fbpx

    Yargı Kararları Işığında İhtirazi Kayıtla Verilen Beyannameler

    Örnek olaylar üzerinden, ihtirazi kayıtla verilen beyannamelere Vergi Mahkemesi, Danıştay, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu ve Anayasa Mahkemesi’nin bakışını irdelemeye çalışacağız.

    Örnek Olay 1

    Örnek olayımızda vergi mükellefine; “olumsuz mükellefler listesinde” yer alan mükelleflerden mal ve hizmet alımında bulunduğu gerekçesiyle bu alımlara ilışkın faturalarda yer alan KDV’nin “indirimlerden çıkarılması” gerektiği vergi dairesi tarafından bildirilmiştir. Bu bildirim üzerine vergi mükellefi, bahse konu KDW’leri indirimlerinden çıkararak gerekli düzeltme beyannamelerini “ihtirazı kayıtla” vermiş ve aynı zamanda da konuyu yargıya taşımıştır. Mükellef tarafından “ihtirazi kayıtla” verilen beyannameler üzerine, vergi dairesi tarafından KDV tahakkuk ettirilmiş, gecikme faizi ile birlikte “o 50 oranında vergi ziayı cezası kesilmiştir. Burada vurgulanması gereken bir husus da mükellefin beyannamelerini “pişmanlıkla vermemiş” olmasıdır.

    Örnek Olay ve Vergi Mahkemesinin Bakışı

    İstanbul 5’nci Vergi Mahkemesi, 30.05.2016 tarih ve Esas: 2016/207 ve Karar: 2016/1152 sayılı Kararıyla; vergiyi doğuran olayın ortaya çıkarılması ve doğruluğunun saptanması ıçın gerekli araştırmaların yapılmasının zorunlu olduğu, olayda, davacının ikinci bir beyanname vermeye zorlandığı, dava konusu tahakkukların bu zorlama sonucu verilen beyana dayandığı, idarenin mükellefleri ikinci bir beyanda bulunmaya zorlama hak ve yetkisinin bulunmadığı, faturaların sahte fatura olduğu iddia ediliyor ise vergi incelemesi suretiyle her türlü araştırma ve inceleme yapılarak somut verilerle sahteliğinin ortaya konulması gerekirken bu yönde davacı nezdinde bir vergi incelemesi yapılmadığı gerekçesiyle tahakkuk eden vergileri, kesilen cezayı ve hesaplanan gecikme faizini kaldırmıştır.

    Örnek Olay ve Danıştay’ın Bakışı

    Vergi Mahkemesi’nin mükellef lehine vermiş olduğu kararı üzerine, davalı idarenin temyiz istemini inceleyen Danıştay 3’ncü Dairesi, 29.12.2017 tarıh ve Esas: 2016/16389, Karar: 2017/11031 sayılı Kararı’yla; beyanname verme süresi geçirildikten sonra, faturaları kayıtlara intikal ettirilen firmalar
    hakkındaki olumsuz tespitler nedeniyle söz konusu faturalar kayıtlardan çıkarılarak ilgili dönemlere ait KDV düzeltme beyannamelerine konulan ihtirazi kaydın, süresinden sonra verilen beyanname üzerine tahakkuk eden vergiye dava açılmasına olanak sağlayan bir çekince olarak kabulüne olanak
    bulunmadığı, verginin süresinde tahakkuk ettirilmemesi nedeniyle vergi ziyaı cezası kesilmesi, VUK’nun 341’nci maddesinin gereği olduğundan, Mahkemece yeniden verilecek kararda bu hususun ayrıca gözetileceğinin açık olduğu gerekçesiyle, (mükellef aleyhine olmak üzere) Vergi Mahkemesi
    kararını bozmuştur.

    Danıştay mevzu olayda; mükellef tarafından verilen, KDV düzeltme beyannamelerini serbest iradeyle verilen bir beyanname olarak görmüş ve bu beyannamelerin üzerine ihtirazi kayıt konulmasının dava açmaya
    yeterli olmadığını (kendi beyanına karşı dava açılamayacağından hareketle) düşünerek, olayın esasına hiç girmeden oy çokluğu ile Vergi Mahkemesi kararını bozmuştur.

    Danıştay’ın, “bozma” kararı üzerine Vergi Mahkemesi, mükellef lehine vermiş olduğu ilk kararında “ısrar” etmiştir.

    Örnek Olay ve Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun Bakışı

    Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu da Karar Tarihi: 27.02.2019, Esas No: 2019/145, Karar No: 2019/132 Kararı’yla; Danıştay 3’ncü Dairesi’nin kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Vergi Mahkemesi’nin ısrar kararının bozulmasına karar vermiştir.

    Diğer bir ifadeyle Kurul da mükellef aleyhine düşünerek, Danıştay 3’ncü Dairesi’nin kararına katılmıştır.

    Örnek Olay 2 ve Yargı Mercilerinin Olaya Bakışı

    Anayasa Mahkemesi’ne de intikal eden bu ÖRNEK OLAY 2; yukarıdaki ÖRNEK OLAY | ile mükellef yönünden aynı olmasa da konu yönünden aynıdır.

    Söz konusu bu ÖRNEK OLAY 2 hakkında Anayasa Mahkemesi mükellef lehine karar vermiştir.

    Anayasa Mahkemesi’nin Karar Başvuru Numarası: 2015/15100, Karar Tarihi: 27.02.2019, yayımlandığı Resmi Gazete tarih sayısı: 03.04.2019 — 30734 tür.

    Anayasa Mahkemesi’ne intikal eden ÖRNEK OLAY 2 hakkında kısa açıklama.

    (…) Vergi Dairesi Başkanlığı (Vergi Dairesi) tarafından 13.06.2014 tarihli yazı ile hakkında vergi tekniği raporu düzenlenen mükellef G.D. ve firmasından yapılan mal ve hizmet alımlarına ait faturaların sahte olduğu belirtilerek başvuruculardan bu alımlara isabet eden KDW’lerin tenzil edilmesi istenmiş, aksi takdirde olumsuz mükellefler listesine alınacakları uyarısı yapılmıştır.

    Başvurucular anılan yazı üzerine olumsuz mükellefler listesine girmemek için Vergi İdaresine 2014 yılı içinde farklı tarihlerde ihtirazi kayıtla düzeltme beyannameleri vermişlerdir. Bu beyannameler üzerine Vergi İdaresince KDV ve gecikme faizi tahakkuk ettirilmiş ve vergi ziyaı cezası kesilmiştir.

    Anayasa Mahkemesi’ne intikal eden bu olayda yargılama safhaları şu şekilde gerçekleşmiştir.

    İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

    Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

    Canlı Sohbet Yapabilirsiniz

    Hemen Tıkla

     

    Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 7.2.2018 Gün ve 2017/626 E. , 2018/51 K. Sayılı Kararı

    Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 7.2.2018 Gün ve 2017/626 E. , 2018/51 K. Sayılı Kararı

    DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU,

    7.2.2018 gün ve 2017/626 E. , 2018/51 K. Sayılı kararıyla;
    3.4.2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 Seri No’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “5.6.2.4.3 Bedelsiz olarak elde edilen hisse senetlerinin satışından sağlanan kazançların durumu” başlıklı bölümünde yer alan “Dönem kârından ayrılan yedekler kullanılmak suretiyle sermaye artırımında bulunulması halinde ise bu işlem sonucu ortaklara bedelsiz hisse senedi verilmesi ile fiilen kâr payı dağıtılması arasında fark bulunmamaktadır.

    Her iki halde de ortaklar, kurum bünyesinde oluşan kârlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanına sahip olmaktadır. Dolayısıyla, kâr yedeklerinden karşılanan sermaye artırımları sonucunda ortaklarca bedelsiz iştirak hissesi iktisap edilmesi durumunda, alınan bu iştirak hisseleri nominal bedelle iştirak hesaplarında izlenecek ve iştirak kazançları istisnası nedeniyle kurumlar vergisine tabi tutulmayacaktır.” şeklindeki düzenlemenin iptali istemi ile açılan davayı “davacının iştirak edilen gayrimenkul yatırım ortaklığının kâr yedeklerini ilave ederek sermaye artışına gitmesi sonucu bedelsiz elde ettiği kâr payı niteliğindeki iştirak kazançları, istisna kapsamına alınan kazançlar arasında yer almadığın” gerekçesiyle reddetmiştir.