Deniz Taşımacılığı Sektörüne Sağlanan Vergisel Avantajlar

Deniz Taşımacılığı Sektörüne Sağlanan Vergisel Avantajlar türk denizciliğinin gelişmesi ve yabancı bayraktaki gemilerin Türk Bayrağına geçirmek amacıyla 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu’nun 12’nci Maddesi ile getirilen; Türk Uluslararası Gemi Sicili’ne kayıtlı gemilerin işletilmesinden ve devrinden elde edilecek kazançlara ilişkin istisna uygulamasının kapsamı, 6770 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”da yapılan düzenleme uyarınca genişletilmiş, bu yeni düzenleme uyarınca TUGS’a kayıtlı gemi ve yatların 6770 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 27.01.2017 tarihinden itibaren bu sicilden terkin edilerek başka bir sicile kaydedilmek üzere veya başka suretlerle devrinden doğan kazançlar için de bu istisnadan yararlanma hakkı tanınmıştır.

Bu durum değişiklik öncesi TUGSK’nun 12’nci Maddesinin gerekçesi ile çelişir bir durum arz etmiştir.

Yazımızı da özellikle söz konusu istisna uygulamasının değişiklik sonrası yeni kapsamı, Türk denizciliğini geliştirmek ve yabancı bayraktaki gemilerin Türk Bayrağına geçmesini teşvik etmek amacıyla düzenlenen TUGSK’un 12’nci Madde gerekçesi açısından değerlendirilmiş ve muhtemel sonuçları tespit olunmuş ayrıca başta 4490 sayılı TUGSK’un 12’nci maddesi ile öngörülen istisna düzenlemeleri olmak üzere, sektöre yönelik diğer mali teşvikler ile uygulamaya ilişkin usul ve esaslar açıklama konusu yapılmıştır.

Giriş
Dünya taşımacılığının 2008-2017 yıllarındaki yüzdelik dağılımı tablosunda 2016 yılında denizyolunun payı % 84 olarak gerçekleşmiş olup, 2017 yılı için de öngörülen değer % 84’tür. 2009 yılı global krizde tüm ulaşım modları ile yapılan küresel mal taşımaları %12 azalmış, fakat toplam uluslararası mal taşımaları içindeki deniz taşımacılığının payı 2008 yılındaki %79’dan 2009’da % 87’e yükselmiştir[1]. Söz konusu istatistiki veriler deniz taşımacılığı sektörünün dünya ticaretindeki yerini tartışılmaz kılmaktadır.

2016 yılında dünya deniz ticaretinin % 84’ü, Türkiye’nin dış ticaretinin ise yaklaşık % 87’si denizyoluyla taşınmıştır. 1980 yılında denizyolu ile taşınan 22,9 milyon ton olan dış ticaret yüklerimiz 2016 yılında 311,6 milyon tona yükselmiştir[2].

Gemicilik sektörünün gerek küresel ekonomi içerisindeki ve gerekse de ülke ekonomisi içindeki önemi ortada iken, gemilerin taşıdığı bandırayı belirleyen en önemli etken ise ülkelerin deniz ticaretine koyduğu vergi oranları ile gemilere sağladığı istisna ve indirim gibi mali imkânlardır. Bu konuda ülkeler arasında rekabetlerde yaşanmakta, her ülke kendi vergi sistemlerinde gemilere çeşitli mali teşvik ve kolaylıklar sağlamak suretiyle ülke ekonomisine katkı sağlamaları temin olunmaya çalışılmaktadır.

Türk vergi sistemimiz içerisinde başta 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu olmak üzere çeşitli vergi kanunlarında denizcilik sektörünün ülke ekonomisi için taşıdığı önem dikkate alınarak çeşitli istisna ve muafiyetler tanınmıştır.

Türk denizciliğinin geliştirilmesini hızlandırmak ve ekonomiye katkısını artırmak amacıyla oluşturulan TUGS’a kayıtlı balıkçı gemileri de dahil ticaret gemileri ile turizm şirketleri envanterine kayıtlı ticari yatların temin ve işletilmesinde kolaylık sağlamaya yönelik hazırlanan 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Dair Kanun[3](4490 sayılı TUGSK)’nun 12’nci maddesinde “Mali hükümler” başlığı altında, Türkiye Uluslararası Gemi Sicili(TUGS)’ne kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesine ve devrine yönelik elde edilen kazançların, gelir ve kurumlar vergileriyle fonlardan[4] istisna olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu Kanunun uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla Türk Uluslararası Gemi Sicil Yönetmeliği(TUGSY) yayımlanmıştır[5].

Denizcilik sektörünü teşvik etmek amacıyla başlangıçta 4490 sayılı TUGSK’un 12’nci Maddesi ile getirilen birtakım vergisel avantajlara daha sonrasında KDV Kanunu ile ÖTV Kanunu’nda yapılan düzenlemeler ile ilaveler yapılmıştır.

Türk Vergi Sistemimizde yer alan denizcilik sektörüne ilişkin söz konusu vergi avantajlarını aşağıdaki şekilde tasnif etmek mümkündür.

TUGS’a kayıtlı olan gemi ve yatların işletilmesi ve devrinden sağlanan kazançlarda gelir veya kurumlar vergisi istisnası
Gemiadamlarına ödenen ücretlerde gelir vergisi istisnası
TUGS’a kaydedilecek gemilere ve yatlara ilişkin alım, satım, ipotek, tescil, kredi, navlun mukavelelerinde damga vergisi, banka ve sigorta işlemleri vergisi ve harç istisnası
Faaliyetleri kısmen veya tamamen deniz taşıma araçlarının kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere, deniz araçlarının tesliminde, tadil, onarım ve bakım hizmetlerinde, imal ve inşasına ilişkin yapılan alım ve hizmetlerde kdv istisnası
Hurda gemilerin sökülmesi sonunda elde edilip aynı amaçla kullanılmak üzere satılan metal aksam (pervane, motor, telsiz, radyo-teyp, uydu alıcısı vb.) teslimlerinde Kdv tevkifat istisnası
TUGS ve Millî Gemi Siciline(MGS) kayıtlı olup münhasıran yük ve yolcu taşıyan gemilere, ticarî yatlara, hizmet ve balıkçı gemilerine teknik özelliği ile mütenasip miktardaki yakıt teslimlerinde Ötv istisnası
Harç uygulamasında sadelik
Denizcilik sektörüne sağlanan ve yukarıda belirtilen mali teşviklere ilişkin temel düzenleme 4490 sayılı TUGSK’un 12’nci maddesinde yapılmış, istisnaların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ise her vergi türleri itibariyle ayrı ayrı olmak üzere kendi tebliğlerinde ayrıntılı düzenleme konusu yapılmıştır.

Deniz taşımacılığı sektörüne tanınan mali teşviklere yönelik son olarak “6770 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun[6]”da(6770 sayılı Torba Yasa) yapılan düzenleme kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından “1 seri No.lu Kurumlar Vergisi̇ Genel Tebli̇ği̇’nde Değişiklik Yapılmasına Dair 12 seri No.lu KV Genel Tebliğ[7](12 Seri No.lu Genel Tebliğ)” nde Türk Uluslararası Gemi Sicili’ne kayıtlı gemilerin işletilmesinden ve devrinden elde edilecek kazançlara ilişkin istisna uygulamasının kapsamı genişletilmiştir.

Bu makalemizde başta 4490 sayılı TUGSK’un 12’nci maddesi ile öngörülen ve vergi kanunlarında karşılık bulan istisna düzenlemeleri olmak üzere, sektöre yönelik diğer mali teşvikler ile uygulamaya ilişkin usul ve esaslar açıklama konusu yapılacak ayrıca bu konuda bazı özellik arz eden konular değerlendirme konusu yapılacaktır.

Gelir Ve Kurumlar Vergisi’nde Yer Alan İstisna Düzenlemeleri
B.1- TUGS’a Kayıtlı Olan Gemi Ve Yatların İşletilmesi Ve Devrinden Sağlanan Kazançlarda İstisna Uygulaması

B.1.1- İstisnanın Kapsamı

4490 sayılı TUGSK ile Türk denizciliğinin gelişmesi ve yabancı bayraktaki gemileri yeniden Türk Bayrağına geçirmek amacıyla MGS’ye ek olarak[8], Mülgâ Denizcilik Müsteşarlığı bünyesinde ilk kez İstanbul’da ikinci sicil ve uluslararası bir gemi sicili kurulmuştur[9].

4490 sayılı TUGSK’un 5266 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesiyle değişik 12’nci maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun uyarınca oluşturulan Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden ve devrinden elde edilen kazançlar, gelir ve kurumlar vergileriyle fonlardan istisnadır.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, 4490 sayılı Kanunla oluşturulan TUGS’a kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden elde edilen kazançlar, gemi ve yatların gerçek kişiler tarafından (dar mükellef gerçek kişiler dahil) işletilmesi halinde gelir vergisinden, tüzel kişiler tarafından (dar mükellef kurumlar dahil) işletilmesi halinde kurumlar vergisinden; Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin devrinden elde edilecek kazançlar da gelir ve kurumlar vergisinden istisna olacaktır.

Bu istisna, gerçek ve tüzel kişilerin TUGS’a kayıt ettirdikleri gemilerin ve yatların

İşletilmesinden[10] ve
Devrinden elde ettikleri kazançlar
ile sınırlıdır.

Türkiye’de inşa edilen ve TUGS’a kayıtlı olan gemi ve yatların işletilip işletilmediğine bakılmaksızın devrinden elde edilen kazançlar söz konusu istisna uygulamasından yararlanabilecektir.

TUGS’a kayıtlı gemi ve yatların devrinden elde edilen kazançlarda istisnanın kapsamı 6770 Sayılı Torba Yasa ile genişletilmiş buna göre TUGS’a kayıtlı gemilerin bu sicile 3’üncü bir kişi adına kayıt şartıyla devri, istisna kapsamında iken yani sicil dışına, yurt dışına satışı istisna kapsamında değerlendirilmezken yeni düzenleme uyarınca
istisna kapsamı sicil dışına yani yurt dışına yapılacak devir satışlarını da kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

B.1.2- İstisnanın Şartları

4490 sayılı TUGSK’un “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde(TUGSY Mad.4) sicile konu gemi ve yatların tanımına yer verilmiş, 4’üncü maddesinde(TUGSY Mad.2)ise hangi gemilerin ve yatların TUGS’a talep üzerine tescil edileceği belirtilmiştir.

Buna göre Kanunda geçen gemi kavramı; ticari amaçla kullanılan her türlü yük, yolcu ve açık deniz balıkçı gemilerini ifade etmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[11]’nun Deniz ticaretine ilişkin düzenlemelerin hüküm altına alındığı 5’inci kitap 1’inci kısım, 1’inci bölüm “Tanımlar” başlıklı 931’inci maddesinde gemi, ticaret gemisi; “Tahsis edildiği amaç, suda hareket etmesini gerektiren, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan her araç, kendiliğinden hareket etmesi imkânı bulunmasa da, bu Kanun bakımından “gemi” sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır.

TUGS’a tescil olunan bu kapsamdaki gemi ve yatlara Türk bayrağı çekilmektedir.

TUGS’a kayıtlı gemi ve yatların işletilmesi ile devrinden elde edilen kazançlarda istisna uygulamasına ilişkin gerek ana hatlarının düzenlendiği 4490 sayılı TUGSK’un 12’nci maddesinde ve gerekse de istisna uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlendiği 1 seri numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde(istisna uygulamasının kapsamını genişleten 12 Seri No.lu Genel Tebliği ile eklenen paragraflar da dikkate alınarak) istisnanın şartları aşağıdaki şekilde açıklanabilir.

TUGS’a Kayıtlı Olması Şartıyla Gemilerin, Deniz Taşımacılığı Faaliyetinden Elde Ettiği Kazançların İstisna Tutulması
Söz konusu istisna uygulamasından yararlanmanın temel şartı deniz taşımacılığı faaliyetine konu gemi ve yatların TUGS’a kayıtlı olmasıdır. Bu noktada işletim faaliyetine konu gemi ve yatlar nereden teslim alınmış veyahut nerede inşa edilmiş olursa olsun ya da ister dar mükellef gerçek kişi veya kurum isterse de tam mükellef gerçek kişi veya kurum adına bu sicile tescil edilmiş olsun, TUGS’a kayıt olunması şartıyla gemi ve yatların işletim faaliyeti sonucu elde edilen kazançlar istisna olarak değerlendirilmektedir.

TUGS’a kayıt edilmiş olması, istisna uygulamasında temel şart olarak belirlendiği için anılan deniz araçlarının sadece malikleri değil kiralama yoluyla kullanım hakkını devralan tam mükellef veya dar mükellef gerçek ve ya tüzel kişilerde, kiraladıkları bu gemilerin TUGS kaydı olması halinde işletim faaliyeti sonucunda elde ettikleri kazançlar istisna kazanç olarak dikkate alınacaktır.

TUGS’a Kayıtlı Bir Geminin, Aynı Sicile Bir Başka Kişi Adına Tescil Edilmesi Şartıyla Elde Edilen Devir Kazançlarının İstisna Tutulması
Türk Uluslararası Gemi Sicili’ne kayıtlı gemi ve yatların aynı sicilde kalmak şartıyla bir başka gerçek kişi veya tüzel kişi adına kayıt edilerek devredilmesi suretiyle elde edilen devir kazançları bir başka şart aranmaksızın gelir veya kurumlar vergisinden istisna tutulacaktır.

Gemi ve yatların devir halinde istisnadan yararlanılabilmesi için, devir sonrasında da anılan sicile kaydın devam etme zorunluluğu bulunmaktadır.

Bilindiği üzere vergi hukukumuzda mevcut çoğu istisna düzenlemesinin bir de müstesnası bulunmaktadır. 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde “Türkiye’de inşa edilen gemi ve yatlardan anılan Sicile kayıtlı olanların işletilip işletilmediğine bakılmaksızın devrinden elde edilen kazançlar da istisna kapsamında değerlendirilecektir.” denilmek suretiyle söz konusu devir kazançlarına ilişkin düzenlemenin müstesnası niteliğinde bir düzenleme yapılmıştır.

Anılan açıklamanın mefhumu muhalifinden yurt dışında inşa edilmiş bir gemi, TUGS’a kaydı yapıldıktan sonra ancak deniz taşımacılığı faaliyetine konu edilmeden önce ve yine TUGS içinde kalarak bir başka kişi adına tescil edilmek suretiyle devredilmesi halinde söz konusu istisnadan yararlanılması mümkün olmayacaktır.

Görüleceği üzere yabancı memleketlerde inşa edilen gemi ve yatların devrinden elde edilecek kazançların istisna uygulamasından yararlanması için ayrıca deniz taşımacılığı faaliyetinde bulunma şartı aranılmaktadır.

Türk Uluslararası Gemi Sicilinden Terkin Edilerek Bir Başka Sicile Kaydedilmek Üzere Devredilen Gemi ve Yatların, En Az Altı Ay Süreyle TUGS’a Kayıtlı Olarak İşletilmiş Olması Şartıyla, Devrinden Doğan Kazançların İstisna Tutulması
6770 sayılı Torba Yasa’nın 14 ve 15’inci maddelerinde yapılan düzenlemelerle 4490 sayılı TUGSK’un “Mali hükümler” başlıklı 12’nci maddesinin kapsamı genişletilmek suretiyle değiştirilmiştir.

Yapılan yeni düzenleme ile TUGS’a kayıtlı gemi ve yatların 6770 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 27.01.2017 tarihinden itibaren bu sicilden terkin edilerek başka bir sicile kaydedilmek üzere veya başka suretlerle devrinden doğan kazançlar için de bu istisnadan yararlanılabilecektir.

Öte yandan, yurt dışından ithal edilerek 4490 sayılı TUGSK’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca Türk Uluslararası Gemi Siciline kaydedilen 3.000 DWT’nin (yolcu gemileri ile özel maksatlı, özel yapılı gemilerde ise 300 grostonun) üzerindeki gemilerin, bu sicilden terkin edilerek başka bir sicile kaydedilmek üzere veya sair suretlerle devrinden elde edilecek kazançların gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilebilmesi için, en az altı ay süreyle Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı olarak işletilmiş olmaları şartı aranacaktır.

Yapılan yeni düzenleme ile TUGS’a kayıtlı gemi ve yatların yurt dışına devrinden doğan kazançlarda istisna kapsamına alınmıştır.

6770 sayılı Kanun’un Geçici 3’üncü Maddesinde; bu maddenin yürürlüğe girdiği 27.01.2017 tarihinden önce, bu Kanun kapsamında tescile tabi deniz araçları arasında bulunan gemi ve yatların TUGS’dan terkin edilerek bir başka sicile kaydedilmek üzere devrine ilişkin olarak bu Kanun’un 12’nci maddesi kapsamında istisnalardan yararlananlar hakkında, yararlandıkları bu istisna dolayısıyla geçmişe dönük herhangi bir tarhiyat yapılmayacağı, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan varsa açılmış davalardan feragat edilmesi şartıyla vazgeçileceği, tahakkuk eden tutarların terkin edileceği ancak tahsil edilen tutarların red ve iade edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Deniz Taşımacılığı Sektörüne Sağlanan Vergisel Avantajlar
Deniz Taşımacılığı Sektörüne Sağlanan Vergisel Avantajlar

B.1.3- İstisna Kazanç Tutarının Tespiti

İstisnanın uygulanabilmesi için gemilerin işletilmesinden ve devrinden elde edilen hasılattan, bu faaliyetlere ilişkin giderlerin düşülmesi suretiyle istisna kazancın tespiti gerekir.

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun Mad. 5/3 bendi uyarınca istisna kazançlardan elde edilen zararların diğer kazançlardan mahsubu mümkün değildir. Bu sebeple TUGS’a kayıtlı gemilerin işletilmesi sonucunda zarar doğması halinde, bu zararın diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlardan indirilmesi mümkün değildir. Aynı şekilde, gemiye ait amortisman ve itfa payları da dahil olmak üzere bu faaliyet için yapılan giderler, istisna kapsamı dışında elde edilen kazançlardan indirilemeyecektir.

TUGS’a kayıtlı gemilerin deniz taşımacılığı faaliyetlerinden elde edilen kazançlar ile bu gemilerin devrinden doğan kazançlar istisnaya konu olacağından, anılan faaliyetler nedeniyle doğan alacaklara ilişkin kur farkı ve vade farkı ile kazançların değerlendirilmesi sonucu elde dilen faiz gelirlerinin kurumlar vergisinden istisna edilmesi mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, anılan sicile kayıtlı gemilerle yapılan deniz taşımacılığı ile bu gemilerin devrine ilişkin faaliyetlerle ilişkili olmaksızın elde edilen kur farkı, vade farkı gelirleri ile faiz, repo ve benzeri faaliyet dışı gelirler için söz konusu istisna uygulanmayacaktır.

İstisnadan yararlanılabilmesi için kayıtların, istisna kazanç ile diğer faaliyetlerden elde edilen kazanç ayrımının yapılmasını sağlayacak şekilde tutulması gerekmektedir.

B.1.4- Müşterek Genel Giderlerin Dağılımı

Mükelleflerin, Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin işletilmesi faaliyetinin yanı sıra başka faaliyetlerinin de bulunması halinde, varsa müşterek genel giderlerin bu faaliyetlerden elde edilen hasılata orantılı olarak dağıtılması suretiyle kazanç tespitinin yapılması gerekmektedir.

B.1.5- İstisna Kapsamındaki Kazançların Dağıtılması

1 seri no.lu KVK Genel Tebliği’nde kurumların, TUGS’a kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden ve bunların devrinden elde ettiği kazançların, gerçek kişi ortaklara kâr payı olarak dağıtılması halinde, kurum kazancının tamamen veya kısmen gemi ve yatların işletmeciliğinden elde edilip edilmediğine bakılmaksızın, Gelir Vergisi Kanunu’nun Madde 94/6-(b)’ye göre tevkifat yapılması gerektiği hususu bildirilmiştir.

Bu kapsamdaki stopaj yükümlülüğü, TUGS’a kayıtlı ticaret gemileri ile turizm şirketleri envanterine kayıtlı ticari yatları işleten veya devre konu eden hem dar mükellef kurumlar ve hem de tam mükellef kurumlar tarafından yerine getirilecektir.

KVK Mad. 5/1-(a)’da düzenlenen iştirak kazançları istisna düzenlemesi uyarınca tam mükellef kurumlar vergisi mükelleflerine dağıtılan söz konusu kâr payları üzerinden vergi kesintisi yapılmayacak, anılan kurumlarca elde edilen kâr payları iştirak kazançları istisnasından yararlanacaktır.

Vergi kesintisi, kâr payı elde eden gerçek kişilerin gelir vergisine mahsuben yapıldığından, istisna hükmünün yapılacak vergi kesintisine etkisi bulunmamaktadır.

B.1.6- İhtiyaç fazlası malzemenin satılması halinde istisna uygulaması

4490 sayılı TUGSK’un TUGS’a kayıtlı gemilere ait ihtiyaç fazlası malzeme ve sabit kıymetlerin, deniz taşımacılığı faaliyetinin yürütülebilmesi için gemide bulunması zorunlu olan malzeme ve sabit kıymetlerden olması halinde, bunların devrinden elde edilen kazançlar istisnadan yararlanabilecektir.

B.2- Gemi adamlarına Ödenen Ücretlerde Gelir Vergisi İstisna Uygulaması

4490 sayılı TUGSK 12’nci maddesinde TUGS’a kayıtlı gemilerde çalışan personele ödenen ücretlerin gelir vergisi ve fonlardan müstesna olduğu hüküm altına alınmıştır.

Görüleceği üzere gemi adamlarına ödenen ücretlerde istisna uygulamasının yegâne şartı görev yapılan geminin TUGS’a kayıtlı olmasıdır.

Zira vergi idaresi tarafından verilen bir özelgede; 4490 sayılı TUGSK’un 12’nci maddesinde de Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerde ve yatlarda çalışan personele ödenen ücretlerin gelir vergisi ve fonlardan müstesna olduğu ancak, Mili Gemi Siciline kayıtlı gemiler ve bu gemilerde çalışan personelle ilgili olarak herhangi bir istisnaya yer verilmediği gerekçe gösterilerek “Liman Römorkörü” olarak kayıtlı bir gemide çalışan gemiadamlarına ödenen ücretlerin gelir vergisinden istisna edilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilmiştir[12].

İstisna uygulaması sadece gemiadamlarının ücretleri için söz konusu olacak, işletmenin diğer çalışanları bu istisnadan yararlanamayacaktır. Bunlar özellikle, gemi dışındaki personeldir[13]. Gerek gemilerde çalışan personel dışındaki personele (şirket yöneticileri, büro çalışanları ve diğer personel) gemi işletmeleri tarafından ödenen ve gerekse de taşeron olarak bu gemilerde arızi olarak çalışan kişilere kendi işverenleri tarafından ödenen ücretler istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Gemiadamlarının ücretlerinde damga vergisi istisnası uygulanamaz. Kaldı ki, TUGSK, istisnanın gemiadamlarının ücretleri açısından olduğunu hüküm altına almıştır. Damga Vergisine ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır[14]. Gemi personeline ödenen ücretler Damga Vergisi Kanunu’na ekli I sayılı tablonun IV/I-1 gereğince binde 6 oranında damga vergisine tabidir.

Kdv Ve Ötv Kanunlarında Yer Alan İstisna Düzenlemesi
C.1- Faaliyetleri Kısmen Veya Tamamen Deniz Taşıma Araçlarının Kiralanması Veya Çeşitli Şekillerde İşletilmesi Olan Mükelleflere, Deniz Araçlarının Tesliminde, Tadil, Onarım Ve Bakım Hizmetlerinde, İmal Ve İnşasına İlişkin Yapılan Alım Ve Hizmetlerde Kdv İstisnası (KDVK Md.13/a)

Faaliyetleri kısmen veya tamamen deniz, taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçların kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere, bu araçların teslimi, bu araçlara verilen tadil onarım ve bakım hizmetleri ile bu araçların imal ve inşası kapsamında yapılacak emtia ve hizmet alımları KDV’den istisna tutulmuştur.

KDV mükellefiyeti olmayan kişi ve kuruluşlar ile KDV mükellefiyeti bulunmakla birlikte faaliyetleri istisna kapsamındaki araçların kiralanması veya çeşitli şekilde işletilmesi olmayanlara, Kanunun (13/a) maddesi kapsamında yapılan söz konusu araçların teslimi, tadil, onarım ve bakım hizmetleri ile imal ve inşası kapsamında yapılacak emtia ve hizmet alımlarında istisna uygulanmayacaktır.

Ayrıca faaliyetleri kısmen veya tamamen söz konusu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçların kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflerin bu amaç dışında kendi özel kullanımları için belirtilen niteliklerdeki emtia ve hizmet alımlarında istisna uygulanmayacaktır

İstisnanın kapsamına; deniz taşıma araçları, yüzer tesisler ve yüzer araçlar (gemi, yat, kotra, yüzer platform) girmektedir. İnşa halinde gemi olarak tanımlanan tekne kabuğu teslimleri de bu kapsamda KDV’den istisnadır.

Deniz Araçlarının Tesliminde;

İstisna kapsamındaki araçların bedelsiz, icra yoluyla veya benzeri şekillerde satılması veya alınması istisna uygulamasına engel değildir.

Sportif eğlence amacına yönelik deniz motosikletleri, paraşüt çekme tekneleri, sürat motorları, yelkenli tekneler, motorlu paraşüt ve balonlar ile benzerlerinin ve bunların ana motorlarının teslimlerinde istisna uygulanmaz. Simülatör olarak adlandırılan cihazlar ile yüzer tesis niteliğinde olmayan balık çiftlikleri, su ürünleri üretme tesisleri ve benzerleri de istisna kapsamında değerlendirilemeyecektir.

3065 sayılı Kanunun (16/1-a) maddesine göre yurtiçinde teslimleri KDV’den istisna olan malların ithali de vergiden istisnadır.

Buna göre, araçların ithalinde de yukarıdaki şartların gerçekleşmesi halinde istisna uygulanır. İstisnanın uygulanabilmesi için ithal edilecek malların, istisna kapsamında yer aldığını gösteren istisna belgesinin ilgili Gümrük İdaresine ibrazı yeterlidir.

Araçların parça halinde (aynı gümrük beyannamesi kapsamında) ithali istisna uygulamasına engel değildir.

Araçların, imal veya inşa aşamasından sonra ana motor hariç aksam ve parçalarının ithali (Kanunun (16/1-b) maddesi kapsamında olmaması halinde) KDV’ye tabidir. 3065 sayılı Kanunun (13/a) ve (16/1-a) maddelerinde yer alan istisna hükümleri uyarınca KDV ödenmeksizin ithal edilen araçların ticari faaliyetlerde kullanılmadığının tespiti halinde, istisna şartlarının kaybedilmesi nedeniyle alınması gereken vergi Kanunun 48 ve 51 inci maddeleri gereğince ilgili Gümrük İdaresince 4458 sayılı Gümrük Kanunundaki 17 esaslara göre tahsil edilir.

3065 sayılı Kanunun (13/a) maddesinde belirtilen araçların yürürlükteki ihracat hükümleri çerçevesinde yurt dışı edilmesi halinde ihracat istisnası kapsamında işlem yapılacağı tabiidir.

İçeriğin geri kalanını görmek için GİRİŞ yapmanız veya ÜYE olmanız gerekmektedir.

 

Vergi ile ilgili tüm soru ve sorunlarınız için

Mükellef Kriz Hattını arayabilirsiniz.

 0262 606 05 41

 

Soru ve sorunlarınız için derneğimize üye olabilirsiniz. Mükellef Kriz Hattı: 0262 606 05 41