fbpx
Pazar, 12 Temmuz, 2020

Sahte Faturaya Hapis Cezası!

Vergi Usul Kanunu’nun 359. Maddesi’nde “kaçakçılık suçları ve cezaları” düzenlenmiştir. Bu maddenin (b) bendinde “sahte fatura düzenleyen ve kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmü mevcuttur.

HER YILA AYRI CEZA…

Haklarında sahte fatura düzenleme ya da kullanma suçu nedeniyle rapor düzenlenen kişilerle ilgili olarak; vergi dairesi başkanlıkları veya defterdarlıklarca suç duyurusunda bulunulmakta, suç duyurusu sonrasında kişiler hakkında asliye ceza mahkemelerinde ceza davası açılmaktadır.

Asliye ceza mahkemeleri, sahte fatura düzenleyen ve kullananlarla ilgili hüküm kurarken; Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2000/5348 Esas, 2000/5579 karar sayılı, 01.12.2000 tarihli kararı ile belirlenmiş olan “sahte fatura kullanma suçu bakımından, her tarh döneminin ayrı ayrı değerlendirilmesi, farklı tarh dönemlerinde aynı suçun işlenmiş olması halinde tek bir suçtan, zincirleme suç hükümlerine göre ağırlaştırılmış ceza verilmesi yerine, her tarh dönemi için ayrı suç olarak değerlendirilmesi gerektiği yönündeki” görüşünü esas almaktadır.

Bu durumda 2020 yılı içinde 2015, 2016, 2017, 2018 ve 2019 hesap dönemi incelenen bir mükellef, bu yılların tamamında sahte fatura kullanmış ise ve hakim cezayı üst sınırdan vermiş ise toplam 25 yıl hapis cezasına mahkûm olabilmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2002/11-28 Esas, 2002/179 karar sayılı 05.03.2002 tarihli kararı ile ise Yargıtay, söz konusu ilkeyi yumuşatmış, bu ilkenin Katma Değer Vergisi’ne ilişkin sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı fatura kullanma suçuna uygulanmasını hakkaniyete aykırı bularak, diğer vergi türleri bakımından kabul edilen “vergilendirme-tarh dönemini KDV yönünden” hesap dönemi-takvim yılına tahvil etmiş, genel ilkeye istisna getirmiştir.

Zincirleme suç kabul edilmelidir

Ceza hukukunda her sonuç ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç sonuca neden olmuşsa, o kadar suç işlemiş sayılarak her birinden dolayı ayrı ve bağımsız cezalara muhatap olur. Ancak bazı hallerde faile tek ceza verilmesi ile yetinilir. Müteaddit neticelerin meydana gelmesine rağmen, faile tek ceza verilmesini gerektiren hallerden biri de müteselsil suçtur. Türk Ceza Kanunu’nun 43. Maddesi’ne göre zincirleme (müteselsil) suç kavramını, sahte fatura düzenleme ve kullanma fiili açısından incelediğimizde; failin, sadece vergi kaçırmak amacıyla hareket ettiği, Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) aynı hükmünü ihlal ettiği, aynı hükmün farklı zamanlarda ihlal edildiği ve mağdurun hep devlet olduğu görülmektedir. Zincirleme suçun, kanunda kabul edilmiş olmasını; suçun, failine gerçekleşmesine sebebiyet verdiği suç sayısınca fiilden ceza vermek yerine, fail için bir cezaya hükmedilmesi ancak bu cezanın kanunda belirtilen oranlar çerçevesinde arttırılarak uygulanması demektir.

CEZA ALMAMAK MUCİZE…

Vergi müfettişlerinin sahte fatura düzenleme ya da kullanma iddiası nedeniyle tarhiyata muhatap olan vergi mükellefleri; açmış oldukları vergi davalarını kazanmış, karar Danıştay tarafından onaylanmış olsa dahi, asliye ceza mahkemesinde hürriyeti bağlayıcı ceza almaktan kurtulamamaktadırlar. Çok az sayıda rastlamış olmakla beraber, bazen de vergi davasını kaybeden mükelleflere hürriyeti bağlayıcı ceza verilmeyen durumlarla karşılaşmak mümkündür. En son çıkartılan ve matrah artırımına ilişkin hükümler içeren 7143 sayılı Kanun’da matrah artırımı yapılmış ve ödemeler tam ve eksiksiz olarak yapılmış olsa bile mükelleflerin VUK’nun 359. Maddesi’ni ihlal eden fiiller işlemiş olmaları durumunda, haklarında suç duyurusunda bulunulacağı düzenlemesi karşısında ciddi risk mevcuttur. Şu anda bu durumda olan binlerce mükellef, haklarında suç duyurusunda bulunulması için Vergi Denetim Kurulu’nca incelenmektedir.

Asliye ceza mahkemeleri, vergi suçlarının yargılamasında dosyayı bilirkişiye göndermektedirler. Bilirkişiler çoğunlukla mali müşavir, yeminli mali müşavir bazen de devlette görevli gelir uzmanları olabilmektedir. Şu anda devam eden 70.000’in üzerinde dava söz konusudur. Bilirkişiler, vergi müfettişlerinin düzenledikleri raporların bir özetini yapmakta ve sonuçta suçun varlığına kanaat getirmektedirler. Bu rapor üzerine de asliye ceza mahkemeleri mahkumiyete karar vermekte, verilen cezaya göre istinaf, bazen de Yargıtay derken hoop hapisle süreç sonuçlanmaktadır.

Ülkemizde sahte fatura düzenleme ve kullanma olaylarının yaygın olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunun en temel nedeninin genel Katma Değer Vergisi oranının yüzde 18 gibi çok yüksek bir oran olarak belirlenmesi olduğunu da biliyoruz. Bunca yazılan vergi inceleme raporlarına ve mahkumiyet kararlarına rağmen vakalar azalmak yerine artmaktadır. Özellikle sahte fatura düzenleme fiili nedeni ile düzenlenen vergi inceleme raporları sonucunda önerilen tarhiyatların, tahsil edilemediğini de biliyoruz.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Sahte Fatura Düzenleme ve Kullanma Suçu

Sahte Fatura Düzenleme ve Kullanma Suçu

Sahte Fatura Düzenleme ve Kullanma Suçu,

Öncelikle bir belgenin neden sahte olarak düzenlenip kullanılması sorusuna cevap aramak gerekmektedir. Yargıtay, vergi belgelerindeki sahteciliğin amacını; düzenleyen için komisyon almak suretiyle haksız kazanç sağlamak veya vergi doğuran faaliyetini vergi dairesinin bilgisi dışında tutarak vergi ödememek; kullanan için ise, gideri fazla gösterip matrahı düşürmek, dolayısıyla az vergi ödemek veya hiç ödememek veya hakkı olmayan iadesi veya indirimden yararlanmak şeklinde belirtmiştir!

Kanun koyucu, ülkemizde vergi kaybının yüksek olduğu gerekçesiyle verginin kaçırılmadan tahsil edilebilmesi için özel düzenlemeler yapmıştır. Vergi kaybına neden olmada, sahte fatura düzenleme ve kullanma fiillerinin oranın yüksekliği bu konuda düzenleme yapmaya itmiştir. Sahte fatura düzenleme ve kullanma fiilleri, 213 sayılı VUK’un 359’uncu maddesinin b fıkrasında tanımlanmış ve yaptırıma bağlanmıştır. Kanun maddesinde “Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir.” denilerek sahte belgenin özellikleri ve tanımı yapılmıştır.

Sahte Fatura Düzenleme ve Kullanma Suçu
Sahte Fatura Düzenleme ve Kullanma Suçu

Kanun maddesi incelendiğinde,

sahte belge düzenleme ve kullanma suçunun işlenebilmesi için belgenin, vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan belgelerden olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. O halde vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti olmayan belgelerin düzenlenmesi veya kullanılması durumunda kaçakçılık suçu oluşmayacaktır!!9, Kanuni şekil şartlarına uygun olmadan ve zorunlu bilgiler bulunmadan düzenlenmiş belgelerin, kullanılması durumunda da, kaçakçılık suçu oluşmayacaktır!

Madde metnindeki “asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar” düzenlemesinden sahteciliğin belgelerin asıl ve suretlerinde yapılabileceği, bu yönüyle ilgili herhangi bir fark olmadığı, yine sahteciliğin kısmen veya tamamen yapılabileceği anlamı çıkmaktadır. Belgenin tamamında sahtecilik durumunda, özellikli bir durum söz konusu değildir. Ancak belgenin kısmen sahteciliği söz konusu olduğu durumda, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ile karıştırılması durumu gündeme gelmektedir. Bu sebepten ötürü kısmen sahte belge ile muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeyi karıştırmamak gerekir. Yanıltıcı belgede, gerçek muamele veya durum mevcut olmakla birlikte bunların mahiyet ya da miktarında gerçeğe aykırılık bulunmaktadır. Kısmen sahte belgede ise, gerçeğin yanında ger-çek olmayan muamele ve durum veya yanıltıcı niteliği kabule yol açan mahiyet ve miktar dışında ve bunları aşan gerçeğe aykırılık söz konusudur!

Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ile kısmen sahte faturanın düzenlenmesi veya kullanılması faile uygulanacak yaptırım bakımından ciddi farklar ortaya çıkarmaktadır. Fail muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlemesi veya kullanması durumunda VUK’un 359 a-2 maddesine göre 18 ay ile 3 yıl hapis cezası ile yargılanacak ancak kısmen sahte fatura düzenlemesi veya kullanması durumunda VUK’un 359 b-2 maddesine göre 3 yıl ile 5 yıl arasında hapis cezası ile muhattap kalacaktır. Görüldüğü üzere aralarındaki farkın tespiti çok önem arz etmektedir.

Sahte fatura düzenlenmesi,

ticari hayatta üç farklı şekilde gerçekleşmektedir. Sahte faturanın tanımından yola çıkılarak, öncelikle gerçek olmayan bir hukuki ilişki olmalıdır. Gerçek olmayan bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ile birlikte hukuki ilişkinin karşı tarafının olup olmamasının önemi yoktur. Hukuki ilişkinin, karşı tarafı olduğu durumlarda da, olmadığı durumlarda da sahte fatura düzenlenebilir. Yine bir diğer sahte fatura düzenleme şekli ise; gerçek ve karşı tarafı olan bir hukuki ilişkinin olması gereken kişi ile yapılamayıp bir başka kişi ile yapılması durumudur.

Sahte belge düzenlenmesi ile kullanılması ayrı fiillerdir. Sahte belge düzenlenmesi ile suç oluşmaktadır. Ayrıca kullanılmasına gerek yoktur.

Ancak düzenlenen sahte belge farklı bir kişi tarafından kullanıldığı takdirde ayrıca bir suç işlenmiş olur. Sahte belge düzenlemek ve kullanmak birbirinden bağımsız suçtur. Belgenin kullanılmasından maksat belgelerin defter ve kayıtlara işlenmesidir.

Sahte belge kullanma suçu yine muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanma suçu gibi kasten işlenebilen bir suç olup taksirle işlenemez. Suçun manevi unsuru genel kasttır. Bu konu ile ilgili detaylı açıklama muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanma suçu ile ilgili kısımda açıklanmış olmasına karşın önemli olması bakımından bir kez daha tekrar etmekte fayda görmekteyiz. Mükellef kullandığı belgenin sahte olduğunu bilmediği takdirde 306 Seri Nolu VUK Genel Tebliği’ne göre cezalandırılmayacaktır. Tebliğ de; failin, fiilin oluşturduğu suçtan sorumlu tutulabilmesi için kastın mevcudiyetinin gerekeceği, kasten hareket edilmiş sayılabilmesi için ise suçu oluşturan fiilin bilerek ve isteyerek işlenmiş olması gerektiği, dolayısıyla da bunun araştırılmasının icap edeceği belirtilmiştir.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Faturanın Noksan Düzenlenmesi ve Sahte-Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Fatura

213 sayılı VUK hükümlerine göre, bir malın veya teslime konu hizmetin bedelinin faturalandırılması zorunludur. Bazı hallerde, satış faturası mal tesliminden önceden de düzenlenmesi mümkün olabilmektedir. Örneğin bedeli peşin alınsa bile mal teslimi daha sonraki aylarda teslim edilmesi halinde fatura teslimden önceden de düzenlenebilmektedir. Bazı sektörlerde mala kredi açan çeşitli finans kurumları mal tesliminden önce fatura düzenlenmesini zorunlu kılmaktadırlar. Düzenlenen fatura ve içeriğindeki mala göre finans kuruluşu fatura içeriğine kredi açmaktadır. Ve hatta finans kuruluşu bu fatura bedelini borçlu muhatap yerine kendisi borçlu adına ödemektedir.

 

Asıl konumuza dönecek olursak; düşük bedelli fatura kesilmesi halinde bu durum 213 sayılı VUK md. 359/a-2 hükmüne göre, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı fatura kapsamında mıdır? Bazı yazarlara göre eksik fatura düzenlenmesi veya fiili ücret ödemesinin altında eksik bordro tanzim edilmesi sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kapsamında değerlendirilmektedir.(1)  Öncelikle şu hususu hemen belirtelim ki, fatura bir anlamda sahiplik belgesidir. Başka bir anlamda ise, fatura satışa veya teslim ve hizmet ifasına konu mal veya hizmetin belgesi niteliğindedir. Fatura, satıcı yönünden satışa konu malın müşteriyi borçlandırıcı ticari bir belgedir. Eğer, hizmet ifası söz konusu ise, hizmetin ifa edildiğinin kanıtlayıcısı bir belgedir.(Bkz: ALPASLAN Mustafa, KAYA Eda, ALPASLAN Nazlı Gaye, Ödeme Emri, Met Matbaacılık, Ekim-2017, İzmir)

 

213 sayılı VUK’nun 229. maddesi hükmüne göre, satılan emtia veya yapılan iş mukabilinde müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.(2)

 

VUK’nun yazıldığı 1961 yılında faturanın tanımı 229. madde hükmünde tanımlanmış olup, aradan geçen 35 yılı aşkın bir sürede ülkemizde ve dünyada ticaret yapma model ve şekilleri çok değişmiştir. İş yapma biçimleri çok değişmiştir. Dolayısıyla işin yapıldığı sektöre göre fatura veya fatura yerine geçen belgelerde de önemli değişiklikler oluşmuştur. Bazı iş kollarında fatura iş yapılmadan önceden de fatura düzenlenebilmektedir. Hatta, eskiden olduğu gibi, bazı faturalama işlemleri iş yapıldıktan sonrada fatura arkadan gelmektedir. Örneğin, ihracat ile ilgili faturalarda düzenlenen fatura tarihi ile gümrük beyannamesinin tarihinin uyumlu olması gerekmektedir. Alivre satışlarda fatura önceden düzenlenebilmektedir.

 

Diğer tarafına, konsinye satışlarda ise, mal önceden konsinyatöre yollandığı halde konsinyatör tarafından mal satıldıkça faturalama işlemi bilahare yapılmaktadır. Pazarlama şirketlerinde üretici firmadan mal bayiinin gösterdiği son müşteriye yollanılması sırasında mal teslimi üretici firma tarafından yapıldığı halde fatura bayi tarafından son müşteriye bilahare düzenlenmektedir. Görüldüğü gibi, faturalama işlemleri malın teslimi veya teslimden önceden de yapılabilmektedir.

 

Bir malın bedelinin 100 TL olduğunu varsayalım. Bu mal bedelinin örneğin 50 TL’ye faturalandırılması halinde durum ne olacaktır? Kanımızca burada noksan faturalandırma olmakla beraber bu durumun tespiti halinde faturanın esasen düzenlendiği görülmektedir. Diğer taraftan, faturada tutarın doğru fakat miktarın düşük gösterilmesi halinde miktar x fiyat eşitliğinde aynı toplama erişilmesi halinde, sonuç itibariyle herhangi bir problem yoktur. Bağlı olarak KDV’de de eksiklik söz konusu olamaz. Faturanın noksan düzenlenmesi konusu alıcı ve satıcı arasında bir uyuşmazlık söz konusu ise, bu durumda irsaliyeye müracaat etmek gerekecektir. Sevk irsaliyesinde yer alan adetler ile faturadaki adetlerin aynı olması halinde mesele yoktur. Sevk irsaliyelerinde esasen bedel gösterilmesi zorunlu değildir. Sevk irsaliyelerinde sevke konu malın adedinin gösterilmesi kafidir.(3)

 

Ticari hayatta, bir faturanın eksik kesilmesinin iki nedeni olabilir. Bunlardan ilki, KDV matrahının azaltılması ve dolayısıyla eksik KDV ödenmesine neden olabilir. Bu durumda, fatura aslına rücu etmek ve irsaliyeye bakmak gerekecektir. Öte yandan, işbu fatura bedelinin bankadan ödenip ödenmemesi ile ilgili cari tutar 8.000,00 TL’nin üzerinde ise, fatura bedelinin bankadan ödenmesi halinde bu faturanın noksan düzenlediğinden söz edilemez. Esasen fatura alıcı ve satıcı arasında bir anlamda sahiplik belgesi ve bir anlamda ise, sözleşme mahiyeti taşımaktadır. Hatta alıcı fatura muhteviyatına veya faturaya aldığı tarihten itibaren 8 gün içerisinde itiraz etme hakkı saklıdır.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Sahte Fatura Düzenlemek ve Kullanmak - Dava Şartı

Sahte Fatura Düzenlemek ve Kullanmak – Dava Şartı

Sahte Fatura Düzenlemek ve Kullanmak – Dava Şartı , 213 S. K.367. Md.si Uyarınca Dava Şartı Olan Vergi Dairesi Başkanlığı Mütalaasının Hakkında Mahkumiyet Hükümleri Kurulan Sanık İçin Verildiği Sanık Hakkında 2006 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanmak ve Sahte Fatura Düzenlemek Suçlarından Dava Şartı Olan Mütalaanın Bulunmaması Nedeniyle Öncelikle Durma Kararı Verilip Mütalaa Verilip Verilmeyeceği İlgili Vergi Dairesi Başkanlığından Sorulup Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Takdir ve Tayini Gerektiği

T.C.
YARGITAY
11. CEZA DAİRESİ
E. 2016/5659
K. 2018/310
T. 15.1.2018

SAHTE FATURA DÜZENLEMEK VE KULLANMAK ( 213 S. K.367. Md.si Uyarınca Dava Şartı Olan Vergi Dairesi Başkanlığı Mütalaasının Hakkında Mahkumiyet Hükümleri Kurulan Sanık İçin Verildiği Sanık Hakkında 2006 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanmak ve Sahte Fatura Düzenlemek Suçlarından Dava Şartı Olan Mütalaanın Bulunmaması Nedeniyle Öncelikle Durma Kararı Verilip Mütalaa Verilip Verilmeyeceği İlgili Vergi Dairesi Başkanlığından Sorulup Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Takdir ve Tayini Gerektiği )

* DAVA ŞARTI ( Sahte Fatura Düzenlemek ve Kullanmak – 213 S. K.367. Md.si Uyarınca Dava Şartı Olan Vergi Dairesi Başkanlığı Mütalaasının Hakkında Mahkumiyet Hükümleri Kurulan Sanık İçin Verildiği Sanık Hakkında 2006 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanmak ve Sahte Fatura Düzenlemek Suçlarından Dava Şartı Olan Mütalaanın Bulunmaması Nedeniyle Öncelikle Durma Kararı Verilip Mütalaa Verilip Verilmeyeceği İlgili Vergi Dairesi Başkanlığından Sorulup Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Takdir Edileceği )

* VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI MÜTAALASI ( Sanık Hakkında 2006 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanmak ve Sahte Fatura Düzenlemek Suçlarından Dava Şartı Olan Mütalaanın Bulunmaması Nedeniyle Öncelikle Durma Kararı Verilip Mütalaa Verilip Verilmeyeceği İlgili Vergi Dairesi Başkanlığından Sorulup Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Takdir ve Tayini Gereği )

213/M.367

ÖZET : Sanık hakkında “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

213 S. K.367. md.si uyarınca dava şartı olan vergi dairesi başkanlığı mütalaasının hakkında mahkumiyet hükümleri kurulan sanık için verildiği, sanık hakkında 2006 takvim yılında sahte fatura kullanmak ve sahte fatura düzenlemek suçlarından dava şartı olan mütalaanın bulunmaması nedeniyle, öncelikle durma kararı verilip, mütalaa verilip verilmeyeceği ilgili Vergi Dairesi Başkanlığından sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yargılamaya devamla mahkumiyet hükümleri kurulması, hatalıdır.

DAVA : 1-)Sanık hakkında “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan vekilinin ve sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;

5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 Sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin ise nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, katılan vekilinin ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,

2-)Sanık hakkında “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

213 Sayılı Kanun’un 367. maddesi uyarınca dava şartı olan vergi dairesi başkanlığı mütalaasının hakkında mahkumiyet hükümleri kurulan sanık için verildiği, sanık hakkında 2006 takvim yılında sahte fatura kullanmak ve sahte fatura düzenlemek suçlarından 213 Sayılı Vergi Usul Yasasının 367. maddesi uyarınca dava şartı olan mütalaanın bulunmaması nedeniyle, öncelikle durma kararı verilip, 213 Sayılı mütalaa verilip verilmeyeceği ilgili Vergi Dairesi Başkanlığından sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Sahte Belge

Sahte Belge

Sahte Belge , Türk vergi hukukunda sahte belge 01.01.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4369 sayılı kanun ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununa eklenmiş ve ilk olarak bu kanunda tanımlanmıştır. 4369 Sayılı kanun yürürlüğe girmezden önce ise sahte belge ile ilgili tanım 28 Seri Nolu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nde idare tarafından yapılmıştır. Vergi hukuku dünyasında ilk tanım olması bakımından önem arz etmektedir. Tebliğin D bölümünde sahte belge ile ilgili olarak ”Buna göre, hukuki geçerliliğini sağlayan zorunlu ve yeterli unsurlara sahip olmayan belgeler “sahte belgeler”dir.

Bu çerçevede; Bir mal hareketi veya hizmet söz konusu olmadığı halde düzenlenen belgeler, belge düzenleme yetkisi bulunmayanlar tarafından düzenlenen belgeler, başkası adına bastırılıp kullanılan belgeler, sahte belge olarak kabul edilecektir.” şeklinde bahsedilmiştir.

4369 sayılı kanun ile değişik 213 sayılı VUK m. 359/ b-1 de gerçek bir muamele ve ya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge” denilerek yasa koyucu tarafından tebliğdeki görüş geliştirilerek sahte belgenin tanımı yapılmıştır. Kanun maddesindeki belge kelimesinden Vergi Usul Kanununda belirtilen belgeler anlaşılması gerekmektedir. Öyle ise Vergi Usul Kanununda belirtilen belgelerin gerçek bir olay olmadığı halde varmış gibi düzenlenmesine aracılık etmesi durumunda sahte belge oluşacaktır.

Yukarıda da bahsedildiği üzere Vergi Usul Kanunu kapsamın sahte belge oluşumu için belgenin vergisel bir boyutunun olması gerekmektedir. Bu husus, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen sahtecilik suçları ile ayrılan noktadır. Vergi hukuku ile Türk Ceza Kanunu’ndaki sahte belge farkı belgenin vergisel boyutunun olup olmadığı, belgenin vergisel işlem için kullanılıp kullanılmadığı ile yakın ilişki içerisindedir.

Sahte Belge
Sahte Belge

Vergisel işlem için kullanılan bir belgenin sahteciliği söz konusu ise bu belgenin cezasının yaptırımı 5237 sayılı TCK’nun 204. Maddesi değil 213 sayılı VUK’un 359 uncu maddesindeki yaptırım olacaktır. Yargıtay tarafından verilen bir kararda ”Sanığın Y…A.Ş.”ne düzenlediği 23-27-30/03/2006 tarihli 3 adet faturanın kendisinde kalan karbon nüshalarının yapılan işin cinsi haneleri üzerinde tahrifat yaparak, 25/04/2007 tarihli ihaleye ilişkin dosya arasında Karayolları Genel Müdürlüğü’ne vermekten ibaret eyleminin, herhangi bir suretle vergisel ödev ve işlemlere yönelik olmayıp esasen ihaleye katılma koşul ve yeterliğine uygun hale gelme saikiyle gerçekleştiği, bu itibarla 213 sayılı Kanun un 359/a-2 maddesinde düzenlenen “muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme” suçuna ilişkin kastı bulunmayan sanığın fiilinin 5237 sayılı TCK ‘nın 207 .maddesinde düzenlenen “özel belgede sahtecilik ” suçunu oluşturabileceği 3” ve diğer bir kararda Yargıtay 11. Ceza Dairesi 4 ” 01.01.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4369 Sayılı Kanunla değişik 213 sayılı VUK’nun 359/b-1. maddesine göre, vergi kanunları uyarınca düzenlenmesi gereken belgelerin sahte olarak düzenlenmesi suçun oluşumu için yeterli olup, bu belgelerin vergi yasalarına göre kullanılması ve vergi ziyaı suçun unsuru olmaktan çıkarıldığı cihetle, sanığın 2002 yılında özel gider indirimi veya vergi iadesinde kullanılmak üzere ”sahte faturalar düzenlemekten ” ibaret eyleminin VUK ‘nun 359/b-1. maddesine uygun bulunduğu gözetilmeden, suçu nitelemede yanılgı sonucu özel evrakta sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi, Yasaya aykırılık oluşturur” şeklinde karar verilmiştir.

Vergi hukukunda sahte belge birçok şekilde oluşabilmektedir. En basit şekliyle sahte belge, taklit şeklinde yani faturanın taklit edilerek oluşmasıyla oluşan maddi sahtecilik şeklinde oluşabilmektedir.Bu durumda faturanın sahte olduğu tartışmaya mahal vermemektedir. Sahte belge de -vergi hukukunda sahte fatura da- özellik arz eden durum ise;tam anlamıyla hukuki kurallara göre düzenlenen faturanın vergi idaresi tarafından yapılan tespitler sonucu sahte fatura olduğuna kanaat getirildiği durumlardır. Örnek verilecek olursa; İnşaat, nakliye Ve petrol ürünleri ticareti nedeniyle faaliyete başlayan X şirketi hakkında yoklama da bulunan vergi idaresi X şirketinin merkez adresinden başka şube ve deposunun oladığını işçi çalıştırmadığını ve X şirketinin 2010 yılı mal
alışlarının tamamına yakını kısmını; adresinde bulunamadığı ve adresini terk ettiğine dair 2010 Şubat, Nisan ve Eylül dönemlerinde yapılan yollamalar sonucuna göre 2010 yılı itibariyle mükellefiyeti re’sen silinen Y şirketinden gerçekleştirdiği, adı geçen şirketin Ocak 2010 döneminde 400.000,00 TL matrah beyan ettiği, takip eden dönemlerde ise her hangi bir beyanda bulunmadığı, yine 2011 yılı alış faturaları içerisinde ise adı geçen şirket dışında adreslerinde bulunamayan A ve Z şirketine ait faturalar da bulunduğu, ödemeleri çek ile yapmış olmasına karşı çek tahsilatlarını bankadan şirket ortağının tahsil ettiği tespitlerinden yola çıkılarak sahte faturadan söz etmek mümkündür.

Görüldüğü üzere mükellefler mal veya hizmet alım satımı olmadığı halde varmışçasına vergisel indirimlerden faydalanmak amacıyla fatura düzenleyebilmektedir. Bu şekilde düzenlenen faturanın varlığı, maddi sahtecilik dışında da sahte faturanın düzenleneceğini göstermektedir.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Sahte Fatura Düzenleme ve Kullanmanın Cezası

Sahte fatura düzenleme/kullanma fiili vergi kanunları bakımından bir takım yaptırımları gerektirmekle birlikte ceza yargısı anlamında da bir suç teşkil etmektedir. Dolaysıyla olayın, idari yargı (vergi yargılaması) boyutunun yanında adli yargı boyutu da bulunmaktadır. Bu nedenle mükelleflerin parasal cezaların dışında hürriyeti bağlayıcı cezalarla da karşılaşmamaları için dikkat etmeleri gerekir.

213 sayılı VUK’ un “Kaçakçılık Suçları ve Cezaları” başlıklı 359. Maddesinde “Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,

Hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu fıkra hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edilir. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir.” Hükmü yer almıştır.

Bu hükme göre sahte fatura sahte belge düzenleme/kullanma kaçakçılık suçu olarak kabul edilmektedir.

Mükelleflerin kaçakçılık suçu nedeniyle ceza almamaları için adli yargı yerlerindeki savunmaları çok önemlidir. Bu savunmada, bilerek sahte fatura kullanılmadığı, alım ve satımlarının gerçek olduğu, banka yoluyla ödeme yapıldı ise buna dair tüm kanıtların sunulması gerekir.

Öte yandan, 213 sayılı VUK’ un “Bazı Kaçakçılık Suçlarının Cezalandırılmasında Usul” başlıklı 367. Maddesinde,

“Yaptıkları inceleme sırasında 359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğini tespit eden Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla doğrudan doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık tarafından keyfiyetin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi mecburidir.

359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğine sair suretlerle ıttıla hasıl eden Cumhuriyet başsavcılığı hemen ilgili vergi dairesini haberdar ederek inceleme yapılmasını talep eder.

Kamu davasının açılması, inceleme neticesinin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesine talik olunur.

359 uncu maddede yazılı suçlardan dolayı cezaya hükmedilmesi, vergi ziyaı cezası veya usulsüzlük cezalarının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmez.

Ceza mahkemesi kararları, bu Kanunun dördüncü kitabının ikinci kısmında yazılı vergi cezalarını uygulayacak makam ve mercilerin işlem ve kararlarına etkili olmadığı gibi, bu makam ve mercilerce verilecek kararlar da ceza hâkimini bağlamaz.” Hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükme göre, mükelleflerin kaçakçılık suçundan cezalandırılmasına yönelik özel bir usuli düzenleme getirilmiş olup, Cumhuriyet Savcılığına yapılacak bildirimlerde bu usule uyulması gerekir. Şayet, bu usule uyulmaz ise mükellefin cezalandırılması mümkün değildir. Bu iddianın, adli yargı dava aşamasında mutlaka ileri sürülmesi gerekmektedir. Nitekim bu doğrultudaki Yargıtay Ceza Dairesi kararı aşağıda yer almıştır.

21. Ceza Dairesi 2016/7676 E. ,  2017/1507 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 213 Vergi Usul Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Sanık …: Beraat
Sanık …: Mahkumiyet

213 sayılı Vergi Usul Kanununun “bazı kaçakçılık suçlarının cezalandırılmasında usul” başlıklı 367. maddesinin birinci fıkrası “(Değişik fıkra: 23/07/2010-6009 S.K/13.md.) Yaptıkları inceleme sırasında 359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğini tespit eden Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları ile stajyer gelirler kontrolörleri tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla doğrudan doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık tarafından keyfiyetin Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi mecburidir” hükmü bulunmaktadır.
Somut olay açısından; sanık hakkında 2005,2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçu ile ilgili olarak inceleme yapan Vergi Denetmeni ……. tarafından düzenlenen vergi suçu raporuna istinaden, Vergi Dairesi Başkanı 09.12.2010 tarihli mütalaa ile doğrudan doğruya suç duyurusunda bulunulduğunun anlaşılması karşısında, yukarıda bahsedildiği üzere 09.12.2010 tarihi itibariyle rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasının zorunlu olduğu gözetilmek suretiyle, durma kararı verilerek 213 sayılı VUK’ un 367. maddesi gereğince usulüne uygun şekilde mütalaa alınıp dava şartı yerine getirtildikten sonra yargılamaya devamla hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

 

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Düzenlenen Faturalar Yönünden Yapılan Tespitlerin Faturaların Sahte Olduğunu İspatlamak İçin Yeterli Olmaması

Danıştay 9. Dairesi
Tarih     : 23.02.2017
Esas No : 2014/8155
Karar No  : 2017/2067

VUK Md. 3

KDVK Md. 29

DÜZENLENEN FATURALAR YÖNÜNDEN YAPILAN TESPİTLERİN FATURALARIN SAHTE OLDUĞUNU İSPATLAMAK İÇİN YETERLİ OLMAMASI

Vergilendirme işlemi yapılırken, Kanuna uygun olarak biçimlendirilen muamelelerin bu biçimselliğinin ötesine geçilerek, muamelenin tarafları arasında oluşan maddi ve hukuki ilişkinin gerçek mahiyetinin araştırılması gerektiği, davacıya fatura düzenlendiği dönemde faaliyette olup olmadığına ilişkin bir yoklamanın mevcut olmaması, faturanın düzenlendiği dönemde beyannamelerini vermeye devam etmesi ve düzenlenen faturalar yönünden yapılan tespitlerin, bu faturaların sahte olduğunu ispatlamak için yeterli olmaması ve inceleme raporunda sahte fatura düzenlediği konusunda başkaca bir tespit yapılmadığının anlaşılması halinde, davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararının anılan firmadan alınan faturalar nedeniyle salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine ilişkin hüküm fıkrasında yasal isabet bulunmadığı hk.

İstemin Özeti: Davacı adına, (…) Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün (…) vergi numaralı mükellefi (…)’tan aldığı faturaların sahte olduğu yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2010/Nisan-Kasım dönemleri için re’sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.

Karar: Uyuşmazlık, davacı adına, (…) Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün (…) vergi numaralı mükellefi (…)’tan aldığı faturaların sahte olduğu yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2010/Nisan-Kasım dönemleri için re’sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesinin kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istemine ilişkindir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1/(a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri belirtilmiştir.

 

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

0262 606 05 41

üzerinden ulaşabilirsiniz veya

Online Mesaj Gönderebilirsiniz 

Hemen Mesaj Gönder

 

Vergi Mükellefi Savunucuları