E-Tebligat Uygulamasında Verilen Cezalar

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Vergide E-Tebligat Uygulamasında Verilen Cezaların Dayanağının hukuka aykırı olduğuna karar verdi.

27 Ağustos 2015 günlü Resmi Gazete’de Yayımlanan 456 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile vergi dairelerince düzenlenen ve muhataplarına 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tebliği gereken evrakın, Gelir İdaresi Başkanlığı aracılığıyla elektronik ortamda tebliğ edilmesi ile ilgili usul ve esaslar düzenlenmiştir.

Tebliğin 9. maddesi ile de elektronik tebligat sistemine dahil olması zorunlu olanlardan bu Tebliğ ile getirilen yükümlülüklere uymayanlar için Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve mükerrer 257 nci maddeleri uyarınca, Kanunun Mükerrer 355 inci maddesindeki cezai müeyyide uygulanacağı düzenlenmiştir.

456 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin yürürlüğünün durdurulması ve iptali istemli davada; Danıştay 4. Dairesi davayı reddetmiş yapılan temyiz üzerine Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 08/11/2017 günlü E:2017/618 K:2017/521 sayılı kararı ile dava konusu tebliğin “ceza hükümleri” başlıklı 9 uncu maddesi yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına karar vermiştir.

Bu karar aşağıdaki gibidir…

T.C.
 DANIŞTAY
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No: 2017/618
Karar No: 2017/521
Temyiz Eden______________ : Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı , ‘
Vekili___________________ : Av. Ekim ERGÜN ‘
Oğuzlar Mahallesi 1366. Sokak No:3 Balgat – Çankaya/ANKARA
Karşı Taraf______________ : Maliye Bakanlığı – ANKARA
Vekili___________________ : Av. İlknur YAMAK – (Aynı yerde)
İstemin_Özeti____________: Dava; 27.8.2015 tarih ve 29458 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
456 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
Danıştay Dördüncü Dairesi, 23.5.2017 gün ve E:2015/9443, K:2017/4748 sayılı kararıyla;
Anayasaya aykırılık iddiasının ciddi görülmeyerek işin esasına geçildiği. Tebliğin dayanağı 213
sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesi ile Maliye Bakanlığına, vergi dairelerince düzenlenen
ve muhataplarına anılan Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evraklara ilişkin olarak elektronik
ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurma veya kurulmuş olanları kullanma,
tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirme ve kendisine elektronik ortamda
tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirleme yetkisi verildiği,
dava konusu Tebliğ ile elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili teknik altyapının kurulduğu,
tebliğe elverişli elektronik tebligat adresinin Başkanlık tarafından internet vergi dairesi bünyesinde
oluşturulduğu, elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilen ve kendisine elektronik ortamda
tebliğ yapılabilecek olanların; a) Kurumlar vergisi mükellefleri, b)Ticari, zirai ve mesleki kazanç
yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar (Kazançları basit usulde tespit edilenlerle gerçek
usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler hariç), c)İsteğe bağlı olarak kendilerine elektronik tebligat
yapılmasını talep edenler olduğu, kurumlar vergisi ile gelir vergisi mükelleflerinin ve isteğe bağlı
olarak kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep edenlerin bildirimi ve elektronik tebligat
adresi edinmesine ilişkin esaslara yer verildiği, internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve
şifresi edinme ile ilgili Tebliğ ekinde yer alan Elektronik Tebligat Talep Bildirimi ile bildirimde
bulunan mükelleflere vergi dairesince, müracaat anında sistemden üretilecek internet vergi dairesi
kullanıcı kodu, parola ve şifreyi ihtiva eden kapalı bir zarf verileceği, şifre zarfının mükellef veya
yetkili kişiye tesliminde tutanak düzenleneceği, 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken
evrakın, elektronik imza ile imzalanacağı ve vergi dairesi adına Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından
muhatabın elektronik tebligat adresine iletileceği, elektronik tebligat sistemine internet vergi dairesi
üzerinden erişileceği, internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresine sahip olan gerçek ve
tüzel kişilerin şifreleriyle elektronik tebligat adreslerine ulaşacakları, internet vergi dairesi kullanıcı
kodu, parola ve şifresi olmayan gerçek kişilerin ise sisteme her girişte yapılan kimlik doğrulaması
ile elektronik tebligat adreslerine erişecekleri, Kanunun 107/A maddesi gereğince, elektronik
imzalı tebliğ evrakının muhatabın elektronik ortamdaki adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci
günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacağı, olay kayıtlarının, işlem zaman bilgisi eklenerek erişebilir.

şekilde arşivlerde otuz yıl süreyle saklanacağı, hesaba erişim bilgilerinin iletimi,11e sisteme^
güvenli bir şekilde yapılması için gerekli tedbirlerin Gelir İdaresi Başkanlığı tarafincfa.n alınacağı,
talep halinde elektronik tebligata ilişkin delil kayıtlarının ilgilisine veya yetkili mercilere sunlilacağı,

zorunlu veya ihtiyari olarak elektronik tebligat sistemine dahil olanların; tüze;! kişiler’de ticaret sicil
kaydının silindiği (nevi değişikliği ve birleşme halleri dahil) tarih itibariyla, elektronik tebligat
adresinin kapatılacağı, gerçek kişilerde ise, ilgilinin ölümü veya gaipliğine karar verildiğinin idare
tarafından tespit edildiği durumlarda ölüm/karar tarihi itibariyla ilgilinin elektronik tebligat adresinin
re’sen kapatılacağı, bunun dışında sistemden çıkılmasının mümkün olmadığı, muhatabın
Elektronik Tebligat Talep Bildirimini süresinde, tam ve doğru olarak vergi dairesine beyan etmekle,
bildirimde belirtilen tüm şartlara riayet etmekle, beyan edilen bilgilerde meydana gelecek
değişiklikleri öncesinde veya en geç değişiklik tarihinde vergi dairesine bildirmekle, sistem
kullanımına ilişkin olarak kendisine verilmiş olan kullanıcı kodu, parola ve şifre gibi bilgileri
korumakla, üçüncü kişilerle paylaşmamakla ve başkasına kullandırmamaca, sözü edilen bu
bilgilerin istenmeyen şekilde üçüncü kişilerin eline geçtiğinin tespit edilmesi halinde derhal vergi
dairesine bilgi vermekle yükümlü oldukları, elektronik tebligat sistemine dahil olması zorunlu
olanlardan bu Tebliğ ile getirilen yükümlülüklere uymayanlar için Kanunun 148, 149 ve mükerer
257’nci maddeleri uyarınca. Kanunun mükerrer 355’inci maddesindeki cezai müeyyidenin
uygulanacağı, Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrakın muhataplara elektronik tebligat
sistemi ile tebliğ edilebileceği gibi Kanunda yer verilen diğer tebligat hükümlerine göre de tebliğ
edilebileceği, bağlı vergi dairesi müdürlüklerinde (mal müdürlükleri) elektronik tebligat sistemine
teknolojik uyum çalışmaları devam etmekte olduğundan, bağlı vergi dairesi müdürlükleri
mükelleflerinin Tebliğ kapsamında bulunmadığı düzenlemelerinin getirildiği, söz konusu
düzenlemeler ile davalı idarenin, 213 sayılı Kanunun kendisine verdiği yetkiyi kullanarak hızla
ilerleyen teknolojik gelişmelere kamu kurumlarının da uyum sağlayabilmesi ve bilgi teknolojilerinin
kullanımının yaygınlaştırılarak vergi idaresinin daha etkin bir biçimde görev yapmasını amaçladığı,
elektronik tebligat ile hizmet kalitesinin arttığı, tebliğ edilen belgenin içeriğinin başkaları tarafından
değiştirilemeyeceğinin garanti edildiği, böylece bilgi güvenliği sağlanarak kişisel verilerin
korunduğu, güvenilir olduğu, fiziki ortamda haftalarca süren tebligat işleminin, elektronik tebligat
sistemi ile saniyeler içinde gerçekleştirilebildiği, elektronik tebligat sisteminde tebligatın ne zaman
yapıldığı, gönderen kurumun ve alıcının kim olduğu, gönderilen tebligatın ve eklerinin ne olduğu
hususlarının görüntülenebildiği, dolayısıyla bu konularda ihtilafa yer bırakılmadığı, fiziki ortamda
yapılan tebligatlar ücretli iken elektronik tebligat ile yapılan tebligatlarda herhangi bir masraf
bulunmadığından bütçeye katkısı olduğu, elektronik tebligat sistemiyle yapılan tebligatların kâğıt,
zaman ve enerji tasarrufu sağladığı, elektronik tebligat uygulaması ile vergi mükelleflerinin vergi
işlemlerinden daha hızlı haberdar olacağı, sistem ile tebliğ işlemlerinde karşılaşılan bir takım sorunlar ortadan kaldırılarak, usule ilişkin hatalar nedeniyle vergi alacağının tahsil edirrneSİnle
yaşanabilecek problemlerin giderilmeye çalışıldığı, elektronik ortamda yapılacak tebligatın, fiziksel
tebligat yöntemlerine göre daha güvenli ve hızlı olacağı, Tebliğde, elektronik verilere ulaşma
kolaylığı ve elektronik ortamın delil oluşturmadaki etkisi gözetilerek elektronik verilerin otuz yıl
süre ile saklanacağı düzenlemesi ile idarenin denetimi ve tebliğe ilişkin belgelerin ispatının
kolaylaştırıldığı, kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrakın muhataplarına elektronik tebligat
sistemi ile tebliğ edilebileceği gibi diğer tebligat hükümlerine göre de tebliğ edilebileceği
düzenlemesi ile elektronik tebligat sisteminde karşılaşılabilecek aksaklıkların giderilmesi ve
yaşanabilecek hak kayıplarının önlenmesinin sağlandığı, öte yandan, ilgililer hakkında Tebliğin
uygulanması dolayısıyla tesis edilecek tüm işlemlerin yargı denetimine tabi olduğu da göz önünde
bulundurulduğunda, Tebliğde yer alan genel nitelikli düzenlemelerin üst hukuk normlarına aykırı
bir yönünün bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Davacı tarafından; dava konusu Tebliğle getirilen düzenlemelerin mahkemeye erişim
hakkı ve dolayısıyla adil yargılanma hakkına yönelik bir müdahale olduğu, hakkında tesis edilen
işlemi öğrenme imkanı bulunmayan muhatabın idareye başvurma ya da dava açma hakkını
kullanamayacağı, elektronik ortamda yapılan tebligata bağlanan sonuçlar nedeniyle anılan
kuralların kanun yoluna başvurmayı önemli ölçüde engellediği, 213 sayılı Kanunun 107/A
maddesinin Anayasaya aykırı olduğu, isteğe bağlı olarak sisteme girenlerin de sistemden
ayrılamamalarının, verilen yetkinin aşılması anlamına geldiği. Tebliğle, Kanunun açıkça
düzenlemediği bir fiil için ceza ihdas edilemeyeceği ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
Savunmanın Özeti________: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Selim GÜNDOĞDU
Kanuni dayanağı bulunmadığından dava konusu Tebliğin, “Ceza
Hükümleri” başlıklı 9’uncu maddesi bakımından temyiz isteminin kabulü ile kararın anılan hüküm
fıkrasının bozulması; diğer bölümlere ilişkin hüküm fıkrası yönünden ise istemin reddi gerektiği
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten
sonra gereği görüşüldü;
27.8.2015 tarih ve 29458 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 456 Sıra No.lu Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliğinin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen Daire kararı davacı
tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçildi.

Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Dördüncü
Dairesi kararının, davaya konu Tebliğin “Ceza Hükümleri” başlıklı 9’uncu maddesi âışında kafan
bölümleri yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrası, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile
Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan
hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun dava konusu Tebliğe dayanak alınan 107/A
maddesinde, bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93’üncü maddede sayılan
usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda
tebliğ yapılabileceği; elektronik ortamda tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi
izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı; Maliye Bakanlığının, elektronik ortamda
yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya,
tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda
tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu
hükmüne yer verilmiştir.

Kanunun 148’inci maddesinde, kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya
mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzel kişilerin, Maliye Bakanlığının veya vergi
incelemesi yapmaya yetkili olanların istiyecekleri bilgileri vermeye mecbur oldukları; 149’uncu
maddesinde kamu idare ve müsseseleri (Kamu hizmeti ifa eden kurum ve kuruluşlar dahil) ile
gerçek ve tüzel kişilerin vergilendirmeye ilişkin olaylarla ilgili olarak Maliye Bakanlığı ve vergi
dairesince kendilerinden yazı ile istenecek bilgileri belli fasılalarla ve devamlı olarak yazı ile
vermeye mecbur oldukları belirtilmiş; mükerrer 257’nci maddesinin 4’üncü fıkrasında, bu Kanunun
149’uncu maddesine göre devamlı bilgi vermek zorunda olanlardan istenilen bilgiler ile vergi
beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak
suretiyle internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında
verilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak
gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, beyanname, bildirim ve
bilgilerin aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit
etmeye, bu zorunluluğu beyanname, bildirim veya bilgi çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet
konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya, kanuni süresinden sonra kendiliğinden veya pişmanlık
talepli olarak verilen beyannameler üzerine düzenlenen tahakkuk fişi ve/veya ihbarnameleri
mükellefe, vergi sorumlusuna veya bunların elektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi
verdiği gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda tebliğ etmeye ve buna ilişkin usûl ve esasları
belirleme hususunda Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. 213 sayılı Kanunun mükerrer 355’inci maddesinde ise bu Kanunun 86, 148, 140,150, 256
I ‘
ve 257’nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257’nci maddesi ve Gelir Vergisi
Kanununun 98/A maddesi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlara (Kamu idare ve
müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dahil) özel usulsüzlük cezası
kesileceği hükme bağlanmıştır.
Dava konusu Tebliğin “Ceza Hükümleri” başlıklı 9’uncu maddesinde, elektronik tebligat
sistemine dahil olması zorunlu olanlardan bu Tebliğ ile getirilen yükümlülüklere uymayanlar için
Kanunun 148, 149 ve mükerrer 257’nci maddeleri uyarınca. Kanunun mükerrer 355’inci
maddesindeki cezai müeyyidenin uygulanacağı; ceza uygulaması sonrasında re’sen oluşturulan
internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresinin gerçek kişilerde mükellefe, tüzel kişiler ile
tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde doğrudan kanuni temsilcisine tebliğ edileceği ve elektronik
tebligat adreslerine tebligat gönderimine başlanılacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
Anayasanın 38’inci maddesinin binnci fıkrasında, “Kimse, … kanunun suç saymadığı bir
fiilden dolayı cezalandırılamaz” ifadesiyle “suçta kanunilik”; üçüncü fıkrasında da “ceza ve ceza
yerine geçen güvenlik tedbirleri, ancak kanunla konulur” ifadesiyle de “cezada kanunilik” ilkeleri
güvence altına alınmıştır. Anayasada öngörülen “suçta ve cezada kanunilik ilkesi”, insan hak ve
özgürlüklerini esas alan bir anlayışın öne çıktığı günümüzde, ceza hukukunun da temel
ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Anayasaya paralel şekilde 5326 sayılı Kabahatler Kanununun
“Kanunilik İlkesi” başlıklı 4’üncü maddesinde hangi fiillerin kabahat oluşturduğunun, kanunda
açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve
hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği; kabahat
karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının, ancak kanunla belirlenebileceği kurala
bağlanmıştır.
Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, hukuk devletinin kurucu unsurlarındandır. Kanunilik
ilkesi, genel olarak bütün hak ve özgürlüklerin düzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın
yanısıra, suç ve cezaların belirlenmesi bakımından özel bir anlam ve öneme sahip olup, bu
kapsamda kişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiillerden dolayı keyfi bir
şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmekte, buna ek olarak, suçlanan kişinin lehine
olan düzenlemelerin geriye etkili olarak uygulanması sağlanmaktadır. (AYM, B. No: 2013/849,
15/4/2014, §32).
Kamu otoritesinin ve bunun bir sonucu olan ceza verme yetkisinin keyfi ve hukuk dışı
amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi, kanunilik ilkesinin katı bir şekilde uygulanmasıyla
mümkün olabilir. Bu doğrultuda, kamu otoritesini temsil eden yasama, yürütme ve yargı erklerinin,
bu ilkeye saygılı hareket etmeleri; suç ve cezalara ilişkin kanuni düzenlemelerin sınırlarının,
yasama organı tarafından belirgin bir şekilde çizilmesi, yürütme organının sınırları kanunla belirlenmiş bir yetkiye dayanmaksızın, düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza ihdas etm’emesİ, ceza
hukukunu uygulamakla görevli yargı organın da kanunlarda belirlenen suç ve cezaların kapsamını
yorum yoluyla genişletmemesi gerekir. (B. No: 2013/849, 15/4/2014, § 32)

 

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.