fbpx

    Vergi İncelemesi Nedir? Vergi İncelemesi Tanımı

    Vergi incelemesinin yapılmasındaki maksat Vergi Usul Kanunu’nun 134. maddesinde “ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak” şeklinde açıklanmış, ancak VUK’ta amaç yönünden yer verilen bu belirleme çeşitli kaynaklarda vergi incelemesinin kanuni tanımı olarak esas alınmıştır.

     

    Öncelikle, kanunda amaç yönünden yapılan belirlemede vergi incelemesinin tanımında ve kapsamında olması gereken belirli unsurlar eksik kalmıştır. Daha doğrusu, vergi incelemesi işlevinin asli fonksiyonu yanında ikincil nitelikte görülen bazı unsurlara yer verilmemiştir. Bu bağlamda, “ödenmesi gereken vergilerin doğruluğu” ifadesi, maddi vergi ödevine işaret ederken, vergi ödevinin şekli boyutu ve vergi ceza hükümleri ile vergi suçu teşkil

    edebilecek boyutu ihmal edilmektedir. Nitekim gerek vergi denetimi gerekse bunun en detaylı ve kapsamlı şekli olan vergi incelemesi vergilendirme alanında sadece ödenmesi gereken vergi olarak ifade edilen maddi vergi ödeviyle ilgili olmayıp, bu ödevin yerine getirilmesi sürecinde önemli yer tutan şekli ödevlerin kontrolü ve denetimi ile bu alanda oluşabilecek vergisel kabahatlerin ve/veya vergi suçlarının araştırılması ve tespiti çalışmalarını da içerir. Bu noktada, kanun koyucu vergi incelemesinin odağında ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, tespit edilmesi ve sağlanması amacının bulunduğunu belirlemekle birlikte, VUK’un şekle ilişkin hükümleri ile ceza hükümlerini düzenleyen 4. kitabı dikkate alındığında, doğruluğun VUK’un 134. maddesinde belirtilen temelde araştırılmasında vergi inceleme sürecinin şekle ilişkin ödevleri, vergisel kabahatleri ve vergi suçlarını da doğal olarak kavrayacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, VUK’un 134. maddesinde amaç yönünden yer alan belirlemenin eksikliklerinin vergi incelemesinin tanımında tamamlanması gerekir.

     

    Vergi incelemesi, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak ve tespit etmek açısından farklı yöntem ve tekniklerin kullanıldığı bir süreçtir. Bu teknikler, mükellef tarafından sunulan defter, kayıt ve belgelerin revizyonu olabileceği gibi, bunların harici bilgi ve belgelerle kontrolü” ve sağlamasının yapılması da olabilir.

     

    Vergi incelemesi genel olarak vergiyi doğuran olay gerçekleştikten sonra yapılır. Dolayısıyla vergiyi doğuran olaya ilişkin durum, işlem ya da ilişkiler üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra, bunların gözden geçirilmesi söz konusudur. Bunların gözden geçirilmesi farklı boyutları olan bir konudur.

     

    Öncelikle, bunların kendi içinde bilgi, belge ve kayıt düzeni olarak tutarlı olup olmadığı araştırılmaktadır. Bu araştırma aşaması bir revizyon faaliyetidir.

     

    Ayrıca bu bilgi, belge ve kayıtların gerçek durumu yansıtıp yansıtmadığı harici bilgi ve belgelerle, karşıt incelemelerle araştırılabilir. Son olarak, bunların iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygunluğu da nazara alınmak durumundadır. Kendi içinde tutarlı, harici bilgi ve belgelerle de desteklenen ancak iktisadi, ticari ve teknik icaplara aykırılığı bulunan bir konuda yeterli ve tatmin edici bir açıklama ortaya konulamazsa bu konuda bir eleştiri gündeme gelebilecektir.

     

    Vergilendirmede gerçek mahiyete ulaşılması hedeflenmekle birlikte vergi incelemesiyle bu hedefe mümkün olduğunca yaklaşılması öngörülmektedir.

     

    Dolayısıyla, inceleme sürecinde büyük ölçüde serbest delil sisteminin benimsenmiş olması, sadece yükümlünün sunduğu defter, kayıt ve belgelerle sınırlı kalınmaksızın bunların ötesinde harici bilgi, belge ve bulgularla birlikte, yerine göre karinelerin de kullanılmasına imkan vermektedir.

     

    Vergi incelemesi vergi denetiminin daha özel bir şekli olarak varlık kazanmaktadır. Vergi ilişkisinin detaylı ve kapsamlı olarak yükümlünün sunduğu defter, kayıt ve belgelerle birlikte, gerektiğinde yükümlü dışında elde edilen delillerle araştırılmasına yönelik bu süreç ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılmasıyla sınırlı olmayıp, araştırmanın ötesinde tespit edilmesi ve sağlanması aşamalarını da içermektedir. Bu yönüyle, vergi incelemesi araştırma, önleme ve düzeltme fonksiyonlarını bünyesinde barındırmaktadır. Vergi incelemesi yetkisi de sadece araştırma ve tespitle aşamalarıyla tamamlanmayıp doğruluğun sağlanmasını da içeren etkili ve aktif bir güçtür.

     

    Vergi denetimi ve özellikle vergi incelemesinin amaç, fonksiyon ve özellikleri dikkate alındığında, hukuki dayanağını verginin temel ilkelerinin belirtildiği Anayasa’nın 73. maddesinden aldığı söylenebilir. Nitekim, vergi denetimi ve incelemesi, verginin mali güce göre, adil ve eşit bir şekilde herkesten cebri ve karşılıksız olarak doğrulukla alınmasını sağlamanın temel aracıdır. Bu yönüyle, Anayasa’da belirtilen vergilendirme ilkelerinin hayata geçirilmesinde vergi idaresinin etkinliği bakımından en önemli araçlardan “biri vergi incelemesidir. Vergi incelemesi, bağımsız ve tarafsız olarak vergilendirme sürecini kapsayıcı şekilde gözden geçirme yoluyla Anayasa’da öngörülen vergilendirme ilkelerinden sapmaları engelleyecek en önemli araçtır. Ancak, bu noktada önemli olan, kamu hukukunun yansıması olarak devlet ve kişi arasındaki statü farkının en yoğun şekilde hissedildiği ve kişilerin temel hak ve özgürlüklerine yönelen vergilendirme alanında, vergi incelemesinin öngörülen amaçlara ulaşabilmesi vergi idaresi ile yükümlü arasında hukuki dengeyi sağlayacak usul kurallarıyla yürütülmesine bağlıdır.

    Diğer bir ifadeyle, vergilendirmenin temel ilkelerinin hayata geçirilmesinde en önemli araçlardan biri olan vergi denetimi ve incelemesinde, temel amaç olan maddi vergi ödevi gözetilerek mükellef hukukunun zedelenmeden bu amacın tahakkuku hassas usul kurallarıyla sağlanmak durumundadır. Cebri, tek taraflı ve karşılıksız olan vergi ilişkisinde vergi incelemesinin bu ilişkinin özünü kavrama gayreti bu sürecin özden daha büyük külfetlere ve sıkıntılara neden olmayacak şekilde tasarlanmasını gerektirir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Vergi İlişkisinde ve İnceleme Sürecinde Usul ve Standartlar

    Arapça kaynaklı bir kavram olan “usul”, “asıl”ın çoğulu olup, asıllar, kökler, temeller, bir ilmin asıl mevzuundan önce öğrenilmesi lâzım gelen esaslar, bir hedefe ulaşmak için tutulan düzenli yol, tarz, metot ya da tertip anlamlarına gelmektedir. Güncel Türkçede ise, metot, yöntem, bir amaca ulaşmak için tutulan yol, tarz, üslup demektir. Dolayısıyla, usul, vasıl olmayı yani asıl amaca ulaşmayı sağlayan yol, yöntem, araçtır.

     

    Belirli bir amaca yönelik olarak yapılan iş ya da işlemle ilgili faaliyetin sistemli, metotlu ve planlı şekilde yürütülmesini ifade eden usul, hukuk alanında da önemli bir işleve sahiptir. Maddi hukuk esas itibariyle usule bağlıdır. Diğer bir ifade ile maddi hukukun soyut kalıplardan çıkarılarak somutlaştırılması, somut olaylara tatbik edilerek güncelleştirilmesi için usulün ve usulde yer alan çeşitli somut safhaların geçilmiş olması gerekir. Bu anlamda, usul ile maddi hukuk birbirleriyle karşılıklı ilişki içinde olup, değişik özellikleri ile birbirlerini tamamlamaktadır.

     

    Bu noktada, vergi ilişkisini düzenleyen vergi hukukunun kendi özgün yapısı içinde bu ilişkinin tesisi ve yürütümü bakımından yetkili kılınan idarenin vergilendirme sürecindeki işlemleri bakımından çeşitli usul hukuku alanlarının etkisi söz konusudur. Öncelikle, vergilendirmenin kendi teknik özelliklerine bağlı usul boyutu özel olarak Vergi Usul Kanunu’nda ele alınmış ve detaylı şekilde düzenlenmiştir. Ancak, genel olarak vergi idaresi tarafından tesis edilen vergilendirme işlemleri ve konumuz itibariyle de vergi incelemeleri idari işlem kimliklerine binaen idari işlemin tüm unsurlarıyla birlikte özelliklerini de büyük ölçüde bünyelerinde barındırırlar. Dolayısıyla da vergilendirme alanı idare hukukunun ve idari usulün etkisi altındadır. Ayrıca, vergisel kabahatler ve vergi suçları bakımından da vergi uygulamasında Kabahatler Kanunu ile ceza mevzuatına da müracaat edilmesi söz konusudur. Aramalı inceleme boyutunda gündeme gelen “arama”ya ilişkin olarak da VUK’”ta yapılan atıf nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu’na başvurulması gündeme gelmektedir.

     

    Bu çerçevede, vergi ilişkisinin bir boyutunu teşkil eden vergi incelemesi sürecinde, gerek bu işlemin kendisi açısından başından sonuna kadar izlenecek aşamalar itibariyle gerekse bu işleme bağlı tarhiyat ve ceza kesme gibi işlemlere yönelik olarak bir dizi usul kuralı varlık kazanmaktadır. Bu usul kuralları sadece vergi usulüne ve tekniğine bağlı olmanın ötesinde, idari yargılama boyutunu da kapsamak üzere idari usule ve Kabahatler Kanunu ile ceza yargılaması usulüne de temas etmektedir. Dolayısıyla, vergi hukuku bünyesinde vergilendirme usulüyle birlikte vergi ilişkisine bağlı olarak ortaya çıkan çeşitli usul alanlarının kesişmesi söz konusudur. Vergi idaresinin vergilendirme boyutuyla vergi usul kurallarını dikkate almanın ötesinde, organik yönden ve fonksiyonel olarak idari yapıya bağlı olmaları bunların işlem ve faaliyetlerinin idarı usule tabi olup idari yargılama sürecine dahil olmalarını gündeme getirmektedir. Ayrıca, vergi incelemesi kapsamında yapılan arama ve vergi suçları gibi konularda ceza-ceza yargılaması hukukuyla birlikte vergisel kabahatler bakımından da Kabahatler Kanunu’nda öngörülen genel esaslarla ilişki kurulması söz konusudur.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Vergi İncelemesi ve Vergi Davası İlişkisi

    Vergi incelemesinin yapmaya çalıştığımız tanımına göre içeriğinde idari eylemlerin, idari işlemlerin de yer alabildiği, ancak tek başına vergi incelemesi sürecinin yargı denetimine konu edilebilecek bir idari eylem veya işlem olmadığı kanaatimizi sunmuştuk.

    Vergi incelemesinin açıklamaya çalıştığımız çerçevesi, tanımı dikkate alındığında vergi davası ile vergi incelemesi ilişkisinin değerlendirilmesi de mükellef hakları ile hazine yararı arasındaki dengenin doğru kurulması yönünden önemlidir diye düşünmekteyiz.

    Vergi davasının konusu, yalın ifadeyle vergiler ve cezalardır. Vergi dairesinin yaptığı idari işlemler ve idari eylemler vergi davasına konu olurlar.

    Anayasanın temel hükmüne göre idarenin her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine tabidir. İdarenin eylemleri ve işlemleri yargı denetimine konu edilirken, hukuk ilkeleri uyarınca bazı unsurların aranması gereği vardır. Temel unsur idari eylemin veya işlemin ilgililerin hukuki durumuna etki yaratmasıdır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa göre idari davalar iptal davaları ve tam yargı davaları olarak sınıflandırılmıştır. Sınıflandırmaya göre iptal davaları menfaat ihlali ile tam yargı davaları doğrudan hakkın muhtel olması ile betimlenmiştir(Muhtel olmak sözlük anlamıyla bozulmak, dağılmaktır).

    Vergi incelemesi Vergi Usul Kanununda hükme bağlanan yasal çerçeveye göre incelemeye başlama tutanağı ile başlanan ve incelemenin türüne göre belirlenmiş sürelerde yapılan vergi denetimini temsil etmektedir. Vergi incelemesi sürecinde ve sonucunda maksadın, ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu da Vergi Usul Kanununda hükme bağlanmış bir konudur. Bu sürecin sonunda vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından vergisel yükümlülüklere ilişkin vergi tarh edilmesi, ceza kesilmesi söz konusu değildir. Vergi incelemesine yetkililer Vergi Usul Kanununda gösterilmiş olup, yetkililerin vergi ile ilgili kamu kurumlarında görevli memurlar oldukları görülür. Vergi incelemesi sürecinin ve sonucunda yapılan değerlendirmelerin, bir çok idari işlemden ve idari eylemden farklı veya özellikli durumu, bu sürecin ve sonucunda yapılan değerlendirmelerin gerçek kişi yetkililerce başından sonuna değin yürütülmesi ve tamamlanmasıdır. Herhangi bir idari işlem veya eylem yönünden kamu kurumu adına çoğunlukla birden çok memurun hiyerarşik sıralı yetkileriyle yürütülen ve tamamlanan süreçlerde, işlemi veya eylemi başlatan süreçte ilgili belgeleri ilk düzenleyenden işlemin, eylemin tamamlanmasına dair nihai yetkiliye kadarki aşamalarda çoğunlukla birden çok memurun parafı, imzası, tamamlayıcı katkıları vardır. Vergi incelemesinde ise, istisnai görev değişiklikleri dışında, bir veya birden çok incelemeye yetkili gerçek kişiye verilen görev, aynı kişilerin yetki kullanımlarıyla başlar ve biter.

    Vergi incelemesi sonucunda ilgililerin hukuksal durumlarında sadece vergi incelemesine yetkililerce değerlendirmelerin yapıldığı rapor niteliğindeki metinlerle değişiklik oluşmamaktadır. Bu raporların Vergi Usul Kanununda belirlenmiş esas ve usul çerçevesinde rapor değerlendirme komisyonları aracılığıyla kontrolü sonrasında, idari işlemlere esas olmak üzere yetkili vergi dairesine gönderilmesi ve vergi dairesince idari işlem tesis edilmesi ile söz konusu raporlar bir sonuç yaratmış, ilgililerin hukuksal durumuna etki eden bir unsura dönüşmüş olmaktadır.

    Vergi davasının konusu 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 378’inci maddesinde hükme bağlanmıştır. Maddede “Vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması lazımdır.” hükmü yer almaktadır. Verginin tarhı ve cezanın kesilmesi yetkisi vergi dairesinindir. Vergi dairesi bu çerçevede idari işlem tesisine yetkili birimi temsil eder(Hazine ve Maliye Bakanlığı adına bu yetkiyi kanunların belirlediği çerçevede kullanan diğer idari birimler yazımızda ihmal edilmiş olup ana fikir yönünden vergi dairesi esas alınmıştır).

    Vergi Usul Kanununun Mükerrer 378’inci maddesinde “Danıştay ve Vergi Mahkemelerinde yapılacak duruşmalarda, iddia ve savunmanın gerekli kıldığı hallerde, mahkeme vergi davasına konu olan tarhiyatın dayanağı incelemeyi yapmış bulunan inceleme elemanları ile, mükellefin duruşmada hazır bulundurduğu mali müşaviri veya muhasebecisini de dinler.” hükmü yer almaktadır. Hüküm vergi davalarında inceleme elemanları ile meslek mensuplarının dinlenmesine dair bir esası içermektedir. Hüküm içeriğinde “vergi davasına konu tarhiyatın dayanağı inceleme” kavramı yer almaktadır. Hüküm doğrudan “vergi davasına konu inceleme” şeklinde bir kavram içermemektedir. Bu kavramsal belirleme vergi davasının konusuna dair ilke ve idari yargının genel çerçevesine göre yapılmıştır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Aramalı Vergi İncelemesi Nedir ?

    Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, tespit edilmesi ve sağlanmasıdır. İnceleme sürecinde mükelleflere defter ve belgelerin ibrazı için süre verilir. İnceleme sırasında inceleme elemanının zor kullanarak defter ve belgelerin bulunduğu yere girmesi, arama yapması ve bu defter ve belgelere el koyma yetkisi yoktur. Ancak Vergi Usul Kanunu’nda bulunan şartların gerçekleşmesi halinde vergi mükelleflerinin rızası olmadan arama yapılabileceği mezkûr Kanun’un 142 ila 147. maddelerinde hüküm altına alınmıştır. Arama ile ilgili bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

    Çalışmamızda aramanın hangi hallerde yapılabileceği, arama kararının nasıl alınacağı, aramanın hangi usul şartları çerçevesinde gerçekleştirileceği, arama esnasında bulunan defter ve belgelere ne şekilde el konulacağı ve bunlar üzerinde nasıl inceleme yapılacağı hakkındaki konulara yer verilecektir.

    Türk Vergi Sisteminde (TVS) verginin tarhiyatı, esas olarak beyan üzerine yapılmaktadır. Beyan esası mükelleflerin/ sorumluların vergi matrahını doğrudan doğruya kendilerinin vergi idaresine bildirmesine dayalı bir sistemdir. Mükelleflerin matrahlarını beyan ederken dürüst davranması ve vergi kanunlarını doğru uygulaması önem taşımaktadır. Bu açıdan beyana dayalı tarhiyatın esas alındığı sistemlerde toplumun vergiye bakış açısı ve vergi bilinci önemlidir. Sistemimizde beyan esası geçerli olsa da bu esas beyanların denetlenmesine engel değildir. Yasa koyucu da mükelleflerin beyanlarının doğruluğunu tespit etmek için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu(VUK)’nda koruma müesseselerini düzenlemiştir. Kanun’a göre koruma müesseseleri;

    – Yoklama

    – İnceleme

    – Arama

    – Bilgi toplama

    olmak üzere dört başlık altında toplanmıştır.

    Söz konusu koruma müesseselerinden arama, çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Alt bölümlerde detaylarına yer vereceğimiz arama müessesesi diğer yöntemlere göre daha ağır sonuçlar doğurabilecek bir yöntemdir. Mükelleflerin ticari itibarını zedeleyebileceği gibi Anayasa’da düzenlenmiş olan temel hak ve hürriyetlerden bazılarını kısıtladığından veya ortadan kaldırdığından hem Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hem de VUK ile sıkı şekil şartlarına tabi tutulmuştur. Bunlarla birlikte, şartlara uygun yapılmayan arama kararı sonrası tarh edilen vergi, hukuka aykırı bir arama sonrasında elde edilmiş bir delile dayanacağından, mahkemeler tarafından iptal edilebilecektir. Bu yüzden sağlıklı sonuçlar alınabilmesi adına yapılacak işlemlerde Anayasa, CMK ve VUK hükümleri topluca dikkate alınmalıdır.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Vergi İncelemesi Yapılmayacak! 7 Madde Kabul Edildi

    Kabul edilen maddelere göre, şehir içi yolcu taşımacılığı yapan ve hasılatlarının tamamını elektronik ücret toplama sistemiyle elde eden mükelleflerin talep etmeleri halinde gelir ve kurumlar vergisinin hesaplanmasında esas olan kazancın tespitinde yeni yöntem getiriliyor.

    Gelir ve giderleri karşılaştırma yerine, bu mükelleflerin elde edilen hasılatın yüzde 10’u kazanç kabul edilerek, gelir ya da kurumlar vergisi oranları uygulanacak.

    Kazançları bu şekilde tespit edilenlerin bu faaliyetlerine ilişkin gider veya maliyetleri, vergiye tabi diğer kazanç veya iratlarının tespitinde dikkate alınmayacak. 2 yıl geçmedikçe bu usulden çıkılamayacak.

    Bir takvim yılı içinde iki kez ceza kesilen mükellefler, cezanın kesildiği ve takip eden iki takvim yılına ait kazançları için bu hükümlerden yararlanamayacak.

    Bu hükümler, kurumlar vergisi mükellefleri hakkında da uygulanacak. Cumhurbaşkanı, yüzde 10 oranını iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, kanuni oranına getirmeye yetkili olacak.

    VARLIK BARIŞI UZATILIYOR

    Teklif, Varlık Barışı süresini 6 ay uzatıyor Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, 31 Aralık 2019’a kadar Türkiye’deki banka veya aracı kuruma bildiren gerçek ve tüzel kişiler, bunları serbestçe tasarrufedebilecek.

    Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin yüzde 1 oranında hesapladıkları vergiyi, vergi dairesine beyan edecek, aynı sürede ödeyecekler. Bu varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan, kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 31 Aralık 2019’a kadar kapatılmasında kullanılabilecek.

    Kanuni defterlerde kayıtlı olan sermaye avanslarının, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, teklifin yasalaşmasından önce Türkiye’ye getirilerek karşılanmış olması halinde, bu avansların defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla düzenlemeden yararlanılacak.

    Defter tutan mükellefler, Türkiye’ye getirilen varlıklarını, dönem kazancının tespitinde dikkate almaksızın işletmelerine dahil edebilecekleri gibi aynı varlıkları vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate almaksızın işletmelerinden çekebilecekler.

    KANUNİ DEFTER KAYITLARINDA YER ALMAYAN VARLIKLAR

    Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar için de 31 Aralık 2019’a kadar beyan süresi tanındı.

    Vergi dairelerine beyan edilecek bu varlıklar, aynı tarihe kadar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebilecek. Bu takdirde, söz konusu varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilecek.

    Beyan edilen taşınmazların ayni sermaye olarak konulmak suretiyle işletme kayıtlarına alınması halinde, sermaye artırım kararının beyan tarihi itibarıyla alınmış olması ve ticaret siciline tescil edilmesi kaydıyla bu uygulamadan yararlanılabilecek.

    VERGİ İNCELEMESİ YAPILMAYACAK

    Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden yüzde 1 oranında vergi alınacak. Vergi, gider yazılamayacak, başka bir vergiden mahsup edilemeyecek, Türkiye’ye getirilen veya kanuni defterlere kaydedilen varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmeyecek.

    Bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacak.

    Bu hükümden yararlanılabilmesi için bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin vergi vadesinde ödenecek, varlıklar bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde Türkiye’ye getirilecek veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilecek.

    Cumhurbaşkanı, bu düzenlemedeki süreleri, bitim tarihlerinden itibaren 6 aya kadar uzatabilecek.

    MERKEZ BANKASI DÜZENLEMELERİ

    Teklifle, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının temel görev ve yetkilerinde de değişiklik yapılıyor. Bir para politikası aracı olan zorunlu karşılıkların etkinliğini artırmak üzere, bankaların ve Merkez Bankasınca uygun görülecek diğer mali kuruluşların bilanço içi veya dışı uygun görülen kalemlerinde meydana gelen değişikliklerin, sıkça farklılaşan piyasa koşullarına göre zorunlu karşılığa tabi tutulması mümkün hale getiriliyor.

    Buna göre Merkez Bankası, zorunlu karşılıkları belirlerken bilanço içi ve dışı unsurları da dikkate alacak.

    Banka talepleri gerçek zamanlı ve anlık karşılanacak. Bu taleplerin karşılanması için bankaca kurum ve kuruluşların bilgi işlem sistemlerine erişim sistemleri kurulabilecek.

    Bankalar ve elektronik ödeme araçlarını çıkaran kuruluşlar dahil olmak üzere bankaca uygun görülecek diğer mali kuruluşlar, banka nezdinde açılacak hesaplarda “yükümlülükleri esas alınarak” nakden zorunlu karşılık tesis ederken teklifle, “hesaplarda bilanço içi veya bilanço dışı uygun görülen kalemlerini esas alarak” bunu yapacaklar.

    Zorunlu karşılığa tabi bilanço içi veya bilanço dışı uygun görülen kalemlerin kapsamı, zorunlu karşılıkların oranı, tesis süresi ve tesis edilen karşılıklara gerektiğinde ödenecek faiz oranı, mevduat veya katılım fonlarından olağanüstü çekilişler ve birleşme, devir, bölünme hallerinde yapılacak işlemler de dahil olmak üzere uygulamaya yönelik her türlü usul ve esas, bankaca belirlenecek.

    “Belirtilen bu kuruluşların taahhütlerine karşı bulunduracakları umumi disponibilitenin nitelik ve oranının, gerektiğinde bankaca tespit edileceğine” dair hükümde yer alan “taahhüt” ibaresi de teklifle çıkarılıyor.

    İHTİYAT AKÇESİ

    Merkez Bankasının yıllık safi karının yüzde 20’sinin ihtiyat akçesine ayrılacağına yönelik hüküm kaldırılıyor.

    Hisse senetlerinin nominal değerleri üzerinden yüzde 6 oranında ilk kar hissesi hissedarlara dağıtılmaya devam edilecek. Bunun ödenmesinden sonra kalan miktarın yüzde 10’u, “fevkalade ihtiyat akçesi” yerine, ihtiyat akçesine aktarılacak.

    Son yıl karından ayrılan ihtiyat akçesi hariç, birikmiş ihtiyat akçeleri her yıl kara katılarak dağıtılabilecek.

    Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ayrılmış bulunan ihtiyat akçelerinin tamamı, birikmiş fevkalade ihtiyat akçelerinin ise son yılın karından ayrılan kısmı hariç tamamı Genel Kurul kararı aranmaksızın Hazineye verilecek.

    Geçen yıl bazı üniversitelerin bölünmesiyle kurulan üniversitelere devredilen bina ve tesislerin bulunduğu taşınmazlardan, halen bu bina ve tesislerin eski maliki üniversitelerin mülkiyetindeki taşınmazlar, talepleri halinde YÖK’ün onayıyla bu üniversitelere devredilebilecek. Kurulan üniversitelere bağlanan birimlerin hangi bina, tesis ve taşınmazları kapsadığı konusundaki tereddütleri YÖK giderecek.

    Teklifin görüşmelerine yarın devam edilecek.

    “2,5 YIL İÇİNDE HİÇBİR ŞEKİLDE NE TALİMAT NE BASKIYLA KARŞILAŞTIM”

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Emrah Şener, görevde bulunduğu süre içerisinde hiçbir şekilde ne talimat ne baskıyla karşılaştığını bildirdi.

    Şener, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Teklif’in görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

    Şener, 2,5 yıldır bu görevde bulunduğunu, karar alma mekanizmalarında dışarıdan herhangi bir baskıyla karşılaşmadığını söyledi. Şener, 2,5 yıl içerisinde, şu ana kadar bir kez bile hiçbir baskıyla karşılaşmadığını, görevini çok rahat şekilde yerine getirdiğini dile getirdi. Şener, “Benim aldığım aile terbiyem, başta anneme, aileme, bu ülkenin güzel insanlara sorumluluğum gereği yarın görevden alınacağımı bilsem bile geceli gündüzlü çalışmaya devam ederim. 2,5 yıl içinde hiçbir şekilde ne talimat ne baskıyla karşılaştım.” diye konuştu.

    “POZİTİF ETKİLERİNİ ÖNGÖRÜYORUZ”

    Bankanın yedek akçesine ilişkin düzenlemeye yönelik soru üzerine Şener, Merkez Bankasının kar etmesinin, sistemden çekilen bir likidite olduğunu, sistemden nakit çekilişinin bir sorun oluşturmaması gerektiğini belirtti.

    Merkez Bankasının yüksek tutarlı karlarının, aynı zamanda sistemden yüksek tutarlı likidite çekilişleri anlamına geldiğine işaret eden Şener, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu miktarlar bütün yıl boyunca büyüdükçe, bankaların günün sonunda tekrar Merkez Bankasından daha büyük bir likidite açığını temin için bir fonlamayla gelmeleri anlamına geliyor. Çünkü Merkez Bankasının kar elde etme şekli piyasadan yaptığı işlemler üzerinden gerçekleşiyor. Bu işlemlerden birisi de bankaların ihtiyacı olan parayı, gecelik ya da haftalık vadelerde verdiğiniz zaman bu Merkez Bankasının karı haline dönüşüyor. Bizim yaptığımız kar, bankacılık sisteminden elde ettiğimiz bir gelir. Sistemden bu likiditeyi çekmenin, sisteme belirli maliyetleri oluyor. Bu maliyetler, Merkez Bankasının karlı olduğu zamanlarda daha da yükseliyor. Likidite konusu son yıllarda çok yüksek miktarlara ulaştı.

    Şu anda bankacılık sistemi, ortalama 100 milyar lira likidite için her gece Merkez Bankasına gelip bu fonlamasını gidermek zorunda. İhtiyat akçesiyle ilgili, bunun bilançomuzda kalmak yerine sisteme bir şekilde dahil olması, likidite açığının pozitif yönde etkilenmesi olarak bakıyoruz. İhtiyat akçesi piyasaya çıksa bile, hala sistemin fonlama açığı 100 milyar lira civarında devam ettiği için bunun gelebileceği miktar tekrardan 60-70 milyar liralarla, halen çok yüksek rakamlar olacak. Türk bankacılık sistemi ciddi likitide açığı içinde, bunun sisteme geri dönüşünün likiditeye pozitif etkilerini öngörüyoruz. ”

    Şener, 3-4 yıldır likidite açığının hiç olmadığı kadar yükseldiğini ifade etti.

    Milletvekillerinin, “İhtiyat akçesi daha önce yük getirmiyor muydu, neden şimdi bu düzenleme getirildi?” sorusuna Şener, “4 sene önce sorsaydınız sanırım 5-6 milyardan bahsederdim. Kar miktarı eklenerek devam ediyor son iki yılda olağanüstü artış gösteriyor.” karşılığını verdi.

    BANKANIN YIL SONU KARI

    Teklif sahibi olan AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş, bankacılık sektöründe risk ve getirinin kardeş olduğunu, Merkez Bankasının karlılığına bakıldığında ise hiçbir riske girmeden muazzam bir karlılığının görüldüğünü söyledi.

    Savaş, Merkez Bankasında oluşan bu karın Hazine’ye aktarılmasının, Hazine’nin borçlanma ihtiyacını, faizleri de aşağı çekecek bir durum olduğunu belirtti. Savaş, Merkez Bankasının 2018 yıl sonu karının 66 milyar lira olduğunu, bu yılın ilk 6 aylık karın 20-25 milyardan aşağı olmayacağını, yedek akçede biriken paranın son dönemde 46 milyar lira olduğunu bildirdi.

    Vergi İncelemesi, Karşıt İnceleme, Karşıt Tespit ve Ön İnceleme

    Vergi İncelemesi, Karşıt İnceleme, Karşıt Tespit ve Ön İnceleme kavramlarıyla sıkça karşılaşılmaktadır. Bu kavramlar birbirleriyle ilgili olmakla birlikte farklı vardır ve bu nedenle de farklı usule uyularak gerçekleştirilen çalışmalardır.

    Tümü vergi incelemesine yetkili Vergi Müfettişleri tarafından yerine getirilen Vergi İncelemesi, Karşıt İnceleme, Karşıt Tespit ve Ön İnceleme çalışmalarında uyulması gereken çalışma usulü ile yapılan çalışmanın ne şekilde tamamlanıp sonuçlanacağı konusunu makalemizin oluşturmaktadır.

    VUK’un 135. maddesine göre vergi incelemesi; Vergi Müfettişleri, Vergi Müfettiş Yardımcıları, ilin en büyük mal memuru veya vergi dairesi müdürleri tarafından yapılır. Kanun’un 137. maddesine göre ise bu kanuna veya diğer kanunlara göre defter ve hesap tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzelkişiler vergi incelemelerine tabidirler.

    Vergi incelemesinde amaç, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. Beyan esasına dayalı olan vergi sistemlerinde vergi incelemeleri ve/ya daha kapsamlı olarak vergi denetimleri, sistemin sağlıklılığının kontrolü bakımından bir sigorta olarak yaşamsal öneme sahiptir. Devlet, vergi denetimleri ile beyan sistemini kötüye kullanan mükellefleri yakalamayı ve cezalandırmayı amaçlar. Vergi denetimlerinin etkinliği ve verimliliği bu amacın gerçekleştirilmesine katkı sağlar(1).

    Vergi incelemesi sırasında uyulması gereken hususlar VUK’un 140. maddesinde belirtilmiştir. Mükellefin mülkiyet hakkını doğrudan ilgilendiren vergi incelemesinin ayrıntılı olarak belirlenmiş usul düzenlemelerine uyularak yapılması, mükellef hakları bakımından da önemlidir. Vergi incelemelerinin mükellef hakları da gözetilerek gerçekleştirilmesini sağlamak üzere Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 31.10.2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Yönetmelikte ayrıntılı olarak vergi incelemesinin çeşitli aşamalarında uyulması gereken usul konusunda düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre vergi incelemesi yapanlar, yaptıkları inceleme sırasında aşağıdaki esaslara uymak zorundadır:

    – İncelemeye tabi olana, incelemenin konusu işe başlamadan önce açık olarak izah edilir.

    – İnceleme esas olarak mükellefin işyerinde, mükellef onaylarsa inceleme elemanının çalışma ofisinde yapılır. İncelemenin mükellefin işyerinde yapılması durumunda mükellefin izni olmadıkça resmi çalışma saatleri dışında inceleme yapılamaz.

    – İnceleme elemanının çalışma ofisinde yapılan incelemelerde gerek görülen defter ve belgeler mükelleften yazıyla istenir, verilmesi durumunda teslim alınan defter ve belgeler için “Tutanak” düzenlenir. İnceleme sonunda defter ve belgelerin geri verilmesi için de bir “Tutanak” düzenlenir.

    – Vergi incelemesine başlanıldığı hususunda bir “İncelemeye Başlama Tutanağı” düzenlenir. Tutanağın bir örneği inceleme elemanının bağlı olduğu birime, bir örneği ilgili vergi dairesine ve bir örneği de birlikte tutanak düzenlenen mükellefe veya vekiline verilir.

    – İnceleme sırasında gerekli görülen hususları tespit altına almak için “Tutanak” düzenlenir. Düzenlenen tutanakların birer örneği mükellefe verilir.

    – Düzenlenen tutanaklardaki tespitler konusunda mükellefin herhangi bir itirazı veya değerlendirmesi varsa bunlara tutanakta yer verilir. İnceleme elemanlarının yaptıkları incelemelerde her zaman gerçeği ve sadece gerçeği ortaya çıkarma görev, sorumluluk ve yükümlülüğü vardır. Bunun sağlıklı olarak sonuçlanması ise, tutanak aşamasında mükellefin inceleme elemanının tespitlerine karşı itirazlarının ve değerlendirmelerinin özgür biçimde dile getirilmesine ve tutanağa konulmasına olanak sağlanması ile mümkündür(2).

    Continue Reading

    Vergi İncelemesi ve Gerekçeli Tarhiyat Hakkı

    Vergi incelemesi, ödenmesi gerekli olan verginin doğruluğunu araştırmak ve sağlamak amacına yönelik çalışmaların bütününü içeren bir tanımlamadır. 213 sayılı VUK’un 134. maddesinde, incelemeye yetkili olanlar, inceleme sırasında gerekli gördükleri takdirde, işletmeye dahil ekonomik kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine da teşmil edilebilir. İnceleme genel olarak vergi mükellefinin iş yerinde yapılması zorunludur. Bazı hallerde, mükellefin rıza göstermesi durumunda, vergi müfettişinin ofisinde devam ettirilebilir. İnceleme sırasında vergimüfettişi, mükellefin leh veya aleyhindeki hususları veya unsurları birlikte ele almak ve buna göre incelemeyi devam ettirmek zorundadır.

    Yeni dönemde vergi incelemesi yapılmadan önce, mükelleflerden konuyla ilgili izaha davet istenilmektedir. İzaha davet uygulaması, 213 sayılı VUK’a 370. madde olarak yeni bir yöntem olarak vergi incelemesi öncesi pratik bir düzeltici beyan mahiyeti taşıyan bir uygulama mahiyeti taşımaktadır. 01.09.2017 tarihinden itibaren uygulamaya konulan bu yöntem ile vergi inceleme süreci bir anlamda öne çekilerek mükelleflerin gönüllü beyan sistemi benzeri bir sistem ile pratik sonuca gitmeleri hedeflenmektedir. Buna göre, 6728 sayılı Yasa’nın 22. maddesi ile 213 sayılı VUK mülga 370. maddesi “izaha davet” metodu uygulamaya konulmuştur.

    İzaha davet uygulaması ile ilgili koşullara uymayan mükelleflerin, vergi incelemesini gerektiren işlemleri eskiden olduğu gibi “vergi incelemesi” yoluyla gerçekleştirilecektir. İzaha davet uygulaması henüz yeni bir uygulama ve bir müessese olması nedeniyle bu uygulama hakkında bugünlerde leh veya lehte görüşler veya eleştiriler ileri sürülebilmektedir(1).

    Vergilemede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyeti yemin dışında her türlü kanıtla ispatlandırılabilir. Vergiyi doğuran olay ile ilgisi tabii ve açık bulunmayan tanık beyanları ispatlama aracı olarak dikkate alınamaz.

    Vergi Usul Hukukumuzda, önerilecek tarhiyatla ilgili elde edilen bulguların yasalara uygun olarak elde edilmiş olması ve buna göre de tarhiyatın dayanaklarının önerilecek tarhiyatla ilintili olması esastır. Hukuka aykırı olarak elde edilen bulgular ve verilerden yola çıkılarak mükellefler hakkında cezalı tarhiyat önerilemeyeceği, anayasamızın temel bir ilkesidir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Vergi İncelemesinde Defter Teslimi

    Vergi Denetim Kurulunun faaliyete geçmesiyle beraber, Vergi inceleme işlemlerinde bazı düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerin sonucunda, vergi incelemelerinin olması gereken ideal şekle gelmesi amaçlanmaktadır. Bunun sonucunda, 31.10.2011 tarihinde Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslarla İlgili Yönetmelik, Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği, Rapor Değ. Kom. Ol. İle Çalışma Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, VDK Performans Değ. Sis. Yönetmeliği, Görev Yerleri İtibariyle Vergi Müfettişleri Yer Değiştirme Yönetmeliği, Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği, Mükelleflerin İzahat Taleplerinin Cevaplandırılması Hakkında Yönetmelik yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.(1)

     

    Bu çalışmamızda yeni yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş olan ‘defter ve belge teslim tutanağı ‘ hakkında açıklamalara yer verilecektir. Buna göre;
    1- Defter ve belge teslim tutanağı bir sayfadan ibaret olup, ön sayfa da mükellef ile ilgili, unvan, adres, vergi no, vergi dairesi, faaliyet konusu, telefon ve diğer iletişim araçları bilgileri bulunmaktadır.

     

    2- Teslim edilen yasal defterler hakkında bilgiler.

     

    3- Teslime edilen yevmiye, kebir, envanter defterlerinin yıllar itibari ile tasdik makamı ve tasdik tarihi ve nosu bilgilerine yer verilmiştir.

     

    4- Teslim edilen belgelerin türleri, başlangıç ve bitiş seri noları ve adetleri,

     

    5- Teslim edilen alış-satış belgelerinin yıllar itibari ile detaylı dökümleri.

     

    6- Son olarak, belgeleri ilgili müfettişe teslim eden kişinin imzası ve bu belgeleri kabul eden vergi müfettişine ait tesellüm bilgileri.
    Vergi incelemelerin de uyulacak usul ve esaslar hakkında yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenen 2 nüsha tutanak karşılıklı imzalanıp, mühürlenerek tarihlendirilmektedir. Defter ve belge teslim tutanağı esasen 213 sayılı VUK kanununa göre önemli bir belge olup, bu tutanağın ekinde ayrıca yine 4 nüsha İncelemeye Başlama Tutanağıdüzenlenmektedir. Bu tutanakta özetle mükellefe ait yukarıda yer verilen bilgiler, incelemenin konusu, gerekçeleri, dönemi, incelemeye başlama tarihi, incelenen vergilendirme dönemi, tarafların karşılıklı imzaları.

     

    Vergi incelemesi bilindiği gibi 213 sayılı VUK 134,135 maddelerinde yer verilen madde hükümlerine göre yürütülmektedir. Aynı yasanın 140. Maddesinde inceleme sırasında uyulacak esas ve usuller belirlenmiştir. Bu açıdan incelemeye başlama tutanağı önemli bir belge olarak karşımıza çıkmaktadır.(2) Eski uygulamalarda incelmeye başlama tarihi konusunda eski yönetmelikte çeşitli belirsizlikler bulunmasına karşın yeni yönetmelikler bu belirsizlikler tamamı ile ortadan kaldırılmıştır.


    Kaynak:Av. Nazlı Gaye Alpaslan

    Vergi incelemesi

    Vergi incelemesi,günümüzde vergiler, genellikle mükellefler tarafından beyan olunan mat­rahlar üzerinden alınmaktadır. Ancak, idare yalnızca bu beyanlarla yetin­memekte, zaman zaman mükelleflerin bildiriminin gerçeğe uygun olup ol­madığını, vergi incelemesi yapmak suretiyle araştırmaktadır.

    Vergi incelemesi ; defter, hesap, kayıt ve belgeler ile gerekli görüldüğü takdirde karşıt araştırma ya da muhasebe dışı envanterden elde edilecek sonuç­lara göre, mükellefin ödediği vergilerin doğruluğunu araştırarak bunu sağla­mak ve saptamak amaçlanmaktadır. İnceleme sırasında, gerek duyulursa başka kaynaklardan da yararlanılır(.

    İnceleme sonucu ödenen verginin gerçeğe uygun olmadığının fark edilmesi durumunda, düzenlenen vergi inceleme raporuna ya da buna da­yanarak takdir olunan matrah ya da matrah farkı üzerinden, vergi daire­since tarhiyat yapılmakta, mükellef ya da ceza sorumlularının ise, bulunan matrah veya matrah farkının gerçeğe uygun olmadığını öne sürmesi sonu­cu, uyuşmazlık doğmuş olmaktadır.

    Örneğin, vergi incelemesi sırasın­da, mükellefin lehine ve aleyhine olan durumlar göz önüne alınarak mat­rah farkı bulunduğunun öne sürülmesi gerekmektedir. Mükellefin, kendi lehine olan durumlar göz önüne alınmadan matrah farkı bulunduğunu öne sürmesi sonucu, uyuşmazlık doğmuş olmaktadır.

    Bu konuda başka bir ör­nek olarak da alıcılardan bir kısmının, faturada yazılı bedelden daha fazla ödeme yaptıklarına ilişkin ifadelerinin, kıyas yolu ile tüm alıcılara uygu­lanmak suretiyle matrah farkı bulunup bulunamayacağı gösterilebilir. Bu gibi durumlarda, satışlar belgelere yansıtılmakta ancak olduğundan da­ha düşük bir tutarda gösterilmektedir. Gerçek tutar ile belgede belirtilen tu­tar arasındaki fark kadar satış hasılatı gizlenmiş olmaktadır.

    Benzeri bir uygulama da, alıcıya verilen faturayı gerçeğe uygun olarak düzenlemekte ancak, firmada saklanan ve kayıtlara yansıtılan fatura düşük değerli olmaktadır. Başka bir anlatımla, faturanın aslı ve suretinde yer alan tutarlar farklı olacak şekilde fatura düzenlenmesidir. Bazı mükellefler ise, fatura düzenlerken araya karbon kağıdı koymamakta, ilk nüshasını müşteriye verdikten sonra, iş yerinde kalan ikinci nüshayı dilediği gibi düzenlemektedirler. Mükellefin defter ve belgelerini ibraz etmeye yanaşmaması du­rumunda ise, vergi matrahı ya inceleme elemanlarınca belirlenmekte ya da ilgili komisyonlarca takdir olunmaktadır.

    Bu şekilde bir matrah belirleme yoluna gidildiği durumlarda, müşterilere verilen faturalar tek tek ele geçirilemeyeceğinden, inceleme elemanı kendince, belli bir dönem kazancı tak­dir etmekte ve bunun üzerinden de, mükellefe vergi salınmaktadır. Salman vergiler ile kesilen cezaların tebliği ile mükellef ile idare arasında uyuş­mazlık doğmuş olmaktadır.

    Vergi incelemesi
    Vergi incelemesi

    Vergi incelemesi genellikle satışların, alışların, giderlerin ve gelirle­rin araştırılması amacına yönelik olduğundan, bazı durumlarda defter, kayıt ve belgelerin yanı sıra kanuni ölçülere göre de matrah ya da matrah farkı bulunmakta veya buna olanak bulunmayan durumlarda, re’sen matrah ya da matrah farkı takdir olunmaktadır.

    Mükellefler ise, Vergi inceleme eleman­larının öne sürdüğü tutarda satış yapmadıklarını, alıcılar nezdinde karşıt inceleme yapılmasını, fire durumunun göz önüne alınması ya da randı­man hesaplaması yapılmasını öne sürerek bulunan matrah farkını kabul etmeyerek salınan vergilerle kesilen cezaları uyuşmazlık konusu yapabil­mektedirler.

    Bunların yanı sıra, giderlerinin gerçek olduğunu ya da işle ilgili bulun­duğunu veya gelirlerini gizlemediklerini belirterek, inceleme sonucu adlarına salman vergilere kesilen cezaları kısmen ya da tamamen uyuşmaz­lığa konu yapmaktadırlar.

    Açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, uyuşmazlığın ortaya çıkmasında temel etken vergi incelemesi olmasına rağmen, tek başına vergi inceleme­leri dava konusu yapılması mümkün değildir. Yapılan inceleme sonucu düzenlenen inceleme raporu da davaya konu edilemez.

    İncelemeye dayalı olarak vergi tarhiyatı ve ceza kesme işlemleri davaya konu olabilir. Bu du­rumda vergi incelemesinin tek başına davaya konu olamayacağı; ancak da­va konusu olabilecek vergi tarhı ve/veya ceza kesme işleminin “dayanağı” niteliğini taşıdığı görülmektedir.

    Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı İşlemlerine Karşı Haklar

     

    VERGİ DENETİM KURULU BAŞKANLIĞI İŞLEMLERİ

     

    İşlem türü

     

    Vatandaşın Hakları

     

    Hakkın Dayanağı

     

    Müracaat Süresi

     

    Müracaat Mercii

     

    Vergi İncelemesine Tabi Mükelleflerin Defter ve Belgelerinin Usulüne Uygun Alınmaması

     

     

     

    Dilekçe ve şikayet hakkı

    1-  213 sayılı Vergi Usul

    Kanunu Madde 140,

    2-  Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Madde 12

    3-  3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun

    Madde 3

     

     

     

     

    Her zaman

     

     

    Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı/Maliye Bakanlığı/Türkiye Büyük Millet Meclisi

    Suç duyurusunda bulunma hakkı5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 66, 257/2 

    8 yıl içinde

    Cumhuriyet Başsavcılıkları
     

    Vergi İncelemesine Tabi Mükelleflerin Defter ve Belgelerinin Usulüne Uygun İade Edilmemesi

     

     

     

    Dilekçe ve şikayet hakkı

    1-  213 sayılı Vergi Usul

    Kanunu Madde 140,

    2-  Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Madde 12

    3-  3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun

    Madde 3

     

     

     

     

    Her zaman

     

     

    Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı/Maliye Bakanlığı/Türkiye Büyük Millet Meclisi

    Suç duyurusunda bulunma hakkı5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 66, 257/2 

    8 yıl içinde

    Cumhuriyet Başsavcılıkları
     

     

    Vergi

    İncelemesi

     

     

    Tarhiyat Öncesi Uzlaşma

    213 sayılı Vergi Usul Kanunu Ek Madde 11

     

    Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği

    İnceleme ile ilgili son tutanağın düzenlenmesine kadar,

     

    Mükellef bilgisi dışında yapılan incelemelerde davet yazısının

    tebliğinden itibaren 15 gün içinde

     

    İnceleme elemanı (vergi müfettişi) veya inceleme elemanının bağlı olduğu grup başkanlığı

     

     

    Vergi Müfettiş Yardımcılığı Giriş Sınavı

     

    Dilekçe Hakkı

    3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun Madde 3 

    Her zaman

    Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı/Maliye Bakanlığı/Türkiye Büyük

    Millet Meclisi

    Üst Makamlara Başvurma Hakkı2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu Madde 11İdari dava açma süresi olan 60 gün içindeVergi Denetim Kurulu Başkanlığı/Maliye

    Bakanlığı

    İdari Dava Açma

    Hakkı

    2577 sayılı İdari Yargılama

    Usulü Kanunu Madde 7

    60 gün içindeİdare Mahkemesi