fbpx

Makaleler

E-haciz Nedir ?

E-haciz Nedir ? , 6183 sayılı AATUHK’nun 79. maddesi 8/4/2006 tarih ve 26133 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 5479 sayılı yasanın 5. maddesi ile değişikliğe uğramış ve yeni hükme göre Maliye Bakanlığı “haciz konusunda ” önemli yetkilerle donatılmış bulunmaktadır.

Buna göre AATUHK’nun 440 sayılı genel tebliği hükmü uyarınca idare vergi borcu bulunan mükelleflerin herhangi bir yerde, bankalarda veya üçüncü şahıslarda veya herhangi bir kurumda alacağının bulunduğunu tespit etmesi halinde “haciz bildirisi” tebliğ etmek ve buna göre de bu alacağı tahsil yoluna gidebilmektedir.

Daha sonra yürürlüğe giren 6183 sayılı kanunla ilgili Seri A, Sıra No: ] tebliği ile yapılan açıklamalar 3. şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi konusunda yeterli açıklamalar ve örneklerle uygulama somutlaştırılmaktadır.

Elektronik ortamda haciz bildirileri ilgili kurumlara alacaklı vergi daireleri tarafından yapılabilmektedir. E-haciz bildirileri yoluyla vergi borcunu ödemeyen mükelleflerin diğer 3. şahıslardaki alacakları da bu şekilde takip edilebilmektedir. Böyle bir durum karşısında kendisine elektronik ortamda HB2 tebligatını alan kurum haciz bildirisini yollayan asıl alacaklı idareye bilgi vermek zorundadır. Öte yandan, kendisine HB2 tebliğ edilen kimse bu alacağı ilgili vergi dairesine yollamak zorundadır.

Mücbir Sebep Halinin Dava Sürelerine Etkisi

E-haciz Nedir ?

Uygulamada bu yasa hükmü bazen alacaklı kamu idaresi tarafından yanlış uygulanabilmektedir. Örneğin; miktar itibariyle ne kadar alacağı olduğunu tespit etmeden idare haciz bildirisi tebliğ yaparak mükellefin bütün alacağına haciz koyabilmektedir. Bu durum mükelleflerin alacaklı olduğu şirketler ve ilişkide bulunduğu kurumlardaki hak ve alacaklarına zarar verebilmektedir. Burada 7 günlük süre içerisinde ilgili kurum “yanıt” vermemesi halinde de borç ilgili kurumun zimmetinde olduğu var sayılmaktadır.

6183 sayılı yasanın 79. maddesine göre borcun olmadığı veya malın kendisinde bulunmadığını veya uhdesinde böyle bir mükellefin alacağı bulunmadığını beyan etmeyen, yanıt vermeyen kişi veya kuruluşlar adeta borçlu mükellef gibi aynı kefeye konulabilmektedirler.

Bu durum uygulamada çeşitli hatalı işlemlerin yapılmasına neden olabilmektedir. Hatta bu konuda bir yıl
içerisinde “menfî tespit davasının ” da açılması zorunlu bulunmaktadır. 7 gün içerisinde cevap vermeyen ve 1 yıl içerisinde de menfi tespit davası açmayan kişilerin durumu ne olacaktır? Bu durum kanımızca tartışılması gereken önemli bir konudur. Çünkü alacaklı idare koyduğu haciz bildirisinde sadece kendi alacağının dökümünü yapmaktadır. İdare, borçlu mükellefin karşı taraftan ne miktarda hesabı cari alacağının miktarı konusunda
yeterli bir bilgiye sahip değildir.

Yüksek mahkeme Danıştay tarafından verilen bir kararda konuyla ilgili yapılacak haciz bildirilerinde alacak miktarının saptanmasının zorunlu olduğuna karar verilerek idarece yapılan haciz bildirisi işlemi iptal edilmiştir.’

VERGİ MÜKELLEFİ SAVUNUCULARI DERNEĞİ
Soru ve sorunlarınız için derneğimize üye olabilirsiniz. Detaylı Bilgi İçin: 0850 304 95 42 veya 0216 606 08 10