fbpx

    Naylon Faturadan Sahte Belgeye

    Katma değer vergisinin Türkiye vergi hukukunda yerini aldığı ilk yıllarda ihracatın ekonomi için baskın kılınmaya çalışılan önemi, dış satım yoluyla ülkeye gelir sağlama çabası açısından katma değer vergisi iade sisteminin kurgusunu gerekli kılmıştır.

    Katma değer vergisi iade sistemi, ihracat yönünden ihraca konu değerin bünyesinde biriken yüklenilmiş katma değer vergisinin mükellefe iadesi şeklinde çalışır. Bu sistemde varış ülkesi ilkesi gereği ihracat sırasında vergi hesaplanmaz.

    Dolayısıyla yüklenilen vergilerin indirilebileceği bir hesaplanan katma değer vergisi olmadığından yüklenilen vergiler yönünden iade sistemi işletilir.

    1985 yılında hukukumuza giren katma değer vergisi, ekonomik yaşamda fiyat yapısının vergi kadar yükselmesi sonucunu doğurduğundan, ticari işlemlerin belgesiz yapılmaması, o günlere değin işlemler için belge almayan taraflar için belge istemeyi özendirmek üzere ücretlilere vergi iadesi gibi sistemler de uygulanmıştır.

    Katma değer vergisi, herhangi bir tarafın gelirini ya da giderini temsil etmemekle birlikte ekonomik yaşamda bir anda fiyatların vergi ile birlikte yüksek seyretmesi algısı oluşturmuş, bu algı reel olarak da hazine adına tahsil edilse de hazineye intikal için ödense de yükümlüler yönünden “bir yük” olarak değerlendirilmiştir.

    Katma değer vergisi hesaplayarak hazineye vergi idaresi aracılığıyla bildiren yükümlüler, bu vergilerinden indirebildikleri verginin düşük olduğu ve ödenecek vergi yüklerinin yüksek kabul edildiği süreçlerde, ödenecek vergi tutarını en aza indirmenin bir yöntemi olarak gerçekte bir işleme dayanmayan belgeler temin etmeye başlamışlardır. Bu belgeler piyasada anıldığı şekliyle “naylon fatura” kavramıyla betimlenmiştir.

    Naylon fatura zaman içinde vergi literatüründe de yer bulmuştur. Bir nükte unsuru olarak da faturanın naylon değil kağıt olduğu değerlendirmelerine değin yanılsamalar da yaşanmıştır.

    Hukukun tanımıyla sahte belge olan naylon fatura, kavramsal olarak zamanla terkedilmiş, sahte belge, içeriği yanıltıcı belge betimlemeleri ağırlık kazanmıştır.

    Katma değer vergisinin uygulanmaya başladığı günlerden bugüne ekonomik sistemde sahte veya içeriği yanıltıcı belgenin güncelliğini yitirmediği bilinmektedir.

    Yoğun olarak vergi oranlarının yüksekliği nedeniyle bazı kullanıcıları tarafından bir zorunluk olarak da değerlendirilen sahte veya içeriği yanıltıcı belge, etkin mücadele çabalarının geliştirilmesine karşın tedavüldedir. Vergi denetim birimlerinin iş yükleri içindeki yerinin kendini koruduğu bilinmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Vergi Kaçakçılığı Suçu ve Naylon Sahte Fatura Suçu

    Vergi cezaları arasında, en ağır olanı kuşkusuz “kaçakçılık suçu” ile ilgilidir. Kaçakçılık suçu fiillerini işleyenler hakkında, hem “üç kat vergi ziyaı cezası” hem de “hapis cezası” uygulanabilmektedir (VUK Md. 344/3 ve 359).

    VUK’un 359. maddesinde “Hürriyeti Bağlayıcı Ceza İle Cezalandırılacak Suçlar ve Cezaları” bölüm başlığı altında sıralanan “vergi kaçakçılığı suçları ve cezaları” iki grupta toplanmıştır. Birinci gruptaki fiiller 7 bent halinde, ikinci gruptakiler ise 6 bent halinde aşağıda sıralanmıştır.
     

    A) 6 Aydan 3 Yıla Kadar Hapis Cezasını Gerektiren Kaçakçılık Suçları ve Cezaları

     (VUK Md. 359/a)

    1- Defter ve kayıtlarda, hesap ve muhasebe hileleri yapmak,

    2- Gerçek olmayan ya da kayda konu işlemlerle ilgili bulunmayan kişiler adına hesap açmak,

    3- Defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri, vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde, tamamen ya da kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydetmek,

    4- Defter, kayıt ve belgeleri tahrif etmek,

    5- Defter, kayıt ve belgeleri gizlemek ,

    6- Muhteviyatı (kapsamı) itibariyle yanıltıcı belge düzenlemek,

    7- Muhteviyatı (kapsamı) itibariyle yanıltıcı belge kullanmak.

    B) 18 Aydan 3 Yıla Kadar Hapis Cezasını Gerektiren, Kaçakçılık Suçları ve Cezaları (VUK Md. 359/b)

    1- Defter, kayıt ve belgeleri yok etmek , defter sayfalarını yok ederek, yerine  başka yapraklar koymak ya da hiç yaprak koymamak,

    2- Belgelerin asıl veya suretlerini sahte  olarak düzenlemek,

    3- Asıl ya da suretleri sahte olarak düzenlenmiş belgeleri kullanmak,

    4- Belgeleri, Maliye Bakanlığı ile anlaşma yapmadan basmak,

    5- Belgeleri sahte olarak basmak,

    6- Sahte olarak basılmış belgeleri kullanmak (6).

    Uygulanacak Hapis Cezası, Hapis Cezasının Paraya Çevrilmesi

    A) Uygulanacak Hapis Cezası ve Paraya Çevrilmesi

    1) Altı Aydan Üç Yıla Kadar Uygulanacak Hapis Cezaları ve Hapis Cezasının Paraya Çevrilmesi

    Yukarıda, birinci grupta yedi bent halinde sıralanan ve altı aydan üç yıla kadar hapis cezasını gerektiren fiilleri işleyenler;

    – Filleri, Asliye Ceza Mahkemelerinin görev alanına girdiği için bu mahkemelerde yargılanırlar.

    – Fillerin yaptırımı, 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.

    – Bu gruptaki suçlara tayin olunan, bir yıla kadar hapis cezaları para cezasına çevrilebilir.

    – İki yıla kadar olan hapis cezaları da ertelenebilir.

    – Hükmolunan hapis cezasının para cezasına çevrilmesinde, hapis cezasının her bir günü için, sanayi sektöründe çalışan 16 yaşından büyük işçiler için, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan asgari ücretin bir aylık brüt tutarının yarısı esas alınır ve hükm-olunan bu para cezası ertelenemez (VUK Md.359/a son fıkra).  

    2) 18 Aydan 3 Yıla Kadar Uygulanacak Hapis Cezaları ve Hapis Cezasının Paraya Çevrilmesi

    Yukarıda ikinci grupta altı bent halinde sıralanan ve 18 aydan üç yıla kadar hapis cezasını gerektiren fiiller;

    – Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanır.

    – Mahkemece hükmolunacak hapis cezası 18 aydan üç yıla kadar “ağır hapis cezası”dır.

    – Cezanın, niteliği ve süresi itibariyle para cezasına çevrilmesi ve ertelenmesi mümkün değildir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Sahte Fatura Düzenlemek ve Kullanmak - Dava Şartı

    Sahte Fatura Düzenlemek ve Kullanmak – Dava Şartı

    Sahte Fatura Düzenlemek ve Kullanmak – Dava Şartı , 213 S. K.367. Md.si Uyarınca Dava Şartı Olan Vergi Dairesi Başkanlığı Mütalaasının Hakkında Mahkumiyet Hükümleri Kurulan Sanık İçin Verildiği Sanık Hakkında 2006 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanmak ve Sahte Fatura Düzenlemek Suçlarından Dava Şartı Olan Mütalaanın Bulunmaması Nedeniyle Öncelikle Durma Kararı Verilip Mütalaa Verilip Verilmeyeceği İlgili Vergi Dairesi Başkanlığından Sorulup Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Takdir ve Tayini Gerektiği

    T.C.
    YARGITAY
    11. CEZA DAİRESİ
    E. 2016/5659
    K. 2018/310
    T. 15.1.2018

    SAHTE FATURA DÜZENLEMEK VE KULLANMAK ( 213 S. K.367. Md.si Uyarınca Dava Şartı Olan Vergi Dairesi Başkanlığı Mütalaasının Hakkında Mahkumiyet Hükümleri Kurulan Sanık İçin Verildiği Sanık Hakkında 2006 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanmak ve Sahte Fatura Düzenlemek Suçlarından Dava Şartı Olan Mütalaanın Bulunmaması Nedeniyle Öncelikle Durma Kararı Verilip Mütalaa Verilip Verilmeyeceği İlgili Vergi Dairesi Başkanlığından Sorulup Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Takdir ve Tayini Gerektiği )

    * DAVA ŞARTI ( Sahte Fatura Düzenlemek ve Kullanmak – 213 S. K.367. Md.si Uyarınca Dava Şartı Olan Vergi Dairesi Başkanlığı Mütalaasının Hakkında Mahkumiyet Hükümleri Kurulan Sanık İçin Verildiği Sanık Hakkında 2006 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanmak ve Sahte Fatura Düzenlemek Suçlarından Dava Şartı Olan Mütalaanın Bulunmaması Nedeniyle Öncelikle Durma Kararı Verilip Mütalaa Verilip Verilmeyeceği İlgili Vergi Dairesi Başkanlığından Sorulup Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Takdir Edileceği )

    * VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI MÜTAALASI ( Sanık Hakkında 2006 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanmak ve Sahte Fatura Düzenlemek Suçlarından Dava Şartı Olan Mütalaanın Bulunmaması Nedeniyle Öncelikle Durma Kararı Verilip Mütalaa Verilip Verilmeyeceği İlgili Vergi Dairesi Başkanlığından Sorulup Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Takdir ve Tayini Gereği )

    213/M.367

    ÖZET : Sanık hakkında “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

    213 S. K.367. md.si uyarınca dava şartı olan vergi dairesi başkanlığı mütalaasının hakkında mahkumiyet hükümleri kurulan sanık için verildiği, sanık hakkında 2006 takvim yılında sahte fatura kullanmak ve sahte fatura düzenlemek suçlarından dava şartı olan mütalaanın bulunmaması nedeniyle, öncelikle durma kararı verilip, mütalaa verilip verilmeyeceği ilgili Vergi Dairesi Başkanlığından sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yargılamaya devamla mahkumiyet hükümleri kurulması, hatalıdır.

    DAVA : 1-)Sanık hakkında “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan vekilinin ve sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;

    5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 Sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

    Toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin ise nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, katılan vekilinin ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,

    2-)Sanık hakkında “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

    213 Sayılı Kanun’un 367. maddesi uyarınca dava şartı olan vergi dairesi başkanlığı mütalaasının hakkında mahkumiyet hükümleri kurulan sanık için verildiği, sanık hakkında 2006 takvim yılında sahte fatura kullanmak ve sahte fatura düzenlemek suçlarından 213 Sayılı Vergi Usul Yasasının 367. maddesi uyarınca dava şartı olan mütalaanın bulunmaması nedeniyle, öncelikle durma kararı verilip, 213 Sayılı mütalaa verilip verilmeyeceği ilgili Vergi Dairesi Başkanlığından sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Sahte Belge

    Sahte Belge

    Sahte Belge , Türk vergi hukukunda sahte belge 01.01.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4369 sayılı kanun ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununa eklenmiş ve ilk olarak bu kanunda tanımlanmıştır. 4369 Sayılı kanun yürürlüğe girmezden önce ise sahte belge ile ilgili tanım 28 Seri Nolu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nde idare tarafından yapılmıştır. Vergi hukuku dünyasında ilk tanım olması bakımından önem arz etmektedir. Tebliğin D bölümünde sahte belge ile ilgili olarak ”Buna göre, hukuki geçerliliğini sağlayan zorunlu ve yeterli unsurlara sahip olmayan belgeler “sahte belgeler”dir.

    Bu çerçevede; Bir mal hareketi veya hizmet söz konusu olmadığı halde düzenlenen belgeler, belge düzenleme yetkisi bulunmayanlar tarafından düzenlenen belgeler, başkası adına bastırılıp kullanılan belgeler, sahte belge olarak kabul edilecektir.” şeklinde bahsedilmiştir.

    4369 sayılı kanun ile değişik 213 sayılı VUK m. 359/ b-1 de gerçek bir muamele ve ya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge” denilerek yasa koyucu tarafından tebliğdeki görüş geliştirilerek sahte belgenin tanımı yapılmıştır. Kanun maddesindeki belge kelimesinden Vergi Usul Kanununda belirtilen belgeler anlaşılması gerekmektedir. Öyle ise Vergi Usul Kanununda belirtilen belgelerin gerçek bir olay olmadığı halde varmış gibi düzenlenmesine aracılık etmesi durumunda sahte belge oluşacaktır.

    Yukarıda da bahsedildiği üzere Vergi Usul Kanunu kapsamın sahte belge oluşumu için belgenin vergisel bir boyutunun olması gerekmektedir. Bu husus, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen sahtecilik suçları ile ayrılan noktadır. Vergi hukuku ile Türk Ceza Kanunu’ndaki sahte belge farkı belgenin vergisel boyutunun olup olmadığı, belgenin vergisel işlem için kullanılıp kullanılmadığı ile yakın ilişki içerisindedir.

    Sahte Belge
    Sahte Belge

    Vergisel işlem için kullanılan bir belgenin sahteciliği söz konusu ise bu belgenin cezasının yaptırımı 5237 sayılı TCK’nun 204. Maddesi değil 213 sayılı VUK’un 359 uncu maddesindeki yaptırım olacaktır. Yargıtay tarafından verilen bir kararda ”Sanığın Y…A.Ş.”ne düzenlediği 23-27-30/03/2006 tarihli 3 adet faturanın kendisinde kalan karbon nüshalarının yapılan işin cinsi haneleri üzerinde tahrifat yaparak, 25/04/2007 tarihli ihaleye ilişkin dosya arasında Karayolları Genel Müdürlüğü’ne vermekten ibaret eyleminin, herhangi bir suretle vergisel ödev ve işlemlere yönelik olmayıp esasen ihaleye katılma koşul ve yeterliğine uygun hale gelme saikiyle gerçekleştiği, bu itibarla 213 sayılı Kanun un 359/a-2 maddesinde düzenlenen “muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme” suçuna ilişkin kastı bulunmayan sanığın fiilinin 5237 sayılı TCK ‘nın 207 .maddesinde düzenlenen “özel belgede sahtecilik ” suçunu oluşturabileceği 3” ve diğer bir kararda Yargıtay 11. Ceza Dairesi 4 ” 01.01.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4369 Sayılı Kanunla değişik 213 sayılı VUK’nun 359/b-1. maddesine göre, vergi kanunları uyarınca düzenlenmesi gereken belgelerin sahte olarak düzenlenmesi suçun oluşumu için yeterli olup, bu belgelerin vergi yasalarına göre kullanılması ve vergi ziyaı suçun unsuru olmaktan çıkarıldığı cihetle, sanığın 2002 yılında özel gider indirimi veya vergi iadesinde kullanılmak üzere ”sahte faturalar düzenlemekten ” ibaret eyleminin VUK ‘nun 359/b-1. maddesine uygun bulunduğu gözetilmeden, suçu nitelemede yanılgı sonucu özel evrakta sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi, Yasaya aykırılık oluşturur” şeklinde karar verilmiştir.

    Vergi hukukunda sahte belge birçok şekilde oluşabilmektedir. En basit şekliyle sahte belge, taklit şeklinde yani faturanın taklit edilerek oluşmasıyla oluşan maddi sahtecilik şeklinde oluşabilmektedir.Bu durumda faturanın sahte olduğu tartışmaya mahal vermemektedir. Sahte belge de -vergi hukukunda sahte fatura da- özellik arz eden durum ise;tam anlamıyla hukuki kurallara göre düzenlenen faturanın vergi idaresi tarafından yapılan tespitler sonucu sahte fatura olduğuna kanaat getirildiği durumlardır. Örnek verilecek olursa; İnşaat, nakliye Ve petrol ürünleri ticareti nedeniyle faaliyete başlayan X şirketi hakkında yoklama da bulunan vergi idaresi X şirketinin merkez adresinden başka şube ve deposunun oladığını işçi çalıştırmadığını ve X şirketinin 2010 yılı mal
    alışlarının tamamına yakını kısmını; adresinde bulunamadığı ve adresini terk ettiğine dair 2010 Şubat, Nisan ve Eylül dönemlerinde yapılan yollamalar sonucuna göre 2010 yılı itibariyle mükellefiyeti re’sen silinen Y şirketinden gerçekleştirdiği, adı geçen şirketin Ocak 2010 döneminde 400.000,00 TL matrah beyan ettiği, takip eden dönemlerde ise her hangi bir beyanda bulunmadığı, yine 2011 yılı alış faturaları içerisinde ise adı geçen şirket dışında adreslerinde bulunamayan A ve Z şirketine ait faturalar da bulunduğu, ödemeleri çek ile yapmış olmasına karşı çek tahsilatlarını bankadan şirket ortağının tahsil ettiği tespitlerinden yola çıkılarak sahte faturadan söz etmek mümkündür.

    Görüldüğü üzere mükellefler mal veya hizmet alım satımı olmadığı halde varmışçasına vergisel indirimlerden faydalanmak amacıyla fatura düzenleyebilmektedir. Bu şekilde düzenlenen faturanın varlığı, maddi sahtecilik dışında da sahte faturanın düzenleneceğini göstermektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Düzenlenen Faturalar Yönünden Yapılan Tespitlerin Faturaların Sahte Olduğunu İspatlamak İçin Yeterli Olmaması

    Danıştay 9. Dairesi
    Tarih     : 23.02.2017
    Esas No : 2014/8155
    Karar No  : 2017/2067

    VUK Md. 3

    KDVK Md. 29

    DÜZENLENEN FATURALAR YÖNÜNDEN YAPILAN TESPİTLERİN FATURALARIN SAHTE OLDUĞUNU İSPATLAMAK İÇİN YETERLİ OLMAMASI

    Vergilendirme işlemi yapılırken, Kanuna uygun olarak biçimlendirilen muamelelerin bu biçimselliğinin ötesine geçilerek, muamelenin tarafları arasında oluşan maddi ve hukuki ilişkinin gerçek mahiyetinin araştırılması gerektiği, davacıya fatura düzenlendiği dönemde faaliyette olup olmadığına ilişkin bir yoklamanın mevcut olmaması, faturanın düzenlendiği dönemde beyannamelerini vermeye devam etmesi ve düzenlenen faturalar yönünden yapılan tespitlerin, bu faturaların sahte olduğunu ispatlamak için yeterli olmaması ve inceleme raporunda sahte fatura düzenlediği konusunda başkaca bir tespit yapılmadığının anlaşılması halinde, davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararının anılan firmadan alınan faturalar nedeniyle salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine ilişkin hüküm fıkrasında yasal isabet bulunmadığı hk.

    İstemin Özeti: Davacı adına, (…) Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün (…) vergi numaralı mükellefi (…)’tan aldığı faturaların sahte olduğu yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2010/Nisan-Kasım dönemleri için re’sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.

    Karar: Uyuşmazlık, davacı adına, (…) Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün (…) vergi numaralı mükellefi (…)’tan aldığı faturaların sahte olduğu yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2010/Nisan-Kasım dönemleri için re’sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesinin kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istemine ilişkindir.

    3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1/(a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri belirtilmiştir.

     

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Sahte Belge ( Naylon Fatura) Davalarında Alış Faturalarının Sahte Olması

    Özet

    Sahte veya yanıltıcı belge (naylon fatura) düzenleme ve bunları kullanma fiillerinin mevcudiyetinin tespitinde başvurulan yöntemlerden bir tanesi, mükellefin alış faturalarının sahte veya yanıltıcı olup olmadığı hususudur. İncelemeye alınan mükellefin alış faturalarının sahte veya yanıltıcı olup olmadığının belirlenmesi hem bu mükellefin kullandığı faturaların ve hem de kural itibariyle düzenlediği faturaların sıhhatini etkiler. Bu çalışmada, kısa açıklamalar eşliğinde, sahte veya yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma fiillerinde alış faturalarının sahte olması unsuruna ilişkin bazı yargı kararlarına değinilmektedir.

     

    Sahte veya Yanıltıcı Belge (Naylon Fatura) Düzenleme ve Kullanma Fiillerinde Alış Faturalarının Sahte Olması

    Sahte veya yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma fiillerinde hem satıcının ve hem de alıcının nezdinde yapılması gereken tespitler vardır. Bu çerçevede; fatura düzenlemeyi gerektirir bir durumda sahtecilik veya yanıltıcılık unsurunun bulunup bulunmadığı bazen alıcı, bazen de satıcı nezdinde yapılan tespitler ile ortaya konur. Örneğin, gerçekte var olmayan bir şirketten veya şahıstan alınan fatura, alıcı nezdinde herhangi bir inceleme veya tespit yapılmamış olsa dahi, alıcının sahte belge kullandığı ithamı ile karşılaşmasını doğurur. Keza, aynı şekilde, gerçekte olmayan bir şirkete veya şahsa fatura düzenlenmesi de satıcı nezdinde sahte belge düzenleme ithamı doğurur. Bu gibi hallerde ispat külfetinin yer değiştirmesi, ticari ilişkide karşı tarafın durumundan hareketle ilişkinin diğer tarafının ispat külfeti altına girmesi söz konusu olur.

    Fatura Düzenleme ve Kullananlar Arasındaki Sorumluluk İlişkileri Hakkında Genel Bilgi

    Her ne kadar kural itibariyle mükellefler kendi eylem ve işlemlerinden sorumlu iseler de, Kanun belirli durumlarda

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla