fbpx

    Ödeme Emri ve Yürütmenin Durdurulması İstemi Sonuçları

    Anımsanacağı üzere,ödeme emrine karşı açılan vergi iptal davalarında mahkemelerce yürütmenin durdurulmasına hükmedilmesi halinde ve söz konusu mahkeme kararı uyarınca yürütmesi durdurulmuş olan ödeme emrinin tesis edildiği tarihten sonra bu ödeme emrine bağlı olarak yapılan işlemlerin tamamının geri alınması gerektiğinden ilgili mükellef hakkında uygulanan hacizlerin iptali ve tahsil edilen vergilerin mükellefe iadesi zorunludur.

    Uygulamada, amme borçlusu mükellefler tarafından haciz ya da ihtiyati haciz işlemlerine karşı açılmış bir dava olmamakla beraber, hacze dayanak teşkil eden ödeme emirlerine karşı açılmış iptal davalarına istinaden ilk derece vergi mahkemeleri de dahil olmak üzere yargı merciileri tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilmesi durumunda mükelleflerin ödedikleri paraların kendilerine red ve iadesi gerekecektir.[1]

    Maliye bakanlığı tarafından yayımlanan konuyla ilgili bir yazı da ödeme emrine karşı açılan ve YD talebi kabul edilen kararlara göre yapılacak işlemler şöyle özetlenmiştir:

    1- Anayasanın 138. Md hükmüne göre mahkeme kararlarına idareler başta olmak üzere bütün kurum ve kuruluşlar uymak zorundadırlar.

    2- Bütün kurum ve kuruluşlar mahkeme kararlarını 30 gün içerisinde infaz etmek ve kararın gereğini yerine getirmek zorundadır.

    3- Yürütmenin durdurulması ile ilgili olarak 2577 sayılı İYUK’nun md.28/1 hükmüne istinaden; mahkeme kararlarının gerekleri idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde karar doğrultusunda işlem tesis edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.

    4- Yürütmenin durdurulması kararlarının işlemi başından itibaren askıya alan bir yargı kararı olması ve Anayasanın 138. Maddesinin son fıkrası uyarınca idareyi bağlaması, yürütmenin durdurulması kararının uygulanması bakımından kararın gereklerine göre yürütülmesi durdurulmuş olan işlemlerin tesis edildiği tarihten , bu kararın alınma tarihine kadar doğan tüm etki ve sonuçların idarece giderilmesi gerekmektedir.

    5- Sonuç olarak, ödeme emrine karşı açılan davalarda YD şeklinde hüküm kurulması halinde söz konusu mahkeme kararı uyarınca yürütmesi durmuş olan ödeme emrinin tesis edildiği tarihten sonra bu ödeme emrine bağlı olarak yapılan işlemlerin tümünün geri alması gerekecektir. Bu bağlamda, ilgili mükellef hakkında yürütülmüş olan hacizlerin kaldırılması ve söz konusu hacizler sonucunda tahsil edilen tutarların mükellefe red ve iadesi, bu borçlarından başka vadesi geçmiş borcunun bulunmaması halinde ise yine iade edilmesi gerekecektir.

    6- Öte yandan ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergiler ödenerek dava konusu edilebilir. Bu gibi durumlarda da ihtirazi kayıtla verilen beyan üzerine dava açılarak yürütmenin durdurulması talep edilmiş ise; ödeme daha evvel yapılmış olduğu için yatırılan para YD kararı gereğince geri alınır.

    7- Maliye Bakanlığı tarafından bütün vergi dairelerine yollanan işbu 16.7.2014 gün ve 75000 sayılı yazı gereğince benzeri hadiselere uygulanmak üzere bakanlık bu açıklamayı yapmış bulunmaktadır.

    8- Doğal olarak hukuk devleti anlayışı idarelerin ve bireylerin yargı kararlarına uyma ve kararların gereklerini yerine getirme görevi bütün kamu kurumlarına aittir.

    Kaynak:Av. Nazlı Gaye Alpaslan Güven

    Kanuni Temsilci Adına Ödeme Emri Düzenlenmesinin Şartı

     

    Danıştay 9. Daire
    Tarih    : 07.11.2018
    Esas No : 2016/6774
    Karar No  : 2018/6733

    VUK Md. 10

    KANUNİ TEMSİLCİ ADINA ÖDEME EMRİ DÜZENLENMESİNİN ŞARTI

    Kanuni temsilci sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için, vergi borçlusu hakkında tüm takip yollarının tüketilmesi ve amme alacağının vergi borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut bir biçimde ortaya konulması, 6183 sayılı Yasa ile belirlenen takip yollarının tüketilmesi gerektiği, buna göre haciz uygulanan şirkete ait banka mevduat hesaplarındaki hacizli tutarların idare hesabına alınması işlemlerinin gerçekleştirilerek vergi borcunu karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi ve sonrasında kanuni temsilciye gidilmesi gerekirken, bu yol izlenmeden kanuni temsilci adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hk.

    İstemin Özeti  : … Petrol Ürünleri Boya Kimya Otomotiv Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin 2006 yılı kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.

    Karar: Uyuşmazlıkta; … Petrol Ürünleri Boya Kimya Otomotiv Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına düzenlenen 13.02.2014 tarih ve … sayılı ödeme emrinin 2006 yılı kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davayı, “2006/Aralık döneminde davacının kanuni temsilcilik sıfatının bulunduğu ve söz konusu amme alacağının şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemediğinin anlaşıldığı” gerekçesiyle reddeden Vergi Mahkemesi kararının, dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.

    213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.

    6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 54. maddesinde, müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil edileceği; 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği belirtilmiştir.

    Yukarıdaki Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; kanuni temsilci sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için, vergi borcunun usulüne uygun bir biçimde tarh, tahakkuk, tebliğ, safhalarından geçerek borcun kesinleştirilmesi, vergi borçlusu hakkında tüm takip yollarının tüketilmesi ve amme alacağının vergi borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut bir biçimde ortaya konulması, 6183 sayılı Yasa ile belirlenen takip yollarının tüketilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

    Dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu … Petrol Ürünleri Boya Kimya Otomotiv Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının şirketten tahsiline yönelik olarak yapılan malvarlığı araştırması sonucunda, herhangi bir gayrimenkul ve aracın bulunmadığı, şirket hesabındaki mevduatın borcu karşılamadığı ve takibatın sonuçsuz kaldığından bahisle kamu alacağının tahsili için kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenip tebliğ edildiği ve iptali istemiyle açılan davanın Vergi Mahkemesince reddedildiği anlaşılmaktadır.

    Olayda şirkete ait banka mevduat hesaplarına haciz uygulandığından, öncelikle banka hesaplarındaki hacizli tutarların idare hesabına alınması işlemlerinin gerçekleştirilerek vergi borcunu karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi ve sonrasında kanuni temsilciye gidilmesi gerekirken, bu yol izlenmeden davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde ve vergi mahkemesince davanın reddedilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.

    Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının bozulmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, oyçokluğuyla karar verildi(*).

    (*)         KARŞI OY: Temyiz isteminin reddi ile temyize konu Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.

     

    Ödeme Emri , Vergi Davası , Haciz Varakası

    Ödeme Emri, Vergi Davası ve Haciz Varakası

    Ödeme Emri, Vergi Davası ve Haciz Varakası ,Süresinde ödenmeyen amme alacaklarının tahsili aşamalarında, 6183 sayılı AATUHK.nun cebri icra hükümleri uyarınca borçlu vergi yükümlülerinin menkul ve gayri menkul malları ile her türlü alacakları önce haczedilerek, bilahare de satılarak paraya tahvil edilebilmektedir [1].

    6183 sayılı yasanın 62. maddesi “haciz” uygulamasına yer verilmiştir. Buna göre, “borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul mallar ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur” hükmüne göre haciz uygulanabilmektedir[2].

    Genel olarak ödeme emri tebliğ edilmeden hiçbir şekilde haciz veyahutta e-haciz gibi işlemler tatbik edilemez. Ayrıca, ödeme emri tebliğ edildikten sonra mükelleflerin bu ödeme emrine karşı dava açma hakları saklıdır. Bu konuda ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ilgili vergi mahkemesinde dava açılabilir. Öte yandan, uygulamada sıkça karşımıza çıkan konulardan biri de haciz varakalarıdır. Haciz varakaları bilindiği gibi alacaklı amme idareleri tarafından düzenlenen bünyesel bir işlemdir. Bu belgeler yetkililer tarafından imzalandıktan sonra bu belgeye istinaden haciz işlemleri fiilen yapılmaktadır. Haciz varakalarının mükelleflere tebliği söz konusu olmadığı için bu varakaların idari davalara konu edilmesi mümkün değildir.

    Gelir İdaresi, son zamanlarda, vergi dairesine borcunu ödemiş ve artık hiçbir şekilde borcu kalmayan mükelleflerin daha önce haczetmiş olduğu menkul ve gayrimenkul mallar üzerindeki haciz, blokaj vb. tahditleri çözüm aşamasında Türkiye genelinde diğer vergi daireleri nezdinde başka başka borcunun olup/olmadığı, diğer vergi dairelerinde kayıtlı şirketlerde ortaklıklarının bulunup bulunmadığı gibi hukuka aykırı işlemlere teşebbüs edildiğini görmekteyiz. Böyle bir araştırma doğal olarak haczin çözümü ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Çalışmamızın takip eden bölümlerinde söz konusu hukuka aykırı uygulamalar ortaya konularak bunların çözümüne ilişkin öneriler yine çalışmamızın sonuç bölümünde gösterilmektedir.

    II- AMME BORCUNUN TAKİP VE TAHSİLİNDE YENİ ALAN ARAŞTIRMALARI NELERDİR?

    Vergi Dairelerine borçlu mükellefler nezdinde mal varlığı araştırmaları devam ederken mükelleflerin, vadesi geçmiş borçlarının takibi, ödenmesi, teminat gösterilmesi veyahutta borçların cebri icra yolu ile tahsil edilmesi gibi durumlarda borcunu ödemesi sırasında tahsil daireleri borçluların mal varlıklarına konulmuş hacizlerin süratle kaldırılması, mallar üzerindeki hacizlerin süratle çözülmesi gerekmektedir. Uygulamada ise, bir kısım borçlu mükelleflerin çeşitli vergi türlerine göre ve değişik nedenlerle Türkiye genelinde il veya ilçe bazında birden fazla vergi dairesinin veya mal müdürlüklerinin mükellefi oldukları görülebilmektedir. Böyle durumlarda, özellikle haczin kaldırılması esnasında, diğer vergi dairelerinde, Türkiye çapında, başka vergi dairelerinde, mevcut amme alacaklarının tahsil edilmemesi gibi bir sonucun doğabileceği iddiası ile, genelde bir borç araştırması içine girilmektedir. Bunun sonucunda, şayet başka vergi dairelerinde de iş bu mükellefin borcu yoksa hacizler çözülmektedir. Diğer vergi dairelerinde borcun çıkması halinde ise, bütün borçların ödenmesi istenilmektedir. Oysa, böyle bir uygulama hukuken geçerli değildir. Örneğin, (A) vergi dairesine vergi borcu olup, bu borcu ödeyen mükellef (X)’in ortağı olduğu şirketin (B) vergi dairesine de borcu var ise, (A) vergi dairesi, (X) mükellefinin haczini kaldırması sırasında, ortağı olduğu şirketin (B) vergi dairesine de olan borcunun ödenmesi koşulu ile haczi kaldırmaktadır. Aksi halde haciz çözülmemektedir.

    Konuyla ilgili Gelir İdaresi’nin genelgesi aşağıdaki gibidir[3].

    “Bilindiği gibi, vadesinde ödenmeyen amme alacaklarının tahsili sürecinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü hakkında Kanunun cebri takibe ilişkin hükümleri gereğince borçlu mükelleflerin menkul ve gayrimenkul malları ile her türlü alacakları haczolunarak paraya çevrilmektedir.

    Bu süreçte; 6183 sayılı “Haciz” başlıklı 62.maddesinde yer alan “Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur.” hükmü uyarınca haciz uygulanmakta, bu amaçla da Vergi Daireleri İşlem Yönergesinin “Mal Araştırması” başlıklı 335.maddesine göre araştırma yapılmaktadır.

    Öte yandan, mal varlığı araştırması devam ederken mükelleflerin vadesi geçmiş borçlarını ödemesi, teminat göstermesi ya da borçların cebri icra yoluyla tahsil edilmesi gibi haller yaşanmakta ve bu hallerde de tahsil daireleri tarafından, Başkanlığımızdan amme borçlularının malvarlıklarına konulmuş hacizlerin kaldırılması talep edilmektedir.

    Uygulamada ise, bazı mükelleflerin çeşitli vergi türleri itibariyle ve değişik sebeplerle ilimiz içinde veya yurt genelinde birden çok vergi dairesinin mükellefi olduklarına sıklıkla rastlanmakta, en az iki ayrı vergi dairesinde mükellefiyeti bulunan bir amme borçlusu hakkında cebri takibat sürecinde bulunan aşamalardan diğer vergi dairelerinin haberdar olmadıkları gözlemlenmektedir. Bu durum, özellikle haciz kaldırılması sırasında, diğer vergi dairelerinde mevcut amme alacaklarının tahsil edilememesine fırsat bırakacak sonuçlar doğurmaktadır.

    Bu nedenle, bundan böyle borçlu mükelleflerin menkul ve gayrimenkul malları ile hak ve alacakları tespit edilerek haciz uygulanıp ardından yukarıda belirtildiği gibi tatbik edilmiş hacizlerin kaldırılması gereği doğmuş ise, bu hususun Başkanlığımızdan talep edilmesinden önce mükelleflerin ilimizde veya yurt genelinde başkaca mükellefiyetinin, tüzel kişilerde ortaklığının ve kanuni temsilciliğinin olup olmadığının, bu veya başkaca nedenlerle borcunun bulunup bulunmadığının VEDOP kaynaklarından araştırması yapılacaktır.

    Yapılacak bu araştırma sırasında hakkında haciz uygulanan mükellefin ilimiz içinde veya dışında diğer vergi dairelerine borçlu olduğunun tespit edilmesi halinde söz konusu daire ile çok acele iletişime geçilmeli ve cebri takibat sürecinde gelinen aşama bildirilerek amme alacağının tahsili sağlanmalı, buna müteakip Başkanlığımızdan haczin kaldırılması talebinde bulunulmalıdır.”

    III- SON BİRKAÇ SÖZ

    a) Gerek özel hukukta ve gerekse kamu hukukunda, borçlunun borcunu, alacaklıya ödemesi halinde, borç itfa olur. Ve bu borca ilişkin bütün hacizler, rehinler vs. kalkmış olur. Borç ödenince, borç dosyası kapanır. Dosya kapsamında da alacaklının hakları sona ermektedir. Bununla beraber, 6183 sayılı yasa kapsamında, “alacaklı idare” ve “amme borçlusu” tanımları yapılmıştır. Amme borçlusunun borcunu ifa etmesi ile amme borcu sona ermektedir.

    b) Her amme idaresi bakımından, alacaklı olduğu amme borçlusu ile ilgili “dosya bazında” alacağın tahsilinden sorumludur. Dosya kapsamı haricindeki, başka alacaklı kamu idaresinin alacağını takip, tahsil, izleme vs. sorumluluğu veya hakkı yoktur. VEDOP kapsamında borç sorgulamasının haciz çözümlerine mesnet olmaması gerekir.

    c) Amme idaresi, kendi alacağını takip ve tahsil ile mükellef olup, diğer amme idarelerinin yapmaları gerekli takipleri yapmak gibi hak ve yetkiye sahip değildir. Aksi yöndeki bir uygulama halinde kaos ortaya çıkar. Hatta, alacaklı amme idaresinin hangisi olduğu konusunda bir belirleme de yapılamaz.

    d) Borç kişiseldir. Tüzel kişiliğin borcu nedeniyle, ortakları hakkında bir işlem yapılabilinmesi için, 6183 sayılı yasanın 35.md. göre bu hakkı ancak ve ancak alacaklı kamu

    idaresi kullanabilir. Başka hiçbir tahsil dairesinin yetkisi yoktur. Tüzel kişiliğin borcu ile; bir başka yerde vergi kaydı olan ve kaydı olan idareye borcunu ödeyen mükellefin varlıkları üzerindeki haczin derhal çözülmesi gerekir. Bu çözüm sırasında, başka başka yerlerde, başka başka şirketlerde borçlu; diğer tüzel kişiliklerde ortaklıkları var mı? müdürlük görevi var mı? şeklinde bir araştırmanın yapılması dahi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Kaldı ki, vergi mahremiyetinin, müşteri bilgi mahremiyetinin bulunduğu realitesinin bulunduğu bir ortamda müşteri veya mükellefin rızası alınmadan bilgi araştırması, bankalar nezdinde istihbarat yapılması, iki kamu kurumu arasında bu denli mal varlığı, borç tahkikatı vs. araştırmaların ne derece hukuki olduğu da ayrıca tartışmaya açık bir konudur.

    e) Vergi Daireleri Otomasyon Projesi (VEDOP) kapsamında, sadece bağlı olduğu vergi dairesine münhasır borcu nedeniyle, o vergi dairesine borcunu ödemiş olan mükellefin o dosya kapsamında bütün haciz ve rehin ve ipoteklerin çözümü zorunludur. Bu esnada, çok farklı bir bölgedeki bir alacaklı kamu idaresinin alacağının “var olması” nedeniyle, haczin çözümünde bu engelleme, kaldırmama nedeni olmamalıdır. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bu konuyu yeniden ele alıp, konunun önemine binaen acilen çözüm getirip, hali hazırdaki, hukuka aykırı olarak yürütülen bu uygulamaya acilen son verilmesi gerekir görüşündeyiz [4].

    f) Gelir İdaresi, borçlu müteahhitler hakkında haciz uygulamaları yapar iken, istihkakın tümüne birden haciz uygulamamaktadır. Bununla beraber toplam istihkak içerisinde işçi alacakları, temlikler ve muacceliyet kesbeden birçok kalemleri ayıkladıktan sonra bakiye tutar üzerinden haciz koymaktadır. Bu uygulama son derece isabetli ve doğru bir uygulama olmaktadır. Gelir İdaresinin konuyu yeniden ele alarak 09.03.2006 günlü amme alacakları ile ilgili genelgesini yeniden gözden geçirip, uygulamada hukuka aykırı uygulamayı biran önce düzeltmesini beklemekteyiz [5].

    g) Yeri gelmişken bir diğer önemli ve uygulamada sık sık karşımıza çıkan hukuka aykırı birkaç vergi icra hukuku ile ilgili yanlış uygulamalı örneklerini burada belirtmeden geçemeyeceğiz. Bu örnekler kısaca şöyledir : Limited veya anonim şirketten ayrılmış eski ortaklar hakkında, ödeme emri yollanmadan, tüzel kişiliğin borcu ortaklar yönünden bireyselleştirilmeden, yeni ortaklar üzerine takibat yapılmadan doğrudan kişisel banka hesaplarına konulan blokaj, pay devri yapan eski ortak hakkında tapu, banka, trafik idaresi, belediye vb. kuruluşlara yazı yazılarak menkul ve gayrimenkuller üzerine hacizler konulmaktadır. Hatta tüzel kişiliğin borcu bugün itibariyle 100.000,00 TL’yi geçmesi durumunda yurt dışı yasağı uygulanabilmektedir. Şirketten ayrılan ortağa maaş haczine kadar bu uygulamalar süregelmektedir. Öyle ki, mükellefin şirketten ayrılmış olmasına rağmen emekli maaşına haciz konulduğunu sık sık görebilmekteyiz. Bilindiği gibi emekli maaşlarına hiçbir şekil ve surette haciz konulamaz. Bunun tek istisnası nafakalardır. Gelir idaresi başkanlığının bu konulara yeniden kesin ve geçerli bir çözüm getirmesi uygulamada beklenen bir durumdur [6].

    [1] 6183 sayılı AATUH.Yasa md.9,13,62

    [2] Vergi Daireleri İşlem Yönergesi md.335.

    [3] Gelir İdaresinin, 9.3.2006 tarihli genel yazıları.

    [4] Ayrıntılı açıklamalar için bkz. ŞENTÜRK A.Gencer, Hukukçu Gözüyle Vergi Uygulamaları -2, İzmir 2010 Şubat, Etki Yayınları 388, s.157.

    [5] SAKAL Mustafa-ALPASLAN Mustafa “Gelir İdaresince Yapılan Mal Varlığı Araştırmaları ve Hacizlerin Çözümünde Hukuksal Hatalar”, Mali Pusula Yıl 2, sayı 23, Kasım 2006 s.11

    [6] SAKAL Mustafa-ALPASLAN Mustafa “Şirketten Ayrılan Ortaklara Yapılan Tebligatların Hukuksal Durumu” Vergici ve Muhasebeciyle Diyalog Dergisi sayı.222 Ekim 2006, s.96

    Kaynak:MUSTAFA ALPASLAN

    Ödeme Emrine Karşı Dava Açma Süresi Kaç Güne Çıkarıldı?

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi Uyuşmazlıkları, Vergi Hatası ve Vergi Cezalarında Mükellefin Başvuracağı Yargısal Yollar

    1-Vergi Uyuşmazlıkları;

    Vergi, Geçmişten günümüze kamu finansman araçları arasında her zaman ilk akla gelen ve en sağlam kaynak olmakla birlikte, devletin egemenlik gücüne dayanarak kamu giderlerini karşılamak üzere kişi ve kurumlardan mali güçlerine göre, karşılıksız olarak ve Kanun yoluyla cebri olarak aldığı değerdir.

    Vergi Kanunlarının uygulanmasında zamanla vergi idaresi ve mükellefler arasında sorunlar ve uyuşmazlıklar yaşanabilmektedir. Vergiyi tahsil etmek isteyen devlet, bu hizmetten yararlananlara daha iyi hizmetin yanında daha çok vergi almak istemesi,  mükelleflerin ise daha az vergi ödemek ve doğrultuda daha çok kazanç sağlamak istemesi uyuşmazlıklara neden olabilecektir. Bu doğrultuda taraflar arasında uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için çözüm yolları bulunmaktadır.

    İlk derece mahkemesi Vergi Mahkemesi, İstinaf incelemesi Bölge İdare Mahkemesini, Temyiz İncelemesi Danıştay’ı ifade eder. Vergi yargısında Danıştay daireleri ile vergi dava daireleri kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar hakkında, taraflarca bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme Kanun yoluna başvurabilir.

    5.000 TL ve Altı5.000-100.000 TL100.000 üzeri
    – İlk derece mahkemesi
    – İstinaf incelemesi (x)
    – Temyiz İncelemesi (x)
    – İlk derece mahkemesi
    – İstinaf incelemesi
    – Temyiz incelemesi (x)
    – İlk derece mahkemesi
    – İstinaf incelemesi
    – Temyiz incelemesi

    İlkeler;

    • Mükellef kendi beyanına dava açamaz. İhtirazi kayıtla beyan hariç (İdari Yargılama Usulü Kanunu)
    • Dava açma olağan Kanun yoludur.
    • Dava dilekçesi mahkemeye verilir. Dilekçe Vergi Dairesine verilmez.
    • Yurt dışında konsolosluklara verilir.
    • Mahkemeleri Adalet Bakanlığı kurar.
    • Tüzükleri Danıştay iptal eder. Süre 60 gündür.
    • İdari Yarıda Kanun yararına bozma Danıştay Başsavcısına aittir.
    • Dava açma tahsil işlemini durdurur. İhtirazi kayıtla verilen beyana karşı açılan davada ise durdurmaz.

    Vergi Davasının Konuları;

    • İşlemin iptali
    • İhtiyati haciz
    • İhtiyati tahakkuk
    • Tarhiyatın terkini
    • Tahsil edilmiş vergilerde iade
    DAVA KONUSUDAVA AÇILACAK MAHKEMEDAVA AÇMA SÜRESİ
    Vergi/Ceza İhbarnamesiVERGİ MAHKEMESİTebliğden itibaren 30 gün içinde
    İhtiyati Tahakkukİhtiyati tahakkukun bildirim tarihinden itibaren 7 gün içinde
    İhtiyati HaczeHaciz tarihinden itibaren 7 gün içinde
    Haciz VarakasınaHaciz tarihinden itibaren 30 gün içinde
    Ödeme EmrineTebliğden itibaren 7 gün içinde
    Temyiz Davası AçmaDANIŞTAY’AKarar tarihinden itibaren 30 gün içinde
    Karar DüzeltmeKarar tarihinden itibaren 15 gün içinde
    • Vergi Hatası;

    Vergi hatası, vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.

    Vergi Hatası

    Hesap Hataları Vergilendirme Hataları
    1-      Matrah hatalar: Beyanname, tahakkuk fişi vb. evraklarda matraha ait rakamlar veya indirimleri eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.2-      Vergi miktarında hatalar: Vergi nispet ve tariflerinin yanlış uygulanması, mahsupların yanlış yapılmış olması sonucu verginin eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.

    3-      Verginin mükerrer olması: Bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır.

    1-      Mükellefin şahsında hata: Bir verginin asıl borçlusu yerine başkasından alınmasıdır.2-      Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi alınmasıdır.

    3-      Mevzuda hata: Vergi konusuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet ve işlemler üzerinden vergi alınmasıdır.

    4-      Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata:  Verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.

    2-Vergi hatalarının meydana çıkartılması:

    • Vergi memurunun hatayı bulması veya görmesi
    • Üst memurların hatayı görmesi
    • Teftiş sırasında hatanın ortaya çıkarılması
    • Vergi incelemesiyle hatanın ortaya çıkması
    • Mükellefin müracaatıyla hatanın çıkması

    3-Vergide Hazırlayıcı (Ön) İşlemler;

    Yoklama; Yoklamadan maksat, mükellefleri ve mükellefiyetle ilgili maddi olayları,

    kayıtları ve mevzuları araştırmak ve tespit etmektir. Yoklama memurlarının yetkileri ise;

    • Günlük hasılatı tespit etmek,
    • Ödeme kaydedici cihaz kullanmak zorunda olanların buna uyup uymadıklarını,
    • Günü gününe kayıt yapılması zorunlu defterlerin iş yerlerinde bulundurulup bulundurulmadığını, tasdikli olup olmadığını, usulüne göre kayıt yapılıp yapılmadığını, düzenlenmesi gereken belgelerin düzenlenip düzenlenmediğini, faturasız mal bulunup bulunmadığını, levha kullanma mecburiyetine uyulup uyulmadığının tespit etmek,
    • Nakil vasıtalarını, durdurmak ve taşıtta bulundurulması gereken yolcu listesi, fatura veya sevk irsaliyesi vb. belgelerin içeriği ile yolcu ve malları ölçmek, tartmak, saymak suretiyle tespit etmek,
    • Taşıma irsaliyesi, sevk irsaliyesi ve faturanın taşıtta bulunmaması halinde bu belgelerin ibrazına kadar nakil vasıtalarını trafikten alıkoymak, taşınan malın sahibi belli değilse tespitine kadar malı bekletmek ve muhafaza altına almak,

    şeklindedir.

    Yoklamada;

    – Yoklama öncesinden haber verilmez,
    – Günlük hasılat tespiti yapılır,
    – Belge düzeni araştırılır,
    – Nakil vasıtaları durdurulur.

    Yoklamaya Yetkililer ise;

    – Yoklama Memurları,
    – Vergi dairesi müdürleri,
    – Yetkililerce yoklamayla görevlendirilenler,
    – Vergi incelemesine yetkili olanlar,
    – Gelir uzmanları,

    4-Vergide inceleme;

    Beyanların ve ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu sağlamak amacıyla yükümlünün defter ve kayıtları, belgeleri ve envanteri üzerinde yapılan derinlemesine bir araştırmadır. Tahakkuk zamanaşımı süresince yapılır.

    Vergi İncelemesinde Maksat;

    • Vergi incelemesinde maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak ve tespit etmektir.
    • İncelemeye yetkili olanlar gerekirse, işletmedeki iktisadi kıymetlerin fiili envanterini yapabilirler.
    • Fiili envanterle ilgili incelemeyi yapan yetkililer tarafından tasdik edilen giderler Hazinece mükellefe ödenir.

    İncelemeye Yetkililer ise;

    • Vergi Müfettişleri, Vergi Müfettiş Yardımcıları,
    • İlin en büyük mal memuru,
    • Vergi dairesi müdürleri,
    • Gelir İdare Başkanlığında müdür kadrolarında görev yapanlar.

    İnceleme Zamanı;

    • Vergi incelemesinin ne zaman yapılacağının önceden haber verilmesi mecburi değildir.
    • Tarih zaman aşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabilir.
    • Evvelce inceleme yapılmış veya matrahın re’sen takdir edilmiş olması yeniden yapılmasını ve tarhiyatını engellemez.

    İncelemenin Yapılacağı Yer;

    • Vergi incelemeleri, esas itibariyle mükellefin işyerinde yapılır.

    İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin yerinde yapılması imkansızsa veya mükellefler isterse inceleme dairede yapılabilir.

    5-Arama;

    Bir ihbar ya da inceleme sonucu vergi kaçırdığı yolunda kuvvetli belirtiler bulunan kişinin ve olayla ilgili bulunan üçüncü kişilerin nezdinde ve üzerlerinde vergi kaybı ve vergi suçuna ilişkin delillerin toplanması için yapılan bir araştırmadır.

    Vergi mükellefinin faaliyet gösterdiği sektörde yer alan benzer durumdaki işletmelerin hasılatlarına bakılarak, düşük gelir beyan eden mükelleflerin incelemeye alınmasını amaçlayan denetim biçimine çapraz denetim adı verilir.

    Arama Yapılacak Haller;

    • İhbar veya incelemeler dolayısıyla, bir mükellefin vergi kaçırdığına dair emareler bulunursa, bu mükellef veya kaçakçılıkla ilgisi görülen diğer şahıslar nezdinde ve bunların üzerinde arama yapılabilir.

    Aramanın Yapılabilmesi İçin:

    • Vergi incelemesine yetkili olanların bunu gerekçeli bir yazı ile arama kararı vermeye yetkili sulh yargıcından bunu istemesi ve sulh yargıcının istenilen yerlerde arama yapılmasına karar vermesi şarttır.

    İzin alınacak organ: Sulh yargıcı

    Defter ve belgelerin iade süresi: 3 ay

    6-Takdir komisyonlarınca matrah saptanması;

    Takdir Komisyonu;

    • İllerde defterdarın, ilçelerde malmüdürünün veya bunların yetki vereceği memurların başkanlığında vergi dairesinin iki memuru ve seçilmiş iki üyeden kurulur.
    • Takdir komisyonları daimî veya geçici olurlar. Takdir komisyonunun kurulacağı yerler ve çalışma usulleri Maliye Bakanlığınca belirlenir.

    Komisyonun Görevleri;

    • Matrah ve servet takdirlerini yapmak,
    • Vergi Kanunlarında yazılı fiyat, ücret vb. matrah ve kıymetleri takdir etmek.

    Komisyonun Yetkisi;

    • Servetleri, madenleri, mücevherleri, eski eserleri ve sanat eserlerini değerlemede bilirkişiye müracaat edebilir.

    7-Bilgi Toplama;

    1. Bilgi Verme: Kamu idareleri, mükellefler ve diğer gerçek ve tüzel kişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecburdurlar.
    2. Devamlı Bilgi Verme: Kamu idareleri, gerçek ve tüzel kişiler vergilendirmeyle ilgili olarak Maliye Bakanlığı ve vergi dairesince kendilerinden istenecek bilgileri belli aralıklarla ve devamlı olarak yazıyla vermeye mecburdurlar.

    Bilgi Vermekten İmtina Edememek;

    • Kendilerinden bilgi istenilen gerçek ve tüzel kişiler, bilgi vermekten imtina edemezler.

    Ancak:

    • Posta İdaresinin muhabereler hakkındaki mahremiyeti saklıdır,
    • Hekimlerden, diş hekimlerinden ve sağlık memurlarından hastaların hastalıklarının nev’ine ilişkin bilgiler istenemez,
    • Avukatlardan ve dava vekillerinden kendilerine verilen işler veya görevleriyle ilgili haberdar oldukları hususların bildirilmesi istenemez,
    • CMHK 88. mad. Gereğince gösterilmesi caiz olmayan evrağın içeriği hakkında bilgi istenemez.

    8-Cezalar;

    Vergi ziyaı;

    Mükellefin veya sorumlunun vergilendirmeyle ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini iade eder.

    Vergi Ziyaı Cezası;

    Vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir.

    Kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için kesilecek ceza %50 oranında uygulanır. (vergi incelemesine başlanılması veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç)

    Usulsüzlüğün Tarifi;

    Usulsüzlük, vergi kanunlarının şekle ve usule ilişkin hükümlerine riayet edilmemesidir.

    Usulsüzlük Dereceleri ve Cezaları;

    Usulsüzlük, aşağıda yazılı derecelere göre cezalandırılır. Usulsüzlük fiili re’sen takdiri gerektirirse, bağlı cetvelde yazılı cezalar iki kat olarak kesilir.

    I inci Derece usulsüzlükler:

    1. İşe başlamamanın zamanında bildirilmemesi.
    2. Vergi ve harç beyannamelerinin süresinde verilmemesi.
    3. VUK’taki tasdiki mecbur defterlerden birinin tasdikinin yaptırılmaması.
    4. VUK’taki tutulması mecbur defterlerden birinin tutulmaması.
    5. Defter kayıtlarının ve ilgili vesikaların vergi incelemesi yapılmasını engelleyecek derece noksan, usulsüz veya karışık olması.
    6. VUK’un kayıt nizamına ait hükümlerine uyulmaması.
    7. Diğer ücretlerde verginin zamanında tarh ettirilmemesi.

    II nci Derece usulsüzlükler:

    1. Vergi kanunlarındaki bildirmelerin zamanında yapılmaması.
    2. Tasdiki mecbur defterlerden birinin tasdikinin bir ay geç yaptırılması.
    3. Vergi beyannameleri, bildirimler, ekler ve vesikalarda kanunen belirlenen şekil, içerik ve diğer düzenlemelere uyulmaması.
    4. Bazı evrak ve vesikaların bulunmaması ve ibraz edilmemesi.
    5. Vergi karnesinin süresinin sonundan başlayarak 15 gün geçtiği halde alınmaması.

    Özel Usulsüzlükler ve Cezaları;

    (Fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması ile diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmaması)

    • Fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu vb.’nin verilmemesi, alınmaması.
    • Tutulma mecburiyeti getirilen defterlerin işyerinde bulundurulmaması, ibraz edilmemesi veya yazılması gereken işlemlerin defterlere kayıt edilmemesi.
    • Muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına ve malî tablolara ilişkin usul ve esaslara uyulmaması.
    • Matbaaların belge basımı ile ilgili bildirim görevini yerine getirmemesi.
    • Maliye Bakanlığının özel işaretli görevlisinin ikazına rağmen aracın durmaması.
    • Bilgi vermekten çekinenler.
    • Elektronik ortamda beyanname verilmemesi.

    Kaçakçılık Suçları ve Cezaları;

    • Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapma.
    • İlgisiz kişiler adına hesap açma.
    • Defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydetme.
    • Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullanma.
    • Defter, kayıt ve belgeleri yok etme.
    • Defter sayfalarını yok ederek yerine başka yapraklar koymak.
    • Sahte belge düzenleme veya kullanma.
    • Maliye Bakanlığıyla anlaşması olmadığı halde belge basanlar veya bunları kullananlar.

    Cezayı Gerektiren Olayın Tespiti;

    Vergi cezalarını gerektiren olaylar vergi dairelerince, yoklamaya veya vergi incelemesine yetkili olanlarca tespit olunur.

    Yoklama ve vergi incelemede rastlanan, vergi cezasını gerektirici olayların, raporlarda gösterilmesi, delillerin kaybolması ihtimalinin bulunduğu hallerde bunların tutanakla tespit edilmesi mecburidir.

    Ceza Kesme Yetkisi;

    Vergi cezaları olayların ilgili bulunduğu vergi bakımından mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi tarafından kesilir.

    Vergi Cezalarının Ödenme Zamanı;

    Vergi cezaları:

    1. Cezaya karşı vergi mahkemesinde dava açılmamışsa dava açma süresinin bittiği tarihten başlayarak bir ay içinde ödenir.
    2. Cezaya karşı dava açılmışsa, vergi mahkemesi kararı üzerine Vergi dairesince düzenlenecek ihbarnamenin ilgiliye tebliğ tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir.

    Yanılma ve Görüş Değişikliği;

    • Yetkili makamların mükellefin kendisine yazı ile yanlış izahat vermiş olmaları
    • Bir hükmün uygulanma tarzına ilişkin içtihadın değişmesi halinde

    Vergi cezası kesilmez ve gecikme faizi hesaplanmaz.

    Pişmanlık ve Islah;

    Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükellefler ile bunların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber vermesi halinde, haklarında aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmez.

    1. Mükellefin keyfiyeti haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından her hangi resmi makama dilekçe ile veya şifahi beyanı tutanakla tevsik edilmek suretiyle haber verilen husus hakkında ihbarda bulunulmamış olması (dilekçe veya tutanağın resmi kayıtlara geçirilmiş olması şarttır.)
    2. Haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde her hangi bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel (kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olması.
    3. Hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde tamamlanması veya düzeltilmesi.
    4. Eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının mükellefin keyfiyeti haber verme tarihinden başlayarak onbeş gün içinde tamamlanması ve düzeltilmesi.
    5. Mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin, ödemenin geciktiği her ay ve kesri için,6189 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı oranında bir zamla birlikte haber verme tarihinden başlayarak onbeş gün içinde ödenmesi.
    6. Bu madde hükümleri, emlak vergisi ile ilgili olarak uygulanmaz.

    Ceza Kesmede Zamanaşımı;

    Aşağıdaki sürelerden sonra vergi cezası kesilmez.

    1. Vergi ziyaı cezasında cezalı vergi alacağının doğduğu takvim yılını izleyen yılın başından itibaren 5 yıl geçmişse;
    2. Usulsüzlükte, usulsüzlüğün yapıldığı yılı izleyen yılın başından itibaren 2 yıl geçmişse.

    Tekerrür;

    Vergi ziyaından veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere kesinleştiği tarihi izleyen yılın başından başlamak üzere;

    1. Vergi ziyaında 5 yıl içinde tekrar ceza kesilirse %50
    2. Usulsüzlükte 2 yıl içinde tekrar ceza kesilirse %25 oranında ceza artırılarak uygulanır.

    Vergi Ziyaı, Usulsüzlük ve Özel Usulsüzlük Cezalarında İndirme;

    Mükellefler ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergi ve indirim sonrası kalan cezaları vadesinde veya teminat gösterilerek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceği bildirilirse:

    1. Vergi ziyaı cezasında ilk defada yarısı, sonraki kesilenlerde üçte biri,
    2. Usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarında üçte biri,

    İndirilir.

    Mükellef veya vergi sorumlusu ödeyeceğini bildirdiği vergi ve vergi cezasını yukarıdaki yazılı süre içinde ödemez veya dava konusu yaparsa bu madde hükmünden faydalandırılmaz.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla