fbpx

    Vergi Borcundan Dolayı Haciz

    Vergileme ve tahsil sürecinin son aşamasıdır. Genel olarak haczin icrası ile vakıf olunur ve bu tarihten itibaren dava açma süresi işlemeye başlar.

    Süregelen, daha doğru ifadeyle tekrarlanan haciz muamelelerinde (örneğin maaş haczi) her tahsil işlemi, öğrenildiği tarihten itibaren 30 günlük dava açma süresi içerisinde davaya konu edilebilir.

    Haciz işlemleri ile mülkiyet hakkına doğrudan müdahale durumu söz konusu olduğundan, Danıştay kararlarında dava açma süresi yönünden farklı yorumlara gidilebildiği görülmüştür.

    Belirtmek gerekir kı yukarıda bir sınıflandırma yapılmamıştır. Vergi mahkemelerinde sıklıkla dava konusu edilen işlemleri başlıklar halinde (küçük, usulü bilgiler vererek), somutlaştırılarak bilginize sunulmuştur.

    Konu başlıklarını, özel esaslara alınma (kod listesi), sakatlık indirimi, ihbar ikramiyesi, tecil-terkin, mahsup- iade, haksız ve fazladan alınan vergilerin iadesi, Mahkeme kararının yerine getirilmemesinden kaynaklı maddi ve manevi tazminat talepleri, arsam” birim değerlerinin belirlenmesine ilişkin kıymet takdir komisyonu kararı, hacizli malların satış ve kıymetlerinin takdirine ilişkin işlemler, teminatın paraya çevrileceği yolunda tesis edilen işlem, …şeklinde uzatabiliriz.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

     

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

     0262 606 05 41

     

    Kamu İdareleri İdare ve Vergi Mahkemelerinin Kararlarını Uygulamak Zorunda Mıdır ?

    Bazı devlet daireleri, belediyeler hatta meslek odaları mahkeme kararlarını uygulamak için direnmektedirler.  Vergi daireleri memurları vergi kanunlarındaki zamanaşımı hükümlerini uygulamayarak suç işlemeyi tercih etmektedirler.

    Daha da fazlasını söylemek gerekirse, vergi mahkemelerinde açılan haciz davalarında zamanaşımına uğrayan hacizlerin kaldırılmasında ne yapacaklarını bilmiyorlar. Mahkeme kararının vergi dairesine tebliğinden itibaren 30 gün içinde hacizlerin ve vergi borçlarının terkin edilmesi gerekmektedir. Ancak bazı vergi daireleri anayasal suç işlemek suretiyle mahkeme kararını hiçe saymakta ve görevini kötüye kullanmaktadır. Bu gibi durumlarda vergi mükelleflerinin ilgili vergi dairesini savcılığa suç duyurusunda bulunabilir ve ayrıca bu yüzden maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Vergi dairelerinin mahkeme kararlarını 30 gün içinde uygulamalarının anayasanın amir bir hükmü olduğunu unutmamaları gerekmektedir.

    Anayasanın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olduğu vurgulanmakta ve 138. maddesinin son fıkrasında “yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır, bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” yolunda kesin ve buyurucu bir kurala yer verilmektedir.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinin 4001 sayılı Yasa ile değişik 1. fıkrasındaki “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez” şeklindeki hükümle Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesine uygun bir düzenleme getirilmiştir.

    Anılan maddenin 3. fıkrasında da; Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay veya ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği hükme bağlanmıştır.

    Anayasanın 2. maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesinin doğal sonucu olarak idarenin mahkeme kararlarını aynen ve gecikmeksizin uygulanmaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır.

    Bu kural, idareye kararın tebliğ tarihinden başlayıp otuz günün dolmasına kadar geçen sürede yargı kararını uygulamama yetkisi tanıyan bir hüküm değildir.

    Aksine maddede, kararların derhal uygulanması ilkesi benimsenmiş olup, her durumda bu sürenin otuz günü aşamayacağı, kararların uygulanması için idarelerin gereksinim duydukları sürenin nihayet otuz günle sınırlı olduğu kurala bağlanmıştır.

    Diğer taraftan, Anayasanın 11. maddesinde; anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu belirtilerek Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü vurgulanmış; bu bağlamda olmak üzere 129. maddenin 1. fıkrasında da, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü oldukları hükme bağlanarak Anayasa hükümlerinin bağlayıcılığı ve üstünlüğü kamu görevlileri yönünden de teyit  edilmiştir.

     

    Bu nedenle bir kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında, hukuk kurallarına uyulmaması, hizmeti yürüten idarenin ağır hizmet kusuru işlediğini gösterir ve tazmin sorumluluğunu doğurur.

     Vergi mükellefleri haklarını vergi daireleri ve vergi yargısında aramaktan korkmaktadır. Devleti devlete mi şikayet edeceğim. Bundan bir şey çıkmaz demektedir. Bu yüzden yasal haklarını kullanmakta çekimser kalmaktadırlar. Vergi mükellefi savunucuları derneği olarak mükelleflerimizi hak ve sorumluluklarının bilincinde olmaları için bilgilendiriyoruz. Ayrıca vergi mükellefi savunucuları eğitim programını başlattık. Bu konuya ilgi gösteren kişileri eğitimimize katılmalarını istiyoruz. Vergi mükelleflerimizi haklarını ve sorunlarını kolay çözebilmeleri açısından üye olmalarını arzu ediyoruz.

    Derneğimize üye olmanız halinde hizmetlerimizden yararlandırıyoruz. Ayrıca mükellef kriz hattımız üyelerimizin hizmetindedir.

    Derneğimizin üyelerine eksiksiz hizmet verebilmesi için üyelerin önce dayanışma bilinciyle derneğe olan yükümlülüklerini yerine getirmeleri şarttır. Üye sayısı arttıkça ve üyeler aidatlarını düzenli olarak ödedikçe derneğimiz güçlenecektir.

    Aidatlarını aksatmadan ödeyen üyelerimize hedeflenen hizmetleri gerçekleştirmemiz kolaylaşacaktır. Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği üyeliği; üye olan mükelleflere birlik, beraberlik, destek ve dayanışma olarak geri dönecektir. Üye olan mükelleflerimizin yetkiler merciler nezdinde temsili söz konusu olacağından üyelerimizin çok olması bizi idare, yargı ve mecliste daha güçlü atılımlar yapmamıza olanak sağlayacaktır. Unutmayın; “tek tek çubuklar çabuk kırılır. Birlikten KUVVET doğar”. Dernek üyesi olmayanların dernekten hizmet, destek veya yardım beklemeleri gerçekçi ve mantıklı değildir. Nicelik olarak üye sayımız önemli olduğu kadar; üyelerimizin bilinçli ve bilgili olmaları gibi nitelik özellikleri de dayanışmamız ve iş bölümümüz için çok önemlidir.

    Derneğinize üye olun. Derneğinize üye bulun. Destek olun, destek bulun. Birlik olun, güçlü olun.

    Derneğimize/Derneğinize üye olun olun, gücümüze güç katın!

    Vergi Mükellefi Savunucuları Derneği

    Mükellef Kriz Hattı

    0262 606 05 41

     

     

     

    Haciz İşlemlerinde Dava Açma Süresi

    Haciz İşlemlerinde Dava Açma Süresi, 2577 sayılı Kanunun 7 nci maddesine göre vergi mahkemesinde dava açma süresi 30 gün olarak belirlenmiş olup, 6183 sayılı kanunda Haciz Tatbiki ile ilgili dava açma süresi belirlenmediğinden haciz işleminde; haczin tatbiki, gıyapta yapılan hacizlerde ise tebliği tarihinden itibaren 30 gün içinde dava açılabilmektedir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.