Şirketle İlgili Vergi/Ceza İhbarnamesinin Kanuni Temsilcinin İkamet Adresinde Eşine Tebliğ Edilmesi

Şirketle İlgili Vergi/Ceza İhbarnamesinin Kanuni Temsilcinin İkamet Adresinde Eşine Tebliğ Edilmesi

Danıştay VDDK
Tarih    : 13.12.2017
Esas No : 2017/536
Karar No  : 2017/629

VUK Md. 94

Şirketle İlgili Vergi/Ceza İhbarnamesinin Kanuni Temsilcinin İkamet Adresinde Eşine Tebliğ Edilmesi

Şirket hakkında yapılan tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamesinin, kanuni temsilcinin ikamet adresinde eşine tebliğ edilmesinin usulüne uygun olduğu, bu tebliğ tarihine göre açılan davada süre aşımı bulunduğu hk.

İstemin Özeti: Davacı adına, defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek 2006 yılı Aralık dönemi için re’sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi davaya konu yapılmıştır.

Vergi Mahkemesi; dosyada mevcut tebliğ alındısının incelenmesinden, cezalı tarhiyata ilişkin dava konusu ihbarnamenin, davacı şirket yetkilisi …’in ikametgah adresinde eşi … imzasına 03.12.2011 tarihinde tebliği üzerine, otuz (30) günlük yasal dava açma süresinin son günü olan 02.01.2012 tarihi geçirildikten sonra 03.01.2012 tarihinde dava açıldığının anlaşıldığı, davacı şirket yetkilisince tebligatın usulsüz ve geçersiz olduğu iddia edilmekte ise de adresinde bulunamaması nedeniyle 30.09.2009 tarihi itibarıyla mükellefiyeti re’sen terkin olunan ve işyeri bulunmayan şirket hakkında yapılan tarhiyata ait ihbarnamenin, temsilcisine ait ikametgah adresinde tebliğ olunmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir.

Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi, 04.02.2015 gün ve E.2012/5101, K.2015/199 sayılı kararıyla; şirketin adresinde bulunamaması nedeniyle 30.09.2009 tarihinde mükellefiyetinin re’sen terkin edildiği, defter ve belge isteme yazısının şirket müdürü …’in kendisine ait işyeri adresi olan “…” adresinde 07.10.2011 tarihinde, dava konusu ihbarnamenin ise şirket yetkilisinin ikamet adresinde eşi …’e 03.12.2012 tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, şirket hakkında tebliğlerin, bunların kanuni temsilcilerine yapılması; bu kişilerin ikamet adresine gidildiği durumlarda ise tebliğin, bizzat ilgilisine yapılması gerektiği, zira böyle bir tebliğin o adreste bulunanı değil şirketi ilgilendirir nitelikte olduğu, dolayısıyla, şirket adına yapılacak tebliğin, ilgilisinin o anda adreste bulunamaması halinde şirketle ilgisi olmayan eşe yapılamayacağı, kaldı ki tebliğ alındısında, tebligatın neden ilgilisine (şirket temsilcisine) değil de eşine yapıldığı yolunda bir açıklama da bulunmadığından, usulsüz tebligata dayanılarak davayı süre aşımı nedeniyle reddeden Mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuş; davalı idarenin karar düzeltme istemini reddetmiştir.

Vergi Mahkemesi; ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak; dava dilekçesinde ihbarnamenin tebliğ tarihinin 03.12.2011 olarak belirtildiği, öte yandan adreslerinde bulunamayan şirketlerle ilgili tebligatların, ancak şirket müdürleri ile ortaklarına ikametgah adreslerinde yapılabileceği, aynı konutta oturan kişiler açısından yapılacak tebligat konusunda ise Yasa’da herhangi bir sınırlama getirilmediği gerekçesiyle, ısrar etmiştir.

Davacı tarafından; şirketle hiçbir ilgisi bulunmayan şahsa yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu söylenemeyeceğinden, sürelerin, bu tarihten başlatılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek ısrar kararının bozulması istenmiştir.

Karar: Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Vergi Mahkemesinin ısrar kararı, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.

Bu nedenlerle, temyiz isteminin reddine, kararın tebliğ tarihini izleyen on beş (15) gün içinde Danıştay nezdinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, oyçokluğuyla karar verildi(*).

(*)         KARŞI OY: Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesi’nin kararında yer  alan   hukuksal   nedenler   ve   gerekçe   uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.