli tartışmaların başlamasına neden olmaktadır. Özellikle vergi hukuku uygulamasında vergi tekniği raporu adı altında tek başına bir rapor bulunmamaktadır. Vergi hukuku uygulamasında vergi inceleme raporu yer almaktadır. Bu raporlar duruma göre kısa veya ayrıntılı inceleme raporları şeklinde söz konusudur. Bu raporların 213 sayılı VUK’na göre vergi incelemesine yetkili kimseler tarafından düzenlenmektedir. (VUK md. 134-141)

    Yargı organları son yıllarda vergi ceza yargılamasında özellikle vergi tekniği raporlarını esas alarak VUK’nun 359. maddesine göre hüküm tesis edebilmektedirler. Oysaki, 213 sayılı VUK’nun 344 ve 359. maddelerine göre yargılamalarda vergi tekniği raporu tek başına bir mesnet olamaz. Vergi uygulamasında vergi inceleme raporlarının dayanak olarak esas alınması mümkün bulunmakla beraber vergi tekniği diye bir raporun ceza yargılamasında esas alınması hukuka aykırıdır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    VUK 359 Mad. Suç Duyurusu ve Vergi Tekniği Raporunun Ceza Davasına Etkisi Nedir?

    Bilindiği gibi, sahte fatura kullanma veya düzenleme fiilleri dolayısıyla mükellefler hakkında sahte belge düzenleme veya kullanma suç raporları düzenlenmektedir. Düzenlenen bu raporların bir nüshası savcılık kanalıyla kamu davası açılabilmesi için Asliye Ceza Mahkemeleri ‘ne iletilebilmektedir.

    Hakkında, vergi tekniği raporu düzenlenen vergi mükellefi konuyu önceki aşamalarda öğrenemeyip, savcılık aşamasında hakkında vergi tekniği raporu ve ayrıca suç raporu düzenlendiğini muttali olabilmektedir. Bu aşamada, sahte ve muhteviyatı itibariyle sahte belge düzenlemek ve iştirak suçu ile ilgili hakkında hem vergi suçu raporu ve hem de vergi
    tekniği raporu düzenlenen mükellefin yasal haklarını burada nasıl kullanacaktır?

    Temelde ilk aşamada mükellefin hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu konusunda bilgi sahibi olması mümkündür. Diğer taraftan, mükellefin gıyabında düzenlenen gerek vergi suçu raporu ve gerekse vergi tekniği raporlarına karşı mükellefin dava açma, savunma olanakları giderek zayıflamaktadır. Örneğin; kendisi hakkında, vergi tekniği raporuna istinaden ve ayrıca
    düzenlenen vergi suçu raporuna istinaden kamu davası açılan bir mükellef bu durumdan savcılık aşamasında haberdar olmaktadır. Hal böyle olunca, mükellefin bu aşamada yapabileceği işlemler sınırlanmaktadır. Buna göre;

    1) Mükellefin savcılıkta vereceği ifadeye göre her halükarda 213 sayılı VUK md 359 hükmüne göre kamu davası açılacaktır.

    2) Kamu davasının açılmasından önce, mükellefe mutlak surette vergi inceleme raporları ile beraber vergi ceza ihbarnamelerinin tebliğ edilmiş olması ile mükellef bu durumdan daha ilk safhada muttali olacak ve buna göre yasal yollara müracaat edebilecektir.

    3) İdarenin, vergi tekniği raporunu düzenlediği tarihte mükellefin, KOD:4 diye belirlenen özel esaslara alınması sonucunda piyasada iş yapma olanakları önemli ölçüde daralacak ve mükellef mal satamaz veya hizmet sunamaz duruma düşecektir.

    4) İdarenin, birçok işlemleri mükellefe haber vermeksizin sürdürmesi (Özel esaslara alma, gıyabında düzenlenen vergi suçu raporu, gıyabında düzenlenen vergi tekniği raporu) halinde mükellefin bu durumdan çok ileri aşamalarda sürpriz olaylarla karşılaşarak öğrenmektedir. Böyle bir durum karşısında, mükellefin yasal haklarını kullanma ile ilgili çok ciddi sorunlar
    yaşamaktadır. Belki de, kullanacağı yasal olanaklar ve kullanabileceği yasal haklar aradan zaman geçtikten sonra daralmaktadır. Ve hatta kullanabileceği birçok yasal savunma argümanları zayıflamaktadır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi Tekniği Raporlarının Gizliliği Sorunu

    Vergi inceleme sürecinin sonunda inceleme sonuçlarını içeren “vergi inceleme raporu” yazılır. Bu rapor dayanak alınarak kesilen vergi ve cezalar da bir “ceza ihbarnamesi” ile mükellefe tebliğ edilir.

    Bazı vergi inceleme raporları “vergi tekniği raporları”nda bulunan bilgilere dayanılarak hazırlanmaktadır. Vergi tekniği raporları naylon fatura sirkülasyonu, zarar-amortisman indirimi veya nakli gibi teknik hususların bulunması durumunda düzenlenmektedir. Böyle durumlarda bir mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu baz alınarak, (bu mükellefle alış-verişi olan) başka birçok mükellef hakkında “vergi inceleme raporu” (suç raporu- türev rapor) düzenlenmekte ve cezai işlem yapılmaktadır. Özellikle bir mükellefin sahte belge veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediğinin tespit edildiği hallerde, bu mükelleften belge alanlara (bu mükellefle alışverişi olanlara) sadece diğer rapora atıf yapılarak cezai işlem yapılmaktadır.

    Vergi tekniği raporuna dayanılarak işlem yapılan durumlarda İdare, ceza ihbarnamesinin ekine “vergi inceleme raporu”nu koymaktadır, “vergi tekniği raporu”nu ise koymamaktadır. Yani belgeyi düzenleyen kişinin belgelerinin niçin sahte veya yanıltıcı kabul edildiğini açıklayan -atıf yapılan vergi tekniği raporu- tebliğ edilmemektedir. İdare bunun gerekçesini de hakkında vergi tekniği raporu düzenlenen mükellefin vergi mahremiyetinin korunması olarak açıklamaktadır.

    Hakkında cezai işlem yapılan mükellefe, bu işleme dayanak oluşturan “vergi tekniği raporu”nun tebliğ edilmemesi (gösterilmemesi) hukuka uygun mudur? Soruyu şöyle de sorabiliriz: Vergi tekniği raporlarının gönderilmemesi yapılan idari işlemi geçersiz kılar mı? (1)

    Konuyla ilgili Danıştay içtihatları:

    – Mükellefin kendisi adına düzenlenen vergi tekniği raporunun mükellefe tebliğ edilmemesi, savunma hakkının ihlali anlamına gelir. Bu durumda yapılan işlem geçersizdir. Tarhiyatın kaldırılması gerekir.

    – Mükellefin kendi cezasına dayanak oluşturmuş (ama bir başka kişi -iş yaptığı kişi- adına düzenlenmiş) vergi tekniği raporunun gönderilmemesi ise savunma hakkının ihlali anlamına gelmez. Raporun gönderilmemesi hukuka uygundur zira hakkında vergi tekniği raporu düzenlenen mükellefin “vergi mahremiyeti”nin korunması gerekir.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla